Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün6853
mod_vvisit_counterDün6470
mod_vvisit_counterBu Hafta26563
mod_vvisit_counterGeçen hafta46951
mod_vvisit_counterBu Ay196017
mod_vvisit_counterGeçen Ay251747
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16630933

IP'niz: 3.230.1.126
Bugün: 29 Eki 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12115883

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

ÜMMET; UHUVVET, KUVVET VE İZZETTİR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

 

Hadis olarak kabul edilen "küfür tek millettir" gerçeği, bugün tamamen kesinleşmiştir. Dünyada ki küfür cephesi:

Siyasi yönden BM'in, ekonomik yönden IMF'nin, askeri yönden NATO'nun, kültürel yönden UNESCO'nun, etrafında kenetlenmiş ve aynı masonik merkezlerden yönetilen organizeli bir güç haline gelmiştir. Bu emperyalist ve Siyonist hâkimiyete karşı Müslümanların ve mazlumların da "ümmet ve uhuvvet" gayretiyle; ama ezmek ve sömürmek için değil, birleşmek ve bölüşmek niyetiyle çok yönlü güç birliğine gitmeleri gerekir.

 

"İnkâr edenler birbirinin velileridir (güç birliğine gidip desteklemekte ve ortak hareket etmektedir). Eğer siz (müminler olarak) bunu yapmaz iseniz (ilmi, iktisadi, siyasi ve askeri güç birliğinizi gerçekleştiremezsiniz) yeryüzünde bir fitne (haksızlık ve ahlaksızlık düzeni) ve büyük bir fesat (bozgunculuk ve soygun dönemi) kaçınılmaz hale gelir." (Enfal:73) ayeti de açıkça bu durumu bildirmektedir.

Nurullah Aydın'ın:

"Ümmetçi anlayış ise; dünyanın her yerindeki salt aynı inançta olan aynı din mensuplarının birlikteliğini amaçlar.

Bu bakımdan gerek enternasyonalizm gerekse ümmetçi anlayış insanlar arasındaki sınırlı özellikleri, birlik oluşturma nedeni görmektedir. Oysa milliyetçilik salt bir özelliği değil bütün özelliklerde ortak olan insanların bir bütün olarak savunulması anlamına gelmektedir. İlk ikisinde gevşek sınırlı bağ varken, milliyetçilikte, daha yoğun çeşitli değerler bütünü vardır.

Ortaçağların aynı din mensuplarının ırksal özelliğini göz ardı eden birleştiriciliği, din milliyetçiliği şeklinde ortaya çıkmıştır. Ümmetçi bu yaklaşım aynı din mensuplarının dini yargılarını-kabullerini ortak değer kabul eden anlayıştır.

Bu durum ya "bütün Hıristiyanlar birleşin" ya da "bütün Müslümanlar birleşin" şeklinde ifade edilmiştir. Bu anlayış yüzyıllar süren dinler arası, mezhepler arası savaşların temel nedeni olmuştur.

Ümmetçi anlayış ise ortaçağlarda kalan idealist bir özlemden öteye pratik değeri olmayan anlayıştır. İnsanları salt din bağı ile bir arada tutmak, bu anlayış, duygu ve düşünce ile varlığı sürdürmek, diğer ortak kabuller olmaksızın mümkün değildir. İnsanlık tarihi bu anlayışın olamazlıkları ile doludur."12[1]

Şeklindeki saptamaları; bazı doğrularla yanlışları harmanlama ve gerçekleri saptırma safsatasıdır.

Şöyle ki:

1- İslam Dini, Sn. yazarın iddia ettiği gibi "sınırlı özellikler" değil, en kuşatıcı ve kalıcı prensiplerdir. Ve en son gelen Maide: 3. ayetine göre; eksiksiz ve mükemmel bir hayat ve huzur programıdır.

2- "Din Milliyetçiliği" uydurma bir kavramdır ve ümmet inancına, yani İslam kardeşliği amacına duyulan öfkenin bir yansımasıdır.

3- "Ümmetçi yaklaşım" diye; Kur'an'ın ve Resulüllahın, Yani İslam'ın hüküm ve hedefleri basite alınmaktadır.

4- İslam kardeşliği ve zulme karşı iman birlikteliği olan ümmet anlayışı, "yüzyıllar boyu süren din ve mezhep savaşlarının temeli" gibi sunularak, tam bir Batılı kafasıyla, İslam'a ve Müslümanlara iftira atılmış, İslam'la Hıristiyanlık kasıtlı olarak aynı kategoriye sokulmaya çalışılmıştır.

5- "Ümmetçi anlayış; ortaçağlarda kalan idealist bir özlemdir" şeklinde tanıtılması: "aslında İslami değer ve dinamiklerin artık ortaçağda kalan ve bugün hiçbir pratik değeri bulunmayan bir ütopya olduğu" kanaatini ısrarla yaymaya çalışan Siyonist ve emperyalist dinsizlere kolaylık sağlama ahmaklığıdır. Eğer bilerek yapılıyorsa elbette daha aşağı ve bayağı bir yaklaşımdır.

Bütün bunların; ne ilmi, ne İslami ve ne de insani değeri ve dayanağı bulunmamaktadır.

Jeopoltik Dergisinin Ağustos 2008 sayısında "Doğu Akdeniz'in Stratejisi ve Kabotajımız" başlıklı yazısında:

"Bilindiği gibi tek tanrılı dinlerin (Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık ) kaynağı Doğu Akdeniz'dir. Doğu Akdeniz tek tanrılı dinlerin yanında, denizciliğin hatta yazının da doğduğu bir bölgedir. Bunun nedenini iklimde ve özellikle coğrafyada aramak gerekir. Tarih göstermiştir ki ılıman iklim insanları düşünsel yönden daha güçlü olmaktadır. Öte yandan Doğu Akdeniz; Dicle, Fırat-Basra Körfezi ve Süveyş-Kızıldeniz eksenleri ile Hint Okyanusu'na yani Asya'nın güney kıyılarına kesintisiz biçimde irtibatı vardır. Bu irtibat elbette ki en başta kültür alışverişini doğurmaktadır. Doğu Akdeniz'de doğan çıkan Tek Tanrılı dinlerde Asya'da var olan Budizm'in ve benzeri dinlerin etkisinin olması ve nihayet Asya ülkelerinin Avrupa'ya nazaran Müslümanlığı kolay kabullenmelerinde Coğrafi ve iklimsel nedenleri .aramak gerekir" diyen Doç. Dr. Mustafa Hergüner, sanki bir müşrik ve Batılı müsteşrik (şark bilimci) kafasıyla Hz. Muhammed'in ve diğer peygamberlerin, Kur'an'ı ve Kutsal Kitapları Allah'ın vahyi ile değil, "Ilıman iklim şartlarının olgunlaştırdığı akıl yeteneği ve düşünsel gayreti" ile uydurduklarını ve İslamiyet de dahil tek tanrılı dinlerin Asya'daki Budizm gibi felsefelerin etkisi ile ortaya çıktığını" söyleyecek kadar cehalet sergiliyordu. Devamında ise, bu yazarın:

"On beş ve on altıncı yüzyıllarda Akdeniz gemicileri okyanuslara açılmıştır. Batı Akdenizli gemiciler (Kristof Kolomb, Ameriko Vespuçi...)Amerika'ya ulaşırken, Osmanlı gemicileri (Şeydi Ali Reis, Salman Reis, Piri Reis...) Hint Okyanusu'na Asya Kıyıları'na açılmışlardır. Batı Akdenizli gemiciler bu işte çok başarılı olmuşlar ve Amerika kıtasını keşfederek burasının zenginliklerinden yararlanmışlardır. Avrupa bu zenginliklerle çağ atlayacaktır. Doğu Akdenizli gemiciler, yani Osmanlı gemicileri Asya'nın okyanus kıyılarında Müslümanlığı yaymış ve/veya korumuş yerleştirmişlerdir. Osmanlı Halifesi'nin Asya Müslümanları tarafından benimsenmesinde Osmanlı gemicilerinin büyük rolü olmuştur. Padişah II.Abdülhamit (1876-1909) bu olguyu yeterince değerlendirmesini bilmiştir. Ama ne var ki İngiltere, Asya Müslümanlarının Osmanlı Halifesi'ne bağlı olmasını kabullenemezdi. İngiltere'nin Osmanlı'ya ve özellikle Osmanlı Hanedanı'na olan karşı tutumunda Abdülhamit'in Doğu Siyaseti'nin büyük etkisi olmuştur. Kanaatimizce Abdülhamit'in Osmanlı İmparatorluğu ve Osmanlı Hanedanı'na bu tür zararları da olmuştur" sözleriyle:

Hem Sultan Abdulhamid'in deha çapındaki siyaset ve dirayetiyle, nasıl tüm Asya Müslümanlarını Osmanlıya bağladığını ve Batı emperyalizminin kıskacından kurtardığını itiraf ederken, birden bire dönüp: Abdulhamit Hanın bu Doğu siyasetinin Batıyı (ve dile getirmekten korktukları Siyonist odakları) ürküttüğü için Osmanlı'nın başına bela açtığını" söylemesi de; maalesef Türk aydınının Batı karşısında düştüğü aşağılık kompleksini, milli ve manevi kültür köklerinden kopanlarda görülen bir korku psikolojisini ve en önemlisi; menfi (ırkçı-masonik) milliyetçilerde sık rastlanan "Ümmet ve Nizamı Alem" şuuruna duyulan gizli tiksintiyi açığa vuruyordu.

Oysa bir Müslümanın öncelikle sahip çıkacağı ve sorumluluk duyacağı sahaları üç aşamalıdır:

1- Millet

Her mü'minin, öncelikle ve özellikle, kendi milleti, memleketi ve devleti için kaygılanması, kendi sorunlarının aşılması ve genel huzurun sağlanması için gayret edip katkıda bulunması ve gerekirse fedakârlık yapması; hem İslami bir sorumluluk, hem de insani bir yaklaşımdır.

2- Ümmet

Vicdani şuur ve sorumluluk taşıyan herkes; komşularından ve yurttaşlarından başlayarak, ayrı ülkelerde yaşayan farklı kökenlerden din kardeşlerinin dertleriyle dertlenmesi, bunlara çözüm ve çareler üretmesi, devlet ve hükümet düzeyinde işbirliği imkânlarının geliştirilip yürütülmesi konusunda; ulvi gayeler ve samimi gayretler içinde olmalıdır.

3- Beşeriyet

Kur'an inancı ve İslam ahlakı; ilmi, insani, siyasi, askeri, stratejik, ekonomik ve teknolojik her alanda yükselen ve yeterli hale gelen Müslüman toplumların sadece kendi vatandaşlarına değil, sadece kendi dindaşlarına da değil, bütün mazlum halkların ve tüm insanlığın yardımına koşma, onlara yararlı olma ve yeryüzünde her türlü haksızlık ve zorbalığa engel olama görevini; imani ve vicdani bir zorunluluk olarak yüklemiş bulunmaktadır.

Bu asil ve adil anlayışa karşı çıkmak ve bundan rahatsızlık duymak için, bir kimsenin sadece İslam'dan değil, insanlıktan da istifa edip çıkmış olması lazımdır veya Mason kafalıdır.

Erbakan Hoca'nın şu son tespitleri bu anlamda oldukça önemlidir:

ABD, İran için hazırlık yapıyor

Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümetin.Başbakanı Prof Dr. Necmettin Erbakan Altınoluk Ayvalı Burun Camii çıkışında yaptığı halk sohbetinde Gürcistan'da yaşanan çatışmanın manasının İran için hazırlık olduğunu belirterek: "Irkçı emperyalizm bir timsahtır. Bu timsahın üst çenesi Amerika, alt çenesi Avrupa Birliğidir. Kuyruğu İsrail, gövdesi ise başta Müslüman ülkeler olmak üzere diğer işbirlikçilerdir. İşbirlikçi politikacılar, işbirlikçi basın mensupları, işbirlikçi iş adamları ve sermaye çevreleri. Bu timsah büyük İsrail'i gerçekleştirmek ve Kabala'da 5767 sene evvel yazılmış olan esasları tahakkuk ettirmek için geceli gündüzlü ibadet aşkıyla çalışmaktadır. Bu çalışmasının neticesi olarak da işte bu olaylar meydana gelmektedir. Irkçı emperyalizm İran'ı kuşatmak için Gürcistan'ın kontrol altına almak istemektedir. İran'a karşı bir hareket yapacak olursak; bu taktirde Gürcistan'daki Müslüman Abazya ve Osetya (Rusya'yla işbirliği içinde) bize karşı harekete geçebilirler o halde bunları şimdiden baskı altına alalım plânı mucibince Gürcistan meselesine öncelik vermişlerdir. Fakat asıl hedef Gürcistan değil, tabi İran'dır. Ve elbette sonra da Türkiye'yi almaktır."

20. Haçlı seferini yapıyorlar...

Erbakan günümüzde yaşanan bölgesel gelişmeleri şöyle değerlendirdi: "Şu anda medeniyetler mücadele ediyor. Ülkeler, milletler, ordular değil. Bu mücadele 1990 yılında 20. Haçlı seferi olarak ortaya çıkmıştır. Irkçı emperyalizm Siyonizm 5760 seneden beri büyük İsrail'i kurup dünyaya hakim olma inancını gerçekleştirmek için çalışıyor. Gördüğünüz gibi Irak işgal edildi, 3 Milyon insan öldürüldü. Öbür taraftan Suriye ve Lübnan'ın işgali için çalışılmaktadır, Filistin'de sürekli kan dökülmektedir. Bütün bunlar cereyan ederken bir de ortaya şimdi Kafkasya meselesi çıkmıştır. Bunlar tesadüfen olan olaylar değildir. Roozvelt'in meşhur bir sözü vardır, "siyasi sahada bir olay meydana geliyorsa, bilin ki bunu bir tertip eden vardır. Hiç bir olay kendi kendine ve tesadüfen oluşmamaktadır" demiştir, çünkü kendisi de bu tertipçilerden birisidir. Bu sebepten dolayıdır ki, şimdi cereyan eden olaylara ayrı ayrı fotoğraf parçaları halinde bakılırsa ne olduğu pek anlaşılmasa da, bunlar bir araya getirildiğinde, o zaman ne olduğu anlaşılır."



Kınama ve uyarı:

Bu arada, Amerikan Yahudilerinin kucağında kıvranan Fetullahcıların CİHAN ajansının bir uyduruk haberini sitesine taşıyan ve yazının içeriği ile hiçbir ilgisi bulunmadığı halde, Ahmet Akgül Hocamızın fotoğrafını da Ergenekon sanıklarının yanına koymaktan utanmayan "Haber5.com" sitesinin sütü bozukları, acaba hangi kuyruk acısıyla ve hainlere yaranmak amacıyla böyle bir kancıklığa sığınıyordu?




[1] (Küresel Terör ve Türkiye 1. Baskı. 2006 sh: 215-217)


Bu yazarin diger makaleleri

KIBRIS LOKMA LOKMA GİDİYOR!
  Dışişleri: Karar KKTC Hükümeti'ninmiş!.. Dışişleri Bakanlığı, Lokmacı'daki üst geçidin kaldırılması...
Devami
SN. ABDULLAH GÜL İLE MEHMET ŞİMŞEK AYNI TORNADAN ÇIKMADIR!
  Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Exeter Üniversitesi Mezunlarındandır! Mehmet Şimşek(D. 1...
Devami
MİLLİ GÖRÜŞÜN BAŞBELALARI VE SORUMLULUKLARIMIZ
  Hayat bir imtihandır ve her birimizin imtihan şartlarını bizzat Cenabı...
Devami
AKP İÇİNDE İKTİDAR KAVGASI VE BİRKAÇ AY SONRASI!?
  AKP’de Davutoğlu’nu etkisiz kılma adımı! AKP MKYK'sında alınan kararla il ve...
Devami
Hakan Albayrak'ın Kafa karışıklığı ve HAÇLI İSLAMCILARIN MUSTAFA KEMAL GICIKLIĞI
15 yıldır her türlü fırsat, imkân ve iktidar ellerinde olmasına...
Devami
BEDİÜZZAMAN, CUMHURİYET VE KÜRTÇÜLÜK KAVRAMI
Hatırlayınız; Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinin 12 Haziran 2011 seçimleri ile...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 3308

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR