Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün418
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta10946
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay108861
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16746836

IP'niz: 3.237.66.86
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182575

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

SİYASET MÜHENDİSLİĞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Herhangi bir düzeni ve düşünceyi,  zoraki tedbirlere başvurmadan topluma benimsetmek... Halkı manipüle ederek, onları önceden belirlenen hedeflere yönlendirmek... Kendi amaçlarını,  çoğunluğun arzuları haline getirip, hedeflerini tabanın desteği ile gerçekleştirmek,  "çağdaş siyasetçi"lerin başlıca görevleridir.

Bunları başarabilmek için de;

a- O toplumu oluşturan dini, etnik, kültürel ve ekonomik başlıca kesimler nelerdir?

b- Bunlardan toplum dengesi açısından en etkili olanlar hangileridir? Bunlar nasıl diriltilir ve yönlendirilir?

 

c- Bu farklılıkları düşmanlığa değil, dayanışmaya çevirecek "ortak değer ve dinamikler" nasıl harekete geçirilir?

ç- Ülkedeki haksızlık ve hırsızlıklardan, halk nasıl haberdar edilir, sorumluluk bilinci nasıl yükseltilir?

d- Perde arkasında kalarak, uzaktan kumanda ile hükümetler nasıl değiştirilir, yenileri ne şekilde iktidara getirilir?

e- Rakip çevreler yanıltılarak, aslında kendimizin istediği neticeler, onların eliyle nasıl gerçekleştirilir?

f- Suni kuşkular ve korkular nasıl "toplumsal panik atağa dönderilir? Ne şekilde kontrol ve kanalize edilir? Sorularının cevabını bilmek gerekir.

Bu sorular ve cevapları ise  "toplum mühendisliği"nin ilgi ve bilgi alanı içerisindedir. Evet, bu bilimin adı: SİYASET'tir. Ama siyasetin mutlaka bir güce  (kuvvete) dayanması gerekir. Kuvvetsiz siyaset "felçli bir dâhi"ye,  siyasetsiz kuvvet ise  "pehlivan yapılı bir deli"ye benzeyecektir. 

Demek ki,  Dünya durdukça devam edecek olan Hak-Batıl mücadelesinde ve iyilerle kötülerin bu hâkimiyet kavgası sürecinde, her iki taraf için de neticeyi belirleyen ve zaferi kesinleştiren iki önemli unsur vardır:

1-SİYASET

2-KUVVET

Siyaset mühendisliği, biraz da elindeki "gücü-kuvveti" doğru ve yerinede kullanabilme mesleğidir. Psikolojik güce, ekonomik güce,  teknolojik güce, stratejik güce, Lojistik güce sahip olmayanların,  sadece siyasi manevraları bir işe yaramayacağı gibi,  bu güçleri etkili ve verimli biçimde kullanma kabiliyeti, yani siyasi marifetleri olmayanların da netice almaları imkânsız gibidir. 

Özetle siyaset "bilgi ile bilek gücünü" birlikte ve başarılı biçimde kullanabilme kabiliyetidir. Çağımızda geçerli ve gerçekçi bir "değişim"e siyasal ve yasal bir "devrim"e ulaşabilmek için, şu üç şey, mutlaka gereklidir. Bunlar;

1-Otorite, 2-Organize, 3-Ortak İrade'dir.

Otorite; psikolojik ve teknolojik yeterliliğe sahip,  iç ve dış tehlikelere karşı caydırıcı özelliği olan ordu ve polis gücünün desteğini sağlamış olmak, Organize: Gaye ve gayret birliği yapmış şuurlu insanları ve yetişmiş elemanları toplumun farklı kesimlerinde teşkilatlandırmak...

Ortak İrade ise, Halkın önemli bir kısmını aynı düşünce ve değerler etrafında toparlamaktır.

İşte "siyaset mühendisliği", birinci maddenin gizli, ikinci maddenin gerçek desteğine dayanarak, Medya ve sivil toplum örgütlerinden de yararlanarak, üçüncü maddeyi, yani  "ortak iradeyi" oluşturma ve toplumun önemli kısmını aynı görüş etrafında buluşturma bilgisi ve becerisidir.

Bu neticeye giderken kaba kuvvete ve zoraki tedbirlere asla başvurulmaması gerekir. Devrimleri, kaba kuvvetle ve askeri ihtilallerle gerçekleştirme girişimleri, artık çağdışı kabul edilmektedir.

Doğrudan müdahale ve güç kullanarak işi halletme metodu, hem riskli hem de ilkel bir yöntemdir.

Çağımızın en önemli beyinlerinden ve siyaset mühendislerinden olan bir zatın şu tesbiti,  bu konudaki gerçeğin ve gelişimin bir ifadesidir:

"Dış güçler ve Emperyalist devletler bir ülkeyi ele geçirmek ve sömürmek için, eskiden silahlı ordularla hücuma geçer ve orayı işgal edip,  yerleşirlerdi... Ama yerli halk zamanla bilenir ve milli mücadelelerle işgalcileri defedip gönderirdi. 

Daha sonra işgalciler girdikleri ülkelerinin başına birer sömürge valisi bırakarak geri çekildiler...

Zamanla bu yöntem de kaba gelmeye başlayınca bu sefer kendileriyle işbirliği yapan masonik mahfilleri ve partileri iktidara getirerek sömürü sistemlerini devam ettirdiler...

Hatta bu dış güdümlü hükümetleri şimdi, telefon diplomasisiyle yönlendirecek kadar ileri gittiler.!

Halk, kısıtlı demokratik haklarından ve seçim imkânlarından yararlanarak, dış güçlerin ve yerli işbirlikçilerin istemediği bir partiyi iş başına getirecek olsa veya kendi getirdikleri bir iktidar milli hedeflere yönelmeye kalksa, o zaman da, masonik merkezlerin kararı, medyatik ve ekonomik güçlerin kışkırtmasıyla, ya askeri darbelere kalkışmaktan veya demokrasiye balans ayarı yapmaktan çekinmediler.

 Yani önce demokratik dayatmalar ve seçim hileleriyle güdümlü hükümetler kurdular... Bu metod laçkalaşınca askeri darbeleri devreye soktular... Darbeler biraz kaba ve katı gelmeğe başlayınca da bu sefer,  meseleyi muhtıralarla halletmeğe koyuldular... Şimdi ise "post modern darbe" denilen, daha çağdaş bir metot uyguluyorlar. Artık sahnede asker görünmüyor. Kitabına ve kanununa uydurularak iktidar değişiklikleri yapılıyor. Yani silahsal değil, her şey yasal yollarla hallediliyor.

Postmodern darbelerde, tanklar yerine bilgisayarlar kullanılıyor. Tehdit ve tehlike arzeden herkes fişleniyor. Toplumun gözünden düşürülmek istenenler afişleniyor. Böylece darbelerin gerisindeki "güç odakları"nın tetiğe değil, sadece tuşlara basması yetiyor. Eski darbelerdeki gibi "yargısız infazlar" değil, artık "yargılı infazlar" dönemi başlıyor. İstenmeyen kişiler ve hükümetler, sözde "yasal!" yollarla işbaşından uzaklaştırılıyor.

Toplum nazarında yıpranan ve kamu vicdanında yargılananlar ise  "gizli güç odakları" değil, sahnedeki taşaronlar oluyor... Yani "patron"lar değil, "piyon"lar hedef alınıyor. Masonların yerine, maşaları taşlanıyor!

İşte tarihin seyrini değiştirecek ve milletin kem talihini yenecek, yeni bir medeniyet mimarı olan siyaset mühendisleri: Rakiplerinin ve yabancı güçlerin hazırladığı bu darbeleri ve direk müdahaleleri bile; kendi insani hedefleri ve ülkenin menfaatleri doğrultusunda yönlendirmeyi ve yararlanmayı başarabiliyor!.. Yüksek ve yamulmaz bir haysiyet ve şahsiyete, gerçek ve şaşmaz bir feraset ve dirayete, örnek, yılmaz bir cesaret ve metanete sahip bu bilge siyasileri insanlık, üç beş asırda bir yetiştirebiliyor!..

Peki, bu "güç odakları"nı nasıl tesbit edeceğiz? Görünen olayların gizli yuları "Milli güçlerin mi, masonik merkezlerin mi elindedir?" bunu nereden bileceğiz?..

Önce, ucuz ve geçici başarılar değil, uzun vadeli ve kalıcı sonuçlar önemlidir, bir...

İkincisi,  görünürde ve geçici bir sürede yenilgi gibi zannedilen gelişmeler,  gerçekte ve gelecekte hangi sonuçları doğuracak? Bu sonuçlar asıl kime yarayacak? Ve bundan hangi taraf kârlı çıkacaksa, uygulanan proje ve stratejilerin arkasında  "o gücün" bulunduğu anlaşılabilir...

Evet,  yine o siyaset dâhisinin dediği gibi:

"Siyaset; planlı ve programlı çalışmak ve hedeflenen sonuca ulaşmaktır.

Siyaset: Muhaliflerini, zor kullanmadan mükemmelce aşmaktır.

Siyaset: Farklı çizgileri kendi doğruların içinde kaynaştırmaktır.

Siyaset: Her düşünceye tahammül edip,  adilce davranmaktır.

Siyaset: Beşeri zaaflarına gem vurmak, başkalarını da olgunlaştırmaktır.

Siyaset: Bilgece düşünmek, bilgece konuşmak ve bilgece yaşamaktır. 

Ve siyaset: Hain ve zalim olanların elinde felaket, Ehil ve emin olanların elinde ise selamet sebebidir."

Siyaset ve Strateji

Evet, siyaset; ehil ve emin olanların elinde sebeb-i selamet, cahil ve hain olanların elinde ise sebeb-i felakettir.

Çünkü Siyaset, Hak ve adaletle toplumu idare etme mesleğidir.

İnancımıza göre bu meslek, mukaddes ve mübarektir. Zira "Bir saat adaletle hükmetmenin, yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlı olduğu" hadisle bildirilmiştir.

Adaletle hükmetmek ve hayrı yürütmek için de mutlaka hükümet olmak gerekmektedir. Hükümet ise, baştan sona siyaset işidir.

"Mademki hepsine sahip olamıyorum, öyle ise hiç birini kabul etmiyorum" mantığı yerine "Ne kadarını kurtarabilirim ve davama neler katabilirim" düşüncesi daha gerçekçidir. Asla unutmayalım ki, Parti amaç değil, araç yerindedir. Asıl amaç ise Hak'kın rızası için halka hizmettir. Öyle ise önümüze çıkan hizmet imkânlarını tepelemek ve fırsatları boşa vermek vebaldir.

Hatta tek başına iktidar olma imkânı bulunsa bile;

a-Hem muhaliflerimizin şer ittifakını ve tahribatını önlemek,

b-Hem rakiplerimizin bazı kabiliyet ve kadrolarını hayır ve hizmette değerlendirmek,

c-Hem de daha geniş toplum kesimlerinin desteğini elde etmek üzere, onların bir kısmıyla işbirliğine girişmek zaafiyet değil, kuvvettir, zillet değil, zaferdir!

İbret ve dikkatle bakınız! Sahabenin zillet zannettiği Hudeybiye Barışını Kur'an zafer olarak nitelendirmiştir.[1]

Güçlü ve güvenilir liderlerin tavizi azizlik, zayıf ve çaresiz liderlerin tavizi ise acizliktir.

Ancak büyük oynayan ve tedbirini sağlam alan liderler büyük tavizleri göze alabilir!..

Siyaset, kuru kahramanlık sahnesinde, kabadayılık gösterisi yapmak değildir. Siyasetçi, Uzakdoğu sporcularına değil, satranç oyuncularına benzemelidir.

Basit liderler halkın ve olayların peşinden gider. Boş ve peşin alkışlarla yetinir.

Büyük liderler ise, halkı kendi peşinden sürükler ve olaylara yön verir.

Dış tehdit ve tehlikelere karşı, içteki barışı ve birliği sağlamaya yönelik tavizlerle, karanlık merkezlerin bizim aleyhimize kullanmak için kışkırttığı "piyon" ları kendi lehimize değerlendirmek üzere verilen tavizler, ilerde çok talihli sonuçlar doğurabilir ve tarihin akışını değiştirebilir.

Dünyayı yöneten şer güçlerin ve şeytani çevrelerin bizim aleyhimize hazırladıkları siyaset ve stratejilerini önceden sezebilen ve karşı tedbirleri alabilen bir Liderin, milli menfaatler için yerli kuruluşlara bazı tavizlerde bulunması, onlara tavır koymasından daha hayırlı ve daha yürekli bir harekettir.

Her konuda olduğu gibi, siyasette de başlangıç değil sonuç önemlidir. Çünkü "Rağbet, akıbete göredir" ve akıbet muttakilerin (dürüst ve değerli kimselerin) dir.

Geçmişte de, taviz sayılan ve karşı çıkılan bazı girişimlerin, hangi olumlu sonuçları doğurduğunu hala göremeyen akıl fukaralarına veya kasıtlı olarak ters gösteren nankör münafıklara, laf anlatmak için vakit harcamak beyhudedir.

Bir milletin, hatta beşeriyetin tarihini ve talihini değiştiren büyük liderlerin hayatını inceleyiniz! Bunların hepsinin de, kimlere ne kadar taviz vereceğini ve kimlere karşı nasıl inatla direneceğini çok iyi bilen kimseler olduklarını göreceksiniz. Zira eşek arısına top atmak israf, yaban ayısına taş atmak ise divaneliktir.

Zahirde korkusuzca ve kahramanca görünen bir tavır, şayet düşmanların işine yarayacaksa, bunu gafletle yapmak hezimet, ama bile bile yapmak hıyanettir!..

Ve yeri gelmişken hatırlatalım:

"Süper güç" olmak için sadece ekonomik zenginlik yetmez. Eğer yetse idi Almanya süper güç olurdu...

Süper güç olmak için sadece teknolojik üstünlük yetmez. Eğer yetse idi Japonya süper güç olurdu.

Süper güç olmak için nüfus yoğunluğu yetmez. Eğer yetse idi Hindistan süper güç olurdu.

Süper güç olmak için tek başına askeri güç yetmez. Eğer yetse idi Çin süper güç olurdu.

Süper güç olmak için sadece stratejik konum ve potansiyel imkânlar da yetmez. Eğer yetse idi Türkiye süper güç olurdu.

Hâlbuki süper güç olmak için, bütün bunları değerlendirecek ve dünya dengeleriyle oynayabilecek bir "süper beyin" e ihtiyaç vardır!..

Ve işte Türkiye'nin, İslam âleminin ve tüm mazlum milletlerin şansı bu Süper Beyindir!?

Evet, siyasetin ehil olmayanların elinde felaket, ehil olanların elinde ise selamet sebebi olduğunu yukarıda söylemiştik. Önemine binaen tekrar belirtelim ki:

Siyaset; hesaplı ve programlı davranmak ve planlanan sonuca ulaşmaktır.

Siyaset; Muhaliflerini zor kullanmadan ve kendisi de zarara uğramadan onları mükemmelce aşmaktır.

Siyaset; Çizilen Haklı çizgi içine farklı çizgileri de yerleştirme, yani kendi doğruları içinde başkalarının eğrilerini eritebilme ustalığıdır!

Siyaset; Her düşünceye tahammül edip, adilce davranma uygarlığıdır! 

Siyaset; Bütün beşeri zaaflarına gem vurmak ve bağlılarını da manevi disiplin altında tutmak başarısıdır!

Siyaset; Bilgece düşünmek, bilgece konuşmak, bilgece davranmak ve bilgece yaşamaktır!

Siyaset; İktidar tuvalinde [2] toplum tablosuna en uygun rengi hazırlayabilme sanatıdır!

Siyaset ilmi, Allah'ın ender kişilere lütfettiği çok önemli bir armağandır.[3]

Velhasıl bazen "Büyük ve kalıcı menfaatlere ulaşmak için, küçük ve geçici zararları ve tavizleri göze almak gerekebilir Bunu yapamayan siyasiler ağır bir sorumluluk ve tarihi bir suçluluk altındadır."[4]

"Hem insanın kıymet ve mahiyeti himmeti nispetindedir. Himmetin derecesi ise maksat ve meşguliyetinin (yüksekliği) nispetindedir. [5]

Siyasi şuuru olmayanların, insani onuru da bulunmayacaktır. Bu nedenledir ki,

Siyaset, gerçek ayarımızı ortaya koyan en hassas bir terazi konumundadır.

Siyasette, batılların yanında ve zalimlerin yardımında olanların, ibadetleri de sadece "adet ve gösteriş"ten ibaret kalacaktır.

Evet, siyaset,, "hikmet ve feraset" ister. Yoksa körün şoförlüğüne benzeyecektir!..

Siyaset, "sabır ve metanet" ister. Yoksa hoş ama boş gösterilere dönüşecektir.

Siyaset "kadro ve kuvvet" ister. Yoksa Donkişot'un maceralarından farksız hale gelecektir.

Siyaset "iman ve istikamet" ister. Yoksa Firavunluğa ve fırsatçılığa özenecektir.

 Velhasıl insani siyaset Peygamber mesleğidir. Şeytani siyaset ise menfaat meselesi ve mason hizmetçiliğidir.

Siyasette başarı ve bereket ise şu beş şeye bağlıdır:

1-İnanç ve irade: Davasının haklılığına ve mutlaka zafere ulaşacağına inanmayan ve bu inancın gereği olan azim ve iradeyi ortaya koyamayanlar; siyasi müflis olmaya mahkûmdurlar. Kendileri inanmadıkları bir davaya başkalarını ise asla inandıramaz ve halkın güvenini ve desteğini sağlayamazlar.

2-Bilgi ve beceri: Davasının esaslarını, ülke insanın sorunlarını ve çözüm yollarını, değişen ve gelişen dünya şartlarını bilmeyen, takip etmeyen, kendisini devamlı yenileyip yetiştirmeyen siyasiler, bu yarışta saf dışı kalırlar.

3-Plan ve proje: Uzun ve kısa vadeli hedefleri ve projeleri bulunmayan... Bunları dikkatle belirleyip, titizlikte tatbike koyamayan siyasiler zaman, imkân ve eleman israf edeceklerinden, asla başarıyı yakalayamazlar.

4-Eleman ve ekip: Her işi tek başına yapmaya kalkışan... Ekip çalışmasına yanaşmayan ve alışmayan... Danışma ve dayanışma içinde olmayan... Yeterli ve yetenekli elemanlardan kendi marifet ve mesuliyetleri sahasında yararlanamayan siyasiler, sonunda yenilmekten ve bitip tükenmekten kurtulamazlar.

5-Koordine ve organize: Aynı inancı ve aynı amacı paylaşan kurum ve oluşumlar arasında, gerekli ve ahenkli bir iletişim ve işbirliğini sağlayamayan siyasiler, hayallerini hakikate çeviremez ve arzulanan hedefe yanaşamazlar.

6-Takip ve değerlendirme: Ekip ve elemanlarını, onlara emanet ettiği görev ve programlarını sık sık takip ve teftiş etmeyen... Aksaklıkları ve tıkanıklıkları vaktinde fark edip gidermeyen... Yanlışlık ve yamukluklarını düzeltmeyen siyasiler, zafer bayramını kutlayamazlar.

7-Varılan netice: Kısa ve uzun vadeli hedeflerine ne ölçüde yaklaşıldığını... Hangi başarıların, hangi plan ve elemanlarla kazanıldığını... Bundan sonra hangi engellerin hangi taktik ve stratejilerle aşılacağını... Hem rakiplerini hem de işbirliği yapması gerekenleri hangi önem ve öncelik sırasına göre nasıl konuçlandıracağını bilmeyen siyasiler de mutlu sona ulaşamazlar.

 

 

 

 

 



[1] Fetih: 18

[2]  Tuval: Yağlıboya resim yapılan çerçeveli bez zemin

[3]  M. Muhtar Han Siyasi Siyaset s. 66

[4]  a) Mecelle b) Muhakemat Bediüzzaman s. 23

[5]  Muhakemat s. 114

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocağında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meali Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Partiye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meali Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

Dış Politikamız (Cilt-1) Bop’un Temelleri (1988-1998)

Dış Politikamız (Cilt-2) Tarihin En Talihli Dönüşüm Süreci

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

Teşkilatçılık Mesaj ve Metod (İletişim ve İşbirliği Sanatı)

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armegeddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yetmiş Kur'ani Kavram ve Yorumları (2 Cilt)

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Müjdeleri ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar) (Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar) (Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 5119

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR