Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3208
mod_vvisit_counterDün6067
mod_vvisit_counterBu Hafta50054
mod_vvisit_counterGeçen hafta62467
mod_vvisit_counterBu Ay217327
mod_vvisit_counterGeçen Ay288180
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16400496

IP'niz: 54.237.183.249
Bugün: 27 Eyl 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12026856

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

İKİ MÜJDELİ VE İBRETLİ RÜYA

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfMükemmel 

Osman Eraydın kardeşimizin hikmetli ve hakikatli rüyası

Ankara’da oluyorum. Bir sivil görünümlü eve giriyorum, ama evin Milli Güvenlik Kurulu binası gibi askeri bir mekan olduğunu fark ediyorum. O binanın yeraltına doğru katları var ve o katlardan birine inince spor salonu gibi bir yere giriyorum ve Erbakan Hocamın dinç bir vaziyette koşu bandı üzerinde yürüdüğünü görüyorum… Sonra Hocam kondisyon aletlerinden birine geçip ağırlık çalışıyor…

Ben Hocamı bu şekilde görünce seviniyor ve gülümsüyorum, “Hayırdır Hocam!" diyerek hayret ve hasretimi ifade ediyorum.

Hocam bana gülümseyerek (vefatından sonraki süreyi kast ederek); “Ben 1 yıldır buradayım, (birden fazla ekran ve bilgisayarları eliyle işaret edip göstererek) (partimizde, ülkemizde, bölgemizde ve yeryüzünde) ne olup bittiğini hem biliyorum, hem de takip ediyorum.” yanıtını alınca heyecanlanıyorum.

Ben; “iyi de Hocam, biz sizin makamınızı ziyaret ediyoruz, o zaman ne yapıyorsunuz.” Diyorum.

Hocam; “o zaman, Ben de mezarıma gidiyorum ve tüm ziyaretçilerimi görüyorum.” diyor

Ben;” Buradan mezarınıza kadar tünel mi var?” diyorum.

Hocam gülümseyerek; “tabii” diyor.

O anda ben bulunduğumuz yerden tünelin girişini seziyorum. Hocama doğru bakıp, “içimden ben bu tünele girip bakmak istiyorum diye geçiriyorum” Hocam bana dönüp gülümseyince, tünelden geçip Hocamın İstanbuldaki makamına kadar gidiyorum ve kendimi mezarının içinde buluyorum. O esnada parmağımla toprağa küçük bir delik açıp dışarı doğru bakınca, Hocamın mezarına ziyarete gelen insanların Hocama dua ettiklerini görüyorum ve burada uyanıyorum.

Tevili:

1 – Aziz Hocamızın ruhaniyeti ve himmetiyle, dünyada olup bitenleri takip ettiğine…

2- Kahraman Ordumuzla manevi münasebetinin ve samimi işbirliğinin süregeldiğini, İsrail ve süper şeytani güçlerle tarihi hesaplaşmanın TSK eliyle gerçekleşeceğine…

3- Erbakan Hocamız’ın, en önemli sırlarını ve büyük devrim ve değişim programlarını Milli Çözüm ekibi vasıtasıyla dile getirdiğini…

4- Allah rızası ve dava hatırı için, Hocamıza sağlığında gösterilen hürmet ve muhabbetin, şimdi de O’nun prensip ve projelerine sahiplenmekle ve mümkün mertebe Hocamızın makamını sıkça ziyeret etmekle gösterilmesi gerektiğine işarettir.

En doğrusunu Allah bilir….

 

Halil Yaman kardeşimizin çok ibretli ve isabetli rüyası

Milli çözüm ekibinden birkaç arkadaşla birlikte Erbakan Hocamızın Merkez Efendi Mezarlığı'nda bulunan kabrini ziyarete gidiyoruz.

Biz gayet hürmetli ve dikkatli bir şekilde mezarlığın kapısından içeri girer girmez, orada bir terslik olduğunu fark ediyoruz. Geri çekilip kabristanın kapısına bakıyoruz ve “arkadaşlar acaba yanlış mı geldik?” gibisinden sağa sola bakınıyoruz. Hayır yanlış gelmiş olamayız diyoruz ve tekrar mezarlığın kapısından içeriye giriyoruz.

Hayretler içerisinde kalıyoruz; çünkü Hocamızın kabrini türbeye dönüştürülmüş buluyoruz. Fakat çok yapmacık gözüküyor, sanki kartondan bir türbe, üstü renkli boyalı yaklaşık yüksekliği iki metre civarında oluyor. Acaba diyoruz, millet Hocamızın kabrini görmesin diye makamının önüne engel olmak için mi yapıldı? diye düşünürken bu duruma kızıp bir elimle karton türbeyi yana doğru itiyorum. O uyduruk ve sahte yapı yana doğru kayarken arkada Hocamın kabrini görüyorum, ama türbe tekrar eski yerine doğru kayıyor. Bu arada Fatih ERBAKAN çıkıveriyor ve telaşlı bir şekilde babasının kabrini arıyor, türbenin etrafında dönüp duruyor. “Olmaz böyle bir şey” diyerek sert bir hamle yapıyorum, türbe görünümlü kâğıttan kule dağılıveriyor. Bu arada etraftakiler “ne yapıyorsun?” gibisinden sataşmaya ve engel olmaya çalışıyor, O esnada içeride birinin varlığını hissediyorum. Ve sahte türbenin için türbenin içinde çırpındığını hissediyorum. Dikkatlice bakıyorum ve türbenin yıkılmaması için içeride duranın Oğuzhan Asiltürk olduğunu görüyorum. Bize dönüp “ne yapıyorsunuz Hocanın mezarı burası, yıkmayın” gibisinden yalvarıyor ancak sahte türbenin yıkıldığını görünce ortalıktan kayboluyor.

Biz ekip olarak etrafı temizlemeye başlıyoruz ve o kağıttan yapılmış boyalı türbeyi çöpe atıyoruz. Birde ne görelim Hocanızın kabrinin üstü, sağı solu bakımsızlıktan perişan vaziyette bulunuyor. Hemen temizlemeye başlıyoruz. Makamının üzerindeki tozları süpürdükçe altından tertemiz, çiçekleri dahi prıl pırıl açmış duran nurani bir kabir karşımıza çıkıyor ve bu duruma çok seviniyoruz. Ve Allahın izniyle rüyadan uyanıyorum.

 

Tevili:

1- Oğuzhan Asiltürk ve ekibinin; sağlığında olduğu gibi vefatından sonra da “Hoca’yı övüyor ve evliya gösteriyor” numarasıyla, Onun hakikatini gizlemeye, Erbakan’ın yanlış anlaşılması ve başarısız olması için gayret etmeye ve davasının sadıklarını kötüleyip ezmeye çalıştıklarına…

2- Ancak Milli Çözüm sadıkları sayesinde bu şeytani oyunlarının boşa çıkarılıp başarısız olacaklarına…

3- Fatih Bey’in de “Bu Oğuzhan gibileri nasıl ve niçin yanında taşıdı, bunların fesatlık yularını niye bu kadar uzattı?” gibi vesveselerle babası ve davası konusunda kafasının karıştırıldığına; deneyimsizlik ve donanımsızlığın yol açtığı bir şaşkınlıkla ve nefsani bir fırsatçılık damarıyla sonunda pişman olacağı hatalar yapacağına ve inşallah bu yanlışlardan kurtulacağına.

4- Ve Erbakan’ın Bahar devriminin yakında hedefe ulaşacağına manevi bir işaret ve müjdedir.

En doğrusunu Allah Bilir.

 

BİR SALDIRI İLE İLGİLİ YANITIMIZ

Mevlüt Karsavuran imzasıyla, SP Genel Merkezi adına yayınlanan ve “Ahmet Akgül’ü fitne çıkarmakla” suçlayıp saldıran zavallılara yanıttır.

1- Bahsettiğiniz ve “Ahmet Akgül çıkarıyor” havası verdiğiniz “El-Aziz” yerel gazetesiyle, hiçbir ilgimizin ve tasvibimizin bulunmadığını defalarca belirtmemize ve onların da zaten bunu itiraf etmelerine rağmen, hala El-Aziz’in yazdıklarını bize ve Milli Çözüm ekibine mal etmek açık bir yalancılık, iftiracılık ve camiamızı yanıltan bir sahtekarlıktır.

2- Ahmet Akgül’ün oğlu Mesut Akgül’ün, babasının asla rızası olmadan ve uyarılarını dikkate almadan, El-Aziz ekibinin saplantı ve safsatalarına kapılmış olmasını bahane ederek onların her yaptığının ve yazdığının vebalini bize yüklemek, artık bayatlamış bir numaradır.

3- Bizzat SP’nin Elazığ ili parti teşkilatlarına, gençlik kollarına ve hanım komisyonlarına hem doğrudan, hem de telefonla kim açıp Ahmet Akgül ile El-Azizcilerin herhangi bir irtibatı olup olmadığını sorması ve hiçbir alakaları yoktur yanıtını alması kolaydır ve aleyhimize bu iftiraları atanların bunu yapmaları farzdır. Aksi halde, Allah’ın, Resulüllahın, Kur’anın, Melaike-i Kiramın ve tüm sadık Müslümanların laneti bu sahtekarların üzerinde olacaktır.

4- Milli Çözüm Dergisinin bütün yazıları ve uyarıları ortadadır. Gerçek müminler sadece Hakkın ve Kur’anın tercümanıdır. Bizim tespit ve yorumlarımıza bahane bulamayan, çarpıcı gerçekler karşısında şaşkınlığa uğrayan, fesatçı başı Oğuzhan Asiltürk iftiracısının kiralık yalakaları, hiçbir münasebetimiz ve tensibimiz olmayan El-Aziz üzerinden, bizi karalamaya çalışmaktadır. Erbakan Hocamızı töhmet altına sokan ve çocuklarını kışkırtıp mahkemelere taşıyan münafıklara arka çıkanlar, onlardan daha aşağıdır.

5- Biz Milli Çözüm Ekibi ve Ahmet Akgül Hocamız’ın talebeleri olarak Oğuzhan Asiltürk ve Şevket Kazan takımını da, Sn. Fatih Erbakan’ı ve Hocamızın çocuklarını da; sadece Kur’anın mizanında tartmak ve davamızın hatırını her şeyin ve herkesin üstünde tutmakla sorumlu insanlarız. İslami ölçülere göre yanlış gördüğümüz her olayı ve şahsı uyarmak, yanlışında inat ediyor ve tahribat yapıyorsa bunu herkese duyurmak zorundayız. Ve bütün bu tespit ve tenkitlerimiz okunsun ve yanlış ve haksızlıklarınız ortaya konsun diye, Milli Çözüm Dergimizde ve İnternet sitemizde açıkça yazmaktayız. Bütün bunlara tek kelime olsun cevap veremeyen ucuz kahramanlıkların ve uyuz yardakçıların, Bizi El-Aziz’ci gösterip saldırmaları, kendi ayarlarını ortaya koymaktadır.

6- Velhasıl; sonunda mutlaka sadıkla kazanacak, sahtekarlar ayıklanacaktı. Ve herkes fıtratına ve yaradılışına uygun davranışlar ortaya koyacaktır, vesselam.

 

 

 

 

Makale Paylaşım Sayısı: 1759

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR