Get Adobe Flash player
Reklam

SORUN HALİNE GELEN BAŞBAKANA SORULAR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

En sondan başlayalım:

S-1 - Birkaç ay önce % 65'i 1 milyar 300 milyon dolara satılan Tüpraş'ın fiyatı şimdi % 51'i 4 milyar, 140 milyon dolara nasıl fırladı? Yani, Danıştay ilk satışı bozmasaydı, ülkemiz için stratejik ve ekonomik değeri çok yüksek olan Tüpraş dörtte bir fiyatına nasıl satılacaktı? Ki bu fiyat bile asıl değerinin beş kat altındadır. Sigorta bedelini bile tutmamaktadır.

 

S-2 - Tüpraş'ın %14'lük hissesi, geçen ay İngiltere'de ve gizli bir celsede bir Yahudi iş adamına (İsrailli Sami Ofer ortaklığına) çok komik bir fiyatla satıldı ve bu ihale ile o Yahudi'ye 5 misli kazanç (1 milyar dolara yakın) sağlandı... Bu işin içinde bir bit yeniği var mıydı? AKP'yi, Çevik Bir'le beraber Avrupa'daki Siyonist sermaye ve siyaset odaklarına pazarlayan ve dolayısıyla iktidara hazırlayan; borsa spekülatörlerinden ve Mesut Yılmaz'ın kuzenlerinden Mehmet KUTMAN'ın aracılığı ile gerçekleşen bu peşkeş satıştan Bay Kutman'ın komisyonu ne kadardı?

S-3 - OYAK ta bu ihalede iddialıydı. Ama birkaç milyon dolar gibi küçük bir farkla Tüpraş Koç-Shell ortaklığına kaptırıldı!.. Yoksa "bile bile, bir hile ile" mi kapatıldı?..

S-4 - "Tüpraş'ı OYAK (Ordu Yardımlaşma Kurumu) alacağına, Yabancı firmalar veya onlarla ortak oluşumlar alsın" yaklaşımı sergileyen sözde Radikal İslamcı özde Amerikancı Vakit Gazetesinin bu tavrını neye yormalıydı?!.[1]

S-5 - AKP Kurmaylarından Prof. Burhan Kuzu'nun 11. Eylül 2005 Star Gazetesinde Nevin Bilgin'e söylediği:

"Başbakan'ın gönlü başkanlık sisteminden yanadır" itiraflarına dayanarak soruyoruz:

"Yoksa iç ve dış siyasette perde arkası etkin güç odaklarına bu tür ihale peşkeşleriyle yaranıp ve dahi bir anayasa değişikliği ile başkanlık sistemini ayarlayıp, mevcut Meclis aritmetiğinin avantajıyla Çankaya'ya sığınmak hesapları mı yapılmaktadır?

S-6 - Kütahya'da, hem de kurusıkı tabancayla ve dahi bağıra bağıra (!?..) zatınıza yönelik (göstermelik ve komik) suikast girişiminin amacı, yoksa rengi kaçan kahramanlığınızı parlatmak mıydı? Ve tabi Kasımpaşa kabadayısına ve Milli Görüş kaçkınına ancak kuru sıkılı bir saldırı yakışırdı...

S-7 - Herhalde temel insan hak ve hürriyetlerine sahip çıkılmalıydı... Her türlü demokratik ve laik özgürlüklere bizim insanımız elbette layıktı...

Ancak ülkemizin birliği ve dirliği bunlardan daha önemli, daha öncelikli ve daha çok lazımdı...

Yeni Terörle Mücadele Kanuna yönelik, niyetli ve bozuk tiyniyetli kesimlerin baskısı karşısında "Güvenlik gerekçesiyle özgürlüklerden taviz vermeyeceğiz" diyen sn. Başbakan ve avanesi, acaba, Avrupa'nın mesela İngiltere'nin El Kaide'ye karşı çıkardığı terör yasalarından veya Blair hükümetinin İrlandalılara reva gördüğü uygulamalardan haberdarmıydı?

S-8 - Hizbuttahrir denen Hizbut-Tahripçilerin, İstanbul ve Ankara'da yoğunlaşan cami baskınları ve Hilafet çağrılarına, ve

PKK - Ülkücü kavgasının, Türk-Kürt Kapışmasına döndürüldüğü sokak senaryolarına karşı,

Hükümetinizin gösterdiği bu "olağanüstü pişkinlik ve tepkisizlik,"

Acaba bir panik şaşkınlığımı,

Yoksa pintilik ve pısırıklık mı,

Veya sonu hüsranla bitecek bir vurdum duymazlık mı?

S-9 - ABD'nin, son aylarda Türkiye ilişkilerini AKP iktidarı yerine TSK Kurmaylarıyla yürütmeye başladığı,

Buna karşılık Yahudi Lobilerinin ve Siyonist sömürü sermayesinin ise, AKP'nin devamından yana çıktığı yolundaki derin bilgiler, acaba sn. Başbakanın ve boş danışmanlarının da kulağına çalınmış mıydı?[2]

Bununla bağlantılı olarak, "darbe söylentileri" ; "sivrisinek sazmıdır, davul zurna azmıdır?

S-10 - NATO'ya girmekle zaten Milli Özgürlükten, küresel özerkliğe kaydırılan ordumuzu da; Şimdi AB hatırına özelleştirmek için bazı adımlar atılmakta mıdır?      

Ofer Vurgununun Belgesi

Haaretz ( İsrail Gazetesi): "Ofer, sadece İsrail'de değil, tüm dünyada hükümetleri maymuna çevirmeyi iyi biliyor"

Tüpraş'taki Ofer vurgununun bazı boyutları bakanların gözüyle medyaya işte böyle yansıdı...  Kabine'nin iki önemli bakanından biri 'en iyisini yaptık' diğeri de, 'ben olsam böyle yapmazdım' diyor. Ve bu  iki farklı yaklaşım kafaları biraz daha bulandırıyor. Hele İsrailli gazete Haaretz'in İsrailli Ofer'in 'hükümetleri maymuna çevirmesiyle' ilgili yorumu yok mu... Ofer'in oğlunun Davos'ta hem Erdoğan ile hem de Unakıtan ile yaptığı görüşme ile bütünleşince biraz daha mide bulandırıyor...

Siyonizmin Sinsiliği Ve Sömürü Sistemi

 Sovyet bloğu çökerken, Rusya'nın zenginlikleri garip bir şekilde el değiştirdi. Nadiren ayık gezdiği bilinen Yeltsin döneminde Rusya'nın milli zenginlikleri, stratejik kuruluşları bir bir elden çıkarıldı. Yöntem özelleştirmeydi! Usulsüz özelleştirmelerle(!) Rusya'nın zenginliklerini ele geçirenlerin  ortak özelliği ise hemen hepsinin Musevi asıllı olmasıydı. Berezovski, Gusinski, Hodrkovski, Abromowic!..

Türkiye'ye gelelim. Türkiye'nin en stratejik kuruluşlarından ve milli servetlerinden Tüpraş'ın yüzde 51'i Koç-Shell ortak girişim grubuna verildi. 4.1 milyar dolara. Ama bundan önce Tüpraş'ın yüzde 14.76'sı satılıyor. Kime?. Yahudi işadamı Sami Ofer'e. Hisselerin satışında aracı olan şirket Global Menkul Değerler. Sahibi Mehmet Kutman. Mesut Yılmaz'ın yeğeni. Tüpraş hisselerinin Özelleştirme İdaresi'nden Global Menkul Değerlere, oradan da, Musevi işadamı Sami Ofer'e geçişi ise tam Kurtlar Vadisi'ne senaryo olacak cinsten. İnsan araba alıp satarken bile bir ay düşünüyor. Ama Tüpraş'ın yüz milyonlarca dolarlık hisseleri, pazarda kavun satılır gibi bir günde Sami Ofer'e satılıyor. Hem de kimselere duyurulmadan!

Biz hep Soros'u para sihirbazı olarak bilirdik. Meğer Sami Ofer de tam bir para sihirbazıymış. Çünkü 6 ay önce 466 milyon dolara aldığı, kasasındaki Tüpraş hisselerinin bugünkü ederi 1.2 milyar dolar. Üçe katlamış!

Memura, işçiye gelince "Kimseye zırnık yok!" diyen Siyasi İrade'nin yetkilileri elbette Sami Ofer'e 6 ayda 800 milyon dolar kazandıran hisselerle ilgili "makul ve mantıklı" açıklamalar yapmalı. Başka açıklamaları da olmalı. Mesela bunlar herkesin dilinde dolaşan sorular:

1- "Maliye Bakanı Unakıtan geçen Ramazan Bayramında, hisselerin Sami Ofer'e satışında aracı olan Global Menkul Değerler'in sahibi Mehmet Kutman'la Hong Kong'ta beraber miydi? Ne konuştular?"

2- "İsrail Enerji Bakanı ile Türkiye Enerji Bakanı'nın yaptıkları görüşmede Sami Ofer'in kardeşi Yuli Ofer de hazır bulundu mu? Neden ve niçin buluştular?"

3- "Yine Ofer'ler, Davos'un karlı zirvelerinde önce Kemal Unakıtan, ardından da Başbakan Erdoğan ile bir araya geldi mi? Neleri kararlaştırdılar?

Sami Ofer sadece Tüpraş'la değil limanlardan, turistik tesislere kadar her şeyimizle ilgileniyor. O zaman başladığımız cümleyle bitirelim:

Sovyet'ler çökerken, Rusya'nın zenginlikleri garip bir şekilde el değiştirdi. Ve yöntemin adı: özelleştirmeydi! (Siz yerine Türkiye'yi koyarak okuyabilirsiniz.)[3]

Ve yine hatırlayacaksınız Başbakan'ın; Batı'nın kaşıyıp kışkırttığı Güneydoğu Sorununu, "Kürt Sorunu" olarak nitelemesi üzerine, Türkiye'nin bir "Kürt Sorunu" yoktur ama bir "Başbakan Sorunu" vardır tespitini yapmıştık.

Hepimiz biliyoruz ki, AKP'yi iktidara getiren süreç "28 Şubat" kararları ile başlamıştır.

Refahyol İktidardan indirilmiş, Recep Tayyip Erdoğan okuduğu bir şiirden dolayı Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden ayrılmak zorunda bırakılmıştır.

"28 Şubat Süreci" olarak tarihe geçen bu dönemin yeterince sorgulanmadığı ve tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılmadığı bilinen bir gerçek. Türkiye'nin köklü sorunlarına sivil dikta ve cunta anlayışı ile yaklaşan ve milli iradeyi Türkiye'den başka bir ülkeye transfer eden Recep Tayyip Erdoğan iktidarı ile ilgili 28 Şubat bazlı bazı soruları sormanın tam zamanıdır:

Tam zamanı, çünkü 28 Şubat süreci bahane edilerek yapılan yasal düzenlemeler sonucu ülkemiz "dehşet ve korku ülkesine" dönüştürülmüştür.

İşte ülkenin manzarası:

  • Kıbrıs'ın elden çıkarılmasına ramak kalmış,
  • Recep Tayyip Erdoğan, "Kürt Sorunu" kavramını kullanarak ülkemizi iç savaşın ve bölünmenin eşiğine itme çabasında mesafe almış,
  • Türkiye, sanal bir istikrar ortamında; gelir dağılımından kaynaklanan sosyal sorunların sarmalında toplumsal çözülme ve dejenerasyonun yol açtığı ailevi ve bireysel faciaları ile "intihar ve cinayet" sahasına çevrilip rotasından çıkarılmış,
  • Ülkeyi kimlerin yönettiği ve kimlerin neleri talan ettiği belirsizleşmiş ve karışmış
  • Türkiye'yi iç ve dış tehditlere karşı koruması gerekenlerin bazıları devir teslim törenlerini skandala dönüştürüp yüzlerine gözlerine bulaştırmış durumda iken,

Aşağıdaki soruların cevabı daha da önem kazanmaktadır:

28 Şubat ile ilgili soruların nasıl tam zamanı olabilir?

  • - Acaba ülkemizin bugünlere getirilmesi; Yani, Kıbrıs'ın rüşvet verilmesi, devletin tahrip edilmesi, KİT'lerin peşkeş çekilmesi bir plan dahilinde mi gerçekleştirildi?
  • - Daha açık ifade ile Recep Tayyip Erdoğan; Refahyol'a 28 Şubat tarzı bir müdahalenin yapılacağını çok önceden bilmekte miydi? Bunun için bazı pazarlıklara girişmişmiydi?
  • - Türkiye'de o dönem görev yapan ABD'li ve Siyonist görevliler bu sürecin kendisini Başbakanlığa taşıyacağı garantisini vermişler miydi?
  • - Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlık'ın kendisine ikramına karşılık hangi ödünleri verecekti? Ne gibi diyetler ödeyecekti?
  • - Siirt'te okunan şiir, bu plan kapsamında mı soruşturmaya uğrayıp mahkemelik edildi? Böylece Recep Bey'i reklam için miydi?
  • - Bu şiire verilen ceza; siyasi bir kahraman yaratmaya mı yönelikti?
  • - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de 28 Şubat senaryosundan haberdar birisimiydi?
  • - Recep Tayyip Erdoğan'a: "sen endişe etme bir takım locaları ve bazı paşaları, NATO ve ABD eliyle pasifize ederiz, sana zarar veremezler", teminatı verildi mi?
  • - "Atatürk'ü hatırlatan ne varsa tek tek sileceğiz. Çünkü Mustafa Kemal bizim dernekleri kapattı" diyen Yahudi işadamı ile Recep Tayyip Erdoğan'nın ilişkisi hala sürmekte mi?
  • - TBMM Başkanı Bülent Arınç'ta; sahte bir siyasi kahramandan Başbakan üretme senaryosunu bilir miydi?
  • - O dönemde Türkiye'de görev yapan ABD'li elçilik görevlilerinin elinde, Başbakan'ı zor duruma düşürecek bir takım malzemeler ve belgeler olduğu söyleniyor, bunlar nelerdi?
  • - Bu malzemeler Başbakan'ı ve Türkiye'yi hizaya getirmek ve yularlarını ele geçirmek üzere mi değerlendirildi?
  • - Bu şantaj malzemelerini kullananların, ABD ile resmi bağlarının bulunmadığı, ama Yahudi lobilerinde ve CIA'nın özel bölümlerinde çalıştığı, gerçek mi?
  • - 28 Şubat sonrası süreci planlayanların, yani asker ve sivil cunta piyonlarının iş dünyasındaki ortakları kimlerdi?
  • - AB Uyum Süreci'nde çıkarılacak yasalarla Türkiye'nin bir suç cennetine dönüşeceğine önceden karar verilmişmiydi?
  • - Böylece kaos ve kavga ortamına çekilecek Türkiye'de savunma araç ve gereçlerine ve önemlisi silaha olan talep nasıl ve kimler tarafından giderilecekti?
  • - Bu plan kapsamında İstanbul'un talanı da var mıydı? Mesela Haydarpaşa'ya plaza açma hangi küresel tefecinin isteği ile gerçekleşti?
  • - Talan planı herkesin ağzına bir parmak bal çalmayı mı öngörmekteydi?
  • - Bu bir parmak balın içeriği ve ganimet dağıtım haritası nasıl çizilmişti?
  • - AB Uyum Yasaları çerçevesinde polis'in eli kolu bağlanınca azgınlaşan saldırılara karşı kendilerini korumak için, Türkiye'nin silah talebini karşılamak üzere çeviklik gösterip silah ithalat şirketi kuran kimlerdi?
  • - 28 Şubat'ta ordumuz "Laiklik ve Rejim Sorunu" komplosuna mı getirilmiştir?
  • - Şayet o zaman bu oyuna getirildiyse, bugünkü tehlikeli sürece nasıl göz yumulmakta ve niçin izin verilmektedir?
  • - Hepsinden önemlisi; velinimetleri olan Hocasını ve camiasını bile 28 Şubat senaryosu ile yüzüstü bırakanların, millete ve devlete neler yapabileceği açık değilmidir?
  • - Yine 28 Şubat senaryosu kapsamında iktidara gelenlerin meşruiyetini: devletin diğer anayasal organları, Laiklik, Demokrasi, İnsan Hakları ve Adalet Savunucuları hiç mi hesaba çekmeyeceklerdir?
  • - Yine İslam davasını bozuk para gibi harcayan AKP'nin bu süreçte din duygularını nasıl istismar ettiğini, Beytül Mal'ı nasıl talan ettiğini ve ettirdiğini kimse dile getirmeyecek mi?
  • - Bu soruların cevapları: hukuki, siyasi, demokratik kılıf geçirilmiş uluslararası bir tezgah ile devletin ele geçirilip; millet iradesinin yasama ve yürütmenin gasp edilip edilmediğinin, yani AKP iktidarının ve onun icraatlarının meşruluk derecesinin belirlenmesi açısından önemlidir.

Evet bugünden itibaren AKP hükümetinin üzerine koyu bir "meşruiyet" gölgesi düşmüş vaziyettedir.

Ve yine Ordunun, "28 Şubat Komplosu" için açıklama yapması zamanı ve zarureti gelmiştir. Ve geçmektedir.

O dönemin Refah Partisi Genel Başkanı olan Erbakan Hoca'nın da kapsamlı bir açıklama ile kamuoyunu aydınlatacağı günler uzak olmasa gerektir.

Recep Tayyip Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı'nı ve hapishane süreçlerini yakinen takip eden ve siyasi antrenörü gibi davranan ABD'nin o dönemki sözde görevlilerinin ise bizden çok kendi devletlerine hesap vermeleri beklenir. Ama onlar hesap vermezler. Çünkü Yahudi lobileri, ABD'nin derin devletidir.

İncelendiğinde açıkça görülecektir ki, AKP hükümetinin Başbakan'ı Belediye Başkanlığı'ndan bugüne kadar ABD'nin çok açık siyasi himayesi, desteklemesi ve belli yerleri kösteklemesi ile gelmiştir.

Bu geliş Anayasal değildir,

Bu geliş demokratik değildir,

Bunun devam etmesi de Anayasal, meşru ve demokratik değildir.

Ve üstelik ABD'ye güvenenlerin sonları hayırla bitmemektedir.

"Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tüm Anayasal birimleri rejimi, devleti ve milleti korumakla anayasaca görevlendirilmiş organları sorulan soruların cevaplarını millete açıklayarak AKP Hükümeti'nin ve onun Başbakanının ve bakanlarının "Truva Atı" olup olmadığını ortaya koyması, artık hayati bir önem arz etmektedir."[4]

 

Sesar'a katılıyoruz, sorgulamıyoruz, sadece soruyoruz ve en yetkililerin sorumluluklarını hatırlatıyoruz!

 

"VATANA İHANETİN BELGESİ Mİ OLURMUŞ?"

DEMEYİN!..

VE ŞU SORULARI DİKKATLE İNCELEYİN!

 

Atatürk Türkiyesi Adına,

Cumhurbaşkanı Sezer'i, Göreve Davet Ediyoruz!

Sayın Başbakan'a çok açık ve net sorularımız var:

Direkt ve net!

  1. Galataport Projesi'ne ilginiz ve müşterekliğiniz ne şekildedir?
  2. Galataport Projesi'ne ortak Büyükşehir Belediye Başkanı kimdir?
  3. Bu ortaklık neyin karşılığı verilmiştir?
  4. Üzeyir Garih'in ölümü ile Galataport ve Haydarpaşaport Projeleri arasında sizin de bildiğiniz ne tür bağlantılardan söz edilmektedir?
  5. Turizm Eski Bakanı Sayın Erkan Mumcu'nun istifası ile Galataport ve Haydarpaşaport Projeleri arasında bir ilişki var mıdır, varsa nedir?
  6. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na verdiğiniz yetkilerle Anayasa ihlal edilmiş midir?
  7. "Galataport ve Haydarpaşaport" Projeleri için AKP kulislerinde ifade edilen rüşvet rakamları ve ortaklık biçimleri dışarıya nasıl aksettirilmiştir?
  8. Türk Telekom özelleştirmesinde Lübnan'da Saudi Öger'in dışında başka kimlerle görüşmeleriniz gerçekleşmiştir?
  9. Türk Telekom'da da Galataport ve Haydarpaşaport Projelerinde olduğu gibi ve kulislerinizde ifade edildiği gibi örtülü ortak olduğunuz iddialarına açıklık getirilecek midir?
  10. İshak Alaton'un Sami Ofer ile ilişkinizde oynadığı rol nedir?
  11. Tarafınızdan: "Tüm dünyadaki Yahudi Lobilerin ve Masonların desteğini aldık. Türkiye'de her istediğimizi yapabiliriz. Ordu da Masonların kontrolünde, tüm paşalar ya Mason ya da Mason kontrolünde. İsrail'le stratejik işbirliği yapıldığı için Paşaları İsrail bağlantılarımız ile de bağladık. Masonlar, Mason Localarının kapatılmasının hesabını Kemalizmi, Atatürkçülüğü, Atatürk'ü Türkiye'den silerek intikamlarını Atatürk'ten alacaklar. İshak Alaton bana bu konuda teminat verdi" şeklinde sözler söylenmiş midir?
  12. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın Özelleştirme'den alınan rüşvet trafiğini yönetmek için tarafınızdan görevlendirildiği AKP kulislerinde dilden dile dolaşıyor. Kulislerinizdeki bu söylentilerin kaynağı nedir?
  13. Şu anda Yüce Divan'da yargılanan Mesut Yılmaz ve diğer Bakanların yargılandıkları yolsuzluklar sizin karıştığınız iddia edilen yolsuzluklar yanında ne kadar önemlidir?
  14. Hizbut Tahrir eylemlerinin ardında, sizi yakinen destekleyen bir ülkenin bulunduğu doğru mu? Ve bu ülke İngiltere midir?
  15. 3 Ekim'de başlaması tehlikeye düşen AB müzakerelerinden doğacak fiyaskoyu örtmek için PKK ile PKK'nın AKP içindeki uzantıları üzerinden pazarlık edilmiş midir?
  16. Bu pazarlık, orduya sert bir açıklamalar yaptırarak, AB fiyaskosunu orduya mal etmeyi amaçlayan içerikte midir?
  17. Hizbut Tahrir komplosu da orduya sert bir açıklama yaptırmak ve  AB fiyaskosunu yine orduya mal etmek için iktidarınız ve dış destekçileriniz tarafından mı organize edilmiştir?
  18. Galataport ve Haydarpaşaport Projelerini 49 yıllık ödeme şarları ile Türk girişimcilere verseniz onlar bu projeleri gerçekleştirebilirler miydi?
  19. Koç Grubu'nun başını çektiği konsorsiyumun aldığı Tüpraş'ın içindeki Shell'in %10 paylı olduğuna gerçekmidir, toplumu aldatmak için midir?
  20. Hükümet olarak Tüpraş'ı alan konsorsiyumun içinde Shell'in gerçek payının % kaç olduğu tarafınızdan bilinmekte midir?
  21. Yine partinizin kulislerinde Tüpraş'ta da Shell üzerinden örtülü ortak olduğunuz ileri sürülüyor. Tüpraş'a Shell üzerinden ortaklığınız hangi ölçüdedir?
  22. Türk Telekom'un cirosuna bankaların promosyon olarak 1 milyar dolardan fazla verdiği biliniyor. Sadece hesap hareketlerinin promosyonu 1 milyar eden Türk Telekom'un satışının bu şartlar altında karı neresindedir?
  23. 22 milyar dolar cirosu olan Tüpraş'ın bankalar üzerinden gerçekleştireceği işlemlerin promosyonu da yaklaşık 2 milyar dolar civarındadır. Bir yılda yaklaşık 2 milyar dolar banka promosyonu kazandıran Tüpraş'ın 4 milyar 140 milyon dolara satılması çok karlı bir iş midir?
  24. AB ülkelerinde devletin işlettiği kurumların ekonomideki oransal ağırlığı nedir? Hiç araştırdınız mı?
  25. Arkanızdaki Siyonist Cunta "TSK'dan ve yargıdan sizi koruruz, korkmadan devam edin" dedi mi? Bu garantiyi neyin karşılığında size vermiştir?

PAŞALAR CEVAP VERMELİ !

 

Birkaç soru da ordumuza?

  1. İsrail ile imzalanan stratejik işbirliği anlaşması çerçevesinde İsrail'in AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili istekleri, telkinleri ve teskinleri var mı?
  2. Galataport ve Haydarpaşaport Projeleri'nin Vatan toprağının para ile satılması anlamına geldiğini biliyor musunuz? Bu konuyu araştırdınız mı?
  3. Haydarpaşaport Projesi için Selimiye Kışlası'nın da taşınacağı doğru mu?
  4. Selimiye Kışlası'nın Haydarpaşaport Projesi kapsamında taşınması için çalışan paşaların isimleri tarafınızdan kamuoyuna açıklanır mı?
  5. Tüpraş, Türk Telekom ve daha birçok özelleştirmeden gelen rüşvet ve örtülü ortaklık konuları hiç MGK'da ve hükümete karşı söz konusu yapıldı mı?
  6. Tüpraş'ın, Türk Telekom'un ve daha birçok KİT özelleştirmesi Milli Güvenliğimiz ile ilgili sayılır mı? İlgili ise bu konuda hükümetlere tavsiyeleriniz aktarıldı mı?
  7. Ülkenin güvenliğiyle ve milli servetiyle ilgili görevlerinizi yerine getirdiğiniz konusunda vicdanınız rahat mı?
  8. Orduda bazı paşaların da, hükümet gibi maalesef Milli Güvenlik Sorunu haline geldiğine dair analizler yapıldı mı?
  9. Haydarpaşaport ve Galataport Projeleri gerçekleştiğinde, buradaki alanların bir çoğuna Türk Devleti'nin görevlilerinin ve hatta güvenlik güçlerinin giremeyeceği doğru mu? Yani, Haydarpaşaport ve Galataport Projeleri "Diplomatik dokunulmazlık türü" bir zırhla korunacak mı? Korunacaksa bunun Milli Güvenliğe etkisini hiç araştırdınız mı?
  10. Masonların orduya hakim olduğu doğru mu? Önemli makamlardaki subay ve generallerin mason olanlarına dokunulamaz mı?
  11. İsrail'in orduyu AKP'ye karşı etkisizleştirecek ilişkileri var mı? Bu ilişkiler nasıl ve ne zaman başladı?

Bu soruların cevapları, İtalya'daki P2 Mason Locası skandalını skandal olmaktan çıkaracak niteliktedir. Bu soruların sorulabilir olması ve tüm soruların kaynağının AKP kulisleri ve Sayın Başbakan'ın yakın çevresi olması ayrı bir vehameti ve skandalı ortaya koymaktadır.

Sayın Başbakan'ın ve yakın çevresinin tüm özelleştirme ihalelerini "zenginleşme", "zenginleştirme" ve "devleti talan zihniyeti" Abdülhamit Han'ın asla yapmadığı işi yani Vatan toprağını satmayı AKP'nin yapması Recep Tayyip Erdoğan'ın Emanuel Karasu'ya dönüşmesi tamamen Vatana ihanet kokmaktadır.

AKP'nin Kürtleri kullanan ülkelerle ve sözde İslamcı Örgütleri kullanarak ordunun bölünme ve rejim gibi endişelerini tahrik ederek TSK'yı sert çıkışlara zorlaması ve PKK ile AKP PKK'lı unsurlar üzerinden dolaylı pazarlık yaparak PKK'lıları kamu binalarına ve güvenlik güçlerine taşlatması da suçunu ağırlaştırmaktadır.

Başbakan, AB sürecini, ABD ile ilişkileri, Kıbrıs'ta çözümü, Güneydoğu Sorunu'nu, Kuzey Irak'a yönelik politikayı, ekonomiyi, eğitimi, sağlığı ve asayişi eline yüzüne bulaştırmıştır.

Başbakan'ın ve AKP iktidarı'nın Türkiye'yi artık düze çıkaramayacağı kesinlik kazanmıştır.

Bu durumda Sayın Cumhurbaşkanı'na bir takım görevler düşmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı artık vakit geçirmeden:

  1. Meclisi feshetmelidir.
  2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, acilen Yüce Divan'a gidecek Başbakan, Bakanlar ve bürokratlarla ilgili fezlekeleri hazırlayarak TBMM'ye göndermelidir.
  3. Sayın Cumhurbaşkanı, teknokratlar hükümeti için hazırlıklara girişmelidir.
  4. Sayın Cumhurbaşkanı, tahrip edilen devlet ve anayasa için yeni ve yeterli çalışma grupları belirlemelidir.
  5. Sayın Cumhurbaşkanı, geçici görev yapacak kurucu TBMM için çalışmalara geçmelidir.
  6. Sayın Cumhurbaşkanı, yeni oluşan TBMM, göreve başlar başlamaz, istifa etmeli ve yeni Cumhurbaşkanı geçici meclis tarafından, münasip bir süre için seçilmelidir.
  7. Sayın Cumhurbaşkanı, kendisinin ve Genel Sekreteri'nin Yüce Divan'a sevkini isteyerek aklanma yoluna gitmelidir.
  8. Sayın Cumhurbaşkanı, ayrıca kendi Genel Sekreteri ile ilgili iddiaları araştırmalı ve cevap vermelidir.
  9. Sayın Cumhurbaşkanı, sekreteri Nehrozoğlu'nun kendi yerine Cumhurbaşkanlığı yaptığı yolundaki iddialara da açıklık getirmelidir.

Ey Aziz Milletimiz, Sayın Cumhurbaşkanı'ndan istediklerimiz demokratik ve anayasaldır.  Tekrar acizliğini, yeteneksizliğini ve liyakatsizliğini bildiğimiz bir siyasi yapıyı meclise taşımaktansa sistemin kendini revize etmesine Anayasal ortamda temin etmeliyiz.

Eğer bunu yapamazsak doğacak iç kargaşadan herkes sorumlu olacaktır.

Çünkü devletlerin çözüldüğü bir dönemden geçiyoruz.

 Bu dönemi devletimizi, milletimizi ve vatanımızı bölerek değil yeniden reorganize ederek, yeniden birlik olarak ve yeniden Misak-ı Milli'yi teslim ve teyid ederek geçirmeliyiz.

Devletimiz, AKP'nin elinde kalırsa çözülüşü, talanı ve satışı kaçınılmaz olacaktır.

Onun için hiç kimse demokrasi edebiyatı yaparak Vatanın satışını, talanını ve devletin çözülüşünün tamamlanması için zaman kazanma hesabı yapmasın.

Unutulmasın ki, biz bu ülkenin sağduyusuyuz, sağduyulu insanlarıyız ve demokrasiye en çok biz ihtiyaç duyarız. Ancak demokrasi bir grubun işgali ile tekelci bir vaziyet kazanırsa yine demokrasi için Anayasa'yı kullanarak "normalleşmeyi" teklif ederiz. Ve gerekli süreçlere dahil oluruz.

Olayların olduğunda Başbakan konuşmuyor. Gündem değiştiğinde konuşan Başbakan değil, sıcağı sıcağına konuşmasını bekliyoruz.

Son olarak Sn. Başbakan, Sn. Cumhurbaşkanı ve Sn. Genel Kurmay Başkanı;

Fransız TV5 in, hem de İstanbul'dan gerçekleştirdiği 24 saatlik yayında ekrana getirilen Türkiye haritasının bir bölümünün "Kürdistan" olarak ayrılması; Ab'nin gerçek hedefine ulaşmak için Akp hükümetini ve zatıâlilerinizi yardımcı olarak değerlendirdiğinin mi bir göstergesidir?

            Ve yine Super FM ihalesini kazanıp ülkemizdeki propaganda araçlarını ele geçirmeye başlayan Kanadalı Can West'in sahibi Bilderbergçi Yahudi iş adamı Israel Asper'in ve Tüpraş'ın kaymak hissesini ucuza kapatan Sami Ofer'in bu sinsi girişimlerine göz yummak: Türkiyenin Siyonist işgale uğramasına seyirci kalmak anlamına gelmeyecek midir?

 



[1] Vakit / 10 Eylül 2005 / Hasan Karakaya - Ayna

[2] Akşam / 13. Eylül 2005 / Güler Kömürcü

[3] Kulis Ankara, 18 Eylül 2005, Milli Gazete

[4] Sesar /  30 08 2005 / R.Tayyip 28 Şubat'ı önceden biliyor muydu?/


Bu yazarin diger makaleleri

İZMİT'TE FETİH ÇOŞKUSU VE ERBAKAN OLGUSU!
  "Milli Görüş camiası, Lideri yüzünden aşağılanmaktan usandı ve utanıyor"...
Devami
DOĞU PERİNÇEK'İN, DOĞRU PERSPEKTİFİ
Samimiyetle ve iyi niyetli bir gayretle; her konuda haklı ve...
Devami
BU ÇIĞLIK, BİR ÇAĞRIDIR!
  'Susurluk'tan daha çirkef çamurlu olan ‘Şemdinli' hıyanetleri; CIA MOSSAD...
Devami
BİZİ "DEMON-KRAT" YAPAMAYACAKLAR
Demo-krasi, Latince halk idaresi, halkın kendi yöneticilerini seçmesi anlamındadır. Ama "Demon-krasi"...
Devami
LOZAN 2005'İN AMAÇLARI
  1.                        Lozan çıkarması, bütün dünyaya ve özellikle emperyalist ve...
Devami
TÜRKİYE VE BÖLGEMİZ, ÖNCE BULANACAK, SONRA DURULACAK!
  2. nci ama sahici 11. Cumhurbaşkanı İçin mi Referandum...
Devami

Makale Okunma Sayısı: 4494

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR