Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2149
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta12677
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay110592
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16748567

IP'niz: 3.219.31.204
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12183068

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

ÜSTADIMIZIN “BAĞIMLILIK ESARETTİR” ŞİİRİNİ, AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN RÜYADA YORUMLAMASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 39
ZayıfMükemmel 

 

ÜSTADIMIZIN “BAĞIMLILIK ESARETTİR” ŞİİRİNİ,

AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN RÜYADA YORUMLAMASI

       

NOT: Rüyayı 28.09.2020’de görmüştüm ama hatırlayamıyordum. 26.10.2020’de Aziz Erbakan Hocamız tekrar rüyama teşrif buyurdular ve tekrar hatırlattılar.

       

FATMA BETÜL ERİŞKİN'İN RÜYASI - İSTANBUL - 26.10.2020

Rüyamda: Aziz Erbakan Hocamızın Makam-ı Şeriflerinde oluyorum. Uzun uzun dua edip Yasin-i Şerif okuyorum. Sonra gözlerimi kapatıp Erbakan Hocamızın yanımda olup olmadıklarını hissetmeye çalışıyorum.  Gözlerim doluyor, burnumun direkleri sızlıyor; içimi sonsuz bir huzur kaplıyor. Gözlerimi açıyorum, Erbakan Hocamızın Makamı Şeriflerinin hemen önündeki bankta oturduklarını görüyorum. Erbakan Hocamız grip olmuşlar; mübarek burunları kızarmış, mübarek gözleri ıslak ıslak olmuş, renkleri hafiften solmuş, biraz da halsiz görünüyorlardı. 

Erbakan Hocamız: “Hoş geldin, söyle bakalım, eşin veya çocukların böyle hasta oldukları zaman onlarla nasıl ilgileniyorsun?  Onlara ne yedirip ne içiriyorsun?  Bizim de biraz bakıma ihtiyacımız var galiba, ne dersin?” buyurdular. Ben: “Aziz Hocam, Size hemen zencefilli bir çorba yapayım, sonra da limonlu, zencefilli, ballı bir çay yapayım. Bunları içip biraz da istirahat ederseniz hiçbir şeyiniz kalmaz Allah'ın izniyle!” dedim. Makam-ı Şeriflerinden aşağıya doğru bir kapı aralandı. Hemen o kapıdan aşağıya indim. Önce yastık ve iki tane battaniye alıp yukarıya çıktım ve banklara bir yatak hazırladım.  Erbakan Hocamızı o yatağa yatırıp üzerlerini örttüm. Sonra yeniden Makam-ı Şerif'in içine girip tavuk suyuna zencefilli çorba ve zencefilli çay yaptım.  Bu esnada akşam olmuş, hava kararmıştı. Önce çorbayı sonra da çayı Erbakan Hocamıza içirdim. Boncuk boncuk terlemeye başladılar. Sonra mübarek gözleri açıldı ve daha sağlıklı bir şekilde bakmaya başladılar.  Erbakan Hocamız: “Kişinin şifasını araması, hayatını koruması ve kendine zarar verecek şeylerden -abartmamak kaydı ile- korunması ve yine kendisine zarar verecek şeylerden uzak durması farzdır. Anlat bakalım; kardeşlerimiz nasıllar, neler yapıyorlar? İstikamet, ibadet ve hizmet yolunda canla-başla koşturuyorlar mı?” buyurdular. Ben: “Kardeşlerimiz iyiler Aziz Hocam, çok şükür. Henüz bir araya gelemiyoruz. Kardeşlerimizin içinden virüse yakalanıp ayaküstü veya evde tedavi ile iyileşenler oldu. Onun dışında geçmez derdi olan, hizmet ve istikametten kopan olmadı. Rabbimiz ayaklarımızı dava çizgisinden, kalbimizi de Kalbinizin ritminden ayırmasın inşallah!” dedim. Erbakan Hocamız: “Âmin, âmin!  Ahmet'in en son ödev verdiği şiiri okudun mu?” buyurdular.  Ben: “Okudum Aziz Hocam. Yine muhteşem tespitler, hayatımıza yön verecek izahlarla dolu bir şiir olmuş elhamdülillah!” dedim.  Erbakan Hocamız: “Gerçekten öyle olmuş. Yine koca bir kitap, hayat kaynağı, dünyanın sıkıp bunalttığı ruhlara bir nefes olmuş, elhamdülillah! Şimdi sana o şiiri okumamı ister misin?” buyurdular. Ben: “Şeref duyarım Aziz Hocam” dedim. Erbakan Hocamız Ahmet Hocamızın “BAĞIMLILIK ESARETTİR, BIRAKABİLMEKSE ÖZGÜRLÜK! isimli şiirlerini Euzu Besmele çekerek okumaya başladılar. Ama okurken mimikleri, mübarek gözleri ve elleri, şiirin her satırını, hatta her harfini yorumluyor ve yaşıyordu adeta. Ayrıca, şiir sanki Kendilerine aitmiş gibi, her harfi, her satırı, her noktası ve her virgülüne hâkimdiler. Bazen gülümsediler, bazen hüzünlendiler; her bir duyguyu olması gerektiği şekilde yaşayarak, yumuşak ve eğitici bir ses tonuyla okudular.

Erbakan Hocamız: “Esaret nedir, özgürlük nedir? anlatayım... Allah’a esir olan ruh özgürdür. Özgür bir ruha sahip olan insan ise, dünyayı ve ahireti cennet gibi yaşar ki cennet hayatına dünyada hazırlanır.

Özgürlük; maddeden, yani dünya hayatına ait olan şeylerden kurtulmaktır. Eğer sen maddi bağımlılıklarını öldürürsen, hakikatin sırları sana açılır. Seni sonsuz olan hayata, sonsuz özgürlüğe ulaştırır. Unutma, özgürlüğün tanımını bilmeyen kişi özgür olmayı da hak etmekten uzaktır... Tanımını bilmediği bir duyguyu asla yaşayamayacaktır!..

İnsan aslında yaratılışında özgürdür, hürdür. Tercih etmesi için önüne iki yol koyulur. “İyi-kötü, faydalı-zararlı, doğru-yanlış” yolları koyulur. “Hocam, bunlar kafamı karıştırdı. Bunları tek bir başlıkta toparlasak olmaz mı?” diyecek olursan; olur tabi ki. Tek başlıkta toparlanacak olursa; Hak-Bâtıl mücadelesi olur. Sen Hak veya Bâtıldan birisini seçmekte özgürsün, bu doğrudur. Ama bu yollardan birisini seçtikten sonra hangi yolu seçmiş ve benimsemişsen, o yolun tüm kurallarına esirsin. Özgürlük, yol ayrımına kadardır. Eğer Hakkı seçersen, sonsuz özgürlüğe giden yolda, Rabbinin yüklediği sorumluluklara, yine Rabbinden gelecek olan yardım ve kolaylıkla göğüs gerer ve yine Rabbinin yardımı ile başarırsın.

“Hocam, madem yol ayrımına kadar özgürüz, o zaman ben hiçbir tarafı seçmesem? Ne Hakka taraf olayım, ne de Bâtıla bulaşayım” dersen, öyle yağma yok! Tarafını belirlemeyen kişi zaten Bâtılın safına yazılır. Hakka gayret göstermeyen kişi, Bâtılın galibiyeti için -bizzat ona çalışmadan da olsa- iş görüyor sayılır. Sen Hak yolda çalışmaz, Hak hâkim olsun diye çaba göstermezsen, Bâtılın hâkim olduğu süre boyunca Bâtıla hizmet etmiş olursun.

Belediye seçimlerine hazırlandığımız bir dönemde, seçimi kaybettiğimiz bir ilçede, Milli Görüş'ün yani Hakkın temsilcisi olan adayımızla birlikte o ilçeye gittik. İlçedekiler bizi saygıyla karşıladılar. Yeni seçilen Başkana dönüp kendisine dedik ki: “Şimdi, hizmete başlamadan önce, bizim adayımızı bir tebrik edin!” Diğer partinin seçimi kazanmış olan adayı şaşırmış bir halde: “Aman Hocam, bu ilçedeki seçimi Sizin adayınız kazanmadı ki, neden tebrik edeyim?” dedi. Kendisine aynen şu cümleyi kurduk: “Tebrik ediniz, çünkü bizim adayımız Hakkın galibiyeti için yeteri kadar çalışıp gayret etmediği için siz, yani Bâtıl kazandı, bu nedenle o tebriki hak etti!” Ne anlatıyoruz Biz, anlıyor musunuz? Bâtıl için çalışmak insanı cehenneme sürüklediği gibi, Hak için çalışmamak da, Bâtıla dolaylı yoldan hizmet sayıldığı için insanı yine cehenneme sürükler. Bâtılın tarafını seçersen; hayatının yolunda gittiğini zannederken, işin-gücün yolunda gidiyormuş gibi zannederken, eşin-dostun sana samimi, candan davranıyormuş gibi zannederken, sağlık ve sıhhatin yerindeymiş, yani dünya sanki senin cennetinmiş gibi zannederken, bir de bakarsın ki tepetaklak olmuşsun.  Eşin-dostun, evladı iyalin, malın-mülkün, yani her şeyin bir anda tepetaklak oluvermiş… Belki de her şey hâlâ elinde, ama senin özün, tadın, huzurun elinden alınmış!.. Nasıl alınmış?  Kalpler ancak Allah'ı anmakla, ancak Allah için çarpmakla huzur bulur!  Sen Hakkı yani Allah'ı değil de Bâtılı seçersen, Allah da sana Bâtılın, yani dünya ve ahirette yanmanın, hüsranın, cehennemin kapılarını sonuna kadar açar, tüm bunların yollarını sana kolaylaştırır! Sonra koşa koşa cehenneme gidersin!

Eğer kişi imtihanda olduğunu bilmez, bu imtihanı kazanmak için, zaman zaman yanlışlar, hatalar yapsa da, tekrar çaba gösterip gayreti gaye edinmezse, şeytanın filminde figüran olur!  Zira Allah'a, Allah'ın davasına; samimi gayret sarf eden ve kendisini Din ve dava yolunda ispat eden aktörler lazımdır! Allah'a, Kendisini samimiyetle seven kişi lazımdır! Ve kişi, işte bu sevginin oranı kadar tutsak ve Allah için vazgeçtiği her şey ve herkes kadar da özgürdür!

Bağımlılık nedir? Kullanılan veya alınan bir şeyin üzerindeki denetim yoksunluğudur! Bağımlılık denince, sadece alkol, sigara, madde akla gelir. Oysa bağımlılık, bilinenin aksine; hemen hemen her şeyde gelişebilir. Kişi bir şeye bağlı olduğu vakit, o konuda kontrolünü kaybeder. Şimdi desem ki: “Herkes burada kendi bağımlılığını bulsun, tespit etsin ve özgür olma yollarını arayıp bulsun ve Allah'a esaretle, Dine, davaya ve Gayretullaha esarete ve özgürlüğe kavuşsun! Şimdi rüyayı okuyan herkes, kendini bırakıp etrafındakilerin, kendisi dışındaki herkesin bağımlılıklarını tespit edecek, hatta kendi aklınca tavsiyeler vererek tedavi yollarını gösterecek; ama kendisini yine aklayacak! Bak, uzun süre sustuk, uzun süre tavsiye ve çözüm önerileri sunmadık. Birçoğu eşine, çocuğuna, işine, evine aldığı veya hayalini kurduğu bir eşyaya, okuluna, güzelliğine, eşarbına, çorabına, arabasına… Vesaire bağımlı oldu, kabul etmediği bir muhabbetle esir oldu. Ferasetini yitirdi, hidayeti karardı; Din ve davada dirayeti kalmadı! Hidayeti kararan bir insan ne yapar? Tabii ki nefsine kul-köle olur! Ve asla güvenilmemesi gereken nefis, kişinin her yumuşayıp gevşemesinde, ipleri her eline geçirişinde, kendilerini biraz daha çıkmaza, biraz daha cehennemin ışıklı, süslü yollarına sokar! Sonra bir de bakarsın ki, güle oynaya gittiği o yol kendisini yanlışın en dibine; Bâtıla, Siyonizm’e, şeytana ve nihayetinde cehennemin karanlık dehlizlerine sokuvermiş! Kimden bahsediyorum? Kendi kardeşlerimizden bahsediyorum! Allah muhafaza buyursun; bu uyarıları kendisi dışında herkese uyarlayan, kendini ve kendi nefsini her zaman -uyarı ve talimatları üzerine almayarak- kurtulmuş olanlardan sayan kişiler; bunlar “kardeşlerimiz” dediğimiz kişiler dahi olsalar, kaybetmeye mahkûmdurlar! Çünkü kurtulmuşlardan gördüğü nefsine tutsak olmuşlardır! Zira en büyük tutsaklık; nefsine ve nefsin tüm isteklerine esir olmaktır! Heva ve heveslerine yenik düşen kişi, kendi elleriyle zindana giren kişi gibidir! Zira ruhunu, nefsin zindanına kendi rızasıyla hapsetmiştir. Biz uyarılarımızla kısaca diyoruz ki; “Seni Yaratan seni hür yaratmışken, sakın kendini nefis hapishanesine tıkma!” 

Özgür olan ruh; Hak yolunda durmadan çalışan ve davası uğrunda önüne çıkan engellere aldırmayandır. Ey, çilesini çekmediği davanın ganimeti peşinde koşan kardeşlerim... Size ne diyeyim, nasıl diyeyim?

Düşün, Allah seni neden yarattı? Sonunda yine Allah'ın huzuruna varacaksın. Eşref-i Mahlûkat olarak yaratılmışsın. Tüm insanlığın kurtuluşu, tüm insanlığın maddi-manevi refahı, mutluluğu senin üzerine görev olarak yüklenmiş! Öyle ise gafil yatıp gevşeyemezsin… Boş veremezsin... Boşa vakit geçiremezsin... Zira vakit sermayen, kaynar suyun içine atılmış bir buz misali erimektedir. Kılı kırk değil, bin yaracaksın. Meselenin farkında olacaksın. Çözüm bulacak, çözüm olacak; önce kendini, sonra tüm Milli Çözümcü kardeşlerini, sonra tüm Milli Görüşçü kardeşlerini, sonra tüm inananları, sonra da tüm insanlığı gerçek özgürlüğe, yani Hakka teslimiyete ve Adil Düzen’e ulaştıracaksın! Kur'an-ı Kerim sana rehber, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam Hazretlerinin mübarek hayatları sana önder, dedelerin; tarihe mâl olmuş, çağlar kapatıp çağlar açmış, tırnakları ile kazıya kazıya yeryüzüne Hakkı, İslam’ı, Rahman’ın hükümlerini hâkim kılmış dedelerin, şanlı tarihin sana örnek. Aylarca at sırtında, kâfire göz açtırmamış, feleklerini şaşırtmış; küffarı tarihin çöplüğüne gömmüş dedelerin… Üst üste 4 saat uyku uyumamış Hocan sana örnek! Buna rağmen; “oku” deriz okumaz, “yaz” deriz yazmaz, “sev” deriz sevmez, “ver” deriz vermez, “var” deriz varmaz, “gel” deriz gelmez, “git” deriz gitmez… Ne yapacağız Biz seninle? Ey bu soruyu okuyan; sana diyorum! Soruyu ve sorumluluğu üzerine alınabildin mi acaba? Bir çıkış yolu arama zamanın gelmedi mi hâlâ? Yeter artık, sağdan soldan, boş beleş sevdalardan gönlünü ayır; kurtuluş oradadır, özgürlük oradadır!

Özgürlük; maddeden, dünya hayatına ait tüm değerlerden ruhen kurtulmaktır. Maddi heveslerini öldürürsen, hakikat sırları seni başının üzerine çıkarır! Senin kaybın; kim olduğunu, ne için yaratıldığını ve ne ile görevlendirildiğini bilmemendir! Kim olduğunu öğrenip sorumluluğunu kuşandığın gün özgür olacaksın! Ve unutma, vicdanını temizlemeden özgür olamazsın! Çünkü vicdanı temiz olan insan Hak adına bakar, Hak adına koşar, Hak adına yaşar! Hakkı sever, sevdiği kadar da Hak'ta tutsak olur, Hak'tan gayrısından kalben vazgeçer! Vazgeçebildiği gün, vazgeçebildiği kadar özgür olur! Artık o, tüm dünyaya kafa tutar. Dünyayı değiştirir. Çağ kapatıp, yeni bir çağ açar! Yeni Bir Dünya, Yaşanabilir Bir Dünya kurar! Artık ona dünya da cennettir, ukba da!

Oh, bak, (Ahmet’in yazdığı) bir şiir Bizi nerelere getirdi! İşte dünyaya meydan okumak böyle olur!..” buyurdular, gülümsediler ve: “O’nu tanıdığımız güne şükürler olsun, dünyamız, ukbamız, gecemiz, gündüzümüz, nefesimiz bir olsun!” buyurdular. O esnada uyandım.

     

Te’vili:

Cenab-ı Hak Zülcelal Hazretleri, bizleri “O’nu tanıdığımız güne şükürler olsun!” iltifatına layık buyursun ve bu hikmetli uyarılardan ders alıp gerçek özgürlüğe ulaşanlardan eylesin! Âmin! Âmin! Âmin!

       

       

BAĞIMLILIK ESARETTİR,

BIRAKABİLMEKSE ÖZGÜRLÜK

     

İmtihan kazanmak için, gayen kadar gayret lazım

Hak yolunda aktör gerek, olma şeytan filme figür…

Şu muhteşem kâinata, hayran olup hayret lazım

Nefsi dürtünü zayıflat, vicdan iraden ise gür

Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…

        

Kimi içki sigaraya, kimi pornoya bağımlı

Kimi kumara kadına, müzik zurnaya bağımlı

Gelen suyu musluk keser, akan kurnaya1 bağımlı

Ya nefsini dizginlersin, ya da olur sana çöğür2

Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…

         

Sevdiğine bağımlısın, her muhabbet esarettir

Allah için seviyorsan; Kur’an ölçü, ferasettir

Nefsini düşman bilerek, cephe açmak cesarettir

Nefse asla güven olmaz, çünkü nefis azgın öğür3

Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…

       

Kimi şöhretin peşinde, kimi şehvetin esiri

Kimi arsa kasa masa, para servetin esiri

Kimi haset hıyanetin, kin ve nefretin esiri

Neye yarar sinir öfke, hep çevrene bağır böğür4

Bağımlılık kadar tutsak, bıraktığın kadar özgür…

       

Geçmişten ders alır isen, geleceğin mir’at5 olur

Art niyetten geçmez isen, akıbetin berbat olur

Sabru sebat eyleyenler, dağı delen Ferhat olur

Dikkatle tarihte yürü, ibret ve hikmetle iz sür

Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…

       

Niçin yarattı Hak seni, hem nereye varacaksın

Çün eşrefi mahlukatsın, sen kılı kırk yaracaksın

Rabbe halife olmazsan, halkı nasıl saracaksın

Çıkar İblis gözlüğünü; artık şaşı bakma, düz gör

Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…

       

İşlediğin kötülükler, Hak yolunda önün tıkar

Aklı olan gözyaşıyla, daim günah kirin yıkar

En kıymetli sermayemiz, ömür hızla elden çıkar

Bil huzur kanaattedir, her nimete eyle şükür

Sevdiğin kadar tutsaksın, vazgeçtiğin kadar özgür…

  

Yalnız Hakka gönül ver ki, O’na güven hürriyettir

İmandan ahlâktan uzak, tehlikeli zürriyettir

Halklar Hak’ta halkalansın, işte bu cumhuriyettir

Ya erdemli tedbirli ol, ya korona olup öksür

Bağlılık kadar tutsaksın, bıraktığın kadar özgür…

     

1- Kurna: Çeşme ve hamamlarda su dolan mermer çanak.

2- Çöğür: Sert ve iri diken.

3- Öğür: Çiftleşme mevsimi gelen kızgın sığırlar.

4- Böğürmek: İnek ve deve bağırması.

5- Mir’at: Ayna.

Makale Paylaşım Sayısı: 264

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR