Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3584
mod_vvisit_counterDün6515
mod_vvisit_counterBu Hafta34014
mod_vvisit_counterGeçen hafta41908
mod_vvisit_counterBu Ay22273
mod_vvisit_counterGeçen Ay257768
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15662904

IP'niz: 3.235.239.156
Bugün: 04 Tem 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11752933

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Mevcut sistem bütün kurum ve kurallarıyla birlikte tıkanmış ve tükenmiştir. Artık, ülkemiz şartlarına ve dünya standartlarına uygun yeni bir düzenleme mutlaka gereklidir.

Bize göre Türkiye, başkanlık sistemine geçmeli ve devlet başkanını halk seçmelidir. Bunun yanında Yerel yönetimlerin de yetki ve sorumluluk sınırları genişletilip güçlendirilmeli, illerde vali-belediye başkanı şeklindeki çift başlılık giderilmeli, valilerin de bazı yetkilerini üzerinde taşıyan belediye başkanları, seçimle işbaşına gelmelidir.

 

Milli birlik ve dirliğimizin garantisi olacak merkezi yönetimle, halkın en etkin biçimde katılımıyla sağlanacak yerel yönetim dengesi gerçekleştirilmelidir.

Bu arada özellikle hatırlatalım ki; Malum merkezlerin marifetiyle, Türkiye'yi bulandırmaya, bunaltmaya ve milli devleti etkisiz bırakmaya yönelik olduğu sezilen, AKP liderinin bu konudaki girişimleriyle, bizim teklifimiz, farklı şeylerdir.

Evet, bazı parti liderlerinin ve hükümet yetkilerin de sıcak baktığı  "Kıbrıs'ta, siyasi intizam ve istikrarın sağlanıp korunması için, başkanlık sistemi uygun olabilir" düşüncesi daha da olgunlaştırılarak Türkiye için düzenlenmelidir. Her din ve düşünceden... Farklı köken ve kültürden bütün vatandaşlarımızın ortak bilinç ve beklentilerine bağlı... Temel hukuki ve ahlaki değerlere saygılı. Gerçek bir demokrasiye ve örnek bir laikliğe dayalı, yeni bir anayasa acilen hazırlanmalı... Dinle devletin çatışması yerine barışması... Halkla hükümetin zıtlaşması yerine kucaklaşması ve yurttaşların her kademede yönetime katılımı ve kontrolü sağlanmalıdır.

İşte bunun çok önemli bir adımı olarak, Türkiye, kendi şartlarına ve çağdaş standartlara uygun bir başkanlık sistemine geçmeli ve devlet başkanını bizzat halkımız seçmelidir.

Çünkü, şimdiye kadar yapılmış birçok Cumhurbaşkanlığı seçiminde "Meclisin bağımsız hareket edemediğini, dışarıdan yapılan telkin ve tehditlere boyun eğmek durumuna itildiğini" Cumhurbaşkanı ve başbakan seviyesindeki en üst makamlardan duymaya başladık.

Rahmetli Özal'ın bu konudaki itirafları, milli iradeye yapılmış bir ihbar ve ihtar niteliğindedir.

Mademki Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu tür endişeler söz konusudur ve herhangi bir meclisin de böylesi baskılara muhatap olmayacağı ve boyun eğmeyeceği kesinlikle belli değildir, öyle ise, Cumhurbaşkanlığı seçiminde en uygun yol millete gitmektir.

Çünkü Meclisi oluşturan milletvekillerini ve onlar üzerinde etkin parti liderlerini, birtakım ümitler ve tehditlerle yönlendirmek ve sağlıklı bir tercih yapmalarını önlemek, her zaman mümkün olabilir. Ancak bütün milletimizi bu tür baskılarla yanlış tercihlere yönlendirmek o kadar da kolay değildir.

"Ya dediklerimize boyun eğersin, ya şapkanı alıp gidersin!" tehditlerine en çok muhatap ve mahkum olmuş birisi olan Sayın Demirel'in bile bir ara "Cumhurbaşkanını halk seçmelidir" şeklindeki sözlerini, acı tecrübelerinden ders aldığına ve yaptıklarından pişmanlık duyduğuna yormak istiyoruz. Ancak, eğer bu konuda gerçekten samimi iseler, tüm partilerin, hatta sivil örgütlerin Cumhurbaşkanlığı için aday önermesine ve bunların televizyonlardan eşit şartlarda prensip ve projelerini halka iletmesine imkan tanıyacak bir anayasa değişikliğine destek vermeli, hatta öncülük etmelidir.

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ve her görüşün şartsız, vetosuz olarak istediği bir aday göstermesine karşı çıkanlar, halkına güvenmeyen ve halkının görüş ve tercihine değer vermeyen çevrelerdir. Bunlar gerçek demokrasiden de yana değildir. Bunların demokrasi dedikleri, güya halkın inancını, iradesini, ihtiyacını temsil etmek üzere seçtikleri kimselerden oluşan Meclisi, karanlık güçlerin ve sermaye diktatörlerinin çıkarları doğrultusunda kullanmayı amaçlayan bir hile rejimidir.

Mademki, demokrasi çoğunluğun iradesine dayanan bir halk idaresidir. O halde Cumhurbaşkanını halkın seçmesi kadar ve çoğunluğu Müslüman olan halkımızın da, devlet ve siyaset tecrübesi olan, dostumuzu düşmanımızı çok iyi tanıyan, milli menfaatlerimizi ve devlet haysiyetimizi her şeyin üstünde tutan, ülke sorunlarına ve çözüm yollarına yeterince vakıf bulunan cesur ve kararlı, dindar ve dürüst bir Cumhurbaşkanı görmek istemesi kadar doğal ve doğru ne olabilir? Böylesine hayati önem taşıyan konularda Meclis kadar hatta daha fazla millete güvenmek, vekillerden ziyade asillere önem vermek gerekmez mi?

Üstelik, vekillerin, vekaletlerini aldıkları milletin çıkarlarını, bazen şahsi makam ve menfaatlere değiştikleri ve emanete riayet etmedikleri de herkesçe bilinen bir durumdur.

Böylesine gerekli ve gerçekçi bir öneriye, halkına güvenen ve demokrasiyi önemseyen her kesimin de evet diyeceğini umuyoruz.

Bize göre, gerekli Anayasa değişikliğinden sonra, her görüş kendi adayını biran evvel ortaya çıkarmalı ve milletimize, adayları yakından tanıyacak ve isabetli bir tercih yapacak fırsat tanımalıdır.

Vitrinden uzak duranlar ve karanlıkta görücüye çıkanlar, kusurlarından korkanlardır. "Adayların erken açıklanması onları yıpratır" diyenler, farkında olmadan açık veriyorlar. Demek ki dikkatle araştırılırsa ve etraflıca tartışılsa, cilası dökülecek ve foyası görülecek adaylarınız vardır! Bu durumdan ancak yarası olanlar gocunmalıdır.

O halde tartışıldıkça, araştırıldıkça ve konuşturuldukça daha iyi tanınacak, tanındıkça da takdir toplayacak şahsiyetler aday gösterilmeli, değerleri ve deneyimleri ile geçmişleri geleceklerinin garantisi olacak seviyeli kimseler Cumhurbaşkanı seçilmelidir.

İyice tanınmamış, tartışılmamış, asıl mahiyetleri ve gerçek marifetleri ortaya çıkamamış adaylar arasından seçilecek bir Cumhurbaşkanının yeterli ve yararlı olup olmayacağı belli değildir.

Milleti ve Meclisi bir oldu bittiye getirmek ve karanlıkta karar vermeye mecbur etmek isteyenler ve hele milletin ihtiyaçlarına ve ülkenin yüksek çıkarlarına göre değil de birtakım çevrelerin baskısı ve dayatması ile hareket edenler, hayat boyu sürecek cehennemi bir vicdan muhasebesine ve milli tarihin lanetine mahkum olurlar.

Yeri gelmişken konuyla ilgili gördüğüm bir fıkrayı da anlatmak istiyorum:

Üç çocuk arkadaş yeni doğan küçük kardeşleri hakkında konuşurlarken, birisi:

- Bizim yeni bebeğimizi babam Amerika gezisi sırasında Newyork'tan alıp getirdiğini söylüyor, demiş.

Diğeri:

- Benim küçük kardeşimi de annem Paris'teki bir oyuncak mağazasından almış... deyince, üçüncü çocuk:

- Biz fakir bir aileyiz. Bizim bebekleri annemle babam kendileri yapıyor!.. Deyivermiş.

Şimdi biz de Avrupa etiketli, Amerikan icazetli adaylar aramak yerine "kimliği milli ve yerli" olan şahsiyetlere yönelmek zorundayız.

Ne de olsa biz fakir bir milletiz (!) Beyler, gelin kendi Cumhurbaşkanımızı yine kendimizden birisini ve kendimiz seçelim...

Evet, milletimizin hasretini çektiği, dünya şartlarının ve ülke ihtiyaçlarının da gerektirdiği vasıfları üzerinde taşıyan bir Cumhurbaşkanını halkımız seçmelidir.

"Bu millet cahildir, kimi seçeceğini bilemez" diyenlerin demokrasi nutukları tam bir sahtekarlıktır. Bu halk milletvekili seçmesini ve meclisi meydana getirmesini biliyor da, Cumhurbaşkanını seçmesini niye bilmesin?

Bunların asıl korkusu bu milletin kimi Cumhurbaşkanı seçeceğini çok iyi bilmesinden kaynaklanıyor. Çünkü o taktirde inançlı, iradeli ve ehliyetli birisinin Cumhurbaşkanı olacağından korkuluyor!

Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu ve Akdeniz bölgesinin ve Türki cumhuriyetlerin tabii lideri... İslâm aleminin tarihi rehberi ve yeni çağın talihli merkezi konumundaki Türkiye'nin başına milletten kopuk bir insanı getirmek, küheylana körü bindirmek gibi bir divaneliktir. Yazıktır, bu millete böyle bir kötülük reva görülmemelidir... Milletimiz de buna müsaade etmemelidir!..

Şükür ki toplum milli bir şuurla bileniyor... Gerçek bir Cumhurbaşkanını kendisinin seçeceği günleri bekliyor. Demokrasiyi despotizme çevirenlerden, laikliği laçkalaştırıp dejenere edenlerden kurtulmak istiyor...

Bir dostumuzun dua ve dilekleriyle bitirelim:

Gel ey yıllardır beklenen!.. Gel ey yarınlarımız, özlenen!.. Gel ey yolları gözlenen!..

Kıbrıs'ı kaybetmeden, gel... Çeçenistan bitmeden gel... Kudüs elden gitmeden gel!..

Milli çıkarlarımız satılığa çıkarılmadan... Ülkemiz borç batağında batırılmadan... Başımız daha beter belalara çarptırılmadan gel!...

Irak Amerika'ya dönüşmeden, Orta Doğu'da haritalar değişmeden gel!...

Ar-namus duyguları hepten köreltilmeden... Gönüller daha fazla kirletilmeden gel!...

Gel ki, zulüm ve zillet gebersin... Gel ki, hak ve adalet dirilsin!.. Gel ki, mutluluk çiçekleri yeşersin!..

Gel ey ümitlerin meleği... Gel ey müminlerin dileği... Kutluluklarla gel, mutluluklarla gel! Mübarek dualarla gel, mukaddes davalarla gel!

Zalimleri ezenle gel, adaletli düzenle gel!

Gel ki tabutlar yıkılsın! Gel ki tortular atılsın! Gel ki Türkiyem kurtulsun!




Bu yazarin diger makaleleri

MİLLİ ÇÖZÜM KONYA'DA SP İÇİNDEKİ GİZLİ ÇIBANLARI DEŞİYOR
  Milli Çözüm Temsilciliği ve TEZ Organizasyonun ortak gayretiyle, Konya'nın Otel...
Devami
FETULLAH GÜLEN DOSYASIFETULLAH GÜLEN DOSYASI
YENİDEN DÜZENLENMİŞTİR! 29 Haziran 1994 Dedeman Otel. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın...
Devami
ÇAĞDAŞ PUTPERESTLER!
Şu çağdaş insanlık; iflas, zararmış Rahatı, çıkarı; ırk-fırkası put!.. Riya ve farklılık;...
Devami
TRANSITION PROCESS
Our Problems and Solution Proposals In the process of Transition to...
Devami
FRANSA'DAKİ "HAYIR"; HEM SİYONİZME, HEM DE BİZDEKİ UŞAK ZİHNİYETE BÜYÜK DARBEDİR!
  Almanya'da Siyonizm karşıtı Hıristiyan Demokratların eyalet seçimi zaferinden sonra,...
Devami
BÜLENT ARINÇ'IN DEDESİ VE CUMHURBAŞKANLIĞI MESELESİ
  Sn. Bülent Arınç'ın gizli kimliği ve kökeni giderek ilgi odağı...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5776

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR