Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3325
mod_vvisit_counterDün4854
mod_vvisit_counterBu Hafta13721
mod_vvisit_counterGeçen hafta37193
mod_vvisit_counterBu Ay89437
mod_vvisit_counterGeçen Ay163016
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar14767026

IP'niz: 3.234.245.125
Bugün: 19 Şub 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11424900

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
feto2
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 

BUĞRA YAYINCILIK

Tel-Faks:

0212 516 52 62

 

Reklam

HANEFİ AVCI, FETULLAH GÜLEN REKLÂMCISIDIR! BOP EŞBAŞKANLIĞI, AMERİKAN AJANLIĞIDIR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 30
ZayıfMükemmel 

HANEFİ AVCI, FETULLAH GÜLEN REKLÂMCISIDIR!

28 ŞUBATÇILARI, FETULLAHÇILARI, PKK’YI VE ERGENEKONCULARI AYNI MERKEZ KULLANMAKTADIR!

BOP EŞBAŞKANLIĞI, AMERİKAN AJANLIĞIDIR!

 

Hanefi Avcı’nın “Haliçte Yaşayan Simonlar” kitabının AKP’ye yandaş ve yoldaş medyadaki iştahlı reklâmını, Fetullahçı medyanın ise bu iddialara karşı “vuruyor rolüyle tozunu silkme” yaklaşımını görünce, acaba “danışıklı bir dövüş mü?” diye içime kurt düşmüştü. Kitabı okuyunca bu kanaatim pekişmişti. Bu kitap, Fetullah Gülen’in dış bağlantılarını ve Siyonist odaklara figüranlığını saklamak, onu dünya çapında bir organizasyonu, şahsi bilgelik ve becerisiyle başaran “dahi adam” gibi sunmak; emniyet ve yargı bürokratından işadamına, medya mensubundan üniversite hocasına herkese: “Eh, bu denli güçlü ve etkili bir cemaate sığınmak, maddi ve manevi menfaatimiz icabıdır” kanaatini aşılamak için yazılmış-yazdırılmış olma ihtimali güçlenmişti.

Bir hareket ve şahsiyeti doğrudan övmenin münasip düşmediği durumlarda; güya onu tenkit ediyor ve gerçeklere dikkat çekip ilgilileri uyarıyor perdesi altında, onların ne kadar güçlü ve organizeli bir yapılanmayı başardıklarını, stratejik kurumlara nasıl sızıp hâkimiyet kurduklarını, elebaşlarının nasıl dâhice plan ve programlar yaptığını yazıp, “Aman bunlardan korkulur, Fetullah’a sığınan kurtulur!” cinsinden bağırmak daha etkili bir reklâm çeşididir. Oysa baştan sona ABD’nin ve Yahudi Lobilerinin organize edip kullandığı bu cemaat hakkında ciddi bir mahkemenin açılıp Fetullah Gülen’in Amerika’dan istenmesiyle, yani bu kocaman balona basit bir iğne dürtülmesiyle bütün havaları bir anda inecek kadar dayanıksız, zavallı, ama Amerika’nın himayesinde şımarmış bir harekettir.

Açıkça söyleyeyim, ben Hanefi Avcı’nın bu kitabı yazması veya hazırlanan bir kitaba imzasını koyması ve ceza (!) olarak merkeze alınması karşılığı kendisine ileride hangi makam ve imkânların vaat edildiğini merak etmekteyim ve kuşku içindeyim.

Acaba bu kitapla, Fetullah Gülen’in ve cemaatin beyin ekibinin; ABD’de ki Yahudi Lobileriyle irtibatları ve CIA yetkilileriyle bağlantıları özellikle bilmezden-görmezden gelinip tehlikenin can alıcı noktasının özenle es geçilerek, aslında beşinci sınıf figüran ve sadece vitrin mankeni olan bir kişinin, bütün bu oluşumların başındaki “Bilge Kahraman!” diye gösterilmesi mi hedeflenmişti? Ve zaten sinsi hesabı ve maksadı belli Haber Türk yazarı, ABD ve AB’nin gönüllü ve tabii temsilcisi Soli Özel’in Fetullah Gülen’in dış bağlantılarına değinmediği için Hanefi Avcı’yı takdirle övmesi de bu tezgâhı deşifre etmekteydi.

Kitapta, bir zamanlar, cemaatin (daha doğrusu arkasındaki güçlerin) kendi çıkarları hesabına kullandığı, ama artık gözden çıkarıp çöpe atmaya karar kıldığı bir takım kişilere ve ilişkilerine değinilmesi ise, Fetullahçıların ve patronlarının işine gelmekteydi.

İstihbaratçı Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, iddia ettiği gibi çok sağlam ve inandırıcı deliller ve şahitler ortaya koymuşsa niye acaba hiçbir Cumhuriyet savcısı hala soruşturma için harekete geçmemişti? Yoksa bütün savcılar gerçekten cemaatin kontrolüne mi girmişti!? Veya bu kitapta Fetullahçıları “yargısız infaz” görüntülü “dolaylı aklama” gayesi mi güdülmekteydi? Çünkü bu kitapla, hem cemaatin gücü ve etkinliği, teşhir numarasıyla şöhreti pekiştirilmiş, hem de bir nevi meşruiyet verilmişti.

Oysa Fetullah Gülen’in, mağdur ve mecbur edilmiş rolüyle ve tabi Hicret sevabı ve hikmetiyle ABD’ye gönderilmesine; onun adına cemaatin CIA kontrolünde teşkilatlandırılıp organize edilmesi, ABD’den, ama Hoca üzerinden gelecek talimatlarla daha kolay yönlendirilmesi için, 28 Şubat sürecinin dış ve iç aktörlerince karar verildiğini eski MİT’çi Mahir Kaynak daha yeni fark ve itiraf etmekteydi.

“Amerikan tanrısının asla yenilmeyeceğini baş edilmeyeceğini, onun sonsuz gücüne sığınanların felaha ve refaha ereceğini, karşı gelenlerin ise helak edileceğini” vaaz etmekle görevli Mahir Kaynak, Fetullah Gülen’le ilgili gerçeği ağzından şöyle kaçırıvermişti: (Bak: 28 Ağustos 2010- Star)

“28 Şubat sürecinde Fethullah Gülen’i yurt dışına çıkmaya mecbur eden tavır üzerine “Av Partisi” adlı bir yazı yazdım ve Hocayı yurt dışına çıkmaya zorlayanların gerçekte onu başkalarının kontrolüne vermeyi amaçladığını ve bu kişilerin avcıların hizmetkârı olduğunu yazdım. Yani Hocaya baskı yapanların “irtica ile mücadele ettikleri” iddiası gerçek değildi. Ya bilerek ya da bilinçsizlikle bir güce hizmet ediyorlardı.

Cemaatin ülke için yararlı faaliyetlerine, ülkenin geleceği için öngördüklerinin ülkenin aleyhine olmamasına rağmen içine adeta monte edilen ve en küçük bir sorgulamaya bile gerek görmeden ortaya atılan iddialar, hedefi açısından savunulsa bile, metodu açısından eleştirilmesi gerekir. Yani, doğru bir hedefe varmak için de olsa, adaletsizlik savunulamaz.”

“Yoksa Hanefi Avcı’nın bu kitabıyla, APO’dan sonra devletin uzlaşmak üzere Fetullah’la da görüşme masasına oturmasına zemin mi hazırlanıyor?” sorusu pek çok sırlı kapıyı açacak anahtar gibiydi!

Hanefi Avcı’nın Fetullah cemaatini; korkunç bir tedhiş (dehşet salma, yıldırma) şebekesi olan, resmi bir terör çetesi gibi çalışan, Mason ve Sabataistlerin güdümünde bulunan İttihat ve Terakki Cemiyetine benzetip:

“Güncel İttihat ve Terakki

Türk sağ aydını Osmanlı’nın yıkılışını İttihat ve Terakki ile Jön Türk Hareketinin, zaten kendisi bir hiyerarşik örgüt olan devlet kurumları ve ordu içinde örgüt kurması, bu suretle ordunun ve devletin sistemini bozmasına bağlarlar.

Bugün için cemaatin yaptığının bundan farkı yoktur; polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer kurumların içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütlenme kurarak ve bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaralıyorlar” demesi (sh: 569) ve ardından:

“Bu meseleyle ilgili olarak en fazla üzüldüğüm konu çok temiz, düzgün, çalışkan ve saygılı insanların (cemaat gayretiyle birden bire değişip) üstlerine iftira atan, bilerek vicdansızlık yapan, vefasız insanlara dönüştürülmesidir.

Aslında herkes biliyor ama kimse dillendirmiyor. Ben bu kitapla birlikte açıkça ifade ediyorum ki tüm bu işleri cemaat yapıyor, bunu herkes bilsin. Son zamanda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da, onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcısı numarasını artık kimse yutmasın, bu işler emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin planı ve programı doğrultusunda cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor. Bu işe karşı koyması gerekenler, sızdırılan bilgileri kullananlar da bilsinler ki bu yöntemle cemaate hizmet ediyorlar.  Bazı internet siteleri, basın ve medya hizmeti değil, cemaatin propagandasını yapıyorlar. Cemaatin plan ve programına uymayıp görevini yapan hâkim, savcı ve diğer görevlilere yönelik saldırılar cemaatin talimatı ve planı gereği yürütülüyor. Büyük illerin Emniyet Müdürleri ve Valileri bilsinler ki, emirlerindeki polislerin bir kısmı kendilerinin değil, cemaat imamını amir olarak kabul ediyor, hatta etrafları cemaat mensubu müdür ve amirlerce sarılmış durumdadır. Gerçeği göremiyorlar, bu durumun farkındalar ve kısmen biliyorlar ama bilmiyor gibi davranıyorlar. Bazı operasyonları kendileri değil, cemaat yanlısı polislerle cemaat yanlısı savcılar cemaat imamlarının talimatı ile yürütüyorlar, bunu artık biliyoruz.” (sh: 571)

“Ben ve benim gibi olan pek çok kişi, eskiden yetişen nesiller ve yapılan faaliyetlere bakarak ülkenin, hatta bölgenin, Müslüman ülkelerin geleceği için çok önemli bir hareket başlattığınıza inanıyordu. Fakat bugün aynı kişiler eğer bu polislik anlayışına, gizli dinleme, iftira, delil uydurma faaliyetlerine devam ederseniz ülkenin felaketi olacağınıza samimi olarak inanıyorlar” (sh:574) tespitleri de hem doğruydu; hem de iddialarına inandırıcılık havası katmayı amaçlarken, asıl cemaate duyulan hayranlığı ve onlarla başa çıkılmazlığı aşılıyordu.

Hanefi Avcı gerçek niyetini ve mahiyetini şu sözleriyle açığa vuruyordu.

“Ben cemaatin kendi mecrasında faaliyet yürütmesine karşı değilim. Hatta bir yandan akla ve bilime, diğer yandan da inanç ve manevi değerlere bağlı yeni bir nesil yetiştirmek adına yurt içi ve yurt dışında yapılan eğitim faaliyetlerini çok değerli buluyorum. Bugünkü toplumsal yapımız içersinde yalnızlaşan insanlar arasında yapılmaya çalışılan yardımlaşma, dayanışma faaliyetlerinin çok önemli olduğunu düşünüyor ve kültürel faaliyetler, kültürler ve dinler arası diyalog için yaptıklarınızı destekliyorum. Hatta bu faaliyetlerinizin artarak devamının çok önemli olduğuna inanıyorum.” (sh:574)

Şimdi özellikli ve etkili bir Emniyet Müdüründen:

“Bütün kurumlar ve kişiler kof mu?

Bu kitabın birinci bölümünde devlet kurumlarının kof olduğunu, basit sorunları bile çözme yeteneğine sahip olmadığını anlatmaya çalıştım. Bu bölümde ise cemaatin birkaç adamının çalışması sonucu her şeyin yerle bir olduğunu, koca devletin içten içe eridiğini, adalet ve güvenlik kurumlarının adaletsiz ve güvensiz hale dönüştüğünü, bu durumun farkında olan devlet görevlilerinin buna karşı durmadığını anlattım. Bir grup koca bir devleti teslim aldı. Devlet içten çatırdıyor, birileri yönetimi ele aldı ve kimse devlet gücünü kullanan bu kişilere dur diyemiyor. Birkaç cemaat imamı devlet yetkilerini gasp etti.” (sh:578) itirafını duyan bürokratlar bu cemaate teslim olmaz da ne yapardı?

28 Şubat hıyaneti ve aktörleri

Malum ve me’lun 28 Şubat dolaylı darbesinin; Havuz Sistemiyle IMF’yi dışlayan ve D-8’lerle Yeni Bir Dünyanın temellerini atan Erbakan’ı devirmek üzere; dışarıdan Rockefeller ve Alan Makovski gibi Amerikalı Yahudi liderlerin, içeride ise, marazlı ve mason medya kalemşörlerinden bazı Çevik Paşalara, Fetullah Hoca’dan, ulusalcı Ergenekonculara bir sürü işbirlikçinin ortak gayretiyle yapıldığı artık herkesçe bilinmektedir. Yani Ergenekoncuları da, PKK’yı da, Fetullahçıları da 28 Şubat Paşalarını da aynı dış güçler yönetmektedir. AKP ise 28 Şubat müdahalesinin gayrimeşru bebeğidir.

Ancak şu ters talihe ve teresliğe bakın ki, Siyonist merkezlerin AT DEĞİŞTİRME operasyonu çerçevesinde, Ergenekoncular PKK ile görüşmüşler diye zindanlara itilmiş, ama AKP aynı PKK’yla görüştüğü için iktidara getirilmiştir. Yani AKP Ergenekon’un başka bir versiyonu gibidir ve yarın şartlar öyle gerektirirse Ergenekoncularla AKP yer değiştirebilir…

Bu cılkı çıkmış ve çivisi kaymış bozuk düzende, bir kişiyi öldüren KATİL, iki kişiyi öldüren CANİ, beş kişiyi öldüren veya azmettirip öldürten MAFYA BABASI olur. Ama binlerce asker ve sivil masum insanımızın canına kıymış, ülkemizi on milyarlarca Dolar zarara uğratmış birisi ise, MUHATAP olur! MİT başkanları, komutanlar, yüksek bürokratlar ve devlet kurumlarıyla pazarlık için masaya oturur. Ülkeyi parçalamak ve Özerk Kürdistan’ı kurmak için talimatlar buyurur. Şu düşürüldüğümüz hale bakın; Başbakan olacak boş adam APO’yla görüşüldüğünü önce inkâr ediyor, sonra “Hükümet değil devlet görüşür” diye milletle dalga geçiyor! Cumhurbaşkanı kalkıp: “devlet değil, kurumlar görüşür” cinsinden felsefe yapıp bilgiçlik taslıyor!

Evet, şimdi daha net anlaşılıyor ki, Kandil dağından daha kolay şekilde PKK’yı İmralı adasından yönetmesi ve güvenliğinin de garanti edilmesi için, Abdullah Öcalan ABD tarafından Türkiye’ye teslim ediliyor! Tekrar hatırlatalım, şimdi de Fetullah Gülen’in muhatap alınıp masaya oturulması için hazırlık yapılıyor!

Herhalde bu yüzden olsa gerek, bütün Fetullahçılar ve Türkiye’yi parçalamak için fırsat kollayan gâvurcuklar ağız birliği içinde, İspanya’da ki ETA örneğini, İngiltere-İrlanda arasındaki İRA deneyimini kutsal metinmiş gibi, televizyonlarda ve köşe yazılarında halkın beynini bulandırmak için, teyp gibi tekrarlayıp duruyor.

Evet;

“Sahipsiz vatanın, batması haktır

Hep neme lazımcı, zavallı halktır

Hıyanet kılıfı, demokrasidir

Gâvur yalanına, kanan ahmaktır”

BOP Eşbaşkanlığı Amerikan ajanlığıdır!

Türkiye’miz dahil 22 İslam ülkesinin parçalanmasının, tüm yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızın yok pahasına Batıya pazarlanmasının amaçlandığını, ABD yöneticilerinin resmen açıkladığı BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) aslında Büyük İsrail planının bir parçasıdır. BOP’a eş başkanlık yapmak ise, bu hıyanete ortaklıktır ve açıkça Amerikan ajanlığıdır. Bu konumdaki bir insan vatana ihanetle suçlanır ve hele başbakan olması bir ülke için en büyük sakıncadır. Şimdi bu gerçeklikleri Aydınlık ta yazıyor diye üzerini kapatıp karanlıkta bırakmak, adım adım açılımlarla ülkenin yıkılışına ve devletin yok oluşuna göz yummak anlamını taşır.

Yoksa başbakan yapılmak hatırına BOP eşbaşkanlığını, yani 22 İslam ülkesini parçalama planına kâhyalığı kabul eden Recep Bey, bu diyet ödeme mahkûmiyeti yüzünden mi, Sümela Manastırını açtığı, Heybeliada Ruhban Okulunun hazırlandığı halde Ayasofya’yı ağzına bile almamaktadır?

Sahi, soralım; Siyonist Yahudi örgütü ADL tarafından Recep başbakana verilen “Üstün Cesaret Ödülü”, acaba BOP eşbaşkanlığı gibi, resmen dış güçlerin ve yabancı ülkelerin hizmetine girme ve avukatının tespitiyle “vatana ihanet etme” karşılığı mı, boynuna takılmıştı?

Erdoğan’a BOP görevi, 28 Ocak 2004 ilk ABD gezisinde verildi!

Recep Tayyip Erdoğan başbakan olduktan sonra ABD'ye ilk resmi gezisini 25-30 Ocak 2004 tarihlerinde yapmıştı. Başkan Bush'la 28 Ocak günü buluşmuşlardı. Oval Ofis'te yapılan 2,5 saatlik görüşme '2+2 olarak planlanmıştı. Bush, Powell'le; Erdoğan da Gül’le olacaktı. Görüşme sürerken içeriye Rumsfeld ve Rice da alınmıştı. Denge bozulmuştu ama görüşmeye devam edilmişti. Sınırlı katılımlı görüşmede "stratejik vizyon" yani BOP konusu ele alınmıştı. İleride çok tartışılacak olan 'BOP' -yani, Büyük Ortadoğu Projesi- Eşbaşkanlığı görevi Erdoğan'a işte burada aktarılmıştı.

Recep Erdoğan’ın 32 ayrı yerde itiraf ettiği Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanlığının hukuki anlamda "Bu Türk devletinin statüsünü değiştirme projesidir", "Başka bir güç kudret eğer Başbakan'a bu görevi verdiyse o başbakan artık milli değil, gayrı millidir” iddiaları oldukça anlamlıydı ve ciddiye alınmalıydı.

Tayip Erdoğan, kendisine “BOP eşbaşkanı” dediği için Doğu Perinçek’e tazminat davası açmıştı. Erdoğan’ın avukatı, dava dilekçesinde “BOP eşbaşkanlığının vatan hainliği olduğunu” saptamıştı. Erdoğan’ın tazminat talebini reddeden mahkeme, dava konusu açıklamanın yapıldığı yayında “kamu yararı” olduğunu vurgulamıştı.

Tayyip’in, Apo’yla gizli af anlaşması

AKP ile PKK arasında aylardır süren referandum pazarlığı anlaşmayla sonuçlanmıştı. PKK lideri Murat Karayılan, "devletle anlaştıklarını" açıklamıştı. Cumhurbaşkanı Gül, Bakü'ye giderken, "terörü bitirmek için devlet her yöntemi dener" diyerek pazarlık yapıldığını dolaylı da olsa onaylamıştı. Referandumda "evet" çıkma olasılığının gün geçtikçe azalması, AKP ile PKK arasındaki pazarlığın daha da kızışmasına yol açmıştı. Öcalan'dan sonra, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, pazarlık şartlarını sıralamıştı. Demirtaş, hükümetin taleplerini karşılamaya başlaması halinde müzakere sürecini başlatacaklarını ve AKP Anayasasını destekleyeceklerini açıklamıştı. Bütün bu gelişmeler, hükümet'in referandumda "evet" çıkması durumunda uygulayacağı Apo'ya af için bir anlaşma niteliği taşımaktaydı.

Böylece AKP'nin PKK ile yaptığı referandumda "evet" ittifakı bütün çıplaklığıyla açığa çıkmıştı. Aylar süren görüşmelerin sonunda referandumda zora giren AKP, "evet" deme karşılığında PKK'nın taleplerini karşılama kararı almıştı.

Bülent Arınç’ın başlattığı, Hüseyin Çelik ve Mehmet Ali Şahin'in devam ettirdiği Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan hakkında "feryatlara kulak verelim" açıklamaları, AKP'nin gizli bir planının ilk çıkışlarıydı.  Arınç, bir süre önce görüştüğü Abdullah Gül'ün yönlendirmesiyle bu açıklamaları yapmıştı. Bazı kaynaklara göre af için yasa hazırlığına başlanmıştı. Referandumdan "Evet" çıkacağı varsayımına dayalı plana göre, bir kısım Ergenekon tutuklusu, Apo affına kılıf yapılacaktı.”

Tam 32 yerde “Bize BOP eşbaşkanlığı görevi verildi” diyen Recep T. Erdoğan bunları niçin ve nasıl inkâr ediyor?

1- Kanal D / Teke Tek Programı: (16 Şubat 2004)

"Şu anda Amerika'nın da 'Büyük Ortadoğu Projesi' var ya 'Genişletilmiş Ortadoğu', yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım."

2- Çırağan Sarayı / ABD-TESEV-Alman Marshall Fonu Toplantısı: (25 Haziran 2004)

"Üstlendiğimiz misyon gereği Ortadoğu ve Avrasya ülkelerine yöneleceği... Eşbaşkanı olduğumuz Genişletilmiş Ortadoğu Projesi için...”

3- Yeni Şafak / İstanbul NATO Zirvesi Öncesi Konuşması: (25 Haziran 2004)

"Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin buraya katılması... Eşbaşkanlar Olarak Türkiye, İtalya, Yemen üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye çalışacağız."

4- İran’da Basın Açıklaması: (28 Temmuz 2004)

"Demokratik ortak olarak Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde, bu projenin eşbaşkanları arasındayım."

5- Davos / Klaus Schwab’la Söyleşi Esnası: (28 Ocak 2005)

"Türkiye işlevini Büyük Ortadoğu Projesi içinde, bu bölgede etkin bir şekilde yerine getirecektir. Her görüşmede, attığımız her adımda bunun uygulamasını yapıyoruz."

6- Zaman / ABD Yolculuğundaki Röportajı: (7 Haziran 2005)

"Biliyorsunuz GOP, bir alt biriminin eşbaşkanlığını üstlendiğimiz bu proje. Olay sadece Ortadoğu'yu kapsamıyor... Bu konuda yapacağımız çalışmalara komşu ülkelerden başladık. Suriye, Lübnan, Fas, Tunus gibi ülkelere geziler düzenliyoruz. Yakında Cezayir'e gideceğiz, Ürdün'e gideceğiz."

7- ABD / Wıllard Otel, Basın Toplantısı: (8 Haziran 2005)

Sea Island sürecinde Türkiye, İtalya ve Yemen Geniş Büyük Ortadoğu Projesi’nde bir görev üstlendik ve eşbakanlık bu üç ülkeye verildi

8-ABD / Amerikan Dış Politika Derneği (FPA) Toplantısı: (10 Haziran 2005)

"Biz Türkiye olarak, bildiğiniz gibi, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi çalışmalarında rol aldık. Eşbaşkan olarak bu süreci işletmeye devam ediyoruz."

9- Esenboğa Havalimanı / ABD Dönüşü Sırası : (12 Haziran 2005)

"Biz Büyük Ortadoğu Projesi'ne bu seyahatte başlamadık. Biliyorsunuz adı değişti, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi olarak belirlendi. Bunun içerisinde Türkiye, İtalya ve Yemen, eşbaşkan olarak çalışmaya başladık."

10- Esenboğa Havalimanı / Lübnan’a Hareketinden Önceki Konuşması: (15 Haziran 2005)

"Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi çerçevesi içerisinde Türkiye eşbaşkanlık olarak paylaştığı bir görevi yürütecek."

11- ABD / Dünya İş Konseyi (World Affaırs Councıl) Toplantısı: (7 Temmuz 2005)

“Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle yapabileceği çok şey var. Türkiye’nin Sea Island Süreci’nde, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi’nde Eşbaşkan olarak yer almış olması bundan kaynaklanmaktadır.”

12- ABD / Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Toplantısı: (13 Eylül 2005)

"Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi içinde önemli bir rol oynuyoruz. Amerika'nın Ortadoğu'da oynayacağı önemli bir rol var. Onun bir parçasıyız ve şu anda onun dahilinde çalışıyoruz."

13- Ankara / AKP MYK Toplantısından Sonra Basına Açıklaması: (16 Kasım 2005)

"Dışişleri Bakanı Gül, Bahreyn'de ABD Dışişleri Bakanı Condellize Rice ile Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi ile ilgili görüşecek. Söz konusu projede eşbaşkanlık görevi yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz."

14- Denizli Polisevi / İşadamlarıyla Toplantısı: (19 Kasım 2005)

"Eğer bugün Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'nde Türkiye eşbaşkan olarak görev yapıyorsa… Şu anda bu görevi yapmaya çalışıyoruz."

15- TBMM / AKP Grubu Konuşması: (29 Kasım 2005)

"...Onun için biz şu anda Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içerisinde eşbaşkanlık görevini üstlenmişiz."

16- ATV / Siyaset Meydanı: (28 Aralık 2005)

"Biliyorsunuz, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde eşbaşkanız, bunun gereği olarak da inisiyatif alma gayreti içindeyiz."

17- TBMM / AKP Grubu Konuşması: (21 Şubat 2006)

"...Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi'ndeki rolümüz, eşbaşkanlık görevimiz bize özellikle Ortadoğu'da önemli görevler yüklemektedir. Bugüne kadar başlattığımız bütün dış politika hamleleri, bu parametre üzerine kurulmuştur. Az önce birkaçını hatırlattığım bu girişimler, aynı dış politikanın, aynı vizyonun tutarlı ve tamamlayıcı parçalarıdır."

18- İstanbul Üsküdar / AKP İlçe Kongresi Konuşması: (26 Şubat 2006)

"Biz Ortadoğu'da GODKA denilen Geniş Ortadoğu Ve Kuzey Afrika Projesi'nin içinde eşbaşkanız. Biz orada görev ifa ediyoruz. Böyle bir görev Türkiye'ye seçilerek verilmiştir."

19- İstanbul Tuzla / AKP İlçe Kongresi Konuşması: (4 Mart 2006)

"Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlarından biriyiz."

20- İstanbul Bayrampaşa /AKP İlçe Kongresi Konuşması: (4 Mart 2006)

"BOP'un eşbaşkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz."

21- Sait Halim Paşa Yalısı / UBS Bank’ın Yemek Sofrası: (28 Nisan 2006)

"Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'ne bundan dolayı girdik."

22- Avusturya Seyahati: (11 Mayıs 2006)

"Büyük Ortadoğu Projesi'ne, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'ne niye katıldınız, niye bunların içinde yer aldınız diye eleştiriler geliyor. Biz de 'olacağız' diyoruz."

23- Zaman / G-8 Zirvesi’ne Giderken Röportajı: (13 Mayıs 2006)

"Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesi eşbaşkanı olarak Türkiye'ye büyük görev düşüyor."

24- Yeni Şafak / G-8 Zirvesi’ne Giderken Röportajı: (13 Mayıs 2006)

"Bölgemizdeki gelişmeler karşısında Türkiye olarak üzerimize büyük görev düşüyor. Bunun için de ABD'ye bir ziyaret planlıyorum... Türkiye, Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi eşbaşkanı olduğu için bunu ABD'yle konuşmamız gerekiyor."

25- Esenboğa Havalimanı / Mısır’a Giderken Anlatmıştı: (20 Mayıs 2006)

"Ziyaretim sırasında Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi çerçevesinde yapmayı planladıklarımızı da anlatma fırsatını bulacağız."

26- TBMM / AKP Grubu Konuşması: (30 Mayıs 2006)

"Türkiye, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içerisinde ortak üyeliğe kabul edilmiştir. Bizler bunun için burada bir ortak üyeliği ve ardından da eşbaşkanlık görevini İtalya ve Yemen ile birlikte kabul ettik."

27- Artvin Çıkışı: (15 Temmuz 2006)

"Biz Türkiye olarak GOKAP içerisinde yer aldıysak, bunun için bizlere davet yapıldı, bunlar olacak diye biz eşbaşkan olarak kabul ettik."

28- CNN / Larry Kıng Show: (27 Temmuz 2006)

"Daha önce Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi içerisinde zaten yer almıştık. Burada eşbaşkanlık görevi üstlenmiştik."

29- CNN Türk / “Editör” Programı: (6 Kasım 2006)

"BOP içerisinde davet edilen ülkeler kimlerdir? Türkiye var, Yemen vardı, üç tane eşbaşkan var."

30- Beyrut Dönüşü Açıklaması: (4 Ocak 2007)

"Biz Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'ni bunun için kabul ettik... Türkiye, İtalya ve Yemen'le eşbaşkanlık görevi üstlendik."

31- Alman “Süddeutsche Zeıtung” Gazetesi / Makalesi: (7 Şubat 2008)

"Bu sebeple TÜRKİYE, G-8 ülkelerinin de desteklediği Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde inisiyatif almaktadır."

32- TBMM Grup Toplantısı: (13 Ocak 2009)

"Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı'dır... Bu görevinden vazgeçsin diyorlar. Bunu anlatmak istiyorum. Büyük Ortadoğu Projesi'nin amaçları bellidir."

İşte bütün bu sözleri, Recep T. Erdoğan’ın Amerikan ajanlığının ve Büyük İsrail Planına kiralık kâhyalığının çok açık itiraf ve ispatıdır.

Gül’ün Powell ile imzaladığı hizmet sözleşmesi

İcraatları, her maddeyi bir bir doğruladı

Abdullah Gül, 2 Nisan 2003 tarihinde dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile Ankara'da imzaladığı hizmet sözleşmesini 24 Mayıs 2003 tarihli Vatan gazetesinde Sedat Sertoğlu'na verdiği röportajda açıklamıştı.

ABD, bu yazılı sözleşmeyi Gül’le yaptı, ancak bir yıl sonra da Tayyip Erdoğan'ı BOP Eşbaşkanlığına atayarak bir bakıma anlaşmayı sağlama aldı. Aradan geçen 7 yıl içinde bu içerik, olgularla bir bir doğrulandı.

Madde 1- Türk askeri Irak'ın kuzeyinden çekilecek, sınır harekâtlarına son verilecek ve PKK'ya askeri harekât için ABD'den izin alınacaktır.

İcraat: Türk askeri 2003’den sonra bölgeden çekildi, sınır ötesi harekâtlara son verildi. Şimdi ABD’den izin alınıyor.

Madde 2- Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK/KADEK'e karşı ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa ABD hükümeti, “Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı” çerçevesi içinde uyarıda bulunma hakkını kullanabilecektir. Bu durumda ABD, gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askerî yaptırımları saklı tutacaktır.

İcraat: ABD ile istihbarat alışverişi yapılıyor. TSK komutanları şiddet ve soykırım suçlamasıyla hapislere atılıyor.

Madde 3- Türkiye, ABD'nin İran'a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askerî harekâtlara, ABD'nin talep etmesi halinde şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecektir.

İcraat: Abdullah Gül İran’a karşı ABD ile birlikte hareket ettiklerini defalarca belirtmiş bulunuyor.

Madde 4- Türk Ordu'sunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD'nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecektir.

İcraat: Bu konu AKP iktidarı tarafından sürekli gündeme getiriliyor. “Özel ordu, paralı askerlik” TBMM’ye tasarı olarak sunulmaya hazırlanıyor.

Madde 5- Irak'ın kuzeyinde kurulmuş olan "Kürdistan", resmen ilan edildikten sonra, Türkiye tarafından da resmen tanınacaktır. Türk devletinin bu oluşumu "savaş nedeni" sayan. Millî Güvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararları kaldırılacaktır,

İcraat: AKP, Barzani devletini önce fiilen sonra resmen tanımış gibi davranıyor. Son olarak Ahmet Davutoğlu, resmi yazıda “Kürdistan” ifadesi kullanıyor.

Madde 8- PKK/KADEK elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacaktır.

İcraat: Habur’da özel çadır mahkemeleri kuruldu. Af girişimi gündemde, PKK Meclis’e sokuldu ve yasallaştırma süreci devam ediyor.

Madde 7: Güneydoğu belediyelerine özerklik verilecek ve federasyona geçilecektir.

İcraat: Güneydoğu belediyeleri fiilen özerkleştirildi. Federasyon planı uygulanıyor, AKP’nin anayasa girişimi buna hazırlık amacı güdüyor.

Madde 8: Kıbrıs'ta Denktaş devre dışı bırakılacak, Annan Planı küçük değişikliklerle uygulanacak ve Ege'de Yunanistan'ın taleplerine esnek tavır alınacaktır.

İcraat: Denktaş KKTC Cumhurbaşkanlığından uzaklaştırıldı. Annan Planına destek çıktı ve KKTC “devlet mevlet” sıfatlarıyla yok sayıldı. Tayip Erdoğan, “Ege’deki sorunları çözelim” diyerek Yunanistan başbakanına mektup yazdı.

Madde 9: Ermenistan'a yönelik, kısıtlamalar kaldırılacak, Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecektir.

İcraat: Ermenistan ile sınır kapısının açılması ve ortak tarih komisyonu gibi maddeler içeren protokoller imzalanması bunun altyapını oluşturuyor.”[1]

Beş yıl önce Hz. Peygamber Efendimize ve İslamiyet’e hakaret eden karikatürlerin sahibi küstah Yahudiye Almanya hem de başbakanı eliyle resmen ödül veriyor.

Amerika’da 11 Eylül bahanesiyle ve İslam’ı şeytan gösteren kiliselerin öncülüğünde Kur’an-ı Kerimler yakılıyor. Müslümanların kutsalları ve onurları ayaklar altına alınıp horlanıyor ve belki de yeni işgal ve saldırılara gerekçe hazırlansın diye mü’minler kışkırtılıyor.

Ve Sn. Recep T. Erdoğan’lar hala bu Haçlı Avrupa’nın ve hınçlı Amerika’nın şeytani projesinde eşbaşkanlık ve kâhyalık yapıyor…

Ve nasıl şuur ve sorumluluk ki mü’minler hala gaflet döşeğinde meskenet içinde yatıyor!?...



[1] Bu Bilgiler 22 Ağustos Aydınlıktan

Ahmet AKGÜL -

 

AHMET AKGÜL KİMDİR?

2004 Ocağında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagalogu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meali Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Partiye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 70 (yetmiş) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meali Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolca’ya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

Dış Politikamız (Cilt-1) Bop’un Temelleri (1988-1998)

Dış Politikamız (Cilt-2) Tarihin En Talihli Dönüşüm Süreci

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

Teşkilatçılık Mesaj ve Metod (İletişim ve İşbirliği Sanatı)

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armegeddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyor

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yetmiş Kur'ani Kavram ve Yorumları (2 Cilt)

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyor(du…) (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyor(du…) (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Müjdeleri ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Kavramları ve Çelişkili Kurguları

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir-Yeni Hazırlanıyor)

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar) (Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar) (Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 2590

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR