ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2945
mod_vvisit_counterDün5105
mod_vvisit_counterBu Hafta40115
mod_vvisit_counterGeçen hafta43879
mod_vvisit_counterBu Ay154177
mod_vvisit_counterGeçen Ay149785
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17078317

IP'niz: 3.232.96.22
Bugün: 23 Oca 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12287880

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

KURTLAR VADİSİ, KÜRTLER VADİSİNE HAZIRLIK MI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

 

Senaryo:

Kurtlar vadisi gibi diziler, Amerika'nın kiraladığı gazeteciler sayesinde Türk Kamuoyu hazırlanmalı...

  • Polat gibi özel kahramanlaştırılmış komandolar eliyle, başımıza çuval geçiren Amerikalılardan intikamımız alınmalı...
  • Kürdistan'ı kontrol altında tutmak üzere, Türk birlikleri Kuzey Irak'a dalmalı...
  • Böylece Amerika'yı Irak'tan kaçırmalı.
 

Sonuç:

  • a- Türk Ordusu Irak batağına saplanıp yıpratılması ve Amerika'nın boğulmaktan ve başarısızlıktan kurtulması.
  • b- Irak'ı işgal eden saldırgan ülke pozisyonuna düşen Türkiye ile Arap İslam Dünyasının arası iyice açılması
  • c- Kontrol altında tutacağız tuzağıyla Kürdistan'ın bekçiliğini üslenen Türkiye'nin İran ve Suriye ile kapıştırılması
  • d- "Irak'a asker çıkaran kararlı ve cesur Hükümet" propagandası yapılan iktidara daha rahat Amerikan uşaklığı yaptırılması.
  • e- Türkiye'de ve bölgede oluşan Amerikan aleyhtarlığının zayıflatılması ve yumuşatılması.
  • f- "Kuzey Irak Kürdistan'ını kontrol ediyoruz." Derken Güneydoğumuzun, Kürdistan'a katılmaya hazırlanması.

Çuval haberleri nereye taşınmak isteniyor?

Süleymaniye'deki Türk Özel Harekât Merkezi'ne yapılan baskın sırasında 11 Türk askerinin başına çuval geçirilmesi haberi, son zamanlarda birden bire ısıtılıp-aziz medyamız aracılığıyla tekrar gündeme getirildi, her gün bu dosyaya ait yeni bir haber, yeni bir taraf ortaya atılıp, bizi sanki bir sonraki, belki de SON aşamaya hazırlıyorlar... ÇUVAL tartışmasında varılmak istenen ‘yeni noktayı' tam olarak çözen var mı aranızda?.. Konu durduk yerde ısıtılır iken, ortaya ‘Hollywood senaryoları'nı aratmayan çalışmalar çıkmaya başladı; pembe saçlı kadınlar, Kurtlar Vadisi'nin ‘ÇUVAL OPERASYONUNU' filmleştireceği haberleri, pişmanlık içindeki (!!!) Amerikalıların hizmetindeki Türk tercümanlar, acı-kan-gözyaşı-kadın hepsi bu filmde. Vatandaşın ilgisini cezbedecek detaylarla süslenmiş bir anlatıma ciddi analizler de eklenip, peki sizce nereye, hangi noktaya varılmak isteniyor, hangi örtüyü kaldırmamızı istiyor birileri dersiniz? Tamam, stop, bir uzman dostuma göre işte varılmak istenen aşama; ‘yeniden ısıtılan haberler götürülüp tam bu noktada patlatılacak ve kamuoyu çok yakında; ‘askerlerimizin sorgu sırasında konuştuğu iddia edilen Ankara'daki tepe ismin' kimliği, telefonun Ankara ucundaki bu ‘X' şahsın hangi nedenle olaya anında müdahale etmediğini tartışacak. Merkez hedefte; telefonun diğer ucundaki önemli-yetkili isim veya bir kurum var?[1]

Peki, bizim psikolojik hazırlama nasıl çalışıyor?

Pentagon 300 milyon dolarlık yeni bir psikolojik savaş planı hazırladı. Programa göre aralarında büyük ihtimalle Türkiye'nin de bulunduğu onlarca ülkede gazeteciler satın alınarak, Amerikan milli menfaatlerine uygun ‘örtülü' propaganda yapılacak.  ‘Mart 2005- ABD başta olmak üzere bir dizi ülkede bazı gazetecileri kendi politikalarını övmesi için maaşa bağladığı ve Beyaz Saray'daki basın toplantılarına ABD Başkanı'nın gönlüne göre sorular soracak sahte bir muhabir soktuğu ortaya çıkan Bush yönetimi, bunlarla yetinmeyip ‘haber merkezi kurdurmuş.'.. Hazİran 2005- ‘ABD'nin, özellikle İslam dünyasındaki imajını-anti-Amerikancılığı düzeltmek amacıyla ‘ideolojik komando' adlı birim kurmayı tasarladığı, bazı gazetecilerin aracılığıyla' kendi mesajlarını ulaştırmaya karar verdiği bildirildi. Temmuz 2005- ‘Pentagon'un 50 gazeteciyi maaşa bağlayıp Amerika lehine yazılar yazdırdığı ortaya çıktı. Pentagon'un finanse ettiği listede dört tane Türk gazetecisi dikkat çekiyor. Ve Aralık 2005- ‘L. A Times gazetesine göre Washington önümüzdeki aylarda diğer ülkelerindeki gazetecilerin gönlünü hoş tutmak için 300 milyon dolar bütçe ayırdı.'[2]

Sınırlar değişmeye başladığında Türkiye'ye ne rol biçiliyor?

Bugünkü Irak'ın sınırlarını Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiliz bürokratlar çizdi. Dolayısıyla o sınırlar o kadar da sağlam ve köklü değiller, değişmez değiller. Mesele şu, o sınırlar değişmeye başladığında Türkiye ne yapacak? Irak'ta bugünkünden de farklı yeni bir gerçeklik ortaya çıktığında buna nasıl tepki verilecek?.. Washington'un etkili düşünce üretim merkezlerinden olan Brookings Enstitüsü'nün Türkiye Programı Direktörü Dr. Ömer Taşpınar'ın ilgili son analizine bakalım; ‘ABD'nin Irak'taki asker sayısı üç yıl içinde 20-30 bin seviyesine inecek. Bu aşamada Washington duruma göre hareket edip ülkede askeri üs kurup kurmama kararı verecek. Şurası kesin, Amerika askerlerini çektikten sonra Irak'ta işler kitlesel kıyım, iç savaş ve bölünme aşamasına gelirse, bir ‘Irak sendromu' belirecek ve ABD askeri maceralara tövbe edecektir. Ben Irak Kürtlerinin yerinde olsam hesaplarımı Washington'da birkaç yıl sonra esme ihtimali yüksek olan ‘realist' ötesi izolasyonist rüzgâr üzerine yapardım. Bu rüzgâr Türkiye'yi Iraklı Kürtlerin tek dostu durumuna sokabilir...'

Ve son olarak 11 Aralık'ta Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt Washington'a gidiyor ve bu seyahat yukarıdaki yazı konusundaki ana mesajlar adına son derece belirleyici olacak.[3]

İşgal gölgesinde Irakta kukla devlet'i yasallaştırma seçimi yapılıyor!

Irak'ın bölünmesini hızlandıracak seçimler işgal ve sıkıyönetim ortamında yapıldı. ABD'nin seçimlerle ulaşmayı amaçladığı ilk hedef, Irak'ın kuzeyinde "ikinci İsrail" göreviyle kurduğu Kukla Devlet'i yasallaştırmak. Seçimler, Türkiye ve İran'ın da geleceğini belirleyecek

Irak'ta 15 Aralık'ta düzenlenen seçimler aslında tek bir Irak için değil, üç Irak için yapıldı. Seçimler Federal Anayasa kapsamında Irak'ın Kürt, Şii ve Sünni olarak üçe bölünmesinin önünü açmayı hedefliyordu. Ama bütün bunlardan önce, Irak'ın kuzeyindeki Kukla Devlet'i yasal güvenceye kavuşturmak hedefleniyor.

Seçim öncesi yapılan tüm aritmetikler, tüm formüller, kukla Irak yönetiminin iç siyaset hesapları ve Türkiye'deki "kukla" hükümetin Amerikan katalizörlüğüne soyunarak Sünnileri oy vermeye davet etmesi sonucu değiştirmiyor.

İkinci İsrail'in "Başkenti" Kerkük mü Oluyor?

Seçim sonrası Şiilere karşı kışkırtıcı eylemler sürecek. Ama kıyametin kopacağı nokta kesin olarak Kerkük olacak. Kerkük'ü kendine başkent ilan eden Kürdistan "Başkanı" Mesut Barzani, gidişatın sürmesi halinde karşısında Şii, Sünni Arapları ve Türkmenleri bulacak. Seçimlerde yine Türkmenlere ve Araplara oy kullandırılmadı, oylar çöpe atıldı, Barzani ve Talabani'nin bindirilmiş seçmenlerine oy kullandırıldı ve Türkmen bürolarına sindirici saldırılar düzenlendi.

ABD ordusu ve gizli servisleri başından beri, Kerkük'ün Barzani ve Talabani'leştirilmesi operasyonunu yönetiyor.

Irak Seçimi Türkiye, İran Ve Suriye'yi de Etkiliyor

Barzani Kürdistan'ı eksenli 15 Aralık seçimleri Türkiye'nin yanı sıra İran ve Suriye'yi de yakından ilgilendiriyor, İran'a ve Suriye'ye müdahale hazırlığına giren ABD, ordusunu kuzeye ve iki ülkeyle sınır noktalarında toplamaya ve üslenmeye hazırlanıyor. Suriye sınırındaki Telafer'de yapımı süren Amerikan üssünün isminin "Anakonda" olması bu plana açık bir gönderme niteliğinde. Bu isim aynı zamanda Rus Stratejisi Aleksandır Dugin'in söz ettiği Atlantik cephesinin "Anakonda" taktiğini de anımsatıyor. Suriye, Lübnan'dan sıkıştırılırken, İran ise Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın radikal söylemleri aşırı biçimde dünya gündemine taşınarak hedefe oturtulmaya başlandı bile. İskenderun'a tankerlerle taşınan Amerikan savaş uçakları için jet yakıtı miktarının gözle görülür biçimde artması çok manidar.

İkinci İsrail İçin Önemli Adım Atılıyor

Seçim sonrası Irak Parlamentosu'nda ortaya çıkacak yeni hükümet, büyük bir olasılıkla Şii ve Kürt koalisyonundan, belki bir ihtimal, küçük bir Sünni katılımıyla oluşacak. Talabani'nin devlet başkanlığını Şiilere devretmesi pazarlıkları gündeme gelecek. Tabii ki Kukla Devletin özerkliğinin artırılması karşılığında 2007'deki referandumda nur topu gibi bir kukla "İkinci İsrail Devleti" doğmuş olacak.

Yeni Devletin Yaşaması Türkiye'nin Himayesine Bırakılıyor!

Ancak bu yeni devletin yaşamasının tek yolu Türkiye'den geçiyor. Ankara istemezse bu devletin gerçek anlamda bir devlet olabilmesi mümkün değil. Türkiye'de konuşlanacak yeni Amerikan güçleri ve Kuzey Irak'ta konuşlanacak Türk askeri, Ankara'nın Tahran, Şam ve Hatta Bağdat'la ilişkilerini koparma noktasına, hatta düşmanlık noktasına getirecek. Türkiye'nin Rusya ve Çin'le ilişkileri de olumsuz etkilenecek.

Son ve en korkunç ihtimal ise Türk askerinin ABD, İngiltere ve İsrail adına İran ve Suriye'ye sürülmesi. Soros'un en iyi Türk ihraç malzemesi olarak not düştüğü bu ihtimal yüksek olmasa da imkânsız değil.

Eğer Türkiye bu hükümet ve yönetimle giderse Birinci Dünya Savaşı'ndaki Almanya'nın yerini ABD, Yemen ve Sarıkamış'ın yerini de İran, Irak ve Suriye cepheleri alacak. Damat Ferit Hükümeti benzetmesi ise benzetme olmaktan çıkacak.

Seçimlerde İran ve ABD karşı karşıya mı getiriliyor?

Irak sahası parlamento üyelerinin seçimi amacıyla yapılacak 15 Aralık'taki seçimler müthiş bir çekişmeye sahne oluyor.

Çekişme, Tahran yandaşları ile Washington'un ve bazı Arap odakların itimat ettiği kesimler arasında yoğunlaşıyor. Bu kesimler iktidardaki Şii koalisyonun hükümetten veya en azından mutlak yönetimlerinden düşürülmesinin zorunluluğuna inanmakta. Hâlihazırdaki hükümet, Sistani koalisyonunun geçtiğimiz seçimlerde sandalyelerin çoğunluğunu kazanması sonrası kurulmuştu. Yüz milyonlarca dolar, seçim yarışındaki gruplara aktı. Bu paralar Tahran'dan geldi. Söylenildiği üzere Tahran, Şii koalisyonuna seçim kampanyasını finanse etmesi için 100 milyon dolar akıttı. Washington ve bazı Arap ülkelerinin de İyad Allavi liderliğinde koalisyon kurması gereken gruplara destek sunduğu görülüyor. Bu gruplar Kürt koalisyonu, Arap Sünni Uzlaşı Cephesi ve farklı küçük gruplar. Bu noktada komşu Arap ülkelerin, Şii ve laik Allavi'nin şahsında genel olarak bölgede, özel olarak Suudi Arabistan, Bahreyn ve Kuveyt'teki Şiiler üzerinde etkisi görülecek mezhepçi Şii hükümetten koruyucu bir sığınak bulduklarına işaret edilebilir. Sünni Arap siyasi güçlerin, kendileriyle ve bölgeleriyle intikam mantığından hareket eden mezhepçi hükümete karşı İyad Allavi'yi bir sığınak görerek Arap destekli Amerikan oyununa entegre oldukları açık.

Ahmedinecad,

İsrail ve ABD'nin İran saldırısına haklılık mı kazandırıyor?

"İran, Irak'ın bölüneceğinden emin. Güney Irak'ta yeni bir Şii/İslam devletinin ortaya çıkmasına karşı gelişecek İsrail merkezli reaksiyonla şimdiden savaşmaya başladı. Kendi halkını ve bölgeyi İsrail'e karşı harekete geçirmeye çalışıyor. "Yorumları ve yaklaşımı; Siyonizmin, "İslam Dünyasının liderliğini Sünnilerden alıp Şii İran'a verme sinsiliğini anlamamaktan kaynaklanıyor.

İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın, son zamanlarda Yahudilere yönelik ağır ithamlarına, soykırım inkârına, İsrail'in haritadan silinmesine dair çağrısına ve "İsrail'in Avrupa'ya ya da Alaska'ya taşınması"na ilişkin önerilerini (!) dikkatle okumak gerekiyor.

"Ahmedinecad, dünyayı ayağa kaldİran bu sözleri, cahilliğinden, radikal olmasından ya da gaza gelip hata en söylemiş olamaz. İran rejiminin, devletinin kendisini neden uyarmadığına dikkat edin. Son derece özenle hazırlanmış, son derece dikkatlice planlanmış bir İran siyaseti bu. Tahran'ın yeni çıkışlarını bekleyin.

İran, tehditler kendisine yaklaştıkça, İsrail'in Ortadoğu'daki varlığını sorgulanır hale getirmek istiyor. Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulmasına yönelik Avrupa planlarını ve Avrupa'daki tartışmaları gündeme taşıyor. AB liderlerinin Ahmedinecad'ı kınamalarının asıl sebebi bu.  Almanya'nın bölünmesinin sebebinin Yahudiler olduğu inancıyla İsrail'in Almanya'ya taşınmasını istiyor. Alaska'nın 1867'de Rusya'dan koparılmasının sebebinin de Yahudiler olduğu inancıyla İsrail Devleti'nin Alaska'ya taşınmasını istiyor. Ahmedinecad'ın bu bilgileri bizzat Rusya lideri Vladimir Putin'den aldığı iddia ediliyor. Putin'in Çeçenistan'da; "Müslüman dünyanın en büyük destekçisi ve koruyucusu, en güvenilir ortağı Rusya'dır" açıklamasının da bu çerçevede yapıldığı ifade ediliyor. Ahmedinecad, Almanya ve Alaska gibi Irak'ın bölünmesinin de İsrail planı olduğuna inanıyor.

Bu iddialar ilk bakışta deli saçması gibi görünebilir. Ancak İsrail devleti kurulmadan önce Avrupalıların tezleri Ahmedinecad'ın düşüncesinden farklı değilmiş. Adamlar, kıta genelindeki Yahudileri sürgün etmek için zorlu arayışlara girmişler, pazarlıklar yapmışlar, toprak aramışlar, planlar, hazırlıklar yapmışlar.

"Madagaskar Planı" diye bir şey var. Naziler iktidara gelmeden Avrupalı bazı entelektüeller ve siyasiler, Avrupa'nın "Yahudi sorunu"ndan kurtarılması için Madagaskar'ı önerirler. Onlara göre İsrail devleti Ortadoğu'da kurulursa sonsuz savaşlara neden olacaktır.

Plan şöyledir: Fransa Madagaskar'ı Almanya'ya verecek. 25 bin Avrupalı Ada'dan çıkarılacak. Yahudiler zorla Ada'ya yerleştirilecek. Bir Alman Vali atanacak. Sürgün masrafları Yahudilerin parasıyla karşılanacak. Ahmedinecad Avrupa'yı tarihiyle yüzleştiriyor. Onu eleştirirken, Avrupa'nın geçmişini de sorgulamak gerekmez mi? Yeni olan ne var?" diye soran İbrahim karagül, acaba oyunu fark etmiyor mu?[4]

ABD, İran'a karşı, Irak'a nükleer silah yerleştiriyor!

Bu, Ortadoğu'da her şeyin en az elli yıl dondurulması ve büyük bir kaos demektir. İsrail bunu hararetle istiyor ve provoke ediyor. ABD bu tuzağa düşerse, bütün dünya karışır. Dördüncü Dünya Savaşı dedikleri bu olsa gerek.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, 12 Ekim 2004'te, "Irak'taki nükleer tesislerin yağmalandığını, ileri teknoloji ürünü araç ve gereçlerin götürüldüğünü, bu araç ve gereçlerin nükleer silah yapımında kullanılabilecek nitelikte olduğunu" açıkladı. Malzemenin Irak ordusunun malvarlığını satan çete tarafından kaçırılıp satıldığına, bir kısmının yüz araçlık konvoyla İsrail'e götürüldüğüne, Türkiye'de bir limanın bu operasyonda kullanıldığına dair ciddi deliller var. 2004 Nisan'ında, Irak topraklarına, özellikle Basra tarafına nükleer silah transfer edildiği ortaya çıktı. BAE'de yayınlanan El Haliç gazetesi, Kuveyt gümrük memurlarının işgal güçlerine ait kamyonlarla Irak'a radyoaktif malzeme sokulduğunu fark ettiğini, aracın kontrol edilmesine izin verilmediğini yazdı. Tehran Times, 13 Nisan'da, "işgal güçlerinin çok sıkı korunan kargo gemileriyle Irak'a kitle imha silahları soktuğunu" yazdı. Irak kaynaklı bir başka haberde, Basra'ya götürülen silah dolu conteynerların "Maeresk" adlı "paravan" bir şirkete ait olduğu ancak conteynerların Kızılhaç ve ABD'nin yardım kuruluşu USAID etiketlerini taşıdığı bildirildi.

Olayın vahameti şimdi ortaya çıkıyor. Amerika'nın Irak'ın güneyine nükleer silahlar stokladığı, bu operasyonun önde gelen isminin Bush'un güvenlik danışmanı Stephan Hadley olduğu (Türkiye ziyaretine dikkat!), bunların ABD'nin Soğuk Savaş döneminde belli ülkelere yerleştirdiği 480 nükleer bombanın büyük bölümünü oluşturan B61 taktik nükleer silahlardan olduğu, Güney Irak'taki ABD F16'larının bu silahları da kullanacak şekilde donatıldığı, İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini vurması durumunda İran'ın yüz binlerce devrim muhafızıyla Güney Irak'a gireceği ve ABD askerlerini hedef alacağı, ABD'nin de askerlerini koruma refleksiyle bu silahları İran'a karşı kullanacağı iddia ediliyor.

Son dönemde ABD'nin Irak politikalarındaki değişiklikler, Türkiye ve S. Arabistan'ı Sünni refleksiyle harekete geçirip İran'ı dengeleme çabası, üst düzey yetkilileri Türkiye'ye göndermesi (CIA, FBI başkanları), İran'a karşı AB'yi yanına çekme uğraşısı, İran'ın ABD ve İsrail'e yönelik ağır ithamları bu açıdan da değerlendirilmeli.[5]

İran ve Suriye hareketliliği mi?

İsrail ile trafik sıklaşıyor!

Amerikan istihbarat örgütlerinin üst düzey temsilcilerinin Türkiye ziyaretinin ardından İsrail ile olan diploması trafiğinde de hareketlilik yaşanması; İran ve Suriye'ye yapılacak olası bir müdahale için düğmeye mi basılıyor sorusunu akla getirdi. Hava Kuvvetleri Komutanı Faruk Cömert'in basına duyurulmayan üç günlük İsrail gezisinin ardından ertesi günü İsrail Genelkurmay Başkanı Dan Halutz'un Türkiye'ye gelmesi birçok soru işareti uyandırdı. AKP iktidarında Türkiye-İsrail ile ilişkileri, tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor. Belirli periyotlarda gerçekleştirilen üst düzey ziyaretlerde alınan kararlardan ise basın ve kamuoyunun haberi olmuyor.

CIA Başkanı Porter Goss ve FBI Başkanı Robert Mueller'in ardından, İsrail Genelkurmay Başkanı Dan Halutz, Ankara'ya geldi. Amerikan istihbarat örgütlerinin en üst seviyede gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından İsrail askeri kanadının en kıdemli komutanının Türkiye ziyareti, muhtemel Suriye ve İran müdahaleleri için geri sayımın başlayıp başlamadığı sorusunu akla getirdi. En çok dikkat çeken husus ise, Halutz'un Ankara ziyaretinin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert'in üç günlük İsrail gezisinden hemen sonra gerçekleşmesi. Orgeneral Cömert'in basına duyurulmayan bu ziyaretinde, İsrail ile gerçekleştirilen modernizasyon projelerindeki sorunlar ve Ortadoğu'daki güvenlik politikalarındaki yeni gelişmeler ele alındı. Altyapısı oluşturulan bu gelişmelerle ilgili son durum, Dan Halutz'un Türkiye'de yaptığı görüşmelerde bir kez daha gündeme geldi. 

Son dönemde Türkiye, İsrail ve ABD arasındaki diploması trafiği en yüksek seviyeye ulaştı. Özellikle AKP iktidarında gerçekleşen ziyaretler, Ortadoğu'da uygulanmak istenen Büyük Ortadoğu Projesini çok yakından ilgilendiriyor. Irak işgali öncesi yaşanan hareketlilik düşünüldüğünde, son ziyaretlerin Suriye ve İran'a düşünülen bir müdahaleyi ilgilendirip ilgilendirmediği sorusunu akla getiriyor. 

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile görüşen Halutz'un ziyaretinde öncelikle İran'ın nükleer programı ve diğer askeri işbirliği konuları ele alınıyor. İsrail ile istihbarat paylaşımının da gündeme geldiği Başkent temaslarında, Türkiye'nin F-4 uçakları ile M-48 ve M-60 tanklarının modernizasyonu projelerinde yaşanan sorunlar masaya yatırıldı. Yine, 10 adet pilotsuz keşif uçağının Türkiye'ye teslim tarihinin de yeniden ele alındığı görüşmelerde, İsrail'in bazı füze ve helikopter parçalarını Türkiye'de üretmesi projesi de gündeme geldi.

Dışişleri Bakanı Gül, sürpriz Suriye ziyaretinde Esad'dan ABD ve BM'nin taleplerini karşılamakta acele etmesini istedi. Sanki Amerikan elçisi gibi davranıyor!

Dış işleri Bakanı Abdullah Gül'ün, ABD Dışişleri bakanı Condolezza Rice ile yoğun bir telefon trafiğinin ardından apar topar Suriye'ye gitmesi ve Suriye ziyaretinde, ABD yönetimi'nin Suriye'yi "Tehdit eden mesajlarını" iletmesi tepkiye neden oldu. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfü Esengün, "Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı değil, ABD büyük elçisi gibi davranıyor. Bu ayıptır, Türkiye Cumhuriyetine yakışmaz." dedi.

AKP, Anadolu'yu peşkeş mi çekiyor?

ABD ve İsrail'in alışkanlık haline getirdiği tatbikatlar neyin hazırlığı?

Geçtiğimiz günlerde İsrail ve Amerikan uçaklarıyla gerçekleştirilen Anadolu Kartalı tatbikatından sonra önümüzdeki günlerde 1500 Amerikan ve İsrail askerinin yeni bir askeri tatbikat için Konya'ya geleceği öğrenildi. Konya'ya gelecek yabancı askerlerin kalması için aralarında Hilton'un da bulunduğu Konya'nın en büyük üç otelinin tatbikat boyunca kapatıldığı belirtiliyor. Bu kadar büyük miktarda askerin konuşlanacağı bir tatbikat için Meclis izni gerekip gerekmediği de bir başka tartışma konusu.

Konya, İncirlik mi oluyor?

Söz konusu tatbikat özellikle Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler nedeniyle bütün gözlerin üzerinde toplanmasına neden oluyor. Özellikle İsrail'in bu tatbikat içinde yer alması tepki çekiyor. Anadolu Kartalı tatbikatının NATO çerçevesinde yapıldığının iddia edilmesi, "NATO üyesi olmayan İsrail'in bu tatbikat içinde nasıl ve niçin yer aldığı?" sorusuna neden oluyor.

Ve Irak Amerikanlaşıyor!

Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'ı işgalinin sadece askeri boyutunun olmadığı, bölgeye yönelik çok uzun vadeli plan ve projelerinin bulunduğu gerçeğini, bugün Irak halkında gözlenen "değişim" de teyit etmektedir.

Amerika, ileri sürdüğü nedenlerden hareketle sadece Irak'ı işgal etmeyi amaçlasaydı, üç yıldır bölgede bulunmaz, Saddam rejimini devirdikten sonra işbaşına kendine yakın bir yönetim getirerek ülkeyi terk ederdi.

Ama ABD'nin amacının sadece Irak'ı işgal etmek olmadığı, Ortadoğu ve Avrasya'yı da kontrolü altına almayı hedeflediği bugün çok daha iyi görülmektedir.

ABD, Irak'ın işgaliyle çok geniş çaplı bir değişim ve dönüşüm operasyonu başlatmıştır. Operasyonun en önemli ayağını sosyal ve siyasal projeler oluşturmaktadır. Operasyonun amacı da Irak halkının, dolayısıyla tüm bölgenin kısa zamanda "Amerikanlaştırılması"dır.

Sabah Gazetesi'nde Murat Keklikçi'nin haberi, Irak'ta yürütülen "Amerikanlaştırma operasyonu"nu tüm açıklığıyla ortaya koyuyordu.

İşte gazeteci Murat Keklikçi'nin kaleminden Kuzey Irak'taki günlük hayattan kesitler:

"Kuzey Irak'taki Süleymaniye kenti, bölgedeki değişimin bir aynası gibi. ‘Küçük Amerika' tablosu çizen kentte, nöbet tutan peşmergelerle, paten kayan güneş gözlüklü gençlerin görüntüsü iç içe geçmiş... Burası Kuzey Irak'ın en sakin kentlerinden Süleymaniye... Kentin her yeri Amerikan izleri taşıyor. Şalvarlı çocuklar paten (rolland blade) kayarken, gençlerin üstlerini dünyaca ünlü hip hop yıldızları "Eminem" ile "50 Cent" in resimlerinin bulunduğu tişörtler süslüyor. Vitrinlerden Noel Baba'nın el salladığı kentte değişmeyen tek şey ise, hemen hemen her yerde nöbet tutan elleri Kalaşnikoflu peşmergeler..."

Irak halkının gündelik hayatında Amerikan değerlerini içselleştirmesi, hayatının bir parçası haline getirmesi, askeri işgalin kökleşmesine de yardımcı olacağı için Amerikan yönetimi tarafından özellikle destekleniyor.

Gazeteci Murat Keklikçi'nin Irak halkının hayatındaki değişimi ve dönüşümü çok iyi özetleyen izlenimlerini okumaya devam edelim:

"Kürdistan Demokrasi Partisi Lideri Celal Talabani'ye ait bölgenin başkenti olan Süleymaniye'nin Cadde ve sokaklarında Amerikan rüzgârları esiyor. İlk durağımız Süleymaniye merkezinde kurulan semt pazarı... Dikkatimizi bir dükkân çekiyor. Sabit bisikletten haltere, yürüyüş bandından küreğe kadar spor yapmak isteyenler için yok yok. Pazar yerinde ilerleyen bir genç görüyoruz. Üzerinde Real Madrid'in ünlü İngiliz oyuncusu David Beckham'ın isminin yazılı olduğu tişört bulunan ve saçlarını arkadan toplayan Kürt genci bir tezgâhın başında durmuş alışveriş yapıyor. Pazar yerinden ayrılıp ara sokaklardan şehir gezintimize devam ediyoruz. Bir köşe başında oturmuş 15-16 yaşlarındaki üç genç, muhtemelen kaçak olarak getirttikleri görüntülü cep telefonlarıyla oyun oynuyor. Hemen karşılarındaki küçük kız çocuğu ise bir ayağında paten, diğer ayağında terlik ile kaymaya çalışıyor. Ara sokaklardan Süleymaniye'nin en büyük gezinti ve eğlence parkı olan Azadi Parkı'na çıkıyoruz.  Parkın tam ortasında bulunan pistte ise onlarca çocuk paten kayıyor. Kolonlarından 1990'lı yılların hit pop şarkılarının yükseldiği pistte, kimisi şalvarla kimisi takım elbiseyle hünerlerini sergiliyor. Ancak çoğunluğu acemi olduğu için her dakika biri dengesini kaybederek düşüyor..."

Bugün Irak'ta yaşananlar Amerika'nın kültürel emperyalizminin meyvalarıdır. Irak, Amerikan değerlerinin bölgede yaygınlaştırılması için adeta bir laboratuar görevi görmektedir.

Televizyon yayınları, internet, müzik ve diğer kitleyi etkileme gücüne sahip araçlar, Amerikan emperyalizminin yaygınlaştırılmasında önemli rol oynamaktadır. Amerikan yönetiminin Irak'ta televizyon kurması, radyo yayını yapması, para vererek gazetecilere kendi lehine haberler yaptırmasının ardında hep kendi değerlerini Irak'ta yaygınlaştırma amacı yatmaktadır.

Askeri operasyonların izini silmek belki beş-on yıl alır ama kültürel operasyonların izini silmek hiç de öyle kolay değildir. Bugün Irak'a uygulanan kültürel emperyalizmin izleri kuşaklar boyu kalacaktır.

Irak'ın Amerikanlaştırılması, aynı zamanda Irak halkının İslam ile olan bağlarını zayıflatmayı da amaçlamaktadır. İslami hassasiyetleri köreltilmiş bir genç kuşak oluşturmayı hedefleyen ABD, bu yolla kendisine hizmet edecek bir nesil yetiştirmek istemektedir.

İşte asıl işgal de o zaman başlayacaktır...[6]

 

 

 

 



[1] 22.12.2005 / Akşam / Güler Kömürcü

[2] 20.12.2005 / Akşam / Güler Kömürcü

[3] 02.12.2005 / Akşam / Güler Kömürcü

[4] 22.12.2005 / Yeni Şafak / İbrahim Karagülle

[5] 20.12.2005 / Yeni Şafak / İbrahim Karagülle

[6] 21.12.2005 / Milli Gazete / Dr. Abdullah Özkan


Bu yazarin diger makaleleri

Siyonist Emperyalizme Karşı AVRASYA İSLAM’A YAKLAŞIYOR
Çin ve Rusya 34 anlaşma imzalıyor Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in 3...
Devami
İSTİHBARAT KİRLİLİĞİ VE TSK’YI YIPRATMA SEFERBERLİĞİ
Afganistan’da CIA'ya Ölümcül Darbeler indirilmekteydi Afganistan'ın Host vilayetindeki bir askeri üsse...
Devami
AMERİKA'NIN KEŞFİ VE YAHUDİ'NİN SON YÜKSELİŞİ
  M. Yahya Coşkun'un Milli Gazetede ilginç bir yazı dizisi...
Devami
SİYONİSTLERİN TÜRKİYE STRATEJİSİ
  Morton Abromowitz'in editörlüğünü yaptığı "Türkiye'nin Dönüşümü ve Amerikan Politikası"...
Devami
DÜZENİN DERVİŞLERİ !..
  Takva diye riyakârlık yaparız Tanrı diye tapulara taparız Dava zordur, biz duaya...
Devami
ÖCALAN CUMHURBAŞKANI, FETULLAH DİYANET VE DİYALOG BAKANI!
Avni Özgürel, radikal gazetesi yazarı Neşe Düzel'le yaptığı röportajda:...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4702

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR