Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2275
mod_vvisit_counterDün4618
mod_vvisit_counterBu Hafta28295
mod_vvisit_counterGeçen hafta31377
mod_vvisit_counterBu Ay82404
mod_vvisit_counterGeçen Ay110938
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar14053131

IP'niz: 34.204.191.31
Bugün: 19 Eki 2019

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11063392

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam

MÜ'MİN KARAKTERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Kötü modeller, toplum ahlakını kirletmektedir:

Günümüzde insanlar, özellikle de gençler sapık ve fasık insanları kendilerine örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenerek, onlar gibi olmaya çalışmaktadır. Ancak bu insanlar, inanç ve güzel ahlak taşımadıkları için, onları taklit eden gençler de aynı tavırlara alışmaktadır. Örneğin bu gençlerin bazıları mafya babalarına özenmekte, bazıları insanları kolayca öldürdüğü halde film gereği iyi adam rolündeki karakterleri örnek almakta, kimileri de kendilerine yabancı bir kültürün, etkisiyle yozlaşmaktadır.

  Kuran ahlakının yaygın olarak yaşanmadığı bir toplumda; insanların karakterini belirleyen başka etkenler de vardır. Örneğin: 'erkek adam dediğin...' diye başlayan anlayış yaygındır. Bu mantığa göre, erkek karakterinin ilk prensibi daima "üstün" olmaktır. Kısaca, bu ve buna benzer mantıkların sonuçları, gençleri gerçek anlamda sevgi, saygı, merhamet gibi üstün ahlaki özelliklerden uzaklaştırmaktadır. Tüm bunların yanında gençlere verilen eğitimin de önemli bir yeri vardır. Bu da zaman zaman "haklı olanın değil güçlü olanın üstün olduğunu savunan, zayıf ve aciz insanların toplumdan silinmesini amaçlayan, insanlara şefkatsizlik, acımazsızlık, çıkarcılık telkini yapan" Darwinist öğretilerin gençlere sistematik olarak telkin edilmesinin sonuçlarıdır.

 

En Güzel Örnek Peygamberlerimizdir.

Bir Müslüman'ın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişiler peygamberlerimizdir. Rabbimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in "en güzel bir örnek" olduğunu bir ayette şöyle bildirmektedir:

Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulü'nde güzel bir örnek vardır.[1]

Peygamberimiz (sav)'i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler de, Allah'ın müminler için örnek kıldığı, Allah'ın razı olduğu kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi'nde şöyle bildirmektedir: Andolsun, onların kıssalarında teiniz akıl sahipleri için ibretler vardır...[2]

Hz. Muhammed (sav)'in örnek üslup ve hareketi

Peygamberimiz (sav)'in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran'da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur: Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.[3]

Büyük İslam alimi İmam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresindekilere karşı tutumunu şöyle özetlemiştir: "... Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi.

... Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi.

Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi.

İnsanlara karşı insanların en şefkatli-siydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır.'"

Adalet ve hakkaniyet

Peygamberimiz (sav) hiçbir zaman adaletten taviz vermemiştir. Allah'ın "Rabbim adaletle davranmayı emretti..."[4] ayetinde bildirdiği gibi, her devirde tüm insanlara örnek olmuştur.

Konuşma Üslubu

Peygamber Efendimiz (sav)'in konuşmaları her zaman insanlara Allah'ı, O'nun gücünü ve büyüklüğünü hatırlatan, daima Allah'a çağıran, insanlara Allah'ı sevdiren ve O'ndan korkup sakınmalarına vesile olan bir üslupta olmuştur. Peygamberimiz (sav)'i örnek alan Müslüman erkeklerin de her konuşmalarında Allah'ı unutmadıkları belli olmalıdır.

Ayrıca onun sünnetine uyanlar onun gibi insanları uyaran ve onlara müjdeler veren kişiler olmalıdırlar. Nitekim Peygamberimiz (sav) de ümmetine müjde verenlerden olmalarını şöyle buyurmuştur:

"Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin."

Hoşgörü ve nezaket:

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimiz (sav)'in nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav), hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.

Peygamber Efendimiz (sav)'in evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)'in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır: "Sahabelerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali'ye Ebû Turab, bir başka Sahabisine Ebû Hüreyre' gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı."

"Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yanda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi."

İnsanların beğendikleri ve övdükleri ne kadar ahlak özelliği, davranış biçimi ve meziyet varsa bunların tümü zaten din ahlakının gereği olan özelliklerdir. Yüce Allah'ın emir ve tavsiyelerine uyan kimse hem Rabbimiz'in hoşnutluğunu kazanır hem de çevresindeki tüm insanların sevdiği ve saydığı bir kimse haline gelir.

 

Samimiyet ve sehavet (İçtenlik ve cömertlik)

Hz. İbrahim'in Misafirperverliği

Rabbimiz'in Kuran'da haber verdiğine göre, Hz. İbrahim'e insan suretinde gelen melek elçiler onun evinde konuk olmuşlardır:

Sana İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi? Hani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "Yabancı bir topluluk."[5]

Andolsun, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.[6]

Görüldüğü gibi Hz. İbrahim, gelen konukların farklı kişiler olduklarını hemen anlamıştır. Buna karşın hiç tanımadığı bu konuklarına karşı çok üstün bir misafirperverlik örneği göstermiş, hemen çok güzel ikramlarda bulunmuştur. Hz. İbrahim'in tanımadığı misafirlerine hemen ikramda bulunması, onun üstün ahlakının bir tecellisidir. İkramın, misafirlerden bir talep gelmeden yapılması, Müslümanların örnek almaları gereken ince düşünce özelliklerinden biridir. Hz. İbrahim'in gösterdiği ince düşünce örneklerinden bir diğeri de, bu ikramı sezdirmeden hazırlamasıdır:

Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "yemez misiniz?" dedi.[7]

Gayret ve hamiyet (Milli onur ve insani şuur):

Hz. Musa'nın Güvenilirliği

Hz. Musa, Firavun ve kavmini terk ettikten sonra, Medyen'e doğru yönelmişti. Medyen suyunda hayvanlarını sulayamayan iki kadın gördü. Kadınlar çobanlardan çekiniyorlardı, bu nedenle onların yanına gidip sahip oldukları sürüyü sulayamıyorlardı. Fakat, Hz. Musa'nın ayetlerde anlatıldığı üzere, son derece güvenilir ve nezih bir görüntüsü vardı. Bu nedenle kadınlar onunla konuşmaktan çekinmediler. Kadınlar Hz. Musa'ya hayvanlarını sulamaya kendilerinin gitmek zorunda olduğunu çünkü babalarının yaşlı bir kişi olduğunu, ancak çobanlar olduğu için sürülerini sulayamayacaklarını anlattılar. Bunun üzerine Hz. Musa kadınlara yardım edip onların hayvanlarını suladı:

Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları subaşına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır." dediler. Hemencecik onların sürülerini suladı...[8]

Burada Hz. Musa'nın nezaketli, ince düşünceli ve yardımsever karakterinin bir örneğini görüyoruz. Dikkat edilirse bu olayda Hz. Musa, hiç tanımadığı iki yabancı kişiye giderek onlarla diyalog kurmuş, onlara yardımcı olmuş ve saygılarını kazanmıştır. Öte yandan ' ayette "çobanlar" olarak tanımlanan kişilerin ise Hz. Musa'nın tam aksi yönde bir tavır sergiledikleri anlaşılmaktadır. Kadınlar, Hz. Musa ile diyalog kurabilmelerine rağmen, bu kişilerin yanına bile yaklaşmamışlardır. Söz konusu kişiler; dış görünüm itibarıyla güven vermeyen kimseler olabilir. (En doğrusunu Allah bilir) Demek ki bir Müslüman'a, yakışan tavır,  ayette  "çobanlar" olarak tarif edilen bu kişilere benzer tavırlardan şiddetle kaçınmak, öte yandan Hz. Musa'yı örnek alarak alabildiğince nezaketli,   ince düşünceli, halden anlayan, nezih, bakanın hemen güveneceği bir görüntü, üslup ve tavır geliştirmektir.

Metanet ve cesaret

Elbette ki peygamberlerimizin örnek alınması gereken tavırları yalnızca erkekler için geçerli değildir. Mümin erkek ve mümin kadının ahlaki özellikleri ve sorumlulukları ortaktır. Allah bu durumu Kur-an'da şöyle bildirir:

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler, iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve Allah'a ve Resulü'ne itaat ederler...[9]

Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.[10]

Letafet ve nezahet (Sanat severlik, incelik, temizlik)

Hz. Süleyman'ın Estetik Anlayışı

Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üçayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim." Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar."[11]

Din ahlakının getirdiği güzelliklerden uzak olan insanların çoğu, içine kapalı, etrafındaki olaylara ve varlıklara karşı duyarsız, umursamaz bir karakter geliştirirler. Oysa Hz. Süleyman'ın tavırlarında da açıkça görüldüğü gibi, Müslüman, etrafındaki güzelliklere karşı son derece duyarlı, güzellik, estetik ve sanattan zevk alan, ince düşünceli bir insandır. Allah'ın nimetlerinin farkındadır ve bunlardan zevk alıp şükretmeyi bilir.

Dünyanın huzur ve barış dolu geleceği için yapılması gereken, peygamberlerin ahlakıyla ahlaklanmış inançlı ve güzel huylu nesiller yetiştirmeye gayret etmek olmalıdır. Bu amaçla yetişme çağında olan çocuklara başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere tüm peygamberleri Kuran'da anlatılan üstün yönleriyle tanıtmak, Kuran ahlakının gereği olan güzel davranışları öğütlemek gerekmektedir. Bu konuda aileler başta olmak üzere, eğitmenler, gazeteciler, köşe yazarları ve televizyonculara önemli sorumluluklar düşmektedir. Modern, inançlı, vatansever, ahlaklı, dürüst nesillerin yetişmesi hem toplumların hem tüm dünyanın refahı için mutlak zorunluluktur.



[1] Ahzab: 21

[2] Yusuf: 111

[3] Kalem: 3-4

[4] Araf: 29

[5] Zariyat: 24-25

[6] Hud: 69

[7] Zariyat: 26-27

[8] Kasas: 23-24

[9] Tevbe: 71

[10] Ahzab: 35

[11] Sad: 31-32


Bu yazarin diger makaleleri

BÜYÜK İSRAİL, LÜBNAN VE ILIMLI İSLAM
              Papa, Almanya'da yaptığı bir konuşmada: << Kılıçla ve zorla...
Devami
KALİTESİZLİK
  Kalitesizlik, kaliteye düşmandır Seviyesizlik, seviyeye karşıdır. Çirkinlik güzelliğe, aşağılık yüceliğe zıttır. Çünkü...
Devami
TASAVVUFİ TERBİYE USULLERİ
  Hacı Haydar Baba Hz.leri özellikle şu beş yönüyle Hz....
Devami
DEMEDİM Mİ?
  Heva hevesini amaç; bu davayı yedek lastik Görüp te araç...
Devami
MÜ'MİN, EMİN İNSANDIR VE GÖNÜLLÜ GÜVENLİK MUHAFIZIDIR
  "(Hatalarından ve haksızlıklarından) Tövbeye yönelen (ve samimiyetle özür dileyenler),...
Devami
TÜRKİYE ABD HALKININ DEĞİL SİYONİST BARBARLARIN KARŞISINDADIR.
  Douglas Feith Türkiye'yi ezbere bilir(miş) Pazar günkü gazetelerde vardı,...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5779

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR