Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün130
mod_vvisit_counterDün3480
mod_vvisit_counterBu Hafta30172
mod_vvisit_counterGeçen hafta29375
mod_vvisit_counterBu Ay16608
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16790963

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 04 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12195737

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

ANADOLU BOR GERÇEĞİ VE ERMENİ MESELESİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Bor, doğada saf element olarak oluşmayan ama oksitler halinde eski çağlardan beri tanınan ve kullanılan bir cevherdir. Sodyum kökenli olanlara Tinkal, kalsiyum kökenlilere "Kolemanit" ve sodyum - kalsiyum kökenli olanlara ise "ülesit" adı verilir. Ticari olarak, bu üç bor bileşiği en çok kullanılan cinsleridir.

4000 yıl önce insanoğlunun Tibet'de Bor'dan ilk kez yararlandığı anlaşılmaktadır. Bor, Babillilerce altın işlemede, Mısırlılarca mumyalamada, Romalılarca cam yapımında,   eski Yunan ve Romalılarca temizlikte kullanmışlardır. Müslüman Araplar 875 yılında ilk kez Bor'dan ilaç yapımında kullanmıştır. Bor Avrupa'ya, Tibet'ten Marko Polo tarafından taşınmı9ştır. Bor, altın ve gümüş işlemeciliğinde lehim olarak kullanılmıştır. Eti'lerde aynı amaçla Bor'un kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Romalıların ise; arenaları temizlemek için Bor'u zemine serptikleri kayıtlıdır.

 

İlk Borik asit; demir sülfat ile boraksın ısıtılması ile kimya öğretmeni William Homberg tarafından yapılmıştır. Elementer bor ise, 1808 yılında Fransız kimyacı Sir Humpry Davy tarafından bulunmuştur. Güney Amerika'da bor 1790 yılında And dağlarında bulunmuştur.1830 yılında İtalya'da borik asit üretimi başlamıştır.

İstanbul'da 1850 yılında, Fransız mühendis Camille Desnıazures'e hediye edilen alçı taşından yapılmış heykelin yüksek oranda Boraks içermesiyle, Anadolu'da Bor'un varlığı anlaşılmıştır. Bu heykelin geldiği yöre olan Balıkesir'in Susurluk ilçesinin Sultan Çayırı'ndaki Boraks madenine ulaşılmıştır.

13. ve 14. yüzyılında işlenen cevher ise, Pandermit adı verilende bir Boraks türüdür. Desmazures ve ortağı Groppler, Pandermit madenini 20 sene süreyle alçı taşı olarak Avrupa'ya sattılar, 1 ton Pandermit Avrupa'da 8000 Amerikan Dolarıdır.

Bu oyun, senelerce sürer ve bu cevherin boraks olduğu anlaşılması üzerine bu kez de cevheri, buğdaylar altında yurt dışına kaçırılmaya başladılar. Bu düzene, kapitülasyon sarmalında olan Osmanlı karşı çıkamazdı. Çünkü İngiliz, Fransız ve İtalyan elçileri Osmanlı İmparatorluğu'nu adeta idare ediyordu. Buna örnek ise Ermenilerin aldığı görevlerdir. 1880'li yıllarda Artin Dadyan Paşa Dışişleri Müsteşarı, Agop Kazasyan Paşa önce Hazine Bakanı sonra da Maliye Bakanı olmuştur. Sakız Ohannes Paşa ise önce Dışişleri Bakanlığı Özel Kalemi sonra da Hazine Bakanı olmuştur. Ermeniler, Osmanlı'nın Sadık Milletidir. İşte Osmanlıyı çökerten işbirliği buydu. Yerli madenciler ruhsat alamazken, Ermeni Nazırlar sayesinde yabancı şirketler Anadolu'nun cevherini hayâsızca talan ediyorlardı.

1919'dan 1923 yılına kadar ulusal Kurtuluş Savaşı veren Türk ulusu, 1923'den sonra Anadolu'da yabancı kumpanyalardan kurtulma savaşı vermiştir. Bu ittifak içinde Osmanlı borçlarının kontrolü amacıyla kurulmuş olan Duyun-u Umumiye ve Galata bankerleri de vardı. Doğal kaynaklarımız yukarıda anlatıldığı gibi alacakları karşılığında adeta talan edilmekteydi.

Cumhuriyet öncesi kurulan demiryolunun, Ankara'ya giderken Balıkesir'i dolaşmasının amacı neydi? Demiryolu hatları boyunca tuğla fabrikaları açılması, elektrik fabrikaları kurulması ve arkeolojik kazı yapma hakları hep bu talanın sonucuydu. Aydın demiryolu şirketi; 1864 - 1913 yıllarında Anadolu'dan 11 milyon sterlin kâr transferi yaparken, 1913 yılında Osmanlı Devletinin İngilizlere toplam borcunun 25 milyon sterlin olması düşündürücüdür. Yabancı Şirketlerce, Anadolu'da Boraks madeni çıkartılması Cumhuriyet devrinde de devam etmiştir.

Türk Boraks madenleri, önce 1904 yılında İngiliz William Vitaler'e, sonra 1927'de John Oved Rıd'e daha sonra da Lord Meven Mervil'in eline geçmiştir. 1938 yılında ise, Desmont Abel Smith elinde bulunan Boraks Madenleri, Dünya Tekeli Boraks Consolidated Ltd'ye geçmiştir. Bor'umuz üzerindeki Amerikan - İngiliz hâkimiyeti ancak 1935'de kurulan, Ulusal kurumumuz, ETİBANK sayesinde kırılır. Boraks Consolidated Ltd, 1950 yılına kadar tek üretici kaldığı Türkiye'de, bazen yılda 15-16 bin ton ihracat yaparken, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türklerin Almanya'ya satış yapması engellenmiş ve Bor ihracatı 2000 tona düşürülmüştür. 1955 yılında Boraks Consolidated, Türklere %2 hissesini vererek, Türk Boraks Madenciliği kurmuştur. Bu şirkette çalışan ambar memuru Hüseyin Zeren'in, yerli Mühendislerin, yabancılarla yaptığı işbirliğini ortaya çıkarmadaki onurlu mücadelesi Türk Madenciliği tarafından hiç unutmayacaktır.

1963 yılında İngiliz - Amerikan kökenli dünya tekeli olan firma Türk Boraksı için; "Türkiye de Bor minerali tükenmiştir, Türkiye'nin ancak 20.000 ton satış şansı vardır, Türkiye'nin kuracağı 3 bin tonluk Bor Rafineri Tesisi, ancak devlet katkısıyla yaşar, Türkiye Boraks Consolidated'e ortak edilirse ancak Bor endüstrisi kurulabilir, Türkiye Amerika rekabetini üstüne çekmemelidir, Avrupa Endüstrisinden Türk cevheri kullananlar, fiyat rekabeti nedeniyle Amerika cevherine dönerse, Türkiye bu sahayı kaybeder." demiştir. Oysa Türk Boraks Madencilik, bu tarihlerde aldığı 500 adet Bor tuzu arama ruhsatıyla, Türk firmalarını arama sahalarından uzak tutmuştur. Bugün ETİBANK'ın elinde olan, Kırka Bor işletmesi yıllık 800 bin ton ham Bor üretim kapasitesine sahiptir. Bigadiç Bor işletmesinin yıllık 200 bin ton ham Bor işleme, Emet Bor işletmesi ise, yıllık 500 bin ton kolemanit işleme, Kestelek Bor İşletmesinin ise, 100 bin ton cevher işleme kapasitesi vardır.

Askeri piroteknik, nükleer silahlar, havacılık için kompozitler, fotoğrafçılık kimyasalları, deterjan ve beyazlatıcılar, kâğıt hamuru beyazlatıcıları ve nükleer güç reaktörlerinde muhafaza elemanları... Gibi yaklaşık 250'ye yakın sanayi ürününde Bor elementi kullanılmaktadır.

Dünyanın en büyük Bor cevherine sahip olan Türkiye, dünya rezervinin %63'ünü elinde bulundurmaktadır. Türkiye'yi %37 ile Rusya %10,3 ile ABD izlemektedir. Türkiye'nin dışındaki ülkelerdeki rezerv dünyanın 50 - 60 yıllık ihtiyacını karsılarken, Türkiye'nin rezervi ise, 450 yıllık tüm dünyanın ihtiyacını karşılayacak düzeydedir. Bor'un kamulaşması sonucu ETİBANK, 1978'de 660 milyon ton olan rezervi, bugün 2,5 milyar tona ulaştırılmıştır.

Dünya Bor rezervinin %63'ünü elinde tutan Eti Holding, dünya pazarında (1,5 milyon ton /yıl) %31,4, Dünya tekeli Türk Boraks ise %38,9 pay almaktadır. Parasal boyutta ise (1,2 milyar US) Türk Boraks %651ik pay, ETİBANK %21'lik pay almaktadır. Bunun sebebi ETİBANK 350 bin ton/yıl rafine Bor, Türk Boraks ise 1,3 milyon ton/yıl rafine Bor ürünü işleyip satmaktadır.

Dünyadaki petrolün bitmesiyle ülkemiz, Emperyalist ülkelerin saldırısına bir kez daha uğrayacaktır. Ulusal Stratejik önemi olan Bor madenlerimiz, ülkemizin yarınları için gereklidir. Bor sayesinde, 300 milyar Amerikan Dolarını bulan dış borcumuzu bir kalemde ödeme olanağımız vardır Şu an uyutulup, unutturulan Bor madenlerimiz için, yeniden kurtuluş savaşına hazırlanmamız gerekiyor.

"Su uyur düşman uyumaz."

SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMININ GERÇEK YÜZÜ

Ülkemiz, "sözde ermeni soykırımının 90.yılında" batılı ülkelerin hatırat türü yayınlarıyla ve objektif olmayan yanlı yargılamalarıyla bir kez daha karşı karşıya kalmıştır. AB ülkeleri teker teker parlamentolarından, Türklerin asla yapmadığı "soykırım" için çeşitli yaptırım kararı almaktadır. İsviçre Hükümeti ise Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'na "Kırmızı bültenle arama" kararı çıkaracak kadar şımarmıştır. Oysa bizim tarihimiz hoşgörü ve adalet örnekleriyle doludur. Bu konudaki yabancı kaynaklara göz atalım.

Ermeni-Türk ilişkisi 1071 yılı Malazgirt Savaşı'nda resmiyet kazanmıştır. Bu süreçteki ilk ve övgü alan birlikteliği Ermeni tarihçi Asoghik'ten dinleyelim: "Ermeniler, Bizans'a olan düşmanlıkları sebebiyle Türklerin Anadolu'ya gelmesine sevinmişler ve hatta Türklere yardım bile etmişlerdir." Benzer başka bir tespiti de Mareşal Moltke'den alalım: "Türklerin Hıristiyanlarına da Ermeni denir." Bu benzetme, Türklerin Ermenilerle olan ilişkisindeki hoşgörüsünün geldiği noktayı göstermesi açısından çok önemlidir.

Fatih Sultan Mehmet, Ermenileri Bursa'dan İstanbul'a taşımış ve İstanbul'un fethinde ele geçen iki Rum Kilisesini de Ermenilere vermiştir. Ayrıca 1461 yılında da Ermeni Patrikhanesinin açılmasına da izin verilmiştir.

Türklerle 1071'de tanışan ve Osmanlı ile 500 sene dostluk içinde yaşayan Ermeniler için Ermeni yazar Osçanyan ne diyor: şunları söylüyor "Ermeni cemaati Türkiye'de günlük hayatın esasını teşkil etmiştir. Zira uzun süredir hizmetten çok idare etmeye alışmış Türkler, sanayiinin bütün dallarını onlara bırakmıştır. Bu sebeple Türkiye'deki bankerler, tüccarlar, makineciler hep Ermeniydi. Diğer taraftan onlarla Müslümanlar arasında his benzerliği ve menfaat birliği vardır.... Ermeniler Türklere rahatça uymuş ve emniyetlerini kazanarak nüfuzlu reaya olmuşlardır." Osmanlı, yukarıda bahsedilen hoşgörü ve güven neticesi Ermenilere 29 paşalık, 22 bakanlık, 33 milletvekillik, 7 büyükelçilik ve 11 başkonsolosluk görevi vermiştir. Son Osmanlı Meclisinde ise; Gabriel Noradunkyan Dışişleri Bakanı, Agop Paşa ise Maliye Bakanı görevindedir.

Osmanlı tarafından "Sadık Millet" diye adlandırılan Ermeniler, Fransa'da gelişen 1789 özgürlük rüzgârıyla Osmanlı'yı arkadan vurmuş ve emperyalizmin Orta Doğudaki oyuncağı haline gelmiştir. 1896 yılında Anadolu'da Amerika'dan yedi, İngiltere'den dört ayrı kiliseye bağlı misyonerler fitne tohumları ekmiştir. 903 yılında patrikhane kayıtlarına göre 803 misyoner okulu faaliyet göstermektedir. 1914 yılında ise Amerikalıların kurduğu okul sayısı 627'ye ulaşmış ve bu okullarda 34000 Ermeni öğrenciye eğitim verilmiştir. Amerikalı zengin Cristopher Robert 1861 yılında Robert Kolejini kurup faaliyete geçirmiştir. Misyonerler yaptıkları etkin ve yoğun çalışmaların hedefine ulaştığını ifade ederek: "Bulgar milliyetçilerini biz Robert Koleji'nde yetiştirdik. " Diyerek övünmüşlerdir. Bulgaristan'ın özgürlüğünü elde etmesinden sonra Robert Kolejin yeni hedefi olarak Ermeni milliyetçiliğine hizmet etmeye yönelmiştir. Robert Koleji, bugün yine aynı misyonu taşımadığını bizlere ispatlaması gerekmektedir.

Osmanlının hoşgörüyle kurdurduğu Ermeni kiliseleri ise halkımıza kan ve nefret kusuyordu. 1866 yılında Ermeni Patriği seçilen Hıramyan; "Ermeni bağımsızlığını gerçekleştirmek için kan dökmenin şart olduğunu" açıkça ilan ediyordu.

Türk Devlet Arşivlerinde bir milyon Ermeni belgesi varken ve 1925'den günümüze 3817 yabancı bilim adamı arşivlerimizden faydalanmışken biz hala 90 yıldır soykırımla suçlanıyoruz. Osmanlı arşivlerinde yer alan ve Ermenilerce hunharca katledilen 518 bin 105 Türk şehidinin varlığının dünyaca kabul edileceği günü bekliyoruz. Bu gerçek, Ermeni yalanları arasında kaybolmaktadır. Türk tarihçilerinin elinde çok kanıt vardır. Artık geç de olsa görev siyasilerindir. Anadolu'da halen ülkemizin ve Devletimizin güvencesinde yaşayan ve asla hıyanete kalkışmayan Ermeni vatandaşlarımıza saygılarımla.[1]

Ahmet GÜREL


[1] AHMET GÜREL İnşaat Mühendisi İzmir Özel Türk Koleji Uşakizade Latife Hanım Köşkü Müdürü


Bu yazarin diger makaleleri

YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR!
Ey Kuvay-ı Milliye erleri... Ey Milli ve yerli düşünce sahipleri... Ey...
Devami
ASRISAADETTEN GÜNÜMÜZE YAHUDİLİK VE MASONLUK
  Bir kısım Yahudilerin "her şeye sahip olma, bütün insanları...
Devami
OLUR MU?
  Anadolu Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Sevgi ve Barış Kahramanı Ali...
Devami
ORDUMUZ ÜZERİNDEKİ OYUNLAR!
  Bir devleti çökertmenin ve dış güçlerin çömezi haline getirmenin en...
Devami
KÜFRÜN NEDENLERİ VE NETİCELERİ
  Küfür; ilahi gerçekleri, işine gelmediği için, bile bile inkârdır....
Devami
YOLCUYUZ BE DOSTLAR!
Okul sonrası yoksa, Okula gitmenin manası ve maksadı da kalmayacaktı!. Otobüsten inilmeyecekse,...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 6331

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR