Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün4802
mod_vvisit_counterDün8605
mod_vvisit_counterBu Hafta65751
mod_vvisit_counterGeçen hafta77717
mod_vvisit_counterBu Ay87099
mod_vvisit_counterGeçen Ay254358
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15982088

IP'niz: 54.236.59.154
Bugün: 07 Ağu 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11887213

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

AKP TÜRKİYESİ GERÇEKTEN BAĞIMSIZ MIYDI, YOKSA HAÇLI VE SİYONİST AB’NİN TUTSAĞI MIYDI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

 AKP TÜRKİYESİ GERÇEKTEN BAĞIMSIZ MIYDI,

YOKSA HAÇLI VE SİYONİST AB’NİN TUTSAĞI MIYDI?

        

Gaflet ve cehaletten öte; dalâlet, hatta hıyanet kokan, geleceğimizi ve güvenliğimizi karanlığa sokan tercih ve girişimleriyle, özellikle ahlâki ve ailevi yapımızı temelinden sarsan sinsi düzenlemeleriyle Allah’ın gazabını hak eden AKP ve Erdoğan iktidarı, 2004 Aralık ayında, güya “AB tam üyelik için müzakere tarihi verdiği” gerekçesiyle Ankara’da havai fişekli kutlamalar yapmıştı. Oysa Haçlı AB, bizi asla içlerine almayacaklardı. Bu tür kof vaatlerle sadece Milli ve manevi yapımızı daha da bozmak üzere, bazı dayatmalar yapacak ve birtakım tavizler koparacaklardı. İşte bunlardan birisi de, eşcinsellik ve lezbiyenlik gibi, Kur’an’la ve Resulüllah’ın lisanıyla lanetlenen, yapanlara ve yaptıranlara beddua edilen mel’anetlerin, güya “Kadına şiddeti önleme” gibi jelatinli kılıflara sarılmış ve sinsice makyajlanmış olan “İstanbul Sözleşmesi” talimatıydı… Hatta dindar kahraman Erdoğan iktidarı bu mel’un sözleşme gereği, AKP iktidarının AB talimatıyla eşcinsellik ve zina serbestiyetini imzaladığı sapkınların, fuhuş özgürlüklerini(!) tam sağlayıp sağlamadığını kontrol edip denetlemek ve Haçlı Siyonist merkezlere rapor etmek üzere Batılı gâvurların görevlendirdiği GREVIO elçilerine tam bir dokunulmazlık sağlamıştı.

Milli Gazete’den değerli Adnan Öksüz, maalesef Meclis’te onaylanan bu mel’un İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili çok önemli bir konuyu gündeme taşımıştı. Öyle ki; eşcinsellik, lezbiyenlik ve kadınlara cinsi serbestlik kazandıran sözleşmenin tam uygulanıp uygulanmadığını denetlemek üzere, AB tarafından ülkemize gönderilecek yetkili görevlilere tam bir dokunulmazlık sağlanmakta ve her türlü tahribatları yapmalarına imkân ve fırsat sunulmaktaydı.

İşte İstanbul Sözleşmesi’ndeki “GREVIO Skandalı!”

• Bu isimler Cumhurbaşkanı değildi!

• Bu isimler Devlet Başkanı değildi!

• Bu isimler Büyükelçi değillerdi!

• Bu isimler Diplomat da değillerdi!

• Bu isimler Bakan ya da Milletvekili değildi!

• Bu isimler Genelkurmay Başkanı da değildi!

Ama bu isimlerin dokunulmazlıkları vardı ve bu imkânı Erdoğan iktidarı bunlara sunmuşlardı!

• Bu sayede bu isimler tutuklanamıyordu!

• Bu isimler gözaltına alınamıyordu!

• Bu isimlerin kişisel eşyaları haczedilemiyordu!

• Bu isimler yasal işlemlerden muaf tutuluyordu!

• Bu isimler ülkede elini kolunu sallaya sallaya gezebiliyordu! Bu isimlere ülkede hareket serbestiyeti sağlanıyordu!

• Bu isimler her türlü kısıtlamadan vareste tutuluyordu!

• Bu isimler yabancıların tabi oldukları işlemlerden de muaf sayılıyordu!

Peki kim bu kişiler? Hemen anlatayım:

Bunlar İstanbul Sözleşmesi’nin ‘Ek-İmtiyaz ve Muafiyetler (madde 66)’ bölümünde belirtiliyordu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tutanaklarından aynen aktarıyorum. Lütfen, aşağıdaki maddeleri ve satırları sonuna kadar okuyun;  

1) “Bu ek, Sözleşme’nin 66. maddesinde bahsedilen GREVIO üyelerine ve ülke ziyaret heyetlerinin diğer üyelerine uygulanır. Bu ek’in amacı bakımından “ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyeleri” terimi, Sözleşme’nin 68. maddesinin 9. paragrafında bahsedilen bağımsız ulusal uzmanları ve mütehassısları, Avrupa Konseyi personelini ve Avrupa Konseyi tarafından istihdam edilerek GREVIO’ya ülke ziyaretleri boyunca eşlik eden tercümanları kapsamaktadır.”

2) “GREVIO üyeleri ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyeleri ülke ziyaretlerinin hazırlanması ve gerçekleştirilmesiyle ilgili görevlerini yerine getirirken veya bunları izleyen görevlerle ilişkili olarak yolculuk” ederken aşağıdaki imtiyaz ve muafiyetlerden yararlanır;

a. “Şahsi tutuklama veya göz altına alınmadan ve kişisel eşyalarının haczinden ve resmi yetkili sıfatıyla hareket ederken söyledikleri ya da yazdıkları ifadeler veya gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı yasal işlemlerden muaf tutulacaklardır.”

b. “İkamet ettikleri ülkelerine giriş ve çıkışlarda ve görevlerini yerine getirdikleri ülkeye giriş ve çıkışlarda hareket serbestliği üzerindeki her türlü kısıtlamadan ve görevlerini yaparken ziyaret ettikleri veya geçtikleri ülkelerde yabancıların tabi oldukları kayıt işlemlerine tabi olmayacaklardır.”

3) “Görevlerinin yerine getirilmesiyle ilgili seyahatleri sırasında, GREVIO üyeleri ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyeleri gümrük ve döviz denetim kontrollerinde yabancı hükümetlerin geçici resmi görevlisi olan temsilcilerine tanınan kolaylıklardan yararlanacaklardır.”

4) “Sözleşme’nin uygulanmasının değerlendirilmesiyle ilgili GREVIO üyeleri ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyeleri tarafından taşınan belgelerin, GREVIO’nun faaliyetiyle ilgili olduğu sürece dokunulmazlıkları ihlal edilemez. GREVIO’nun resmi yazışmaları veya GREVIO üyelerinin ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyelerinin resmi haberleşmeleri hiçbir engelleme veya sansüre tabi tutulamayacaklardır.”

5) “GREVIO ve ülke ziyareti heyetlerinin diğer üyeleri için tam bir konuşma özgürlüğü ve görevlerinin yerine getirilmesinde tam bir bağımsızlık temin etmek amacıyla, söz konusu kişilerin görevleri sona ermiş olsa dahi, görevlerinin ifşası sırasındaki sözlü veya yazılı ifadeleri ve her türlü fiilleri bakımından yasal işlemlerden muaf tutulurlar.”

6) “İmtiyazlar ve muafiyetler, bu ek’in 1. paragrafında bahsedilen kişilere kendi şahsi çıkarları için değil, görevlerinin GREVIO’nun çıkarları için yerine getirilmesini güvence altına almak için tanınmıştır. Bu ek’in 1. paragrafında bahsedilen kişilerin ayrıcalıklarının kaldırılması, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından, muafiyetin adaleti engelleyici olduğu kanaatine vardığı herhangi bir halde ve muafiyetin GREVIO’nun çıkarlarına halel getirmeden kaldırılabileceği hallerde yapılır.”

Evet işte bu rezalet metin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde maalesef benimsenip onaylanmıştı.

İstanbul Sözleşmesi başka neleri dayatıyordu?

1) (Eşcinsellerin ve lezbiyenlerin haklarının korunduğunu gözlemek üzere) Sistematik bir denetim yapılmasını.

2) Muntazam aralıklarla raporlar hazırlanmasını.

3) Yerinde araştırma soruşturma yapma yetkisi sağlanmasını!

4) (Cinsel sapkınlığa bulaşanlarla) Yüz yüze görüşmeler yapma izinleri çıkarılmasını!

5) Kendi çalışma esaslarını kendilerinin belirleme olanağını!..

Yani, devletimize talimat veriyor ve raporlar istiyordu, bu devlet üstü Haçlı-Siyonist güç!

Hani, “Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir. Muz cumhuriyeti değildir! Müstemleke değildir.” diye hava atan AKP’li ucuz kahramanlar!

GREVIO Skandalı Bana Neyi Hatırlatmıştı?

27 Aralık 1949 tarihinde, İnönü eliyle Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara teslim edilmişti.

ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu belirlenmişti.

Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu idi. Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk idi.

Bu Komisyonun görevi, Türk çocuklarının İlk, Orta ve Lise’de okuyacağı derslerin müfredatını yani programlarını belirlemekti.

Milletimizin geleceği olan gençlerin eğitimi, yarısı Amerikalılardan oluşan bir komisyona havale edilmişti.

Komisyon herhangi bir konuda karar verirken oylar 4 evet, 4 hayır çıkarsa Amerikan Büyükelçisinin vereceği oy, belirleyici ve yeterliydi.

Türk gençlerinin ne tür bir eğitimden geçeceği, derslerde hangi konuları ne tür boyutlarda öğreneceği, Amerikalılara bırakılıvermişti.

Oysa bu tür uygulamalar, ancak sömürge ülkelerinde görülebilirdi. Daha da acısı şuydu; o tarihten günümüze kadar kurulan hükümetlerin hiçbirisi ve dindar kahraman Erdoğan hükümeti, bu anlaşmayı ortadan kaldırmayı hiç düşünmemişti ve böyle bir gayret göstermemişlerdi. Sadece Erbakan Hocamız bu tür tahripçi ve teslimiyetçi uygulamaları askıya aldığı ve resmen iptal etme hazırlığına başladığı için, dış güçlerin tertipleri ve işbirlikçilerin hıyanetleri neticesinde Refah-Yol iktidarına son verilmişti. Üstelik bu Erdoğan iktidarı eşcinsellik ve lezbiyenlik gibi rezaletleri başımıza belâ eden İstanbul Sözleşmesi’ni de imzalamaktan çekinmemişti.

Evet, “Süfyan ve Deccal” diye saldırılan Mustafa Kemal, Meclis’ten çıkarttığı 01.03.1926 tarih ve 765 sayılı kanunla (Madde: 440 ve 441) zina eden evli erkek ve kadınlara üç aydan otuz aya (2,5 yıla) kadar hapis cezası uygularken… Şimdi dindar kahraman sayılan Recep T. Erdoğan ise; 26 Eylül 2004 tarihinde Meclis’te onaylatılan ve 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe sokulan TCK 227. maddeli kanunla zinayı suç olmaktan ve ceza almaktan çıkarmıştı.

İşte O Mustafa Kemal’in Gençliğe Hitabesi’ni dikkatle okumanın ve gereğini yapmanın tam zamanıydı!

Ey Türk gençliği!

İstiklal (her bakımdan tam bağımsızlık) ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin (sermaye ve silah yönünden çok üstün bir kuvvetin) temsilcisi olabilirler. Cebren ve hile ile, (saldırı veya zorla veya hain iktidarların yaptığı ve milletten sakladığı hileli kanun ve anlaşmalar yoluyla) aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş (ekonomik ve stratejik kurumları ele geçirilmiş), bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış, (etkisiz, yetkisiz ve çaresiz konuma getirilmiş) ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu ortam ve durumdan daha elim (üzücü) ve daha vahim (ürkütücü) olmak üzere, memleketin içerisinde iktidar sahibi olanlar (hükümet ve muhalefet partileri, sivil ve asker yüksek bürokrasi, yargı ve diğer yönetim yetkilileri) gaflet (vurdumduymazlık) ve dalalet (azgınlık ve dış güçlere yaslanmak) ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Daha da beteri, bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini; müstevlilerin (işgalci güçlerin, küresel sömürü çevrelerinin ve Siyonist emperyalist merkezlerin) siyasi emelleriyle (sinsi ve şeytani hakimiyet projeleriyle) tevhit edebilir (düşmanlarla iş birliğine girişebilir)ler.

Millet, fakr-u zaruret (işsizlik, fakirlik ve çaresizlik) içinde harap ve bitap düşmüş (yıkılmış ve yılgınlaşmış) olabilir.

Ey Türk istikbalinin (geleceğinin) evladı! İşte, bu ahval ve şerait (en kötü şartlar ve durumlar) içinde bile vazifen; Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmak (milli bağımsızlık ve bekamızı ve halkımızın ülke yönetimine hâkim olmasını sağlamak)tır.

Muhtaç olduğun kudret (sana gerekli ve yeterli olacak kuvvet ve cesaret, dış güçlerin himayesinde değil) damarlarındaki asil kanda mevcuttur. (Bizi asil ve şerefli kılan milli ve manevi değerlerimize; tarihi ve talihli dinamiklerimize, yani öz benliğimize ve bağımsızlık bilincimize sahip çıkmak suretiyle bütün bu tehdit ve tehlikeler aşılacaktır).

Evet Atatürk’ün, tam doksan sene önce, hem çöküş nedenlerini, hem de çıkış çarelerini gösterdiği meşhur Gençliğe Hitabesi’ni okuyup, anlayıp gereğini yapmazsak, Allah korusun çözülüş ve çöküş kaçınılmazdır!

Bu konuyu, eşcinsellik rezaletine bulaşmış ve sonunda Allah’ın gazabı ve kahrı kendilerine ulaşmış olan LUT kavmiyle ilgili şu ayet mealleri ile bağlayalım:

77- Elçilerimiz (görevli meleklerimiz) Lut'a geldiği zaman, onlar(ın alacağı intikam)dan dolayı fenalaşıp kaygılanmış, göğsünü bir sıkıntı basmıştı ve: "Bu, çok zorlu ve korkunç bir gün" diye (duygulanıp üzülüvermişti).

78- (Evine genç ve güzel erkek misafirlerin geldiğini duyan azgın ve sapkın) Kavmi ona (Hz. Lut'un yanına) doğru koşarak geldiler; onlar daha önceden de (böylesi çirkin) kötülükler işlemekteydiler. (Onlara:) "Ey kavmim, işte benim kızlarım, (nikâhlamak isterseniz) bunlar sizler için daha temizdir. Artık Allah'tan korkun ve beni misafirimin önünde küçük düşürmeyin. İçinizde (sizi uyaracak) hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?" demişti.

79- Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim bir hak talebimiz (ilgimiz ve isteğimiz) olmadığını sen de bilip duruyorsun. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen de biliyorken (ne diye işimizi engelleme gayretindesin?)"

80- (Hz. Lut onlara) Dedi ki: "Ah keşke size yetecek gücüm kuvvetim olsaydı, veya sığınabileceğim sağlam ve sıkı taraftarlarım ve dayanaklarım bulunsaydı!" (Zira zalimlerin kötülüklerini önlemek için zahiri güç de gerekliydi.)

81- (Melekler) Dediler ki: “Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar (ve zarar veremezler). Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. (O da fasıkların işbirlikçisidir!) Çünkü onlara (inkârcı ve isyancı sapkınlara) isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'ad olunan (azap) sabah vaktidir. (Ve artık) Sabah da yakın değil midir?”

82- Böylece vaktâki emrimiz (ve takdir saatimiz) geldiğinde (o ahlâksız sapkınların ülkelerini ve düzenlerini) altını üstüne çevirdik (çeviririz) ve üstlerine balçıktan (ve farklı maddelerden) pişirilip (son şekli verilmiş ve) istif edilmiş (kurşun gibi) taşlar yağdırıverdik.

83- (Bu azap taşlarını) Rabbin katında belirli biçimlere sokulup damgalanmış (sanki füze, roket ve mermiler misali hazırlanmış) olarak (gönderdik ve sapkın zalimleri mahvu perişan ettik). Bu (ve benzeri felaketler her asırdaki) zalimlerden (ve eşcinsellik gibi rezaletleri tasvip ve teşvik eden hükümetlerden) de uzak değildir.[1]

 


Bu makaleyi sesli olarak dinleyebilirsiniz:

 

 


[1] (Bak: Ahmet-Abdullah Akgül Türkçe Kur’an-ı Kerim Meali - Hud Suresi: 77-83)


Bu yazarin diger makaleleri

“AYDINLANMACILIK” İNKÂRCILIĞIN VE İSLAM DÜŞMANLIĞININ KILIFI YAPILMIŞTIR!
AKP iktidarının, ılımlı İslamcıların ve yandaş medya yanaşmalarının, başörtüsünü veya...
Devami
MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN HİZMET VE İSTİKAMET ESASLARI
  MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN HİZMET VE İSTİKAMET ESASLARI          Sonsuz şükürler olsun ki...
Devami
“VAHDET” GAZETESİ VE HİKMET TERAZİSİ
“Vahdet” çok önemli ve gerekli bir kavram olmak yanında, aynı...
Devami
ARKADA KARANLIK PATRON, ARENADA KİRALIK PİYON
    "Kişisel" veya "dar çevresel" görünse de, bölgesel hatta küresel sonuçlar...
Devami
Meclis Başkanı Sn. İsmail Kahraman’ın Resmi ve Vicdani Sorumlulukları MASON ADNAN OKTAR'IN ŞIMARIKLIĞI VE ABDÜLHAMİD HAN DÜŞMANLIĞI
A-9 kanalındaki 13 Eylül 2016 tarihindeki konuşmasında: "Abdülhamid Osmanlı'da Darwinizm'i yaymıştır....
Devami
TIRMANAN RUS KRİZİNİN TRAVMASI VE TAHİR ELÇİ MUAMMASI
Öyle anlaşılıyor ki, birileri Türkiye ile Rusya’nın bozuşmasını hatta kavgaya...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 27

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR