Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün4415
mod_vvisit_counterDün8605
mod_vvisit_counterBu Hafta65364
mod_vvisit_counterGeçen hafta77717
mod_vvisit_counterBu Ay86712
mod_vvisit_counterGeçen Ay254358
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15981701

IP'niz: 54.236.59.154
Bugün: 07 Ağu 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11887053

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

AKP İktidarının Siyonist Mimarlarından JAMES F. JEFFREY’İN ERDOĞAN HAYRANLIĞI!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

AKP İktidarının Siyonist Mimarlarından

JAMES F. JEFFREY’İN ERDOĞAN HAYRANLIĞI!

        

Dönemin ABD Büyükelçisi, sonra Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey, Büyük İsrail Projesine hizmet ediyordu!

Not: Bu yazımız tam 14 sene önce Milli Çözüm Dergimizde yayınlanmıştı. O zaman haddimizi aşmakla bizi suçlayanlara ve “Erdoğan’a çamur atıyorsun…” diye sataşanlara şimdi sormak ve hatırlatmak lazımdı:

1- Biz Allah’ın Kitabını ve rızasını, halkımızın huzurunu ve çıkarını ve sadece aklımızın ve vicdanımızın ilhamını esas alarak konuşup yorumladığımız için, hamdolsun ki yanılmamıştık ve yamulmamıştık.

2- Evanjelik Siyonist James Jeffrey’le ilgili tespit ve teşhislerimiz aynen çıkmıştı ve şu anda ABD Suriye Özel Temsilcisi olan bu ajan, Türkiye’yi Suriye batağında perişan etmeye uğraşmaktaydı.

3- Sn. Erdoğan’ın, hem ABD’nin derin mahfilleriyle tanıştırılıp icazet almasında, hem iktidar yolunun açılmasında parmağı olan bu Jeffrey, hâlâ her Ankara’ya gelişinde, ilgili ve yetkili zevat tarafından özenle karşılanıp ağırlanmakta, tavsiyeleri talimat gibi algılanmakta ve uygulanmaktaydı…

4- 14 sene önceki tespit ve tahlillerimiz aynen yaşandığına ve kuşkularımızda haklı çıktığımıza göre, AKP iktidarının ve Sn. Erdoğan’ın, şahsi ikbal ve ihtirasları uğruna ülkemizi hangi akıbetlere sürüklediğini hâlâ anlamayanlar, ya anlayış kısırlığına müptelaydı veya bunların suç ve çıkar ortaklarıydı.

Evet, ABD’deki Siyonist Yahudi Lobileri için: İsrail’in güvenliği ve Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında, her atanan Ankara Büyükelçisi ve üst düzey diplomat yetkilileri; Amerikan Başkanı kadar önemli sayılırdı. Bu nedenle Ankara’ya gönderilecek Büyükelçilerin, ya doğrudan veya dolaylı Yahudi kökenli ve Siyonist fikirli olması şarttır. Cumhuriyet tarihi boyunca Ankara, İstanbul ve Adana’ya tayin olunan bütün Büyükelçi ve Başkonsoloslara bakıldığında, bu söylediklerimiz daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü Siyonist Yahudiler için, ABD’den önce, İsrail’in çıkarları önemli sayılmaktadır. Ve bütün bu şeytani amaçların gerçekleşmesi için, Türkiye köprübaşıdır.

McCain ve Obama tahterevallisiyle ahmaklar avutuluyordu.

CNN Türk 26 Eylül 2008 tarihinde ABD Başkan adaylarının televizyon tartışma programını canlı yayında veriyordu. Güya iki farklı partinin Beyaz Saray’a oturtmak istediği adamları dinliyordum. Vah Amerikalı sıradan vatandaş vah... Aynı yemi onun oyunu yakalamak için de oltaya takmışlardı. Aynı zokayı Amerikalı da yutacaktı. Hangi aynı zoka? Türk halkına beş yılda bir yutturulan zoka... Sanki temelde AKP ve CHP farklıymış izlenimi vererek yutturulan cinsten olta... Farklı isimde ve sözde partilerin mevcudiyeti, özde farklılığa kanıt sayılabilir mi? CHP ve AKP liderinin birbirleriyle ağız dalaşında olması, onların temelde farklı fikirleri savunup, farklı toplum ihtiyaçlarına cevap olarak ortaya çıktıkları söylenebilir mi? Akıl sahibi insanlar hep şunu sordular; "Sayın Erdoğan ve Sayın Baykal (şimdi Kılıçdaroğlu), ülkemizdeki fakirliği nasıl sonlandırırız, ticareti nasıl canlandırırız, eğitimi nasıl düzene sokarız, yaşanabilir ve büyük Türkiye’yi nasıl kurarız, dış politikada bağımsız politikalara nasıl ulaşırız?"

Bu iki liderin farklı olduğuna ve farklı şeyler söylediğine ikna olabilmem için yukarıda sıraladığımız temel problemlerle ilgili çözüm önerilerinin ne kadar farklı ve vurucu olduğunu görmemiz lazım. Gayet basit bir turnusol kâğıdı kullanarak (faizci ve küresel bankaların müşterisi) IMF’ci misin değil misin? Dış politikada ABD’den farklı düşünüp hareket edebilecek misin? Türkiye’deki en temel insani haklarla ilgili fikrin ne? Beynin yerli mi, ithal mi? Benzeri sorulara hayati ve keskin cevaplar bulmadan, A partisi B partisinden farklı demek mantık olarak doğru değil. Biz kişinin, partinin ne yaptığına bakarız, ne dediğine değil. Bu satırları sadece bizim liderlerin temelde aynı olduğunu yahut ABD’deki vitrin mankenlerinin birbirinden farkı olmadığını anlatmak için kaleme almadım. McCain ve Obama’yı oturup eni konu dinledim. Ediyle Büdü misali… Biri diyor ki: Terörün merkezi Afganistan’dır, Irak’ta bu kadar oyalanmayalım, diğeri diyor ki: Afganistan’a o kadar yüklenmeye gerek yok, El-Kaide Irak’ta konuşlanmış, yalnızca Irak’a odaklanmamız lazım. Böyle söyleyince biri Cumhuriyetçi oluyormuş diğeri Demokrat. Allah Allah. Sağ kolları Senatör Joe Biden ile Vali Sarah Palin konuşuyorlardı. Hadi tahammül edebildiğim yere kadar onları da dinleyeyim dedim. İkisi de diyor ki, İsrail en büyük dostumuz. İran onu tehdit ediyor. İran en büyük terörist devlet. Biri diyor ki biz teröristlerle görüşmeyiz, diğeri diyor ki biz görüşürüz. Fark ne sizce? Wah zavallı Coni wah! Vah zavallı sakallı Hüsnü vah!” tespitleri ne kadar haklıydı.

ABD Büyükelçisi Jeffrey’in portresi: Kıdemli CIA ajanı İncirlik ve Bağdat'ta çalışıyordu.

Jeffrey; 1947 Massachusetts doğumluydu. Northeastern Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Boston Üniversitesi’nde lisansüstü derecesi alıyordu. 1969-1976 yılları arasında Vietnam ve Almanya'da ABD ordusunda piyade subayı olarak görev yapıyordu. 1977 yılında bir süre, Yakındoğu Bürosu İran Politikaları konusunda çalışan bir grubu eğitiyordu. 2002-2004 yılları arasında ABD'nin Arnavutluk Büyükelçiliğinde bulundu. Eşi Alman Yahudisi olan Jeffrey, Türkçe, Almanca ve Fransızca biliyordu. ABD'nin, BOP'un kaotik bölge merkezi olan Türkiye'ye 2008’de büyükelçi olarak atamaya karar verdiği Jeffrey; "asker, kıdemli diplomat, kıdemli uluslararası güvenlikçi ve kıdemli CIA ajanı" olmak üzere 4 önemli niteliğe sahip bulunuyordu. Uzmanlık alanları; Irak, İran, Suriye, Türkiye ve Kafkasya'yı kapsıyordu. Kuzey Irak'a yönelik harekâtların zirveye tırmandığı dönemde Adana Başkonsolosluğu yapıyordu. Yahudi kökenli Hristiyan Evanjelik James F. Jeffrey önce Senato Dış İlişkiler Komitesi'nde, sonra da Senato Genel Kurulu'nda izleyeceği politikayı açıklıyor ve onay alıyordu. Kasım 2008'de Büyükelçilik görevini, 3 yıllık süresi Ağustos 2008'de sona eren yine Siyonist Yahudi Ross Wilson’dan devralıyordu. ABD Dışişleri Bakanlığında, Türkiye-Yunanistan-Kıbrıs dâhil olmak üzere Güneydoğu Avrupa bölümünün direktörlüğünü yürütmekte olan Douglas Silliman da Ağustos 2008'de Büyükelçilik müsteşarı olarak Jeffrey'den önce görevine başlıyordu. Görünen odur ki Silliman'ın ilgileneceği asıl konu Kıbrıs oluyordu.

Bu Jeffrey; 1985-1987 yılları arasında İncirlik üssünün Kuzey Irak'a yönelik harekâtlarının zirveye tırmandığı dönemde, bir asker diplomat olarak Adana Başkonsolosluğu yapmıştı. Adana Başkonsolosluğu CIA’nın görev alanıydı. Jeffrey de bir CIA ajanıydı. Yahudi Jeffrey; 1999-2002 yılları arasında Ankara Büyükelçiliği'nde müsteşarlık görevi de almıştı. Bu görev de CIA adınaydı. Müsteşarlık görevine Başkan Clinton atamıştı. Büyükelçiler olarak Marc Paris ve Robert Pearson ile çalışmıştı. Her ikisi de CIA ajanıydı ve Yahudi Lobileri tarafından bu göreve atanmışlardı.

ABD’nin İran-Suriye-Irak politikalarının mimarı Jeffrey, sonradan Suriye Temsilcisi atanıyordu!

Jeffrey; Başkan Bush'un Irak'ı işgalinden sonra 2004'ten 2005 Ağustos'una kadar 1 yıla yakın bir süre Bağdat Büyükelçiliğinde Müsteşar ve Maslahatgüzar olarak görev yapmıştı. Bu da yine bir CIA görevi olmaktaydı. Jeffrey, bu dönemde seçilmiş bir grup üst düzey Amerikalı yetkiliyle birlikte 2004'te Irak politikası ve operasyonları grubu içinde yer aldı ve önemli katkılar sağlamıştı. Bu sürede gösterdiği üstün performans üzerine Dışişleri Bakanı Rice, onu sağ kolu olarak 2005 Ağustos'undan 1 yıl süreyle İran da dâhil olmak üzere son derece kilit bir görev olan “Yakın Doğu İşleri Müsteşarlığına” taşıdı. Jeffrey bu göreviyle birlikte Dışişleri Bakanlığı Irak Koordinatörlüğü'nü de üstüne almıştı. 2004'te kurulan "Irak Politikası Operasyonları Grubu" (ISOG) bünyesinde yer alan, ISOG'a benzer olarak 2 Ocak 2007'de kurulan "İran ve Suriye Operasyonları" bölümünde ABD'nin İran-Suriye-Irak politikalarının da mimarıydı.

Emperyalistlerin, "Savaşma, savaştır" planı ve Siyonist Jeffrey’in fırsatçılığı sırıtıyordu!

İran'ın nükleer tehdidi altında olduklarını varsaydıkları: Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve bölgenin diğer Arap ülkeleri arasında işbirliği, askeri faaliyetleri ve Suriye'ye "Çifte Tecrit" gibi çalışmaları başlatmıştı. Jeffrey'in yer aldığı bu uzmanlar grubunda şu isimler vardı: Beyaz Saray Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley, Dışişleri Bakan Yardımcısı John Dimitri Negroponte, Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker, Dışişleri Bakanlığı Türkiye-Yunanistan-Kıbrıs dâhil olmak üzere Güneydoğu Avrupa bölümü direktörü Douglas Silliman, Dışişleri Bakanlığı Yakındoğu Dairesi Başkan Yardımcılığı ve BOP Koordinatörlüğüne babası Dick Cheney tarafından getirilen Elizabeth Cheney de vardı. Hayret, bu isimlerin tamamına yakını Yahudi asıllıydı. Elizabeth Cheney'in Dışişleri Bakanlığı'nda üstlendiği görev; önce Irak ve ardında İran muhalefetinin örgütlenip kışkırtılmasıydı. Bu görevi 5 yıla yakın bir süredir sürdüren Cheney'in muhalefetin örgütlenmesine yönelik olarak getirdiği yeni konsept, "Savaşma, savaştır!" planıydı!

Bush-Erdoğan mutabakatını sağlayan da Jeffrey olmuştu!

Jeffrey'in bölge sorunlarına getirdiği önemli konsept ise, "PKK tehdidi = El Kaide tehdididir". PKK'ya karşı ABD-Türkiye-Irak güçlerinin birlikteliğini kuran "Üçlü Mekanizma"ydı. Bu tür çalışmaları ile dikkatleri üzerine toplayan Jeffrey, 1 Ağustos 2007 tarihinde de Başkan Bush tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi Danışman Yardımcılığına atanmıştı. Jeffrey, BOP'un önemli bir ayağı olan Kuzey Irak politikasının şekillenmesinde Irak büyükelçileri Ryan Crocker ve Zalmay Halilzad ile önemli çalışmalar yapmıştı. 5 Kasım 2007 tarihinde gerçekleştirilen Başkan Bush-Erdoğan ve heyetlerinin Oval Ofis görüşmesi ve mutabakatının şekillendirilmesinde önemli katkıları vardı. James Jeffrey; Irak-İran-Suriye-Türkiye-Kafkaslar konusunda uzmandı. Rusya'nın Gürcistan'a yönelik girişimine karşı çıkmıştı. Rusları "tehlikeli ve orantısız güç" kullanmakla suçlamıştı. Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı olarak ilk resmi tepkiyi o açıklamıştı. Bu tepkinin ardından Condoleezza Rice Gürcistan'a gidip Mihail Saakaşvili’ye destek ve Rusya'ya gözdağı vermeye başlamıştı.

Jeffrey’in Müsteşarının hedefi Kıbrıs oluyordu!

Ağustos 2008'de Jeffrey'in müsteşarı olarak Ankara'da göreve başlayan Douglas Silliman özellikle Türkiye-Yunanistan-Kıbrıs konusunda uzmandı. Kıbrıs konusuna yoğunlaşacağı anlaşılmaktaydı. Silliman da bir CIA ajanıydı. Ürdün'de uzun süre CIA istasyon şefliği yapmıştı. Silliman Yahudi, Jeffrey ise Hristiyanlaşmış Yahudi takımındandı. ABD yönetimleri Türkiye'ye Hristiyan Büyükelçi, Müsteşarlığa Yahudi diplomat tayin etmeyi kutsal prensip saymaktaydı. Her ikisinin de CIA ajanı olmaları lazımdı. Bu prensiplerinin nedeni ise, "ABD'nin Türkiye-İsrail ilişkilerinde katalizörlük rolüne" duyulan ihtiyaçtı.

Jeffrey’in sinsi ve Siyonist kimliği hep gizleniyordu!

ABD'nin BOP'un kaotik bölge merkezi olan Türkiye'ye Büyükelçi olarak atadığı Jeffrey’in; "asker, kıdemli diplomat, kıdemli uluslararası güvenlikçi ve kıdemli CIA ajanı" olmak üzere 4 önemli niteliği vardı. Uzmanlık alanları; Irak, İran, Suriye, Türkiye ve Kafkasya'yı kapsamaktaydı. BOP Eşbaşkanlığını üstlenmiş bir Başbakanın yönetimindeki Türkiye'ye gelen Jeffrey, bu projenin kendi ülkesi çıkarlarına en yüksek derecede gerçekleştirilmesi için üstün çaba göstermesini gerektiren nitelikler taşımaktaydı. ABD'nin Jeffrey gibi bir diplomatı Ankara'ya Büyükelçi olarak tayin etmesinin amaçları şunlardı:

1- ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra bölgenin en büyük tek gücü haline gelen İran'ın bu gücünü kırmak.

2- Bunun için İran ve Suriye'de rejimi değiştirip yıkmak. İran ve Suriye'nin, Irak'taki direniş kuvvetlerini desteklemelerini buna gerekçe gösterip dünya kamuoyuna ısrarla dayatmak.

3- Bu amaçla İran'a "Çifte Tecrit" politikasını uygulayarak veya İran'a operasyon yaparak "İsrail'in bölgede tek hâkim güç" haline gelmesini sağlamak.

4- ABD-Türkiye-Irak üçlü mekanizmasını ve "PKK tehdidi El Kaide tehdidine eşdeğerdir." konseptini birlikte işleterek Rusya-İran-Suriye olası ekseninin ve Rusya'nın Kafkasya'da yükselen etkisinin önünü tıkamak.

5- Bunun için de Gürcistan'ı acilen NATO'ya almak ve NATO'yu Karadeniz'e sokmaktır. Bunları gerçekleştirmeye çalışırken de ABD-AB işbirliğini temel almaktır…

Peki acaba, ılımlı İslamcısından çalımlı solcusuna, şu yazar-yorumcu takımının hiçbirisi, neden bu gerçekleri gündeme taşımazlar ve toplumu uyarmazlardı? ABD’nin Türkiye Büyükelçilerinin ve diplomasi şeflerinin: Asıllarını, astarlarını, amaçlarını, özel statü ve sıfatlarını, geçmişteki hizmet sahalarını, milletimize tanıtmak için, niye kendilerini hiç yormazlardı? Çünkü görevleri; bunları tartışıp toplumun gözünü açmak değil, suni gündemlerle halkı uyutmak ve bu Siyonist ajanların işini kolaylaştırmaktır. Çünkü bunun karşılığı dolar cinsinden on binlerce maaş alınmakta ve bizim ancak filmlerde görebildiğimiz, boğaz manzaralı villalarda oturulmaktaydı!..

SüperNATO uzmanı James Jeffrey çok tehlikeli bir ajanlık yapıyordu!..

Türkiye, Amerikan kontrolü altındaki Irak'ın kuzeyinden gelen terör saldırılarıyla mücadele ederken, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne 2008’de atanan ismin James Jeffrey olması dikkat çekiciydi. Arnavutluk'taki bazı uzmanlara göre Jeffrey, Balkanlardaki derin müdahalelerin bir numaralı ismiydi. Amerikan Derin Devletinin bir numaralı ismi olarak gösterilen Dick Cheney'in ajan kızıyla çalışma arkadaşı olan ABD'nin o dönem Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyine operasyon yapmasına karşı takındığı sert tutumla gündemdeydi. ABD'nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey için değerlendirmeler yapan bazı Arnavut uzmanlar, ABD'nin Ankara Büyükelçisi'nin "Stay Behind"ın (SüperNATO) önemli isimlerinden biri olduğunu belirtmişlerdi. Arnavut uzmanlar böyle söylemekteydi. Çünkü; Arnavutluk'un Amerika'ya bağımlı bir ülke haline gelmesini sağlayan kişinin James Jeffrey olduğu bilinmekteydi. Üstelik Jeffrey, Yugoslavya'daki Arnavutlarla yakın ilişkileri olan Richard Holbrooke'un yakın çalışma ekibindendi. Balkanlar'da Arnavut halkı üzerinde birlikte yoğun çalışmalar yürütmüşlerdi.

Büyükelçi Jeffrey soykırım yalanını savunduğu için Ermenilerin baş dostu sayılıyordu!

Bir dönem ABD'nin Türkiye Büyükelçisi, şimdi ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde yaptığı sunumda, "Türkiye'yi Ermenistan ile diplomatik ilişkiye geçmesi ve Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yaşanan trajik olaylar konusunda Ermenistan ile açık ve dürüst bir diyalog kurması için güçlü bir şekilde zorlayacağız" demişti. Daha önce Türkiye'de 3 kez görev yapan James Jeffrey, 1999-2002 yılları arasında Türkiye'de Büyükelçi'den sonraki ikinci adam olarak gelmişti. ABD'deki kısa adı ANCA olan Amerika Ulusal Ermeni Komitesi, internet sitesinde James Jeffrey'in soykırım iddialarını kabul ettiğini belirtmişti. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Joseph Biden'in James Jeffrey'e yönelttiği soruları yayınlayan site, Jeffrey'in cevaplarına da yer vermişti. Joseph Biden, Büyükelçi'ye şu soruyu yöneltmişti:

"Osmanlı İmparatorluğu'na gönderilen ABD'li diplomatların, Ermeni Soykırımı sırasında arşivledikleri, Ermeni nüfusu tamamen yok etme amaçlı sistematik ve devlet destekli hareketler olduğuna itirazınız var mı?"

James Jeffrey bu soruya tereddütsüz "İtirazım yok" yanıtını vermişti. Jeffrey cevabına "Ermeni toplumunu yok etmeye yönelik teşebbüs olarak tarif edilen 1915-1916 olaylarını rapor eden ABD Büyükelçisi Morgenthau'nun raporlarına itiraz etmiyorum" diyerek devam etmişti. Morgenthau'nun raporları soykırım yalanını savunanların temel dayanaklarından birini teşkil etmekteydi.

AKP iktidarı Jeffrey'i neden çok umutlandırıyordu?

James Jeffrey, iki ülke arasındaki ilişkilerin 2003 yılındaki tezkere oylamasıyla zedelendiğini söylüyordu. "Türkiye ve ABD'nin ortak hedef ve amaçları paylaştıklarını, ancak iki ülkenin taktik ve yöntem farklılıkları olduğunu” savunan Jeffrey, bu durumun yanlış anlamalara yol açtığını ileri sürüyordu. PKK saldırılarının artmasıyla Türk kamuoyunda ABD'nin değerinin iyice düştüğünü belirten Jeffrey, Türkiye'nin Amerikan karşıtlığının en yüksek olduğu ülke olduğunu da itiraf ediyordu. "Neyse ki 2007'den itibaren ikili ilişkilerde önemli ilerlemeler görmeye başladık" diyen Jeffrey, AKP'nin 2007 seçimlerinden elde ettiği başarıyı temel ilerleme olarak görüyordu. Büyükelçi Jeffrey, Tayyip Erdoğan yönetiminin, Talabani ve Kukla Devlet yönetimiyle ilişkilerinden memnundu. Irak'a gönderilen kargonun yüzde 70'inin Türkiye'den İncirlik üzerinden gittiğini söyleyen Jeffrey, Afganistan'a giden uçakların da burada ikmal yaptıklarını belirtiyordu. Jeffrey'e göre Türkiye İncirlik konusunda, bölge için bir örnek teşkil ediyordu. Jeffrey, 301. madde ve başta Kürtçe olmak üzere Türkçe dışındaki dillerde televizyon yayını yapılması konusundaki değişikliklerden de övgüyle söz ediyordu.

Siyonist Olmert’in: “Doğu Kudüs ve Golan'dan çekilmeliyiz. Arz-ı Mev’ud bir hayaldir!” çıkışı kafa karıştırıyordu!..

Bu arada dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Filistin ve Suriye ile sağlanacak barış karşılığında İsrail'in, 1967 yılında işgal ettiği tüm topraklardan çekilmesi gerektiğini söylüyordu!? 21 Eylül 2008'de görevinden istifa ettikten sonra vekâleten Başbakanlık yapmakta olan Olmert, İsrail'de yayınlanan Yedioth Aharonoth gazetesine konuşarak: "Daha önce hiçbir İsrail liderinin ağzına alamadığını söylüyorum: Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri dâhil bütün topraklardan çekilmeliyiz." diyordu. Gazete, hakkındaki yolsuzluk suçlamalarından dolayı istifa eden Olmert'in açıklamaları için "vasiyet röportajı" başlığını kullanıyordu. Olmert, Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP’un) bir hayal olduğunu ve Arz-ı Mev’ud (vaat edilen Büyük İsrail) beklentisinden artık vazgeçileceğini umduğunu özellikle vurguluyordu. Elbette Siyonist Olmert, Müslümanları avutmak ve uyutup zaman kazanmak için bunları söylüyordu. Ancak bu “tarihi itiraf” niteliğindeki sözler; İslam coğrafyasını parçalamayı ve hükmü altına almayı amaçlayan “Büyük İsrail kurgusunun” ve BOP’un gerçek olduğunun da bir belgesi oluyordu. Yani, uzun yıllar BOP eşbaşkanlığını yürütenler, aslında Siyonist senaryoların beşinci sınıf bir hizmetçiliğini yapıyordu. Yahudi Olmert bile bu hayali ve şeytani heveslerden artık vazgeçilmesi gerektiğini söylerken, bizimkilerin hâlâ ABD ve AB aşkı, gafletten de öte bir hıyanet kokuyordu.

 

 


Bu makaleyi sesli olarak dinleyebilirsiniz:

Makale Paylaşım Sayısı: 31

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR