Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün809
mod_vvisit_counterDün3687
mod_vvisit_counterBu Hafta809
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay127312
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16765287

IP'niz: 3.238.184.78
Bugün: 30 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12189659

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

Hadi Uluengin'e: HADİ ORADAN!..

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

Faşist ve nazist denilen Hitler'e rahmet okutacak kadar saldırganlaşan ve bunu soysuz fıtratının ve şeytani inancının gereği olarak yapan, Siyonist İsrail'in kurulduğu gün Türkiye'de yayın hayatına başlayan...

Logosuna "Türkiye Türklerindir" yazarak "Türkiye artık beyaz Türklerin, yani sabataist dönmelerindir." Mesajını yamyam yandaşlarına ulaştıran...

               İlk sahipleri şimdi İsviçre'ye taşınan, sabataist Simavilerin olduğu bilinen ve başından beri milli ve manevi değerlerin tahribiyle uğraşan Hürriyet Gazetesinin yamağı ve sözde yazarı Hadi Uluengin, Gavur Bush'un "İslami Faşizm" kusmuğunu sahiplenip yalıyor ve çok doğru buluyor:

               "İslami faşizm" başlıklı yazısında şunları zırvalıyor!

 

MALÛM, George Bush'un kullandığı yukarıdaki ifade büyük kıyametler koparttı.

Peki ama, bunlara rağmen gerçekten de bir "İslami faşizm" var mıdır ve olabilir mi?

EVET, vardır! Mevcuttur!

Ve, kimin ağzından çıkarsa çıksın, doğru "doğru" olduğu içindir ki, gerçeğin Bush gibi bir "yanlışlıklar timsáli" tarafından dile getirilmiş olması o "doğru"yu değiştirmez.

ÇÜNKÜ, din uhrevi bir inançtır ama onun yansımaları dünyevi biçimde ortaya çıkar.

Ve, her dindeki bazı unsurlar da, o dünyevilikte seküler olarak hüküm süren siyaset pratiklerinden ve ideolojilerinden etkilenirler. İtiraf etseler de, etmeseler de.

Peki, İslam'ın bağışıklığı mı var ki o İslam'ı "faşistleştiren" Müslüman çıkmayacak?

NE kendimizi, ne başkasını kandırmaya kalkışalım, tabii ki çıktı, çıkıyor ve çıkacak.

Savaşı Berlin'de geçirecek ölçüde bir Hitler çömezi olan ve Reich altınıyla beslenen dünün Kudüs Müftüsü El Hüseyni'den; Bin Ladin'i, Zerkavi'si ve fasa fisosuyla bugünün "terör mücahitleri"ne, "İslami faşist"ler; daha doğrusu "İslami Nazi"ler ortada kol geziyor.

Buradaki "İslami" sözcüğünden mi rahatsızlık duyuyoruz? Niye duyacağız ki?

ARTI, siyaset terminolojisi ana hatlarıyla nesneldir. Dini sıfat o nesnelliği değiştirmez

"Müslüman demokrat" denildiğinde álá da, "Müslüman faşist" denince kaka mı?

Oysa her ikisi de önce bir imani eksen, sonra da bir siyasi tercih yansıtıyorlar.

Ve, "İslam faşizmle bağdaşmaz" tezi "İslam demokrasiyle bağdaşmaz" tezi kadar soyuttur ki, biri ne denli doğru ve yanlışsa, diğeri de o denli doğru ve yanlıştır.[1]

               "Söz, özün aynasıdır." Gerçeğince içini, niyetini ve mahiyetini ortaya döken Hadi Uluengin'e sormak lazım:

1- İslami Faşizm'e örnek gösterdiği Bin Ladin gibilerin, İslami kaynaklı değil Amerikan çıkışlı olduğunu, Türkiye'de de Hizbullah, Kaplancılar v.b grupcukların da yine İsrail, ABD ve AB tarafından kurulduğunu ve kullanıldığını bilmeyecek kadar cahil ve gafil mi?

Yoksa İslam'ı ve Müslümanları karalamak, böylece malum ve mel'un merkezlere yaranmak için bütün bunları bahane ederek Bush'un "İslami Faşizm" hakaretini haklı gösteren bir hain mi?

2- Yine "İslami Faşist ve Hitlerci Nazist" olarak göstermeğe çalıştığı, Arafat öncesi Kudüs Müftüsü El Hüseyni'nin; Osmanlının son döneminde ve İttihatçıların yönetiminde kurulan Teşkilat-ı Mahsusa'da Filistin yetkilisi olarak görev aldığını... Ve Atatürk'ün hayatının sonuna kadar bu zat'a resmen ve fiilen sahip çıktığını bilmez mi?

3- Yoksa Hürriyet Havrasının havarilerine göre, Mustafa Kemal'de mi İslami Faşistlerdendi?

Evet "Eğer utanmazsan, (yani haysiyet ve mesuliyet taşımazsan) istediğini yap (dilediğini konuş)" bütün peygamberlerin ortak hikmet sözleriydi...

Kime ne diyelim zaten İktidar kuklası olmak hatırına, geçmişini ve gerçeğini inkar eden Recep T. Erdoğan "Biz hem Dini, hem de Irki milliyetçiliğe karşıyız." Safsatasıyla zaten "Gavur"ge Bush'un "İslami faşizm" tanımlamasına öncülük etmişti.

İsrail'e, ABD'ye ve yerli temsilcileri olan sömürü sermayesine güvenen Hadi'lere ve Tayyip'lere, ağabeyleri Ertuğrul Özkök'ün şu yazdıkları, yeterlidir. Çünkü, çok güvendiğiniz İsrail sırtlanı, biz avuç Hizbullah karşısında yenilmiş ve kıçüstü geri çekilmiştir:

"Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e ilginç bir gözlemini anlatmış.

Berri, savaşın en şiddetli günlerinin birinde, televizyonda bir İsrailli askerin konuşmasını dinlemiş. İsrailli asker konuşmasında şunları söylemiş:

"Bizim insan olarak amacımız daha iyi bir hayat yaşamak. Bütün eğitim hayatımız boyunca, yaşamayı yücelten değerleri öğreniyoruz. Ama burada çarpıştığımız insanların hedefi yaşamak değil, ölmek." 

              

Gerçekten etkileyici bir tespit. Tabii bir o kadar çarpıcı bir çelişki."[2]

Evet, ey Siyonizmin aşıkları ve emperyalizmin uşakları;

Sizin dünya hayatını, rahatını ve menfaatini, tapınırcasına sevmenizden, çok daha fazla sonsuzluk diyarına ve ahiret hayatını özleyen, İslam'ın ve insanlığın hatırına şahadeti şeref bilip gözleyen müminlerin ve mücahitlerin beklenen zaferi yakındır ve kesindir!..

Ve ey AKP'liler ve Ilımlı İslamcı Akrepler!

Bu vebal sizi yerin dibine geçirecektir!.

Bu vebale katlanmak kolay olmasa gerektir!

Bir yandan ülkenizdeki ABD silahlarının önemli bir bölümünün "Miadı geçmiş mühimmat geri götürülüyor" gerekçesi ile İsrail'e sevkine rıza göstereceksiniz, diğer yandan da Hizbullah'a silah götürüyorlar diye İran ve Suriye uçaklarını indirip arama yaptıracaksınız!

Katlanılması zor olan vebal işte bu vebal!

Televizyonlarda film izler gibi izlediğimiz savaş sahnelerinde İsrail vahşetine bütün boyutları ile tanık olmadık mı?

Olduk elbette!

Peki, hal böyle olunca İsrail'in elini daha da güçlendirecek adımlar atılmasına göz yummanın bir vebali yok mu?

ABD İncirlikten kamyonlar dolusu mühimmatı "Miadı doldu" diyerek yola çıkardığı zaman "Arkadaş şimdi bunun sırası mı?" diye sormak gerekmez miydi?

"Bırak şimdi bu geri götürme işini, hele şu savaş bir dursun" demenin tam vakti değil miydi?

O zaman hiç ses çıkarılmadı!

Amerika'nın geri götürüyorum mazeretine inanılmış gözüküldü!

Sonra da İsrail'in "Şu uçakla silah getiriliyor, bu uçakta da silah var!" diye aslı astarı olmayan iddialarından yola çıkılarak uçakları indirip arama yaptırmanın alemi var mıydı?

Uçaklar indirildi arama yapıldı da ne oldu?

İsrail'in nasıl bir fitne çıkarmak için çalıştığı belgelenmiş oldu!

Uçaklarda İsrail'in iddia ettiği gibi silah-milah yoktu!

Bırakın öyle füzeleri falan ufacık bir şey bulunsa şimdiye ne biçim kıyametler koparılmış olurdu!

Siz bir vahşete tanık olacaksınız ve sonra da kalkıp bu vahşeti gerçekleştirene yardım edeceksiniz!

Yani ezilene değil ezene destek vereceksiniz!

Bu suça aynen iştirakten başka ne anlama gelir?

Böyle bir durumda yapılacak ilk iş hiç kuşkusuz katliamı durdurmak ve ezilenleri kurtarmaktır!

Buna güç yetmiyorsa, o zaman hiç olmazsa ezenle arasında bir denge sağlayabilmesi ve kendisini koruyabilmesi için ezilene arka çıkılması gerekmez mi?[3]

               19 Ağustos 2006 Tarihli Hürriyet bu haberi büyük bir iştahla ve iftiharla veriyordu;[4]

İRAN'dan, Türk hava sahasını kullanarak Suriye'ye giden uçaklarla, Lübnan'daki Hizbullah'a silah sevkıyatı yapıldığı ihbarları üzerine Diyarbakır'a indirilerek aranan uçakların sayısının 6 olduğu ileri sürüldü. Uçaklardan 5'inin İran, 1'inin de Suriye'ye ait olduğu bildirildi.

               27 Temmuz: İsrail istihbaratından gelen bilgiler doğrultusunda Türk hava sahasına giren İran kargo uçağı, Diyarbakır Havaalanı'na indirildi. Roket taşıdığı ileri sürülen ve Dışişleri Bakanlığı'nın talimatıyla Diyarbakır'a indirilen İran uçağında yapılan aramada silaha rastlanmadığı öğrenildi.

               08 Ağustos: 7 mürettebatlı İran uçağı 12.45'te alana indirilip arandı, silah bulunmadı.

17 Ağustos: Diyarbakır Havaalanı'na indirilip silah araması yapılan uçak sayısı önceki akşam İran özel havayolu şirketi Parsair'e ait Il-76DT tipi 4 motorlu kargo uçağının inmesiyle 6'ya ulaştı. 18.30'da Diyarbakır'a inen İran uçağını, DHA muhabiri görüntülemeyi başardı.

               Hizmet Bedeli Tartışması

               İran'dan Suriye'ye giderken 27 Temmuz günü Diyarbakır Havaalanı'na indirilen İran uçağı personeli ile yer hizmetleri görevlileri arasında ücret tartışması yaşandığı ileri sürüldü. Arama sonunda silah bulunmayan ve kalkış izni verilen İran uçağı pistte ilerlerken, yer hizmetleri şirketi yetkilileri kuleyle telsizle temasa geçerek, verilen hizmet karşılığı 2100 dolarlık faturanın ödenmediğini bildirdi ve kalkış izni verilmemesini istedi. İran uçağının 7 kişilik mürettebatı ise "Bizi siz indirdiniz, niye para vereceğiz?' dedi. Tartışmalardan sonra İran uçağı faturayı ödemeden havalandı.

               Casus uyduyla suçüstü:

               15 Temmuz'da İlk İhbar

               Amerikan İstihbaratı daha savaşın 3. gününde ihbar aldı. Uydudan çekilen fotoğraflardan anlaşıldığına göre, İran bir kargo uçağına yüklediği C-802 Nur füzelerini Hizbullah'a gönderiyordu. ABD, Irak ve Türkiye'den bu uçağın Şam'a gidişinin engellenmesi istendi.

               20 Temmuz: İnmeden geçemezsin

               Irak, Şam'a giden uçağa geçiş izni vermedi. Türkiye ise yere indirilip aranma koşuluyla izin verdi. Uçak İran'a dönüp füzeleri boşalttıktan sonra insani yardımla yola çıktı. 22 Temmuz günü Türkiye'de indirilerek kontrol edildikten sonra Şam'a gitti.

Amerikan istihbarat yetkilileri, geçen ay bir İran kargo uçağının Hizbullah'a götürülen C-802 Nur füzeleri taşıdığını uydu fotoğraflarıyla tespit ederek, uçağın Suriye'ye gitmesini engelledi. USA Today gazetesinin iki Amerikan istihbarat yetkilisini kaynak göstererek yayınladığı habere göre, İsrail'in Hizbullah'la savaşı başladıktan 8 gün sonra Amerikalı diplomatlar, Türkiye ve Irak'ı, uçağın Hizbullah'a silah sevkıyatının aktarma üssü olan Şam'a gitmek üzere hava sahalarından geçmesine izin vermemesi için ikna ettiler.

               Olayın ayrıntılarını, konuyla ilgili raporu gören bir Amerikan istihbarat yetkilisi anlattı. Olay, bir başka istihbarat yetkilisi ve bir yabancı ülke diplomatı tarafından doğrulandı. Gazeteye göre, bu kaynakların ifadeleri, ABD'nin İsrail'e 34 günlük savaş sırasında, Müslüman ülkelerin bile yardımını alarak, verdiği sessiz desteğin bir göstergesi.

İsrail ve ABD, İran hükümetini, Şii Hizbullah örgütüne Suriye yoluyla artan sayıda gelişmiş silah yardımı yapmakla suçluyor. İran ise Hizbullah'a silah göndermeye çalıştığı iddialarını yalanlıyor. Irak ve Türk hükümetleri bu konuda yorum yapmadılar. USA Today gazetesine bilgi veren kaynaklar ise iddialarıyla ilgili rapor ve uydu fotoğrafları gibi belgeler gösteremediler. Bu yüzden haber resmen doğrulanmış değil. İstihbarat yetkilileri, uydu fotoğraflarında füzelerin açıkça görülemediğini ancak rampalarından ve kasalarının farklı biçimlerinden uzmanların füzenin tipini anlayabildiklerini söylediler. Konuyla ilgili sorulara karşılık ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, "Bu gibi konularla ilgili her zaman çalışmalar yapıyoruz. Ancak belli bir olaydan söz edemem" dedi.

               Gün gün operasyon

               15 Temmuz: Savaş başladıktan üç gün sonra, Amerikan istihbaratına İran'dan Hizbullah'a silah sevkiyatı yapılacağına dair ihbar geldi.

19 Temmuz: İran mürettebatı Tahran yakınlarındaki Mehrabad askeri üssünde bir kargo uçağına üç füze rampası ile her birinin içinde Çin yapısı C-802 Nur füzeleri bulunan 8 kasa yüklerken casus uydu tarafından görüntülendi. İsrail, Hizbullah'ın 14 Temmuz'da Lübnan açıklarındaki bir savaş gemilerine hassas güdümlü gemisavar füzesi C-802 fırlattığını açıklamıştı.

20 Temmuz: Ilyuşin Il-76 kargo uçağı Şam'a gitmek üzere havalandı fakat Irak hava trafik kontrolü tarafından Irak hava sahasına girmesine izin verilmedi. Bunun üzerine İranlı pilotlar Türkiye'den geçiş izni talep ettiler. Türk yetkililer ise ancak uçağın aranmak üzere yere inmesi koşuluyla izin verdi. İnmeyi kabul etmeyen pilotlar uçağı Tahran'a geri döndürdü.

22 Temmuz: Füzeleri boşaltan uçak insani yardım yüküyle yeniden yola çıktı, Türkiye'de yere inerek kontrol edildikten sonra Şam'a gitti.

Füzeleri tespit eden 'Kasa-loji' sanatı

UYDU fotoğraflarının analiz edildiği kapalı kapılar ardında bu tekniğin adına "kasa-loji" deniyor: Bir silahı ya da önemli bir parçasını içine konulduğu kasanın boyutları ve biçimiyle tanımlayabilme sanatı. USA Today'e bilgi veren kaynaklara göre, geçen ay bir İran askeri üssünü gözleyen uydunun çektiği görüntüleri inceleyen uzmanlar, kargo uçağına 8 adet C-802 Nur tipi gemisavar füzeleri yüklendiği kanaatine vardılar. C-802 füzesi küçük bir kamyon boyunda. Kasalarla ilgili bilgi, füzenin üretim yerine yakınlığı ve uçağın gideceği istikamete bakıldığında, bir uzman bunun C-802 olduğunu kesine çok yakın biçimde anlayabiliyor" dedi. Bu kasaların hepsinin birbirinden farklı boyutları ve özellikleri var. Bir uzman kasalarına bakarak içinde hangi tip cephane ya da silah bulunduğunu hemen söyleyebilir. 

İsrail, Gül'den İran'a Karşı Ambargo İsteyecek

İsrail'in Türkiye'den İran'a karşı kara ve hava ambargosu istemesi, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün pazar günü bu ülkeye yapacağı ziyarette önemli bir yer tutacak. İsrail'in, Türk tarafının önüne İran'a yönelik ambargo talebini getirmesine kesin gözle bakılıyor.

Ankara ise İsrail'in ambargo talebini ziyaret öncesi dillendirip basına sızdırmasından ciddi rahatsızlık duydu. Diplomatik kaynaklar Türkiye'nin kara, hava ve deniz taşıtlarını uluslararası kurallara göre ne şekilde kontrol edeceğine kendisinin karar vereceğini belirtirlerken, kulislerde İsrailli yöneticilerin Türkiye ile komşusu İran'ı karşı karşıya getirecek söylemlerden kaçınmaları gerektiği konuşuluyor. Gül İsrail ziyareti sırasında Filistin tarafına da geçecek. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'la bir araya gelmesi öngörülen Gül'ün programında Filistin'in HAMAS'lı Başbakanı İsmail Haniye'nin olmaması dikkat çekti.[5]



[1] Hürriyet / 19 08 2006 / Hadi Uluengin

[2] Hürriyet / 19 08 2006

[3] Milli Gazete / 22 08 2006 / Zeki Ceyhan

[4] Bak: sh.13

[5] Hürriyet / 19.08.2006


Bu yazarin diger makaleleri

TEFRİKANIN SEBEPLERİ
  Hak dinlerin ve davaların en büyük belası fırkacılık ve...
Devami
FETULLAH GÜLEN'İN KURTULUŞ YOLU!
  Ali Ünal, zaman Gazetesinde (03.07.2006) "Gayz, kin ve düşmanlık,...
Devami
İRAN ETRAFINDA AVRASYA'YA DOĞRU.
  Helmut Schmidt: "İran tehdit etmiyor, sadece tedbir alıyor!.." Bu...
Devami
SİYONİST SPEKÜLATÖR SOROS'TAN NASIL PARA ALINIR? (MIŞ..)
  Türkiye'de şirketler ve AB dışında, STK'lara fon sağlayacak başka...
Devami
AKP'NİN AKREPLİĞİ
  Her 100 liralık faizin 46 lirası reel faize ödendi...
Devami
AKP KONGRESİ VE İKTİDAR KANGRENİ
  AKP, kesenin ağzını açtı ve 1.5 trilyonluk kongre yaptı...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6114

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR