Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün423
mod_vvisit_counterDün3898
mod_vvisit_counterBu Hafta21637
mod_vvisit_counterGeçen hafta32128
mod_vvisit_counterBu Ay13840
mod_vvisit_counterGeçen Ay205231
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15058124

IP'niz: 18.232.51.69
Bugün: 04 Nis 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11534458

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam
Reklam

GÖRELİM MEVLA NEYLER!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Her asırda kafirler ve şer güçler Müslümanlara ve masum insanlara çeşitli hileler hazırlamışlar, tuzaklar kurmuşlar, ama sonunda bu hile ve tuzaklarını Allah onların başına geçirmiş, inananlar için kazdıkları kuyuya kendilerini düşürmüştür.

"Gerçekten onlar (İslâm'a ve insanlığa karşı) hile ve tuzaklarını kurdular. Oysa Allah'ın katında da onların hilesine karşı ilahi tedbirler var. İsterse onların hilesi, dağları yerinden oynatacak (kadar büyük) olsun. (Ne çıkar)"[1]

"(Ey Resulüm) onların yaptıklarına karşı üzülme ve sakın kurdukları hile ve tuzaklardan dolayı da (gönlünü ümitsizliğe ve) sıkıntıya düşürme."[2]



[1] İbrahim: 46

[2] Neml: 70

 

"Bu, (zulümleri) yeryüzünde kibirlenmeleri ve kötü hileleri yüzündendi. Halbuki böylesi haksız tuzaklar, ancak sahiplerinin başına geçer."[1] Gibi ayetler, çoğu zaman, zalimlerin Müslümanlar aleyhine kurdukları tuzakların kendi başlarına geçeceğini bildirmektedir ve bu gerçek pek çok tarihi olaylarda kendini göstermiştir.

Bu durumu, yakın tarihimizde yaşanan 12 Eylül hareketiyle bir kez daha yaşadık...

Dış güçlerin ve belli çevrelerin 12 Eylül hareketiyle asıl amaçladıkları hedeflerinden birisi-belki de birincisi-de giderek gelişen ve siyasi bir organize güç haline gelen milli hareketi dağıtmak ve kapatmaktı... Hatta Konya mitingi ve (sözde) irtica tehlikesi, ihtilalin önemli gerekçelerinden biri sayılmıştı.

Bu siyasi hareketin liderini ve önde gelenlerini suçlamak ve devre dışı bırakmak amacıyla kurulan olağanüstü askeri mahkemelerde, dava dosyasının tamamlanması için iki yıla yakın bir zaman soruşturma ve araştırma sürdürülmüş, yurt içinde ve dışında bütün savcılık ve ilgili kurumlardan suç teşkil edecek her türlü ihbar ve delilin toplanması istenmiştir.

Aradan on yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra şimdi dönüp geriye baktığımızda, Cenab-ı Hak'kın İslâm aleyhine hazırlanan tuzakları nasıl kendi başlarına geçirdiğini ve 12 Eylülün Milli görüş açısından ne denli hayırlı neticelere vesile kılındığını ibret ve hayretle görüyoruz...

Bunlardan bir kısmını arz edelim... Her şeyden önce Milli görüşün Muhterem Liderinin, uzun yıllar ve özellikle basın yoluyla aleyhinde oluşturulan ve beyinleri bulandıran şüphe bulutundan kurtarılması ve iftira kampanyasından aklanması gerekiyordu... 12 Eylül sonrası kurulan, en yetkili askeri mahkemelerce, Hocanın suçsuzluğunun kesinleşmesi ve bütün iddia ve iftiralardan berat etmesi, hakkımızdaki en hayırlı neticelerden birisi olmuştur...

12 Eylül öncesi düzenin anaç ve imtiyazlı partileri olan ve devlet imkânlarını partileri hesabına kullanan, Televizyon ve basın gibi vasıtalardan dilediği gibi yararlanan, anlaşmalı ve danışıklı kavgalı iki büyük rakiple yarışmak zorunda bırakılan MSP'ye nazaran 12 Eylül sonrası kurulan Refah Partisi çok daha şanslı ve avantajlı şartlara kavuşmuştur.

Çünkü eski Adalet Partisi sanki tam ortadan uzunlamasına ikiye bölünmüş, yerinde Doğru Yol ve Anavatan gibi iki ayrı parti kurulmuştur. Ve şimdi sağcı partilerin sayısı yarım düzineyi bulmuştur.

Eski Halk Partisi ise bir nevi enlemesine parçalanmış, Ecevit gibi beyin adamları DSP'de, gövde ve ayak takımı ise CHP'de kalmıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi, Rejimin partisi olmaktan çıkarılmış, İş Bankası hissedarlığı gibi büyük para kaynakları uzun zaman elinden alınmış, hem CHP'nin hem de AP'nin yıllardır biriken büyük mal varlıkları hazineye aktarılmıştır.

Sonunda Refah Partisi, devlet imkânlarını kullanmak, büyük mali kaynaklara sahip olmak, televizyon ve basından yararlanmak noktasında diğerlerine sağlanan avantajlardan mahrum bulunsa da, hizmet gayesi ve iman gayretiyle onlarla yarışacak ve bütün engelleri ve barajları rahatlıkla aşacak noktaya ulaşmış ve 1. Parti olmuştur... Son örneği İstanbul Belediye seçimlerinde görüldüğü gibi oy potansiyeli yüzde otuzlara ulaşmış bulunan Refah Partisi, artık iktidara oynayan bir konumda iken despotik dayatmalar sonucu kapatılmıştır ama Milli Görüş şimdilik Faziletle yoluna devam etmektedir.

Ve işte bu mutlu ve umutlu neticeler 12 Eylül tuzağının, Allah tarafından tersine çevrilmesi değil de nedir?

Ve yine 12 Eylül öncesinde ülkemizi parçalamak maksadıyla dış güçler tarafından desteklenen ve devamlı körüklenen aşırı sol ve aşırı sağ kutuptaki hareketlerin ve bütün anarşist örgütlerin çözülmesi ve çökertilmesi ve insanımıza rahat ve sakin bir düşünme ve değerlendirme imkânının getirilmesi de Rabbımızın bizim aleyhimize hazırlanan planları, bizim lehimize çevirmesinin bir alametidir

Cenabı Hak'kın lütfu inayeti ve Aziz Liderimizin tedbir ve siyasetiyle 12 Eylül badiresini en az zararla atlatan camiamız bunun gibi 28 Şubat sürecini de sabır ve sükûnette aşacak ve mutlu sona ulaşacaktır. Bu hikmet ve gerçekleri şunun için: Biz sadece kendi sorunlarımızı ve sorumluluklarımızı bilelim, takdiri ilahi'ye ilişmeyelim diye arz ettim... Şer cephesinin zahiri imkân ve iktidarlarına ve İslâm aleyhine kurdukları ve kuracakları tuzaklarına bakıp ümitsizliği ve gayretsizliğe düşmeyelim diye yazdım.

Çünkü "Doğrusu o (zalimler, İslâm aleyhine) hep hile ve tuzak kuruyorlar. Ben de onların hilesini (boşa çıkaracak) planlar hazırlıyorum."[2]

"Sadakallahül azim"

Allahü azimüşşan mutlaka doğruyu söyler...

"Mü'minleri müjdele...

Yardım Allah'tandır ve zafer yakındır."[3]

Toplumu sindirmek ve milli dirilişi söndürmek için yapılan bütün hileleri ve hareketleri, Rabbımız rahmet ve kudretiyle tersine ve onların aleyhine çevirdiği gibi Siyonizm'in kabadayısı ve kovboyu Amerika'nın ve Avrupa'nın Irak'ta ve Kosova'da ve Rusya'nın Çeçenistan'da sürdürdüğü şeytanca planlar da kendi başlarına geçecek ve İslâm'ın lehine netice verecektir.

Bunu yakın bir gelecekte ve hep birlikte göreceğiz inşallah... 

Evet, Müslüman'ın davranışlarına "Hüküm"ler, düşüncülerine ise "Hikmet"ler hakimdir. Biz her türlü işlerimizde ve ilişkilerimizde iman-küfür, Hak-batıl, helal-haram, günah-sevapla ilgili açık ve kesin İslâmi hükümlere göre hareket ederiz... Ancak kişisel, bölgesel veya everensel boyuttaki bütün olayları "takdir" penceresinde ve "hikmet" nazarıyla seyrederiz... Her şeyi, sadece bilinen sebepleri ve görünen gelişme seyri ile değil, asıl sonuçlarıyla birlikte değerlendiririz.

Hikmet, bir olayda amaçlanan asıl niyetler, gerçek ve gizli sebepler demektir. Cenab-ı Hak da "Hekim"dir. Yani her işini sayısız hikmetlerle görendir.

Bugün çevremizde, ülkemizde ve yeryüzünde gelişen ve bizi direk veya dolaylı olarak etkileyen olaylara, hikmet ve hakikat nazarıyla bakabilirsek karamsarlıklar ümit varlığa, karanlıklar ise aydınlığa dönüşecektir.

"Ey iman edenler. Eğer siz Allah'tan korkar (küfürden ve kötülüklerden sakınır)sanız, O (cc) size Furkan (Hakkı batıldan, iyiyi kötüden ayıracak bir anlayış ve olayları değerlendirecek bir feraset) verir."[4] Ayetinde ifade buyurulan "Furkan" ve "ferasete" sahip Mü'minler, zalimlerin tezgâhladığı olayların sadece görünüşlerini ve zahiri sebeplerini değil, aynı zamanda bu olaylardaki "takdirin hikmetini" ve vesile olacağı hayırlı neticeleri de hesaba katarak düşünür ve değerlendirirler.

Şimdi dünyada ki bazı olaylara takdir penceresinden ve hikmet gözlüğüyle bakmaya çalışalım.

Önce yukarıda değindiğimiz 12 Eylül harekâtı... Bir kısım çevreler her şeyden önce müslümanları sindirmeyi ve İslâmi gelişmeyi söndürmeyi amaçladılar. Allah oyunlarını boşa çıkardı... Neticede Masonlar parçalandı... Fesat merkezleri dağıtıldı... İslâmi hareket ise biraz ayıklandı ama hamd olsun hız kazandı!..

Şu Körfez savaşı... Görünüşte Amerika ve yandaşları kazandı, ama gerçekte İslâm cephesi kazançlı çıktı... Çünkü önce bu savaş Amerika'ya pek pahalıya mal oldu. Zaten ülserleşen ekonomisi kansere dönüştü... Süper güç prestiji sıfıra düştü. Zira bütün dünyayı da arkasına aldığı halde 3. Sınıf ülke olan bir Irak'la ve Saddam'la on yıldır hala başa çıkamadı... Hem bu savaş İslâm aleminin daha bir bilinçlenmesine ve bilenmesine yol açtı...

Ve yine Amerika, İngiltere ve Fransa (Siyonizm'in üç kabadayısı) Irak uçaklarının Şiilerin çoğunlukta bulunduğu güney bölgesine girmemesi yolunda aldıkları kararları yine Saddam tanımadı. Kof korsanlar bir defa daha popoları üstüne oturuverdiler... Ve bu kararlarını ertelediler...

Ve yine gazete ve televizyonlardan takip ediyorsunuz... Amerikan ekonomisinin hızlı çöküşü karşısında devamlı değer kaybeden doları kurtarmak için Almanya, Hollanda ve Japonya Merkez bankaları, Amerikanın zoruyla piyasadan yüksek fiyatla doları toplatmaktadır. Tabi bu tür müdahaleler geçici olarak doların düşüşünü önlemiş görülse bile, aslında her bir müdahale dolara olan güvenini biraz daha sarsmakta ve Amerika'nın artık içi çürümüş bir dev olduğu kanaatini yaygınlaştırmaktadır.

Şu Karabağ ve Azerbaycan olayı... Siyonist ve Emperyalist güçler yıllarca Ermenistan'a silah yığdılar, kışkırttılar ve sonunda Karabağ'a saldırdılar... Onların asıl amaçları ikinci İsrail olarak Büyük Ermenistan'ı kurmak ve Türkiye'nin başını belaya sokmaktı... Ama bu şeytan oyunu da tutmadı... Yine Müslümanların lehine sonuçlandı... Azerilerin toparlanmasına, şuurlanmasına ve kendi meselelerine ve ülkelerine sahip çıkmalarına yol açtı...

İşte bu Bosna ve Kosova olayları... Avrupa'nın göbeğinde Müslüman bir devletin ve topluluğun varlığına tahammül edemeyen Avrupası, Amerikasıyla tüm Yahudi ve Hıristiyan dünyası şu soysuz Sırpları kışkırtarak, canavarları bile utandıracak katliama başladılar. Ve acımasızca sürdürüyorlar.

Bir iki kınama kararı ile dünya kamuoyunu oyalayarak bir kısmını öldürmek bir kısmını ülkeden sürmek suretiyle Bosna'yı ve Kosova'yı Müslümanlardan temizleriz diye düşünürken, hem Müslümanlar dirilmeye ve direnmeye başladı... Hem de bütün dünyanın ve özellikle Müslümanların gözleri açıldı.

Şu Birleşmiş Milletlerin, Siyonist ve emperyalistlerin bir zulüm aracı olduğu ortaya çıktı.

Avrupa ve Amerika'nın adiliği ve alçaklığı kesinlikle anlaşıldı.

İşte şu Kıbrıs meselesi... İsrail'in güvenliğini ve geleceğini garanti altında tutmak için bütünüyle kendi ellerinde bulundurmak istedikleri bu "Batmayan uçak gemisi adayı, Türklerden temizlemek için giriştikleri hileler hep boşa çıktı ve çıkacaktır.

Türkiye'nin başındaki sorumsuz yetkililerden, soysuz çevrelere kadar bir sürü iç ve dış mihrakların Kıbrıs'ı satmak hususunda anlaşmasına rağmen "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" hala yaşıyorsa, bu sadece Allah'ın bir lütfudur. Bütün bu olaylar, batıl kafalı ve batı kulübü partilerin nasıl bir gaflet ve hıyanet içinde olduklarını açıkça göstermiştir.

Bundan yirmi yıl öncesinde bu meseleler konuşulduğu zaman şiddetle karşı çıktıkları halde bugün kendileri yazmaya ve savunmaya mecbur hale gelmişlerdir.

Çünkü "Hak gelince batıl zail olacaktır. Zaten batıl yok olmaya mahkûmdur."[5]

"Allah batılı mahvedicidir ve kelimeleriyle Hak'kı yerleştiricidir."[6]

Cenab-ı Hak (c.c.) asla ihmal etmez ama "imhal" eder. Yani pek çok hikmetlerle, zalimlere belli bir zamana kadar mühlet ve fırsat verir.

"İşte şu (harabeleri ibret vesikası olarak duran) şehirler! (ve kavimler) Ne zaman zulme saptılarsa biz onları helak ettik. Ancak belli bir vakte kadar onlara mühlet vermiştik."[7]

Bu gün aynı zulümlere çok daha dehşetli ve katmerli bir şekilde devam eden Siyonist ve Emperyalist kafirler içinde "Allah'ın önceki kavimlerin başına gelen kanunları geçerlidir."[8]

"Bu Allah'ın gerçek vaadidir ve Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?"[9]

"Onlar (Müslümanlara ve mazlumlara karşı) bir tuzak kurdular. Biz de hiç farkında ve şuurunda olmadan bu tuzakları onların başına geçirdik. Bak gör ki, bu hile rejimlerinin ve zulümlerin sonu nasıl oldu. Biz onları ve kavimlerini toptan mahvettik. İşte şu harabeler, zulümleri yüzünden başlarına çökmüş evleri ve şehirleridir. Şüphesiz bilenler için bunda büyük ibretler vardır."[10]

Evet, her şeyin kemali aynı zamanda onun zevalinin de bir alametidir.

Yeryüzündeki zulmün zirveye ulaşması, Siyonizm'in ve deccalizmin yıkılışının yakınlığına bir işarettir.

Kâfirler ve gafiller "Eğer doğru iseniz (aldanmıyor ve aldatmıyorsanız) fetih ve zafer ne zaman? Diyorlar." "Deki (Allah'ın vadettiği) fetih günü (mutlaka gelecek) ama şimdiye kadar inkâr edenlere (o gün) inanmaları fayda vermeyecek ve onlara kıymet de gösterilmeyecektir."[11]

İbrahim Hak'kı Hz.lerinin bir dörtlüğü ile bitirelim.

"Hak, şerleri, hayr eyler,

Zannetme ki gayreyler.

Arif olan seyreyler,

Görelim Mevlâ neyler.

Neylerse güzel eyler."

 



[1] Fatır: 43

[2] Tarık: 15-16

[3] Saf: 13

[4] Enfal: 29

[5] İsra: 81

[6] Şura: 24

[7] Kehf: 59

[8] Enfal: 38

[9] Nisa: 122

[10] Neml:50-51-52

[11] Secde: 28-29


Bu yazarin diger makaleleri

MİLLİ GÖRÜŞLE SİYONİZM'İN FİNALİ
  Amerika, PKK'lıları Suikast Timi Yapıyor! Newsweek, ABD'nin Irak'ta direnişçileri...
Devami
AMERİKA CHP- MHP KOALİSYONU MU İSTİYOR?
  CHP'nin şeflik dönemi özentisi ve İslam alerjisi! ABD ve...
Devami
MEHMET AĞAR, İSRAİL'E YARAR!
  Önce insaflı Yahudi düşünürlerinden Yoram Kaniuk'un "Siyonist düşünce barbarlığı,...
Devami
LOZAN SAVUNMASI VE BATININ ÇİFTE STANDARDI
  Kemiyeti (sayısı) küçük, ama keyfiyeti (özgül ağırlığı) büyük bir...
Devami
KORKAKLAR HERGÜN ÖLÜR
   Korku, insanın fıtratında (yapısında ve yaratılışında) bulunan bir duygudur. Kötülüklerden...
Devami
"GERÇEK HAYAT" DERGİSİNİN DENSİZLİĞİ
  Gerçek Hayat Dergisi 23 Nisan 2004 tarihli ve 183...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5032

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR