Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2382
mod_vvisit_counterDün3126
mod_vvisit_counterBu Hafta27283
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay125198
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16763173

IP'niz: 34.200.252.156
Bugün: 29 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12189154

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

TEFRİKANIN SEBEPLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

Hak dinlerin ve davaların en büyük belası fırkacılık ve fesatçılıktır. Bunun içindir ki:

"Ey iman edenler! Allah'tan hakkıyla korkun ve Müslümanlar olarak ölün. Ve hepiniz birden topluca Allah'ın ipine (Kur'an düzenine ve disiplinine) yapışın ve (sakın) tefrika çıkar (ıp ayrılmayın..."[1] Emriyle Müslümanlar ikaz edilmiş ve cemaatten ayrılanların her bakımdan tehlikeye düşeceklerine dikkat çekilmiştir.



[1]  Al-i İmran: 102-103

 

"Dini (bir bütün olarak ve hep birlikte) takip edin ve ayrılığa düşmeyin" diye, dinden Nuh'a tavsiye ettiğimizi, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi, (Allah (c.c)) sizin için Şeriat yaptı..."[1] Buyrularak tefrikanın her çeşidinin dinin özüne zarar vereceğine işaret edilmiştir.

a- İslâm'da ilk tefrika, Kur'an'ın lafzını ve Allah kelamını değiştirmeye gücü yetmeyen İbn-i Sebe gibi Yahudi dönmesi münafıklar tarafından başlatılmıştır.

Bunlar ayet ve hadisleri asıl anlamından ve amacından saptıracak ve beyinleri bulandıracak şekilde, yaptıkları yanlış tevil ve tefsirlerle ortalığı karıştırdı. Siyasi rekabet hırsının ve tarafgirlik damarının tahrik edilmesi ve bazı haksızlık ve yanlışların sebep olduğu hoşnutsuzlukların körüklenmesi sonucu oluşan siyasi fırkalar, tabiatıyla itikadi ve ameli yönden de ayrılmaya başladılar.

"Sonra aralarında hizipler (gruplar, fırkalar) çıktı ve birbirleriyle ihtilafa düştüler (Nefsani heves ve hesaplarla bu tür ihtilafları çıkaran) zalimlerin vay haline, o elim bir günün azabından..."[2] Haber verdiği parçalanma ve birbirlerine düşman olma yolunu tuttular.

b- Birtakım insanlar da, Kur'an'ı parça parça ayırıp, bir kısmına inanmak bir kısmına da itiraz ve inkâr etmek suretiyle dinde ayrılığa düştüler.

"Ey Resulüm de ki: Ben ancak ikaz ve inzar edici bir Peygamberim."

Tıpkı o (dinlerini) taksim edicilerin üzerine indirdiğimiz azapla  (sizi de uyarıyorum)

Onlar ki Kur'an'ı bölük bölük ettiler. (Bir kısmını yerine getirdiler, bir kısmını terk ettiler."[3] Ayetlerinin bildirdiği durumlar ortaya çıktı.

c- Bazı Müslümanlar da, alimlerin kendi zamanının şartları ve ihtiyaçları için yazdıkları eserleri, dinin tamamı ve temel kaynağı yerine koymak şeklindeki bir taassup yüzünden tefrikaya düştüler.

"Ve işte sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. (Dinin temel esaslarında ittifak ve İslâm'a bütünüyle itaat eden bir cemaattir.) Sizin Rabbiniz (Yaratan, rızıklandıran, koruyan ve sizi eğitmek ve disiplinize etmek üzere kanun koyan sahibiniz) de benim. Öyle ise benden korkun (ve emirlerimi tutun.") (dedik)

Fakat (buna rağmen din) işlerini aralarında parçalayıp, çeşitli kitaplara ayırdılar (ve bölük bölük oldular) Her hizip kendi yanında bulunanla sevinmekte (ve onunla yetinmekte)dir."

"Bir süreye kadar sen onları (daldıkları) gaflet ve cehaletleri içinde bırak..."[4] Ayetleri bu gerçeği dile getirmektedir.

d- Özellikle günümüzdeki pek çok Müslüman da, Hakikat düşmanı ve batıl kafalı partileri sevmek, seçmek ve onu iktidara getirmek için birbirleriyle kıyasıya mücadele etmek suretiyle tefrikaya düştürler. Hakk'ı hakim kılacak hizmetlerden yüz çevirdiler;

"Maalesef, o zulmedenler, bilgisizce kendi nefsü heveslerine tabi oldular (Hakk'a hıyanet ettiklerinden dolayı) Allah'ın sapıttıklarını kim hidayete getirebilir? Onların hiç bir yardımcıları da yoktur.

Sen yüzünü (ve yönünü)  tam bir teslimiyetle Hak dine çevir. Allah'ın (Beşer tabiatına uygun olarak gönderdiği) fırat dinine (ve İslâm düzenine) dön ki, insanları ona göre yaratmıştır. Allah'ın yaratması  (ve kanun koyması) değiştirilemez. İşte Hak din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler. Siz yalnız ona yönelin ve ondan korkun; namazı kılın ve (sakın) şirke sapanlardan olmayın.

"Ki onlar dinlerini parçaladılar (ve birliği bozup) bölük bölük oldular. (Artık) her parti (kendi tuttuğu yolu savunmakta ve onunla övünüp ferahlamaktadır."[5]

e- Birtakım insanlar da haset, inat ve menfaat yüzünden Hak davadan ve hayırlı cemaat ve teşkilattan kopmak suretiyle tefrika çıkardılar ve ayrıldılar.

"Dini doğru tutun. Onda ayrılığa düşmeyin." diye emredildiği halde onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sırf aralarındaki haset ve husumet yüzünden ayrılığa düştüler"[6] ayetleri de bu hale işaret etmektedir.

Halbuki İslâm'ın kesin hükümleri ve hedefleri bellidir. Çünkü "Allah (c.c) Kitabı Hak olarak indirmiştir. Kitapta (Kur'an'ın ahkâmında) ihtilaf edenler, uzak bir ayrılık (ve düşmanlık) içine düşerler."[7]

Bu tür fesatçı ve karıştırıcı kimseler asla iflah olmayacaklardır.

"Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiç bir ilişkin yoktur. Onların işi de Allah'a kalmıştır."[8]

"Kendilerine açık deliller geldikten sonra, ayrılığa düşüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır."[9] gibi ayetlerin ve

"Cemaatten bir karış ayrılıp giden ve boynunda biat bağı olmadan ölen kimse, elinde hiçbir hücceti olmadan Allah'a varacaktır." mealindeki hadislerin tehdidine kulak vermeli, tefrikanın her türlüsünden uzak durmalıdır.

Çünkü Kur'an adaletini uygulamak amacıyla "Birlik olmada rahmet, nefse uyup ayrılmakta ise azap" vardır.

Küfrün saltanatını yıkmak, kötülükleri ortadan kaldırmak ve Kur'an medeniyetini kurmak üzere mutlaka birleşmek ve barışmak, teşkilat düzenine ve cemaat disiplinine uymak mecburiyeti olmakla beraber İslâm'da farklı mezhep, meşrep, tarikat ve ekollerin bulunması ve değişik sahalarda hayırlı hizmetler sunulması caizdir, güzeldir ve gereklidir.

Yani haklı mezheplerin, hayırlı meşreplerin ve farklı kavimlerin bulunması zararlı değil, yararlıdır ve hayırda yarış gibidir. Çeşitlilik berekettir. Ancak İslâm'ın temel hükümlerinde ve hedeflerinde ayrılık, özellikle zalim zihniyetlere taraftarlık, oldukça tehlikelidir.



[1]  Şura: 13

[2]  Zuhruf: 65

[3]  Hicr: 89, 90, 91

[4]  Mü'minun: 52, 53, 54

[5]  Rum: 29-32

[6]  Şura: 13-14

[7]  Bakara: 176

[8] En'am: 159

[9]  Al-i İmran: 105


Bu yazarin diger makaleleri

YAHUDİ'NİN ERMENİLERİ VE HALACOĞLU'NUN TESPİTLERİ
  Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu'nun: "PKK'ya çalışan...
Devami
RECEP BEY'İN EFELENMESİ, ABD'YE TENEKE SESİ
  Gerçekte ABD ve AB emperyalizmine ve İsrail siyonizmine hizmet...
Devami
ÇAY TV'de BİR ÇAYLAK!
  Ucuz politikalarla, kuru kahramanlıklarla ve hamasi nutuklarla Milli Görüşte...
Devami
Hz. Peygamber'imizi (Hâşâ) Anarşist Gösteren: AB'NİN HİLMİ ÖZKÖK VE TAYYİP ERDOĞAN HAYRANLIĞI!..
  Raporda, Mart 2003'ten itibaren Erdoğan ve Özkök'ün tutumları değerlendiriliyor....
Devami
UTANIN ARTIK, UTANIN!...
  Başörtüsüne karşı olanlar Ve sürekli bu konuyu kaşıyanlar: Ya ön yargılı...
Devami
NASIL GİDİYOR SA!..
  Şeriata küfür etti Şeytan ile huzur etti Nice yüz bin kusur etti Yine...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5126

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR