ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün349
mod_vvisit_counterDün2791
mod_vvisit_counterBu Hafta5501
mod_vvisit_counterGeçen hafta20243
mod_vvisit_counterBu Ay110131
mod_vvisit_counterGeçen Ay118886
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar18327118

IP'niz: 34.239.177.24
Bugün: 22 Eyl 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12768264

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

mesajmetod150x
istsoz 150x
AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X

ADIL DUZEN 150x

erbakan devrimi 15b 160
bizim ataturk 17b 160
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

KİRLİ DERİN DEVLETİN, PİSLİK GELİRLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Derin Devlet'in "PİSLİK" Kısmının Finans kaynağı?

Yer Ankara. Sıhhiye'nin eski Etibank karşısı. Devlet'e "12 Eylül ile ilgili bir kitap çıkartacağım, bütün Türkiye karışacak" diyerek şantaj yapan ve bunun sonucunda sözde sağcı bir partinin başına oturtulan M.K.A. iki koruması ile birlikte bir avukatlık bürosunun kapısından içeri girer. Avukat sekreteri, bu tanıdık simayı ayakta karşılar, ama efendi ona yüz bile vermez. Avukat, odasındadır ve bir müvekkili ile görüşmektedir. Kapıyı dahi çalmadan içeri dalarlar ve avukatı ile konuşan müvekkil dışarı çıkmak zorunda kalır. M.K.A. söze girer: "Kardeşim Can, bizim türkücüyü, "PKK'ya yardım ve yataklıktan" dolayı neden dava ettin? Çocuk, emrimizde. Şu an da oğlu ile birlikte paşamın yanında (E. Tuğg. V.K. yı kastediyor). Paşama diyor ki; ‘emret evladımı sana kurban edeyim. Ne isterseniz vereyim, yeter ki beni bu davadan çekip çıkartın'. Yapma kardaşım, seninle bir hukukumuz var. Bu davayı geri çek. Çocuk bize söz verdi. Her ay 80 bin USD, yurtdışındaki okullarımız için yardım edecek." Sonunda Avukat Can, davasını geri çeker. Türkücü de o günden beri ilk altı ay 80 bin USD ödedikten sonra ödeme miktarını ayda 230 bin USD çıkarır.

 

Yer İstanbul. Sivil General Üzeyir GARİH, MOSSAD içindeki şahinlerden sıkıntılıdır. Korumalığını yaptıkları GARİH'ten yıllık vergisini 4 kat; aylık koruma bedelini 3 kat arttırmasını istemektedirler. Bu şartların altından kalkamayacağını düşünen GARİH, yine yukarıda belirtilen M.K.A.'ı arar ve kısa sürede buluşurlar. Durumu özetleyen GARİH, eski ödeme şartları ile yani bedeli MOSSAD tarafından üç kata çıkarılmadan önceki bedelle koruma ister. M.K.A.: "Tamam, ancak ilk zamanlar masrafları da ekstradan karşılarsınız" der. Anlaşma yapılır. Aradan kısa bir süre geçer ve GARİH, bu koruma sisteminin neredeyse MOSSAD'ın artırarak istediği bedele yaklaştığını hesaplar. M.K.A. ile konuşur: "Bu koruma bana, neredeyse bizimkilerin arttırdığı bedele malolmaya başladı. Böyle konuşmamıştık, altından kalkamaz oldum..." M.K.A. yanıtlar: "Beyefendi, bu işi tek başımıza yaptığımızı mı sanıyorsunuz. Sizden aldığımızın üçte ikisini MOSSAD'a ödemezsek ne bize bu işi yaptırırlar, ne de sizi yaşatırlar." GARİH, bu gelişmelerden kısa bir süre sonra ve "ibretlik" bir tarzda infaz edilir.

Derin Devlet'in "PİSLİK" kısmının finansı için kullanılan yollardan biri de şans (!) ve bahis (!) oyunlarıdır. Türkiye'de de bu tür oyunların bilgisayar yazılımları ve/veya kaynak kullanım kodları CIA'nin paravan şirketlerinin elindedir. Bu sayede, yapılan çekilişlerde belli aralıklarla CIA-MOSSAD uzantıları ile NATO-Gladio örgütleri ikramiye kazandırılarak finanse edilir. Bu finansmanın yapılabilmesi için, bilgisayar üzerinde yapılacak çalışmaların tamamına gerekli zaman, yaklaşık 20 dakikadır. Ama, bizimkiler bu süreyi, kasalar kapandıktan sonra 90-120 dakikaya kadar taşımaktadırlar. Derin Devlet'in PİSLİK kısmı tarafından kullanılan bir başka finans kanalı ise ‘organ ticareti'dir. Bu konuda adeta uzman olan bu ekip, organları da İsrail'e göndererek MOSSAD'a yıllık vergilerini böylece ödemektedirler. Nicedir, defalarca sorduğumuz ancak, kimselerden cevap alamadığımız MARMARA depremleri esnasında ortadan kaybolanların başına gelenler de bu kapsamdadır. Bu nedenledir ki, gelişmekte olan ülkeler içinde olup da gerçek nüfusunu bilmeyen (!) tek ülke Türkiye'dir. Doğal olarak Derin Devlet'in PİSLİK kısmının finansı için sadece bunlar kullanılmamaktadır. Bunların dışında da pek çok yol vardır. Ancak, şimdilik bu konuları bilmeniz önümüzdeki günlerde meydana gelmesi muhtemel pek çok "gizemli" (!) olayı çözebilmeniz için yeterli olabilecektir."[1]

Şu anda İsrail'in kontrolündeki organ mafyasının, Irak'ta gözüne kestirdikleri genç ve dinç insanları, suçsuz yere katledip organlarını pazarladıkları bilinmektedir.

Keşmir- Van / Kudüs -Washington Ekseninde Nükleer Şebekeler Ağı?

Uzun zamandır; Türkiye'nin güvenlik kurmaylarının, "İran daki gizli Yahudi şebekesi ile Anglo/Sakson Siyonist Cephe" arasında bir kontrollü savaş senaryosunun gündemde olabileceğini, olasılık matrikslerine dahil etmeleri gerektiğini hatırlatıyoruz.

"Olasılık Matriksi" tanımını özellikle vurgulamak gerekiyor. Çünkü bu yazılarda öne sürülen tezi;  "The Doğru" olarak değil; "Olası Doğru" olarak ortaya koyuyoruz ve bu "Olası Doğru"'nun dikkate alınmasının maliyetsiz; ama alınmamasının ülkemizin geleceği açısından çok maliyetli olacağının bilincinde olarak bu yazıları kaleme alıyoruz.

Sözkonusu dizinin son yazısında şöyle bir cümleyi dikkatinize sunmuştuk:

"Aşırı dindar (Ortodoks) İsrailli; nükleer silah yapımında kullanılabilecek malzemeleri; ABD'deki bir Türkün firması aracılığı ile Pakistan üzerinden İran'a satıyor. Hakkında tutuklama kararı çıkarılmasına rağmen; kış tatili için gittiği Denver'da tutuklanan İsrailli; daha sonra yerel bir hahamın gözetiminde kalmak şartı ile serbest bırakılıyor."

Siyonist bir İsrail'li ile İran'ı nükleer silah ticareti piyasasında; ABD üzerinden bir araya getiren bu cümlenin ayrıntılarına girelim.

Hatırlarsanız; bir ara Sibel Edmonds isimli ABD'li bir Türk Bayan; FBI'ın 11 Eylül saldırılarından önceden haberdar olduğunu açıklayarak ABD kamuoyunda dikkatleri üzerine çekmiş ve daha sonrasında bir çok soruşturmanın hedefi olmuştu.

Sibel Edmonds'un bu çıkışı doğrultusunda verdiği onlarca beyan arasından bizim sulandırılmış basın şu cümleyi manşetlerine çekmişti:

FBI'da Sabataist-Türk Ajanı!

MİT'in; FBI'a sızması ile ilgili haberleri hatırlarsınız. İşin aslı, FBI'da görevli ve sebataist kökenli Sibel Edmonds'ın o günlerde yayınlanan demeç fırtınası içerisinde bir husus özellikle gözlerden kaçırıldı. Edmonds; FBI'ın 11 Eylül saldırılarını önceden bildiğinin yanısıra;

Azerbaycan, Üzbekistan, Türkmenistan, Kazakistan, Tacikistan, Pakistan ve Türkiye ekseninde faaliyet gösteren bir uyuşturucu/nükleer ticaret şebekesine dikkat çekiyordu.

Pakistan-El-Kaide-Bush-Ladin Ailesi-FBI'yı birbirine bağlayan Edmonds'ın hikayesi daha sonra gündemden düşürüldü ve hem anlattıkları, hem de anlatacakları ile ilgili yapılan soruşturmalar bizzat ABD Adalet Bakanı tarafından "devlet sırrı" ilan edilerek, üstü örtüldü. Edmonds'ın üzerinde şu an konuşma yasağı mevcut ve bizim aklımızda sadece "FBI'da Çalışan Türk Kadın", "MIT; FBI'a sızdı" gibi başlıklarla duruyor.

Edmonds'un o ilk günkü demeçlerinde dikkat çektiği nükleer/uyuştucu ticaret şebekesine dair bir ayrıntı yine aynı günlerde su yüzüne çıktı :

ABD'nin sulandırılmamış medyasında çıkan başlıklardan biri şuydu:

ABD; İsrail'liyi Pakistan'a Nükleer Tetik Mekanizmaları Satmakla Suçluyor.

Tabi tahmin edersiniz ki; geçen senenin ortasında kamuoyuna sızan bu haber de örtbas edildi.

Hikayenin merkezindeki isim: Asher Karni

50 yaşındaki, Güney Afrika'da yaşayan bu İsrail vatandaşının işi pek de öyle insanın kişisel özgeçmişine yazabileceği cinsten değil: Nükleer silah parçası ticareti.

Asher Karni; siyonist bir Yahudi ve Denver'a kayak tatili için gittiğinde, FBI tarafından tutuklanmasına ve daha sonra federal bir hapishaneden alınıp, bir kasabanın küçük hapishanesine koyulmasına ve sonrada o bölgenin hahamının gözetiminde serbest bırakılmasına sebep olan olaylar zinciri hayli ilginç..

(Bu dünyaya; nükleer silah ticareti yapan İsrail'li olarak doğmak varmış dedirtecek kadar güzel bir yargı silsilesi ile karşı karşıyayız)

Asher Karni; Pakistan ordusu ile bağlantısını saklamayan, Pakistan'lı müşterisi Humayun Khan'ın isteği üzerine 200 tane "yüksek gerilim kıvılcım tetiği" (spark gap) satın almak için harekete geçiyor.

Bu cihazların özelliği; hem hastanelerde böbrek taşı cihazlarında kullanılabilmeleri, hem de nükleer silahlarda patlamayı gerçekleştiren tetik işlevi görmeleri.

Karni'nin bu iş için temasa geçtiği ABD'li firma; sözkonusu cihaz üzerindeki ihracat sınırlamaları nedeniyle belli belgeler isteyince; Karni bu sefer ABD'de yaşayan bir Türk'ün firması olan Giza Technologies ile bağlantıya geçiyor ve Karni için; yaklaşık 10 nükleer bomba yapmaya yetecek sayıdaki tetiği bu firma satın alıyor ve Karni'nin Güney Afrika'daki firmasına yolluyor.

Bizim siyonist İsrail'li ise; Güney Afrika'ya gelen bu malları önce Dubai'de bir serbest bölgeye ihraç ediyor ve oradan Pakistan'daki müşterisinin verdiği adrese.

Pakistan'ın başta İran olmak üzere; Kore'den Çin'e bir çok merkeze nükleer teknoloji satmak konusundaki marifetini söylemeye gerek yok sanırım.

İşin ilginci; 15 yıl İsrail ordusunda görev yapıp Binbaşı olan; Museviliğin şeriatı Talmud uzmanı; Musevi bir kuruluşun isteği üzerine ailesi ile birlikte Güney Afrika'ya taşınacak kadar siyonist bir kafa yapısına sahip olan Karni'nin; İran-Pakistan eksenindeki bu ticareti gerçekleştirmesi.

Karni'nin aynı zamanda; roket motorları ile ilgili parça peşinde olan Hindistan'lı bir müşterisi olduğunu da bilmek, resmimizi zenginleştirecektir.

Bir haham gözetiminde ve bileğinde bir elektronik takip cihazı ile serbest bırakılan Karni'nin; Pakistan'daki müşterisi Humayun Khan'ın da ilginç bir özgeçmişi var.

Babası olan Akram Khan'ın, 1957 yılında Nazi nükleer silah tüccarı ve şebeke işleticisi Alfred Hempel ile nükleer silah malzemesi ticareti yaptığı mektuplarla kanıtlanmış durumda. 1989 yılında ölene kadar nükleer silah teknolojisini yaymak için uğraşan Nazi Hempel; dünyada bu şebekenin kurucu babalarından.

Dolayısı ile önümüzde;

İran'dan Kore'ye uzanan bir çok müşterisi olan Pakistan'lı bir "Müslüman"

ABD'den aldığı teknolojiyi Pakistan'dan İran'a bir çok noktaya satan İsrail'li bir "Yahudi"

İhracat sınırlamalarını aşmak için şirketini paravan olarak kullandıran ABD'li bir "Türk"

ve tarihin karanlık sayfalarından çıkagelen Alman bir "Nazi" var.

Bu arada az kalsın söylemeyi unutuyordum:

Karni'nin Pakistan'daki müşterisi; sözkonusu cihazların amacının saklanması için, Pakistan'a kimin adına yollanmasını istiyor biliyor musunuz?

 

 

  

Ağa Khan Vakfı Üniversiteleri ve Hastaneleri!?

Evet; İran merkezli Şii'liğin ezoterik bir kolu olan Hasan Sabah'ın temsil ettiği İsmaili tarikatının günümüzdeki temsilcilerinden sözediyoruz.

Sülalecek Oxford gibi okullarda okuyan, aristokrat Aga Khan sülalesinin iki merkezleri var: İngiltere ve Pakistan.

"Tanrısal Ruhbanların (İmam & Haham) Tarihsel İşbirliği"

başlıklı yazıda;

Kudüs'ü korumakla başladıkları görevlerini, ezoterik bir tarikata dönüşerek dünya çapında egemenlik hayalleri kurma yolunda geliştiren Tapınak Şovalyeleri ile; Alamut merkezli kurduğu tarikatını genişleten Sabah'ın ezoterik öğretisi arasındaki tarihsel işbirliğini gözler önüne sermiştik.

Sözkonusu İsmaili tarikatının günümüzdeki uzantısı; siyonist bir Yahudi'nin, Pakistan'a nükleer malzeme sattığı şebeke çerçevesinde yine karşımıza çıkıyor.

Tabi bu şebekenin;

FBI'dan çalışırken, yaptığı açıklamalar sonucu işinden olan ve Adalet Bakanlığı'nın açıklamalarına bizzat yasaklama getirdiği Sibel Edmonds'ın dikkat çektiği Afganistan-Türkiye ekseninde faaliyet gösteren uyuşturucu/nükleer şebeke ile paralellik göstermesi fazlası ile dikkat çekici.

Tarihin tekerrür edip etmediğinden emin olmak bize bir şey kaybettirmez.

Ama emin olmamak; bize çok şey kaybettirebilir.

Millet adına bu senaryonun doğru olma olasılığını araştıracak olanların dikkat etmesi gereken bir kaç soru daha var:

1) Türkiye'de hangi aşiretvari yapılar uyuşturucu/nükleer kaçakçılık işinde; Afganistan-İran-Türkiye ekseninde faaliyet gösteriyor?

2) Polisten adam kaçırmakla gündeme gelen ve Türkiye Cumhuriyetine kafa tutan Bayram sülalesi ve Van'daki şebekeleri; CIA tarafından İran-Azerbaycan ekseninde; özellikle İran'ın kuzeyindeki Azeri bölgede kullanılıyor mu? Bu sülaleyi; sözkonusu bağlantıları mı bu kadar dokunulmaz kılıyor?

3) Pakistan'la Hindistan arasındaki tartışmalı bölge Keşmir; dünya uyuştucu/silah ticareti açısından nasıl bir ağırlığa sahip? Ağa Khan sülalesinin bu bölgenin yönetiminde rolü ne oluyor?

4) Biraz arşivlerde kaybolmanıza neden olabilir ama eliniz değmişken şu sorunun da cevabını bir araştırırsanız hayli aydınlatıcı olabilir: İran Hizbullah'ının kurulmasında dönme hahamlar nasıl bir rol oynuyorlar? HAMAS'ın İsrail'in denetiminde, ilk ofisini İsrail'de açtığını (ama sonradan Siyonist güdümünden kurtarılmaya çalışıldığını ve başarılı sonuçlar alındığını) biliyorsanız bu soru o kadar da saçma gelmeyecektir.

İran'daki gizli yahudilerle-İsrail ekseninde oluşabilecek perde arkası işbirliklerine karşı uyanık kalmaya devam etmeliyiz.

Dünya jeo-politiğini; ABD'nin resmi yayınlarındaki ve resmi-yarı resmi şahsiyetlerinin söylemlerine bakıp; "ABD şunu yapmak istiyor" seviyesinde değerlendirmekten bir zarar gelmez;

Fakat dünyaya bakışınızı sadece o seviyede tutup;

Sözkonusu söylemlerin daha makro bir planı perdelemeye hizmet etme olasılığını gözardı etmek;

ABD'nin; içinde farklı çıkar odaklarının egemenlik savaşı verdiği bir kabuk devlet olduğunu unutmak;

ve ülkemizin gelecek projeksiyonlarını tekdüze ve sığ bir stratejik anlayış üzerinden kurgulamak çok büyük zararlar verebilir.

Bir yönde endoktrine edilmiş (şartlandırılmış) beyinler; nihai tahlilde, doktrinasyona hakim olanların makro planları çerçevesinde çözüm setleri oluşturabilir. (Farkında bile olmadan hain güçlerin hizmetcisi haline gelebilir.)

Bu açıdan bakıldığında; "anti-Amerikancılık" bile, ABD'nin elinde çıkarına kurgulayabileceği bir karşı dinamik haline dönüşebilir.

  

 

Zaman masayı devirip;

Kendi kurallarımızı ve kendi oyunumuzu kurma zamanıdır.

Birilerinin kurduğu satranç tahtası ve kuralları üzerinden;

ancak şah-matı nasıl geciktireceğimizin stratejisini kurgulayabiliriz.

Bu ise vatanseverler için asla bir seçenek değildir. [2]

 

 

 

 

 

 

 


 


[1] http://www.acikistihbarat.com/ / 06.05.2006 / H.Hüseyin Memiş

[2] Behiç gürcihan / http://www.acikistihbarat.com / 23.02.2005


Bu yazarin diger makaleleri

BİR SEÇİM ANALİZİ VE SP KURMAYLARININ ERBAKAN’I UNUTTURMA SİYASETİ
Saadet Partisi, 2018 Genel Seçimleri'nde yüzde 1.36 oy oranıyla hayal...
Devami
İSLAM; EDEBİYAT DEĞİL, İCRAATTIR
  İSLAM; EDEBİYAT DEĞİL, İCRAATTIR Kuru Heves ve Heyecan “Macerası” Değil, Hikmet ve...
Devami
BAŞBAKANIN TUTARSIZLIKLARI VE İSLAM SÜFYANI
  Yalan pek çok kötülüğün kılıfı ve nice zulmün kaynağı büyük...
Devami
BİR NUMAN VAR, BU NUMAN’DAN İÇERİ
Milli Görüş Lideri ve 54. T.C. Hükümeti Başbakanı Prof.Dr. Necmettin Erbakan,...
Devami
SENSİZLİK
  Açılmaya görsün dostla arası Her an derinleşir hasret yarası Ne zor...
Devami
ERBAKAN DEVRİMİNİN AYAK SESLERİ
  Yönetme sanatı! Örnek ve gerçek yönetici, kendisi perde arkasında kalarak,...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6808

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR