Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1065
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta11593
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay109508
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16747483

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182747

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

VİCDANİ OTORİTE ve İRADE EĞİTİMİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Yaşamda başarılı ve mutlu olmanın yolu artık lQ'dan değil EQ'dan (duygusal zekâ ve irade) geçiyor. Uzmanlara göre, bu iradeyi ve vicdani otoriteyi değiştirmek için bazı pratik yöntemler bulunuyor. Günümüzde IQ kadar EQ da önem kazanmaya başlıyor!

Günlük hayata ve mesleki alanda duygusal zekâyı geliştirmek için 7 kurala uymak gerekiyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:

Kendinizi tanıyın: Kim olduğunuzu öğrenin. Duygusal zekâ ve vicdan kendinizi tanımanıza bağlıdır.

 

Duygularınızı ve onları kontrol etmeyi unutmayın: Duygularınızdan veya diğer insanların duygularından ne kadar az korkarsanız duygusal durumlarda ve duygularınızla o kadar rahat başa çıkabilirsiniz. Duygu dünyanızı iyi öğrenip tanıyın çünkü bunlar sizin hayatınızın ayrılmaz parçasıdır. Kendinize sık sık ‘Kendimi nasıl hissediyorum ve bu duyguyu vücudumun en çok neresinde hissediyorum? Böyle hissetmemi sağlayan nedir? Bununla nasıl başa çıkabilirim?' şeklinde sorular sorun.

Kendinizi ve kişisel özelliklerinizi başkalarına açık bırakın: Bizler hepimiz farklıyız. Farklı olmak, diğerlerinden daha iyi ya da daha kötü olmak demek değildir. Onların dünyaya bakış açılarının sizinkinden farklı olduğunu ne kadar çabuk anlarsanız, onları da o kadar çabuk tanırsınız. Bu da sizin duygusal zekânızın gelişmesi demektir.

İletişim kurma becerinizi artırın: Kendinizi ifade etme yöntemlerinizi geliştirin. Kelime haznenizi zenginleştirin. Her an yeni kelimeler öğrenin, özellikle de duygu ve düşünce ifade eden kelimeleri. Kendinizi çok yönlü olarak ifade edebilme cesaretiniz olsun. Bazen hal ve hareketleriniz, kelimelerinizden çok daha fazla anlam içerebilir. Örneğin tatlı bir tebessüm bile karşımızdakine iyi bir teselli verebilir.

Problem çözücü olmaya bakın: Mümkün olduğu kadar çok çeşitli olaylar ve problemler üzerinde düşünün ve bunlara çözümler getirmeye çalışın. Eğer problemlerden korkup kaçmaz ve onları birer şans, kendini kanıtlama fırsatı olarak görürseniz, onları çözmemeniz için hiçbir sebebiniz kalmaz.

Eleştiriye açık olun ve korkmayın: Duygusal zekâda eleştiri yapabilmek ve eleştiriye açık olmak da çok önemlidir. Eleştiriye açık olun, bırakın sizi eleştirsinler. Bundan rahatsızlık duymayın. Bu sayede kendinizdeki olumlu ve olumsuz yönleri öğrenme fırsatını elde edersiniz. Siz de eleştiri yapın. Ancak bu başkaların onurunu kıracak şekilde olmamalı.

İnsanlarla ile ilgilenin ve sorunlarına katılın: Yeni insanlar ile tanışın onların kültürlerini öğrenin. Değişik insan psikolojileri hakkında bilgi edinin. İnsanları harekete geçiren akımları, onların hayat hikâyelerini okuyun. Kendinizi ve diğer insanları keşfedin.'

"Duygusal Zekâ" denilen irade ve vicdanın temelindeyse bizim dinimizin de temeli olan "Kendini bilen Rabbini bilir." "Kendini tanıyan, duygu ve düşüncelerinin farkında olan, güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini iyi kullanan bir kişi kendi duygu, düşünce ve davranışlarını yönetebilir ve kişiler arası olumlu ve yapıcı ilişkileri kurabilir.

Günümüzde Duygusal Zekâ ve irade özellikleri, işe alım süreçlerinden performans yönetimi, kariyer gelişimi, eğitim gibi pek çok İnsan Kaynakları Yönetimi aşamasında belirleyici ve önemli birer kriter olarak kullanılıyor. Örneğin, işe alım sürecinde pek çok şirket tarafından yöntem olarak tercih edilen "Yetkinlik Bazlı Mülâkat Teknikleri" ve "Değerlendirme Merkezi" (Assessment Center) uygulamalarında ölçülen iletişim, duyarlılık, inisiyatif kullanma, zorluklar karşısında dayanıklılık, olumlu düşünme, motivasyonu koruma, kişiler arası ilişkilerde başarılı olma gibi yetkinliklerin çoğunun kişisel ve kişiler arası alanlara ilişkin olduğunu ve potansiyel bir çalışanın iş yaşamında elde edebileceği başarıyı öngörebilmek için temelde kişinin Duygusal Zekâ özelliklerinin ölçülmesinin hedeflendiğini görüyoruz. Benzer bir biçimde, performans değerlendirme ve terfi aşamalarında da çalışanların teknik yeterliliklerinin yanı sıra Duygusal Zekâ özelliklerinin önemle dikkate alındığını ve verilen karar üzerinde büyük rol oynadığını izleyebiliyoruz.

İşyerlerinde karşılaştığımız, belki de yaşadığımız bazı durumları düşünelim:

Eğitimli, alanında deneyimli ve gerekli tüm teknik bilgiye sahip bir yöneticinin astlarıyla etkin iletişim kuramaması, onları motive ederek harekete geçirememesi; şirketin farklı departmanlarından iki çalışan arasında yaşanan çatışmanın uzun süreli ve çözümsüz bir gerilime dönüşmesi, olumsuz etkilerin şirket genelinde hissedilmesi; bir çalışanın zaman zaman yaşadığı duygu patlamalarının ekip üyeleri tarafından anlayışsızlıkla karşılanması; şirket çalışanıyla yaptığı uzun bir görüşmenin ardından müşterinin anlaşılmadığı hissini paylaşarak şirketle ilişiğini kesmek isteğini dile getirmesi.

Bu ve benzer durumlarda başarısız olunmasının ardında yatan etkenleri incelediğimizde, yöneticinin ya da çalışanın kişisel farkındalığa sahip olmadığını, olumsuz koşullar altında (stres karşısında, çatışma durumunda, kriz anlarında v.b.) kendine ve duygularına hâkim olamadığını, olaylara tek taraflı yaklaşarak çalışanların, yöneticilerin ya da müşterilerin durumlarına ve ihtiyaçlarına duyarlılık göstermediğini (empati kuramadığını) ve kişinin astlarıyla, yöneticileriyle, öteki çalışanlar ve müşterilerle olumlu kişilerarası ilişkiler kurmadığını görüyoruz. Başka bir deyişle, çalışanın başarısızlığında büyük oranda kişinin Duygusal Zekâ'sını etkili kullanmamasının rolü olduğunu söyleyebiliyoruz.

Duygusal zekâ irade sağlamlılığı ve başarı

Duygusal Zekâ'sını ve vicdani irade mekanizmasını kullanan, başka bir deyişle kendi duygularını tanıyan ve yönetebilen, başkalarının duygularına, istek ve ihtiyaçlarına duyarlı olan yöneticiler ve çalışanlar, işyerlerinde ve teşkilat bünyelerinde güvene dayalı ilişkiler kurmaktadırlar; bu doğrultuda fikirlerini açık ve doğrudan dile getirmekte, hem kendilerini hem de birlikte çalıştıkları kişileri ve müşterilerini hemde hizmet ekiplerini istenilen sonuca yönelik olarak rahat bir biçimde harekete geçirebilmekte, zor şartlar altında olumlu düşünme tarzını koruyarak motivasyonun yüksek olmasını sağlamaktadır. Çatışmaları, bile olumlu atmosferi hazırlayarak, çözüme yönelik olarak sonuçlandırmaktadırlar. Dolayısıyla, bu becerileriyle Duygusal Zekâ'sı ve irade mekanizması gelişmiş elemanların şirketlerinin başarısında rolleri ve katkıları büyüktür. Kurdukları teknik altyapı, kapsamlı bilgisayar ağı, güçlü pazarlama ve iletişim stratejileriyle temelleri atılan benzer şirketler arasındaki farkı bu şirketlerde çalışanlar oluşturmaktadır.

Şirkette de, sosyal ve siyasi hizmette de çalışanların Duygusal Zekâ'larını geliştirmek için atılacak önemli adımlar arasında, çeşitli kişisel ve kişiler arası yetkinlikleri konu alan eğitim programları düzenlemek, yöneticilerin astlarını motive edip yönlendirmeleri gibi uygulamalar yer alıyor. Öyleyse, diyebiliriz ki; işyerinde ve tüm yaşam sürecinde başarının anahtarı: Duygusal Zekâ'yı yani iradeyi ve vicdani otoriteyi kullanabilmek ve duyguları yönetebilmektedir...[1]

Empati: Kendimizi Karşımızdakinin Yerine Koyma

Empati Nedir:

Empati: Bireyin başkalarının duygularına karşı duyarlı davranarak, bu duyguları tanıması, anlaması ve yorumlamasıdır. İnsanlar kendileri söylemeden, onların hislerini anlayabilmek empatinin özünü oluşturmaktadır. Empatik olmak, diğer insanları "duygusal anlamda okumak" anlamını taşır. Başka kişilerin hislerini anlama yeteneği "duygusal bilinç" yeteneği üzerine inşa edilir. Ve tabi duygularımızı tanımadan, başkalarının duygularını anlayamamız olanaksızdır.

Karşımızdaki kişinin duygularını tam olarak anlasak bile, eğer anladığımızı ona ifade edemezsek empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız. Örneğin; Bir arkadaşımız eşiyle arasındaki problemler nedeniyle bunalmış ve sıkıntı duymaktadır. Bu sıkıntısını gelip size anlatırsa ve siz de onun duyduğu bu sıkıntıyı anladığınız ve hissettiğiniz halde ona bunu "evet seni anlıyorum, eşinle aranızdaki problemler seni bunaltmış ve bu nedenle sıkıntı duyuyorsun" şeklinde değil de tam zıt duygularla "boş ver aldırma" şeklinde yansıtırsak empati kurmuş olmayız ve hatta arkadaşımız bizim hakkımızda "en iyi arkadaşıma sıkıntılarımı anlattığım halde; o bile beni anlamadı, artık beni hiç kimse anlamaz" şeklinde yanlış düşünce ve yargıya kapılmaktadır.

Empati kurmak, karşı tarafa papağan gibi cevap vermek değildir

Empati kurarken ifade edilen duygunun şiddetine dikkat etmek ve karşımızdaki kişiye onu yansıtırken, duygunun şiddetine uygun tepki vermek gerekir. Yine empati kurarken kişinin sadece sözel tepkilerine değil, ses tonuna, konuşma temposuna, jest ve mimiklerine hatta duruşuna bile dikkat etmek önemlidir. Empati kurarken; nesnelliği kaybetmemek, karşımızdaki kişinin korku, kaygı, neşe ve öfke gibi duygularıyla bunalmamak gerekir. Yani karşımızdaki kişiyle özdeşim kurmamalı ya da sempati duymamalıyız. Çünkü, Sempati duymak, empatiyi kurmayı engeller. Günlük kullanımda da bu iki kavram birbiriyle karıştırılmaktadır. İkisinin arasında farklılık vardır. Bir insana sempati duymak demek, o insanın sahip olduğu duygu ve düşüncelerin aynısına sahip olmak demektir. Karşımızdaki kişiye sempati duyuyorsak, onunla birlikte acı çekeriz ya da onunla birlikte seviniriz. Kısaca sempati; "Bir başkası için olumlu duygular besleme anlamına gelir".

Empati her meslek alanında kazanılması gereken beceridir:

Empatik beceri ve eğilimleri yüksek olan kişilerin çevreleriyle olan iletişimi yüksek düzeydedir. Çevreleri tarafından sevilen kişilerdir çünkü çevrelerindeki kişilere empatik şekilde davranarak onlara yardım etmektedirler. Empatinin kişiler arası iletişimi kolaylaştırıcı özelliği bilindiği için empatik becerilerini arttırmak amacıyla çeşitli meslek mensuplarına empati eğitimi verilmektedir. Örneğin; hekim ve hekim adaylarına, hemşirelere, ticaretle uğraşanlara, satış elemanlarına, öğretmenlere, sosyal çalışmacılara, psikiyatrislere, psikologlara, danışmanlara empati kurma becerilerini arttırmak amacıyla eğitim verilmektedir.

Yapılan bazı araştırmalar göstermektedir ki; kişilerin uğraştıkları ya da ilgi duydukları alanlar; onların empatik becerilerini geliştirmektedir. Örneğin, müzik ile uğraşan veya evinde evcil hayvanı olan kişilerin empatik anlayış ve becerileri gelişir. Başka bir araştırmaya göre empatik bir şekilde davranan ailelerin çocukları büyüdüklerinde, onlar da anne-babaları gibi empatik anlayışa sahip yetişmektedir. Yapılan başka bir araştırmada; kaygı, depresyon, çocukları ihmal etme ve saldırganlık ile empati kurma arasında olumsuz ve zıt bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Suç işlemiş kişilerin empatik ilgi ve becerilerinin, suç işlememiş olanlara göre daha düşük olduğu, yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. Yapılan başka bir araştırmada da; diğer insanlara kişisel duygu ve düşüncelerini iyi ifade edebilen, topluma uyumlu ve sosyal duyarlılığı yüksek olan kişiler, aynı zamanda empati kurma becerilerine de sahiptirler.

Eski eserlerdeki kuş barınakları empati ürünü girişimlerdir:

Empati, sadece insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak için kullanılmaz. İnsanların, üzerinde yaşadığı tabiat içinde empati kurması önemlidir. Geçmişten günümüze kadar tarihi süreç içinde yoğrularak gelen kültür ve sanat eserlerimiz de bu tabiat içersinde yerini almıştır ve bunların gelecek nesillere de ulaştırılması gereklidir. Eski eserlere baktığımızda insanların doğayla empati kurduğunu görebiliriz. Yapılarda kuşların barınmaları için yuvalar yapmışlardır. Ve hatta bazı eserlerde tabiat sevgisini o şekilde işlemişler ki; doğadaki suyu caminin içine kadar getirerek havuz yapmışlar ve içeride bir ferahlık olmasını sağlamışlardır. Bugünkü yapılan eserlere baktığımızda bunlardan mahrum bırakıldığını görmekteyiz.

İletişim adına empati

Günümüzde yaşanan kültürel ve toplumsal çatışmaların çözümü de iletişimden ve birbirimizi anlamaktan geçiyor. Bu yüzdendir ki iletişimin ve insanlarla empati kurmanın önemi hızla büyüyor. Gelişmiş ülkeler insanların sadece parayla mutlu olamayacağının farkına varmaya başlıyor. İnsanoğlu artık daha huzurlu daha mutlu bir dünya arıyor. İnsana verilen önemin artmasını istiyor. 21. yüzyılın iletişim çağı olarak anılması, iletişim odaklı birçok departmanın ve şirketin bu alanda hizmet vermeye başlaması, insanların birbirini tanımaya bu kadar susamış olması bu göstergelerden sadece birkaçı. Şimdi biraz çevrenize dönüp bakın ve insanları anlamak ve onlar yerine kendinizi koymak için ne kadar çabaladığınızı bir düşünün ve buyrun empati kurmaya, kendimizle ve çevremizle olumlu ve yapıcı ilişkiler oluşturmaya başlayalım.[2]



[1] 24.05.2005 Milli Gazete

[2] 25.05.2005 Milli Gazete Sh.15


Bu yazarin diger makaleleri

YA GERİ ZEKÂLIDIR VEYA SAHTEKÂRDIR!
  Bu Sistemi, Atatürk'ün Kurduğunu Sananlar Da; AKP'yi Milli Görüş'ün...
Devami
HZ. İBRAHİM'İN (AS) SİYASETİ DİN ve MEZHEP MESELESİ
  Hz. İbrahim Aleyhisselam... Kur'anda defalarca övülen ve örnek gösterilen...
Devami
AMELLERİ BOŞA ÇIKANLAR
  "Ve o (kıyamet) günü, inkâr edenlere (sonsuz bir pişmanlık...
Devami
İSLAMCA DÜŞÜNMEK VE DEĞERLENDİRMEK
  Ayet ve hadislerden hüküm ve prensipler çıkarmak ve bunları önem,...
Devami
MÜ'MİN KARAKTERİ
  Kötü modeller, toplum ahlakını kirletmektedir: Günümüzde insanlar, özellikle de...
Devami
İNSANLARA KARŞI SAYGI VE SORUMLULUKLARIMIZ
    İnsan yeryüzünde Allah'ın temsilcisi ve halifesi olacak bir yetenek...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6063

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR