Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün7163
mod_vvisit_counterDün5010
mod_vvisit_counterBu Hafta38528
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay28651
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16803006

IP'niz: 18.234.255.5
Bugün: 05 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12200469

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

TERÖRÜN DİNİ OLMAZ MI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

Neden "Terörün dini olmaz" sözünü en çok Müslümanların yaşadığı coğrafyada duyuyoruz? İngiltere'deki saldırıların peşinden yaptığımız yorumda önemli bir noktaya dikkat çekilmişti: "Eğer terörü önleme konusunda ciddi bir şeyler yapılmak isteniyorsa önce onun tanımının doğru yapılmasıyla işe başlanmalıdır. ABD ve İsrail'in gerçekleştirdiği devlet terörü görülmedikçe bu sorunun çözümü hayaldir."

 

Bu tespit için hiç uzaklara gitmeye gerek yok, Öcalan'ı getirmekle terörün bittiğine inananların yanıldıkları bugün gün gibi açığa çıkmışsa bu, yukardaki tespitin doğruluğunu gösterir. Öcalan PKK'nın başıydı. Ama o, sebep değil sonuçtu. Çünkü terör bizzat ABD ve İsrail tarafından yapılıyor; sadece onun Türkiye'de yüzüne taktığı maskenin adı Öcalan, ya da PKK diye anılıyordu.

Her şey ortada değil mi? ABD oradan açıklama yapıyor; "Türk Ordusu'nun operasyonlarını dikkatle izliyoruz. İnsan hakları ihlaline müsaade etmeyiz..." vs.. Biz burada şehit tabutlarını yeniden sıra sıra dizerek ağıt yakmaya başlıyoruz.

Biz 2003 tarihinde "dinci terör"ün siyonizmin işi olduğunu yazdık bu sütunlarda: "Dinci terör" siyonizmin müslümanları bütünüyle hedefe yerleştirdiği kirli oyunun suratındaki maskedir. Bu kirli maske altında bunaltılan İslâm alemi bütün işini gücünü bıraktı, "terörün dini olmaz" tezini kabul ettirmek için gayret gösterir hale geldi."

Oysa bu tezden vazgeçilerek terörün bir dininin olduğu gerçeğini haykırmalıyız. İnsanlığı "biz" ve "diğerleri" diye ikiye ayırıp, kendilerini efendi, "diğerleri"ni köle sayan bir zihniyet var mı, yok mu; önce bunu anlamaya çalışmalıyız.

Böyle bir zihniyet var. Bu zihniyet, bırakın "diğerleri"ni öldürmeyi, onların tarlalarındaki ekinleri bile mahvetmeyi ilahi bir görev olarak addediyor.

Bugün eğer insanlık teröre karşı ortak mücadele yapmak istiyorsa, "terörün dini, milliyeti olmaz" türünden maskeleyici beylik lafları bir kenara bırakıp, 5 Bin yıllık talmutun emirlerini bertaraf etmek için ortak bir strateji belirlemeli.[1]

Başoğlu: Terör, İslam'a mal edilmektedir

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, "Terörü Hıristiyan ya da Musevi inancında olanlar yaptığı zaman onlara Hıristiyan terörü, Musevi terörü denilmemektedir, Müslüman inancında olanlar yaparsa İslam'a mâl edilmektedir" dedi.

Sağlık-İş Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, Sendika Genel Merkezi'nde yaptığı açıklamada, son zamanlarda meydana gelen terör olaylarını değerlendirdi. Başoğlu, "Terörü Hıristiyan ya da Musevi inancında olanlar yaptığı zaman onlara Hıristiyan terörü, Musevi terörü denilmemektedir, Müslüman inancında olanlar yaparsa İslam'a mâl edilmektedir. Bu İslam'a haksızlık ve hakarettir. Bu anlayış ister istemez Müslüman-Hıristiyan tartışmasını gündeme getiriyor" diye konuştu. Din adamlarının bir araya getirilmesiyle terörü önlemenin mümkün olamayacağının altını çizen Başoğlu, devlet adamlarının bir araya gelerek ve kalıcı tedbirler alınarak terörün önüne geçilebileceğini ifade etti. Başoğlu, terörün inancı ne olursa olsun, hangi kişiden gelirse gelsin hiçbir şekilde onaylanamayacak bir insanlık suçu olduğunun bilinmesi gerektiğini vurguladı.

Küstah Amerikalı

ABD'li vekilden küstah çıkış: Dinci teröristler ülkeye nükleer silahla saldırırsa ABD'de misilleme için İslam'ın kutsal yerlerini bombalar. ABD'nin Colorado eyaletinden Cumhuriyetçi milletvekili Tom Tancredo, "Kökten dinci teröristlerin, ülkeye nükleer silahlarla saldırması durumunda, ABD'nin, misilleme olarak İslam'ın kutsal yerlerini hedef alabileceğini" söyledi.

"Mekke'yi bombalarız"

"Teröristlerin bazı ABD kentlerini nükleer silahlarla vurması durumunda ülkenin nasıl yanıt vermesi gerektiği" yönündeki soru üzerine şunları söyledi: "Böyle bir durumdan bahsederseniz, bu ABD'de olursa, biz bunun radikallerin, Müslüman kökten dincilerin işi olduğuna karar verirsek onların kutsal yerlerine misillemede bulunabilirsiniz." Milletvekili Tancredo, "Mekke'yi bombalamaktan mı bahsediyorsunuz" sorusuna, "Evet" yanıtını verdi. Tancredo daha sonra, sadece bazı düşünceler ortaya attığını vurguladı ve "en büyük tehdidin, en büyük yanıtla karşılık bulması gerektiği" ifadesini kullandı.[2]

ABD'nin peşine düşmenin bedelini ödüyoruz.

ABD ile kurulan yakın ittifakın, İngiltere'ye pahalıya mal olduğu yorumları artık İngiliz gazetelerinde açık açık dile getirilmeye başlandı. Ülkenin etkin düşünce kuruluşlarından Chatham House, hükümetin Irak işgaline verdiği desteğin terör tehdidini arttırdığını belirtti. Daily telegraph ve Guardian gazeteleri de "ABD'nin peşine takılmanın bedelini ödüyoruz" yorumunu yaptı.

Öcalan:"ABD, Türkiye ile çatışan PKK istiyor"

Kaynak, 16 Temmuz 2005 tarihinde Star''da yayınlanan "Tuzağa düşmeyelim" başlıklı yazısında şöyle diyor: "Şu anda ülkemizde izlenen şiddet politikasının amacını anlamamış görünüyoruz.Terör sivil halkı hedef alır ve hayatını kaybedenlerin hiçbiri eylemi gerçekleştirenlerin hasmı veya hedefi değildir.Son zamanlarda ülkemizde gerçekleştirilen olayların çok iyi planlanmış, muhtemelen mahalli güçlerin hesaplarını ve boyutunu aşan eylemler olduğunu düşünüyorum.Yollara döşenen mayınların uzaktan kumanda ile patlatıldığı ve sadece güvenlik güçlerinin hedef alındığı izleniminin yaratıldığı gözlenmektedir.Yol kesen kişiler sivil halka zarar vermemekte, sadece asker olduğunu anladıkları bir kişiyi götürmekteler..Bir odak, bizim geçmişte sivillere yönelik eylemleri sebebiyle, terörist olarak adlandırdığımız grubu yeniden tanımlamaya çalışmaktadır.

Olayların hiçbirinin failinin tespit edilmemesine rağmen PKK''nın itham edilmesi, bize rahatlık sağlıyor ve adeta ''Biz bunların terörist olduğunu söylemiştik, bakın gene aynı şeyleri yapıyorlar'' diyoruz. Kendini ayağından vurmak budur."

Şimdi sıkı durun! Abdullah Öcalan hakkında araştırmaları olan ve İngiltere''de yaşayan Dr.Ali Kemal Özcan ve Sarp Kuray, avukat Doğan Yıldırım aracılığı ile benden randevu istedi.Davet ettim, geldiler, görüştük.Belki de Abdullah Öcalan ile dolaylı röportaj yapmış oldum!.Hem Kürt hem Türk olduğunu belirten Ali Kemal Özcan şöyle diyor:"Son terör olaylarını Abdullah Öcalan başlatmadı.Öcalan, ''ABD çatışan PKK istiyor, barışan PKK istemiyor.ABD bizimle oynuyor'' diyor.Hatta ''ABD, PKK''yı Türkiye''ye karşı kullanacak'' diyor.

Ancak, Öcalan''ın avukatları, bu sözleri kamuoyuna yansıtmıyor. Öcalan, Barzani devleti için ''Küçük İsrail'' diyor, bunu da yansıtmıyorlar. Öcalan''ın bu politikası yüzünden ABD ve Avrupa Birliği, Öcalanın karşısına Leyla Zana ve öldürülen Hikmet Fidan gibi isimleri çıkarttı. Hikmet Fidan, ''Büyük Kürdistan Konfederasyonu'' fikrinin mimarlarından biriydi. Bu fikri, artık ele geçirdikleri basın aracılığı ile Öcalan''a mal ettiler. Bu doğru değildir. Abdullah Öcalan, ABD''nin eline düşen kardeşi Osman Öcalan''ı kurtardı. Şimdi ABD çizgisinde Nizamettin Taş var. Öcalan artık terör istemiyor. ABD ise PKK''yı hem Türkiye''ye hem de İran''a karşı kullanmak peşinde. Öcalan buna karşı çıkıyor, çünkü Türkiye''nin bölünmesini istemiyor. Savunmasında bile Türkiye Kürtlerinin Irak Kürtleri ile kan uyuşmazlığı olduğunu söylüyor. Buna karşılık Leyla Zana, AB ve ABD çizgisindeki politikasını Abdullah Öcalan''ın ablasının elini öpe öpe sürdürüyor. Aslında Öcalan ile karşı karşıyadır. ABD, Kürt kartını tamamen kendi eline almak için, PKK''nın Öcalan kontrolünde olmayan Nizamettin Taş grubunu kullanıyor! Samimi bir Türk Milliyetçisi olduğunuzu bildiğimiz için, Türkiye''nin aleyhine olan bu durumu kamuoyuna duyuracağınızı tahmin ederek size geldik."

İlk bakışta "Bu sözler, Öcalan''ı masum göstermek için söylenmiştir" denilebilir ama eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin de son dönemde terör olaylarının yeniden artış gösterdiğini, olayların ABD tarafından desteklendiğini söylüyor! Şahin, "PKK, son dönemde çok miktarda patlayıcı madde kullanmaya başladı.Bu maddelerin ABD tarafından verildiğini tahmin ediyorum.Irak ordusundan ele geçirilen patlayıcılar, ABD''nin izni olmadan PKK tarafından nasıl kullanılabilir?'''' diyor... Yine, ABD''li bir yetkilinin, ''''Türkiye''nin kendi sınırları içerisinde PKK''ya yönelik bir operasyon düzenlemeye hakkı vardır" demesi de hem Mahir Kaynak''ı, hem bana gelen grubu, hem de İbrahim Şahin''i doğruluyor! Emekli Kurmay Albay Atilla Şimşek ''in, ''''Terörün sebebi ABD'''' sözleri de tabloyu özetliyor!.

Demek ki, Öcalan''ın inisiyatifi dışına çıkan PKK''lı bir grup ABD''den talimat alarak, Türkiye''de eylem yapıyor! Cevizoğlu''na da durumu telefonla anlattım.."Bana ''ulusalcı aydınlara suikast yapılarak ortalık karıştırılmak istenebilir'' bilgisini veren kişi de benzer tespitlerde bulunmuştu" dedi..Genelkurmay, bu durumu doğru değerlendirirse, saldırıları durdurmak mümkündür.Çünkü, saldırıları yapan militanlar, talimatı Öcalan''dan aldıklarını zannetmektedir!.Öcalan ise Türkiye''nin elindedir! [3]

Sınır ötesi operasyon mu dediniz

Türkiye, yeniden kıpırdanmaya başlayan PKK'ya karşı sınır ötesi operasyon yapabilir mi yapamaz mı? AKP Genel Başkanı Erdoğan konuyla ilgili açıklama­sında "gerekirse" kaydını koyduktan sonra "Sınır ötesi operasyon yaparız" diyor. Ama Kuzey Irak'ta askeri bir hareket yapmak artık eskisi kadar rahat değil. Zira bölgede Irak'ın hâkimiyeti söz konusu değil, doğrudan doğruya ABD askeri varlığı ile karşı kar­şıya gelme urumu var. Hal böyle olunca, böyle bir mecburiyet doğarsa ne olacak diye gözler ve kulaklar ABD'ye çevriliyor. ABD her zaman olduğu gibi yine yan çizip topu taç'a atıyor ve "Buna Irak karar verir" açıklamasını yapıyor. Türkiye, terörle mücadele için Kuzey Irak'a girme ih­tiyacını duyarsa bunun için Irak'tan izin alması ge­rektiği vurgulanıyor. Bunu vurgulayan ABD binlerce askeri ile Irak'ta ci­rit atıyor. Ve bu arada sanki büyük bir lütufta (!) bulunuyormuş gibi "Türkiye PKK'ya sınır içi operasyon yapabi­lir" açıklamasında bulunuyor.

Sırf bu açıklama bile Amerika'nın PKK'yı himayesi altına aldığını göstermeye yeter de artar bile! Sınır içinde operasyon yapabilirsiniz, sınır öte­sinde Irak'tan izin almadan dokunamazsınız de­mek başka ne anlama gelir. Irak'ta hakim güç Amerika olduğuna göre, böyle bir ihtiyaç duyulması durumunda Türkiye'nin yanında yer alması gerekmez miydi? Ama onlar Türkiye'nin yanında yer alma yerine PKK'nın yanı başında durmayı tercih ediyorlar.

ABD'nin bu tavrı basınımız tarafından da iğneleyici bir üslupla eleştiriliyor. Kimi "Amerika'dan icazet" başlığı ile veriyor haberi kimi de "Allah razı olsun" diyerek Amerika'nın gös­terdiği dostluğu(!) iğneliyor. Evet, AKP Genel Başkanı Erdoğan da "Durup du­rurken operasyon yapacak değiliz, gerekirse ya­parız" anlamında laflar ediyor ama ABD böyle bir yak­laşıma hiç de sıcak bakmıyor. Sıcak bakmadığını topu Irak'ın üzerine atarak orta­ya koyuyor.

Tek başına bu olay bile Amerika'nın dostluğu hakkın­da bir bilgi vermeye yeter artar. ABD'nin kimden yana olduğunu bundan güzel orta­ya koyan örnek olur mu? İlle de ABD ile birlikte olalım diye yanıp tutuşanlar, ayıkmanız için ABD'nin daha ne yapması lazım aca­ba? Irak gibi işgal etmesi mi gerekiyor? Afganistan gibi bombardıman yapması mı lazım? Siz ne yaparsanız yapın adamların sizin düşmanları­nızın safında yer aldığını ne zaman göreceksiniz? Ne zaman Türkiye'nin başı ağrısa adamlar yanımız­da yer alacaklarına karşı tarafa destek verdiklerine göre ayıkmanın zamanı değil midir?

Bizce ayıkmanın tam zamanıdır. Ayıkmanın ve ona göre tavır almanın tam zamanıdır.[4]

ABD'nin terör oyunu

Terör uzmanı eski MİT'ci Prof. Dr. Mahir Kaynak, özellikle güvenlik güçlerine yönelik olarak son günlerde tırmanan terör olaylarının arkasında siyasi bir proje bulunduğunu söyledi. PKK ile Türkiye arasında duran çatışmayı yeniden başlatmak isteyen bir güç bulunduğunu dile getiren Kaynak, bu projeye göre Türkiye'nin kışkırtılarak teröristlerin Kuzey Irak'ta Barzani'nin kontrolünün altına girmesinin amaçlandığına vurgu yaptı. PKK'lı teröristlerin İngiltere tarafından milis hareketi olarak değerlendirilmesinin anlamlı bulduğunu ifade eden Kaynak, ABD'nin Irak'ta tek dayanağının Kürtler olduğunu ve bunları güçlendirmek istediğine dikkat çekerek "Uygulanan proje ile Kuzey Irak'a sığınacak teröristlerin orda paralı asker olarak kullanılması amaçlanıyor" dedi.

Konuyla ilgili olarak gazetemize çarpıcı değerlendirmelerde bulunan terör uzmanı Kaynak, son günlerde artan terör saldırılarının siyasi olarak tahlil edilmesi gerektiğini söyledi. PKK'nın uzunca bir süredir Türkiye'de bir çatışmaya girmediğini ancak son aylarda bu çatışmanın arttığına vurgu yapan Kaynak, bu çatışmanın PKK tarafından başlatılmadığını iddia etti. "Bir güç Türkiye ile PKK arasında duran çatışmayı yeniden başlatmak istiyor" diyen Kaynak, şunları kaydetti: "Son zamanlarda İran PKK'ya yönelik operasyonlara başlattı. Daha öncede Suriye ile çatıştılar. Üstelik Barzani ve Talabani ikilisi ile de başından beri uzlaşmaz durumdalar. ABD onları terörist ilan etti. Bu durumda PKK bu kadar hasım bana az gelir bir de Türkiye ile çatışayım mı dedi. Ancak akılsızlarsa bunu yapabilirler. Bu da olmayacağına göre, o zaman bir güç Türkiye ile PKK arasında duran çatışmayı yeniden başlatmak istiyor"

ABD'li bir yetkilinin ‘PKK'ya karşılık kendi sınırlarınız içinde insan hakları ihlalleri olmadan operasyon yapabilirsiniz' şeklindeki açıklamasının iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Kaynak, "Bu açıklamayı şu şekilde okuyabiliriz, ‘Siz topraklarınızdaki PKK'ya yönelik mücadele edin onlar sonuç olarak Kuzey Irak'a sığınırlar. Türk ordusunun karşısında direnemezler. Ama onu imha etmeniz için Kuzey Irak'a gelmeniz mümkün değil. Bunlar sonuç olarak Barzani'nin kontrolü altına girerler. Çaresizler çünkü her tarafları sarılı. Bu faydalı olabilir bizim için diye düşünüyor olabilirler. Onları Kuzey Irak'ta paralı asker olarak kullanabiliriz' Bence amaç budur" dedi.

Son zamanlarda terörün bir özelliğinin de doğrudan doğruya güvenlik güçlerine yönelik yapıldığını dile getiren Kaynak, "Yani yola bir mayın döşeyip çekip gitmiyorlar. Çünkü orada bekliyorlar askeri araç geçerken patlatıyorlar. Bir yol kestiklerinde içinden sadece askeri seçip alıyorlar" diye konuştu. İngiltere'nin bu teröristleri milis hareki olarak tanımlamasının da bu çerçevede anlamlı bulduğunu söyleyen Kaynak, "Bu teröristlerin milis olarak tanımlanmasını istiyorlar. Bunun bilinçli bir operasyon olduğunu düşünüyorum" dedi.

Öcalan, parti kurmaya hazırlanıyor

İmralı'da yatan teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın kardeşi Osman Öcalan, Irak'taki Kürt liderler Celal Talabani ve Mesut Barzani'ye mektup göndererek destek istedi. Öcalan, Musul'da kurduğu Kürdistan Yurtsever Partisi (KYP) antetli kağıtlar üzerine kaleme aldığı iki sayfalık Kürtçe mektupta, Türkiye'de yeni bir parti kuracağını belirtiyor ve PKK militanlarını kısa bir süre içinde dağdan indirebileceğini iddia ediyor. Gündem gazetesinin doğruladığı mektupta Öcalan, kendine bağlı 750 civarındaki militanın önde gelenlerine, evliye 250, bekara 100 dolar şeklinde ödenen maaşın yüzde 50 artırılmasını da talep ediyor. Teröristlerin Peşmergeler'den parasal yardım aldığı iddiaları da böylece mektubun satır aralarında resmiyet kazanıyor. Teröristleri dağdan indirecekmiş

Aksiyon dergisinin son sayısında Gamze Polat imzasıyla çıkan habere göre, Terörist Osman Öcalan, Irak'taki Kürt liderler Celal Talabani ve Mesut Barzani'ye gönderdiği iki sayfalık Kürtçe mektupta yeni hedef ve planlarını anlatarak,  maddi destek talep etti. Habere göre siyasi desteğin yanı sıra ciddi oranda maddi yardım beklediklerini ifade eden Öcalan, Türkiye'de kurmayı planladıkları yeni parti için yüklü miktarda paraya ihtiyaç duyduklarını dile getiriyor. Öcalan ayrıca, Türkiye'de haftalık bir gazete çıkarılmasını, esnaf ve diğer meslek gruplarından, gençler ve kadınlardan oluşan sivil toplum örgütleri kurulmasını da planlıyor. Bu projeler için ön çalışmaların yapıldığını ve siyasi parti kadrolarının hazırlandığını belirterek, halk desteğinin umut verici düzeyde olduğunu savunuyor.

Direnişin önemli ismi Mukteda Sadr, Irak'taki sorunun bizzat işgal olduğunu söyledi

İşgale direniş elbette meşru!

İlk kez Batılı bir medya organına konuşan Sadr, "Direnişin meşruluğunu kabul eden ilk kişi de, bizzat işgalci Bush'dur," dedi.

Mukteda Sadr, Irak'taki yabancı işgal güçlerine karşı direnişin "meşru" olduğunu söyledi. İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin "Newsnight" programına konuşan Sadr, direnişin her ne sebeple olursa olsun meşru olduğunu kaydetti. İlk kez Batılı bir medya organına konuşan Sadr, "Bunu kabul eden ilk kişi de, 'ülkem işgal ediliyorsa, mücadele edeceğim' diyen sözde ABD Başkanı (George W.) Bush'dur" dedi. Irak ordusu ve polisi başta olmak üzere ülkedeki tüm tarafları halkla bütünleşip hareket etmeye davet eden Sadr, "Bunlar, işgal güçlerinin kışkırtmasına gelmemelidir. Bu durum Irak halkının çıkarına değildir" diye konuştu. 

İşgal, meselenin başıdır

İşgal güçlerinin ülkedeki varlığının, Irak'ın şu an karşılaştığı mevcut problemlerin sebebi olduğunu ifade eden Sadr; "İşgalin kendisi bir problemdir. Sorun, Irak'ın bağımsız olmamasıdır. Hizipçilikten, iç savaşa değin, tüm diğer sorunlar da bundan kaynaklanmaktadır. Tüm bunlara sebep Amerika'nın Irak'taki varlığıdır" dedi. 

Amerikan güçleri Irak'ta bulunduğu müddetçe demokratik sürece herhangi bir şekilde katılmayacağını vurgulayan Sadr; "Şahsen ben bu sürece karışmayacağım. Bizim anayasamız Kuran ve Sünnet'dir. İşgal sürerken herhangi bir siyasi rolü kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.

Irak İslami Parti Siyasi Büro Üyesi İyad el-İzzi:

Herkes kendini savunmak için direnir

"Her millet topraklarında süren işgalin sona ermesini sabırsızlıkla bekler. Her millet kendi için direniş gösterir. Ülkede bir direniş varsa bu direniş bir başkası için değildir. Direniş nedeniyle Amerikan güçleri ülkeden geri çekilme takvimi üzerinde çalışmaya başladılar."

Irak'ta siyaset meydanının şartları gün geçtikçe daha içinden çıkılmaz hal alıyor. Amerikan işgal güçlerinin Irak şehirlerindeki varlığı altında bütün bunlar oluyor. Son zamanlarda Irak halkının simgesi haline gelmiş önemli şahsiyetler, tutuklanmaya başlandı.

Özellikle Sünni kesimden ve Irak Müslüman alimler heyeti üyesi bazı şahsiyetleri tutuklama girişimleri üzüntü veriyor. Gerginlikler meydana getirecek bu girişimlerin ardından Eman gazetesi, Irak İslam Partisi Siyasi Büro Üyesi İyad el-İzzi ile bir söyleşi gerçekleştirdi. 

Partilerinin Irak içinde bulunan Bedir gibi bazı sivil toplum kuruluşlarıyla iyi ilişkilerinin olduğunu ancak bu gibi kuruluşların gün geçtikçe sayılarının azaltılması gerektiğini belirten el-İzzi, gazeteye yaptığı açıklamada; "Bu gibi kuruluşların bir ülkenin ordusunda ve askerinden daha etkin konuma gelmesi ve bunun yollarının açık olması, siyasi bir parti gibi faaliyette bulunması doğru değildir." dedi.

Sünni gruplarla çok yakınız

Irak'taki Sünni gruplar arasındaki ilişkiler hakkında konuşan el-İzzi, "Sünni gruplarla en fazla içli dışlı olan bir parti varsa o da bizim partimizdir. Irak İslam Alimleri Heyeti ile ilişkilerimiz iyi olduğu gibi, Sünnilerin içinde yer alan liberal ve laik olduğunu söyleyenlerle de ilişkilerimiz var," dedi.

İşgale destek, saldırıları tetikliyor

İngiltere'nin en etkin düşünce kuruluşları, hükümetin ABD ile kurduğu ‘işgal ittifakı'nın ülkedeki saldırıları tetiklediğini ifade ediyorlar.

İngiltere'nin en etkin düşünce kuruluşlarından Chatham House, hükümetin ABD ile kurduğu yakın ittifakın, ülkenin aşırı grupların saldırılarına hedef olması riskini artırdığını bildirdi. 

Chatham House tarafından hazırlanan raporda, İngiltere'nin Irak Savaşı'na verdiği desteğin, propaganda ve terörizm çalışmalarına katkı yaptığını vurgulandı. İngiliz kamuoyu Londra'da gerçekleştirilen intihar saldırılarının şokunu atlatmaya çalışırken, Chatham House'ın raporunun, siyasi açıdan tartışma yaratacağı düşünülüyor.

İşgale destek, saldırıları tetikliyor

Uluslararası ilişkiler konusunda saygın ve bağımsız bir düşünce kuruluşu olan Chatham House raporunda, hükümetin Irak Savaşı'na verdiği desteğin, ülkede terör tehdidini artırdığı ve Londra saldırılarına yol açtığının altını çizdi. Chatham House'un raporunda kilit sorun ise şu şekilde ifade edildi:

"İngiltere, politikasını ABD ile omuz omuza yürütmesine karşın, bu süreçte eşit karar verici ortak olarak değil, direksiyonu müttefikine terk etmiş bir yolcu olarak hareket ediyor."

Hizbullah'tan Irak'taki saldırıya kınama

Hizbullah örgütü, Bağdat'ın güneyindeki Musayyib'de 90'dan fazla kişinin öldüğü intihar saldırısını kınadı. Örgüt tarafından Asociated Pres ajansına gönderilen açıklamada, "Bu katliamı şiddetle kınıyoruz" denildi. Açıklamada, masum sivillere karşı işlenen bu tür suçların, başta Arap ve İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünya tarafından şiddetle kınanması gerektiği ifade edildi.

 Irak Başbakanı İran'ı ziyaret etti

Irak Başbakanı İbrahim Caferi, resmi ziyaret için bulunduğu İran'ın başkenti Tahran'da temaslarını sürdürüyor.

İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi ile görüşen Caferi, daha sonra yaptığı açıklamada, iki ülke arasında derin tarihi ve coğrafi ilişkiler bulunduğunu, bu ilişkileri sürekli hale getirmek istediklerini söyledi. ''Yaptığımız görüşmeler sonunda iki ülke halkına büyük bir hediye sunacağımıza inanıyorum'' diyen Caferi, hükümet olarak bütün alanlarda yapılan görüşmelerden ''iyi bir sonuç''elde ettiklerini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi de Irak ile işbirliği yapmak ve mevcut hükümeti desteklemenin dış politikalarının temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.

Enerji, ticaret, ulaştırma, petrol ürünleri alışverişi ve turizm konuları üzerinde ciddiyetle durulduğunu belirten Harrazi, tüm görüşmeleri ve imzalanan anlaşmaları olumlu olarak değerlendirdi.

Saddam Hüseyin zamanında bazı sıkıntılar yaşandığını anımsatan Harrazi, ''Irak hükümeti, Saddam ve rejiminin diğer sorumlularını yargılayarak, iki ülke halkına ve bölge ülkelerine teselli verebilir'' dedi.

Sınırlara konsolosluk

Harrazi, iki ülke sınırına yakın bazı şehirlerde karşılıklı konsolosluk açılmasına karar verildiğini bildirdi. Caferi'nin Tahran ziyareti sırasında, Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ve 9. cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibi Mahmud Ahmedinecad ile de görüşmesi beklendiği, ancak henüz bu görüşmelerin kesinlik kazanmadığı ifade ediliyor.

Irak heyetinin, Dini Lider Hamaney ile görüşmeye büyük önem verdiği belirtiliyor. Irak Başbakanı Caferi, yarın sabah İran'dan ayrılacak.

Hiç de öyle değil...

 Irak Dışişleri Bakanı El Zubeydi, Türkiye'nin sınır ötesi operasyon yapabilmek için Irak Parlamentosu'ndan izin alması gerektiğini söylemiş. Irak'ın kuzeyinin oradaki Kürt gruplarının denetiminde olduğunu belirten El Zubeydi, bu açıklamalarını Başbakan Erdoğan'ın 'gerekirse sınır ötesi operasyon da yaparız' sözlerine cevaben yapmış. Bu arada kendisinin böyle bir iznin verilmesine taraftar olmadığını da eklemiş.

Netameli ve şaibeli seçimler sayesinde o koltuğu kapmış bulunan söz konusu zatın bilmesi gereken bazı hususlar var: Birincisi, kendisini o koltuğa oturtan Amerikalılar terörle mücadele konusundaki hukuki kavramları değiştirdiler. Ve gerek yaptıkları uygulamalar gerekse bunları Güvenlik Konseyi kararlarına yedirdikleri ölçülerde 'ön alıcı vuruş' şeklinde bir kavram geliştirdiler. Dolayısıyla BM anayasasının meşru müdafaa hakkına ilişkin olan elli birinci maddesinin de muhtevası değişmiş oldu.

Daha önceleri bir ülkenin kendisini savunması sınırlarına bir tecavüz olması halinde başlıyordu.                        Yani sınırlarınıza bir saldırı olmasını bekleyecek ve o saldırıyı püskürtmek için harekete geçecektiniz. Veya sınırınıza yönelik bir tecavüz olacağı beklentisiyle sınırın kendi tarafınızdaki bölümünde yığınak ve tahkimat yapacaktınız. Sınırın karşına geçmek yoktu. Ancak gerek balistik silah teknolojilerinde yaşanan gelişmeler gerekse terörist faaliyetlerin kapsamındaki devasa genişleme bu konseptin tadıl edilmesini sağladı.

Amerika da bunu ilk defa uygulayan ülke oldu. Kendisine yönelik bir terörist saldırı olacağı önsezisiyle, daha doğrusu Amerika örneğinde varsayımıyla, önce Afganistan'a ardından da Irak'a saldırdı. Bu konuda geliştirdiği yeni kavramı da Amerikan yetkilileri dillerinden düşürmüyorlar. Bu kavram çerçevesinde Türkiye'nin Irak topraklarında sıcak takip yapıp yapamayacağına gelince, mesele basit. Önce Türkiye gerek dışişleri gerekse genelkurmay yetkilileri vasıtasıyla Irak topraklarından kendisine karşı girişilen terör eylemlerini karşı taraf yani Iraklı yetkililere bildirir.

Bunun için Türkiye'nin zorlanmasına da gerek yok zaten. PKK sürekli olarak o sınırdan içeri adam sokuyor. Ayrıca Kandil Dağı ve etrafındaki PKK'lılar Irak'ın önemli bir kısmında at koşturuyorlar. Sınırımızın üç noktasının karşısında yığınak yaptıkları da biliniyor. Çünkü Türkiye'nin sınır ötesi operasyon yapamayacağından eminler. Türk tarafı Iraklı yetkililere bu bilgileri verdikten sonra, Irak'ın kendisinin bu terörist unsurları etkisiz hale getirmesini ve yakalananların kendisine verilmesini talep eder. Bu işin sürüncemeye bırakılmayacağını da dikkatli ama etkili cümlelerle dile getirir.[5]



[1] Milli Gazete-Yorum- 19 Temmuz 2005

[2] Yeni Çağ Gazetesi - 19 Temmuz 2005

[3] YeniÇağ - Arslan Bulut - 18 Temmuz 2005

[4] Milli Gazete - Zeki Ceyhan - 19 Temmuz 2005

[5] Milli Gazete - Hasan Ünal - 19 Temmuz 2005

Abdullah AKGÜL -

Karşılaştırmalı İslam ve Batı Hukuku araştırmacısı.

El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesi Mezunu.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunu

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

BEDİÜZZAMAN VE SİYASET
Bediüzzaman'ın, kendi döneminin özel şartları gereği başvurduğu bazı taktik ve...
Devami
MEVLA BAKİ, DÜNYA FANİ!
“Yemin olsun ki; daha önce de onlar fitne peşinde koşmuşlar...
Devami
YA KUR’AN’IN ÇÖZÜMÜ, YA VATANIN ÇÖZÜLMESİ!
PKK, Şırnak Beytüşşebap’ın ilçe merkezi ve çevresindeki askeri üs ve...
Devami
ÇAĞDAŞ ŞİRK VE PUTPERESTLİK
  Şirk; Allah’ın rızasına ve Kur’anın buyruklarına değil, dünya hayatına ve...
Devami
HOŞGÖRÜ VE DİYALOG; HEM SAFSATADIR, HEM SAHTEKÂRLIKTIR!
İslami ahlak ve yaklaşımda: dinine, devletine ve milletine değil, kendi...
Devami
HADİS VE SÜNNET KAVRAMI VE KURALLARI.
  A - HADİS NEDİR? Hadis; sözlük anlamı "yeni, ilk" demektir. "eski,...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4143

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR