| 2009 - EYLÜL 2009 |
Dört bin metre, dağ başında
Kaynar sulu, göl çıkaran!
Zekerya’dan, yüz yaşında
Yahya gibi, döl çıkaran!
Ölü topraktır aslında
Diriltir bahar, nisanda
Şaşkın taşkın bir insandan!
Sadık safi, kul çıkaran!
Hayrette kalıyom, bakıp
Kimi sapık, kimi sakıp
Bin ton yeşil, ağaç yakıp
Birkaç avuç, kül çıkaran!
Maksuda erer, sabreden
Nefis şeytanla, harbeden
Hor ve hakir, pis gübreden
Huş kokulu, gül çıkaran!
Gezdirdin türlü binekle
Süt verdin, sarı inekle
Memrud’u sivrisinekle
Gebertip de, züll çıkaran!
Dönek; farkı ne köçekten?
Bit pire, kaçar çiçekten
Tırtıl gibi bir böcekten
Halis ipek, tül çıkaran!
Kim attı, ahret arkaya
Uşak yaptın, Amerka’ya
Tapınır lükse, markaya
Ahmakları bol çıkaran!
Devlet, hürriyet yoluna
Cihat farz; mü’min boynuna
Dost, girmez düşman koynuna
Şeytandan; sağ-sol çıkaran!
Takdir kesin, görev tedbir
Şirke yer yok; O’dur Tek, Bir…
Cümle mevcut, okur tekbir
Ey zerreden, fil çıkaran!
Hikmetinden sual olmaz
Hak meyinden, içen solmaz
Kur’an ehli, hiç sarsılmaz
Her darlıktan, yol çıkaran!
El alem ne, derse desin
Şükür daim, gönlümdesin
Çoğunu esir edersin
Bizden para-pul çıkaran!
Züll: Rezil ve zelil olma hali
Sakıp: Delip geçen parlak yıldız, anlamına erkek ismi
Bu yazarin diger makaleleri

| < Önceki | Sonraki > |
|---|









