Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün919
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta11447
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay109362
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16747337

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182704

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

TÜRKLER APTAL MI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Avrupalılar Türklerin zeka seviyesinin düşük olduğunu söyleyip saçmalıyorlar.

Oysa birleşmiş milletler teşkilatının 10 Aralık 1948 tarihli "insan hakları evrensel bildirgesi" ni kaleme alan da batı ülkeleridir; "herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, din... Ulusal veya toplumsal köken... Gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin" tüm insanlar eşittir diyen de...

Üstelik o bildirgeyi hayata geçirmeyi amaçlayan Avrupa insan hakları sözleşmesini yapan ve uygulayan da kendileridir.

 

Ama içlerindeki ırkçı anlayışı hala öldürememişlerdir. İşte bu nedenle olsa gerek, önce Berlin Hür Üniversitesi rektörü Prof. Dieter Lenzen, "Türk öğrencilerinin zekâ seviyesi alman öğrencilerinden daha düşük olabilir" dedi. Bir bilim adamı ve uygar bir aydına yakışmayan bu lafın ardından gerisi geldi: Die Welt isimli alman gazetesi de Dr. Volkmar Weiss isimli bir zeka bilimcisine atfen bir haber yayınladı. Gazete bu uzmanın, Türk ve eski Sovyetler Birliği Göçmenlerinin (Sovyetler birliğinde yaşayan sonra Almanya'ya göç eden Alman kökenli insanların) zeka seviyelerinin Almanlarınkinden yüzde 10 ila 15 geri olduğu "sonucuna vardığını bildirdi.

Gerçi hem rektör hem de bu araştırmanın sahibi olan Weiss, haber yayınlanınca sözlerini tevile çalışmışlar, ama herkes bilir ki denen denmiştir.

Birilerinin bizleri memnun etmek için hakkımızda güzel şeyler söylemesi gibi bir zorunluluğu elbet yok; ama kimle ilgili olursa olsun, eleştirinin veya saptamanın ırkçı bir anlayışa dayandırılması kabul edilemez. Zaten bu çağda o yolu açan ancak aptallık etmiş olur. Çünkü birileri de çıkar aynı tür bir araştırmaya dayanarak "Almanlar faşisttir veya Almanlar ırkçıdır" gibi bir laf ederler.

Oysa Almanlar içinde faşist olan da vardır olmayan da... Keza ırkçı da vardır, ırkçı olmayan da aynen Türkler içinde olduğu gibi. Aslında bu tür sözleri, yani "şu ırkın mensupları şöyledir" türü genellemeleri sokaktaki adam yapsa mesele değil. Nihayet kültür düzeyi bu kadar" der geçersiniz.

Burada hem bir üniversite rektörü, hem de haber de bildirdiğine göre Leipzig Jeonojoji mekezi başkanı sıfatını taşıyan ve "zeka bilimcisi"olduğu ileri sürülen bir uzman söz konusu. Yani sözlerini hafife alma şansımız düşük.

Ancak bu iki bilim adamının söylediklerinden çok, araştırmanın evrensel insan değerleri ile çatışıp çatışmadığı önemli değil mi?

Prof Lenzen ile Dr. Weiss acaba, arada bir aynaya bakıyorlar mı? Orada Hitler döneminin ünlü Dr. Josef Mengele' sini görüyorlar mı ? [1]

Yahudiye Yağcılık

Eğer Almanlar Tayip Erdoğan gibi yahudiye yağcılık yapanları kast ediyorlarsa, en büyük geri zekalı kendileridir.

ABD'deki Musevi lobisinin etkin kuruluşlardan Anti Defamation League'den (ADL) 'ce­saret ödülü' alan Başbakan Recep Tayyip Erdo­ğan, "Musevi düşmanlığının Türkiye'de yeri yoktur." demiştir. Anti Defamation League tarafından 2. Dünya Savaşı'nda Türk diplomatların Musevilerin hayatını kur­tarmasından dolayı aldığı "İlgi Göstermeye Cesaret Et­mek Ödülü" töreninde konuşan Erdoğan, Yahudi soy­kırımının tarih boyunca insanlığa karşı gerçekleştirilen 'en akıl almaz suç' olduğunu söylemiştir. ADL, Dışişleri Abdullah Gül'e de üzerinde 2. Dünya Savaşı'nda Mu­sevilere yardım eden diplomatların isimlerinin yazılı ol­duğu bir plaket vermiştir. Konuşmasında Musevi düşman­lığına karşı açıktan tavır alan Erdoğan, milyonlarca Musevi'nin öldürülmesini insanlık suçu olarak nitelemiştir. "Öldürülen her Musevi ile birlikte insanlığın ortak vic­danından bir parça da yeri doldurulamaz biçimde kay­bolup gitmiştir." diyen Erdoğan, işlenen suçun unutulmamasının herkesin vazifesi oldu­ğunu ifade etmiştir.

Ülkemizde ve AKP sayesinde gün geçmiyor ki tarihteki Moğol istilasını mum­la aratan talihsiz değişimin vahim neticelerin­den biri daha vuku bulmasın. Yeni örneğimiz maalesef İstanbul'dan. Hem de Haydarpaşa... Şehirlerimizi kimliksizleştiren ve çokuluslu holding­lerin çıkarları doğrultusunda bozup değiştiren globalleşme; pençesini İstanbul'un kalbgâhı olan Haydarpaşa Garı ve çevresine vurmak üzere. Tarihi Haydarpaşa Garı, limanı ve çevresini de içine alan bir milyon metrekarelik kamusal alan "Dünya Ticaret Merkezi ve Kruvaziyer li­man" adı altında yapılaşmaya açılıyor.

Böylece İstanbul global şirketlerin arka bahçesi olmaktan öteye gidemeyen bir taşra kasabasına dönüşecek. Haydarpaşa'nın başına gelenler, "İs­tanbul bir dünya şehri" diye slogan atanların şimdi İstanbul'u bir Türk şehri yapmaktan çıka­racağını söyleyenleri doğrulayan bir haber hiç şüphesiz.

Fas'tan AKP' ye Şaron mektubu!

Mektup Fas'tan geliyor. Fas Adalet ve Kalkın­ma Partisi'nden. Kime dersiniz? Başbakan Recep Tay­yip Erdoğan'a... Konu, Tayyip Bey'in ABD seyahatin­den hemen önce İsrail'e giderek Ariel Şaron'un elini sıkması... İşte mektubun tam metni...

"T.C. Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan

Esselamü Aleyküm ve Rah-metullahi ve Berakatüh

Siyonist liderlerine yaptığı­nız ziyareti hayretle ve esef­le izledik... Halbuki; siz bir basın açıklamanızda İsrail'in masum Filistin aleyhine işle­diği cürümleri 'Devlet Terö­rü' olarak nitelendirmişti­niz...

Aynı şekilde Filistin halkı­nın kanlarının elinde henüz daha kuramadığı Şaron'la bir araya gelmenizi de hay­retle takip ettik.

Biz bu ziyaretin Filistin hal­kına hiçbir şekilde faydası olmadığına itibar ediyoruz. Bilakis, yargılanması gere­ken bir savaş suçlusunun eli­ni sıkmanız, Şaron'u yüreklendirmiştir.

Başbakan Erdoğan, George Soros'la görüştü...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ünlü spekülatör George Soros'un desteklediği Uluslararası Kriz Grubu'nu (International Crisis Group- ICG) ağırladı.

Bu görüşmeye, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Devlet Bakanı Ali Babacan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, AKP Genel Başkan Yardımcıları Şaban Dişli ve Nazım Ekren ile Erdoğan'ın Dış Politika Danışmanı ve İstanbul Milletvekili Egemen Bağış katıldı. Kabulde, Uluslararası Kredi Grubu'nu finanse eden ünlü spekülatör Soros da yer aldı. 1986 yılında kurulan ICG, dünyanın birçok ülkesinde demokrasinin yerleştirilmesi için faaliyetlerde bulunurken, raporlar hazırlıyor. Grup 2004 sonunda Türkiye'deki Kürt sorununa ilişkin rapor yayınlamıştı.

10 bin işçi daha atacağız

  • AKP Hükümeti, özelleştirme kapsamında 2009 yı­lına kadar 29 bin kişinin işten çıkarılmış olacağını itiraf etti. Hükümet adına Maliye Bakanı Kemal Unakıtan imzasıyla 14 Nisan'da Dünya Bankası'na (DB) gönderilen ve özelleştirme detaylarını içeren 'gizli' mektup, özelleştirme uygulamalarının sosyal faturasını ortaya çıkardı. Maliye Bakanı Unakıtan, 465.4 milyon dolarlık krediyi serbest bırakması için Dünya Bankası Başkanı Wolfensohn'a bir mektup gönderdi. Hükümetin "kamuoyuna açıklamayın" ri­casında bulunduğu mektupta 21 kamu işletmesinin satılacağı, 10 bin işçinin işten çıkarılacağı ve böylece özelleştirme kapsamında 2003-2009 döneminde 29 bin kişinin işten atılmış olacağının taahhüt edildiği bildirildi.

Erdoğan: "BOP kapsamında yardıma hazırız!?"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Beyrut'ta Lübnan Başbakanı Necip Mıkati ile görüştü.

Görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik, ticari, siyasal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi gündeme getirilirken; görüşmede Başbakan Erdoğan'ın, Türkiye'nin Büyük Ortadoğu Projesi ve Kuzey Afrika inisiyatifi çerçevesinde her türlü yardım ve katkıya hazır olduğunu vurguladığı da öğrenildi. Arkasından da TELEKOM Lüban'lı Haririlere peşkeş çekildi.

Erdoğan: "Ortadoğu ülkelerinin de reforma ihtiyacı var"

Yani, ABD'nin eyaleti olmamız lazım, dedi.

Başbakan Erdoğan, küreselleşen ve daha fazla demokratikleşen dünyada, Ortadoğu ülkelerinin de reforma ihtiyacı olduğunu söyledi.

Erdoğan ve beraberindeki heyet, Lübnan Başbakanı Necip Mikati'nin onuruna verdiği yemeğine katıldı.

Yemekte konuşan Erdoğan, Türkiye ve Lübnan arasında ortak tarih ve kültürel değerlere dayanan köklü bağlar bulunduğunu söyledi.

Egemen Bağış: AB'ile nikahsız yaşıyoruz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dış politika danışmanı, ÂKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, Avrupa Birliği'nin (AB) istese de Türkiye'ye yolu kapatamayacağını, çünkü ikisi için de ilişkilerin çok önemli ol­duğunu söyledi.

Bağış, Reuters ajansına verdiği demeçte, "Türkiye-AB ilişkileri sorgulandığı zaman, bunun yeni bir sü­reç olmadığını belirtirim. 40 yıllık çabayı çöpe ata­mazsınız" dedi.

Türkiye'nin, AB ile başlangıcından beri ilgili olduğu­nu belirten Bağış, "Resmi nikahsız, beraber yaşıyor gibiyiz ve şimdi bunu belediyede onaylatmamız gere­kiyor" dedi.

Batık kulüp!

* Avrupa basını başarısız bir şekilde sona eren Avrupa Birliği Zirvesi'nin kritiğini yapmaya de­vam ediyor. Financial Times, birlikteki son ge­lişmeleri, kötü haber olarak algılaması gereken iki büyük ülkenin Türkiye ve Ukrayna olduğu* nü yazarken, Die Welt 'Türkiye'nin üyeliğiyle başa çıkamayacak ve batacak bir kulübe katıl­masının, Ankara'ya ne faydası var?' değerlendir­mesini yaptı. Buna rağmen hükümetin, her tür­lü tavizi de kabul ederek müzakerelere başlama tarihi almak için sarf ettiği göz yaşartıcı(l) çaba­yı Avrupalılar da Türk milleti gibi anlamakta güçlük çekiyor..!

Rıfat Hisarcıklıoğlu' nun Kafa Yapısı !

Soros'la birlikte Türkiye'ye gelen Brzezinsky, Kissinger gibi ünlü stratejister CSIS'ın üyesi. Üyeleri kadar raporları da önemli. Mesela Ecevit iktidarı dö­neminde Kemal Derviş, Hüsamettin Özkan, İsmail Cem "troykası!" ilk önce bu CSIS'ın raporlarında yer aldı. Akşam CSIS rapor yazmış, sabah Türkiye Derviş-Cem-Özkan "troykası"yla uyanmıştı. Son­rasını biliyorsunuz.

Şimdi Rıfat Hisarcıklıoğlu ile CSIS'ı birleştirelim.

Rıfat Bey, işte bu CSIS'ın ABD-Türkiye İletişim Grubu Eş Başkanı. Uzun süredir yakın diyalog var. TOBB ve CSIS ortak raporlara ve işbirliği an­laşmalarına imza attılar. Daha önce bunları yazdık.

İste kulislerde bu önbilgilerin ardından hemen bir formül gündeme getiriliyor. "Yeni alternatif mer­kez sağ" formülü. Yakında Türk siyasetine sunula­cak deniyor. Formülün merkezinde Rıfat Hisarcıklı­oğlu var. Hemen yanına da Melih Gökçek ve Si­nan Aygün gibi bir kaç popüler isim monte ediliyor. Üçü de eski arkadaş.. Hatta arkadaştan öte birlikte­likleri var.. Birbirlerine hep destek verdiler.

Üçlü, önümüzdeki günlerin yeni "Troyka"sı olarak söyleniyor.

Demirellerin Zekası

Yıllar içinde Demirel ailesiyle ilgili kabarık bir arşi­vim oluştu. Önce hayali ihracatın (sunta) Türkiye'deki mucidi yeğen Yahya Demirel, ardından babası Hacı Ali Demirel, ardından da Şevket Demirel'in oğlu Murat Demirel, benim arşivimi zenginleştirecek "aktivitelerde" bulunmak için adeta birbirleriyle yarıştılar! Arşivimde Şevket Demirel'le ilgili malzeme bile buldum. 4 klasör dolusu gazete kupürleri arasından aşağıdaki se­çimi yapmakta çok zorlandım. Dikkat ederseniz Süleyman Demirel, ailesiyle ilgili yolsuzluk ve kayırma olay­larında, ya Başbakandır ya da Cumhurbaşkanıdır. Kredile­rin verildiği bankalar da hep kamu bankalarıdır... Demi­rel arşivimde kayınbirader Ali Şener ile banka batıran 2 manevi oğul Cavit Çağlar ve Kamuran Çörtük de yer alıyor. Süleyman Demirel, henüz 4 yıllık başbakanken Hayat Mecmuası'nda yer alan bir röportajda, "Bizim ailede ayrı gayrı yoktur. Üç kardeşiz. Hacı Ali, Şevket ve ben. Üçümüzün kazandığı ortaktır. Hepsi bir çanak­ta toplanır. Herkes ihtiyacına göre çanaktan alır," de­mişti. Buyrun arşivin sayfaları arasında küçük bir ge­zintiye...

SEKA'da Şehzade Skandalı: Başbakan'ın yeğeni Murat Demirel, SEKA ürünlerine zam gelmeden bir gün önce 2 milyar tutarında duralit aldı.[2]

Sayın Başbakan..Bu Olaya El Koyun: Yeğeni­niz Yahya, yabancı bankalardan aldığı 20 milyon dola­rı ödemedi. Bu borcu devlet bankası Şekerbank ödü­yor. Yeğeniniz ekime kadar bulunamazsa açılan da­va düşecek ve bu para devletin sırtına kalacak.[3]

Devlet Bankaları Yahya'ya Çalışıyor: Dev­let bankası Sümerbank, Şekerbank'ı dolandırmaktan sanık olarak aranan Yahya Demirel'in Kıbrıs'taki ban­kasına mevduat hesabı açtı. Sümerbank Genel Müdürü Doğan Çelik olayı doğruladı.[4]

Hazineden Demirellere Trilyonluk Teşvik

Hazine, Şevket Demirel'in şirketlerine teşvik üstü­ne teşvik veriyor. Orman ürünleri şirketine yatırım için, pazarlama şirketine de ihracat için teşvik alan Demireller'in, liman işletmek için kurdukları Demport da 1.9 trilyon liralık teşvik sağladı.[5]

İşte buna sivri zeka denir. Türklere aptal diyen enayidir.

Zeki Atatürk ve İmam Hatip okulları!

İmam-Hatip Liselerin çekirdeğini oluşturan okullardan Daru'l-Hilafe'yi ziyaret eden Mustafa Ke­mal Atatürk, "Memnuniyetle görüyorum ki eğitim ve öğretim cidden dinî hakikat içerisindedir. İnşallah aranızdan Farabiler,  İbn-i Sinalar çıkacak" demişti,

Türkiye Büyük Millet Meclisi Birinci İcra Vekille­ri Heyeti'nce hazırlanan ve Başbakan Mareşal Fevzi Çakmak ile TBBM Reisi Mustafa Kemal'in imzasını taşıyan Medaris-i İlmiyye Nizamnamesinin en önemli, yanı, okulların müfredat prog­ramlarını dini ve müspet bilimlerin kaynaştığı bir şekilde düzenlemesiydi. Yani, müfredatları, bu­günkü İmam Hatip Liselerinde okutulan müfredat şeklinde düzenlenmişti.

Tarihi belgeler gün yüzüne çıktıkça, Cumhuriyetin kuruluş günlerinde, kıyafet ve dini eğitimle ilgili uygulamaların, bugünkü laikçilerin ortaya attığı id­diaların tamamının fos çıktığı görülüyor...

Teoman Koman'ın Tuzağı!

Işıklar'a ilk mescidi Koman Paşa âçmış.. Niye mi?

Emekli Yarbay Kocaoğlu, Işıklar'a ilk mescidi 28 Şubat'in ünlü ismi emekli Org. Teoman Koman'ın niye açtığını anlatıyor: "Işıklar'da okul komutanı Süleyman Gülcü bir gün beni çağırdı. "Sami, bazı öğrenciler okulun koridorlarında namaz kılıyor, onları cezalandıracağız." dedi. Ben de, ''Komutanım bunlara namaz kılmayı benim öğrettiğimi zannetmeyin. Ailelerinden aldığı terbiye ile namaz kılıyorlar.' dedim.

Daha sonra Teoman Koman okul komutanı oldu. Beni okula çağırdı. Okulda öğrencilerin ve çalışanların namaz kılmaları için yer açmış. Nasıl buldun?' dedi. 'Valla komutanım sevinilecek bir olay.' dedim. Sonra aynı Koman Paşa, bana irticacı diye suçlanan öğrencilerin dosyalarını gösterdi."        

Yani namaz kılanları tespit etmek ve fişeklemek için mescidi bir tuzak olarak kullanmış!..

Erbakan gerçeği:

Erbakan D-8 ve Dünya İçin Rahmettir

D - 8 kuruluş yıldönümü değerlendirme toplantısında İran Elçilik Müsteşarı Misar İzadi, "Bu toplu­luk Erbakan'ın kişiliğinde bir araya gelmiştir. Erbakan'ın kişiliği D-8 için bir rahmettir" dedi.

Aytunç Altındal'ın İtirafı

8.06.2005 tarihli ESAM Konferansında Aytunç Altındal: "Millî Görüş iktidarında D-8'ler projesi gerçekleştirildi. Tam yerine otururken büyük tepki çekti. ABD'de bulunduğum bir dönemde MOSSAD ve CIA'nın ortak toplantısına katılan bir kişi "Bu siyasi hareketin başında Erbakan olmasa idi biz bunları havada götürürüz" demişti.

11 Eylül 2005 Star gazetesinde;

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Aydemir'in Strazbourg'ta:

"PKK'nın Türk Silahlı Kuvvetleriyle aynı anda silah bırakması gerekiyor..." Şaşkın ve şımarık sözlerini bahane ederek, Erbakan Hoca'ya sataşan Hadi Özışık gibi edep ve akıl yoksunları hala bu gerçeklerden habersizdi...

İsrail'de Panik Havası!

Deniz altında duvar örüyor

İsrail, Filistinlilerin sızmasını önlemek için Gazze sahilinde sualtı seti inşa ediyor. Bir kısmı beton duvar, bir kısmı da yüzen bariyer şeklindeki setin, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyiyle olan sınırından itibaren 950 metre boyunca Akdeniz'e uzanacağı belirtildi. Jerusalem Post gazetesi, setin yapılmasındaki amacın, İsrail Gazze'den çekildikten sonra, Gazze'de konuşlanmış militanların, deniz yoluyla İsrail'e saldırmasını engellemek olduğu ifade edildi. Setin ilk 150 metresinin, deniz yatağına gömülmüş beton direkler şeklinde, geri kalan 800 metresinin ise denize 1.8 metre batmış "yüzen bariyer" şeklinde olacağı kaydedildi.



[1] Hürriyet / 26 07 2005 / Oktay Ekşi

[2] Milliyet / 18 01 1993

[3] Hürriyet / 03 03 1993

[4] Hürriyet /15 03 1993

[5] Milliyet / 02 081994


Bu yazarin diger makaleleri

ERBAKANCI GEÇİNEN AKP ŞAKŞAKÇILARININ ŞAŞKINLIĞIERBAKANCI GEÇİNEN AKP ŞAKŞAKÇILARININ ŞAŞKINLIĞI
AKP yalakalıklarını Erbakan yandaşlığıyla meşrulaştırmaya çalışan malum bir güruh, TSK’ya...
Devami
AKP’NİN VURGUN ŞEBEKESİ VE MAFYA EKONOMİSİ
Türk-İş sonunda uyanmıştı: “IMF'den Türkiye'ye dost olmaz!” Türk-İş tarafından hazırlanan raporda,...
Devami
CHP’nin Kafa Yapısı Ve İsmet Paşa’nın Mirası CHP İLE AKP, AYNI GÜÇLERİN TERTİP VE MAŞASIDIR!
GenelKurmayın Uyarısı: Karıştırmayın! Hatırlayalım: Genelkurmay Başkanlığı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl...
Devami
OLAYLARA GLOBAL BAKIŞ
Siyonist RAND Corperation kuruluşu yetkililerinden Stephen Larrabee, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın...
Devami
SOLDAN ONURLU VE OLUMLU BİR DAVET:
  Savaşa ve Emperyalizme Karşı Birlikte Duralım Önce, kendimi kısaca tanıtmakta...
Devami
AMERİKANIN TÜRKİYE KAYGISI ve AKP UYARISI!
  Washington'da temaslarda bulunan TÜSİAD heyeti, 'AKP iktidarı altında Türkiye...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5480

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR