Haber Türk’te Fatih Altaylı’nın Cübbeli Ahmet’i aklamak ve reklamını yapmak üzere, 23 Temmuz 2009 Perşembe akşamı programa çıkarmasını ve pasveren sorularla, Ona kendisini savunma fırsatı sunmasını ve masumlaştırmaya çalışmasını; “Fatih Altaylı insafa geldi, Haber Türk hizaya girdi” sananlar yanılmaktaydı.
— “Jet-ski sefası israf değildir.
— Yüzme, atıcılık ve binicilik emredilmiştir.
— Bu nedenle yüzme havuzu yaptırmak sünnettir.” Diyen Cübbeli Ahmet’e hatırlatmak lazımdı:
Milletimiz fakru zaruret ve ümmetimiz esaret ve zillet altında kıvranırken, bütün imkân ve fırsatlarımızı bu zulüm ve sefaletten kurtulma yolunda harcamamızın farz-ı ayın olduğu bir dönemde; böylesine lüks ve fantezi heveslerinize sünnet kılıflı ruhsatlar uydurmanıza, Hz. Peygamber (A.S) sağ olsaydı nasıl bir tepkiyle sizleri te’dip buyuracaklardı?
Soru: Bir vaazınızda, “Gölcük depreminde faizcileri ve fahişeleri Allah yerle bir etti. İlahi adalet hepsinin belasını verdi” cinsinden laflar etmiştiniz. Bunlar yanlış ve haksız ithamlar değil miydi?
— Ben bu konuşmalarımda yer adı vermekten dolayı pişmanlık içindeyim. Yanlış yaptığımı kabul etmekteyim.
Ehlisünnete göre, birisi zina üzerinde iken ölse bile, o kişiye “kâfir gitti” denilemeyecektir. Meyhane ve kerhanede ölenler bile imanı varsa mümindir. Ama adam beş vakit namazını eda eder ve cami de ölür de, buna rağmen bir ayeti inkâr etmişse kâfir gidebilir.
Soru: Şimdi böyle bir deprem olsa aynı sözleri yine söyler misiniz?
— Hayır, “Her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir”. Böyle isim ve yer belirtip insanları rencide eden ifadelerden sakınmak gerekir. O sözlerimden dolayı pişmanlık duyduğumu mahkemede de ifade etmişimdir.
Ben bu davalar açıldığında Avrupa’daydım. “Dışarıda sarayda yatacağıma, vatanımda zindan da yatarım” düşüncesiyle Türkiye’ye geldim. Ama ben o sözleri camide cemaate söyledim. Televizyonlara ve gazete sütunlarına malzeme olacağını hiç düşünmedim. Yanlış hareket etmişim. Herkesten özür dilerim.
Not: Öyleyse sen önce yalan-yanlış konuşup aldattığın ve manevi duygularını istismara kalkıştığın cemaatinden özür dilemen gerekmez mi?..
Soru: Mahmut Efendi’nin yeğeninin 18 trilyonluk bir yolsuzluk davası varmış, bunlar gerçek mi?
— Benim haberim yok. Olsa bile Hoca Efendinin yeğeni ile ne ilgisi olabilir?
Not: Oysa bu iddia doğruysa o yeğeni Hoca Efendiyi ve cemaatini istismar ederek bu soygun ve soysuzluğu işleyebilmiştir ve elbette ilgilidir.
Soru: Çocuk bebeklerle ilgili “şehveti tahrik ediyor, haramdır” iddialarınız olmuştu?
— Ben bu bebeklerle ilgili bir şey demedim. Sadece ergen kadınların çıplak şeklinin yanlışlığını söyledim. Kaldı ki bunları iki sene önce söylemiştim. Hâlbuki her türlü bebek serbesttir ve bebeklere tesettür lazım değildir. Barby bebekler kimseyi de beni de tahrik etmemektedir.
Not: Yine yalan söyleyip geri adım atıyor ve ucuz kahramanlık çıkışlarını inkâr ediyor. Oysa Barby bebekler ve bunların şehveti tahrik özelliği ile ilgili konuşmaları hala ortada duruyor ve herkes hatırlıyor.
Soru: Mehdilik konusu ve Adnan Oktar’la ilgili tepkileriniz nedendir?
— Onun görüşü yanlış. “100 tane hadis benim üzerime uygun düşüyor” diyerek Mehdiliğini ilan ediyor. Bu itikadi bir sapıklıktır. Mehdi her yüzyılın ilk çeyreğinde çıkar. Artık önümüzdeki Hicri yüzyılı beklemek lazımdır.
Soru: “7 yaşından itibaren kız çocuklarınızı öpmeyin ” demiştiniz?
— Yok, canım ben öpüyorum. Orda bir ince uyarı var, yoksa herkes kızını elbette öpebilir.
Not: Madem öyleyse, farklılık fantezisi ve bilgiçlik gösterisiyle sonunda böyle inkâr edip yan çizeceğin ve fetva vereceğin konuları niye bol keseden atıp tutuyordun?
Soru: Herkes sizin gibi İslami bir hayat yaşasa, siyaset ve sosyal münasebetlerden uzaklaşsa, bu doğru olur mu?
— Hayır, böyle bir şey emredilmemiştir, yararlı da değildir.
Kendi arabamım markasını hatırlamıyorum. Eşimin de arabası olabilir, vardır herhalde (şu kaypak ve kıvırmacı tavra bakın) onun arabasının markasını bilmiyorum.
Not: Hanımına aldığı saat ise öyle çok pahalı sayılmazmış, 15 bin dolar abartılıymış, sadece 5 bin dolarcıkmış!? Milyon dolarlık havuzlu lüks villalarda yaşamaktaymış. Ama zamanında 500 bin dolara burasını denk düşürüp ucuza kapatmışmış!?
İyi de bu milyon dolarları, fabrika dedikleri babasının çivi atölyesindeki kazancından oğulcağızına verdiği cep harçlıklarında mı yığmışlardı?
Cemaatine 100 liralık altın nişan yüzüğünü günah yapıp, kendi eşlerine (sayısını kendisi açıklasın) beş bin (5000) dolarlık saat takmayı mûbah sayan bu adamlar nasıl bir vicdan taşımaktaydı?
Soru: Kılık ve kıyafetiniz Devrim yasalarına aykırı değil mi?
— Hayır, Biz kanunlara asla karşı gelmeyiz. Laiklik Avrupa’daki gibi uygulansa çok iyidir.
Soru: Mevcut hukuk düzenine karşı mısınız?
— Hayır... Atatürk özgürlükler tanımış. Çok iyi yapmış. Buhari’yi tercüme ettirmiş. Elmalı’ya Kur’an tefsirinin tercümesini yazdırmış. Ondan sonra bazı sorunlar sıkıntılar yaşanmış, ama bugün tekrar düzelip her şey aslına varmış.
Not: Hani Atatürk Süfyan-Deccal’di? Hani “Mekke Müşrikleri taştan, şimdiki müşrikler ise betondan putlara tapardı?
Hani Atatürk din tahribatçısıydı ve kurduğu küfür nizamını(!) savunup sahip çıkan “kıp kızıl gâvur sayılırdı?”
Hani çarşaf yerine pardösü ile örtünenler bile “erkeğe benzediği” için lanete müstahaklardı?
Hani şeriatın birçok hükmünü tağyir ve tahrif ederek yürürlükten kaldırdıklarını iddia ettikleriniz “dinden çıkmış insanlardı?”
Hani Milli Çözümcüler Atatürk’e sahip çıktıkları ve saygı duydukları için sapıtmışlardı?
Şimdi kalkıp, yazdığımız “Bizim Atatürk” kitabından yaptıkları alıntı ve aktarmalara sığınarak kendilerini aklamaya ve sinsi suratlarını saklamaya uğraşmaktaydı.
Bütün bu konularla ilgili bugün inkâr ettikleri ve tam tersini söyledikleri, kuru sıkı iddialarını ve basit kahramanlık çıkışlarını içeren bantları ve şecere-i asılları ortaya konulmayacak; riyakârlık ve sahtekârlıkları yüzlerine çarpılmayacak mı sanmışlardı?
Cübbeli Ahmet:
Bizim hiçbir siyasetle işimiz ve ilgimiz olmaz. Zaten herkes rahatlıkla evinde ibadetini yapabiliyor, bundan başka ne istenir ki? Demekteydi…
Not: Hani “katıksız şeriatçıydınız?”, hani “takvacı tarikatçıydınız?” Hani “hak ve hakikatçıydınız?” Bütün bunları istismar ve suiistimal ettiğiniz kutsal kavramlar nerede kalmıştı?
Tekkede farklı, TV’de farklı; Mescitte ayrı, mahkemede ayrı tavır takınmak, iki yüzlülük ve münafıklığın, korkaklık ve kaypaklığın daniskasıydı!..
Acaba ;
●Türkiye’mizde devam eden ve Milletimizi canından bezdiren ekonomik sorunlarımız ve çözüm yolları
●AKP ile daha da korkunç boyutlara ulaşan ailevi ve ahlaki sıkıntılarımız ve çare olacak programları
●Masonik odakların ve sabataist cuntanın siyasi ve sosyal barbarlıkları ve zorbalıklarından çıkış kapıları
●Kemalizmi ve laisizmi siper edinen, Türk ve İslam düşmanlarının hukuki ve idari dayatmalarını ve haksızlıklarını bertaraf etme yolundaki amaç ve hazırlıkları
●İsrail’in Filistin vahşetiyle, ABD’nin Afganistan işgaliyle, İslam ülkelerinin ve Hz. Muhammed (S.A.V) ümmetinin uğradığı zulüm ve sömürü belaları ve bunlardan kurtuluş planları
Evet, imanın da, İslam’ın da, insanlığın da birinci derecede ve öncelikle giderilmesini emrettiği bu asıl ve temel sıkıntılarımızı, Fatih Altaylı niye hiç sormamış ve Cübbeli Ahmet niye fırsat bulmuşken bunlara hiç dokunmamıştı?
Çünkü bunların böyle bir derdi ve düşüncesi bulunmamaktaydı. Böylelerinin Hakkın hâkimiyeti Batılın bertaraf edilmesi, Siyonist sömürü sermayeye köleliğin bitirilmesi gibi gayeleri ve ciddi gayretleri yoktu, olamazdı. Bunlar camide, tekkede mangalda kül bırakmayan, ama mahkemeye ve TV’ye çıkınca hemen geri adım atıp uysallaşan uyuz ve ucuz kahramanlardı.
Siyonist sermayenin ve sabataist şebekenin hizmetindeki Haber-Türk TV’ye de işte böylesi “Bel’am”cıklar lazımdı. “Bel’am”cık diyoruz, çünkü bunlar “Bel’am”[1] bile olamazlardı… Bir soru üzerine: “Toplumla görüşme fırsatı ve mekânı olmadığını, münzevi yaşadığını, sürekli ilim ve ibadetle uğraştığını” söyleyip softalık taslamakta, ama Televizyona çıkıp reklam olmak için fırsat kollamaktaydı.
Bekleyin, ey Millet! Cübbeli ve cemaati, çok önemli Siyonist projeler ve siyasi manipüleler için parlatılıp hazırlanmaktaydı. Eski kuklalar fazla kullanılıp yalama olduğundan, yeni kuklalar piyasaya sunulmaktaydı!?
Cübbeli cambazının;
“İran’la ticari ilişkilere ve işbirliğine girmek çok yanlıştır. Çünkü İran Şia itikadını ve şeriat devrimi yasalarını bize ihraç etmeye çalışmaktadır” yaklaşımıyla ABD ve İsrail’in, AKP’yi de kullanarak İran’a saldırı planlarına dolaylı fetva veren sözleri; “Ehli Sünnet taraftarlığını, Amerika’ya uşaklık ve Ilımlı İslam safsatasına taşeronluk” şeklinde yorumlayıp yozlaştırma hesaplı olduğu da sırıtmaktaydı.
Ama umarız ki, bu şarlatanların peşine takılan safi ve samimi insanlarımız, bunların gerçek ayarını ve amacını anlayacak ve istismar edilmekten kurtulacaktı. Çünkü bir soru üzerine; “kendilerinin hiçbir okul açmadıklarını ve böyle şeylerle uğraşmadıklarını” söyleyerek, o sürekli övündükleri ve milletin zekât ve sadakalarını devşirdikleri “Kur’an Kurslarını” bile inkâra kalkışan korkak ve kaypakların, kendilerine sahip çıkamayacaklarını, artık anlamış olmaları” lazımdı.
Allah aşkına söyleyin, 28 Şubat sürecinin şaklabanları Ali Kalkancılar ve Fadime Şahin’lerle, şimdi Cübbeli Ahmetlerin ne farkı vardı? Onlar “cahil ve cesur cambaz”lar, bunlar ise “bilgiçlik budalası madrabaz”lardı!..
Daha önce Şeyh Mahmut Efendi Hazretlerinin tabii varisi olarak görülen iki muhterem Âlimin, oldukça şüpheli ve şaibeli şekilde hunharca katledilmesi sonucu, şimdi Siyonist ve Sabataist Haber-Türk’ün, Cübbeli Ahmet’i: “Nakşi Tarikatının veliahtı” olarak reklam ve ilan etmesi de, bu gibi manevi hizmet ve hareketleri; MİT, CIA, MOSSAD üzerinden kontrol altına almak isteyen şeytani çevrelerin, haince hesaplarını hatırlatmakta ve haklı olarak kafaları karıştırmaktaydı! Acaba...?
Bu endişelerle, Muhterem Mahmut Ustaoğlu Hocaefendinin yakınlarının; yiyecek ve içeceğine zehir katılmak, kullandığı ilaçların benzeri tehlikeli haplar yutturmak veya uykudayken boğdurmak şeklindeki muhtemel suikastlara karşı tedbirli davranmaları yolundaki bu samimi uyarılarımızı dikkate almaları lazımdır. Çünkü birileri kendisini veliaht ilan ettiriyorsa, Onun hırsı aklını ve vicdanını sarıp kuşatmıştır ve böylelerinin şerrinden sakınmalıdır.
ŞİİR
İçleri riya, nifak; gurur kibir yuvası
Zahiren bürünürler; sarık ile cübbeye!
Şehvet şöhrete tapar; kalbi şeytan kovası
Çalışıp ulaşmamış; bir tek helal habbeye!
Ondan bundan çaldığın; ilim diye satıyor
Kendin cennetlik sanıp; sağa sola çatıyor
Üç gram nafileye; bin bir hava katıyor
Bak, müfessir geçinen; manen müflis hoppaya!
Hep tavsiye ediyor; el âleme takvayı
Nefsine uyduruyor; ucuz kolay fetvayı
Zekât, hayır paradan; kesiyor “katkı payı”
Utanmadan harcarlar; on bin dolar küpeye!
Bin yıl öncede yaşar; o günkü yorumlarla
Kur’an: uğraşın diyor; bugünkü sorunlarla
Aynı saftalar, çağdaş; Firavun Karun’larla
Hakla Batılı koyar; bir siyasi kefeye!
[1] Bel’am: Din bilgici olmasına rağmen, zalimlerin ve kafirlerin keyfine hareket eden ve ezbere fetva veren tipler.

yazar ahmet yasir, Temmuz 27, 2009
yazar yanlış!, Temmuz 31, 2009
yazar muhammet-dayı, Temmuz 31, 2009
lütfen istirham ediyorum haklı eleştirilerimizi yapalım ama insaflı ve adil olalım. bunlar secde eden namaz kılan insanlar. safız dedi. saf (arındırmış, kötülük düşünmeyen) anlamınıda verdi. yer isimleri vermesinden dolayı özür dilemesi bir erdemliliktir. Ama konunun ana fikrini özellikle inkar etmedi. hepimizin günahları ve hataları var. iranla ekonomik ilişkileri keselim anlamında birşey söylemedi. sadece şii olduğunu zaten bu cemaatin öteden beri bir ehl-i sünnet hassasiyeti vardır ve doğrudur. onu tekrar etti. atatürkle ilgili konuşmalarını ilm-i siyaset ve hukuken başı belaya girmemesi açısından konuştuğu izlenimi edindim.
Allah bizlere hakkı hak olarak görüp hakka tabi olanlardan, batılı batıl olarak görüp batıldan uzaklaşan kullarından etsin.
Tevvap olan Allah hepimizi affetsin.(amin)
yazar el-insaf, Temmuz 31, 2009
adf
yazar yanlış!, Temmuz 30, 2009
yaw senvgili kardeşim siz mücahit erbakana bakdınızmı peki!!! koalisyon partisinde iken israili tanıma adı altında atılan imzanın biri erbakana ait dudayevin öldürülmesi sizin erbakanınızın verdiği telsizle gerçekleştirildi bu erbakan okadar mücahitse sürmüş olduğu saltanat oğullarının saltanatı mücahitliğe yaşkışıyormu ? eğer bu kadar mücaahitse evlendirme töreninde limuzinle ewe gitme son kalite ve ihtişamlı bir düğün ve israf a ne demeliyiz ??? ben burda ne cübbeliyi savunuyorum ne bir başkasını fakat madem birilerini eleştiriceksiniz hak için ozaman objektif olun ki alnınızdan öpülsün
Yahu objektiflikten bahseden müfteriye de bakın siz,
defalarca yazıldı söylendi, refahyol koalisyonu sırasında devam eden anlaşmalar dışında YENi İLAVE bir anlaşma imzalanmadı diye ve bu belgelerle kanıtlandı, ama yok burjuca bel'amcıklara laf söylendi diye hemen müfrerilerin yaptığı gibi iftira atacaksınız, utanın, bu ateizmde bile yoktur, zira yalan ve iftira en başta insanlığa ve erkekliğe aykırı bir şeydir...
Kaldıki o telsiz dediğinizi bile internetten doğru düzgün yazamamışsınız, interntte yazan iftiralarda cep telefonu diye geçer ve çamur atacak bir olay bulamadılar da i,şe hem Tüğrkiyeyi hem de Erbakan Hocamızı karıştırmnışlar, yahuı sizi gidi müfteriler bari karalauacaksınız adam gibi bir şeyler bulun , 3-4 kancıkın uydurduklarını taşımayın, düğün olayında ise bir haram yoktur, bir çok devlet adamının davet edildiği düğünlere ona göre hazırlanmıştır....
Yahu sizi gidin de peygamberin sünneti diyerek yüzme havuzunda yüzmek ile üç beş taş yüzük takmayı anlayan bel'amcıklara sözünüzü söyleyin, ölen alimlerin kemikleri üzerinden cemaatin liderliğine, ve abedenin kukla hocası olmaya, kaşını gözünü oynatan ve kırıtan bel'amcıklara lafınızı söyleyin....
Utanın diyecem ama sanırım oda abede ye iadesiz taahhütsüz gönderildi...
yazar zahit, Temmuz 31, 2009
yazar xxxx, Ağustos 01, 2009
yazar Anlamayana davul zurna az...., Ağustos 01, 2009
"Bu dünyanın; Müslümanın zindanı, zalimlerin meydanı" olduğunu anlatırlar. Müminlerin ahiret ve cennet için çalışmalarını, siyaset ve devlet işlerine karışmamalarını savunurlar. Siyasetin dışında kalmayı en büyük meziyet sayarlar... Hakkı hakim kılmak ve adil bir düzeni kurmak ve insanları refaha ulaştırmak için, siyasi hizmet ve gayret içinde olanları "istismarcı ve fesat çıkarıcı" olarak suçlarlar. Aslında kendileri İslamın sahtesinden yararlandıkları için, gerçek İslam düzeninin kurulmasından pek çok korkarlar...
Bunun için de; faizci, kumarcı, içkici ve fuhuşçu mason partileri desteklemekten geri durmazlar.
Bel'amlarla ilgili ayet-i kerime bunları çok iyi anlatmaktadır:
"(Ey Resulüm) Onlara o kimsenin (Bel'am'ın) haberini de oku ki, biz kendisine ayetlerimizi vermiştik de, O bunları kötüye kullanmış, şeytan da onu arkasına takmış ve aldatmış ve böylece azıp sapanlardan olmuştu.
Eğer dileseydik (Bel'am gibileri verdiğimiz nimet ve faziletlerin kıymetini bilseydi) o kimseyi bu ilimle yükseltir ve şereflendirirdik. Fakat o (bunları dünya rahatı ve menfaati için kötüye kullandı) Arza (aşağılığa) saplandı ve nefs ü hevasına kapıldı.
İşte onun misali o (kuduz) köpeğin haline benzer ki, eğer üzerine varılırsa dilini sarkıtıp solur veya kendi haline bıraksan da yine dilini uzatıp solur. (Ne müminler yanında kıymeti kalır, ne zalimler katında rağbet bulur...) İşte ayetlerimizi (Hak dinimizi ve adalet düzenimizi) yalanlayan ve yanlış sayanların hali böyledir.
Sen bu kıssayı onlara anlat. Olur ki gereği gibi düşünür (ve gerçeği görürler).."[4]
yazının tamamı için.....
http://www.millicozum.com/mc/H...rleri.html
yazar engin demirci, Ağustos 02, 2009
yazar oflu, Ağustos 03, 2009
yazar emre kurumeşe, Ağustos 05, 2009







yazıklar olsun hadi cübbeli ahmede laf söylü yorsunuz mahmut efendi hz ne suçuvar yanlış yaptınız bu çarşanba cematını bize güveni azalır yukarıda biri hırsını almak için erbakan hocama saldırmış yok işbirlikçiymiş erbakan kadar buvatana hizmet eden birimivar d8 sanayi hyamlesi milli gençlik vakfının kuran kursları imam hatip okullarına lisesütotüsünü bile overdi allah ondan razıolsun israil büyük elçisini bile kabul etmedi haftalarca kapısında baekletti allh aşkına iftira atmayın(cübbeliye gelince beyan d 2000 yılı sayısında kendisi birhocaya yalova termale gittigi için takvasıuz demiş kendisi plajda yakalanınca sünnet bu ne lahana turşusu)ama efendi hz lerine ve diger hacalarımıza lafyok(erbakan hoca 28 şubatta islami biri oldugu için zordurumda kalmadımı 2 cumhur başkanı ismet inönü bile bu millet bi tane adamyetiştirdi oda sofi çıktı diyo şimdi dergiye kızdıkdiye böyle degerli birine lütfen çamur atmayalım unut mayalımki mümün müminin aynasıdır) göstereceginiz tepkiyi dogru yere yani dergiye gösterin
yazar murat74, Ağustos 05, 2009
Ama sinek misali illa o kadar gül kokulu çiçeklerin olduğu bahçede nerde bir damla ..ok bulsa ona konar ise, burada da gayet güzel bir yazıda konacak bir ...k bulamayaınca kendi kendilerine def-i hacet eyleyerek ona konmaya çalışan sinekler uçusa geldiler.....
Okuyunda Cübeliyi denen Bel-am'ı aklamaya çalışacağınıza gidin iki adet şehit edilen aliminizin hesabını sorun ve olsası bir üzücü olay olmadan Mahmet efendi hazretlerine dikkat edin....
yazar seran, Ağustos 07, 2009
yazar Milli-Genclik, Ağustos 07, 2009
yazar Mestaner, Ağustos 08, 2009
yazar Muhammed Er, Ağustos 08, 2009
yazar ALİ GALİP YÜCEL, Ağustos 08, 2009
yazar halit kurumeşe, Ağustos 09, 2009
NOT:Öncelikle yazını direk kişiye sataşma ve ithamlar bulundurduğundan dolayı yayınlanmamıştır, Burası kişlerin karşılıklı atışma veya sataşma yeri değildir...
yazar spçk, Ağustos 09, 2009



bu iftira dolu metni kınıyor tarihe kara birleke olarak düşen bu talihsizyazıyı derhal kaldır manızı istiyorum
yazar mgedd, Ağustos 09, 2009
yazar halit kurumeşe, Ağustos 09, 2009




yazar yaşar şirin, Ağustos 11, 2009
yazar Ubeyde, Ağustos 11, 2009
yazar hakankann, Ağustos 11, 2009
ondan başka varmı doğruları çıkıp söyleyen çok biliyosanız çıkıp siz söyleyın.ve oyunlara gelmeyın mılletın kafasınıda bulandırmayın lütfen...
yazar HASAN OKTAR, Ağustos 11, 2009
Not: Hasan OKTAR, Halit Kurumeşe ve daha bilimum farklı takma isimlerle yazı yazmanız fark edilmeyeceğiniz anlamına gelmez, farklı isimler altında yazmayın yayınlanmayacaktır......
yazar Taha Ramazan Muhsin , Ağustos 11, 2009
yazar ersan, Ağustos 22, 2009
hepimiz alimiyle cahiliyle nefis sahipleriyiz.herbirimizin doğru ve yanlışları var.
kardeşlerimizi tenkit ederken kişiliklerini tahkir etmeden yaptıkları hoş olmayan işleri kötülemeliyiz.hiçbir müslüman bütün bütün kötü veya bütün bütün hatasız olamaz.peygamberler hariç.milli görüş hareketi allahın rızası ve dini mübin için
yıllardan beri çalışırlar.ve bu davada onlarca hakiki tarikat şeyhleri destek vermiştir.allah'a (cc) çağıranla şeytana çağıranı ayırt ediniz buyurmuşlardır.
diger yandan cübbeli hoca efendininde bulundugu cemaat son derece saglamdır ve yıllardan beri islama hizmet etmektedir.kendisi de islam adına kendi bildiğince
hizmettedir.allah hepsinden ve hepimizden razı olsun.etrafda bunca kafir ve münafık varken biz kalkıpta kardeşlerimize mi düşmanlık edeceğiz.her zaman olduğu gibi şu an da birlik ve beraberlik zamanıdır.ayrıca hepimiz kendi kuvvetince islama hizmet etmeliyiz.allah (cc) için sevmeli veya buğzetmeliyiz.kendi kusurlarımızla
meşgul olmalıyız.dilimizde zikir olmalı.aklımızda fikir olmalı.kalbimizde şükür olmalı.ve herzaman insaflı olmalıyız.allah yar ve yardımcımız olsun.allaha emanet.sa.
yazar bedirhan, Ağustos 22, 2009
ilmnizin üstünde bir insana laf söylerken edebi biraz korusaydınız keşke....
bun kıskançlık olarak yorumluyor ve şiddetle kınıorum...
yazar ismail nur, Ağustos 23, 2009
yazar murat74, Ağustos 24, 2009
İsmailağa Cemaati’nden kısaca söz edelim…
Nakşi kökenli bir cemaat. Cemaatin bugün en önemli ismi İsmailağa Camii’nin eski imamı Mahmut Ustaosmanoğlu. Bu nedenle cemaat Mahmut Hocacılar olarak da biliniyor. Cemaat her ne kadar dinsel bir topluluk görüntüsü verse de cemaatin içinde muhafazakar kökenden gelen pek çok politik eğilim mevcut.
Gelelim Furkan dergisine…
Furkan Dergisi Mahmut Hoca’nın yeğeni Saadet Ustaosmanoğlu tarafından çıkarılan bir dergi…
Furkan dergisinde Cüppeli Ahmet Hoca’yı eleştiren bir yazı yayımlandı.
Biliyorsunuz Cüppeli Ahmet Hoca Fatih Altaylı’nın Teke Tek programında konuktu.
İşte eleştiri de Cüppeli Ahmet Hoca’nın programa katılmasıyla ilgili…
Yazıda deniyor ki; “Cübbeli’nin komedyen ve kompleksli hâli, Müslümanları incitmiştir.”
Furkan Dergisini oldukça kızdırmış program.
Devam edelim:
“Fatih Altaylı Cübbeli’nin bir misâlini vesile kılarak Allah Resûlü’ne “korkak” diyor... Cinayetin büyüğü bu davranış karşısında tabiî olarak Müslüman kimliğimizle Cübbeli’den Altaylı’ya haddini bildirecek bir tavır bekliyoruz... Ama tam tersi oluyor ve Cübbeli bu durum karşısında Altaylı’yı çılgına çevirecek bir şeyler söylemek yerine, Müslümanları çileden çıkaracak riyakâr, yalaka ve aşağılık kompleksinin daniskası sayılacak hareketlere yelteniyor... Facia sayılacak bu enstantane ne yazık ki birçok Müslüman tarafından fark edilemeyip Cübbeli’nin bu programdan büyük iş çıkardığı zannına dönüşmüştür. Yazık!"
Cem Yılmaz hususu da yazıda şöyle geçiyor:
“Türkiye’nin en ünlü komedyeni Cem Yılmaz bile sanatını icra ederken ciddiyetini muhafaza etmesini bilip karşısındakilere asla kendini maskara etmemeyi başarırken, ilim adamı sıfatıyla ekranlara çıkan ve kendini maskaraya çevirenlere yayvan tavırlarıyla fırsat veren Cübbeli’ye ne demeli?..”
İşte Furkan dergisinde yayımlanan Cüppeli Ahmet eleştirisi:
“Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına konuk olan Cübbeli Ahmet Hoca, programın akışı içinde şamaroğlanı vazifesi gördüğünü fark etmeden konuşmasına devam ederken, mânâda cinayet sayılacak suçlar da işledi...
Kâinatın Efendisi’ne dair olmamız gereken hâl’le, olduğumuz hâl üzerinde bir muhasebe yaparsak mevzu biraz açılabilir zannediyoruz. Necmüddin Kübrâ Hazretleri’nin Mustafa Kara tarafından hazırlanan Tasavvufî Hayat isimli eserinin 74. sayfasında şöyle denilmiş: Nitekim bu konuda Resûlullah şöyle buyurmaktadır: “Ben, sizler için çocuğunuzdan, anne-babanızdan ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız.” Bunun üzerine Hazret-i Ömer: “Ey Allah’ın Resûlü sen bana -kendim müstesna- çocuğumdan anne-babamdan ve bütün insanlardan daha sevimlisin” deyince, Peygamberimiz “kendinden de” diye ilave etti. Bunun üzerine, “Evet ya Resûlulah sen bana, çocuğumdan, anne-babamdan, kendimden ve bütün insanlardan daha sevimlisin” deyince Hazret-i Peygamber, “İşte şimdi inandın, teslim oldun, tasdik ettin ve gerçek imana ulaştın” diye buyurdu.
Kütub-i Sitte kaynaklı bu hadis-i şerif’e nisbetle Cübbeli’nin programda yaptığına bakarsak... Fatih Altaylı Cübbeli’nin bir misâlini vesile kılarak Allah Resûlü’ne “korkak” diyor... Cinayetin büyüğü bu davranış karşısında tabiî olarak Müslüman kimliğimizle Cübbeli’den Altaylı’ya haddini bildirecek bir tavır bekliyoruz... Ama tam tersi oluyor ve Cübbeli bu durum karşısında Altaylı’yı çılgına çevirecek bir şeyler söylemek yerine, Müslümanları çileden çıkaracak riyakâr, yalaka ve aşağılık kompleksinin daniskası sayılacak hareketlere yelteniyor... Facia sayılacak bu enstantane ne yazık ki birçok Müslüman tarafından fark edilemeyip Cübbeli’nin bu programdan büyük iş çıkardığı zannına dönüşmüştür. Yazık!
Necmüddin-i Kübra Hazretleri’nin söylediklerinin devamı şöyle: Allah Teâlâ da bu anlayışta olan sahabeyi överek şöyle buyuruyor: “... Onunla beraber olan kimseler kâfirlere karşı çetin ve metin, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rüku ve secde eder bir durumda görürsün. Allah rızasını, fazl u keremini ister...” (Feth sûresi, 29. âyet-i kerîme.)”
Şimdi...
Bu kavle göre Cübbeli Müslümanlara en az Altaylı’ya gösterdiği kadar hoşgörülü davranmalı değil mi?.. Altaylı’ya “Fatih bey kardeşim” diye hitab eden Cübbeli, Genel Yayın Yönetmenimiz Saadeddin Ustaosmanoğlu’nun telefonlarına cevab vermiyor... Allah’a (Hâşâ) “sahtekâr” diyebilen Altaylı’ya gösterdiği bu hoşgörü sebebiyle, naklettiğimiz hadis-i şerif’in çetin mânâsına tosladığını fark edemeyen Cübbeli’nin, şöhret basamaklarında nefsini yellendirme niyetinde olduğu açık oluyor... Bunun başka izahını bulan bilen varsa bilmek isteriz... İmanın öfkesi yoksa sahibini maskaraya çevirmesi mukadderdir... Cübbeli kendine gelmeli... “İlim insanın cehlini alır ahmaklığını almaz”... İman zâfiyeti felâketleri davet edicidir; bu anlaşılmalı...
Programın müsbet taraflarını da (şayet varsa) ayaklar altına alan Allah’a ve Resûlü’ne hakarete cevab vermeme tavrı ile birlikte Cübbeli’nin komedyen ve kompleksli hâli, Müslümanları incitmiştir. Karşı tarafa da şu intibaı vermiştir:
“Cübbeli Ahmet’lerin sık sık televizyona çıkmasında büyük fayda var bana sorarsınız.
Gözünde büyütüp korkanlar ile gözünde büyütüp hayranlık duyanlar ortak bir noktada birleşiyorlar bu sayede.
Hissettiklerinin ve düşündüklerinin yersiz olduğu hususunda.
Ben, Cübbeli Ahmet olsam ağzımı açmam.” (Pakize Suda, Habertürk, 06.08.2009)
Evet... Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı ciddi bir ilim adamı karşısında değil, sıradan ciddi bir vatandaş karşısında bile böylesine rahatlıkla, göbeklerini çatlatırcasına katıla katıla gülebilirler mi?... Türkiye’nin en ünlü komedyeni Cem Yılmaz bile sanatını icra ederken ciddiyetini muhafaza etmesini bilip karşısındakilere asla kendini maskara etmemeyi başarırken, ilim adamı sıfatıyla ekranlara çıkan ve kendini maskaraya çevirenlere yayvan tavırlarıyla fırsat veren Cübbeli’ye ne demeli?..
Allah tez zamanda aklını başına toplamayı nasib etsin; başka ne denilebilir... Efendi Hazretleri’ni sonuna kadar istismar etmesi meselesine şimdilik değinmiyoruz... Zaman her şeyin ilacıdır.
“İlim ilim bilmektir / İlim kendini bilmektir...”
Odatv.com
http://www.odatv.com/Siyaset/i...17335.html
yazar Yusuf Osmanoğlu, Ekim 12, 2009
O cübbeli Ahmet hoca ki ehl-i sünnetin müdafii ve yılmaz savunucusu bir alimdir. Mevla Teala "Kim benim bir dostuma düşmanlık ederse ona karşı aslan kesilirim " buyuruyor. Biz de sizi Allah için uyarıyor ve Cübbeli Hocadan helallik almanızı tavsiye ediyoruz. Ben bahse konu olan programların hepsini dinledim konuşmadığı sözleri sanki konuşmuş gibi yazmışsınız yazıklar olsun size.İftira etmeyin zira "El iftira eşeddü minezzina" .
Cübbeli Ahmet Hoca Mahmud Efendi Hz.nin yanında çocukluktan yetişen bir alim ve ondan izinsiz asla iş yapmayan birisidir. Tv programlarına da Efendi Hz.den izin alarak çıktı ve Hayroluyor inşaallah diyerek besmele çekip çıkmasını söylüyor Cübbeli Hocamıza. İki büyük hocamızın şehid olmasını sanki Cübbeli Hocamıza bağlıyorsunuz ki bu çok vahim bir iftiradır. Vatikanın Fener Rum patrikhanesinin yaptırmış olduğu katliamları masum bir alimin üzerine atmaya çalışmak vahametin de ötesinde bir iştir. Yoksa böyle yapmaya çalışmak suretiyle, Fener rum patrikhanesini ve karanlık güçleri masumlaştırmaya çalışmak ve cemaati içten bölmeye çalışmak mı derdiniz. Ama bu cemaat sizin provakasyonlarınıza gelmeyecek kadar arifane bir ilme ve tecrübeye vakıftır.
Sonra siz Ergenekoncu Doğu perinçekin kanalında çıkınca derdiniz islamı anlatmak oluyor; Cübbeli Hoca çıkınca onlara hizmet etti diyorsunuz. bu ne tutarsızlık ve çelişki böyle. Ben sizin böyle çok biribiriyle tenakuz sözlerinizi işittim. Zaten Erbakan Hocamız da sizin ne olduğunuz biliyor ve gönderdiğiniz derginizi bile kabul etmeyip "kargo parası bile ödemeden geri gönderin" talimatı veriyor. Erbakan hoca dışında bütün Milli Görüşçüleri sevmeyen ve eleşetiren sizler Milli Görüşe en büyük zararı vermektesiniz.
Haberiniz olsun ki Allahın azabı çok çetindir.
yazar Yusuf Metinoğlu, Ekim 25, 2009
yazar Necmeddini Ahmet, Ekim 31, 2009
yazar N.FATİH, Ekim 31, 2009
yazar Evladı Fatihan, Ocak 04, 2010
yazar isa, Şubat 10, 2010
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







