ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün5032
mod_vvisit_counterDün6007
mod_vvisit_counterBu Hafta47603
mod_vvisit_counterGeçen hafta38327
mod_vvisit_counterBu Ay151159
mod_vvisit_counterGeçen Ay149785
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17075299

IP'niz: 18.204.42.98
Bugün: 22 Oca 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12287259

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

BAYRAM YAKINDIR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

İnsan fıtratı ve toplum psikolojisi, alışkanlık haline getirilen ve böylece ülfet ve ünsiyet peyda edilen bazı durumlara, kolay kolay kopmayacak şekilde bağlanma  eğilimindedir.  Bu yüzden aslında "araç" olan şeyler, maalesef  "amaç" haline getirilmektedir.

Örneğin namaz kılmak, mübarek ve mutlu bir araçtır. Amaç ise; Allah'ın rızasıdır ve Rabbimize  doğru  manevi bir miraçtır.

 

Ama pek çok insan, namazın bu asıl anlamından ve amacından uzaklaşmış, ibadeti ruhsuz ve şuursuz bir adet haline getirmiştir. Her gün beş vakit namazda kırk sefer okuduğu fatihada: 1- Ğadaba uğramış olan ve (siyonistlerin) dalalete  sapmış bulunan (Haçlı zihniyetinin)  2- Bunların  uydurup uyguladığı kominizm ve kapitalizm gibi batıl ve barbar  sistemlerin 3- Bunlara ait olan içki, kumar, faiz ve fuhuş gibi haksızlık ve ahlaksızlıkların 4- Ve bunları ülkemizde yürütmeğe çalışan müslüman masonların ve marazlı münafıkların:

  • a- Arkalarından gitmeyeceğine,
  • b- Bunlara destek vermeyeceğine,
  • c- Bu kötülükleri önlemeğe ve düzeltmeğe gayret edeceğine
  • d- İslamın Adalet prensiplerini yerleştirmek ve yürütmek için hizmet göreceğine dair Allah'a söz verdiği halde, hala ezan sesine karşı "Kahrolsun Şeriat" diye tepinenlerin mitingine katılmak, Başörtüsünden gıcık alan Kıbrıs'ı ve Kuzey Irak'ı satmaya kalkışan, mason parti başkanlarını alkışlamak için, camiden acele edip herkesten önce çıkanların kıldıkları bu namaz, şuursuz bir ibadettir ve sadece bir adettir. Bunlar için amaç, Allah'ın rızası ve Adalet nizamı değil, namazla ilgili gelenekleşmiş merasimlerdir.

Ve yine imam-Hatip okulları ve Kur'an  kursları, mevcut durum içerisinde ve iyileşme sürecinde, çocuklarımıza dini eğitimi ve manevi değerlerini mümkün mertebe öğretebileceğimiz okullar ve kurumlardır ve tabi bir araç konumundadır. Asıl amacımız bütün okullarımızın ve milli eğitim  programlarımızın, ilmi ve ahlaki  temellere oturması ve çağdaş standartlara kavuşmasıdır. O  taktirde belki de bugünkü şekliyle İmam-Hatiplere ve Kur'an kurslarına ihtiyaç bile kalmayacaktır. Ama şimdilik oldukça hayırlı ve yararlı hizmetler veren bu kurumlara, elbette sahip çıkılmalıdır.

Bunun gibi Parti, Vakıf gibi bazı  kuruluş ve oluşumlar da yine amaç değil, hedefe varmada  kullanılan birer araçtır. Eskiden  akıncıların yorulunca at değiştirdikleri dibi, günümüzde de, gerekirse  bu araçlar bir sıçrama tahtası  olarak kullanılabilir ve zamanı gelirse gözden  çıkarılabilir. Bu konuda  Lüzumsuz telaş ve tedirginlikler yersizdir. Ama amaç, farklı kültür ve kökenden, değişik din ve düşünceden bütün insanlarımıza, temel haklarını, onurlu hayatlarını ve saygınlıklarını kazandırmaktır. Araçlarımıza yönelik tehdit ve tehlikeler bizi ümitsizliğe sürüklememelidir. Araç dediğimiz, yıpranınca değiştirilebilen  şeylerdir. Her ihtimale  karşı gerekli tedbirlerin elbette  alınacağı  bilinmelidir. Biz  kul olarak kendi  görev  sahamızı ve sorumluluklarımızı iyi bilip, Allah'ın  takdirine karışmamak  ve haşa O'na akıl vermeğe kalkışmamak durumundayız.

Ve asla unutmamalıyız ki, artık devran Büyük İslam Medeniyetine doğru hızla dönmektedir. Müslümanlar inanarak  ve şuurla, din istismarcıları sahne  figüranı  olarak, din düşmanları  ise farkında olmayarak ve şaşkınlıkla, ama hepsi de ezeli takdir projelerine  ve Allah'ın  iradesine, yani islamın gelişmesine ve güçlenmesine hizmet etmektedir!

Bekleyin göreceksiniz, aleyhimize zannedilen  girişim ve gelişmelerin hepsi lehimize dönecek ve çok hayırlı neticeler verecektir.

Bu üzücü ve ürkütücü  şimşek  şakırtıları ve gök gürültüleri, yakında  rahmet  yağmurlarına  dönüşecektir.

Bu sözleri  sakın "moral vermek ve teselli etmek" için söylenmiş beylik  laflar zannetmeyin! Bunlar Kur'anın va'didir, Resulullahın müjdesidir.

Eleyses-subhü  bikarib? Saadet sabahı yakın değil midir? Bizim için Hakikat güneşi doğmadan, küfür ve  kötülük  karanlıklarını  gidermek  üzere kaç mum yaktığımız önemlidir!

Bu haklı ve hayırlı  davanın hatırına kaç eve uğradığımız, Allah yolunda kaç kuruş harcadığımız gözden geçirilmelidir.

Bu cemaat ve teşkilata , kendimizden bir şeyler  katmak için mi, yoksa dünyalık  bir şeyler kazanmak için mi girdiğimiz?  sorusunun  samimi  cevabı  araştırılmalı  ve sık  sık nefis  muhasebesi yapılmalıdır.

Ve unutulmasın ki Hakkın hakimiyet bayramına yetişmek, elbette  sevincimizi  artıracak,  ama sevabımıza fazla bir şey katmayacaktır. Asıl sevabımız ve manevi  servetimiz ise, bugüne  kadar ve bundan  sonraki hizmet ve fedakarlıklarımızdır.

Üzerinde önemle ve özellikle durmamız  ve düşüncemiz gereken şu ayet meallerini  bir kere daha okuyalım:

"(Münkirler ve Münafıklar zafer gecikti diye, müminlerle alay ederek  ve hayal  peşinde gittiklerini söyleyerek) Eğer  doğru  söylüyorsanız (ve aldatılmıyorsanız, yıllardır beklediğiniz) fetih (ve zafer) ne zaman? diye soruluyorlar

De ki (pek  yakında ve mutlaka zafer gerçekleşecek... ancak) inkarcıların Fetih  günü iman(a gelmeleri) bir fayda vermeyecek  ve kendilerine (müsamaha)  gösterilmeyecektir.[1]

Evet  zafer Allah'ın  elindedir. Bize düşen "dava delisi" gibi hizmet etmektir.

Şöyle  bir fıkra dinlemiştim:

Akıl hastanesinin  etrafı, taş duvarlarla çevrilmek üzere hazırlık yapılıyor.  Bu işte akıl hastalarının bir kısmı   da çalıştırılıyor.... Herkes hoşlanmadıkları bu zoraki  işten kaytarmak  için bahane ararken, hiç durmadan kocaman taşları kırmaya  devam eden bir hastaya sormuşlar....

Sen deli  misin be adam... Bize bu kadar zahmet  hakaret ettikleri halde,  bunların bahçe  duvarı için böylesine çalışmanın sebebi ne ?

Akıl hastası  cevap vermiş:

"Ben o taşların  her birisini, bize zulmeden başgardiyanın kafası yerine koyuyorum... Ve  elimdeki  balyozla o kafaları  ezmekten bir türlü doymuyorum. Ve böylece hıncımı ve hırsımı  çıkarmış oluyorum!

Evet, gerçek "Milli hakimiyet" bayramına az kaldı. Bu nedenle  Milli siyaset  davasını insanımıza  anlatmak üzere attığınız her  adımın,  üniversitelerde başörtülü kızlarımıza saldıran Profesör bozuntularının barbarlığını bozacağını  unutmayın!

Harcadığımız her kuruşun, her hayırlı tebliğ  ve  tavsiyenizin, Milli iradenin  mutlu ve muhteşem iktidarını  çabuklaştıracağını  hatırlayın!

Yapacağınız her köy, mahalle ve ev ziyaretinin, yakında, şehit kocasının cenaze törenine  ve gazi evladının madalya merasimine katılanların başörtülerine bile tahammül edemeyen zavallıları, zavale uğratacağını düşünerek çalışın!...

Sandığa şuurla atılacak  her "oy" un, Siyonist işgalcileri ve işbirlikçilerini  susturacak "bombalara" dönüşeceğini  düşünerek canla başla çırpının. Siyonistlerin zulüm saltanatını yıkmak, emperyalistlerin  şeytan yasalarını yırtmak için...

Çağdaş  Firavunların fitnesini ortadan kaldırmak ve faizci  kārunların sömürü düzenini bozmak için...

Yıllarca Güneydoğuda şimdi Irak'ta akan masum kanını, Afganistan'daki Amerikan katliamını, İsrail'in Filistin soykırımını durdurmak  için, ciddi bir gayret gösteremedik... Haydi ey şuurlu  ve sorumlu  insanlarımız! Haydi ey olumlu ve onurlu  vatan evlatlarımız! Bari şimdi, Filistin'deki, Irak'taki, Afganistan'daki vahşeti durduracak... Türkiyemizin parçalanma planlarını boşa çıkaracak, Milli diriliş ve direnişe destek verelim!..

Bırakın "rantiyeciler rahat  döşeğinde  yatsın... Bırakın  bu çürümüş düzenden  rahatsız olmayanlar"  utansın!.. Bırakın  fesatçılar fitne batağında çırpınsın!.... Bırakın  fırsatçılar ganimet toplansın !..

Ama Ey Milli  değerlere  ve yerli güzelliklere  sahip  çıkanlar siz oturmayın, bari siz boş durmayın!..

Kimler mi Milli Görüşçü? "Ben  bu aziz milletin evladıyım ve Türkiye sevdalısıyım" diyebilen  herkes  Milli  şuurludur. Ve tabi herkesin  hizmet ve gayretleri nispetinde  değerleri ve dereceleri  vardır ve gelecekte saygıyla anılacaktır.

İnsanımızın  bir kısmı önümüzdeki seçimlerde,  "Bu da bir partidir, ama en iyisidir" düşüncesiyle bize oy verecekler...

Bir kısmı da Milli  siyasetimizin, çok farklı  ve faziletli  olduğunun zaten bilincindedirler.

Bu yüzden saf ve samimi  bir gayret gösterecekler...

Bazıları da, en hayırlı bir hizmet ve en haklı bir hareket olduğunu düşünerek, rantiyecileri ve işgalcileri  değil, Milli  iradeyi  destekleyecekler...

Bir kısmı  da siyasi hizmet şuuru, hürriyet  ve adalet huzuru içinde ibadet bilinciyle gayret edecekler. Bunlar manevi sorumluluk duygusu içindedirler. Öyleleri de  vardır ki, Milli siyaseti  Hz Ademden beri süregelen Hak-batıl mücadelesinin günümüzdeki  süreci ve mazlumların temsilcisi  olarak bilirler. Milli hedeflerimizi Evrensel bir hareket olarak değerlendirirler.

Bazıları da Milli siyasetin ve Muhterem Liderinin, izan ve insaf ehlince kabul edilen üstün gayret  ve kabiliyetleri yanında, daha mutlu ve kutlu özellik ve güzelliklerini sezerler.

Ama, bunların yanında zahiren bizden görünen, ama  bu haklı ve hayırlı  hareketi  ve Liderini ve çok hayırlı hizmetlerini bir türlü hazmedemeyen  tipler  de vardır.

Halbuki bu davanın, lideriyle ve tarihi mücadelesiyle bu günlere ulaştığını bilmek ve kabul etmek lazımdır...

Ne var ki maalesef Milli Şuurun gelişmesini  ve güçlenmesini içine sindiremeyen fakat bizden görünmek mecburiyetini  hisseden kimseler de vardır ve bunlar samimiyetten uzaktır.

Bunlar kitap ve dergilerine müşteri  bulmak , gazetelerine abone yapmak ve konferanslara  çağrılıp nutuk  atmak  ve kahraman  olmak için böyle  iki yüzlü  davranmaktadır. Yani Milli  şuur organizasyonu   bunlar için  açık ve hazır  bir Pazar oluşturmaktadır.

Bu yüzden  bizden görünmek   ve istemeseler de bazı  başarılarımızı  sahiplenmek ve övünmek zorundadırlar. Ama milli davamızın  ve Hocamızın Aleyhindeki  her kumkumanın içindedirler. Bu tipler, saf ve samimi insanlarımız tarafından  bile "Dava adamı  ve fikir erbabı" olarak  bilinirler.

Tabii bunlar davamıza  direk ve gerçek  fayda sağlayacak hizmetlere asla yanaşmazlar ... Hocamıza  ve camiamıza  bir türlü ısınmazlar. Tebliğ ve teşkilat  çalışmalarına katılmazlar... Milli basınımıza sahip çıkmazlar. Davamıza, maddi  katkıda bulunmazlar...

Milli Görüşü ve Adil Düzeni safsata sayarlar. Partimizin ve Liderimizin hizmetlerini devamlı ters yorumlayarak  mide bulandırırlar... Bu fesatlıklarını da "yararlı tenkit ve hayırlı teklif"  olarak  yutturmaya kalkışırlar!...

Ve yine belki bir kısım  insanlar da, sadece  ileride milletvekilliği, encümen üyeliği, müdürlük ve müsteşarlık  tayini gibi heves ve hesaplarla ve sadece iktidar nimetlerinden yararlanmak umuduyla şimdiye kadar  ortalıkta dolaştılar... Ve artık sinsice kaytarmaya başladılar

Ama unutmayınız ki herhangi  bir hareket ve cemaatin içinde  bu tiplerin her çeşidinin de bulunması  doğaldır. Ve işte böylece  tabii bir mozaik  ve toplumsal  bir konsensüs (uzlaşma) oluşmaktadır.

Geçiş döneminin şartları  bazı "özel  ve geçici " taviz  ve tavırları  da gerekli kılmaktadır.

Şimdilik sabır ve sadakatle çalışmak ve milli iradeyi iktidara  taşımak  zamanıdır...

Milli  diriliş hareketine  inanıp inanmadığımızı,  dava adamı olup olmadığımızı, başkalarına   değil, kendi  kendimize  ve Rabbimize  karşı ispatlamak  lazımdır!

Önümüzdeki ilk seçim sandığında ve büyük  kurtuluş bayramında  buluşmak ümidiyle...

 



[1] Secde Suresi; Son Ayetler

Abdullah AKGÜL -

Karşılaştırmalı İslam ve Batı Hukuku araştırmacısı.

El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesi Mezunu.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunu

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

MEHDİYET KAVRAMI VE DİYANETE ÇAĞRI
  Mehdiyet; İslam âlemi ve insanlık için, çok mutlu ve mübarek...
Devami
"ADİL DÜZEN" NASIL GERÇEKLEŞİR?
  "İşte bunlar, Allah'ın ayetlerinden (Delil ve belgelerinden, ibret ve...
Devami
Sn. Sadrettin Karaduman Okumuyor mu, Anlamıyor mu? ALİ BULAÇ’IN MİSYONU VE “FIS YÖNÜ”!
Ali Bulaç, Zaman Gazetesindeki “İslamcıların Üç Nesli” (23.07.2012) yazısında: “İslamcıların üç...
Devami
DOĞU-BATI MEDENİYETİ VE TÜRKİYE'NİN TERCİHİ
"O (Allah) iki doğunun da rabbidir, iki batının da rabbidir"[1]...
Devami
MİLLİ ÇÖZÜM, “GÖNÜLLÜ HİSBE” EKİBİDİR
Milli Çözüm Dergisi; inancımıza, Kur’an’a, Resulüllaha, İslami kurallara, Hak Davasına...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5146

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR