Get Adobe Flash player
Reklam

GEÇİRDİĞİMİZ RAMAZAN VE BAYRAM DEĞERLENDİRMESİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Manevi Mücadeleyi Kazandık mı?

Yüce yaratıcımız: "Ey iman edenler, sizden öncekilere de yazıldığı gibi, oruç size de yazıldı (ve farz kılındı); umulur ki (Bu sayede kötülük kirlerinden ve nefse esaretten) sakınırsınız..."[1]

"... Sizi (Kur'anla ve oruçla) hidayete ulaştırmasına karşılık, Allah'ı en büyük tanımanız (kalbinizdeki sahte putları kırmanız ve sadece Allah'ın rızasını arayıp O'na tapınmanız) için..."[2]



[1] Bakara: 183

[2] Bakara: 185

 

Buyurarak oruç'un üç önemli anlamına ve amacına dikkatimizi çekmektedir:

•1.   Takva'ya, yani küfür ve kötülükten sakınmaya ve Allah'a karşı gerçek bir sevgi ve saygı olgunluğuna ulaşmak.

•2.   Kur'anın manasını ve maksadını, önemseyerek ve öncelik vererek, okumaya ve anlamaya çalışmak.

•3.   Bu imani ve ilmi gayretlerin sonunda Allah'ı en büyük tanımak, O'na gönülden güvenip teslim olmak, sahte ilahların; servet, şehvet ve şöhret putlarının esaretinden kurtulup, gerçek özgürlüğe kavuşmak ve bu inançla tüm zalim ve hain güçlere karşı gerekirse tek başına meydan okumak...

Şimdi samimiyetle bir nefis muhasebesi yapalım ve cesaretli bir öz eleştiriden kaçmayalım ve kendimize soralım:

•a-      Yalandan, haramdan, haksızlıktan, hayasızlıktan, riyakarlıktan, çıkarcılıktan, dünya hayatına tapıcılıktan uzaklaşmaya, Allah'a ve aslımıza yaklaşmaya kesin karar vermişmiyiz?

•b-     Ömrümüz boyunca bir sefer olsun, baştan sona satır satır ve anlamaya çalışarak okumadığımız Kur'an Mealini hemen okumaya başlayıp bitirmeye ve bundan sonra sık sık Kur'anı incelemeye niyetlenmiş miyiz?

•c-      Bu oruçlar, sahurlar, namazlar sadakalar ve dualar sonucu, ruhen yükselmiş ve özgürleşmiş olarak:

"En büyük Amerika değil, Allah'tır."

"Kurtuluş AB'ye uşaklıkta değil, Kur'andadır."

"Cebab-ı Hak'kın ve Resulüllahın va'di ve müjdesi haktır ve zahiren azınlık ta olsa, sadık müminler eliyle Allah bu emperyalist ve Siyonist zulüm saltanatını yıkacak ve pek yakında mazlumları ve Müslümanları zafere ulaştıracaktır."

Kanaatine erişmişmiyiz?

Eğer bu soruların cevapları olumsuz ise, bu ramazan boyu; gündüzleri aç ve susuz durmaktan, akşamları tıka basa karnımızı doyurmaktan, bizi uyaran vicdanımızın sesini bastırmaktan, kısaca kendimizi aldatıp avutmaktan başka bir kazancımız olmamış demektir.

Günde beş vakit namazda tam kırk sefer manasını bilmeden okuduğu Fatiha'nın sonunda:

"Allah'ım ğadabın'ı hak etmiş Siyonist Yahudilerin ve sapıtıp dalalete gitmiş Haçlı emperyalistlerin yolundan, dostluğundan, kulluğundan uzak durmaya söz veriyoruz. Bizi sırat-ı müstakime, yani İslamiyet ve insaniyet çizgisine ve hedefine yönlendir." diye dua ettiği...

Ve yine, her akşam ölümün arkadaşı sayılan uykuya dalmadan önce, vitir namazında okuduğu Kunut duasında:

"Allah'ım şiddetle yasakladığın ve sakındırdığın için: Tüm facir, fasık ve münafıklarla Yahudi ve Hıristiyan uşaklarıyla alakamı kopardım ve şahit ol ki zalim ve hainleri terk edip uzaklaştım." dediği halde, hala:

"ABD'yi kutsal ve kaçınılmaz sığınak ve AB'yi ise son durak ve mutlu uğrak." sanan kimseler;

Nufüs cüzdanında ismen Müslüman yazılır, Resmen ve hükmen müslümandır. Siyaseten ve hikmeten Müslüman sayılır. Ama gerçekte ve Allah indinde Müslüman değildir.

 Asla unutmayalım ki, iman çelişki kabul etmez!

  • Bir kişinin, ekibin veya kesimin, fikri gayesi ile fiili gayreti uyuşmuyorsa
  • Manevi prensipleriyle, dünyevi projeleri biri birini tutmuyorsa
  • Okuduğu kitapla, tarafını tuttuğu kutup ve cephe; çok ters düşüyorsa
  • Duada Allah'a, Dolar'da Amerika'ya umut bağlıyorsa
  • Namazda arş-ı alaya, niyazda Avrupa'ya yalvarıyorsa, bunlar hala Tevhit-birlik inancına erişememiştir. Şu farkla ki: Batılılar Teslis (üçleme)de, bunlar ikilemededir.

Nerden geliyoruz? Nerede duruyoruz? Nereye gidiyoruz? Niye çalışıyoruz? Ve Nasıl çalışıyoruz?

Sorularının doğru ve doyurucu yanıtını bulamayanlar, gönül huzurundan ve iman nurundan nasipsizdir.

İlah: yaratan yaşatan ve yöneten yüce kudret demektir. Ve unutmayalım ki; Zalimlerin akıbeti, mazlumlar eliyle rezil ve zelil olarak yıkılıp gitmektir.

Bugün bilim ve teknoloji kesinlikle ortaya çıkarmıştır ki:

Nebat, hayvanat ve insanların hepsi, aynı olan tek bir hücreden yaratılmaktadır.

Ancak; şu farkla ki: Bitkilerin hücresindeki kromozomlar tek boğumlu, hayvanlarınki iki boğumlu, insanlarınki üç boğumlu olduğu anlaşılmıştır.

Yani ilmen kesinlik kazanmıştır ki: Öyle tesadüfen tek hücrelilerin balıklara, sonra memelilere, derken, maymuna dönüşmesi, onunda kendiliğinden insan şekline girmesi imkansızdır.

Hem bu maymunlar, madem milyonlarca sene önce, insana dönüşmeyi bilip becerdiler de, şimdi niye acaba ara sıra bunu yapmamaktadır?

Kur'ani nurlu ve milli şuurlu bir insanın hem kimyası, yani ruh dünyası ve bakış açısı farklıdır, hem de Fiziki, yani hayat tarzı ve olaylara yaklaşımı bakımından örnek ve yüksek bir fazileti vardır:

Olgun ve onurlu insanın Kimyası:

•1-   Materyelist ve manfaatçi değil, maneviyatcıdır.

•2-   Şeytana ve şer odaklara hizmetçiliği değil, nefis terbiyesini esas almıştır.

•3-   "Halıka hürmet, mahluka merhamet" temelinde, yeryüzünde adalet ve hürriyet düzeni için çalışmaktadır.

  • Ve yine olumlu ve şuurlu insan, şu Fiziki özellik ve güzellikleri taşımaktadır:
  • 1-Hidayet sahibidir Yaratılışın gerçeğini ve insanlığın gereğini bilmiştir. Hak ile Batılı ayırıp seçmiş ve doğru olanı tercih etmiştir.
  • 2-Feraset sahibidir: Dostu düşmanı, mümini münafıkı fark edip sezecek; olayların ve şahısların perde arkasını görüp değerlendirecek bir anlayış ve kavrayış yeteneği gelişmiştir.
  • 3-Dirayet sahibidir: Kınanıp dışlanmayı, hakarete uğrayıp suçlanmayı, makam ve menfaatten mahrum bırakılmayı bile göze alarak; haklı ve hayırlı bildiği doğrulardan taviz vermeyendir. Gayret ve cesaret ehlidir.
  • Bu bakış açısı çok önemlidir. İnsanın hayatını bu açı yönlendirip şekillendirir.
  • Düşünün, aynı uzay istasyonundan, aynı rampada yan yana duran ve dikkatle bakıldığı halde bile, aynı yöne konuşlandığı sanılan iki füze, fırlatıldıktan sonra birisi Ay'a, diğeri ise Merih'e gitmektedir. Neden: Çünkü çıkış noktaları ve bakış açıları arasındaki, bir derecenin yüzde biri kadar küçük bir farklılık, yüz binlerce kilometrede mesafeyi o denli etkilemiştir ki, sonunda apayrı mekanlara erişmişlerdir.
  • Tarih boyunca, bütün Firavunlar, Nemrutlar, haçlılar, Amerika'lılar: "biz zulüm yapıyoruz" dememişler, Hak anlayışları yanlış ve batıl olduğu için böyle barbarca hareket etmişlerdir.
  • Zalimlerin "Hak" anlayışları, dört şeye dayanır: Kuvvet, çıkar, imtiyaz, çoğunluk...
  • İslam'ın Hak anlayışı ise, şu ilahi ve vicdani prensiplerden kaynaklanır:
  • 1-Tabii ve temel İnsan hakları
  • 2-Emek sonucu ortaya çıkan haklar
  • 3-Karşılıklı rızaya dayanan anlaşmalardan doğan haklar
  • 4-"Aynı işe aynı ücret, aynı suça aynı ceza" gibi adalet gereği oluşan haklar

Batı ile doku uyuşmazlığımız nedeniyle bizi bünyesi kabul etmiyor!... Şu hale bakın: AB'nin bize dayattığı dosyanın adı: "İlerleme raporu!.." Yani gericiliğimizi ve aşağılık kompleksini bize peşinen kabul ettiriyorlar!..

Batı'nın cinsi sapıklıkları:

1526 Senesinde Nrünberg'de lağv edilen kadın manastırındaki rahibelerin birçoğunu genelevlere dağıtmıştır. Halbuki bu manastır, kadınlar arasında yaygın olan ahlaksızlığı önlemek(!) ve düşmüş kadınlara yardım etmek için kurulmuştu.

Batı'daki günlük gazetelerden bazı başlıklar:

"Papazlardan gayri meşru çocuk doğuran kadınlar papalığı protesto etti."

"Köyün bütün kadınlarıyla ilişki kuran papaz yakalandı."

"On yedi papaz bir kıza tecavüz etti."

"Papazlar çocuk satıyor"

Haberlerden öğrendiğimize göre bunların birçoğu, papazlara evlenmenin yasak olmasından ileri gelmektedir.

Voltaire diyor ki: "Türk kardeşlerime diyeceğim ki, senin dinin bana çok saygın değer bir din olarak görünüyor. Bir tek Allah'a ibadet ediyorsun. Her yıl gelirin kırkta birini zekat vermek, bayram günlerinde düşmanlarınla barışmak mecburiyetindesin."

"Bütün dünyada iftira eden bizim yobazlar (papazlar) senin dininin tamamıyla zevke hitab eden bir din olduğu için tutunduğunu belki bin defa söylediler. Hepside yalan söylemiş bu zavallıların. Senin dinin çok asil"

Voltaire bu sözlerinden dolayı Papa tarafından aforoz edilmiş. Fakat daha sonra Peygamberimize (sav) tamamıyla iftiraya dayalı bir tiyatro eseri yazarak kendisini affettirmiştir. Hıristiyan din adamlarının taassubunu göstermesi bakımından bundan daha iyi bir misal olamaz.

Batı'nın kadına bakışı:

"Kadınlar (Mesihin annesi hariç) cehennem azabından kurtulamayacaklardır." (Matta:25/12)

Batıl Hıristiyanlığa göre: Adem'e yasak meyveyi yediren kadındır. Bunun için bütün kadınlar kötülenmiştir ve şeytanın ortağıdır. İlk Hıristiyanlar kadının pislik olduğuna ve ondan uzaklaşılması gerektiğine, bekarlığın Allah yanında evlilikten daha şerefli olduğuna inanmıştır.

Fransızlar 1586'da yaptıkları kongrede "kadının insan sayılıp sayılmayacağı konusunda bir karara varamadılar, sonunda şöyle bir hal çaresi buldular: "O sadece erkeğe hizmet etmek için yaratılmış bir insandır. Sadece erkeğin zevklerine ram olmak, ona hizmet etmek için yaratılmış bir varlıktır. Erkeğe bünye bakımından benzediği için biraz değer kazanır. Kadınla ilgili bu anlayış Orta Çağ boyunca devam etmiştir. Şu anda değiştiği iddiası göstermeliktir ve yalandır. Halbuki bu tarihten asırlar önce İslam, kadına gerçek değerini teslim ediyordu. Batılılar kadını cehenneme layık görürken, İslam cenneti annelerin yani ayakları altına seriyordu. Hz. Peygamberimiz: "Cennet annelerin ayakları altındadır." Buyuruyordu.

Bugün Batı aleminde ve onların taklitçisi ülkelerde bu anlayış hala devam etmektedir. Kadın bir reklam aracı ve şehvet tanrısıdır!

Papazlar kendilerini İlah yerine koyup insanları af veya aforoz etmektedir. İşte Batı'nın mantığı budur.

Yani: Paran kadar günah işlersin... Gücün yettiği oranda zulmedersin!...

Fıkra: Elazığlı kabadayı Yolyemez amca kendisine hakaret eden hatırlı adamı, "şu kadar para getir" diyerek salıveren hakimin yüzüne karşı aynı küfürleri söyleyip masanın üzerine de o miktar parayı bırakır ve:
"Hakim bey. Madem parasıyla, istediğim kişiye söverim!" Der

Şu üç vida ile sabitlenmeyen iman, açıkta yanan mum ışığı gibidir. Her an sönebilir:

1-İslamsız mutluluk ve kurtuluş imkansızdır. İslam Allah yapısıdır. Hz. Peygamber O'nun örnek uygulayıcısıdır. Kur'an, insanlığın saadet programıdır.

2-Emeksiz ekmek ve zahmetsiz rahmet olmayacağı gibi; gayesiz, gayretsiz ve risksiz de huzur ve hürriyet olmayacaktır.

İnsana irade-i cüziye ve sorumluluk bilinci verilmesi, bizi Melekler misali bir nevi robotluktan kurtarıp, Allah'ın temsilcisi makamına taşımayı amaçlamıştır.

3-İmanın ilk basamağı Antiemperyalist olmak, her türlü tağuti tasalluta karşı çıkmaktır. "Kim tağutu (batıl ve barbar oluşumu) red ve inkar edip, Allah'a inanır (ve dayanırsa) işte o sapasağlam bir kulpa yapışmıştır." (Bakara:256) Ayeti bu gerçeği anlatmaktadır.

Velhasıl: Kelime-i Şehadet manevi eğitilme, denenme ve elenme süreci olan İslam mektebine giriş belgesidir. Yoksa sanıldığı gibi diploma ve kurtuluş beratı değildir.


Şu AKP'liler; Fetullahçı ABD'liler, AB'ciler:


Dış güçlerin ve masonik merkezlerin marifetiyle 370 Milletvekili çıkartıp meclise oturduklarına, Hindi horozu gibi kabarıp hava atmaktaydılar...

Derken, Kıbrıs davasında, Irak savaşında, Lübnan saldırısında ve söz verdikleri ama hiçbirini yerine getirmedikleri ve tek çözüm üretemedikleri İnsan Hakları konusunda yavaş yavaş tüyleri döküldü... Şimdi cıs cıbıldak uyuz tavuk gibi kaşınıp durmaktadırlar!

Yeri gelmişken güncel bir konudaki kanaatimizi de aktarmak istiyorum: Dinamitin, yani, anarşi, terör ve tahribatın en vahşi malzemesinin mucidi, Yahudi Alfred Nobel'in, bundan kazandığı kirli ve kanlı milyar dolarlarla kurduğu: "Farklı ülkelerdeki kuklalarını kahramanlaştırma ve emperyalist amaçları için kullanma" vakfının ödülü, öyle marazlı medyada alkışlandığı gibi: "İlk kez bir Türk'e verilmedi" Tam aksine: Türk'ün değerlerine küfreden ve kirli soyu gizlenen bir kişiye hediye edildi!..

 

 

 


Bu yazarin diger makaleleri

BÜYÜK İSRAİL, LÜBNAN VE ILIMLI İSLAM
              Papa, Almanya'da yaptığı bir konuşmada: << Kılıçla ve zorla...
Devami
TÜRKİYE ABD HALKININ DEĞİL SİYONİST BARBARLARIN KARŞISINDADIR.
  Douglas Feith Türkiye'yi ezbere bilir(miş) Pazar günkü gazetelerde vardı,...
Devami
AMELLERİ BOŞA ÇIKANLAR
  "Ve o (kıyamet) günü, inkâr edenlere (sonsuz bir pişmanlık...
Devami
HACC ŞUURU
  Cuma namazı, Müslümanların haftalık yerel kongresi... Bayramlar, bölgesel; Hacc ise...
Devami
BİSMİLLAH
  Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahim Her an koruyup kollayan ve acıyıp bağışlayan Allah'ın...
Devami
KALİTESİZLİK
  Kalitesizlik, kaliteye düşmandır Seviyesizlik, seviyeye karşıdır. Çirkinlik güzelliğe, aşağılık yüceliğe zıttır. Çünkü...
Devami

Makale Okunma Sayısı: 5605

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR