Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1057
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta11585
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay109500
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16747475

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182744

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AMERİKANIN TÜRKİYE KAYGISI ve AKP UYARISI!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Washington'da temaslarda bulunan TÜSİAD heyeti, 'AKP iktidarı altında Türkiye nereye gidiyor?' sorusuyla karşılaştı ve Türk hükümeti hakkında 'kaygı ve kuşku' içeren mesajlar aldı

Yasemin Çongar'ın Washington'tan bildirdiğine göre:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Beyaz Saray'da Başkan George W. Bush'la buluşmasına 4 hafta kala Washington'da temaslar yapan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), ABD yönetiminden, Kongre ve lobi çevrelerinden ikili ilişkilerin durumu konusunda "kaygı, kuşku ve burukluk" yansıtan görüşler ve direktifler almıştır.     

 

'İyiye gidiş başlamadı'

TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı ve yönetim kurulu üyelerinden oluşan heyet, ABD Dışişleri, Temsilciler Meclisi'ndeki Türkiye Dostluk Grubu yöneticileri ve Amerikan Musevi Dernekleri ile temaslarında, "Türkiye nereye gidiyor?" sorusu ile karşılaştı. Washington'daki yetkililer, Başbakan Erdoğan'ın ABD ile ilişkiler konusundaki son açıklamalarından ve İsrail ziyaretinden "olumlu" söz etmekle birlikte, "İlişkilerde iyiye gidişin henüz başlamadığı" izlenimini aktardı.

Şikâyetler:

Bu temaslara katılan Türk ve Amerikan kaynaklarının Milliyet'e aktardığı bilgilere göre, TÜSİAD'a Washington'da iletilen 4 ana mesaj şunlardı:

1 - 'Öngörülebilir değilsiniz': "Türkiye'in nereye gittiği anlaşılmıyor!": ABD'li yetkililer, TÜSİAD heyetine, "Türkiye'nin nereye gittiğinden hala emin olamadıklarını" belirterek, Ankara'nın bazı söylem ve politikaları nedeniyle "öngörülebilir müttefik" olmaktan çıktığı, attığı adımlarının önceden anlaşılmadığı mesajını iletmiş!..

2 - 'AKP çaba harcamıyor ve girişimleri sonuçsuz bırakılıyor! :"Türk - Amerikan ilişkilerinin kendi haline bırakıldığında mükemmel yürümesinin beklenmemesi gerektiği" ve bu ilişkinin "düzenli çaba ve emek istediği" görüşünü aktaran ABD'li diplomatlar, TÜSİAD'a, "AKP hükümetinden bu konuda yeterli çaba görmedikleri", serzenişle ifade edilmiş !

3 - 'Sorumlu kişiler suskun güvendiğimiz dağlara Kar mı yağıyor? Türkiye'deki Amerikan karşıtlığının yaygınlaşmasına ilişkin kaygısını ileten ABD tarafı, "Ankara'da sorumluluk makamındaki kişilerin, bu konuda inisiyatif alması ve anti Amerikanizme karşı konuşması" beklentisini dile getirmiş!..

4 - 'Kötüye gidiş biraz dursa da... Türkiye ile ilgili kuşkularımız devam ediyor!: Başbakan Erdoğan'ın 2 hafta önce AKP meclis grubunda yaptığı konuşma başta olmak üzere, ABD ile ilgili son açıklamalarının ve İsrail ziyaretinin ilişkilerdeki "kötüye gidişi durdurduğu, ancak henüz iyiye gidiş yönünde bir belirti olmadığı" da TÜSİAD yöneticilerine bildirilmiş!...

Türkiye'nin Yeni Irak politikası ABD'de anlaşılmıyor:

TÜSİAD yetkilileri, ABD yönetiminin özellikle İran ve Suriye konularında Ankara'nın politikalarından kaygı duyduğu, Türkiye'nin yeni Irak politikasının ise Washington'da kavranmadığı izlenimi edinmiş. Washington'daki yetkililerin, Türkiye'nin Irak politikasının "bütünsel değil, Kuzey Irak'a ve Kürtlere yoğunlaşmış" olduğu konusundaki yakınması, TÜSİAD heyetindeki dış politika uzmanlarınca, "Ankara'nın yeni yaklaşımları burada kavranmamış" şeklinde değerlendirilmiş...

Siyonist Grosman "AB üyeliğiniz kozmik önemde bulunuyor!" Yani Türkiye'nin Avrasya'ya kaymasından korkuluyor! Demiş!...

ABD Dışişleri'nde siyasi işlerden sorumlu kıdemli bakan yardımcısı iken yıl başında emekliye ayrılan, eski Ankara Büyükelçisi Marc Grossman, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üye olmasının "sadece stratejik önemde değil, kozmik önemde" bir adım oluşturacağını söylemiş...

Grossman, Washington'da TÜSİAD tarafından düzenlenen "Türkiye - AB ilişkileri" konulu panelde konuşurken, ABD'nin Türkiye'ye AB yolunda gereken her türlü desteği vermeyi sürdüreceği beklentisini aktardı. Grossman, Türkiye'nin AB'ye katılımı için koşul oluşturmasa bile, "bunu kolaylaştıracağı kesin" olan adımlar arasında, "Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, Ermenistan sınırının hizmete sokulması ve Kıbrıs'ta çözüm yönünde adım atılmasını" önermiş...

Danışmandan yakınmışlar!..

TÜSİAD heyetiyle görüşen Amerikan Musevi dernekleri temsilcileri, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun, Türk dış politikasını etkilemesinden, hemde Davutoğlu'nun ismini zikrederek yakınmışlar! "Evet bizimle iyi geçinmeye özen gösteriyor ama, geçmişi İslamcı, nerede, ne zaman, ne yapacağından endişe duyduklarını açıklamışlar!...

ABD ve İsrail'in işine gelmeyen gerçekleri yazan Hüsnü Mahalli neden Yeni Şafak'tan uzaklaştırıldı?

Yeni Şafak bir süre önce Hüsnü Mahalli'nin yazılarına son verdi. Suriyeli gazeteci Mahalli, ABD'nin Irak işgaline ve İsrail'in saldırgan politikalarına karşı yazılarıyla tanınıyordu.

Kovulan yazara göre bu kararın nedeni, "ABD, İsrail ve onların Türkiye'deki dostlarının direktifleriydi.. Gazeteye göre ise, "okurun büyük tepkisiydi!.."

Peki Mahalli ne yazıyordu da bu kadar rahatsızlık vermişti?

ODTÜ Mezunları Derneği'nin "Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) tartışma grubu"nun tertiplediği söyleşide, Hüsnü Mahalinin Anlattıkları, niye kovulduğunun açıklaması gibiydi.

Mahalli'ye göre ABD, Büyük Ortadoğu Projesi'yle 22 Arap ülkesine demokrasi vaat ediyordu. Yola çıkarken 4 ülkeyi örnek göstermişti:

Bahreyn, Katar, Fas ve Yemen.

Bahreyn, topraklarının yüzde 30'u Amerikan üssü olan bir krallıktı.

Katar, topraklarının yüzde 25'i Amerikan üssü olan bir emirlik konumundaydı.

Fas'ta hükümeti meclis değil, Kral atamaktaydı.

Yemen'in, çavuşken darbe ile işbaşına gelen Cumhurbaşkanı ise 24 yıldır iktidardaydı.

Mahalli, ABD'nin 1970'lerde komünizme karşı radikal İslamı kullandığını hatırlatarak şöyle dedi:

"ABD şimdi ılımlı İslamı destekliyor. Sezer'in 'Türkiye ılımlı İslam ülkesi değildir' demesi ondan."

Suriyeli yazara göre; ABD 11 Eylül sonrası tüm teröristlerin Sünni olduğunu fark edip Şii kartını oynama kararı aldı. İran'la el altından flörte başladı. Irak'ta yönetime onları taşıdı. Böylece Şii azınlığı olan ülkelere de sopa gösteriyor.

"Dünya Bankası'nın başına Paul Wolfovitz'in getirilmesi de boşuna değil; sopayla terbiye edemediklerini parayla edecekler."

Sovyetler çökünce bölgedeki anti-Amerikan direnişin bayrağı sosyalistlerden radikal İslamcılara geçti.

ABD başta buna şiddetle karşılık verdi. Cezaevinde işkence yaparak, camide yaralıları kurşunlayarak, 300 milyon Arap'ı en hassas yerinden vurdu: Yani kasıtlı olarak kışkırtıp Gururlarını kırdı, itibarlarını sıfırladı.

Mahalli'ye göre şimdi ABD taktik değiştiriyor. En muhalifine davetiye çıkarıp işbirlikçiliğe çağırıyor:

"İktidar olmak istiyorsan, bırak cihadı, emrimegir, o zaman ben seni destekleyeyim" diyor.

Mahalli, bu sayede yakında Hamas, Cihad, Hizbullah, Müslüman Kardeşler gibi radikal örgütlere iktidar kapılarının açılacağını öngörüyor. Şimdiden ipuçları var:

Filistin'de yerel seçimleri Hamas kazandı.

Irak'ta hükümete Sünni direnişçilerden bakanlar alındı!?.

Deneyimli yazarın diğer tahminleri şunlar:

3-5 ay içinde bölgeye ABD'den para akışıyla birlikte, bazı insanları satın almalar başlayacak. Kısa zamanda, hızla fikir değiştiren devlet adamları, medya organları ve köşe yazarları göreceğiz.

1-2 yıl içinde Türkiye'de BOP'a endeksli olarak kamusal alanda türban serbest bırakılacak.

BOP'un yedek planı olarak Irak'ta ve Türkiye'de bir Kürt devleti gündeme taşınacak.

Irak'ta iktidar nasıl etnik ve dini gruplar arasında paylaştırılarak Lübnanlaştırıldıysa, Türkiye'ye de aynısı dayatılacak."

Evet, işte Türkiye'mizin, bölgemizin nereye sürüklendiğini ve dahi Yeni Şafak Gazetesini kimlerin yönettiğini gösteren gelişmeler!..[1] 

Amerikan'ın Açıklanan Sırları !..

Amerikalıların ilişkili olduğu ülkelerde herkes ağzına kilit vuruyor, en ufak bir bilginin sızmasına müsaade edilmiyor; buna karşılık ABD'de neredeyse bütün askerî bilgiler piyasaya sürülüyor... Yüzlerce, binlerce askerî kod gazete ve kitap sayfalarında cirit atıyor...

William Arkin Los Angeles Times'ta savunma alanındaki yazılarıyla tanınan bir gazeteci. Ülkesinin askerî planlarını, programlarını ve operasyonlarını deşifre ettiği yeni kitabı 'Code Names'in (Kodadları) çıktığını duyunca sipariş verdim. Dün elime geçen mürekkebi taze kitabın sayfalarında çıktığım gezinti dudaklarımı uçuklatayazdı. Bizde üzerine 'ÇOK GİZLİ' damgası vurulup yedi bohça içinde saklanacak belgeleri açıklamış Arkin...

Bu Kitap, yazarının topladığı binlerce kodadını sergiliyor. O bunu yaparken, bizler de, ABD'nin her yere uzanan kollarının neleri devşirdiğini öğreniyoruz. Sadece uzak-yakın başka ülkelerin ABD ile askerî ilişkilerinin boyutlarını değil, kendimizinkileri de... 'İncirlik' üssünü tartışıyoruz ya, Arkin'in kitabı o konuya da ışık tutan bilgilerle dolu.

Önce bir başka ülkeden örnek. Krallığı üstlenmeden önce ülkesi komanda kuvvetlerinin başı olan bir kral Irak Savaşı öncesi ve sonrasında olağanüstü bir işbirliği düzeneği kurmuş ABD ile. Topraklarını özel birliklerin eğitim ve operasyonuna açmış. Amerikan istihbarat toplama örgütüne (NSA) Irak ve Suriye'yi dinleme tesisleri kurma izni vermiş. Ülkesinde yaşayan Iraklıların yardımını sağlamak için CIA ajanlarına yardımcı olmuş. Arkin şunu yazıyor (s. 3): "11 Eylül sonrası, bu ülkenin güvenlik servisleri teröre karşı mücadelesinde ABD için kirli pek çok işte yardımcı oldu; Gray Fox adlı süper-gizli örgüt dahil sayısız Amerikan istihbarat örgütüyle ortak çalışmalar yürüttü." Acaba işbirliğinin bu boyutunu o ülke halkı biliyor mu?

Peki, Türkiye'de nükleer silâh var mı? William Arkin'in yetkin uzman görüşüne göre var. 1990'larda, CIA ajanları bizim topraklarımızdan geçerek Irak'ın kuzeyine geçmişler; "Bazen Türk eskortla" diyor Arkin... 1 Mart tezkeresi reddedildiği halde Türkiye yardımını esirgememiş ABD'den. İncirlik üssünden Irak operasyonlarına katkıda bulunulmuş; Irak'ta görevli askerlerin rotasyonu Türkiye üzerinden gerçekleşmiş... NATO'nun iki AWACS uyarı uçağı 23 Şubat 2003 tarihinde Konya'ya konuşlandırılmış. Diyarbakır ve Batman'da da Hollanda'ya ait üç uçaksavar füze rampası kurulmuş. İki Patriot füze rampası daha varmış Türkiye'de...

Bu bilgilerin gizli olmadığını sanıyorum; herhalde ilgilenen herkes biliyordur. Benim gibi bu konuları ilgi alanı dışında tutanlar için merak giderici ayrıntılar var 'Code Names' kitabında. 11 Eylül 2001 sonrasında, Türkiye, İncirlik, Afyon ve Yenişehir hava üslerini, İstanbul-Sabiha Gökçen Havaalanı ile Trabzon limanını, Marmaris-Aksaz Deniz üssünü, Antalya, İstanbul ve İzmir limanlarını kullanma izni vermiş; hava sahasıyla birlikte... "CIA Irak ve başka yerlerdeki operasyonları için Batman ve Diyarbakır hava üslerini kullandı" diyor Arkin...

Son zamanlarda adı sıkça geçen İncirlik üssü ile ilgili şu bilgiler bulunuyor kitapta (s. 225): Adana'daki İncirlik yüksek performas üssüdür, başka istikametlere giden uçaklara hizmet ve yakıt ikmali imkânı sağlayacak altyapıya sahiptir. Üste 1400 Amerikan askeri bulunmaktadır. (Türkiye'ye ait KC-135 yakıt ikmalcisi de bulunur). Sürekli birliklere ek olarak geçici askerleri de barındıracak bir altyapısı vardır İncirlik'in; Kuzey Gözcüsü operasyonu sırasında ek 1500 asker orada konuşlanmıştı. 21 Eylül 2001 tarihinden beri, İncirlik, 'savaş alanı' olarak belirlenmiştir.

Bu bilgiler Amerika'da kitapçılarda satılan bir eserde yer alıyor. Bizler burada İncirlik'i tartışıyoruz, ama çoğumuz neyi tartıştığımızı bilmeden... Oysa, bu bilgilerden anlaşılan, İncirlik'ten en geniş biçimiyle yararlanma izni, şimdiki hükümetten çok önce, 2001 sonunda işbaşında bulunanlar tarafından verilmiş bile. Kitaptan, 11 Temmuz 2002 tarihinde (yani Ak Parti'nin seçim başarısından önce), ABD ile F-35 ortak saldırı programına resmen katılmayı getiren bir MOU (Memorandum of Understanding) imzalandığını da öğreniyoruz.

Benim anladığım şu: ABD kimden, neyi, ne zaman isterse almış şimdiye kadar...

Bir dostum, Ak Parti hükümetinin kuvvetini azaltan son tartışmalar henüz filiz verdiği sırada, "Bütün bunlar İncirlik yüzünden" demişti de, yarım kulak dinlemiştim. Hükümetin ABD'ye sağladığı son kolaylıklardan sonra gerilimin hâlâ bitmemesini herhalde anlamakta zorlanıyordur o dostum... Sorsam, belki, "Her istediklerini alamadılar da ondan" diyecektir, ama ben sormadım.

Arkin'in kitabı 600 sayfalık dev bir eser (SteerForth Press). Her bölümünde yüzlerce kodadı yer alıyor; o da bunları deşifre ederek Amerikan askerî varlığıyla operasyonlarına ışık tutuyor. Bunu yapan ABD'nin en etkin gazetelerinden birinin savunma yazarı. Her şey açık seçik cereyan ediyor sizin anlayacağınız. Amerikalılar 'gizlice' bir şeyler yapıyor, ama yaptıklarının 'gizli' kalmaması için de çaba harcıyor...

Türkiye'deki ABD operasyonlarının 62 ayrı kodadı var; bunlardan üçü Türkçe: İlki Hezarfend, diğeri Dogu Akdeniz... Üçüncü ad daha da ilginç: Deprem...[2]   

 

Türkiye üzerinden gizli operasyonlar

"Türk parlamentosu 1 Mart 2003'te ABD'nin 4'üncü Piyade Tümeni'nin Türkiye üzerinden hareketine izin vermedi. İncirlik Hava Üssü (ve Türkiye'nin doğusundaki diğer hava üsleri) ABD'nin özel operasyonları ve istihbaratına, ve Kuzey Irak'taki muharebe arama ve kurtarma (faaliyetine) sessizce destek vermeyi sürdürdüler, ve Türk üsleri daha sonra Irak'taki Amerikan birliklerinin yenileriyle değiştirilmesi işlemine de destek sağladı, ama (Meclis'in verdiği) karar o dönem ABD'nin savaş planlarına darbe vurdu."

Türkiye'nin Irak üzerine ABD ile yaşadığı sarsıntılı döneme ait Amerikan bilgileri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Bu satırlar, Amerikalı gazeteci William Arkin'in bu yıl çıkan 'Code Names-Kod Adları' isimli kitabının 223'üncü sayfasından tercüme edildi.

Önce Abdullah Gül, ardından Tayyip Erdoğan AKP hükümetlerinin 1 Mart 2003 Meclis kararına karşın ABD'ye Irak'a yönelik gizli operasyon ve istihbarat operasyonu faaliyetine 'sessizce' destek vermiş olduğunu, kitaptan okumak mümkün oldu.

Diyarbakır ve Batman'dan bir süre arama-kurtarma operasyonlarına katkı sağlandığı, bir süre İncirlik üzerinden birlik rotasyonu yapıldığı Türk basınında da yazılmıştı. Ancak Türkiye'nin Irak'taki gizli ABD operasyonlarına 1 Mart tezkeresinin reddinden sonra da 'sessizce' desteği sürdürdüğü bilgisi yeni.

Neydi bu gizli operasyonlar?

Acaba izni AKP hükümetlerinden önce, Bülent Ecevit'in başbakan, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz'ın başbakan yardımcıları olarak görev yaptığı DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde verilen ve ABD istihbarat elemanlarının (çoğu zaman Türk askeri ve istihbarat dörevlilerinin eşliğinde) Irak'a geçip geri gelmesi harekâtının devamı mı? Türk kamuoyundan bir süre gizli tutulduktan sonra patlayan bu birimlerin adı Northern Iraq Liasion Units-Kuzey Irak İrtibat Birimleri (NILU) olarak duyurulmuştu. Acaba NILU'lar aslında ABD'nin çok gizli operasyonlarda kullanılan özel istihbarat birimi 'Gray Fox-Gri Tilki' elemanları mıydı? Bunların yanı sıra Türkiye üzerinden Irak'a sızan ABD özel operasyon elemanları, kuzeydeki Kürtlerin Saddam Hüseyin'i devirme operasyonu çerçevesinde örgütlenmesinin tamamlanmasında, Irak ordu generallerinin ikna, ya da satın alma yoluyla teslim olmalarının sağlanmasında, Irak ordu yapısının sabote edilmesinde ne gibi rol oynadılar?

Türkiye'nin ABD'nin Irak operasyonuna katkısının hava sahasını uçaklara açmakla sınırlı kalmadığı anlaşılıyor.

Peki, 1 Mart sonrasında birden kötüleşmeyen ilişkiler, sonra nasıl içinden çıkılmaz hal aldı?

23 Mart'ta hem Erdoğan, hem de CHP lideri Deniz Baykal'ı ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, "Irak konusunun iç politika malzemesi yapılmamasını" istememiş miydi?

İlk kötüleşme işareti 23 Nisan'da bir grup Türk özel operasyon elemanının Erbil yakınlarında Amerikan birliklerince durdurularak gözaltına alınmalarıydı.

Asıl kötüleşme, 6 Mayıs'ta dönemin ABD Savunma Bakan Yardımcısı, şimdinin Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz'in 1 Mart'tan dolayı orduyu sorumlu tutmasından sonra başladı.

Arkin, kitabının 224'üncü sayfasında şöyle bir cümle kurmuş: "Temmuz 2003'te ABD güçlerinin kuzey Irak'taki Süleymaniye kasabasında 11 Türk özel operasyon birliği mensubunu tutuklaması ardından Türk özel birliklerinin yıllardır Irak içinde çalıştıkları açığa çıktı." Arkin, Türk-ABD ilişkilerinin dibe vurduğu 4 Temmuz olayından bahsediyor. Ama kaynakları eksik bilgi vermiş. O birlikler orada 1997'den bu yana gözlemci statüsündeydi. Ayrıca Türk özel birlikleri 1991'den bu yana Kuzey Irak'ta ve zaman zaman Amerikan birlikleriyle işbirliği yaparak bulunuyorlardı.

4 Temmuz çuval eylemi, acaba artık Saddam Hüseyin de devrilmişken Türkiye'den gizli operasyonlar ve istihbarat için alınan desteğe ihtiyaç kalmadığında, Türklerin kuzey Irak'taki varlığına darbe vurmak için yapılmış bir eylem miydi?

Şimdi, Türkiye ve ABD'den gelen "İlişkimiz çok boyutludur" açıklamaları ve İncirlik'e verilen izin, yeniden Türkiye üzerinden gizli operasyonların başlayacağına, belki başladığına mı işaret ediyor?

Irak ve Afganistan için artık gizli operasyona gerek yok; oralarda zaten açıkça savaş var.

Öyleyse nereye? Türkiye ve ABD madem müttefik, bundan Türkiye'nin çıkarı ne?

 



[1] Milliyet / 10-05-2005 / Can DÜNDAR

[2] Yeni Şafak / 26-04-2005 / Taha KIVANÇ  


Bu yazarin diger makaleleri

FETULLAH HOCA ESİRDİR;TEŞKİLATLARI İŞGAL EDİLMİŞTİR!
Çağımızın en önemli ve en verimli (üretken) ilim adamlarından Muhterem...
Devami
AKP’NİN AHLAK VE ADALET TAHRİBİ VE RUHAT MENGİ’NİN HAFİFLİĞİ
Siirt Pervari’de, iki ve üç yaşlarındaki bebelere defalarca tecavüz edip...
Devami
ALEVİ-SÜNNİ KARDEŞTİR
Hakka uygun gör her işi Çıkar gönülden teşvişi Ehli Beyt’i seven kişi Namertlere...
Devami
ERBAKAN HOCA’NIN YAKIN ÇEVRESİNE İZLETTİĞİ FRANSIZ FİLMİ
Erbakan Hoca, 2007’nin ilk aylarında; Genel İdare Kurulu üyelerini ve...
Devami
YAHUDİ TARİHÇİLERİN ATATÜRK NEFRETİ VE ALLİANCA (Alyans) OKULLARININ HIYANETİ
“İlericilik, eşitlik ve kardeşlik” gibi yaldızlı sloganların arkasına sığınarak ve...
Devami
CHP’nin Kafa Yapısı Ve İsmet Paşa’nın Mirası CHP İLE AKP, AYNI GÜÇLERİN TERTİP VE MAŞASIDIR!
GenelKurmayın Uyarısı: Karıştırmayın! Hatırlayalım: Genelkurmay Başkanlığı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4156

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR