Get Adobe Flash player
Reklam

SORUN PKK MI? AKP Mİ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

Bir geminin yakıtı azalmış olabilir. Motorları ve makine aksamı arızalanabilir. Tayfaları yetersiz ve beceriksiz davranabilir...

Bazı tecavüz ve tehditlere maruz kalabilir. Bunların hiç birisi; karşı konulmaz ve başa çıkılmaz tehlikeler değildir.

Ama, gafletle, cehaletle veya hıyanetle, kaptan makamında oturan kimsenin, gemiyi kayalıklara, buzdağlarına veya hayali heves ve hesaplar uğruna, derin dalgalı deryalara doğru sürmesi kadar tehlikeli ve endişe verici değildir.

İşte bu yüzden diyoruz ki, Türkiye için asıl tehlike PKK değil, AKP'dir.

 

R. Tayyip Bey "K. Irak'a gireriz haa!" şantajıyla İsrail'e hava atıyor gibi davranırken; Başdanışmanı Cüneyt Zapsu ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ros Wilson'a öğle yemeği yediriyordu. Zapsu İsrail Büyükelçilik yetkilileri ve Almanya Büyükelçisi ilede bir araya gelip talimat ve tavsiyelerini dinliyordu. Sınır ötesi operasyon tartışmalarının ve Ortadoğu krizinin tırmanmasını gündeme oturduğu bir dönemde Cüneyt Zapsu, acaba bu krıtik temaslara niye ihtiyaç duyuyordu? Aynı zamanda AKP MKYK üyesi olan Zapsu, Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Dr. Eckart Kuntz ilde bir görüşme gerçekleştiriyordu.

Daha sonra AKP Genel merkezinde, İsrail Büyükelçiliği birinci müsteşarı Emmanuel Moshon ve İsrail Büyükelçiliği müsteşarı Sharon ile bir araya gelen Cüneyt Zapsu ardından son günlerde Ankara'da eleştirilerin odağındaki diplomat olan ABD'nin Ankara büyükelçisini ziyaret edip, herhalde Tayyip Beyin çıkışlarının, "tabana ve topluma yönelik olduğunu ve anlayışla karşılanacağının umulduğunu ve stratejik patronlarına bağlılık çizgisinin korunduğunu" vurguluyordu!?

Sanki sınır içinde operasyon yapabiliyoruz da...!?

Yeri gelmişken soralım:

PKK ile mücadelede askerimiz sizce kendi sınırları içerinde ne kadar rahat operasyon yapabiliyor? Yapamıyor. Yasalar izin vermiyor çünkü ve bu koşullarda sınır ötesine yapılacak operasyon hiçbir anlam taşımıyor veya sınır ötesine bir operasyon düzenlense bile gerçekten sonuç alınması mümkün gözükmüyor.

Mesala; Mehmetçik operasyon yapacak, plan hazır, terörist karşısında duruyor, ama bu operasyon planına, AB uyum yasaları gereği valilik onayı şart. Plan valiliğe onaya gidiyor, peki terörist bu sürede beklemeye devam mı ediyor?

Mehmetçiği Güneydoğu'da vuran Siyonizm'dir!

Güneydoğu'dan her gün şehit cenazeleri geliyor. İsrail, Filistin ve Lübnan'ı kelimenin tam anlamıyla bir insan mezbahasına çevirmiş durumda.

Peki bu iki hadise arasında bir ilgi var mı?  Olmaz olur mu? Irak'ın kuzeyinde bir "Yahudi Kürdistanı" kurulmak istendiği için dün Bekaa ve Suriye'de PKK'ya hamilik yapılıyordu bugün Kandil Dağları'nda hamilik yapılıyor. Çünkü bu tuzağı bozabilecek tek güç Türkiye. Onun için Türkiye'nin bileklerine PKK kelepçesi vuruluyor ey millet... İsrail, Türkler Irak'a kuzeyden girerse savaşabilsin diye Barzani peşmergelerini eğitiyor, onlara Amerikan F16'larını kullanabilmesi için savaş pilotları yetiştiriyor... Kandil Dağları'nı binlerce defa bombaladık, PKK hâlâ var, çünkü İsrail Arz-ı Mev'ud, çünkü küresel sermaye ve onun silahlı gücü ABD ve İngiltere öyle istiyor... "Bir Türk öldür rahat et!"  İsrail atasözüdür.. Belki de Atatürk'ü ilaçlarla öldürterek Filistin halkının elinden toprağını aldılar... İşte Mehmetçiğin gerçek katilleri bunlar. PKK sadece bir taşeron. Teröristler Kandil'i çoktan boşalttı. Şimdi belki bir iki uçuş yapılacak, halkın gazı alınacak, AKP kahraman, ABD "dost ve müttefik" olacak...  Uyan millet, uyan...[1]

İsrail, AKP'yi nasıl susturdu!

İsrail Filistin'i ve Lübnan'ı bombalarken PKK saldırıları anında şiddetlendi. Bitlis ve Siirt'teki saldırılar ile İsrail'in bombardımanı aynı anda gerçekleşti. Türkiye'nin dikkati içeriye yöneltildi. Ardından Kuzey Irak'a girme tartışması alevlendi. ABD'nin Türkiye'ye tavrı ise net oldu: Hayır!

PKK saldırılarıyla Lübnan saldırıları arasında bir bağlantı var mı? Ya da bu saldırıları gerçekten PKK mı yaptı? Neden aynı anda Türkiye'de çatışma tırmandı ya da tırmandırıldı? İsrail'in Kuzey Irak yönetimi üzerindeki etkisini, Irak işgalinden bu yana İsrail'in bölgedeki ağırlığının ne kadar arttığını herkes biliyor artık! İşte bu çalışmaların sonucunu şimdi Türkiye topraklarında görüyoruz. Lübnan saldırılarına karşı yükselen Türkiye tepkisi, anında söndürüldü. PKK üzerinden. Yani PKK İsrail'i kurtardı! Gerçekten PKK mı? Yoksa İsrail'in Barzani için eğittiği birlikler ya da kurduğu istihbarat teşkilatı mı?  Kuzey Irak'a girme meselesini dar anlamda PKK meselesine indirgemek son derece yanlıştır. Önceki gün savaşın Anadolu topraklarına sıçradığını yazdım. İsrail ve ABD, sadece Lübnan'ı vurmadı, aynı anda Türkiye'yi de vurdu. Vurmaya da devam edecek. Yoğun hazırlık ABD'nin Türkiye'yi Irak batağına çekme manevrası olabilir mi?  Ya da şu ölümcül ihtimale ne dersiniz? Aynı güçlerin Lübnan'da bir işgal başlatmaları, Suriye topraklarına müdahale etmeleri halinde Suriye'deki Kürtler ayaklanacak, ülke parçalanacak, Kuzey Irak bağımsızlığını ilan edecektir. Türkiye, bu büyük korkuya hazırlık yapıyor olabilir mi?[2]

PKK İsrail'in Kuyruğudur!

İsrail'in Gazze ile başlayıp Beyrut'a uzanan saldırıları bütün dünyanın gözü önünde cereyan ederken, bu terörün çok önceden plânlanmış ve bugünlerde yürürlüğe konulmuş bir proje olduğu ortaya çıktı. İngiliz ve Amerika destekli terör devleti İsrail emeline ulaşmak, Beyrut'u boşalttırıp dirençsiz ve savunmasız kılarak kendi topraklarına katmak için bütün gücünü seferber etmiş durumdadır.

Yaşanan bu süreçte, bölge devletlerinden ve AKP'den cılız sesler yükselse de dış destekli bu terör organizasyonunun önüne kimseler geçememekte, dünya adeta İsrail'in merhamet göstererek bu saldırıyı sona erdirmesini beklemektedir.

Önce İstanbul'dan, sonra Diyarbakır'dan, şimdi de Trabzon'dan yükselen bir iman sesi bu teröre dur demek, işgali ve saldırıyı önlemek için gür bir biçimde haykırmaktadır. Türkiye, Milli Görüş gayretiyle bu zulmü sona erdirecek, mazlumların yüzünü güldürecek tek ülkedir. 

11 Eylül'den bu yana Afganistan ve Irak'ı işgal eden bu şer üçgeninin nihai hedefi, 1. Cihan Harbinde yarım kalan bir projeyi tamamlamak, Türkiye'yi nasıl Kudüs'ten, Şam'dan, Bağdat'tan kısaca Ortadoğu'dan çıkardılar ise, bugün de tamamen içe çekilmesini sağlayarak bu bölgelerin yeni kurulacak devletçikler eli ile yönetimini kendilerine hizmet eder bir hale sokmaktan ibarettir.

İsrail terörü ile birlikte tırmanışa geçen PKK saldırıları, şüphesiz Türkiye'yi oyalama taktiğinden başka bir şey değildir. Türkiye ne zaman İsrail'e dur demeye başladıysa birden bire de PKK saldırıları artmış, Türkiye'nin gerek devlet yönetimi gerekse de millet nezdinde bir anda gündemine PKK terörü oturmuş, böylece İsrail devam ettiği terör eylemleri için zaman kazanmıştır. Türkiye bundan sonra bilhassa uluslar arası arenada hızla yalnızlığa itilecek, gerek İsrail gerekse de PKK terörü için kendini savunamaz, bu teröre bir direnç gösteremez hale sokulacaktır.

Bu mesele ne dünün ne de bugünün meselesidir. Bu mesele şüphesiz asla Kürt meselesi de değildir.

Irak'a demokrasi getiren Amerika'nın İsrail'den hiçbir farkının olmadığına, sürekli Şiileri ve Sunnileri karşılıklı olarak öldürerek Müslümanları önce mezhep olarak sonra da ülke olarak birbirine düşman ettiğine şahit olduk. Bütün bunlar gösteriyor ki, şer ittifakının işgal ettiği bir bölgede barıştan söz etmek, ancak en uzak bir hayalden söz etmek gibidir.

Türkiye, icazetini hiçbir devletten almayan bölgesinde kendi doğrularını Osmanlı, Atatürk ve Refah-yol döneminde hakkaniyetle uygulamış bir bağımsız ülke olarak bugün doğru bir tercih yaparak hem kendisinin hem de bölgesinin güvenliği için en doğru adımı atmalı, gerekirse İngiliz, Amerikan ve İsrail ittifakına karşı tek başına mücadele etmesini bilmelidir.

Kudüs, Beyrut, Bağdat elimizden alınmış ve bizden kopartılmış şehirler olarak yeniden bizim göstereceğimiz dirence ve kararlılığa muhtaçtır. Bu topraklarda yeniden bir kurtuluş savaşı başlatılmalı, bölgenin bütün halklarının kendi onurları ile emperyalizmi reddetmesi sağlanmalıdır.

İsrail, terörüne bugün için son verse bile ilerisi için çok daha etraflı bir operasyon ile Suriye'nin de hesabını görmek yoluna gidecektir. Türkiye, maket devlet olmadığını dosta düşmana göstermeli, bölgede şer ittifakının PKK ile beraber kurduğu ateş çemberinden, önce kendisini, sonra da bölgenin mazlum milletlerini kurtarmalıdır. Aksi halde bu ateş çemberi iyice daralacak bir gün bizim de sonumuzu hazırlayacaktır.[3]

Çare Milli Görüştür, Erbakan'dır...

Çare; yeni Bir Kuvayı Milliye şahlanışıdır. Kıbrıs'ı kim kurtardıysa, D-8'leri kim kurduysa, Filistin'i O kurtaracak, PKK'nın kökünü O kurutacaktır. Bakınız:

Veli Kabaağaç, Ali Kemal Bozkurt, Mehmet Sözen. Yusuf Alp, Şeref İmalı, Mustafa Kilit, Tahsin Cirik ve Hasan Baştürk isimli Kıbrıs Gazileri, Milli Savunma Bakanlığına açık mektup yazarak Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a Kıbrıs çıkartmasında gösterdiği başarıdan dolayı, cesaret ve kahramanlık madalyasının verilmesini istediler.

Milli Savunma Bakanlığı'ndan, 1960 Antlaşmalarını ihlal ederek Kıbrıs'ta Müslüman Türkleri yakan ve diri diri kuyulara atıp katliam yapan EOKA'cı vahşetine karşı Kıbrıs Barış Harekatı'nın emrini veren Millî Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a, milli menfaatlerimizi koruduğu için cesaret ve kahramanlık madalyası verilmesini isteyen Gaziler, bunun geç kalmış olsa da Türkiye Cumhuriyeti'nin manevi kişiliğinin bir saygı ifadesi olacağını kaydettiler.

Mektupta şöyle deniliyor: "EOKA'cı Rumların 1974'ün 15 Temmuz'unda Müslüman Türkleri adadan tamamen yok etmek planlarına karşı Sayın Başbakan Ecevit'i İngiltere'ye gönderen ve Kıbrıs'a çıkarma ve hava indirme hazırlıkları yaparak, II. Kıbrıs Barış Harekâtını başlatıp destanlar yazan CHP ve MSP koalisyon hükümetinin Başbakan yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a milli menfaatlerimize ve çıkarlarımıza saygı gereği geç kalmışlığını göz önüne alarak özür dileyerek muhteşem bir törenle cesaret ve kahramanlık madalyasının tarafınızdan verilmesine arz ederiz."

Evet Gaziler çareyi biliyor!...



[1] 20.07.2006 / Hasan Demir / Yeniçağ

[2] 20.07.2006 / İbrahim Karagül / Yeni Şafak

[3] 21.07.2006 / Osman Toprak / Milli Gazete


Bu yazarin diger makaleleri

WILLY BRANDT – M.ALİ BİRAND SOYADI BENZERLİĞİ Mİ, SOY BERABERLİĞİ Mİ?
Herkesin asli kökenini ve gizli kimliğini araştırıp deşifre etmek, veya...
Devami
"İSLAMİ" (FAİZSİZ) FİNANS BANKACILIĞI UMUT OLUYOR
İngiltere İslam Bankası yöneticisi Şahir Abbas: "Küresel krizin sebebi faizdir" uyarısı...
Devami
VİCDANIM RAHAT DEĞİL
  Ehli gaflet ne bilsin, insanlık ne haldedir Izdırap çekene sor, bir...
Devami
TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ OYUNLAR VE SORUMLULUKLARIMIZ
  ABD’deki istihbarat kuruluşlarını bünyesinde toplayan Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’ne bağlı, (İstihbarat...
Devami
ŞEHİT TEĞMEN AHMET TARIM’A
  Selam sana teğmenim, selam şehitlerime Şahadetle Ahmedim, haydi uğurlar ola! Kurban etti...
Devami
HER ŞEY O'NUN!
  HER ŞEY O’NUN!      Kâinat tabiat, mevcudat O’nun Bu beden Allah’ın, nefes...
Devami

Makale Okunma Sayısı: 5687

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR