Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün6509
mod_vvisit_counterDün7098
mod_vvisit_counterBu Hafta44037
mod_vvisit_counterGeçen hafta41908
mod_vvisit_counterBu Ay32296
mod_vvisit_counterGeçen Ay257768
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15672927

IP'niz: 3.233.229.90
Bugün: 05 Tem 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11757307

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

HADİS VE SÜNNET KAVRAMI VE KURALLARI.

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

 

A - HADİS NEDİR?

Hadis; sözlük anlamı "yeni, ilk" demektir. "eski, önceki" anlamına gelen "kadim" ise bunun zıddıdır.

"Hadis"in terim (ıstılah) manası ise; sözlü, fiili ve takriri (duyduğunu veya gördüğünü reddetmeyip onaylama), ahlaki ve fiziki sıfat olarak Hz. Peygamber Efendimize ait olan her şeyin yazılı metinleridir.

Kur'anı Kerimde Hadis;

1 - Söz,

2 - Haber, anlamında kullanılmıştır.

 

1 - "Haydi Onun misli bir söz getirin" [1] gibi ayetlerde Hadis "söz" anlamında,

2 - "Musa'nın haberi sana ulaştı mı?" [2] Ayetinde ise "haber" anlamında yer almıştır.

Sünnet ise, sözlükte "yol" ve "gidişat= hareket tarzı" anlamındadır.

Kur'anda Allah'ın (cc) kâinat, tabiat ve şeriat esaslarıyla ilgili değişmez kanun ve kurallarına "sünnetullah",

Eski kavimlerin, örf ve adetlerine, yaşam biçimlerine ve medeniyetlerine de "sünnetül evvelin=öncekilerin (geçmiştekilerin) hal ve hareketleri," tabir olunmaktadır. Sünnetin terim (ıstılah) manası ise "hadis"in manalarını da ifade edecek şekilde "Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin, haber ve emir olarak bütün mübarek sözlerini, adet ve ibadet olarak tüm örnek hareketlerini, tasvip, tasdik ve hatta takdir manasına sükut buyurduğu bütün takrirlerini içine alır.

Yani Sünnet, Hz. Peygamberimizin "Hayat sistemi" olmaktadır. Zira sünnet Efendimizin (S.A.V.) imani, ahlaki, içtimai, siyasi ve iktisadi bütün durum ve davranışlarını oluşturmaktadır.

"Size, sıkıca sarıldığınız sürece (asla) sapıtmayacağınız iki şey bıraktım: Allah'ın kitabı ve Resulünün sünneti" [3]  hadisi de bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Sözlerin en güzeli Allah'ın kitabı, yolların en doğrusu ise Muhammed'in yoludur. İşlerin en zararlısı ise uydurulanlardır."[4] Hadisinden de, anlaşılıyor ki, Efendimize ait olan yazılı metinleri HADİS, bunların örnek ve yüksek tatbikatını ise SÜNNET, şeklinde ifade etmek daha uygun bulunmaktadır.

 

Hadis-i Şeriflerin "yapı" sı :

Her hadis, iki önemli unsurdan oluşur:

1 - Senet,

2 - Metin

1- Senet: Her biri bir öncekinden duyarak öğrenmek ve ezberleyip nakletmek suretiyle, o hadisi rivayet eden zatların, Resulüllaha kadar ulaşan zincir halkasına, "senet" denir. Bu çok önemli bir "belge" dir. Zincirdeki her halkaya "Ravi" denir. Hadis rivayet eden demektir.

a- Hem, hadislerin sıhhatini (doğruluk derecesini) tayin ve tespit bakımından,

b- Hem de rivayet kargaşasını önlemek bakımından bu "senet" ler ve "ravi"ler oldukça önemlidir.

Bir Hadis-i Şerifi "sened"iyle aktaracak bilgi ve beceriye sahip olmayanlar, en azından o hadisi, hangi kitabın, hangi cildinin hangi bölümünden aldıklarını, şayet mealen okuyacaklarsa, bu mealin kimin yaptığını bildirmeleri ve hiç değiştirmeden aynen söylemeleri gerekir.

2 - Metin: Bir hadisi şerifin, Peygamberimize atfedilen asıl kısmına ise "metin" denir.

 

B - RAVİ ve RİVAYET :

Ravi'lerin (Hadis nakledenlerin) durumu:

Sözlükte "nakleden, taşıyan, ileten, ulaştıran" manalarına gelen, ama ıstılahi (terim) olarak, Peygamber Efendimizin sözlü, fiili ve takriri sünnetini rivayet eden kişi anlamını içeren "Ravi" lerin, iki önemli sıfatı taşıması gerekir:

1- Adalet; Mü'min, mümeyyiz, muttaki, müstakim ve muhterem bir zat olması gerekir. Münkir, münafık, fasık ve ahmak kimselerin rivayetine itimat ve itibar edilmez:

2- Zabıt: Duyduğunu, anlatıldığı gibi belleme, ezberleme ve aynen muhafaza etme yeteneği ve ciddiyetidir. Akılsız, anlayışsız, unutkan kimselerin rivayetine güvenilmez.

 

Ravi "tabaka" larına gelince:

1- Sahabi (RA): Hz. Resülüllahın dönemine yetişen ve iman etmiş olarak Onu (S.A.V.) gören ve bu hal üzere ölen kimselere "sahabi" denir.

Sahabinin (RA) fazilet dereceleri rivayet ettikleri Hadis-i Şerif sayısıyla alakalı değildir.

Ancak özel konumları ve kabiliyetleri nedeniyle, bazıları daha çok rivayet etmiştir. Bu nedenle "1000 - (bin)" den fazla hadis rivayet eden sahabiye "Müksirun", bundan az rivayet sahiplerine de "Mukillun" denmiştir.

Ebu Hureyre (vefatı : Hicri: 58)

Abdullah b. ömer (vefatı 73)

Ayşe bnt. Ebu Bekir (58)

Enes b. Malik (93)

Cabir b. Abdullah (74)

Abdullah b. Abbas (68)

Ebi Said El Hudri (64)

Abdullah b. Mes'ud, Abdullah b. Amr, İbnül As (R.A.) gibi sahabiler "Muksirun"den kabul edilir.

2- "TABİİN" ler: Peygamberimizi (S.A.V.) görenleri (yani sahabeyi) gören şerefli şahsiyetlere ise, "Tabiin" denir. Tabiin'i üç gruba ayırmak mümkün ve münasip görülmektedir.

a - Büyük ve ilk sahabiye yetişenler,

b -  Orta tabaka sahabiyi görenler,

c - Resulüllahın (S.A.V.) döneminde çocuk yaşta (temyiz yaşının altında) bulunan zevata kavuşabilenler.

3 - ETBAUT-TABİİN: Tabiine yetişen ve onlarla görüşen muhterem kimseler demektir.

C - HADİSLERİN SINIFLANDIRILMASI.

 

I - RAVİ SAYISI BAKIMINDAN:

Ravi sayısı açısından hadisler ikiye ayrılır:

1 - Mütevatir,

2 - Ehad

 

1- MÜTEVATİR HADİS:

Yalan, hile ve hiyanet üzerinde birleşmeleri adeten ve aklen mümkün görülmeyen ve kendilerine her bakımdan itimat ve itibar edilen muhterem bir topluluğun, her nesil döneminde yine kendileri gibi güvenilir bir cemaatten alıp aktardıkları ve özellikle "işitme ve görmeğe" dayandırdıkları hadislere "mütevatir hadis" denir. Bu özelliklerinden dolayı, mütevatir hadisler oldukça önemlidir, kesin bilgi ifade eder, bunların üzerinde tetkik ve tenkit gereksizdir.

Mütevatir hadisler iki kısımdır:

a- Lafzen Mütevatir: Bütün rivayetlerinde, hiç değişmeden hep aynı sözlerle nakledilen mütevatir hadislerdir.

"Bile bile kim bana isnad ederek yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın"[5] hadisi Lafzen mütevatir'e örnek gösterilir. Bu tür hadislerin "çok az sayıda" bulunduğu kabul edilmektedir.

b- Manen mütevatir: Çeşitli rivayetlerinde lafızlar (sözler) arasında farklılıklar görülse bile "aynı manaları ve müşterek hükümleri" ihtiva eden mütevatir hadislerdir. Örneğin yüz (100) kadar hadisi şeriften, Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin "dua ederken ellerini kaldırdığı" anlaşılmaktadır. Mütevatir hadislerle amel etmek vaciptir, bunların inkarı ve istihfafı (küçümsenmesi) küfrü gerektirir.

İmamı Suyutinin (vefatı Hicri 911 miladi: 1505) "Katful Ezhar" adlı kitabı, mütevatir hadisleri içeren örnek ve önemli bir eserdir.

 

2- EHAD HADİSLER:

Mütevatir hadis şartlarının taşımayan, yani Aleyhissalatü Vesselam Efendimizden kalabalık bir sahabi topluluğunun duyup-görüp anlatmadığı, Onlardan da yine kesir bir tabiin cemaatinin dinleyip - ezberleyip etbaut Tabiine aktarmadığı, bütün hadisler "Ehad" hadisler sayılır. Bu kesret çokluk için (3 - üç) kişi kâfidir diyen olduğu gibi, bunların en az (70 - Yetmiş) kişi olması gerektiğini söyleyenler de vardır. Buna göre "Sahih, hasen ve zayıf" olarak nitelendirilen bütün hadisler "Ehad" sınıfına girmiş olmaktadır.

Bu arada başlangıçta "Ehad" hadis özelliği taşırken, yani Efendimizden (S.A.V.) sadece bir sahabi rivayet ederken, tabiin ve etbaut - Tabiin dönemlerindeki ravileri çoğalan, yani sonradan tevatür derecesine ulaşan hadislere ise "MEŞHUR HADİS" tabir edilir. Örneğin "Ameller niyetlere göredir" hadisi, meşhur bir hadistir.

D- SIHHAT VE HÜKÜM AÇISINDAN HADİSLER:

Sıhhat ve hüküm açısından (yani hadis olduğuna dair itimadın sağlamlaşması ve çıkarılacak dini hükümlere delil ve dayanak sayılması bakımından) da hadisler üçe ayrılır.

1 - Sahih,

2 - Hasen,

3 - Zayıf

1- SAHİH HADİS:

a - Senedi, (Ravi zinciri) Efendimize kadar kesintisiz (muttasıl) ulaşan,

b -  Ravilerinin hepsi adil ve zabıt (istikametli ve ehliyetli) bulunan,

c - "Şazz" yani ravinin kendisinden daha makbul bir ravinin aynı konudaki rivayetine muhalif nakli olmayan,

d - İlletten, yani konunun uzmanlarınca fark edilebilecek, ilahi hükme ve hikmete, İslam'i adalet ve insaniyete aykırı gizli bir kusur taşımayan hadislere "SAHİH HADİS" denir.

Sahih hadislerin en makbul bilinenleri Buhari ve Müslimin ortaklaşa kitaplarına aldığı hadisler gösterilir ve bunlara "muttefakün aleyh" tabir edilir.

M. Fuat Abdulbakinin "El-lü'lüu vel Mercan" adlı eseri, muttefakun aley hadisleri içerir ve 1906 hadistir.

Daha sonra sahihi Buhari, sahihi Müslim ve bunların şartlarına uygun düşen hadisler gelir. Kütübü Sitte (Altı sahih hadis kitabı) dışında, imamı Malikin "Muvatta" sı ve İbni Hibban'ın Kitabı sahih bilinen eserlerdir.

2 - "HASEN" HADİSLER:

Ravi silsilesi kesintisiz Efendimize ulaşan ancak ravilerin "zabt" (akıl, anlayış, hafıza) yönünden gevşek görüldüğü, fakat şazz ve muallel olmayan hadislerdir.

Hasen hadisler makbul addedilmiştir. ve bunlarla herhalde amel edilir.

3 - ZAYIF HADİS:

Sahih ve hasen hadis şartlarından birini veya birkaçını taşımayan hadislere zayıf hadis denir. Sahih ve hasen özelliğine uymayan şartlar çoğaldıkça,  hadisin zayıflık derecesi de yükselmekte ve kıymeti düşmektedir.

 

A - Sened (ravi zinciri) yönünden zayıf hadisler:

a - MÜRSEL: Tabiinden olan zatların, sahabeyi atlayarak direk Peygamberimize izafe ettiği hadislerdir.

b - MUNKATİ : (Ravi zincirinin bir halkası kopuk olan. Örneğin etbaut Tabiinden birisinin, tabiini atlayarak doğrudan sahabeden rivayet ettiği hadislerdir.

d - MU'DAL: Senedinde (ravi zincirinde) arka arkaya iki ravinin düştüğü hadistir.

 

B - Ravilerin durumuna göre zayıf hadisler:

a- Mevzu : Hz. Peygamber (S.A.V.) adına yalan uydurmakla malum ve meşhur olan kimselerin hadis diye naklettikleri asılsız sözlerdir. 

b- Metrük: Bizzat Peygamber (S.A.V.). adına yalan uydurduğu bilinmemekle beraber, şahsi işlerinde ve diğer ilişkilerinde yalan konuştuğu tespit edilen ravilerin nakilleridir.

c- Münker: Adalet ve zabt yönünden nispeten zayıf sayılan bir ravinin kendisinden her bakımdan üstün bir raviye muhalif olarak aktardığı ve bu konuda tek kaldığı rivayetlerdir.

d- Muallel: Zahirde sahih görünmekle beraber, özünde gizli bir illet (hikmet ve hakikate muhalefet) taşıyan hadislerdir.

e- Şazz: Makbul bir ravinin, daha makbul bir raviye muhalif olarak zikrettiği hadislerdir~

f- Müdrec: Hadisten olmayan, ama onu izah için anlatılan bir kısım kelamın hadise bitişik olarak zikredilmesidir.

g- Muharref: Kelimeleri nokta veya hareke değişikliğine uğramış hadislerdir.               

 

Not: Zayıf hadislerle, sıhhate yakınlık derecesine göre ve genel hükümler çerçevesinde ve ihtiyatla amel edilebilir... Ne var ki, bunları ne tereddütsüz delil kabul etmek, nede kökten reddetmek doğru görülmemiştir. Ancak mevzu uydurma hadisler herhalde ret ve terk edilir.

E - KABUL VEYA RED AÇISINDAN HADİSLER ise;

1  - MAKBUL,

2  - MERDUD olarak ikiye ayrılır.

 

1 - MAKBUL HADİSLER: Mütevatir, Hasen ve sahih sayılan hadislerin tamamı makbul hadislerdir.

2 - MERDUD HADİSLER: Ravisinin doğruluğuna güvenilmeyen ve delil olmaya layık görülmeyen zayıf hadislerin bir kısmı merdut (reddedilen) sınıfına girmiştir.

F - KAYNAĞI (HADİSİN SON DAYANAĞI) açısından ise ikiye ayrılır.

1 - Kudsi Hadis: Ayetler dışında, Peygamber Efendimizin "Allah şöyle buyurdu" diye başlayarak  anlattığı mübarek sözlerdir. Yani "manası" cenabı Hakka "Kelam" ise Hz. Resulüllaha ait bulunan hakikatlerdir.

2 - Merfu  Hadis: Hem anlamı, hem de kelamı Efendimize ait bulunan bütün hadisler için kullanılan ortak bir ifadedir.

Hadislerle ilgili bu genel kavramları ve kuralları yazmamız, bu konuyla ilgili temel tanımları hatırlatmak ve İslam'i eser okuyucularına kolaylık sağlamak içindir. Yani amacımız "genel bir Hadis Kültürü" oluşturmaya yöneliktir.

 

 

 

 

 



[1] Tur: 34 Nisa: 78 - Enam: 68 - Araf: 185 - Yusuf: 101 - Necm: 53 - Zariyat: 24

[2] Tur: 34

[3] Muvatta kader: 3 - Hakim, El - Müstedrek I - 93

[4] İbni Mace - Mukaddime

[5] Buhari - İlim, Müslim - Zühd,  Tirmizi - Fiten Bab

Abdullah AKGÜL -

Karşılaştırmalı İslam ve Batı Hukuku araştırmacısı.

El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesi Mezunu.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunu

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

KUR'ANI TERKEDİLMİŞ BIRAKMAK VE GERİCİLİK YAPMAK
  Kur'an, İslam dininin temel ve mukaddes kitabı ve tabii...
Devami
MEHDİYET KAVRAMI VE DİYANETE ÇAĞRI
  Mehdiyet; İslam âlemi ve insanlık için, çok mutlu ve mübarek...
Devami
HÜKÜMET-CEMAAT KAPIŞMASI; İçtihat Farklılığı mı, Menfaat Kavgası mı?
Fetullah Gülen’in İran’a sataşması! Muta nikâhı, İslam öncesi cahiliyet devrinden kalan,...
Devami
TERÖRÜN DİNİ OLMAZ MI?
  Neden "Terörün dini olmaz" sözünü en çok Müslümanların yaşadığı...
Devami
AYET VE HADİSLERİ YORUMLAMA VE MEAL YAZMA ÇABAMIZ VE AMACIMIZ
  Yakın arkadaşlarımızdan ve saygın dostlarımızdan yeni bir Kur’an’ı Kerim meali...
Devami
BEDİÜZZAMAN’I DİYALOG MESELESİNE BULAŞTIRMAK
Bediüzzaman’ın Ordu tarafgirliği Bediüzzaman Hazretleri, bazı icraatları yüzünden Atatürk’e itiraz ettiğini...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6719

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR