Get Adobe Flash player
Reklam

MİLLİ ÇÖZÜM İFTAR SOHBETİ MEDENİYETLER MÜCADELESİ VE DOĞU-BATI MUKAYESESİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Çok değişik görüş ve kesimlerden ve çok etkin ve seçkin şahsiyetlerin katılımıyla İstanbul Topkapı Eresin Otel'de gerçekleştirilen "Milli Çözüm İftar Sohbeti"nde Ahmet Akgül Hocamızın sunum konuşması. (Not: İstismar ve suistimal edilmesin diye değerli konuklarımızın ismini vermiyoruz.)

 
Milli sorumluluk duygusu ve Kuvay-ı Milliye ruhu taşıyan çok değerli öncü aydınlarımızla; yakinen tanışmak, danışma ve dayanışma fırsatını yakalamak için sizleri konuk ettik. Çağrımıza katıldığınız ve bu zahmete katlandığınız için sizlere takdir ve teşekkürlerimizi arz ediyoruz.
Bizi Hocaları huzurunda dersini tekrar eden bir talebeniz olarak kabul buyurunuz. Sizleri uğurlarken;
Diş kirası yerine "Diş Kitabı"mız takdim edilecektir. Hatalarımızı hatırlatan, noksanlarımızı tamamlayan ve bizi uyaranlar;gerçek dostlarımız ve üstatlarımızdır.
Milliyetçilerin, Sosyalistlerin ve İslami hassasiyet sahiplerinin: Vatanımızın bağımsızlığı ve kutsallarımızın korunması amacıyla ve Yeni bir Kuvay-ı Milliye yaklaşımıyla toplanması; bizce tarihi ve talihli bir adımdır. Bu buluşma asla reklam ve istirham konusu yapılmayacaktır.
Sizlerle paylaşmak istediğim konular:
A. Medeniyetler süreklilik arz eder ve insanlığın ortak mirasıdır.
B. Medeniyetler ya Adalet ve ahlak temeline veya zülüm ve ahlaksızlık üzerine kurulup yapılandırılır.
C. Şimdi sıra yeni bir adalet medeniyetindedir ve yakındır.


D-8'ler, Şanghay Beşlisi, Çağdaş Necaşi bunun müjde alametleridir.


D. Medeniyetlerin Hak-Batıl terazisi.(uygar mıdır, vahşi aygır mıdır? Ölçüsü)

1) Allah İnancı'na bakılır. (Bizde Tevhit, Batıda Teslis)
2) İnsana bakışı araştırılır. (Bizde eşrefi Mahlukat, onlarda Günahkar doğar.)
3) Tabiata yaklaşımı (Emanet - Ganimet)
4) Din ve kardeşlik anlayışı (Üstadım ve alevi köylüleri)

      Not: Nobel ödülü ilk kez bir Türk'e verilmedi. Türklüğe küfrettiği için ve nesebi kirliğe verildi!..

E. İnsanın beş özelliği:

1) Doğruyu yanlıştan ayırabilir.(2x2=4 mü 5 mi bunu tavuk bilemez) Bundan ilim doğmuştur.
2) İyiyi kötüden ayırabilir. (Cinsi ilişki için, anasıyla başkasını köpek fark edemez)Bundan ahlak prensipleri doğmuştur.
3) Adaleti zulümden ayırabilir: (At; yahu sahibim benim sırtıma binip mazlumları eziyor diyemez.) Bundan Hukuk doğmuştur.
4) Güzeli Çirkinden ayırabilir: (Tavşan, şu çiçek şundan tazedir, güzeldir seçemez.) Bundan Sanat doğmuştur.
5) Faydalıyı Zararlıdan ayırmasıdır. (Merkep, ayağına batan çiviyi çıkarana veya yiyecek uzatana tekme vurur.) Bundan ekonomi doğmuştur.

Batılı Filozof Arsitoteles İnsanı "Zoot Politkon" Yani "Siyasal hayvandır" seklinde tanımlamıştır.


İslam'a göre ise: Bir saat Adaletle hükmetmek (ve bu imkan ve iktidara erişmek için gayret göstermek) yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlıdır. Ama: "Siyaset beni ilgilendirmiyor, siyasetle uğraşmak bana yakışmıyor, ‘Eğuzi Billahi Mineşşeytani Vessiyaset'  bizim düsturumuzdur" diyerek Siyonist Yahudilere ve emperyalistlere haçlı ABD ve AB'cilere bilerek ve isteyerek hizmet ise, Kuran'da hayvandan da aşağı sayılmıştır.

F. Doğru Yanlış tespitinde Kriterler:

1) Akıl-ı Selim
2) Müspet İlim
3) Vicdani Tatmin
4) Tarihi birikim ve deneyim
5) İlahi din

Bunların İttifakla: iyi, güzel, gerekli, hayırlı, yararlı buldukları doğru ama hepsinin ortaklaşa kötü, çirkin, zararlı saydıkları şeyler ise; "yanlıştır."


Siyonist ve emperyalist (dünya düzeninin fotoğrafı): Bosna, Irak, Afganistan, Lübnan.
Laiklik kavramı ve tanımı
Din-Devrim istismarı (Hz. Peygamberimiz: insanlar üzerine bir zaman gelirki, müminler için dinleri bir koyundan değersiz olur.) buyurmuştur.

G. İslam ve İlim: İslam; Vahye (ilahi bilgiye) bağlı; akıl, mantık ve vicdan dinidir.
. Atatürk ve Kuran Tercümesi

Kuranın ilk ayeti: oku- anla-yaz
"Latakrabüssalate ve entüm sükara. hetta tea'lemu mategulune"  "Ne konuşup okuduğunuzu anlayıncaya kadar namaza yaklaşmayın" ayeti önemlidir.

Fatiha'nın ve Kunut duasının anlamını bilen emperyalizme uşak olmaz!


Biz, Atatürk'ün duvarlardan ve kafalardan indirilmeye ve hem dış güçler hem de işbirlikçiler tarafından tarihin mezarına gömülmeye çalışıldığı bir dönemde ve Atatürk'e sahip çıkmanın siyasi bir rant değil risk taşıdığı bir süreçte onu savunmakla, zaten samimiyetimizi ortaya koymuş oluyoruz.


 Ankara Büyükelçiliği, Siyonist lobiler için ABD Başkanlığından Önemlidir!


  ABD'nin Ankara Büyükelçisi... Ross Wilson, Genel Kurmay Başkanımız Org. Yaşar Büyükanıt'ın Teslimiyetçilere ve TESEV'e yönelik uyarıları için "Bunlar kuru gürültüdür" şeklinde küstahça ifadeler kullanmıştır.

  Bu, sömürge valisi tavrı, açıkça Türkiye'nin içişlerine müdahale anlamı taşımaktır.

  Bu, Türk Silahlı kuvvetlerine savaş ilanıdır.

  Bu, Süleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirmekten daha acı ve alçaltıcı bir olaydır.

  Ve ne yazıktır ki, bu saldırı karşısında Büyükanıt Paşa yalnız bırakılmıştır, AKP hükümeti ordumuza sahip çıkmamıştır.

  Zerre kadar vicdanı ve Milli duyarlılığı olan her kesim, başlatılacak: "Küstah Wilson ülkemizden defolsun!" kampanyasına katılmalıdır.

  Sn. Büyükanıt Paşa'da; ikinci çuval küstahlığını asla unutmamalı, haklı olarak karşı çıktığı, bölücü terörün de irticai faaliyetlerin de, teslimiyetçi hükümetinde arkasındaki Amerika'nın bu arsız adamının, bu Yahudi azgınının, ayarsız ağzını kapatacak ve yaralanan onurumuzu kurtaracak fırsatı kollamalıdır.

  Wilson Gavurunun "Bu çıkışlar kuru gürültüdür" şeklindeki terbiyesiz sözlerinden sonra sarf ettiği "Büyükanıt Amerika'nın dostudur" ifadesi : "Büyükanıt Amerika'nın adamıdır...Bizim emrimizden çıkamaz..Böyle sataşıp savurmasına bakmayın, O da, Tayyip gibi bizden madalyalıdır." Anlamı da, daha ağır ve aşağılayıcı bir ithamdır. Ve bu "Kuru gürültü" hakareti Sn. Cumhurbaşkanını da içine almaktadır.

  İşte bu durum, hem Genel Kurmay Başkanımızın hem diğer şerefli Komutanlarımızın, hem de Cumhurbaşkanının milli hassasiyetlerimize özellikle de ordumuzun haysiyetine sahip çıkma fırsatı ve imtihanıdır.

  Bütün Millet ve Milli Güçler, yanınızdadır. Artık herkesin safını ve tarafını ortaya koyma zamanıdır. AB aşıkları ve ABD uşaklarıyla, milli onur ve şuur taşıyanların, tanınması lazımdır.

  Bu noktada; Aziz Milletimizin bize güven duyması ve destek çıkması için; irtica ile İslam'ı, Atatürkçülükle devrim istismarını ayırdığımızı ve birbirine karıştırmadığımızı da açıkça ortaya koymamız kaçınılmazdır.

  • Türkiye'de resmen ve ismen olmasa da, fikren ve fiilen iki cephe bulunmaktadır ve bunlar hakimiyet mücadelesi için taktik ve stratejik her fırsatı kollamakta ve kullanmaktadır.

  Bunlar:                                                                                           

  • 1. Dış güçlerin (Siyonist ve emperyalist merkezlerin) güdümündeki hain, teslimiyetçi ve şaibeli "Kirli Cephe"
  • 2. Ülke çıkarlarını, temel insan haklarını ve evrensel hukuk kurallarına gözeten; haysiyetli ve hamiyetli "Milli Cephe" olarak ayrılmaktadır.

Artık kişilerin, partilerin veya sivil insiyatiflerin gerçek ayarı amacı ve inancı, hangi safta yer aldığına göre ortaya çıkmaktadır. Ve zaten Hak ile batılın, hayırlı ile hayırsızın; bu iki cephenin hangisinde saf tuttuğuna göre fark edilip belirlendiğini Kur'an şöyle duyurmaktadır:

  "(Hak ile batılın, müminle münafık'ın) fark edilip ayrıldığı gün, her iki camia ve tarafın karşı karşıya geldiği gündür"[1]

  Polis teşkilatımızı orduya karşı hazırlama ve bu iki güvenlik kurumumuzu birbirine kışkırtma ve huzursuzluk çıkarma girişimleri de aynı şeytani çevrelerin hain işbirlikçilerin sinsi bir planıdır.

Milli Cephenin Özellikleri şunlardır:

  • 1. Türkiye'nin bütünlük ve birliğini, gençliği ve geleceğini tehdit eden girişimlere ciddi tavır alınması
  • 2. Türkiye'yi 50 yıldır oyalayan ve samimi olmadığı kesinlik kazanan, AB'ye; bu şartlar ve dayatmalarla, girme hevesine karşı çıkılması.
  • 3. Ordumuzun yıpratılması, zayıflatılması ve etkisiz-yetkisiz bırakılması, demokratik ve ekonomik gelişmelerin engeli olarak tanıtılması şeklindeki kasıtlı saldırılara karşı, bu hayati kurumumuzun yalnız ve yardımsız bırakılmaması
  • 4. "Ilımlı İslam"cılık, "Yeni Osmanlı"cılık, "Dinler arası dialog ve dayanışma"cılık, "Glabolleşme ve küreselleşme kervanına katılmacılık" gibi safsata ve sahtekarlıklara kapılmaması.
  • 5. Laikliğin laçkalaştırılması, din istismarının meşrulaştırılması, Müslüman halkımızın laytlaştırılıp emperyalizme uyumlu kılınıp uyutulması şeklindeki şeytanlıklara karşı toplumun uyarılması.
  • 6. Din istismarcılarının, Deccal gösterip "Tağut"laştırdığı, devrim sahtekarlarının ise putlaştırıp "tabu"laştırdığı ve şimdi her iki kesimin de artık tarihin mahzenine kaldırılmaya ve unutturmaya kalkıştığı, Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçek kimliği, örnek ve önder kişiliğiyle yeniden anlatılması
  • 7. Yüce İslam Dinimize, devlet denetiminde din eğitimi veren mektep ve müesseselerimize, Müslüman ve mütedeyyin milletimizin İslami ve ahlaki gayret ve geleneklerimize, bütünüyle milli, değerlerimize ve manevi dinamiklerimize içtenlikle sahip çıkılması ve saygı duyulması (Not: bunlara şahsen inanılması şarttır lazımdır.)
  • 8. Görüş ayrılıklarımız ve yaklaşım farklılıklarımız bulunsa ve katılmadığımız bazı tarafları olsa bile, ülkemizin milletimizin, bölgemizin ve insanlık aleminin refahına ve huzuruna hizmeti amaçlamış ve başarılı sonuçları anlaşılmış, ve işte bu yüzden dış güçlerin ve yerli işbirlikçilerin hücumuna uğramış Erbakan Hoca gibi şahsiyetlerin ve D-8 örneği tarihi girişimlerin övgü ve şükranla anılması.
  • 9. Bu temel prensipler ve genel hedefler çerçevesinde ittifak ettikten, ortak ve mutlak bir milli tavır sergiledikten sonra: partilerimizin, derneklerimizin, gazete ve dergilerimizin, özel yaşam biçimlerimizin ayrı farklı hatta aykırı olmasının, bir gerginlik ve geçimsizlik sebebi değil tam aksine bereketli bir çeşitlilik şeklinde algılanması.
  • 10. Bu imtihan dünyasında (eğitilmek, denemek ve elenmek suretiyle olgunlaşmak ve gerçeğe ulaşmak) ve tarih deryasında; içinde bulunduğumuz ve birlikte yola koyulduğumuz Nuh Gemimiz; huzur ve hürriyet yurdumuz, namus ve onurumuz olan Türkiye'miz, eğer batırılırsa: Solcu-sağcı, liberal-islamcı, dindar-eyyamcı, hiç birimizin ve hiçbir kesimin kurtulamayacağı ve karlı çıkamayacağı gerçeğinin şuuruna varılması ve bu sorumlulukla davranılması.

Orduya niye bu kadar masraf yapılıyor? Ne gerek var, niçin böylesine silahlanıyor? Diyen AB yetkilisi Haçlılara ve onların münafık ve marazlı uşaklarına cevap olan bir Kuran ayetini hatırlatalım: "(ülkeniz ve milletiniz üzerinde kötü hesaplar yapanlara) Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar (bütün imkanlarımızı zorlayarak, karada, havada ve denizde her türlü) Kuvvet ve besili atlar (bakımlı tanklar, teknolojik silahlar, yeterli ve eğitimli ordular) hazırlayın: Ki bununla:

Allahın (İslam'ın, adil ve huzurlu hayatın ve barışın) düşmanı ve sizin düşmanınız (olanları) ve bunların dışında Allah'ın bilipte sizin farkında olmadığınız (fesatcı ve fırsatcıları korkutup-caydırasınız)

Allah yolunda (böyle bir ordunun hazırlanması konusunda) her ne infak edip harcarsanız, bunlar (huzur, hürriyet, güvenlik ve özgürlük olarak) eksiksiz biçimde size geri (dönüp) ödenir ve siz (dünya ve ahirette) asla haksızlığa uğratılamazsınız."[2]

İRTİCA: Dergimizin 35. sayısının en önemli konusu, yazarımız Mehmet Deniz beyin "Türkiye'de irtica mevcuttur ve en sinsi, en tehlike sorunudur" yazısıdır.

  • G.K. Başkanımızın haklı tespitleri ve duyarlı tenkitleri Ross Wilson'u niye hoplatıyor?
  • İlk irtica müseyleme (Müslümancık, layt ve kancık müslüman)
  • İrtica konusunda:

"Doğru bir sorunu, yanlış bir yorumla ortaya koyup, istismarcılara mazeret, hatta meşruiyet kazandıran, bütün Müslüman halkımızı rencide edip endişeye sokan ve AKP'nin kucağına ve din istismarcılarının tuzağına atan yaklaşımlar da, oldukça sakıncalıdır, samimiyetten ve sorumluluk bilincinden uzaktır.

  • İrtica: Haklı ve hayırcı yolundan dönmektir.
  • Müslüman kılıklı gönüllü Amerikan misyonerleri yetiştiren Fetullahçılık irtica değil midir?
  • "Sizi cebime alıp sırattan, hesaptan kurtarıp, doğru cennete götüreceğim" diyen Tarikat papazları, Ali Kalkancılar, Cüppeli Ahmet şarlatanları irtica değil midir?
  • Hz. Peygamber kılık kıyafetle uğraşmamıştır.
  • Hz. Mevlana: (Fihi Mafih) Kitabında meyhaneden kurtarıp, derviş yaparak Müslümanların Cihat (Milli savunma, hürriyet ve haysiyetine sahip çıkma) ruhunu körleteceklerine ve zalim güçlere köle haline getireceklerine, keşke onları, dini ve milli duyarlılıkla gayretli, cesaretli ama sarhoş bıraksalardı buyurmaktadır!..
  • Yobazlığın, katılığın boyutu: Efendim niye Ulasal Kanal'a çıkıyorsunuz? Eee sizin-bizim kanalların yüreği yetmiyor da ondan...
  • Dini şov programlarına, biz meze ve malzeme olmuyoruz.
  • Başkaları da bizim gerçeklerimizi hazmedemiyor.
  • Biz hiç bir ortamda kendimizi gizlemeye ve takiye üretmeye gerek görmüyoruz. İtikatta mezhebimiz de, amelde mezhebimiz de bellidir.

"Genel şuur ve sorumluluk bilincimiz-mezhebimiz Kuvay-ı Milliye: özel hizmet mektebimiz ise Milli Görüş" diyoruz.

Bize deniliyor ki

  • "Efendim, siz Müslümanlar ve inaçlı Hıristiyanlara diyalogu bırakıp, din düşmanlarıyla ve kominist artıklarıyla dayanışma içine giriyorsunuz." Haydi canım!

Niye, gavur Bush'tan umera oluyor, yatıyorsunuz. Ali Kalkancı, Cüppeli Ahmet gibi sahtekarlardan evliya oluyor, yutuyorsunuz.

  Sevgili İsrafil Kumbasar'ın da dediği gibi, Doğu Perinçek Hz. Muhammed'in düşüncesine ve devrimine saygıyla sahip çıktığında niye yutkunuyor ve gocunuyorsunuz?

  • Bu arada Ayasofya bağımsızlığımızın simgesidir. Atatürk Kilise yapılmasın diye müzeye çevirmiştir.

  Papa, Almanya'da yaptığı konuşmada:

"Kılıçla ve zorla kendisini yayma dışında, islamiyetin hiçbir hayırlı ve başarılı tarafı gösterilemez" diyor. Bizans imparatorunun: "Hz. Muhammed, katliam ve korku yoluyla düşüncelerini benimsetmiştir" iftirasını haklı buluyor...!

  İşte batı budur.. AB budur... Papa, batının islama bakış açısını dışa vuruyor. Erbakan hoca'nın dediği gibi "Allah, gavurlar eliyle bize yardım ediyor." Fetullahcı Fatih üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Ali Murat Yel: "Papa'nın bu sözleri ve özellikle Müslümanların "özür dilesin" şeklindeki aşırı tepkileri, Dinler arası diyalogu tehlikeye sokuyor!" diyecek kadar  basitleşiyor.

                                     ŞİİR

Diyalogcu münafık, dini istismar eder

Batının baş Papazı, kinini izhar eder

İbni Sebe tayfası, hoş görür hayasızı

Size şeytan diyemem, Şeytan duysa ar eder...!


  Papa, yakında Türkiye'ye gelecek. Ve özellikle Ayasofya'yı ziyaret edecek. "Ayasofya'nın cami olmaktan kurtarıldığı ve yeniden kilise yapılmaya hazırlandığı" mesajını verecek.

Türkiye ziyareti öncesi Almanya'da İslamiyete ve Hz.Peygamber efendimize açıkca hakaret ve iftira etmesi de, şeytani bir cesaret göstergesidir. İste bu hayasız ve pervasız adamın Ayasofya'ya girmesine ve dua etmesine izin verilmemelidir.

Ayasofya, hakkın batıla, hilal'in haç'a galibiyetinin simgesidir.

Ayasofya; Sultan Fatih'in ebediyen cami olmak üzere özel vakfiyesidir ve bizlere kutsal emanetidir.

Ayasofya; Anadolu'nun ve İstanbul'un İslamlaştığının ve Müslüman türk'e vatanlaştığının abideleşmiş ifadesidir.

Ayasofya; Geçmişimize ve milli özümüze bağlılığımızın ve gerçekten bağımsız olup olmadığımızın bir göstergesidir.

Ve Ayasofya yeniden ibadete açılmadığı müddetçe de, bizim bağımsızlık mücadelemiz henüz hedefine ermemiş ve bitmemiş demektir!

Sonuç:

  • 1. Tabii coğrafyası ve stratejik avantajı
  • 2. Engin devlet birikimi ve tarihi mirası
  • 3. Türk ve İslam dünyasına liderlik imkanları ve talihli fırsatları,

Türkiye'mizi yeni bir atılıma zorlamaktadır.

Allah, aziz ve asil Milletimize; en ümitsiz ve çaresiz sanıldığı durumlarda bile, umulmadık çıkışlar yapma ve büyük başarılar kazanma kabiliyeti vermiştir.

  • Moğol istilası yüzünden Selçuklunun dağılmasından sonra, küçücük Osmanlı beyliğinin yükselmesi.
  • Haçlıların da kışkırtmasıyla Timur'un Yıldırım Beyazıt'ı yenip Osmanlıyı dağıtmasından, çok değil 50 sene sonra, Osmanlı'nın toparlanıp, Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesi
Ve yedi düvelin hücuma geçip işgal ettiği en kritik dönemde, destansı bir kurtuluş Savaşının başlatılıp zaferle bitirilmesi, bunun en çarpıcı örnekleridir

[1] Enfal:41

[2] Enfal: 60


Bu yazarin diger makaleleri

ÇOCUK EĞİTİMİ VE AİLE MESULİYETİ
  Çocuklarda öz saygı ve kendine güvenmek Çocuğun sevgiyi ve yeteneğini...
Devami
ANA BABA SORUMLULUKLARI VE OLUMSUZ AİLE TAVIRLARI
  Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk...
Devami
KIYMETİMİZ, GAYEMİZ KADARDIR AMACIMIZ AYARIMIZDIR!
  Hayatta gayeniz nedir? Kendisinin gerçek konumunu öğrenmek ve hayata...
Devami
ALTINOLUK SOHBETİ VE NABUCCO PROJESİ!
Asrımızda Hakkın tercümanı ve mazlum halkların avukatı olan Milli Görüş’ün...
Devami
KİMLİK VE KİŞİLİK
  Kişisel gelişim ve kariyer             Kariyer, insanların sosyal hayatlarında...
Devami

Makale Okunma Sayısı: 5770

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR