Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1036
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta11564
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay109479
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16747454

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182738

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

GAZZE TUZAĞI GERİ TEPİYOR VE İSRAİL İÇ SAVAŞA DOĞRU GİDİYOR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

Ahmet Akgül Hocamız, 6 ay önce Şaron'un Gazze'den çekilme senaryosunun "stratejik bir geri adım" olacağını ve sözde barış sürecini donduracağını hatırlatmıştı.[1]

Şu günlerde İsrail'de herkes yeni bir savaştan bahsediyor. En çok izlenen televizyon kanallarından biri konuyu, ayrıntılı şekilde ele alıp dizi programlar halinde izleyicilerine sunmuş. Bahsedilen muhtemel savaş, Filistin ya da Araplarla ilgili yeni bir savaş değil, ya da İran kaynaklı nükleer bir tehdit değil, Filistin'de yaşanan kanlı çatışmalardan da bahsedilmiyor. Yakında gelecek olan iç savaştan bahsediliyor.



[1] Bak: Dünya dönüşüme Hazırlanıyor Sh: 257

 

Bu ne İsrail medyansın şişirilmiş duyarlılıktan ne de Şaron'un abartılı politikasının iddialarından biri ya da yerleşimciler tarafından ortaya atılan yeni bir tehdit girişimi söylentileri hiç değil. Daha birkaç ay öncesi hiç ihtimal verilmeyen bu söylentiler şimdilerde, birden bire ciddiye alınan en önemli gündem maddesi olarak ciddi şekilde tartışılır oldu. Ufukta Bas bayağı gerçek bir İsrail iç savaşı görünüyor.

 İsrail Meclisi Knesset'te ve kabine toplantılarından tartışılan, müzakere edilen sözler, televizyon talk şov programlarına, gazete ve editör sayfalarına taşınarak en önemli gündem konusu olarak işleniyor. Genel Kurmay Başkanlığı açık bir ifade ile ordunun bölünebileceği uyarısında bulunurken bakanlardan biri ‘İsrail için böyle bir ciddi tehdidin mevcut olduğu' ifadesine yer verdi. Adı açıklanmayan diğer bir bakanlık yetkilisi de İspanya'daki iç savaş örneğini vererek endişelerini dile getiriyor.

İsrail İç Güvenlik birimi Şin Bet, Bütün bu olasılıklara karşın harekete geçerek çok sessiz ve derinden tedbirler almaya başladı bile. Hapihane müdürlüklerine olası toplu tutuklamalara karşı hazırlıklı olma konusunda daha geniş imkanlı servisler için emir ve uyarılarda bulunurken, ordu liderleri de muhtemel bir duruma karşı asker sayısını artırıp, 10 bin kişilik bir yedek ordu kuvveti oluşturmayı planlıyor. Evet... Gerçekten de önemli bir tehdit bu.. Bir anlamda mevcut ortama bakıldığında şu andan itibaren korkulan akibetin süreci başlamış gibi görünüyor ve cereyan eden olaylardan, İsrail'i her hangi bir vatandaş bile er ya da geç olması beklenen sivil savaşın sezgilerini artık algılayabiliyor.

Zira iç savaşın tohumları daha, ilk yerleşim merkezi, işgal altındaki bölgelere konduğu zaman atılmıştı. Ki o tarihlerde Knesset meclisinde başbakana uyarılarda bulundum. Ve kendisine "Siz bir mayın döşüyorsunuz ve günün birinde bunları sökmek zorunda kalacaksınız. Eski bir asker olarak sizi uyarmama izin verin. Çünkü dünyanın en tatsız biri mayın sökmektir. Mayın konması en kolay ancak sökülmesi ise en berbat iştir" dedim. O tarihten bu yana yüzlerce mayın döşendi. Bu mayın tarlaları şimdi, şu anda bile genişletiliyor. Ve radikal kaçıklar tarafından bu iş ilerletildi, genişletildi. "Bizim amacımız Allah'ın bize vaat ettiği bu (Arz-ı Mev'ud) topraklardan Arapları sürmektir" şeklindeki amaçlarını da aleni bir şekilde söylediler.

Hiçbir zaman da söylemekten kaçınmadılar. Yani tamamen, dini sapkınlardan bahs ediyorum. Ve bunlardan biri bir süre önce televizyon ekranlarına çıkarak "Vaat edilen topraklar, sadece İngiliz mandası altında bulunan Filistin toprakları ile sınırlı değildir. Filistin ile birlikte Ürdün, Lübnan, Suriye ve Sina Yarımadası'nın kapsamına giren topraklara kadar uzar. Yani Allah'ın vaat ettiği sadece işgal altındaki toprakların bize ait olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz" şeklinde beyanatların yanı sıra bir başkası da Tevrat'tan alıntılar yaparak "Biz buraya sadece bize miras kalan ülkeyi değil aynı zamanda ötekileri de bu mirastan kovmak için buradayız."

Gush Şalom, (Barış) hareketini de söylemişti. Barış girişimcisi gruplar bunu desteklediler. İşçi partisi de "Bu plan iyidir, kendi planımızdır... Ve artık Şaron hükümetini desteklemek görevimizdir" şeklinde beyanatlarla böbürlenip kendine mal edip planı desteklediler. Bunun, planın tam tersi gizli bir amaç için yapıldığını söyleyen ve plana karşı çıkanlardan biriydim. Bu salında sağcı bir plandır ve Batı Şeria'nın büyük bir kısmını ilhak etmeye ve barış sürecini tamamen gömmeye, aynı zamanda hem İsrail'i hem de dünya kamuoyu ve medyayı da aldatmaya yönelik bir plandır."

Geri Çekilme Planı Barış Sürecini Dondurmaktır

Bütün bunları nereden biliyorsun diye sorarsanız çünkü Şaron'u tanıyorum ve onu 50 yıldır takip ediyorum, hakkında üç büyük biyografik makale yazdım. Ne düşündüğünü ve nasıl çalıştığını biliyorum. Buda yeterli bir dayanaktır. Bütün bunları sadece ben söylemiyorum. Mesela; Dove Waizglas bu söylediğim her şeyi doğruladı. Kendisi, Haaretz'e verdiği bir demeçte "Bu tek taraflı geri çekilme planının, aslında barış sürecini dondurmak olduğunu" açıkça söyleyerek asıl amacın, görüşmeleri bloke etmek ve Filistinlileri daha on yıllarca bu donmuş süreç içinde alıkoymak olduğunu ve Batı Şeria'nın kaderi hakkında herhangi bir tartışmayı önlemek olduğunu belirtti Waizglas aynı zamanda da "İsrailli yerleşimcileri bir şekilde uzatıp Filistin'de gelecekte muhtemel bir Filistin devletini kurulması önünde en büyük engel olarak görmek istediğini" söyledi.

Beni doğrulayan Dove Waizglas, alelade biri değil. Şaron'un çok yakın arkadaşı ve hukuk danışmanı. Ve Şaron üzerinde en çok etkin isim. Yani Şaron'un kümesindeki tilki, işte bu isimdir. Ve Haaretz'e verdiği bu son açık sözlü demeç, nihai kelimedir. Şu andaki Barış (Şalom) hareketi içindeki safları olduğu gibi, o kadar da saf olmayan Şimon Peres gibi işçi partilileri de tamamen açığa çıkartmıştır ama George Bush'u ve diğer dünya liderlerini bunu ciddi bir barış planı olarak önümüze sunan bu yalana, zavallı Collin Powell'i da ekleyerek tarihi bir şey gibi nitelemişti, hepsini perişan etmişti.

İletişim kurabildiğimiz Yahudi yerleşimcilerin bir bölümü aslında o kadar da fanatik değillerdi. Oraya yerleşmelerinin nedeni, son derece pahalı olan lüks villaların, yönetim tarafından kendilerine hediye edilmesi ve konforlu bir yaşam tarzının cazibesine kapılmaları idi. Hükümet tarafından hazırlanan bu lüks yerler hazırlanıp start verildiğinde yerleşimciler buraya gelip taşınacaklardı.

Ayrıca, İsrail'in acayipliklerle dolu demokrasi anlayışına baktığımızda, hiç kimse İsrail ordusu askerlerine karşı ellerlini havaya kaldırmaz. Knesset meclisi ve hükümeti yerleşimcileri tahliye kararı aldığında bu duruma riayet edeceklerdir. Belki 1982'de Batı Sina bölge tahliyesinde olduğu gibi, biraz hengameli patırtı ve sokak gösterileri olabilir, ancak genelde gün sonunda her şey normale dönecektir.

Savunma Bakanı Şimon Peres Filistin halkının bulunduğu Batı Şeria'nın  Kedumim bölgesindeki ilk yerleşim hareketi fikrini kafasına soktuğu günden beri yerleşimciler tepelerin aralarında birer mantar gibi bitiverdiler. Her bir yerleşimci, Filistin topraklarını ve akan su yataklarını yavaş yavaş gasp ederken, kesip talan ettikleri köy yollarının yerine yaptıkları yeni yollar ile Filistinlileri ablukaya aldılar. Bu tehlikenin farkına vardığımızda ise çok az bir bölüm yerleşimcilerden destek görmüştü. Gerçi bu fanatik yerleşimciler kendilerine yönelik bölgeyi boşaltma girişimine karşılık direnç göstereceklerdir, fakat fazla bir problem olmayacaktır. Çünkü İsrailli vatandaşların büyük çoğunluğu onları çılgın birer tarikat mensubu olarak gördüklerinden yerleşimcilere nefret besliyorlardı.

Bu pek tabi tehlikeli bir saplantı gibi görülebilir. Fakat bir Karl Marx'ı gözlemlediğimizde, insanların bilinçlerinin, üst mevkiler tarafından belirlendiğini fark ederiz. İşçi Partisi hükümeti tarafından yönlendirilen Batı Şeria ve Gazze'deki başarılı üyeleri, şimdi eski faşist haham Meir Kahane'nin en sadık yandaşları olarak anılmaktadır.

Yerleşimciler ve onların İsrail'deki Yeşivot öğrencileriyle beraber şimdi yarım milyon insan, güçlü bir Hıristiyan teşkilatı haline gelebilirlerdi. Ve şu anda yerleşimciler bu tehdidi sadece bir şantaj ve caydırma aracı olarak kullanıyorlar ama herhangi bir şekilde fiiliyata geçtiğinde, yerleşimcilerin bu topraklardan çıkmaması durumunda da "büyük ayaklanma" diye adlandırdıkları şey ortaya çıkacak. Bu da an meselesidir artık. Yani fikir çatışmasından, iç savaşa...

Şaron'un Gazze Makyajı

Yahudi devleti 3.6 milyon Filistinliye vatandaşlık veremeyeceğinden(!) öte yandan da ilelebed işgalci görünmeye güç yetiremeyeceğinden hareketle geliştirdi Şaron planını. Bush ‘yaşayabilir bir Filistin devleti' derken, Şaron'un bu planına onay verdi. Gazze'den çekilme bir göz boyamadan ibaret.

İsrail devleti bugün yarın Gazze Şeridi'ndeki 21 Yahudi yerleşimindeki yaklaşık 8-9 bin yerleşimciyi tahliye edip 38 yıllık işgaline son verecek ya, herkes pek memnun. Pek yakında 45 km. uzunluğa, 6-10 km. genişliğindeki Gazze, 1.3 milyon yoksul Filistinliye kalacak. İsrail'in 250 bin yerleşimcinin yaşadığı Batı Şeria'daki dört yerleşimi de tahliye edeceğini zikretmek dahi anlamsız, çünkü ana yerleşim blokları yerli yerinde kalacak. Eh olsun, uluslararası toplum, Şaron yönetimini alkışlıyor. En vahimi de zannediliyor ki, bu adımla İsrail-Filistin çatışması sona erecek, ABD Başkanı Bush'un sözünü ettiği ‘yaşayabilir Filistin devleti'nin kurulmasının yolu açılacak...

Keşke öyle olsa! Ama kazın ayağı hiç böyle değil. Çünkü İsrail-Filistin çatışmasını analiz ederken yapılabilecek en vahim hata, siyonizmin zihniyetini kavramaksızın, Filistinlilerin kendilerine ait bir devlete sahip olabileceklerini zannetmek olur. İsrail hükümetleri yıllardır işgal topraklarında yüzlerce yerleşim inşa edip, bunları otoyol ağlarıyla birbirine boşuna bağlamadı. Ya da Filistin topraklarına öylesine el koyup ‘güvenlik duvarı' inşa etmedi!

Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze'deki işgal toprakları bugün toplam toprakların yüzde 22'sine tekabül ediyor. Bu da İsrail 1967'de işgal ettiği tüm bölgeleri bıraksa da ülkenin yüzde 78'ini elde tutacağı anlamına geliyor...

Şaron, durduk yerde Gazze'den niye çekiliyor? Yanıt basit. Çünkü atsan atamayacağın, satsan satamayacağın Arap nüfusu varken ve İsrail'in yapıp ettikleri akıllara ‘apartheid' rejimini getirirken, bir çıkış yolu lazımdı. Yahudi devleti 3.6 milyon Filistinliye vatandaşlık veremeyeceğinden(!) öte yandan da ilelebed işgalci görünmeye can dayanmayacağından hareketle geliştirdi Şaron planını. Gazze'de İsrail devletine hiç faydası olmayan bir toprak parçasını bırakmakta beis görmedi. Karşılığında Kudüs'ü Batı Şeria'daki devasa Ma'aleh Adumim yerleşim blokuna bağlayan 3 bin 500 konutun inşasını içeren E-1 koridoru planını devreye soktu. ‘Büyük Kudüs' planının kilit unsuru. E-1 planıyla ‘yaşayabilir Filistin devleti' olasılığı sonsuza dek ortadan kalkıyor. Batı Şeria ikiye bölünerek, diğer Filistin bölgelerinden tecrit ediliyor, kantonlara ayrılıyor. Oh ne âlâ! Ve ilerde Şaron, Batı Şeria'da kalan Filistinlileri de miniminnacık Gazze'ye sürmezse şükretmek gerek![1]

İsrail'in sınırları mı çiziliyor?

İsrail daimi sınırlarını tek taraflı olarak çiziyor ve Filistin'i duvarların arkasına hapsetmeyi planlıyor.

Bu olay, iki devletli bir anlaşmadaki nihai bir yol olarak son fırsat ya da İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un tek taraflı olarak İsrail'in sınırlarını çizme ve sorunu kendi inisiyatifine alma çabası olarak görülmeye devam ediyor... Geri çekilme ve tahliye sürecinin sonunda Ariel Şaron, Gazze'den çıkacak, bu adım Batı Şeria'yı Judea ve Samaria olarak gören, Tanrı tarafından İsrail'e hediye olarak verildiğine inandıkları bu topraklardan çekilmeyi zorunlu olarak görmüyor... Şaron, kuzeybatı Şeria'daki dört küçük yerleşim yerini tahliye ediyor; ancak Bush yönetiminin şimdilerde terk edilemez olarak gördüğü daha büyük mevcut yerleşim bölgelerini ise birleştirmiş olacak (Ariel, Maale, Adumim ve diğerleri). Aynı zamanda, bütün dünyanın Filistin toprağı olarak kabul ettiği alana tecavüz ederek bir duvar da inşa etmiş olacak ve bu duvar, fiilî yeni sınır olacak ya da en azından bir ayırma hattı denilebilir. Filistinliler tarafından başkent olarak kabul edilen Güney Kudüs de bu duvarın içine dahil edilecek. Yani, 1949 ve 1967 yılları arasındaki sınırlara işaret eden "yeşil hat"ın ötesindeki toprağın yüzde 10'u bırakılacak...[2]

Çekilme stratejisi dersi

Amerikan birliklerinin Irak'tan ne zaman çekileceğine dair çelişkili haberler geliyor. Irak'taki Amerikan güçlerinin komutanı general George Casey, ABD'nin, Aralık'ta yapılması öngörülen seçimler anayasal bir Irak hükümeti oluşturduktan sonra, ‘hatırı sayılır miktarda' asker çekmeye başlama niyetinde olduğunu açıkladı. Bazı kaynaklar bu miktarın 30 bin asker, yani Irak'taki ABD güçlerinin yaklaşık yüzde 22'si olduğunu belirtiyor. Bağdat'tan gelen bazı üst düzey açıklamalar da, çekilmenin başlangıcının gelecek yaza kadar ertelenebileceğini ima ediyor. Zamanlama ne olursa olsun, süreç Irak'taki güvenlik durumundaki ve Irak güçlerinin eğitimindeki ilerlemelere bağlı.

Bu nedenle çekilme stratejisini şöyle bir gözden geçirmek yerinde olur. Cephe hatları olmayan bir savaşta çekilme düşman için başarı veya stratejik bir kararı mı ifade ediyor? Düşman saldırılarındaki yıpranma veya güçlerini muhafaza etme stratejisine dayalı bir azalma, Amerika'yı geri çekilmeye teşvik edebilir mi? Veya 1968'de Vietnam'daki Tet Taarruzu'nun hemen sonrasındaki aşamaya (bu taarruz yaygın şekilde ABD için geçici bir başarısızlık olarak algılanmıştı, fakat sonradan Hangisi için muazzam bir yenilgi olduğu anlaşıldı) benzer bir durumda mıyız?.. Irak'ta anayasal araçlarla gerçek bir ulus ortaya çıkabilir mi? Bu sorunun cevabını şu belirleyecek: Irak reformdan geçirilmiş Ortadoğu için bir yön tabelası mı, yoksa daha geniş çaplı bir çatışmanın odağı mı olacak. Bu nedenlerle bir geri çekilme takvimine, Irak'ın geleceği için uluslararası bir çerçeveyi davet eden siyasi bir inisiyatif eşlik etmelidir.[3]

Farklı bir bakış açısıyla:

Filistin direnişi işgal altındaki tüm topraklar kurtulana kadar sürecek, İsrail'i geri adım atmaya İntifada zorladı...

İşgal ettiği günden bu yana, Filistin halkını çoluk çocuk demeden katleden Siyonist İsrail yönetimi, şanlı Filistin direnişi karşısında bir kez daha geri adım atmak zorunda kaldı.

Siyonist Yahudiler Şaşkın!..

İşgalci Yahudi yerleşimcilerin Gazze'den çekilmesiyle, Filistin Direnişi bir mevzi daha kazandı. İşgalci İsrail yerleşimcileri, Gazze Şeridi'ni yakın bir zamanda tamamen boşaltacak. Gazze Şeridi'ndeki 21 Yahudi yerleşkesinde yaşayan işgalciler, Salı gece yarısına kadar eşyalarını toplamak zorunda. İşgalciler, 48 saat sonunda gerekirse yaklaşık 40 bin asker tarafından zorla otobüslere doldurularak bölgeden uzaklaştırılacak.

Kudüs Başkent olana kadar!

Filistinlilerin meşru direnişine karşı sergilediği katliamlarla, dünya kamuoyunda oluşan ‘Terörist Devlet' imajını silmek isteyen İsrail Başbakanı Ariel Şaron, bir mevzi daha kaybetmiş oldu. Filistinliler büyük bir başarı olarak nitelendirdikleri geri çekilmeyi kutladı. Yıllardır İşgalci İsrail'e karşı kanıyla, canıyla topyekûn direniş gösteren Filistin Halkı, Kudüs Başkent olana kadar ‘Mücadele' sözü verdi.

 İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki işgaline son vererek çekilmesi Gazze'de kutlanmaya başladı. Yüzlerce İslami Cihad yanlısı, İsrail'in Gazze'den çekilmesini havaya ateş açarak ve tatlı dağıtarak kutlamaya başladı. Gazze kentinin merkezinde toplanan ve aralarında silahlı grubun da bulunduğu yaklaşık 1,500 İslami Cihad yanlısı dua etti. Bir grup sözcüsü, "Bu, direnişimizin ve halkımızın fedakârlığının sonucu. Bu, halkımızın çektiği acının ve ıstırabın kazanımı. Halkımızın çektiği ıstırap boşuna değildi" diye konuştu.

Çekilme Başladı

İsrail, Yahudilerin Gazze Şeridi'ni terk etmelerini isteyerek, bölgedeki 38 yıllık işgale son veriyor(!). İsrail Başbakanı Ariel Şaron tarafından 2003 yılının sonlarında ortaya atılınca hararetli tartışmalara yol açan çekilme planı, uygulanmaya başlandı. Gazze Şeridi'ndeki 21 Yahudi yerleşkesinde yaşayan işgalciler, Salı gece yarısına kadar eşyalarını toplamak zorunda. İşgalciler, 48 saat sonunda gerekirse yaklaşık 40 bin asker tarafından zorla otobüslere doldurularak bölgeden uzaklaştırılacak. İşgalci askeri yetkililerin tahminlerine göre, Gazze Şeridi'nde yaşayan 8 bin kişiden birkaç yüzü şimdiden İsrail'e döndü.  Fakat başta Batı Şeria olmak üzere ülkenin değişik yerlerinden yaklaşık 5 bin radikal Yahudi, Gazze Şeridi'nde kalanlara destek vermeye gitti.

Gazze Şeridi'ndeki askeri altyapı tesisleri 6 hafta içinde sökülecek. Boşaltma işlemi ve işgalcilere ait evlerin yıkılmasından sonra, İsrail 45 kilometre uzunluğa, 6-10 kilometre genişliğe sahip Gazze Şeridi'ni, burada yaşayan 1,3 milyon yoksul Filistinliye devredecek.  İşgalci İsrail askerinin çekilmesi sırasında ve sonrasında bölgede asayişi 7500 Filistinli güvenlik mensubu sağlayacak. Filistinli güçler, boşaltılacak yerleşkelerin civarlarına konuşlanmaya başladı. Mısır da, bölgeye hafta ortasında 750 silahlı muhafız konuşlandıracak. Çekilme işlemi, İsrail'e 1,8 milyar dolara mal olacak. Her göçmen ailesine, iki yıllık kira yardımları hariç, 200 bin ila 400 bin dolar tazminat ödenecek.

Hâlâ işgal altında yerler var

İsrail'in geri çekilmesi büyük sevinç meydana getirirken, gözlemciler Şaron'un yeni bir plan üzerinde olabileceğini belirtiyorlar. Yetkililer, Batı Şeria'daki dört yerleşkenin de boşaltılmasını içeren operasyonun 4 hafta içinde tamamlanacağını tahmin ediyor. Fakat ana yerleşim bloklarının yerli yerinde kalacağından bahsediliyor. Gazze'den çekilen İsrail, Batı Şeria'daki 6 Yahudi yerleşim yerini de elinde tutmayı planlıyor. Savunma Bakanı Şaul Mofaz, İsrail'in nihai barış anlaşmasıyla 6 yerleşim yerinin kontrolünü elinde tutmak niyetinde olduğunu söyledi. İsrail ordu radyosuna konuşan Mofaz, Batı Şeria ve Ürdün vadisindeki yerleşim bloklarının İsrail'in kontrolünde kalacağını ifade etti.

İsrail'in en fazla çekindiği yerdi

İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesinin bazı nedenleri bulunuyor. Her şeyden önce burası, İsrail'in güvenliği açısından en fazla çekindiği, ekonomik ve demografik bakımdan da soruna sebep oluyor. Gazze planının İsrail'e başka bir getirisi de, buradaki askerlerin çekilmesi ve Batı Şeria'dakilerin yeniden konuşlandırılmasıyla, İsrail ordusunun insan gücü ve paradan tasarruf edecek olması.

Gazze'yi boşaltanlar evleri yıkıyor, ağaçları yakıyor: İşte İsrail...

İsrail askerleri ve polis gücü Gazze Şeridi'ndeki yerleşkeleri boşaltmayan Yahudileri zorla çıkarma operasyonunu başlattı.

İsrail askerleri ve polis gücü Yahudi yerleşimcilere evlerini terk etmeleri için tanınan sürenin dün gece dolması üzerine Gazze Şeridi'ndeki yerleşkeleri zorla boşaltma işlemine başladı. Görgü tanıkları sabah saatlerine yüzlerce asker ve polisin Gazze'deki yerleşkelerin en büyüğü olan Neve Dekalim de dahil dört yerleşkeye girdiğini açıkladı.

Polis Şefi Avi Zelba de operasyonda toplam 10 bin güvenlik gücünün görev alacağını belirtti. Yerleşimcilerin büyük bir bölümünün evlerini terk ettiğini, fakat Gazze dışından gelen yüzlerce aşırı sağcı eylemcinin direniş gösterdiğini bildiren Zelba, "Yerleşimcilere karşı çok hassas ve profesyonelce davranacağız, fakat burada kanunsuz olarak bulanan eylemcileri tutuklayacağız." şeklinde konuştu.

İsrail, Gazze'deki 21 yerleşkenin tamamından ve Batı Şeria'daki 4 yerleşkeden çekilme kararı almıştı. Karardan yaklaşık 8 bin 500 Yahudi yerleşimci etkilenecek. İsrail bölgeden çekilirken evleri yıkıyor, ağaçları yakıyor!...

İsrail, Filistinlileri hapsediyor!

İsrail'in çekilme tamamlandıktan sonra Filistinlilerin 1 ay kadar Gazze'ye girmelerini engelleyeceği bildiriyor.

 Filistinlilerin Gazze'ye girmesini güvenlik nedeniyle 1 ay engelleyecek.

İsrail'in çekilme tamamlandıktan sonra Filistinlilerin 1 ay kadar Gazze'ye girmelerini engelleyeceği bildirildi. İsrail Savunma Bakanı Şaul Mofaz düzenlediği basın toplantısında, "çekilmeden sonra 1 ay süreyle Filistinlilerin Gazze'ye girmelerine izin vermeyeceğiz" derken bunun daha fazla güvenlik ve ekonomik-politik ilerleme sağlayacağını vurguladı.

İKÖ: Her şey göründüğü gibi güzel olmalı, bir oyun ve oyalama olmamalı.

İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Profesör Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, İsrail askerlerinin ve Yahudi yerleşimcilerin Gazze Şeridi'nden çekilmesinin Filistin halkının milli haklarını yeniden kazanmalarına imkan tanıyacak olumlu bir adım olduğunu açıkladı.

İKÖ Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi dolayısıyla yayınladığı mesajında; çekilmenin düzenli ve tüm Gazze Şeridi'ni kapsayacak şekilde olması gerektiğini belirterek, "Bu çekilme kara, deniz ve hava köprüsünü de içine alacak biçimde yapılmalıdır ve Filistinliler'in arazilerinin coğrafi bütünlüğü korunmalıdır" dedi. İsrail'in, Gazze'den sonra Batı Kudüs de dahil olmak üzere 1967'de işgal ettiği tüm topraklardan çekilmesi gerektiğini vurgulayan İhsanoğlu, "Bu hareket, Yahudi yerleşimcilerin tahliye edilmesini, Kudüs'teki ayırıcı duvarın ve Filistin arazilerindeki tüm bariyerlerin kaldırılmasını, İsrail'in Filistinliler üzerindeki tüm uygulamalarına son verilmesini de içermelidir. Tüm Filistinli mahkum ve tutuklular serbest bırakılmalıdır" diye konuştu.

Şaron'dan ‘direniş dursun' tehdidi

İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Gazze'den çekilmenin gerek kendisi gerekse millet için sancılı bir süreç olduğunu söyledi. Şaron, bununla birlikte çekilmenin İsrail'in geleceği açısından önemli olduğunu kaydetti.

Şimdi direnişçilerin üzerine gitmenin ve şiddeti durdurmanın Filistinlilerin elinde olduğu belirten Şaron, ''Dünya, Filistinlilerin cevabını bekliyor. Barışa uzatılan bir el ya da terör ateşi... Uzanan bir ele, biz de zeytin dalıyla karşılık vereceğiz, ancak ateşe şimdiye kadarki en büyük ateşle karşılık vereceğiz'' diye konuştu.

Şaron, ülkede, bölgede ve dünyada değişen gerçekliğin kendisinin de fikrini ve tutumunu değiştirmesine yol açtığını belirterek, Gazze'yi ebediyen ellerinde tutamayacaklarını, burada bir milyon Filistinlinin kalabalık mülteci kamplarında yoksulluk ve umutsuzluk yaşadığını ve her kuşakta nüfuslarının iki kat arttığını söylemiştir. Ama herkes biliyor ki bu acı tablo Siyonistlerin kendi eseridir..

İsrail Gazze'den neden çekildi?

İsrail ikinci kez işgal ettiği bir bölgeden çekiliyor. Hizbullah'a yenildi ve yenilmezlik efsanesini kaybetti. Gazze'de ise Hamas'ın direnişini ezemedi. İkisi de İsrail için ilkleri barındırıyor.

Neredeyse hepimizi ağlatacaklar! Ariel Şaron "yüreğinin yandığını" söylerken ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, "dramatik bir an" yaşandığını söylüyor. İsrailliler gözyaşı döküyor. Kendileriyle birlikte dünyanın da gözyaşı dökmesini istiyorlar. Dünya basınında dramatik sahnelere yer veriliyor.

Neden? 38 yıl önce işgal ettikleri Filistin topraklarından çekildikleri için. Neden? "Vaat edilmiş topraklar" dan bir adım geri attıkları için. Neden? Yağmaladıkları, gasp ettikleri, katliamlar sergiledikleri topraklardan uzaklaştıkları için. Her karışında katliamların, trajedilerin yaşandığı Filistin topraklarında kimin için gözyaşı dökülmeli?

Güney Lübnan'da direnemeyen ve ilk kez geri çekilmek zorunda kalan İsrail, ikinci kez işgal ettiği bir bölgeden çekiliyor. Hizbullah'a yenildi ve yenilmezlik efsanesini kaybetti. Gazze'de ise Hamas'ın direnişini ezemedi. İkisi de İsrail için ilkleri barındırıyor. Güney Lübnan'da yenilmezliğini kaybetti. Gazze'de ise, 1978'deki Camp David Anlaşması'ndan sonra ilk kez yerleşim birimlerini terk ediyor. Rus Kazakları'nın işlevine benzer biçimde vaat edilmiş topraklara yayılmak, sınırları genişletmek için Filistin halkına ait topraklara yerleştirilenler ilk kez çekiliyor. Gazze'deki 1,3 milyon Filistinlinin bağrına saplanan, silahlarla korunan 8 bin İsrailli nihayet gidiyor.

Gelelim İsrail'in çekilme nedenine ve çekilme sonrası hesaplarına...

1- İsrail Gazze'den barış adına çekilmiyor. Bu bir barış operasyonu değil. Şaron yönetimi, radikal Yahudilerin öfkesine Filistinlilerle barış yapmak için katlanmıyor.

2- Bu tam bir çekilme değil. Gazze'nın sınırları yine İsrail'in kontrolünde olacak. Hava ve deniz sahaları da. Filistinliler'in hareket özgürlüğü bile İsrail denetiminde olacak.

3- İsrail Batı Şeria'dan da çekilirse bunun barış adına yapıldığını söyleyeceğiz. Batı Şeria'daki 420 bin İsrailli yerleşimci çekildiği anda barış söz konusu edilebilir. Ama çekilmeyecek! Göstermelik olarak kıyıda/köşede kalmış dört küçük yerleşim birimi boşaltılacak sadece.

4- Daha kötüsü, Gazze'den çekilen İsrail, Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini daha da artıracak. Bütün yoğunluğunu, enerjisini Batı Şeria'ya yöneltecek. Bölgedeki İsrail ağırlığı daha da artacak.

5- Gazze'den çekilme ABD ile İsrail arasındaki anlaşmaya dayanıyor. ABD Başkanı George Bush'un sözünü ettiği Filistin devletinin Batı Şeria'da değil Gazze'de kurulacağı öne sürülüyor. Gazze'de bağımsız bir Filistin devleti kurulurken Batı Şeria'da İsrail'in ezici hakimiyeti söz konusu olacak. Yani, Filistin Devleti Gazze topraklarıyla sınırlı kalacak. Bu, ABD ve İsrail'in dünyaya oynadığı büyük bir oyun.

6- İsrail, güvenli sınırları önceliyor. Batı Şeria'nın bir bölümünü daha İsrail topraklarına katacak ve doğal bir sınır oluşturacak. Gözlemcilerin bu program sonrası de facto bir Filistin devletiyle de facto bir İsrail devletinin ortaya çıkacağına dair görüşleri dikkat çekici.

7- ABD-İsrail anlaşmasında Bush yönetiminin, 1967 öncesi siyasi haritaya dönülmeyeceği konusunda İsrail'e güvence verdiği belirtiliyor. Yani "çekilme oyunu"ndan sonra İsrail Batı Şeria'da elinde tuttuğu topraklarda meşru bir güç olarak tanınacak.

8- Batı Şeria'daki "duvar" inşaatının bu anlaşmaya göre yapıldığı, yerleşim birimlerinin bu yolla genişletildiği, Filistin'e artık bir karış toprak bile verilmeyeceği ve bölgenin büyük bölümünün İsrail egemenliğine bırakılacağı söyleniyor. Böylece İsrail için güvenli ve değişmez sınırlar oluşturulacak. Tabi Utanç Duvarı da meşrulaşacak.

9- 10 yıl içinde Ürdün'den Akdeniz'e kadar olan bölgedeki Arap nüfusu, 5,2 milyonluk Yahudi nüfusunu geçecek. Çekilme ve Batı Şeria'yı parçalara ayırma stratejisi aynı zamanda bu "demografik tehdidin" önüne geçmeyi amaçlıyor.

10- Şaron bu planı uygulayarak büyük oynuyor. İlk bakışta risk alıyor gibi görünse de, çok uzun vadeli bir plan uyguluyor. Adeta İsrail'i yeniden kuruyor. Bunları yaparken de dünyanın gözünde "barış adamı" sıfatını kazanmaya çalışıyor. ABD'nin gözünde şimdi bir numara. Bush onu "barış adamı" olarak nitelememiş miydi?

11- Gazze büyük oranda Hamas'ın kontrolünde bir bölge. Çekilmenin ABD destekli Mahmut Abbas yönetimiyle Hamas arasında ciddi bir iktidar çatışmasına zemin hazırlayacağı belirtilerek iç savaş senaryoları konuşuluyor. Hamas çok ciddi bir hedef haline getiriliyor. Kontrol edilemezse Hamas'a yönelik çok ciddi bir operasyon başlatılabilir. Tabi adı "terörle mücadele" olacak.

12- Çekilmenin bir de dışarıya, Ortadoğu'ya yönelik hedefleri var. İsrail Gazze gibi sorunlu bir bölgeden kontrollü olarak çekiliyor. Artık sadece Batı Şeria'da yoğunlaşmasını değil, Basra Körfezi'ne kadar etkinlik kurmasını izleyeceğiz. Irak işgaliyle ABD'nin korumasında bu ülkede etkinlik kuran İsrail, enerjisini Hizbullah, Lübnan ve Suriye'ye yönlendirecek. Çekilme bittikten sonra Şaron yönetiminin Suriye'ye yönelik tahrikleri nasıl artacak hep birlikte göreceğiz.

13- Şimon Peres'in; "Siyonizm toprakla kuruldu, nüfusla devam ediyor" sözü İsrail için yeni slogan. Artık toprak üzerinde değil, nüfus üzerinde savaşları göreceğiz.

14- Tüm bunların ötesinde Gazze'de çelik gibi bir Filistin iradesi vardı ve bu sonuçların bir kısmını belirledi. İsrail hangi stratejiyi uygularsa uygulasın, bir gün Filistin'in özgürlük tutkusu, o utanç Duvarı'nı da yerle bir edecektir.[4]

Siyonist projede sona doğru

Bu, gerçek bir sınavdır ve Siyonist tehlike Gazze'deki varlığı sona ermesine rağmen devam ediyor.

Yenilgiler ve felaketlerin ortasında siyasi başarılar görmemiz sevindirici bir olay. Sadece İsrail askerlerini Gazze şeridini terk ederken görmemiz bile gasp edilmiş Filistin toprağının tamamının kurtulması ve yarım asrı aşkındır süren yıkıcı işgal sonrası halka saygın yaşama hakkını verecek demokratik sistemin oluşturulması umudunu güçlendiriyor.

Ancak bizlere düşen zaferin coşkunluğu içinde bizi bekleyen çalışmayı unutmamak. Zira en alt birimlerine kadar işgal altında olan Gazze'nin altyapısının yanı sıra ekonomik ve siyasi sorunlar işgalden kurtulmanın ve sıkıntılarla mücadelenin ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösteriyor.

İsrail'in Gazze'den veya işgal edilmiş toprak parçasından çekilmesinin avantajları bir yana Filistinlilere düşen, beklenen İsrail fırtınaları ve kasırgalarını yararak yürümek, dünyaya Filistinlerin sebat gücünü göstermek için sabırla işleri nasıl yürüteceklerini ve taşlarını yerine nasıl koyacaklarını bilmektir. Bu, gerçek bir sınavdır ve Siyonist tehlike Gazze'deki varlığı sona ermesine rağmen devam ediyor.

Siyonist medyanın ve Filistin iç eğilimlerinin güçlendirdiği bu ürkütücü ve Filistinlilerin kapasitesinden şüphe duyan atmosfer içinde yeni doğum tehlikeli nükselere maruz kalabilir. Yani Filistin hayali sönebilir. Şüpheleri bertaraf edici zaferler elde etmek için mümkün olan en hızlı şekilde hareket etmemiz, kenetlenmemiz, parti ve örgütsel anlaşmazlıklardan uzak durmamız gerekmektedir.

Zira hayal, Filistinlilerin elleri arasında ve bugünkü kadar hiç yakın olmamıştı, ancak önümüzdeki görevleri yerine getirmedikçe sevince gölge düşecektir. Filistinlilerin Nil'den Fırat'a malum Siyonist yayılması projesinin sonunun onurlu başlangıcı olması için bu başarıyı yatırıma dönüştürmesi mümkün.[5]

Dinler Savaşı!

Bugün Ortadoğu merkezli bir 3. dünya savaşından bahsediliyorsa, bu politikanın miladını kimlerin belirlediğini bilmeliyiz. 11 Eylül faciası sanıldığı gibi bir milat değil sadece operasyonun ilk halkası olduğunu devam eden terör provakasyonlarıyla kavrayabildik. Asıl milad "Net Kırılma: İsrail'in Güvenliği İçin Yeni Strateji" isimli rapordur...

Net Kırılma Raporu artık Faruk Arslan tarafından yazılan Karakutu Yayınları'nca basılan bir kitabın adı. Bu kitabı okuduktan sonra 11 Eylül saldırılarına, Afganistan ve Irak'ın ABD tarafından işgaline ve petrol savaşlarına farklı bir gözle bakmaya başlayacaksınız. İngilizler tarafından İslam'ı bölmek adına ortaya çıkartılan Usame Bin Ladin'in de bağlı bulunduğu Vehhabizm tarikatına karşı, ABD Başkanı Bush'un mensubu olduğu Hıristiyan Evanjelizm tarikatının, yıllar sonra Afganistan ve Irak'ta karşı karşıya getirilerek çatışma haline sokulması bir hesabın sonucuydu. Net kırılma sağlandı.

Kitap, 11 Eylül saldırıları ile Evanjelistlerin, ABD'de bir iç darbe gerçekleştirdiğini ve bu darbeyle ipleri ele alan şahinlerin terörle savaşı istismar ederek Ortadoğu'da Yahudi emelleri için kullandığını belgeleriyle ispatlıyor.

Evanjelistler, Ortadoğu'da İsrail için yapılmış bir politikanın devamını sağlıyorlar. Terör eylemlerinin devamı, istikrarsızlaştırma süreci gereği raporun öngördüğü gibi tıkır tıkır yürüyor. ABD Başkanı Bush'un başlattığı savaşları Tanrı adına yapıyor olması, bir dinler savaşının alt yapısını oluşturdu. ABD-İsrail-İngiltere, Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurmak için işbirliği yapmaya 1998'de başladı. Washington'la çelişme tarihimiz çuval ve tezkere krizleriyle başlamadı. ABD, Kürtler üzerinde planlanan oluşumda PKK'ya bir rol biçtiği için dokunmuyor![6] 

Siyonizmin hezimeti

Hizbullah karşısında uğradığı yenilgi ile Lübnan'dan çekilmek zorunda kalan ve efsanesi balona dönen Siyonist İsrail yönetiminin, ikinci darbeyi de Gazze İntifadası'ndan yiyerek, Yahudi yerleşimcileri zorla Gazze'den çıkarmak mecburiyetinde kalması aslında bir çaresizliğin de göstergesidir.

İşgalci İsrail yönetimi, Filistin topraklarını işgal eden Yahudi yerleşimcileri Gazze Şeridi'nden çıkarma işlemini tamamlamak üzeredir. Geri çekiliş, İsrail'in, Hizbullah'a karşı yaşadığı yenilgiden sonra ikinci hezimet olarak kabul edilmektedir.

HAMAS, oyunu tersine çevirir

Öte yandan, stratejistler başka bir tehlikeye dikkat çekiyor, o da; Batı Şeria'nın İsrail tarafından tamamen işgal edilme tehlikesi ve Şaron'un, Gazze'yi Filistinliler için büyük bir hapishaneye dönüştüreceği iddiası. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Nurullah Aydın: "Çekilme Filistinlileri ikiye bölmeyi amaçlasa da HAMAS bu oyunu tersine çevirebilir. HAMAS'ın kısa süre sonra etkisinin daha da artacağı beklenmelidir" Tespitleri önemlidir.

Şaron'un tiyatrosu

Dünyaca ünlü uluslar arası ilişkiler uzmanı Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Richard Falk, İsrail'in 1967 yılında işgal ettiği Gazze'deki yerleşim birimlerinin tahliyesi sürecinde sergilediği tavırla "mağdur" gibi gösterildiğini söyledi. Falk, Yahudilerin bizzat Yahudi askerler tarafından bölgeyi terk etmeye zorlanması görüntülerinin televizyonlarda gösterilmesinin, baştan beri İsrail'in uygulamaya çalıştığı bir hile olduğunu söyledi. Dünyaca ünlü uluslararası ilişkiler uzmanı Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Richard Falk, İsrail'in 1967 yılında işgal ettiği Gazze'deki yerleşim birimlerinin tahliyesi sürecinde sergilediği tavırla "mağdur" gibi gösterildiğini söyledi. Falk, bunun gerçekten bir "geri çekilme" olup olmadığının temel itibarıyla sorgulanması gerektiğini belirterek, "İsrail, Gazze sınırlarının yanı sıra hava sahası ve kara sularının kontrolünü tamamen elinde tutacaktır. Pek çok açıdan bakıldığında Gazze'nin hapishane olma özelliği sayesinde geri çekilme sadece Gazze'nin içerisindeki güvenlik düzenlemelerinde yeni bir uygulamadan başka bir şey olmayacaktır." dedi. Falk, "Artık bundan sonra hapishanenin iç güvenliği Filistin Yönetimi'nce gerçekleştirilecek; ama Gazze'yi güneyde Mısır'dan ayıran bir şerit de dahil olmak üzere hapishane duvarları dışarıdan İsrailliler tarafından kontrol edilecektir." şeklinde konuştu.

Gazze'den çekilme, işgalin sonu değil!

Yıllar önce hazırladığı ‘Filistin Raporu' büyük yankı uyandıran Prof. Dr. Richard Falk, İsrail'in Gazze'deki yerleşim birimlerini tahliye ederek neyi hedeflediğini Zaman Gazetesi için kaleme aldı. Yazısında Gazze'nin yetkili Filistinli güvenlik güçlerinin taşıyacağı hafif silahlar haricinde askerden ve silahtan tamamen arındırılacağını kaydeden Falk, önemli tespit ve uyarılarda bulundu. Siyonist yönetimin hala Gazze'nin içerisinde herhangi bir saldırıya karşı kuvvet kullanma hakkını elinde bulundurmaya hakkı olduğunu iddia ettiğine işaret eden  Falk, "Bu şartlar altında ne uluslararası hukuk ne de sağduyu Gazze'den geri çekilmeyi İsrail işgalinin sonu olarak algılamayacaktır. Söz konusu geri çekilme, hâlâ İsrail'in tam kontrolü elinde tuttuğu bölgede içerideki kontrol noktalarını ortadan kaldırarak ve Gazzelilerin günlük hayatlarındaki kötü şartlardan ve fakirlikten ötürü oluşan zorlukları bir parça azaltarak Filistinlilere daha fazla hareket imkanı tanıyan işgalin biraz daha hafif bir şekle dönüşmesidir." ifadelerini kullandı.

Zorla terk görüntüleri İsrail'in hilesidir

Prof. Falk, Yahudilerin bizzat Yahudi askerler tarafından zorla bölgeyi terk etmeye zorlanması görüntülerini ise şöyle yorumladı: "Bu görüntülerin televizyonlarda gösterilmesi baştan beridir İsrail'in uygulamaya çalıştığı bir hiledir: önce gözden çıkarılan yerleşimlerin ve sonra geri çekilmenin gösterilmesinin altında aslında İsrail'in Ürdün Nehri'nin Batı Yakası'ndaki yerini sağlamlaştırmak için bir pazarlık aracı oluşturmaya çalışması yatmaktadır. "

Utanç duvarı unutturuluyor

Falk, Gazze'den geri çekilmenin baştan beridir dikkatleri başka yöne çevirme siyasetinin en ciddi uygulamalarından birisi olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti: " Uluslararası camianın bakışını İsrail'in gayr-i meşru olarak inşa etmekte olduğu ve geri dönülmeyecek bir şekilde 1967 öncesi İsrail'deki yerleşimci nüfusu tekrar bir araya getirmeyi amaçlayan ve binlerce Filistinlinin hayatlarını zorlaştıracak güvenlik duvarından başka yerlere çekmektir. Aynı zamanda İsrail, hiç utanıp sıkılmadan Batı Yakası / Doğu Kudüs'teki yerleşimleri ve onların zaten 400 bin'e ulaşmış nüfuslarını artırmaya devam etmektedir." [7]



[1] Radikal / 8.2005 / Ceyda Karan

[2] Radikal / 5.8.2005 / Paul Reynolds / BBC

[3] RADİKAL / 8.2005 / Henry A. Kıssınger 

[4] Yeni Şafak / 19.8.2005 / İbrahim Karagül

[5] Ra dikal / 19.8.2005 / Musib Naimi / El Vifak / İran

[6] Tercüman 17.8.2005 / Nuh Gönültaş / D.B

[7] Milli Gazete / 22 08 2005


Bu yazarin diger makaleleri

CIA ve MOSSAD GÜNEYDOĞUDA, AKP UYKUDA
  Küresel otorite ve kutsal yabancı sermaye...   "Yabancı sermaye,...
Devami
İKİ DERİN AMERİKA'NIN ÇATIŞMASI
Ben-Ami Kadish adlı Yahudi Nisan 2008'de Amerikan adaleti tarafından tutuklandı......
Devami
SİYONİZMİN SONU
              Kan, vahşet ve terörü kurumsallaştıran İsrail, 60. yılında...
Devami
YA İSLAM, YA İZMİHLAL!.
  İslam: başta Türkiye, tüm Müslüman ülkelerin ve mazlum milletlerin;...
Devami
BOP VE COP ABD'NİN YENGEÇLİĞİ VE YENİLGİSİ
Siyonist Wolfovitz Irak'ın Bölünmesini İstemişti! 1 Mart tezkeresi ABD'yi acıtmaya devam ediyor....
Devami
DİNSİZ LAİKLERLE, DİNCİ ENTELLERİN ORTAK PAYDASI:
  KÜRESEL GÜÇLERE DEMOKRATİK KÖLELİK  Lâiklik taassubu tarihi ve tabii gerçekleri...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3926

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR