Get Adobe Flash player
Reklam

BÜLENT ECEVİT'İN ÖLÜMÜ ÜZERİNE

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

İnsanların, doğru veya yanlış bazı yönlerini, onların gerçek karakterlerinin aynası ve aynısı saymak, yanıltıcı olabilir. Çünkü herhangi bir harita, coğrafi bölgenin kendisi değildir

Bunun anlamı iletişimlerimizde kişilerle ilgili bir yargıda bulunduğumuz ve bir görüşe varmaya çalıştığımızda, onun bir iki özelliğini esas almak, bizi isabetsiz sonuçlara götürebilir. Her an kendi dünya modelimizi ya da kendi haritalarımızı yansıtmaktayız insanlara, ya da dış dünyamıza... Herhangi bir yerin birçok haritası (görüntüsü) olabilir, birçok farklı şekillerde, farklı amaçlarla yapılan ama hiç biri sahanın (görüntülenen yerin) kendisi değildirler, onlar sadece harita ve şekildir.

 

Bunun gibi, bir insanın fotoğraf resmini veya bir röntgen filmini, onun kendisi saymak ta yanlış ve geçersizdir.

Başka bir örnek de şu olabilir. Şu an bulunduğunuz odadaki herhangi bir objeye odaklanın.

Bulunduğunuz mekanda hareket ederek değişik köşelerden, yerlerden o odaklandığınız şeye bakmak için dolaştığınızda şunu fark edeceksiniz ki, o sırada bulunduğunuz noktaya ve görüş açısına göre, her seferinde, odaklandığınız nesneyi daha farklı bir yönüyle resimlemektesiniz.

Örneğin bir vazoya odaklandıysanız siz odanın etrafını dolaşırken, her seferinde, bakış açınızla vazonun arkasındaki fon değişecektir, o vazoya 1000 farklı açıdan bakabilir ve vazo hakkında, onu yansıtan 1000 farklı cevap alabilirsiniz. Hiçbir fotoğraf münferit olarak, yani tek tek vazonun değişmez yapısını oluşturmaz. Her fotoğraf vazomuzun belirli bir durumda belirli bir özelliğini yansıtır. Bu yüzden de vazo, tek bir kareden görünen değil, fark ettiğimiz ve fark edemediğimiz yönleriyle bir bütün oluşturacaktır...

Tabii bütün bunlara, bir resme aynı açıdan bakan her bir insanın gördüğü, fark ettiği şeylerin farklı olacağı, yorumlarının değişeceği gerçeğini de eklediğimizde, tablo daha da karışık bir mahiyete dönüşecektir.

Sözgelimi aynı yerden vazomuza bakan bir kişi, vazonun yerden yüksekliğini baz alıp vazoyu açıklarken ötekisi, tavana şu kadar yakın vazomuz açıklamasını yapabilir. Ya da sehpanın üzerindeki vazoya odaklanan bir kişinin yanında, berikisi vazonun altındaki sehpayı görmemizi isteyebilir...

Kendi haritamızı her şeyin hakikati sanmak yanıltıcıdır.

Şüphesiz ki iletişimleri, sosyal hayatı, insanı, algıları, düşünceleri, davranışları irdelemeye kalkıştığımızda; anlaşılması çok daha karışık bir durum oluşmaktadır..

Kendimiz hakkında, başkaları hakkında, yaşadığımız dünya hakkında beslediğimiz her düşünce sadece kendimizi bağlar ve kendi gerçekliğimizi oluşturur, bizim dışımızdaki insanların değil.. Yani sahanın kendisi değildirler. Onlar, sadece bizim haritalarımızdır.

Bir düşünür der ki; "Bizi üzen, başımıza gelen olaylar değil, bunlara verdiğimiz tepkilerimizdir" Yani olaylar nötrdürler. Kendi başına hiçbir olay, yaşadığımız hiçbir şey artı ya da eksi bir değere sahip değildir.

Bizim ona bakış açımız, yani haritamız, yani kafamızdaki fotoğrafımız ona bakarken; onu artı yada eksi yapar. Yaşadığımız olaylara verdiğimiz tepkiler, onlara bakış açılarımız bizi güçlendirirler, ya da güçten düşürürler.

Neye baktığımız ve görmeyi seçtiğimiz yaşamımızın kalitesini belirler. Kimse kimseye iyi ya da kötü hissettiremez, biz belirli yargılarımıza, düşüncelerimize bağlı olarak iyi ya da kötü hissetmeyi seçeriz...

Düşüncelerimiz, bizim bakış açılarımızdır.

Düşüncelerimiz; kendimiz, başkaları ya da dünya hakkındaki, gerçeğe değil gerçeğe bakış açımızı, sahayı değil, sahaya bakış açımızı gösterir. Onlara tek gerçeklik şeklinde baktığımız noktada, çok tehlikeli bir hal alarak, bizi sınırlayarak bağlarlar kendimiz, başkaları ya da dünya ile aramızda bir engel işlevini görürler.

Düşüncelerimiz gerçeği değil, bizim bakış açımızı yansıtır sadece.

Hepimiz, kendimiz başkaları ya da yaşadığımız dünya hakkında deneyimlerimizle bağlantılı olarak haritalar oluştururuz, bu tamamen doğal ve normal bir süreçtir.

Burada mühim olan haritalarımızda, yani algılamalarımızda esnek olmamız...

Gördüklerimiz ya da görüyor sandıklarımız, matematikte olduğunun tersine, gerçek hayatta, %100 gerçekliği oluşturmazlar

Subjektif yorumlardan sakınmalıdır!

Gerçekliğin bir yönünü, bir bakış açısıyla görülen kısmını yansıttıkları söylenebilirse de, gerçeklikleri yine de tartışılır.

Çünkü düşünüp tartışan ve hakkında yoruma varılan her şey objektif değil, subjektiftir, düşüncenin doğası itibarıyla bunu böyle algılamalıdır.

Ne kadar insan varsa şüphesiz o kadar da düşünce ve bakış açısı vardır. Bazen, geçmişte yaşadığımız bazı olay ya da deneyimlerimizi düşünüp, bunlara o zaman diliminde verdiğimiz tepkileri ya da kapıldığımız hisleri hatırladığımızda "Amma da abartmışım" dediğimiz unutulmamalıdır. Değişen zaman bizi değiştirip olgunlaştırır. Saha yani yaşadığımız olay aynı olmasına rağmen, haritamız, yani olaya bakış açımız da değişime uğramaktadır.

Bu kadar girişten sonra;

Şimdi öteki aleme uğurlanan Bülent Ecevit'le ilgili de çok şeyler konuşulacak ve yazılacaktır... İşin doğrusu herkes kendisini ve beklentisini yansıtmış olacaktır. Yoksa, Sn. Ecevit'in hem gerçek durumunu, hem de ahiretteki konumunu değiştirmek imkansızdır. O kendi tabiatına ve kafa yapısına uygun olarak tayin ve taktir edilen, tarih sahnesindeki rolünü oynamış ve artık hayatının hesabını vereceği, niyetinin ve gayretinin karşılığını göreceği sonsuzluk diyarına taşınmıştır. Yeniden Lider Ülke, Büyük Türkiye'nin temeline bir taş mı koymuştur, yoksa, maddi ve manevi kalkınma hareketimizin tekerine taş ve takoz mu sokulmuştur? Sorusu elbette yanıtını bulacaktır.

Ecevit figürü 

"Türk demokrasisinin simgesi haline sokulmuş isimlerden Bülent Ecevit, aylardır yoğun bakımda tutulduğu hastanede öldü. Adımız gibi biliyoruz ki, herkes günlerce arkasından ağıtlar ve övgüler düzecek. Siyasetçi yönü, sanatçı yönü, devlet adamlığı yönü sayfa sayfa döktürülecek.. Kim ne derse desin, bizim kanaatimiz şudur: Türk siyasi hayatında bu kadar uzun süre kalan ve memlekete hiçbir şey kazandırmayan siyasetçilerin başında Bülent Ecevit gelir. Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan Köy Kent projeleri, Demirel'le girdiği kısır siyasi çekişmeleri asla unutulmayacak eserleridir. Demirel ile birlikte ülkede ürettikleri sanal sağ-sol çatışmalarının demokrasimizi ve milletimizi tahribi, heder olan gençliğimiz ve 12 Eylül darbesine karşı tertipleri tarihinin kara sayfalarında yer edinmiştir.

Hele ahir ömründe gözlerini bürüyen siyasi hırs yüzünden, hasta yatağından ülkeyi idare etmeye çalıştığı 57. Hükümetin memlekete yaşattığı ekonomik krizin etkilerini hala temizleyebilmiş değiliz.(Önce inatla karşı çıkan, sonra Erbakan Hoca'nın dirayet ve cesaretiyle başlatılıp başarılan Kıbrıs harekatının kahraman Karaoğlanı kılıfına sokulan Ecevit'in, son hükümeti dönemindeki ekonomik kriz için: "Küresel sermaye benden Kıbrıs çıkarmasının intikamını aldı" şeklindeki sızlanmaları da, hala gerçekleri çarpıtmanın ve Kıbrıs davasını istismarın bir göstergesidir.)

Yazımın başında Zonguldaklı olduğumu bilhassa belirttim. Neden? Milletvekili olduğu bölgedeki işçilerin ağzına bir parmak bal çalarak yıllarca milletvekilliğini garanti tutan Ecevit, yatırım, yol, altyapı konusunda Zonguldak vilayetine beş kuruşluk hizmeti geçmemiş bir siyasetçidir. Zonguldak'ın yolları Veysel Atasoy döneminde yapılmıştır. Zonguldak'ın şehir merkezi ise hangi yönden girerseniz girin, köy ve kasaba manzaralarından beterdir. Türkiye Taş Kömürleri Kurumu'na yıllarca yatırım yapılmadığı, ocaklar rehabilite edilmediği için, İshak Alaton gibi işadamları bu stratejik maden hakkında, "Ocaklarda balık yetiştirelim" gibi alaycı fikirlerini ortaya atar bir hale gelmişlerdir.

Ecevit, dünya siyasetine yön veren güç odaklarının Türkiye'de oynadıkları sağcılık-solculuk oyununda soldan çarklıların lideri olarak kullanılmış bir figürdü. Ecevit figürünü siyaset içinde çok iyi kullananlar ona "dürüstlük" imajını giydirdiler... Sanatçı yönünü kullandılar... Hatipliğini öne çıkardılar...

Güdümlü siyasetimiz önemli bir figürünü kaybetti... Allah (c.c) taksiratını affetsin..."[1]


BİZİM PENCEREDEN FOTOĞRAFI


Milli şuura karşı, Fetullah'a hayrandı

Vah yazık, kökümüzü; kurutamadan gitti!.

Yunanlı'ya aşıktı, Türbanlıya ayrandı

Merve'nin acısını, unutamadan gitti!.


Kıbrıs harekatına, mani olamamıştı

Zafer kazanılınca, birden kahramanlaştı

Dönme Rahşan Hanımla, nice engeller aştı

Derviş'le bulandırdı, durultamadan gitti!.


Robert'li has masondu, Avrupa yolcusuydu

Bilderberg pas verince, ofsayttan golcusuydu

İnönü'yü deviren, Amerkan solcusuydu

Memleketin belini, doğrultamadan gitti!.


İstismar aletiydi, Atatürk'e şaşıydı

Laiklik bahaneydi, O İslam'a karşıydı

Milliyetçi kesildi, belki oy telaşıydı

Yeni büyük devrime, çamur atmadan gitti!.


Nasıl da yakışmıştı, Ilımlı İslamcılık

En son sığınağıydı, Yeni Osmanlıcılık

Kitap fırlatılınca, karizması oldu cılk

İsrail sevdasını, sorgulatmadan gitti!.


Her şeye rağmen O da, Türkiye'min gerçeği

Kader rolün oynadı, bir sırdır içeriği

Şimdi hazan mevsimi, baharda kır çiçeği

Açar benim ülkemde, yamultamadan gitti!.



[1] 07.11.2006 / Nedim Odabaş / Milli Gazete


Bu yazarin diger makaleleri

KARAGÜLLE KARAMBOLE DÜŞÜYOR.
Keşke Üstat Karagülle, sadece ilmi çalışmalar üzerinde yoğunlaşsa, siyasette ise...
Devami
AH, NELER GÖRDÜM !
  Bir gram nimete, bin batman minnet İyilikleri başa, kakmalar gördüm!.. Keramet...
Devami
ORDU; SOROS'CULARI, SABATAYCILARI VE SİYON DESTEKLİ STK'LARI FİŞLEMİŞ!
Mustafa Kemal'in Büyük Nutku'ndaki şu sözleri, bu şartlar ve dayatmalarla...
Devami
FLASH TV. REYTİNG HAMDİYE KINAMA!
  15 Temmuz 2006 tarihindeki Reyting Hamdi programında; Erbakan Hoca'yı...
Devami
SABATAYCILIK SALTANATI VE MEŞHUR DÖNMELER
Birçok internet sitesinde yıllardır yayınlandığı ve hiç kimsenin yalanlama ihtiyacı...
Devami
YÖNETİCİLERİMİZİ KİM YÖNETİYOR?
Evet, maalesef ülkeler programlanmış robot misali, artık uzaktan kumandalı yönetiliyor....
Devami

Makale Okunma Sayısı: 6315

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR