Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3921
mod_vvisit_counterDün5241
mod_vvisit_counterBu Hafta3921
mod_vvisit_counterGeçen hafta37193
mod_vvisit_counterBu Ay79637
mod_vvisit_counterGeçen Ay163016
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar14757226

IP'niz: 3.229.118.253
Bugün: 17 Şub 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11420021

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam

EKREM DUMANLI’NIN İTİRAFIYLA: NUMAN KURTULMUŞ EKİBİNİN TERTİBİ VE BURHAN AYERİ’NİN TERBİYESİZLİĞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

SP İstanbul iftarındaki kargaşayı, dava sadıklarına ve hatta Erbakan Hoca’ya mal etmek için malum ve mel’un medyadan AKP yandaşlarına, İbrahim Tenekeci gibi Milli Gazetedeki marazlılardan, Yeni Şafaktaki Hakan Albayrak kardaşlarına kadar bir sürü fırsatçı, eylem ve söylem birliği etmişçesine, salyalarını akıtıp saldırıyordu.

Eşek arısının arslana hücum etmesi cinsinden; “Hoca’nın bugünkü siyasetini basiret ve ferasetten uzak bulan” küstahlıkları okuyunca, “Ahseni takvime (en güzel ve en mükemmel ahlak yüceliğine) mazhar ve müsait kabiliyetlerle yaratılan insanın, nasıl “Esfeles-safiline” (Aşağıların aşağısı derecelere) yuvarlanıp yamuklaştığı (Bak: Tin suresi ayet 4-5) daha rahat anlaşılıyordu.

Özel kalem müdürü eliyle anında yaptığı açıklamaya ve kendisini evinde ziyareti sırasında anlattıklarına rağmen; Numan Kurtulmuş’un hala sinsi bir tavırla Hoca’yı töhmet altında tutan: “Sayın Erbakan’ın bu insanlarla ve davranışlarıyla hiçbir alakası olmadığını açık bir şekilde dile getirmesini bekliyoruz” sözleri ise insana, “edep ya hu!” dedirtiyordu. Bütün bunları yaşayınca Hoca’nın soğuk bakmasına ve uzak durmasına rağmen Numan Kurtulmuş’u bu partinin başına bela eden Şevket Kazan ve ekibine insan beddua etmeden duramıyordu.

Böyle bir tezgâhın birkaç gün öncesinden gündeme taşınması ve konuşulması da, bu tertibin aynı mutfakta pişirilip servis edildiğini gösteriyordu.

O toplantıya iştirak edip, sözüne ve şahitliğine güvenilen onlarca kişinin samimi ifadelerine göre İstanbul İl Başkan yardımcısı ve Numancı TÜRKER SALTABAŞ ve Gençlik Başkanı İhsan Sorar’ın kasıtlı ve hesaplı provokasyonları sonucu bu olaylar patlak veriyordu.

Erbakan Hoca lehine slogan atanların üzerine çatal, bıçak, tuzluk fırlatan ŞEVKİ YILMAZ isimli provokatör orada ne arıyordu?

“Hoca’ya sadakat şerefimizdir” diyenlere “Or… çocukları!” diye küfürler yağdırıp tekmelerle hücuma kalkışan ve mübarek günde ve saatte ortalığı karıştıranları kimler doldurup kışkırtıyordu?

Yoksa bütün bunların suçu ve sorumluluğu, böyle bayağı ve aşağı girişimlere tenezzül edeceğini şeytanların dahi gündeme getirmeyeceği Aziz Hocamıza yüklenip karalamak ve Numan’ı mağdur ve mazlum konumuna sokmak, kendilerine yönelik muhtemel protestoları da  böylece peşinen sindirip susturmak için mi, planlanıp piyasaya sürülüyordu?

O akşam orada olmayan ve olaylarla hiç alakası bulunmayan kimselerin önceden tespit edilmiş gibi toplanıp gözaltına alınması da, çok daha derin bir komplonun kurgulandığına işaret ediyordu!?

Hatta bu olayın Hocaya mal edilmesine bahane yapılacağını bilen, Erbakancı geçinip davayı ve camiayı içten çürüten malum münafıklarca planlanmış olacağı da ihtimal dahilinde bulunuyordu.

Erbakan Hoca’nın olaylı iftarla ilgili ikinci açıklaması

Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan, Saadet Partisi (SP) İstanbul İl Başkanlığı'nın verdiği iftarda çıkan olayların kimler tarafından yapılırsa yapılsın, Milli Görüşle uzaktan yakından bir alakasının olamayacağını söyledi.

Erbakan, bütün camiayı dikkatli olmaya ve bu konuda gereken hassasiyeti göstermeye davet etti. Açıklama şöyle:

Tarih boyunca olduğu gibi, bugün de Aziz Milletimiz Milli Görüş'e sarılarak mevcut "Zulüm Dünyası" yerine, "Yeni Bir Saadet Dünyası' kuracak inşallah. Ve Allah'ın lutfuyla "Yaşanabilir Bir Türkiye" ve "Yeniden Büyük Türkiye" yi tesis edecektir.

Milli Görüş camiası bu tarihi görevi yapmak için aşkla, heyecanla ve azimle seferber olmuş çalışmaktadır.

Her zaman olduğu gibi, bu hamleleri engellemek isteyen dış güçler, ellerinden geldiği kadar önleme gayreti içindedirler.

Bu meyanda;

Bir yandan Milli Görüş Toplantılarına sızmakta, Milli Görüşle bağdaşmayacak olaylara sebebiyet vermekte ve bir kısım basın vasıtasıyla da gerçek dışı haberlerle ve art maksatlı yorumlarla kendilerine verilen görevleri yapmaya çalışmaktadırlar.

40 yıldan beri milletimize büyük hizmetler yapmış, örnek milyonluk mitingleri camiamız huzur, heyecan başarı ile gerçekleştirmiştir.

Çünkü;

Milli Görüşün Temeli: Sevgi, Kardeşlik, Edep, Terbiye ve İyi Ahlaktır.

Gayesi: Bütün İnsanlığın Saadetidir.

Son zamanlarda basında sözü edilen bazı yakışıksız ve üzüntü verici olayların kimler tarafından tertip edilip, yapılırsa yapılsın, Milli Görüşle uzaktan yakından bir alakası olamaz.

Bu hususu, bundan önceki açıklamalarımızda tekrar tekrar belirttiğimiz gibi, bu açıklamamızda da bir kere daha üzerine basarak belirtiyoruz ki, hiç bir maksat ve sebeple, tasvibi mümkün olmayan olaylara meydan verilmemesi, toplantılara katılarak bu kabil dış etkenli, davamıza zarar veren olayların meydana gelmemesi için bütün camiamızı dikkatli olmaya ve bu konuda gereken hassasiyeti göstermeye davet ediyorum.

Milli Görüş, herkese sevgi, refah, insan hakları ve saadet demektir.

Milli Görüş camiasının şiarı, iyi ahlak, terbiye, nezaket ve edep örneği olmaktır.

Bizim metodumuz, inancımızın da emrettiği gibi şiddet değil, tebliğ, ikna, inandırma ve tatlı dille davet metodudur.

Bu gerçekleri bir kere daha belirtirken, bütün camiamıza huzur içersinde yapacakları, toplantı ve çalışmalarında en büyük başarılara ulaşmalarını diliyor, camiamızın her bir mensubunu kucaklıyor, gözlerinden öpüyor, muhabbetle bağrıma basıyorum.

Zafer İnananlarındır.

Ve Zafer Yakındır.

Vel Akıbetu lil müttekin...

 

Zaman Gazetesinden Ekrem Dumanlı’nın ağzından kaçırdıkları!

SP'nin İstanbul İftarında yaşanılan provokasyon hadisesini Milli Görüş sadıklarına ve Erbakan Hoca’ya ihale etmeye çalışan münafıkların çirkin yüzü daha da belirginleşiyordu.

TRT’de yayınlanan “Çıkışyolu” programına katılan Türkiye’nin en çok dağıtılan gazetesi Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Numanistlerin provokasyonuna sahne olan SP’nin olaylı İstanbul iftarı ile ilgili çok önemli bir bilgiyi paylaşıyordu.

SP yetkileri “iftara mutlaka gelin size haber çıkacak” diye medyaya ilan ediyordu!

Ekrem Dumanlı, başından geçen hadiseleri şöyle aktarıyordu:

“Yazı İşlerine (Zaman Gazetesi Yazı işleri) bir kısım mailler geliyor “akşamki iftar yemeğinde kavga çıkacak” diye. Ben bizim haber müdürümüz Fatih Uğur’a sordum “bu nedir diye”  Fatih Uğur “Abi biz biliyorduk. Sadece biz değil tüm basına haber vermişlerdi. O sebeple çok kamera vardı” dedi. Bunun üzerine “peki parti bilmiyor mu?” diye sordum… Bu kadar medyaya iftarda olay çıkacağını bildirilen parti merkezi bu hadiseyi bilmez miydi? Arkadaşlarımız Saadet Partisi'nin önemli kişilerini ve SP'nin basınla ilgili isimlerini aradığında ise “önemli değil gelin, zaten size buradan haber çıkacak” deniliyor! Bu da çok enteresan bir şeydir.”[1]

Bütün bu gerçeklere rağmen, Ahmet Hakan’ın programında Aydın Ayaydın denen karanlık kafalı adamın:

“Siz yaptığı açıklamaya rağmen Erbakan’ın samimiyetine inanıyor musunuz?” soruna, Numan Kurtulmuş’un; “Elbette ve bütün gönlümle inanıyorum” diyeceği yerde,

“Eh, inanmak durumundayım!” şeklindeki yanıtı da yamukluğunu gösteriyordu.

Ve hele bu kendi tertip ve tezgâhlarını Erbakan’ın sırtına yıkma çabaları çerçevesinde, olay sonrası konutta Hocayla görüşmeleri sırasında Hüsamettin Korkutata denilen kof kabadayının küstahlaşıp:

“Bunu PKK’lılar bile yapmaz. Haksızlığa itaat eden şeytandır” türünden terbiyesiz tavırları bunların nasıl bir belaya çarpılacaklarını hatırlatıyordu.

Ve hele AKP’nin içişleri Bakanı Beşir Atalay’ın çok özel bir talimatla Numan Kurtulmuş’un muhtemel protesto ve provakasyonlara karşı, koruma altına alındığını ve bu konuda vali ve emniyet müdürleriyle görüşme yapıldığını” açıklaması, zerre kadar izanı ve vicdani olanlara aslında her şeyi anlatmaya yetiyordu.

Evet, 1988 yılında ve kırk yaşında FP İstanbul İl Başkanı yapılıncaya kadar Milli Görüş davasıyla hiçbir alakası ve katkısı bilinmeyen Numan Kurtulmuş’un…

Morrison Süleyman Demirel’in sokakta bulunmuş bir şapka gibi, Amerika’dan getirilip AP’nin başına geçirilmesi gibi, elli yaşında iken 2008 yılında Saadet Partisinin başına oturtulan bu Numan Kurtulmuş’un:

Oktay Ekşi’den Taha Akyol’a, Hadi Özışık’tan Hilal Kaplan’a Erbakan gıcıklığıyla meşhur marazlılara… Hakan Akbayrak’tan Ekrem Kızıltaş gibi münafıklara bütün fesat cephesince alkışlanıp sahip çıkılması bile, maalesef bazı gafil ve safdillerin hala gözünü açamıyordu.

“Yeni medeniyet projesi” gibi dışı hoş içi boş kof sloganlar üretip “Adil Düzen, faizsiz sistem, D-8’ler ve İslam Birliği” gibi Mili Görüşü farklı ve faziletli kılan ve davamızın temel esas ve amaçlarını oluşturan söylemleri özenle ağzına almaktan sakınan Bay Numan bu tarzıyla dünyayı yöneten Siyonist mahfillere “beni görün ve değerlendirin” mesajı mı veriyordu?

Şiir:

“Kim olayı kökten çözmek isterse

Parçada kalmasın, bütüne baksın…

Gâvurlar birine, destek verirse

Söylemi yavşak’ın sütüne baksın!

Saadete yamanan, boy boslu kukla

Hiç derdi olmamış, davayla hakla

Sirkte oynatılır, gizli çubukla

Sinsi sabatayın putuna baksın!”

İşte olaylı iftar ve iftiralarla ilgili basın açıklaması:

(27 Ağustos 2010 - SP İl Binası Önü)

Saygı değer Basın Mensupları, Aziz Milletimizin güzide evlatları;

Bugün biz burada Saadet Partili gözaltı mağdurları olarak bulunuyoruz. Mağdur diyoruz zira hiçbirimizin tasvip etmediği, iftarda yaşanan hadiseler, burada bulunan kişilere fatura edilmiştir. Biz, hepimiz Saadet Partimizin aktif çalışanlarıyız. Bu iftira ve karalamanın aslı aşağıda anlatılacağımız gibidir.

İftarda yaşanan olaylara bugünkü mevcut yönetim sebep olmuştur. Bunu örtbas edebilmek için hemen 40 kişiden oluştuğunu bildiğimiz bir liste alelacele hazırlanmış ve savcılığa bildirilmiştir. Ortak noktaları, mevcut yönetim taraftarı olmayan bu insanları, ancak teröristlere reva görülebilecek bir şekilde gece yarısı operasyonuyla çoluk çocuğunun gözü önünde sahur sofralarından derdest edilerek evlerinden aldırılmışlardır.

Emniyete vardığımızda salonda olmayan üç arkadaşımızın orada olduğunu gördük. Hatta bu üç kişiden Numan Balcı (İl Yönetim Kurulu Üyesi) isimli arkadaşımızın çalıştığı kurumda mesaisi olması sebebiyle iftar programına hiç gelmediği işyeri kamera kayıtlarında mevcuttur. Bütün bunlar karakol kayıtlarına geçirilip zapturapt altına alınmıştır.

Bu konuyla alakalı olarak müştekilere, niçin bu isimleri verdiniz diye sorulduğunda üç büyük yemin edilerek böyle bir listenin verilmediği, emniyetin görüntülerden o isimleri tespit ettiği yalanını söylemişlerdir. Bunun üzerine oraya hiç gelmemiş insanların nasıl kamera kayıtlarında görüntüleneceği sorulduğunda ise söyledikleri yalanların, iftiraların ve ettikleri yeminlerin altında ezilmişler ve tek kelime dahi edememişlerdir.

Yavuz hırsız ev sahibini suçlu çıkarmakta o kadar acemice davranmıştır ki, iftar gecesi çıkarılan olaylarda suçüstü yakalandığı gibi, gözaltına aldırma işleminde de aynı acemiliği ortaya koymuştur. Bu panik ve hatalar tamamen suçluluk psikolojisinden kaynaklanmaktadır.

Müştekilere bir noktada teşekkür borçluyuz, o da şudur ki; Bizim olaylarla ve arbedeyle hiçbir alakamız olmadığını emniyette resmi olarak kayıtlara geçirme imkanı doğmuş ve gerçek failleri tespit etme imkanı yakalamışızdır. Emniyetteki görüntülerin açıkça delil olduğu olaylar aynen şu şekilde cereyan etmiştir.

Gayet nezih bir ortamda başlayan programda Kur’an-ı Kerim okunurken il başkan yardımcılarından birinin ve isimlerini sonradan tespit ettiğimiz adamlarının Fatih ilçe başkan yardımcısı Şenol Düzgün’ün oturduğu masaya gelerek çeşitli hakaret ve tahriklerle iftar sofrasından kaldırarak salon dışına atmaya çalışmasıyla yaşanan arbede Şenol Düzgün’ün sağduyulu davranmasıyla kısa zamanda yatıştırılmıştır. Fakat bu hadise Erbakancı gençlik Kur’an okunurken slogan atıp masaları devirdi şeklinde basına servis edilmiştir. Gerçekler yukarıda anlatıldığı gibidir ve emniyet kayıtları da bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bunun akabinde Numan Kurtulmuş’un gelmesiyle program gayet sakin ve nezih bir ortamda başlamıştır. Kur’an tilavetinin, ezan okunmasının, iftarın açılmasının ardından il başkanı Erol Erdoğan’ın konuşması gerçekleşmiş ve telgrafların okunmasına kadar her şey normal sürecinde ilerlemiştir.

Erbakan Hocamız’ın telgrafı okunduğunda şimdiye kadar tüm programlarda olduğu gibi salon büyük bir coşku, aşk ve özlemle “Mücahid Erbakan” sloganı atmaya başlamıştır. İşte tam bu noktada, bütün misafirlerin, güvenlik seviyesi en üst düzeyde olan numaralı davetiyelerle salona alınmasına karşın, il gençlik başkan yardımcılarından birinin usulsüz bir şekilde davetiyesiz olarak salona aldığı yirmi kişilik grup ve onlara eşlik eden birkaç kişi (isimleri bizde ve emniyette mahfuz) devreye girmiş ve “Mücahid Erbakan” diye slogan atan insanlara çeşitli hakaret, küfür, fiili olarak taciz ve tahrikte bulunmuşlardır.

Biri ana yönetimin il başkan yardımcısı diğeri gençliğin il başkan yardımcısı olan bu kişilerin salona getirdikleri bu şahısların masaları devirip, slogan atan insanların üzerine tabak, çatal, bıçak, tuzluk gibi şeyler fırlatarak üzerlerine yürümek suretiyle arbedeye sebep oldukları emniyetteki görüntülerde de apaçık ortadadır ve tespit edebildiklerimiz ifade tutanaklarımıza geçirilmiştir. İddia edildiği gibi; “Mücahid Erbakan” diye bağıran insanların hiçbiri arbedeye sebep olmamıştır.

Suç olarak görülebilecek tek şeyleri “Mücahid Erbakan” diye bağırmalarıdır. Bunun da hukuken suç olmadığı sadece mevcut yönetimin buna tahammül edemediği bu olaylarla bir kez daha çok net bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Uğradığımız bu iftira ve mağduriyet karşısında gerekli bilgi, belge ve görüntülerin hazırlanması neticesinde adli yıl tatilinin bitmesiyle hemen davalarımızı açarak hakkımızı sonuna kadar arayacağız.

Burada en önemli husus şudur ki;

Milli Görüş gençliği imanlı, inançlı ve son derece şuurlu bir gençliktir. Bırakın iftar sofrası dağıtmasını düşünmek, tam aksine Chicago sokaklarında uyuşturucu çeken çocukların dahi üzüntüsünü yüreğinde taşıyacak kadar şefkat ve merhamet sahibidir. Yeni bir dünya kurmak için canla başla çalışması da bunun en büyük delilidir.

Birilerinin iddia ettiği ya da olmasını umduğu gibi hiçbir provokatif eylem içerisinde olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır. Camiamıza ve camiamızın ileri gelenlerine yapılacak her türlü provokatif eyleminde karşısında olacaktır.

Ayrıca bu süreçte aynı dünya görüşünü paylaştığımız kalem sahibi ağabeylerimiz ve ablalarımızın olayların sıcaklığından kaynaklanan hassasiyetlerinden ötürü gözaltına alınanlara yönelik yazdıkları yazılardan dolayı da hiçbir kırgınlık içerisinde değiliz. Gözaltına alınan bizlere, bir telefon kadar yakın olduklarını bildiğimiz bu kalem sahipleri keşke yazılarını kaleme almadan bizlerle de görüşseydiler.

Milli Görüş gençliği, Erbakan Hocasına son derece bağlı olarak verdiği söz gereği, iyinin, güzelin, doğrunun, faydalının ve adil olanın hakim olması için bütün gücüyle ve her türlü imkanıyla şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da canla başla çalışacaktır.

Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.

Aziz milletimize saygıyla duyurulur.

İftar mağdurları ve ifadeye çağrılanların adları ve sorumlulukları:

1- Sebahattin Yiğit: İstanbul B.Ş.B Meclis üyesi ve İl Yönetim Kurulu üyesi

2- Zafer Emanetoğlu: İl Başkan Yardımcısı ve Büyük Kongre Delegesi

3- Hüseyin Terzi: Büyük Kongre Delegesi ve İl Gençlik Kolları E. Başkanı

4- Numan Balcı: İl Yönetim Kurulu üyesi

5- Tuğrul Yalçınkaya: Esenler Belediyesi Meclis üyesi

6- Erol Urhan: Saadet Partisi 3.Bölge Milletvekili adayı

7- Süleyman Arslan: Esenler E. İlçe Başkan Yardımcısı

8- Erkan Helvacı: İl Halkla İlişkiler Birimi Başkan Yrd.

9- Ahmet Kaba: İl Halkla İlişkiler Birimi Başkan Yrd.

10- Şenol Düzgün: Fatih İlçe Başkan Yardımcısı

11- İlhan Günay: Maltepe İlçe Başkan Yardımcısı

12- Zekai Tatlı: İl Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyesi

13- Ömer Sönmezgül: İl Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyesi

14- Yasin Baydaroğlu: Güngören İlçe Gençlik Kolları Başkanı

15- Adem Boz: Ataşehir İlçe Gençlik Kolları Başkanı

16- Emrah Dağıtmaç: Ataşehir İlçe Gençlik Kolları Başkan Yrd.

17- Dursun Aktel: Kartal İlçe Gençlik Kolları Başkan Yrd.

18- Adem Bulut: Kartal İlçe Gençlik Kolları Başkan Yrd.

19- Bayram Elmacı: Maltepe İlçe Gençlik Kolları Başkan Yrd.

20- Tevfik Yazıcılar: İl E.Tanıtım komisyonu Üyesi

21- Osman Baltacı: Esenler Fatih Mahallesi Başkanı

22- Sabri Ülker: Esenler Fatih Mahallesi Başkan Yardımcısı

Burhan Ayeri’nin ayarsızlığı!

6 Eylül 2010 Akşam’daki yazısında:

“Pirimiz, üstadımız ve de Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan basın toplantısında kerhen de olsa evet diyor.. Bir yerden öteki tarafa ancak dört kişinin yardımıyla gidebiliyor. Ama hala 2011 de iktidardayız diye konuşabiliyor…

Tercüman yıllarındayız. Kemal Ilıcak, Hoca’yı sen takip et dedi. Hava ve deniz harp okullarındaki mezuniyet törenlerine katıldı. Dikkat ettik, her gittiği yerde namaz kılıyor. Son ziyaret bizim tesislere... Ondan önce fırladık; “Bilardo çuhasını hazırlayın, mutlaka burada da namaza duracaktır” talimatı verdik. Gerçekten namaza durdu. Hemen (Kemal Ilıcak’ın) yanına yaklaştık ve kulağına:

“Bravo Hoca’ya, bunca süre abdest almadı. Demek ki her tarafına hakim”i fısıldadık..”

şeklindeki çirkin ve edepsiz sözlerini okuyunca, artık ağzına ve başka azalarına hakim olamayan Burhan Ayeri’ye bir ayar verilmesi gerekiyordu.

Çünkü bu duyarsız;

a)   Hoca’nın gösteriş için namaz kıldığını söyleyip zırvalıyordu.

b)   Abdestsiz namaz kılmış olabileceğini ima ediyordu.

c)   Hoca’nın sağlık ve yaşlılık sorunlarını alay konusu yapmaktan utanmıyordu.

Oysa:

1.   Asıl riyakâr ve sahtekâr adam, dindar kesimlerin önünde namaz kılar, ama Kara ve Deniz harp okulları töreninde ve laik generallerin göreceği yerde korkar ve namazı terk ederdi. Hoca, işte inancının gereğini yapma konusunda kimseyi takmıyordu.

2.   Burhan Bey, eğer bütün bunları uydurup yalan söylemiyorsa, olayı anlatırken bir ayarsızlık yapıp, vakitleri belirtmiyordu. Çünkü Hoca, ilk ziyaretinde gecikmiş olan öğlen namazını, ikinci uğradığı yerde ikindi namazını, son gittiği mahallede ise, akşam namazını kıldığı anlaşılıyordu ki, özellikle işleri ve görüşmeleri yoğun devlet adamlarının mutlaka namazlarını bu şekilde kılmaları, aksi halde kökten terk etmeleri gerekiyordu. Tabi kulluk sorumluluğuna ve ibadet şuuruna varamayanların bu titizliği kavraması beklenmiyordu.

3.   Erbakan Hoca’nın küçük yaştan itibaren namazını kılan, orucunu tutan ve haramlardan sakınan birisi olduğunu dost düşman tanıyan herkes takdir etmektedir. Yani sizin gibi zavallı zırtolara gösteriş yapmaya ve yaranmaya tenezzül edecek birisi değildir. Bu düşünceler sizin basit kurgunuz ve kuruntunuzdu.

4.   Bir öğle abdestiyle, ikindi ve akşamı da kılmak, çok özel mazereti olmayan herkesin rahatlıkla yapabileceği bir şeydir. Burhan Ayeri’nin:

“Bravo, demek ki Hoca her tarafına hakim…”

gibi aşağı ve bayağı bir tavırla terbiyesizleşmesine verilecek ve o sivri dilini düğümleyecek tumturaklı yanıtlarımız çoktu, ama Hocamızın söz konusu edildiği bir yazıda münasip düşmüyordu.

5. Burhan Ayeri’nin:

“Erbakan yerinden kalkamıyor, buna rağmen 2011’de iktidara geleceklerini söylüyor…” eleştirisine gelince:

a)   Önce siyaset, bilek gücüyle ve beden dinçliğiyle değil, satranç gibi beyinle ve bilgelikle yürütülen bir hizmet sahasıdır. Bilmiyorsan sor, Mason üstatlarınız size 100 yaşına gelmiş Rockefeller ve Rotschild gibi Siyonist Yahudilerin bir torba ilaç yutarak ve yataklı iskemle ile dolaşarak, zalim sömürü siyasetleri için hala nasıl çalışıp çırpınacaklarını anlatacaktır.

b)   Kırk yıldır, Siyonist ve emperyalist destekli dört müdahale ile partileri kapatılan ve lideri yasaklanan Milli Görüş’ün, daha önce nasıl yeniden dirilip, derlenip koalisyonların kilidi ve nihayetinde iktidar partisi oldu ise, şimdi de aynen öyle olacaktır. Mason Localarınız ve gâvur patronlarınız istemese de, hiçbir güç bu kutlu sona engel olamayacaktır. Ve bugün söylediklerinizi bekleyin çok yakında birileri size hatırlatıp yüzünüzü kızartacaktır.

c)   Erbakan’la alay etmek, şimdilik belki Mason patronlarınız ve Siyonist tanrılarınız yanında size aferin ve ulufe kazandırır; ama sonunda öylesine pişman ve perişan olursunuz ki……

Ne demiş şair:

“Yükseklere tükürme, dönüp yüzüne düşer

Uyuz ve ucuz mahlûk, cami dibine işer…”

Oda TV solcularının ve ulusalcıların çifte standardı

Çifte standartçılık, psikolojik bir hastalık ve sahtekârlıktır.  Eski tabirle iki yüzlülük ve münafıklıktır. Şu Oda TV yazarlarının ve ulusalcı-aydınlıkçı takımının bazıları;

  • · 27 Mayıs ve 28 Şubat darbelerine alkış tutar, ama 12 Mart’a ve 12 Eylül’e karşı çıkarlar.
  • · Olağanüstü dönemlerinin özel mahkemeleri kendi adamlarını tutuklayıp içeri tıkar ve çeşitli cezalara çarpıtırırsa: “Yargı siyasallaşıyor, insanlar talimatla suçlu ilan ediliyor” diye bas bas bağırırlar...

Ama, siyasi partilerin hesap işlerine Anayasa Mahkemesinin bakacağı konusundaki yasa hükmü çiğnenerek ve Genel Başkanlarının gelir-gider işleriyle sorumlu olmadığı biline biline ve aynı tür bir iddia karşısında CHP Anayasa Mahkemesince denetlendiği ve sadece ilgi birim hesaba çekildiği halde, haksız ve dayanaksız biçimde suçlanıp kayıp trilyon bahanesiyle cezalandırılan Erbakan Hoca olunca, bu durumu “Efendim hukukun kararına inanırız ve saygı duyarız” diye dillerine dolamaktan utanmazlar.

Oysa biz, hukukilik kisvesi geçirilen Ergenekon keyfiliğine de, ABD Yahudi Lobileri talimatıyla işbirlikçi paşa maşa takımının tertiplediği 28 Şubat müdahalesine ve Erbakan’a yönelik kahpeliklere de karşı çıkarız. İşte farkımız…

Kuruntulu Numanların Arnavutköy fiyaskoları:

Saadet Partisi’nin meşruiyetini yitiren Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'un İstanbul’u Facebook’tan yöneteceğini zanneden İl Başkanı Erol Erdoğan tarafından Prof Dr. Necmettin ERBAKAN'ın Anadolu Gençlik Derneği’nin düzenlediği iftara katılacağı gün düzenlemeye çalıştığı Arnavutköy'de "Anayasaya Evet" mitingi tam bir fiyasko ile sonuçlanmıştı.

Milli Görüşçülerin Sayın Erbakan'ın iftarında buluştuğu bir sırada buraya katılmamak için kendisine bahane çıkarmak amacıyla Arnavutköy’de bir miting tertip etmeye çalışan Facebook İl Başkanı Erol Erdoğan, miting alanında bir avuç insanla karşılaşmıştı. Miting alanında bulunan küçük gurubun büyük kısmını da davet ettikleri sivil polisler oluşturmaktaydı.

"Referanduma Evet" mitinginde alandan Numanistlerin korkulu rüyası haline gelen "Mücahid Erbakan" , "Hocaya sadakat şerefimizdir", sloganlarının yükseldiği de gelen haberler arasındaydı.[2] 

2 yıldan bu yana marazlı medyanın Kurtulmuş’a verdiği hava meydanlara yansımamıştı. Kurtulmuş ekibinin İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde düzenlediği referanduma destek amacıyla “Şimdilik Evet” mitinginde şok yaşanmış, medyada yer alan övgüler Kurtulmuş’a yaramamıştı. Bu ekibin düzenlediği ilk mitinge katılım sayısı muhtarlık için yapılan seçimlerden daha azdı.

Aynı gece Erbakan’ın katıldığı iftarda 6.500 Saadet partili hazırdı

Anadolu Gençlik Derneği İstanbul şubesinin düzenlediği iftar programının onur konuğu Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan’dı. Miting ile aynı gün düzenlenen geleneksel iftar programına yaklaşık 6.500 kişi katılırken Kurtulmuş ve ekibinin düzenlediği mitinge sadece şişirme bir rakamla 200 civarında insan toplanmıştı.

Kurtulmuş ve ekibine her yerde tepki vardı 

Özellikle SP’nin olaylı kongresinin ardından Kurtulmuş ve ekibinin düzenlediği bütün organizasyonlarda protesto gösterileri hat safhaya ulaştı. Ordu, Rize, Diyarbakır, Bursa, İstanbul, Antalya, Eskişehir, İzmir, Yozgat, Kocaeli, Ankara ve Tokat’ın ardından İstanbul’da da Kurtulmuş ve ekibi katıldığı her programda Milli Görüş tabanı tarafından istifa sesleri ile karşılanmaktaydı.

Siyasi gözlemciler bu tabloya bakarak Kurtulmuş ve ekibinin istifalarının artık an meselesi olduğunu konuşmaktaydı.[3] 

Bu arada Ramazan Bayramı kucaklaşmasını İl binasında değil, Sultan Ahmet Camiinde ve bayram namazını müteakiben yapılması kararı da, Numan Kurtulmuş ve ekibinin, Milli Görüşçülerin partiye gelmeyecekleri korkusundan kaynaklanmaktaydı.

Şiir:

HADİ ORDAN!

Kur’anın: “Müminleri (ve hak yolunda gayret edenleri kollayıp kurtarmamız bizim üzerimize haktır.” (Yunus:103) Fermanını duyduğu halde

Hala zalimlerden korkan Yezittir!

Cenabı Hakka tevekkül edeceğine

Mahlûka güvenenler,

Aklen zavallı, ahlaken zaiftir!

“Realite” diyerek güce tapınanlar

Ve yağlı kemik uğruna rantiyecilik yapanlar

Haysiyet ve cesaret ehlini kıskanır, hasiddir!

Bazıları; Hıristiyanlar gibi: “Çarmıha gerilip öldürülen.”

Yahudiler gibi: “Güreşilip sırtı yere getirilen”

Aciz ilahlar uydurup sapıtan

Vicdanı kıt, imanı batıl Avrupa ve Amerika’ya

Sığınacak kadar basittir!

“Eğer Allah’a, peygambere ve Ona indirilene (Kur’anı Kerim’e) gerçekten iman etselerdi, (Kitaplı ve kitapsız kâfirleri) dost edinmez (Himayelerine sığınıp dine hıyanet, zulme hizmet etmez)lerdi” (Maide:81)

Diyalogcu hocalar ve BOP’çu topçular

Ve kırk yıl sonra Saadetin başına oturtulan stopcular

Zemzem şişesindeki asittir!

Bir yanda; “Vema tevfiyki illa billah” (Muvaffakıyetim ancak Allah iledir) okuyacak

Öte tarafta: “Amerikasız hiçbir hayırlı girişim başarıya ulaşamaz…” buyuracak…

Bu düşünce imana ve insanlığa  terstir!

Çünkü bu şirktir!..

Ve zalimlere zağarlık yapan terestir!

Mü’mine düşen:

“Benim isteğim (ve görevim) sadece gücüm yettiğince ıslah etmektir. BENİM BAŞARIM, ANCAK VE YALNIZ ALLAH(IN YARDIMI VE MURADI) İLEDİR. (Bu nedenle) Ona tevekkül ettim ve içtenlikle Ona yöneldim” (Hud suresi ayet:88) demektir

Yağlı kemikleri ve mutfak döküntüleri bol

Zalim ahlaksızlardan ayrılıp

Ashabı Kehf’in yanında sadakatle, sefalete katlanan KITMİR

Elbette şereflidir…

Ama para karşılığı kiralanıp

Zalimlerin gazete köşelerine

Ve çiftlik evlerine bağlanıp

İslam Birliğine ve Adil Düzene havlayanlar

Ve hayâsızca hak davanın liderine kafa tutanlar

Sadece ucuz ve uyuz bir İTTİR!

Milli Görüş’te fesatçılık ve fırsatçılık yapanlar faşisttir!

Dolara ve madalyaya kuyruksallayan

“Atoma karşı durulmaz” sanan

Ve Mason Localarına zağarlık yapan

Cüce beyinli ilahiyatçıların fetvaları fasittir!

Biz gerçeklerin diliyiz…

Ölçümüz; öyle nefsani mantık ve mantalite değil

Her halde ayet ve hadistir…

Müspet ilim ve aklıselimdir.

Kur’anı dinlemekteyiz:

“Müşrikler necistir!”(Tevbe:28)

“Münafıklar habistir!” (Ali İmran:179)



[1] İVEDİHABER.COM / 02 Eylül 2010

[2] Ömer Faruk Eryılmaz / İVEDİHABER.COM

[3] AJANS5.COM


Bu yazarin diger makaleleri

ŞEREFİN YOK İSE, SEMER BEYHUDE! (ŞİİR)
  ŞEREFİN YOK İSE, SEMER BEYHUDE!        Sen pişmiş olsaydın, böyle kokmazdın Gizli...
Devami
NE SANDINIZ, NE ÇIKTI?
  Kur’an yerine kafanı, ölçü yapınca şaşırdın Kanmıştın ak-pak ismine, bülbül sandın...
Devami
DOKUZ KÖYDEN KOVULDUM, ONUNCUDA VURULDUM!
Gayesiz gayretsiz insan, Kur'an diyor: aynı hayvanHocam'dan aldığım ilk ders;...
Devami
RABBIMIZIN HER ETTİĞİ GÜZELDİR VE MÜKEMMELDİR!
Haddini Aşan Sualler ve Sitemlerle Şiir Yazan ŞEYH AZMİ BABAYA...
Devami
DÜŞMAN KARDEŞLER
  Armut üzerine, bütün şarkımız Siyonist suyuyla, döner çarkımız Dünyalık hesaplar, hasım eyledi Niyet...
Devami
Nefsin ve Zaferin FATİHİ OLMAK İSTEYENLERE
  Hiç düşmana gerek yok, ahmak dostların yeter Ferasetsiz danışman, fesatçıdan fenadır! Yüze...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2402

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR