ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün234
mod_vvisit_counterDün4675
mod_vvisit_counterBu Hafta15415
mod_vvisit_counterGeçen hafta38327
mod_vvisit_counterBu Ay118971
mod_vvisit_counterGeçen Ay149785
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17043111

IP'niz: 3.232.96.22
Bugün: 19 Oca 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12278375

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AHMET HAKAN'IN AHLAKI VE AMERİKA'NIN AHMAKI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Bir zamanlar Milli Görüş'ün elindeki kanal 7'de siyonist merkezlerin Refah-Yol hükümetini ve Milli Görüş hareketini bitirme girişimlerini; Mason localarındaki şeytani ritüel ve törenlerin gizli kamera çekimlerini yayınlayıp yorumlayan ve bu karanlık mahfillerin hangi sinsi ve tehlikeli hedefler peşinde olduklarını sorgulayan Ahmet Hakan; Bandırma yolunda trafik kazası süsü verilmiş bir "derin uyarı" sonucu eli-beli kırılınca ve dahi "köşe yazarlığı ve televizyon programcılığı" gibi ganimetler önüne konulunca:

•Hemen birden dönekleşip demokratikleşmiş

•Daha önce övgü dizdiği ve saygı gösterdiği, hatta damadı olabilmek hayal ve hevesiyle ne riyakarlıklar sergilediği Hocasına havlamaya yönelmiş

•Sırtlarından yükseldiği ve sayelerinde şöhret ve etikete eriştiği Milli Görüş davasına ve camiasına küfredip kötülemekten çekinmemiş ve haya etmemişti...


Karakterine uygun bir kahpelikle, uzun yıllar istismarını yaptığı İslamcılık ve sahte kahramanlık rolünü bırakıp; rantiyeci medya patronlarının, hıyanet şebekesi Mason Localarının ve tabi İsrail ve Amerika'daki Yahudi baronlarının uşaklığına girmekte hiçbir beis görmemiş, anında liboşlaşıp liberalleşmiş olan bu kişi, 3 Ocak 2008 tarihli Hürriyette, Yine Erbakan Hoca'ya ve Milli Görüş camiasına, kendi aklına, ahlakına ve ayarına uyan biçimde hakaretler edip dalga geçmiş... Daha doğrusu, geri dönüp yüzsüz yüzüne düşmek üzere balgamını çok yukarılara tükürüvermişti...

Ve işte bu yazısında, halen Saadet Partisi üst düzey yetkililerinden ve eski milletvekillerinden bir kişiye övgüler dizmiş ve yılbaşı gecesi kendisini arayıp tebrik ve teşekkür ettiğini söylemişti.!

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup öyle karar verin:

Ahmet Hakan mı şereflidir, yoksa; Hocasına, davasına, camiasına açıkça küfreden ve her fırsatta havlayarak dişini ve kinini gösteren kimseyi, özel olarak, hürmet ve muhabbet duyarak arayan, hatırını sorup iltifatlar yağdıran kişimi  daha şereflidir?!...

Üstelik bu bize, insanların ismiyle haysiyeti arasında uygun bir münasebet olduğunu söyleyenlerin yanıldığını da gösteren bir hadisedir.

Bu acı gerçekleri dile getirdiğimiz için bizi "fitne çıkarmak ve genel merkezdeki bazı yetkilileri takmamakla" suçlayan ve hala feraset ve basiretleri, yani gönül gözleri açılmayan kimselere ise sözümüz:

Allah cümlemizi feraset ve fazilet ehli kılsın!.

Bu arada Ahmet hakan zavallısı, AKP'ye de, kendisi gibi birisinin kıymetini bilmediği ve adam yerine koyup ilgi göstermediği için sitem etmektedir. Fazıl Say kadar bile değer verilmediğine içerlemiştir. Yoksa AKP'nin tahribatları, takla atmaları bu tiplerin derdi değildir.          Zaten döneklik ve nankörlük bunların ortak karakteridir.

Ha unutmayalım, Ahmet Hakan biraz da, kendi itirafıyla "tebdili kıyafet ederek", herhalde casusluk niyetiyle ve Milli Görüş aleyhine ve Siyonistlerin keyfi istikametinde kullanmak gayretiyle katıldığı TV 5'in gecesinde, umduğu hataları bulamamanın üzüntüsünü çekmektedir.

Geçmişini pazarlayan adam

"Dönek" kavramı Kur'anda irtidat olarak anlatılır. Batıla ve bozuk hayata geri dönüş anlamındadır. Bir profesörün dediği gibi:

"Dönekler kulübü"ne adam devşirmeye kalkmak ise farklıdır. İkincisinde hafif bir pişmanlık, yeni hayatında hissettiği yalnızlık, bol miktarda içinde bulunduğu şartlardan rahatsızlık vardır. "Bakın sadece ben dönek değilim, başkaları da var" türünden bir ferahlık ve vicdanını bastırma arayışıdır. Biz ise bunların sığacağı kalıbın döneklik değil, eyyamcılık olduğunu söyleyerek hayal ve hayasızlık dünyalarını yıkmış ve münafıklık peçelerini yırtmışız. Bu tiyniyetsiz tipler:

Kendilerini var edip yoğuran, onların kimliğini ve kişiliğini oluşturan geçmişini ve ilişkilerini pazarlıyor. Bir zamanlar içinde ısındığı cemaati, dostlarını ve dostluklarını piyasaya sürüyor. Yazdıkları yazılara, onu kiralık ve "farklı" kılan sözlerine bakın: Hepsi artık reddettiği geçmişinden geliyor. Geldiği eve beraberinde getirdiği bohçasından çıkarttıklarını gösteriyor herkese. İmam hatipli olmasa, "İmam hatipler kapatılsın" sözünün bir değeri olur mu? İçeriden biri olarak konuşmasa eskiden tanıdığı bugünün ricaline dair yazdıklarının bir anlamı kalır mı?

Geçmişimiz kemikleşmiş kimliğimizdir, ne amaçla kullanılırsa kullanılsın değişmez ve yok edilemez kutsal bir emaneti gibi görmelidir. Biz onun yerinde olsak sergilediğimiz bohçayı kapatır, ceviz bir sandığa kilitler ve kimseye göstermezdik. Geçmişte kalan dostluklarımız, bize güvenen insanların namusumuza emanet ettiklerini pazara sürmeyi bırakır başka bir mesleğe el atardık. Mesela magazin yazarlığı! veya karı pazarlığı.

Bir dönüşümün kokuşmuş hikayesi ürkütüyor

28 Şubat Postmodern Darbesi, Cumhuriyet tarihinin en köklü dönüşüm projesiydi. Sadece bir iktidar devrilip, yerine yeni bir iktidar getirilmedi. Toplumsal bir dönüşüm gerçekleştirildi. İnandıkları gibi yaşamak isteyen insanlara yaşadıkları gibi inanmaları gerektiği öğretildi!.. Artık Avrupa Birliği'nin "Hıristiyan Kulübü" olduğuna inanmaktan vazgeçilmeliydi. Ilımlı İslam safsatası ve AB hayranlığıyla bütün değerlerimiz dejenere edilmeliydi.

Özgürlükler ancak AB eliyle gelirdi. Ya askerin şapkası ya kilisenin insafı... Bu bir kader gibiydi... Allah Türk'ü böylesi ağır bir keyfiyetle imtihan ediyordu.

28 Şubat Postmodern Darbesiyle başlayan bu ağır imtihan yeni bir süreç başlattı. "Hıristiyan Kulübü" olgusu biranda ufuktaki kurtuluş umudu oldu. Anlayışlar yenilendi!.. Değişimin iradesi yeni bir siyasi hareket doğurdu. Özgür bir Türkiye için iç dinamikler yetersizdi. Değişim için dış dinamiklerin desteği gerekiyordu ve her ne olursa olsun AB istikametinden taviz verilmemeliydi.

Muhafazakarlar artık tek başına iktidara getirilmişti. Beklentilere göre: İktidardaki duruşu inanç ve ilkeler belirleyecekti. Fakru zaruret içindeki milyonlar sevinecek, her alandaki önderler örnek işlere girişecekti. Yolsuzluklara ve ranta asla geçit verilmeyecek ve yoksulluk mutlaka önlenecekti. Üstelik bunların Milli Görüş'ten kalma bir takım tecrübeleri de vardı. Geçmişteki bazı lüks ve ihtişam gösterileri milleti derinden yaralamıştı. Dolayısıyla aynısı yaşanmamalıydı. Çocuklarımızın özgür eğitimi için mücadele ederken, yalnız şekilcilikle kalınmayacak inanç vasfı yaşam biçiminde de ortaya çıkacaktı. Başörtüsünü siyasi simge olarak görenler kızların debdebeden uzak sakin ve örnek duruşlarından etkilenerek yanıldıklarını anlayacaktı...

Oysa tam tersine; bu iddiaların pratiğinin mümkün olmadığı söylendi. AKP'nin geri adımlarına mazeret ve hikmetler üretildi. İktidar nimeti ve para mücadelesi insanların hayatlarını da sarmaladı. Örnek işlere imza atacağı beklenen sahte kahramanlar hakikaten farklı işlere imza attı. Servet sahibi olundukça yaşam biçimi de farklılaştı. 'Bizi ancak biz eleştirebiliriz' anlayışı yeniden ihdas edilerek eleştirilere set çekildi. Dışardan gelen eleştiriler böylece 'kasıtlı' ilan edilip savuşturuldu. "Dindarlar her şeye layıktır, onlar fakir mi kalsın" denilerek önce servet yapmak sonra lüks ve debdebe içinde yaşamak meşrulaştırıldı. Villalar yapıldı, çoluk çocuğa jipler alındı... ikinci evler açıldı.

"Muhafazakar işadamımız, dindar basınımız, muhafazakar sivil toplum kuruluşumuz olmalı" anlayışının arkasına sığınılarak "Devlet imkanlarıyla zengin olmak" doğal sayıldı. Zengin oldukça sınıf atlandı. Ya mahalleler değiştirildi, ya da yeni dostlar edinildi. Paylaşmak ve fakirden utanmak unutuldu. Göstermelik veya kendini tatmin için eski mahallelerde birkaç fakir nostalji babından hatırlandı... Jiplerle yardım malzemeleri yollandı. Önceleri Kartel Medyası ya da Doğan Medyası dedikleri küresel gücün emrindeydi!.. Yeni medya grupları gerekliydi. Ne ilginçtir ki onlar da küresel gücün emrine giriverdi. Artık muhafazakar medyada da kadın modası baş sayfalara alındı. Şimdilik başörtülü hanımlar yer almasa da oluşturulan yeni orta sınıfla yakında başörtülü hanımların Jipleri, villaları ve çadırlarla çevrili yüzme havuzları haber olarak baş sayfalara taşınacaktı.

Fakir fukara için kurulan Fak Fuk Fon yetmedi. AKP içinde de fakir fukaraya yardım için bir oluşum gerçekleştirildi. % 47'lik iktidar gücüyle 6 yılda fakirliği bitirecek adımlar atmak yerine fakir kuyrukları ve listeleri tutularak yardım yapmak yeni orta sınıfımızın tatmin yolu oldu. En büyük rezalet de bu yeni orta sınıfın "Örnek Müslüman" olarak sunulmasıydı. Özgürlükleri ararken başlayan dönüşüm düdükleşmeye vardı. Siyonist Lobiler ne üflerse AKP o sesi çıkaracaktı.. Özgürlükler yakalanamadı, AB Türklerin henüz özgür yaşayabilecek erginliğe ulaştığına inanmadı! AİHM eliyle başörtülü kızlarımızı mahkum etti. Ama bizden çok şey gitti. Ruhlar iğdiş edildi ve en önemlisi ilkeli bir hayat tarzı terk edildi."49

Büyükanıt: "İşbirlikçilerle teröristler arasında hiç fark yok" diyor

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Bu menfur saldırı yalnız silahlı kuvvetlere değil, halka da yapılmış bir saldırıdır" dediği Diyarbakır olaylarıyla ilgili olarak "Bunu bir veya iki terörist yapabilir. Ama mutlaka işbirlikçisi var, bilgi veriyor. Olmaması mümkün değil. İşbirlikçilerle teröristler arasında hiçbir fark yok" demişti ve doğru söylemişti. Peki bu sözler aynı zamanda: "Irak'ı işgal edip Kürdistan'ı kurduran, PKK'yı azdırıp üzerimize kışkırtan, hala Lozan'ı ve milli sınırlarımızı tanımayan Amerika'yla işbirliğine girişenlerin ve bu maksatla BOP eşbaşkanlığına getirilenlerin de, düşmanlarımızdan farkı yoktur" anlamına gelmez miydi?

"Terör saldırısı sadece asker ve subaylarımızı değil, halkımızı da hedef almıştır" uyarılarını:

"PKK'nın arkasındaki Amerika, Avrupa ve İsrail, Türkiye'mizi ve milletimizi parçalamak, devletimizi ve cumhuriyetimizi ortadan kaldırmak niyetindedir ve bunun peşindedir" şeklinde okumamız gerekmez miydi?

Hala anlamadınız mı, gemimiz batıyor!

'Türkiye'nin 85 yıllık birikimi olan sanayi tesisleri bir bir satılıyor. İktidara geldiği andan itibaren özelleştirme adı altında ülkenin en değerli hazinelerini satan AKP hükümeti; 2008 yılında özelleştirmeye (!) daha da hız veriyor. Devletin elinde kalan son fabrikaları da satmaya hazırlanan AKP, 2008'de ilk olarak Tekel sigara fabrikasını satacak. Köprü ve otoyol özelleştirmeleri ile Telekom'un Hazine'ye ait yüzde 15 hissesinin halka arzı da bu yıl içinde sonuçlandırılacak. Elektrik dağıtım ve üretim özelleştirmelerine de 2008'de başlanacak. Ayrıca Halk Bankası, şeker fabrikaları ile TCDD'ye ait kalan limanlar da satılacak. Özelleştirme hazırlıkları süren Samsun ve Bandırma limanları da satılacak ayrıca limanda yer alan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarının da satışa dahil edilmesi planlanıyor. Özelleştirme ihalesi iptal edilen İskenderun Limanı da 2008 yılı içinde satılacak.'

Güler Hanım'ın bir duyarlı okuyucusu, boşbakanın ağzıyla sormuş:

'Ey benim okuyup araştırmayan, duyup ta anlamayan, anlasa da vurdumduymaz  davranan halkım:

1- Şehidinize hakaret ettim, anlamadınız

2- Bankalarınızı, ekonomi kalelerinizi teker teker yabancılara devrettirdim, yetmedi ülkenizin kalan varlıklarının neredeyse dörtte üçünü de  peşkeş çektim, anlamadınız

3- Kendi ülkemiz de dahil 22 İslam ülkesini bölen projenin 'Eş Başkan'ıyım dedim, anlamadınız

4- Türkiye'yi katmerli bir borcun altına sokup IMF'ye teslim ettim, anlamadınız

5- Barzani ve Talabani ile kol kola girip kendi askerimizi demokrasi için tehlike gösterdim, Kürt devletini kurdurmak isteyenlere 'why not' (neden olmasın ki?!) dedim, anlamadınız.

6- Din, iman, İslam edebiyatı yaptık ama aynı anda 4 yıl boyunca yüzlerce kilise açtırdık, "Bu nasıl Müslümanlık?" demediniz ve yine anlamadınız.

7- Egemenliğimizi AB'ye devredecek anayasa taslağını önünüze getirdim, anlamadınız...

8- Nankörlük ve hıyanet edip ayrıldığım ve Erbakan'ın D-8 projesi ve Havuz Sistemi gibi tarihi girişimlerini boşa çıkardığım için, malum ve melun güçlerce iktidara getirildim, anlamadınız..

9- Terörist başına çoook 'Sayın' dedim, dağdaki teröristi meclise davet ettim anlamadınız

10- Derdini söyleyen vatandaşı "Annenle beraber çek-git" diye tersledim, hâlâ anlamadınız.

Yahu peki siz neden anlarsınız?!' Nasıl ve ne zaman uyanacaksınız?

MOSSAD yanlış hedef gösteriyor!

Diyarbakır'ı kana bulayan, Ankara'daki saldırısı son anda farkedilip etkisiz bırakılan PKK'yı kışkırtan CIA ve MOSSAD, bir yandan da El Kaide'yi kullanıp ülkemizi karıştırmak istiyor.

Geçtiğimiz hafta, emniyet güçlerinin Aksaray merkezli olarak dört ayrı ilde yaptığı operasyonun nedeninin, İsrail gizli servisi MOSSAD'ın hedef göstermesi olduğu ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, birbiriyle ve yasadışı örgütlerle hiçbir ilişkisi olmayan kişilerin gözaltına alınma sebebi de alınan bu istihbarata dayanıyor. Yani AKP hükümetini ve Türk emniyetini İsrail mi yönetiyor?

İsrail'in Yediot Aharonoth gazetesi, MOSSAD'ın El Kaide hücrelerinin Türkiye'ye sızdığı ve İsrail hedeflerine karşı saldırılar planladığına ilişkin istihbarat alındığını ileri sürerek, MOSSAD'ın konuyu bir raporla hükümete bildirdiğini yazıyor. Önceki hafta eşzamanlı olarak dört ayrı ilde yapılan operasyonla gözaltına alınan ve 14'ü serbest bırakılan sanıkların avukatı Osman Karahan, El Kaide iddialarının tamamen asılsız olduğunu dile getirerek, "Bu, savcılık tarafından da kabul edildi. Beş kişi kurban olarak seçildi. Yine masum insanlar boş yere birkaç ay yatıp çıkacak" diyor. Sanıkların Jandarma Karakolundaki ifadelerinde hazır bulunduğunu dile getiren Karahan, "İsrail istihbaratının yönlendirdiği  iddiasının doğruluğunu söylüyor."50

Artık, Amerika'daki Yahudi Lobileri Recep T. Erdoğan ve ekibini, kenef deliğinden aşağı süpürmeyip, tepe tepe kullanmaya karar  verse bile, Milli Türkiye, hainlerin siyasi kefenini biçmeye başlamış görünüyor. Çünkü AKP'nin güvendiği ABD çöküyor!..

Güler Kömürcü soruyor ve uyarıyor: 2008: Ekonomik kriz ve istihbarat savaşları yılı mı oluyor?

Son bir ay içinde alınan birkaç önemli karar 2008'de dünyanın tansiyonunun nasıl yükseleceğinin kanıtıdır. Günümüzün en etkili silahı; enerjidir ve de euro ile dolar elbette. Peki, enerji ve para nerede? Dünyanın merkezi hızla 'Doğu' ya kayıyor, BATI çöküş dönemine girmek üzere, Batı'yı 'koma' haline yaklaştıran kararların en vurucuları geçtiğimiz birkaç ayda alındı, şöyle bir bakalım;

Önce... Dünyanın 4. en büyük petrol ihracatı yapan ülkesi İran, petrol satışında artık dolar kullanmayacağını, euro para birimini kullanacağını açıkladı. Bu açıklama öncelikle ABD için, 'sonun başlangıcı' anlamına geliyor. Konunun bir uzmanının yorumuyla; 'ABD ekonomisi bugün dünyanın en büyük ekonomisi. ABD aynı zamanda dünyanın en büyük cari açığı ve bütçe dengesizliği ile birlikte yaşıyor. Başta Çin ve Hindistan merkez bankaları olmak üzere büyük merkez bankaları döviz rezervlerinin ağırlığını dolardan uzaklaştırdığı, petrol ihracatçısı ülkeler satışları karşısında dolar talep etmedikleri zaman dolardaki değer kaybının kontrol dışına çıkma ihtimali çok ciddi bir ihtimal ve bu durum dünya dengelerini kökten değiştirmeye aday bir gelişme olarak algılanmalıdır.

Bitmedi, İran'ın  ABD'yi 12'den vuran bu önemli kararının hemen ardından, Çin, ABD ambargosunu deldi ve İran'la petrol anlaşması yaptı. Çin-İran el ele vermiş durumdadır.

Bu arada, bir önemli vuruş da Rusya'dan geldi; Putin, Akdeniz'e inmeye karar verdi. Amerikan'ın 6. Filosu'na karşı gövde gösterisi yapması beklenen Rus donanmasına ait bir uçak gemisinin de bulunduğu 6 gemi ve 47 uçağın oluşturduğu filo, Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından 16 yıl sonra ilk defa Akdeniz'e iniyor. Rus donanması Suriye'nin Tartus Limanı'nı üs yapacak. Rus donanmasının Suriye limanlarını yeniden kullanmaya başlamasının, İsrail'in Suriye ve Lübnan'a yönelik operasyonlarını engellemeyi amaçladığı ve de ABD'nin IRAK'ta artık eskisi gibi rahat at koşturamayacağı anlamını taşıdığı açıktır.

Türkiye'mizin yakın ve orta vadeli gelecek öngörülerini yapar iken işte bu dış dinamiklerin etkisini mutlaka hesaba katmak zorundayız. 'İran-Çin-Rusya ve de Almanya yani Mahşerin Dört Atlısı, ABD-İngiltere birlikteliğinin oluşturduğu 'tek kutuplu dünya'nın fotoğrafını değiştirmeye başlamıştır.

ABD ekonomisi çöküş döneminde, domino etkisiyle çok geniş bir bölge derin kayıplar verecektir ki ABD'ye göbekten bağlı Türkiye fay hattının tam üzerinde. 2008'de 'ekonomi' herkesin düşündüğünden daha fazla sıkıntılı ve sarsıntılı olacaktır.

2008'de, sadece ABD/İngiltere (onlar da kendi içinde müthiş bir rekabet yaşıyorlar aslında) kardeşliğinin değil, İran-Çin-Rusya ve de Almanya yani Mahşerin Dört Atlısı'nın 'joker ülke' Türkiye'yi kendi taraflarına çekmeye yönelik düzenleyecekleri 'örtülü operasyon'larda 'patlama' olacaktır ve de bu paralelde elbette, Türkiye üzerinde ki 'istihbarat savaşlarına da hazır bulunmalıdır."51


49 Ali Öztürk / Günebakış

50 03.01.2008 / http://www.boyuthaber.com/

51  01.01.2008 / Güler Kömürcü / Akşam















Bu yazarin diger makaleleri

HAİNLER, HALA İÇERİDE!
  Bu davada Ne ihanetler görüldü.. Ne melanetler yaşandı. Ne münafıklar Hatıra mezarlığımıza gömüldü!.. Onlar ki,...
Devami
SEZAİ KARAKOÇ'UN ÖDÜLÜ VE ÖDÜNÜ
  Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca her yıl verilen "Kültür ve...
Devami
KRİZ GELİYOR, KERİZ GÜRLÜYOR!
Krizin ayak sesleri ABD mortgage sektöründe geri dönmeyen krediler sorunu nedeniyle yaşanacak...
Devami
BUNLAR HAYRA ALAMETTİR!
  Malum merkezlerin güdümünde bulunan bazı solcu, sağcı ve İslamcı...
Devami
TALAT PAŞA ŞEHİT'İSE APO'DA GAZİDİR!...
  Ulusalcı girişimin Berlin buluşmasına Talat Paşa adı yakışmıyor!   İsrail'in...
Devami
"SERT İSLAM"DA "LAYT İSLAM"DA SİYONİST SENARYOSUDUR
  El-Kaide örgütünü C.A'nın Kurup kullandığı artık açıkça yazılmaya ve...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3844

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR