Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün452
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta10980
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay108895
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16746870

IP'niz: 3.237.66.86
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182593

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

Hz. Ali Efendimizden DEVLET YÖNETİCİLERİNE VE HİZMET ÖNCÜLERİNE MEKTUP VAR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

İlk iman edenlerden, Hülefa-i Raşidin'den biri olan, cennetle müjdelenen, Peygamberimizin amcazadesi, Hz.Fatıma annemizin eşi Peygamber (SAV)'in öpücüklere boğduğu Hz. Hasan ve Hüseyin'in babası, ilim şehrinin Ehli Beytin sultanı, Allahın Arslanı Hz.li Efendimiz. Devlet Başkanı olduğu zaman meşhur valilerinden biri olan Eşter Nahaî'ye yazdığı mektup, Ömer Rıza Doğrul'un da belirttiği gibi hakikaten bir "âbide" niteliğindedir.

 

Hz. Ali'nin bu veciz, bu şaheser öğütlerini, tavsiyelerini her devlet yöneticisi, bürokratı ve teşkilat yetkilisi zihinlerine nakşetmeli, sabah akşam okumalıdır ki, ülkemiz güvenli ve verimli yöneticilerimiz erdemli ve adaletli olabilsin.

Hz. Ali, bu mektubunda valilerinden, yöneticilerinden, memurlarından beklediği vazifeleri izah ettiği gibi, yöneticilerin şahsî ahlâkına vereceği önemi, halka karşı yapacakları muameleyi de pek veciz izah etmekte ve bütün bunları bir belâgat şaheseri olarak bizlere öğretmektedir.

"Sadr-ı İslâm"da kime "yönetici, devlet adamı, bürokrat" denildiğini, yöneticilerden ne beklediğini bütün berraklığıyla vuzuha kavuşturan bu vesikanın, bu şaheser hitabenin tercümesini naklediyoruz. Tercüme büyük İslâm şairi merhum Mehmed Akif tarafından yapılmıştır.[1]

Bu şaheser mektup aynı zamanda müminlerin bireysel ilişkilerine dair de son derece değerli bilgileri içermektedir. 21. yüzyılın küreselleşme, modernizm, gibi uyduruk kavramlarını Hz. Ali'nin bu öğütleri ciddi biçimde sarsmakta, insanı asliyetine, özbenliğine çağırmaktadır. Söz konusu mektuptan gereken dersleri almamız, nasiplenmemiz dilek ve temennisiyle...

İşte Mektup Gibi Mektup:

"Vergisini toplamak, düşmanlarına cihad açmak veya barışmak, halkına huzur ve refah sağlamak memleketlerinin imar ve ıslahına çalışmak üzere; Malik b. El-Haris el-Eşter'i Mısır'a vali tayin ettiği zaman: Allah'ın kulu Emir'ül-Mü'minin Ali'nin kendisine emri şudur: Ona Allah'tan korkmayı, Allah'a itaat ve bağlılığı her şeye üstün tutmayı, Allah'ın kitabında emrettiği farzları ile sünnetlere tabi olmayı, uymayı emreder. O farzlar ve sünnetler ki hiç bir kimse onlara tabi olmadıkça saadet yüzü görmez ve onları tanıdıkça zarara uğramaz. Bir de ona eli ile, kalbi ile, dili ile Cenâb-ı Hakk'a yardımda bulunmayı emreder. Çünkü Allah kendisine yardım edene yardım, üstünlük, zafer vadediyor. Kendisini ağırlayana şeref ve itibar vermeye kefil olduğunu beyan buyuruyor. Sonra, ona ihtiraslar saldırdıkça nefsini kırmasını, serkeşlik/itaatsizlik ettikçe dizginleri çekmesini emreder. Zira nefis alabildiğine fenalığa âmirdir, meyyaldir, meğerki Cenâb-ı Hakk merhameti ile insanı korumuş olsun!

"Şimdi bilmiş ol, ey Mâlik, ben seni öyle ülkelere gönderiyorum ki bir çok hükûmetler, yöneticiler senden evvel oralarda adalet sürdü veya zulmetti. Sen vaktiyle nasıl senden evvelki valilerin icraatını gözden geçiriyorsan, halk da şimdi öylece senin icraatını/uygulamalarını göz edecek. O zaman senin onlar hakkında söylediklerini halk da şimdi senin hakkında söyleyecek. Kimlerin salih olduğunu ancak Allah'ın kendi ibadı/kulları lisanında söylettiği sözlerle anlaşılır. Onun için biriktireceğin, yığacağın en sevimli azık, ahlâk ve fazilete yönelik ameller olsun. Heveslerine, isteklerine hâkim bulun, sana helâl olmayan şeylerden nefsine karşı uyanık, dikkatli ol. Zira gerek hoşlandığı, gerek istemediği şeylerde nefse karşı cimrilik, onun hakkında adaletli bir koruyucudur.

"Halk için kalbinde muhabbet, merhamet duyguları, lütuf meyilleri/eğilimleri besle. Sakın biçarelerin başına, kendilerini yutmayı bilen yırtıcı bir canavar kesilme! Çünkü insanlar iki sınıftır: Ya dinde kardeşin, ya yaratılışta bir eşin. Evet kendilerinden suç zuhur edebilir, kendilerine bir takım ârızalar gelebilir. Hata ile yahut kasıtlı olarak işledikleri kabahatlerden dolayı ellerinden tutup yola getirmek yine mümkündür. Kendi hakkında nasıl Allah'ın affını, safhını istersen, sen de onlara affına, safhına karşılıksız, cömert ol. Çünkü sen onların başında bulunuyorsun; emr-i vilâyeti sana yönetmen için bırakan senin başında bulunuyor; Allah ise vilâyeti sana veren, görevi sana tevdi edenin başındadır ve halkın işlerini hakkıyle görmeni istiyor, seni onlarla imtihan ediyor. Sakın Allah ile harbe girip de kendini Allah'ın gazabına siper etme. Çünkü ne Allah'ın intikamına dayanacak gücün var, ne de af ve merhametinden uzaksın.

"Hiç bir affından dolayı asla pişman olma ve hiç bir kahrından dolayı kat'iyyen sevinme. Bertaraf etme imkânı buldukça hiç bir tehlikeye, felâkete atılma. Bir de sakın "Ben güç, kuvvet sahibiyim, emrederim, itaat ederler" deme. Çünkü bu kalbleri ve kafaları karışıklığa atmak, dini zaafa uğratmak, felâkete yaklaşmaktır. Şayet elindeki güç, kuvvet sana büyüklük hissi, gurur verirse derhal senden üstün olan yöneticilerin büyüklüğüne bak ve senin kendi nefsine karşı güç yetiremeyeceğin şeylerde Allah'ın sana karşı kadir olduğunu düşün. İşte bu düşünce senin o yükseklerde uçan bakışını aşağıya indirir; şiddetini giderir; seni bırakıp giden aklını başına getirir. Sakın Allah ile büyüklük yarışına kalkışma, Sakın kibir, öfke ve kızgınlığında kendisine benzemeye çalışma! Çünkü yaratıcı olan Yüce Allah her zulmedeni, zor kullananı alçaltır, her büyüklük taslayanı zavallı ve hakir eder bırakır.

Nefsin hakkında, sana hususiyeti olan sevdiklerin hakkında, halk arasında kendilerine meyil beslediklerin hakkında, Allah'a ve Allah'ın kullarına karşı adaletten kat'iyen ayrılma. Şayed böyle yapmazsan zulmetmiş olursun. Halbuki Allah'ın kullarına zulmedenin Allah kulları tarafından davacısı yine Allah'tır. Allah da birinin hasmı, düşmanı oldu mu, o kimsenin tutunabileceği bütün deliller; dayanaklar batıldır; geçersizdir. Ve ölünceye, yahud tevbe edinceye kadar Allah kendisi ile harp içinde bulunur. Dünyada, zulüm kadar Allah'ın lütfunu değiştiren ve kahrını çabuklaştırıp çeken bir şey olmaz. Zira Cenâb-ı Hak zulüm altında inleyenlerin gücenmesinin, kırılmasının feryadlarını işitiyor, zalimleri de gözetleyip duruyor."

Hz. Ali söz konusu mektubuna şöyle devam ediyor:

"...Halk arasında yanına yaklaştırmayacağın, kendisinden en çok nefret duyacağın adamlarsa: halkın gizli kusurlarını en fazla araştıran kimseler olmalıdır. Zira insanların öyle ayıpları vardır ki örtülmesi herkesten çok yöneticiye düşer. Bundan dolayı bu ayıpların sana gizli kalanlarını sakın eşme. Senin vazifen haberdar olduklarını düzeltmekten ibarettir. Senin bilmediklerine gelince, onların hakkındaki hükmü Allah verir. Evet, sen halkın ayıbını gücün yettiği kadar ört ki Allah da senin halktan gizli kalmasını istediğin şeylerini örtsün.

"İnsanlar hakkındaki bütün kin düğümlerini çöz; seni intikama doğru sürükleyecek iplerin hepsini kes. Senin vakıf olamadığın şeylerin tümü hakkında anlamamış görün; şunu bunu gammazlayanın sözüne sakın çarçabuk inanma. Çünkü gammaz, ne kadar saf görünürse görünsün, yine de düzenci, entrikacı ve hilekârdır. Sakın, ne seni zaruret ihtimaliyle korkutarak cömertliğinden çevirecek cimriyi, ne muazzam vazifelerine karşı seni ürkütüp azmini gevşetecek ödleği, ne de haksızlığa, zulme saparak sana ihtirası iyi gösterecek haini, açgözlüyü ve menfaatcıyı danışma meclisine sokma. Çünkü cimrilik, korkaklık, ödleklik ve ihtiras öyle, huylardır ki Allah-ü Zülcelâl hakkında beslenen kötü zanları, şüpheleri bir araya getirir.

"Sana danışman olacakların en kötüsü: senden önce kötü kimselere, hainlere ve zalimlere dost olan, onların suçlarına ve günahlarına iştirak eden kimselerdir. Böyleleri kat'iyen senin sırdaşın olmamalı. Çünkü bunlar canilerin yardımcıları ve zalimlerin dostlarıdır. Ne hacet! Hiçbir zalime zulmünde, hiçbir günahkâra suçunda yardım etmeyenler içinden, sana danışmanlık yapacak öylelerini bulacaksın ki, ötekilerin görüş ve tedbirine tamamıyla sahip, lâkin sorumluluğun yükünden, suçun vebalinden de kesinlikle korunmuşlardır. İşte senin için böylelerinin külfeti hafif, zahmeti az, yardımı en çok, sana şefkati herkesinkinden fazla, senden başkasına muhabbeti o ölçüde az olur. Bu gibilerini hem hususî, hem umumî meclislerinde kendine dost edin. Sonra, bu adamların içinden en ziyade şunu beğenmelisin ki: sana acı hakikatleri herkesten fazla o söylesin; ve şayet sevdiği kullarından yapılmasına Allah'ın razı olmadığı bir harekette bulunmak istersen hoşuna gideceğini, gitmeyeceğini hiç düşünmeyerek sana uyum göstersin, yoldaşlık etsin.

"Bir de sadık ve ihlâslı adamları dost, sırdaş edin. Seni alkışlayıp övmemelerine, yapmadığın bir takım işleri sana isnad ile keyfini getirmemelerine, gururunu yükseltmemelerine izin ver. Zira alkışın çoğu insanı büyüklenmeye sevk eder, gurura yaklaştırır. Sakın adamın iyisi ile kötüsü, yanında bir olmasın. Zira bu eşitlik iyileri iyilikten soğutur; kötülerin de fenalığa ilgisini ve şeytani cesaretini artırır.

"Bilmiş ol ki; yöneticinin halka iyi niyetini en çok davet eden şey, kendilerine iyilikte bulunması, yüklerini hafifletmesidir. İyi düşünürsen, iyi niyetli davranırsan uzun ve yorucu yorgunluklardan kurtulursun. Sonra, iyi niyetine en fazla lâyık olan adam senin hakkındaki tecrübeleri ve önemli konudaki tahminleri iyi çıkandır; kötü niyetine en layık olanı da hakkındaki tecrübeleri olaylar ve şahıslarla ilgili tesbitleri fena çıkanıdır.

Sonra, bürokratlarının haline iyi dikkat et. İşlerine en iyilerini getir. Özellikle de devlet düzenini emanet bırakacağın, sırlarını paylaşacağın mektuplarını öyle adamlara yazdır ki suyu temiz, ahlâkı düzgün olsun; gördüğü itibar ile şımarıp başkalarının yanında sana karşı konuşmaya cür'et edenlerden olmasın. Yöneticilerin sana yazdıklarını getirip göstermekte, senin tarafından verilecek cevapları dosdoğru yazarak göndermekte ve senin hesabına alıp, senin hesabına vereceği şeylerde gafleti sebebiyle kusur etmesin. Senin lehinde bulduğu şeyleri sağlam tutsun, aleyhinde bulduğunu da çözmekte zaaf göstermesin. Üzerine düşen sorumluluk ve görev itibariyle nasıl bir mevkisi olduğundan habersiz bulunmasın. Zira kendi kıymetini bilemeyen başkasınınkini hiç bilmez.

"Sonra, bunların seçiminde, tercihinde yalnız dış görünüşlerini incelemen, tedkik etmen, bir de iyi niyetli olman kâfi gelmemeli. Çünkü insanlar daima: yapmacık davranışlarla veya hatırlı aracılarla yöneticilerin gözüne girebilirler. Hâlbuki işin ötesinde samimiyet adına birşey yoktur. Onun için senden evvelki salih yöneticilere hizmet etmişleri araştırarak halk arasındaki iyi iz bırakmış, emanetleri ile en ziyade tanınmış olanlarını seç. Böyle bir hareket senin Allah'a ve kendisinden emir aldığın kimseye karşı samimiyetini gösterir.

"Bir de işleri, görevleri tasnif ederek her sınıfın başına seçkin bürokratlardan birini geçir ki, iş büyük olursa altında ezilmesin, çok olursa toplamasını bilemeyip de dağıtmasın. Şayet bürokratların hatasını görür de aldırmazsan kendin zarar görürsün cezasını sen çekersin!"[2]

İbrahim ERKANAT

[1] Bkz. Sebilürreşad, XXIII/577-578

[2] 21/22.05.2005 Fahrettin Gün Milli Gazete


Bu yazarin diger makaleleri

KİMİN KÖKÜ KURUYACAK?
  Tarih boyunca, zulüm ve sömürü düzeninin bekçileri ve tahakküm...
Devami
VAY HALİME BENİM!
  Gebzeli ayakkabı tamircisi, derviş Hayrettin Özkan Usta’nın yakarışı:      VAY HALİME...
Devami
ULUSLAR ARASI PARA FONU (IMF) VE ARJANTİN SONUNCU DEĞİL!?
2004 Eylül ayının başlarında Arjantin IMF politikalarına karşı şiddetli gösterilerle...
Devami
FİRAVUN SİSTEMİNİN AKTÖRLERİ
İnsanlık tarihinde acı örnekleri sık sık görülen ve bugün de...
Devami
YOLCUYUZ BE DOSTLAR!
Okul sonrası yoksa, Okula gitmenin manası ve maksadı da kalmayacaktı!. Otobüsten inilmeyecekse,...
Devami
ADİL DÜZEN VE ÇEVRE KORUMACILIĞI
Günümüzde ormanları, yabani hayvanları, denizleri ve diğer tabii ve tarihi...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5710

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR