Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1031
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta11559
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay109474
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16747449

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182737

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AB'nin TALİMATI: "PKK'yı SİYASALLAŞTIRIN!.."

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

İngiliz milletvekilinden skandal açıklamalar: Atatürk Yaşasaydı, AB'ye Karşı çıkardı!

Türkiye-AB Ortak Parlamento Komitesi Başkan Yardımcısı ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Andrew Duff, yazar Orhan Pamuk hakkında açılan dava ile terörist PKK'ya yönelik "artan" operasyonların Türkiye'nin 3 Ekim'de müzakerelere başlamasını engellemeye yönelik provokasyonlar olduğunu iddia ediyor. "3 Ekim'de müzakerelerin başlaması konusunda iyimser değilim" diyen Duff, Diyarbakır ve diğer bölgelere "otonomi" verilmesini öneriyor. Atatürk için, "Bu eski liderin fotoğrafları kamu binalarından indirilmeli" talimatını veriyor!..

 

Türkiye ile AB Komisyonu Türkiye Temsilciliği'nin düzenlediği seminer çerçevesinde Türk gazetecilerine değerlendirmelerde bulunan Duff, şu görüşleri dile getiriyor:

 ATATÜRK, AB'YE İMZA ATMAZDI: Türkiye, AB sürecinde kendisini ayağından vurma konusunda ısrar ediyor. Pamuk davası, kaotik bir adım. Bundan sonra benim gibiler dahi Türkiye'yi savunamaz hale gelecek. Türkiye, Avrupa'nın gerçek partneri olabilmek için klasik milliyetçi Kemalizm'le mücadele etmelidir. Devletin gücü azaltılmalıdır. Kemalizm reforme edilmeli ve bu eski liderin fotoğrafları kamu binalarının duvarlarından indirilmelidir. Atatürk büyük adamdı, ülkesini batılılaştırmak istiyordu. Ancak, 1920'lerden kalan birçok devletçi yapı hâlâ duruyor. Atatürk yaşasaydı AB ile üyeliği imzalayabilir miydi diye sormak lazım. Bence hayır.

'3 Ekim için iyimser değilim'

İKİ PROVOKASYON: Orduda ve bürokraside Erdoğan'ın AB ile görüşmeleri başlatma çabalarını baltalamak isteyenler var. Pamuk davası ve Güneydoğu'da artan operasyonlar bence provokasyon. 3 Ekim konusunda iyimser değilim.

DİYARBAKIR'A ÖZERKLİK: Türkiye'nin merkeziyetçi yönetim yapısından adem-i merkeziyetçi yapıya geçmeye ihtiyacı var. Diyarbakır'da bölgesel otonomiye varacak şekilde merkeziyetçi yapının değişmesi iyi olur. Bunu sadece Güneydoğu için değil, diğer bölgeler için de öneriyorum. Bölgesel bir sistem, ekonomik ve finansal yatırımların artmasını da sağlar.

BİZ KONUŞTUK, SİZ DE KONUŞUN: Duff, İngiltere'nin IRA terörünü sona erdirmek için örgütle görüşmesini Türkiye'ye örnek gösterdi. Duff, "Arada bir pazarlık olmalı. Radikal Kürtlerin silahlı mücadeleyi bırakması karşılığında Türkiye de birtakım olumlu adımlar atmalıdır" şeklinde TSK ile PKK'yı aynı kefeye koyuyor!...

Atatürk'e Faşizm Suçlaması:

Türkiye'de devletin gücünün azaltılması gerektiğini söyleyen Duff, Türkiye'yi aşırı devletçi olmakla suçluyor. "Binalardaki Atatürk resimlerini görmek istemiyoruz. İndirin bu resimleri. Bu zihniyetle AB'ye giremezsiniz. Atatürk önemli bir insandı ve Türkiye'yi Batılılaştırdı ama o dönemde de Avrupa faşist politikaların kollarındaydı. Atatürk, vatandaşların devlet için olduğuna inanıyordu oysa Avrupa zihniyeti bunun tam tersidir."  İddiasında bulunuyor.

CHP'Yİ SUÇLADI

Türkiye'nin AB sürecini bir takım çevrelerin baltalamaya çalıştığını ileri süren Duff, CHP'yi bu çevrelerin içinde gösteriyor. Pamuk davası ve tırmanan Kürt olaylarının da bu çevrelerin işi olduğunu savunan Duff, AKP hükümetinden ise övgüyle bahsediyor!

AB'ye girmenin egemenliği paylaşmak demek olduğunu vurgulayan Duff, "Bunu kabul etmelisiniz. Birleşmenin olması için egemenliğin paylaşımı şart. İşte bunu kabul etmek istemeyen çevreler süreci baltalamaya çalışıyor. Oysa biz bu konuda Türkiye'deki kamuoyunu etkilemeye başladık" diyor.

Güneydoğu'ya Federalizm öneriyor!..

PKK konusuna da değinen Duff, "Türk devleti terör örgütü ile aynı masaya oturmadıkça sorun çözülmez. Biz IRA'da bunu yaptık" diye konuştu. Türkiye'nin aşırı merkeziyetçi olduğunu da sözlerine ekleyen Duff, Güneydoğu'yu kastederek "Bölgesel yönetimler güçlendirilmeli. Federal sistem kurulmalı" ifadelerini kullandı. 3 Ekim'de müzakerelerin başlayacağını ancak işlerin yokuşa sürüleceğini ifade eden Duff, "Kıbrıs konusu gittikçe karmaşıklaşacak. Çünkü Rumlar sertleşiyor. Pamuk davası kararında bir değişiklik olmazsa ilişkiler çıkmaza girer. Düşünce suçu Avrupa zihniyetinde kabul edilemez" diye konuşuyor

Lagendijk'ten TSK'ya suçlama geliyor!.

TBMM-AP Karma Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk ise Güneydoğu'da olup bitenlerden çok endişelendiğini söylüyor. Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'daki açıklamalarının kendisini çok heyecanlandırdığını belirten Lagendijk, "Çünkü orada söyledikleri birer dönüm noktasıydı" diye övüyor. Ancak çatışmaların devam ettiğine dikkat çeken Lagendijk şunları ekledi: "Kürt radikalleri ve Türk milliyetçileri de karşılıklı birbirlerini provoke ediyorlar ve durum kötüleşiyor. Umarım hükümet olayları kontrol altında tutabilir. Hem PKK'nın hem de Türk milliyetçilerinin bu provokasyonlardan çıkarı var. Hükümet işini yapamıyormuş gibi bir hava yaratılmak isteniyor. Umarım bu amaca ulaşamazlar. Umarım hükümet orduyu kontrol etmeye çalışır. Çünkü Orduda da çatışmadan başka birşey istemeyenler de var ve bence bunun Türkiye'ye bir faydası yok."[1]

AB Eşbaşkanı Lagendik: "3 Ekim, PKK'nın sonu" olacak diyor!?

Brüksel'deki konferans öncesi Kürt kökenli siyasetçilere çağrı yapan AB-Türkiye Karma Parlamento Komitesi Eşbaşkanı Joost Lagendijk, "Geçmişle ve Öcalan'la ilişkinizi kesin, Türk siyasetine girin" çağrısı yapıyor.

AB-Türkiye Karma Parlamento Komitesi Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) gelecek hafta yapılacak Kürt konferansı öncesinde, Türkiye'deki Kürt kökenli siyasetçilere önemli bir uyarıda bulunuyor. Lagendijk, "Geçmişle ve Abdullah Öcalan'la bağınızı kesin, Türk siyasetine girin" şeklinde yol gösteriyor.

AB Türkiye Temsilciliği'nce düzenlenen seminer kapsamında Türk gazetecilerle görüşen Lagendijk, "geçmişte Avrupa'da PKK'ya karşı büyük sempati olduğunu" kabul ediyor, ancak "son birkaç yıldır silahlı mücadeleye devam etmek isteyenlerin destek bulamadıklarını, ama Kürt siyasi partilerin büyük destek gördüğünü" açıklıyor.

Uzun vadede dağdaki PKK'lı teröristlerin dönmesi için af düzenlemelerine ihtiyaç duyulacağını savunurken "Bunlar bir günde olacak şeyler değil. Müzakereler başlayınca PKK tamamen izole olacak. 5-10 yıl içinde ya geri dönecekler ya da dağda kalarak, Kosova Kurtuluş Ordusu'nda olduğu gibi suç örgütlerine karışacaklar" diyen Lagendijk, şu görüşleri dile getiriyor:

PROVOKASYON VAR: Kürt radikalleri, PKK ve Türk milliyetçileri, birbirlerini provoke ediyor. Durumu büyüterek Avrupa'da "hükümet kontrol sağlayamıyor" havası yaratmak istiyorlar. Kürtler, tek çıkar yollarının şiddeti bir kenara bırakıp siyasi sistemde yer almak olduğunu kavrayacak kadar akıllılar. AB süreci, genel olarak Kürtlere yararken PKK'nın hiç işine gelmiyor. Bu, PKK'nın sonu demektir.

AVRUPA ÇAĞRISI: Silahlı mücadeleye devam etmek isteyen PKK, artık Avrupa'da destek bulamıyor. Öcalan'la bağlarını kesmeliler. Kürtler içinden şiddete bulaşmayıp Türk demokrasisi içinde mücadele edecek yeni liderler, yeni siyasi partiler çıkmalı. Hatip Dicle geliyor, geçenlerde Osman Baydemir buradaydı. Hepsi potansiyel lider adayı olmalarına rağmen şu ana kadar liderliği ele alacak adımları atmaya ya korktular ya da istemediler. Burada yapılacak konferansta aynısını Kürt siyasetçilere söyleyeceğim. Aralarında Kürtleri başka yönlere sevk edebilecek insanlar da var. Bu yeni Kürt liderlerini izole etmeyerek değişme hakkı tanımalıyız.

ORDUYU KONTROL: Türk hükümeti, orduyu kontrol etmeye çalışmalıdır. Çünkü burada da sorunun çatışmadan başka yolla çözülemeyeceğini düşünen insanlar var. Umarım işler kontrolden çıkmadan bu konu çözülür.

İŞTE GÖSTERGE: Diyarbakır'da özel bir televizyonun Kürtçe yayın yapması, reformların kâğıt üzerinde kalmadığının somut göstergesi olacak. Avrupa'ya verilecek olumlu mesajın yanı sıra şiddet yanlısı Kürtlerin pasifize edilmesini de sağlayacak. Meclis'e Kürtlerin haklarını koruyacak bir siyasi partinin girişine imkân sağlayacak değişiklikler de yapılırsa, işler normalleşecek ve tansiyon düşecek. Ancak siyasi arenaya katılabilmeleri yüzde 10'luk baraj yüzünden imkânsız.

'Orhan Pamuk davası aptalca'

Lagendjik'ın, "Türkiye'de 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürdün katledildiği" sözleri üzerine Orhan Pamuk hakkında "Türklüğü alenen aşağılamak" iddiasıyla açılan dava için "aptalca" ifadesini kullanıyor!...

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu komiseri Olli Rehn'in, davanın ilk duruşması için AB zirvesinin yapılacağı 16 Aralık tarihinin belirlenmesini "provokasyon" sayan sözlerini yanlışlıkla Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e mal eden Lagendjik, şunları zırvalıyor: "3 Ekim öncesinde yapılabilecek en aptalca şey Pamuk hakkında dava açmaktı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün sözlerine katılıyorum. Bu bir provokasyondur. Türkiye'de Avrupa ile müzakerelerin başlamasını istemeyenler var. Yaptıkları, AB içindeki Türkiye karşıtlarına fırsat veriyor. Akıllı bir oyun oynanmakta, AB karşıtlarına cephane verilmekte."

"AP davayı izleyecek" diyerek aba altından sopa gösteriyor!

Avrupa Parlamentosu'nun yazar Orhan Pamuk hakkında açılan davaya ilgisi giderek artıyor. Türkiye - AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Pamuk davasının AP tarafından yakından izlenmesini istedi. Lagendijk, bu bağlamda AP Başkanı Josep Borrell'e bir mektup yazarak, 16 Aralık'taki duruşmanın bir parlamenter heyeti tarafından izlenmesini talep ediyor. Lagendijk, Borrell'e yazdığı mektupta: "Pamuk hakkındaki suçlamaların, ifade özgürlüğünün, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin açık bir ihlali olduğunu ifade ederek" daha şimdiden Türk yargısını yönlendirmeye çalışıyor. [2]

Ama Lagendijk'in bu saçma sözlerini Güneri Civaoğlu öve öve bitiremiyor!

"AB-Türkiye Karma Parlamento Komitesi Eşbaşkanı Joost Lagendijk konuya damardan girdi; "3 Ekim PKK'nın sonu" dedi.

İsminin telaffuzu karışık ama kafası net bir adam bu.

Sözlerini şöyle açıyor:

"AB süreci genel olarak Kürtlere yararken, PKK'nın hiç işine gelmiyor. Bu, PKK'nın sonu demektir.

Geçmişte Avrupa'da PKK'ya sempati vardı. Son birkaç yıldır silahlı mücadeleye devam etmek isteyen PKK, artık Avrupa'da destek bulamıyor. Öcalan'la bağlarını kesmeliler. Kürtler içinden şiddete bulaşmayıp, Türk demokrasisi içinde mücadele edecek yeni liderler, yeni partiler çıkmalı."[3]

Hâlbuki batılı gâvurların söylediği şuydu : PKK'yı siyasallaştırıp, bölücülüğü etkili ve yetkili konuma taşıyın.. Artık çok yıpranan Apo'yu saf dışı bırakın mesela Hikmet Çetin gibi Kürt yaftalı ama NATO ve İsrail Kafalı yeni isimleri siyasete hazırlayın" anlamındadır. CHP eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'la DEP'lilerin ortak bir parti arayışı da bunun ilk adımıdır.

Bu arada merkez soldaki yeni bir siyasi oluşumun "önderi" diye adı geçen Hikmet Çetin'e "Sakıp Sabancı iyi kalp ödülü"nün niye verileceğini... Türkan Sabancı'nın ev sahipliğindeki özel geceyi 22 Eylül' de Sabancı Center' de Çetin Yıldırımakın'ın Türk Kalp Vakfı olarak organize ettiğini düşünmenin zamanıdır!..

İsrail güdümlü IKDP temsilcisi Fadil Mirani'nin " Apo İmralı da cep telefonuyla PKK'yı yönlendiriyor"[4] İddiaları da yine Apo'yu saf dışı bırakmaya ve PKK'yı siyasallaştırmaya yönelik bir tezgâhın parçasıydı.

BEYRUT'TA yayınlanan ve Türkiye'ye ilişkin haberler vermesiyle tanınan El-Mustakbel gazetesine konuşan IKDP sözcüsü Fadıl Mirani'nin, "PKK açık bir şekilde ortada dolaşıyor. Lideri Abdullah Öcalan İmralı'dan cep telefonuyla talimat yağdırıyor... İstediğini yaptırıyor" diye yazıyor!..

Mahir Kaynak'ın Irak'ın geleceği ile ilgili tahmin ve temennileri de önemli mesajlar taşıyor.

"Demokratik ve federal Irak'ın bir görüntüden ibaret olması, merkezi yönetimin gücünün umulandan fazla olması beklenir. Bu durumda güvenlik güçlerinin yapısı ve kompozisyonu önem kazanır. Saldırıların ağırlıklı olarak ordu ve polise yönelmesi yeni yapılanmanın Şii ağırlıklı olmasının istenmediğinin bir göstergesi olabilir.

En iyi çözüm eski Irak ordusunun mensuplarının yeni Irak ordusunu oluşturmasıdır. Bu durumda demokratik düzenin getireceği Şii siyasal güç, devlet tarafından dengelenmiş olacaktır. Eğer okuyucunun komik bulmayacağını bilsem, küçük değişikliklerle, eski Irak'ın yeniden ihya edileceğini söylerdim ama şimdilik bu konuyu bir yana bırakıyorum.

Talabani'nin, "ABD çekilince Türk askerinin Irak'a girmesini kim engelleyecek? sorusunun bir anlamı olabilir mi? Bu konuda Rusya'dan destek araması, olayı ciddiye aldığının bir göstergesi olabilir mi? Talabani'nin endişesi bir değerlendirmeden çok, bir bilgiye dayanıyormuş gibi görünüyor ve artık gündeme gelen çekilme senaryosundan sonra, istikrarı sağlamanın Iraklı güçlere mi bırakılacağı yoksa buna destek olacak başka bir güce de ihtiyaç olup olmadığı soruluyor. Türkiye'nin artan PKK saldırıları karşısında sabrının tükenmesi ve Irak'a girmesi hem bir sorunu çözüp hem de bu sorunun cevabı olabilir mi?

Hemen AB üyeliği, bu durumda, zora girer hatta imkânsız hale gelir diyeceğinizi biliyorum. Ama başından beri Türkiye'nin AB üyeliğinin önündeki engelin söylenenler olmadığını, ülkemizin şartlarının doğurduğu rolümüzün AB üyesi olmamızı engellediğini tekrarlıyorum. Dünyada demokrasi, ekonomik gelişme gibi şeylerin de olduğunu biliyorum ama stratejik gereklerin bunlara göre daha öncelikli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca AB üyeliği dışında da bu hedeflere varılacağını biliyorum. Şu anda AB ile ilişkilerimizde bir sürü pürüz ortaya çıkarken oluk gibi yabancı sermaye akmasını nasıl açıklarsınız?

Irak'taki operasyonun en önemli aşamasındayız ve ülkemizin artık dışında kalamayacağı bir noktaya doğru hızla ilerliyoruz ama ben endişelenecek bir durum olmadığını düşünüyorum."[5]

Evet...

AB'nin talimatıyla PKK siyasallaştırılmaya ve Batının Kutsal gayesi olan Sevr'in uygulanmasını sağlayacak bir resmiyet kazandırılmaya çalışılırken, iktidar gaflet ve şehvet uykusunda, ihtilam olmuş yatıyor!...



[1] Nagehan Alçı / Brüksel

[2] 17 Eylül 2005 / Akşam

[3] 17 Eylül 2005 / Sabah

[4] 17 Eylül, Sabah

[5] 17 Eylül 2005, Star


Bu yazarin diger makaleleri

D-8'LERİN DEĞERİ VE DERİNLİĞİ
  D-8'in 7. kuruluş yıldönümü toplantısının; Siyonist ve emperyalist mihrakların, ABD'de...
Devami
AP'LEŞEN AKP
  Recep Tayyib'e Süleyman Demirel misyonu verilmiştir. Her ikisi de, ABD...
Devami
AMERİKA CAN ÇEKİŞİRKEN, ASYA'NIN DİRİLİŞİ
İran'a müdahaleye karşı çıkan Oramiral William Fallon, görevinden istifa ediyor! ABD'nin...
Devami
GENÇLİĞİMİZ ELDEN GİDİYOR VE GELECEĞİMİZ KARARTILIYOR
Aile olarak hiçbir ahlaki değeri çocuklarımıza veremiyoruz Türkiye'nin değişik illerinde aile içi...
Devami
AKP'NİN TIKANIŞI VE TAYYİP BEY'İN ŞIMARIKLIĞI!
  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mersin'de kendisini protesto eden ve...
Devami
ARMAGEDON YAKLAŞIYOR
  Armegedon; Ahir zamanda müminlerle, Yahudiler ve işbirlikçisi emperyalistler arasında...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4778

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR