Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün210
mod_vvisit_counterDün3480
mod_vvisit_counterBu Hafta30252
mod_vvisit_counterGeçen hafta29375
mod_vvisit_counterBu Ay16688
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16791043

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 04 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12195769

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

AYIN AYNASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

ORDU OYUN OYNAMAZ!

Cüneyt Arcayürek;

"İlker Başbuğ ; "Gerektiğinde" sınır ötesi harekât yapabilmemiz için Irak hükümetinin uyarılacağını, PKK terörüne karşı komşu hükümetten yeterli yaptırımlar alınmadığı takdirde meşru müdafaa hakkımız doğacağını söylüyor ve bu hakkı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararlara bağlıyor:

Pekâlâ! Öyleyse orgeneralin sıraladığı BM kararlarına dayanarak meşru müdafaa hakkımızın çoktan doğup doğmadığına bir göz atalım:

 

Orgeneralin açıkladığı 1373 sayılı BMGK kararına göre; (a)- "Terör örgütüne sağlanan siyasal, finansal ve idari desteğin önlenmesi isteniliyor, önleniyor mu? Hayır! (b)- BMGK'ye göre "örgütün silah, patlayıcı madde ve malzeme kaynakları kesilmeli", kesiliyor mu? Hayır! (c)- BMGK'ye göre , "PKK'nin güvenli barınma, rahat hareket etme imkanları engellenmeli", engelleniyor mu? Hayır! (d)- BMGK'ye göre "örgütün iletişim olanakları yok edilebilmeli", edildi mi? Hayır!

Yine orgeneralin meşru müdafaaya dayanak olacağını söylediği 1546 sayılı BMGK kararına göre, (üstelik 1373 sayılı kararla istenilenlere ek olarak) (d)- "Özellikle Irak'tan diğer ülkelere yönelecek terörist faaliyetlerin engellenmesi istenildi", engellendi mi? Hayır. Orgeneralin basını aydınlattığı sırada, Güneydoğu'daki iki terör olayında 1 üsteğmen, 3 asker şehit, 8 asker yaralı.

Orgeneralin açıkladığı gibi "asıl önemli olan BM şartının 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkı ise"... Başbuğ'un vurgulamalarıyla özetlenen yukarıdaki dört maddede sıralanan BMGK kararlarının hiçbirine uymayan, tamamen tersine işleyen terör olaylarından sonra... Meşru müdafaa hakkımızı bu günlerde kullanmayacağız da ne zaman, "gerektiği hangi zaman" kullanacağımızı yanıtlamakta güçlük çekiyor insan." Diye soruyor ve kışkırtıyor.

Genelkurmay ikinci başkanı ne diyor?

"Terör örgütünün halkı endişeye sevk edecek faaliyetlerini yazmak doğru değil."

İyi de... Teröristlerin C-4 patlayıcılarla Türkiye'ye giriş yaptığını Türk halkı kimin ağzından öğrendi?

Kara Kuvvetleri Komutanı'nın...

Peki, bu durumda ne yapacağız?

Genelkurmay İkinci Başkanı'nın emriyle Kara Kuvvetleri Komutanı'nı mı sansürleyeceğiz?

Genelkurmay'ın açıklamasının ardından Adalet Bakanlığı da harekete geçiyor.

Genelkurmay sınırlı affa sıcak

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, suç işlememiş örgüt üyeleri için özel bir çalışma yapabileceğine ilişkin açıklamasının ardından Adalet Bakanlığı da harekete geçti. Bakanlık, Genelkurmay, İçişleri, Emniyet ve Jandarma temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturuyor. Komisyon, Başbakanlık Terörizmle Mücadele Koordinasyon Kurulu, terör suçlarına ilişkin yaptırımlar ve olası bir sınırlı affın çerçevesini değerlendirecek.

Bu arada

ABD'den Başbuğ'a tekzip geliyor.

ABD, terör örgütü olarak nitelediği PKK'nın lider kadrosunu yakalamayacağını açıklayarak Genelkurmay 2. Başkanı Başbuğ'u tekzip ediyor.

ABD lafla yetinecek

ABD, PKK'yı bir terör örgütü olarak gördüğünü söylemesine rağmen, bu konuda Türkiye lehinde herhangi bir girişimde bulunmamaya kararlı görünüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Adam Ereli, ABD'nin, terör örgütü PKK'nın liderlerinin yakalanması emrini verdiği yönünde elinde bir bilgi bulunmadığını açıklıyor.

Org. İlker Başbuğ gazetecilere, "medya ile işbirliği yapalım" diyor.

Orgeneral Başbuğ' un, "toplantı"daki gazetecilere söyledikleri üzerine hatırlatmak istedim:

  • "Konuyu sizlerle birlikte değerlendirmek ve görüşlerinizi almak istedik...
  • "Medyayla birlikte hareket edebilmemizin önemine inanmaktayız...
  • "Teröre karşı yürütülen topyekûn mücadelede size de sorumluluk düşüyor..."
  • "Basın brifingi olarak değil, toplantı olarak düzenlemeyi tercih ettik."

Kısaca;
         Medya ve gazeteciler, sivil ya da asker, hiçbir kişi ve kurumla, "açıkoturum, panel, konferans" dışında, "birlikte değerlendirme yapmak, görüş, öneri, politik tavır ve icraat paylaşmak"la yükümlü olamaz. Bu gazetecilik değildir.

Medyanın elbette sorumlulukları vardır; insanlara, okura, izleyiciye, topluma, ülkesine, mesleğine karşı sorumluluk ile belli bir zamanda belli bir politikayı uygulayanlara karşı sorumluluk aynı şey değildir.[1] 

 

Amerikalı vekilden Gül'e cevap: Evet fanatiğim!

ABD'ye karşı yeni bir terör saldırısı düzenlenmesi durumunda Mekke'nin bombalanmasını teklif eden ABD'li milletvekiline tepkiler çığ gibi büyüyor. Özür taleplerini geri çeviren Colorado'lu Cumhuriyetçi vekil Tom Tancredo, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ‘fanatik' nitelemesine cevaben ‘evet fanatiğim' diye cevap veriyor.

 

Kirli sırlar açılıyor ortalık kokuşuyor.

Askeri Yargıtay, 28 Şubat sürecinde dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e mektup yazarak "Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Alevi kadrolaşma olduğunu" öne süren bir kurmay yarbaya verilen mahkûmiyet kararını bozarken tarihi bir gerekçe ortaya koydu: "Cumhurbaşkanının adına gelen özel mektupların açılarak Genelkurmay'a gönderilmesi gizlilik ilkesinin ihlalidir." 28 Şubat döneminde Y.Y. adlı bir kurmay yarbay dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e "kişiye özel ve gizli" ibaresiyle bir mektup gönderdi. Mektupta, o dönemde kulislerde gizliden gizliye dile getirilen bir iddia yer alıyordu. Alevi kadrolaşmanın TSK'da ürkütücü boyutlara ulaştığı öne sürülen mektupta, Çevik Bir'in Genelkurmay Başkanı olması için ya Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun ortadan kaldırılacağı ya da Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin bir yıl uzatılacağı belirtiliyordu. Bu nedenle de Demirel'den görev süresinin uzatılması senaryosunun engellenmesi isteniyordu. Kurmay yarbay Y.Y.'nin mektubu "Güzel Türkiye'mizin Suriye olmamasını temenni ediyorum" ifadesiyle sona eriyordu.[2]

Bu arada tam bir münafıklık ve ahmaklık tavrıyla sapla samanı, Hakla Batılı karıştıran Ömer Lütfi Mete şunları zırvalıyor.

"Kurmay zekaya paşa yarası" başlıklı yazısında Erbakan Hocaya ve Tolon Paşaya, mertçe değil, kalleşçe zehir kusuyor.

"Siyaseten reşit olduğum günden beri kendisini hem Türkiye ve hem İslam dini için sıkıntı verici bir fenomen olarak algıladığım Erbakan'a yönelik bu tavırlar, beni o günkü en sivri 'milli görüş' militanlarından daha fazlasıyla öfkelendirmişti. Zira ortada bir şahsa değil, ülkenin başbakanına yönelik hakaret ve taciz vardı.

Özellikle de seçilmiş bir zata yönelik hakaret doğrudan doğruya millete küfretmektir. Maalesef değindiğimiz iki paşa, akılları sıra Erbakan'ı tahkir ve taciz ederken aslında bizatihi millete saldırma cüretini göstermişlerdir.
Esasen atanmışların seçilmişlere yönelik her türlü kabalığının, millete saldırı anlamı taşıdığı gerçeği tartışılamaz. Hele böyle kabalıkları yapan atanmışlar asker iseler; -bütün topluma ait ortak silahlı gücün arkasına sığındıkları için- eylemleri doğrudan doğruya milletle savaşmak anlamına gelir. Paşalardan bazen de kurmay aklın gerekleri ve gerçekleri açısından şaşırtıcı yaklaşımlara tanık oluruz. Ne yazık ki, 1. Ordu komutanı Sayın Tolon Paşa'nın önceki gün attığı heyecanlı nutuk böyle bir örnek teşkil etmiştir.

İrticalen değil, yazılmış metinle dile getirilen birtakım ifadeler, şu an köklülük açısından dünyanın bir numaralı kurumu olarak kendisini tanımlayan TSK adına hiç de parlak yansımalar üretmemiştir. Bir kere ortada temel bir stratejik çarpıklık vardır:

- Hiçbir kurmay, aynı anda iki ayrı düşmanla savaşmayı tercih etmez!

Bu söylemle isim verilmeden kınanan ABD şahinliğinin dünya geneli için öngördüğü 'Radikal İslam' merkezli küresel düşman çerçevesi ile yerel 'irtica tehdidi' birbirini tamamlamıyor mu? Daha açık bir deyişle, böyle bir yaklaşım eleştirilen süper gücün dümen suyuna girmek olmuyor mu? Doğrusu bunca mesleki yanlış kurmay akla ziyandır.[3]"

Aynı marazlı kafaların diğer borazanı Hürriyet 22.Tem.2005 sf.3 te "Usame Bin Laden'in kurucusu ve koruyucusu Prens Türki El Faysal, Suudun ABD elçiliğine atandığını yazarken, bundan dört gün sonra aynı gazete "Erbakan, Bin Laden'in Hocası Abdullah Azzam'ın cihat bildirisine imza attı" soytarılığını gösteriyordu.

Herhalde Berlin Hür Üniversite Rektörü Dieter Lenzen ve Genetik Profesörü Wolkmar Weiss, bu Ömer Lütfi Mete ve Mehmet Barlas gibiler için "Bunlar Geri Zekâlıdır" diyordu.

Yine Sabah gazetesinde, ama aynı mahfillerin güdümündeki Mehmet Barlas şöyle fossuruyor:

  

Org. Hurşit Tolon ve Deniz Baykal endişeliler!

Öyle görünüyor ki, gerek rejim, gerekse dış politikaya dönük endişeler üzerinde, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve 1'inci Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, aynı titreşim katsayısına sahipler.
          Bunu Lozan Antlaşması'nın (24 Temmuz 1923) yıldönümünde verilen mesajlardan anlamak mümkün.

 

            SANKİ BİZE SAVAŞ İLAN EDİLMİŞ

MAYINLAR artık çok profesyonelce döşeniyor. Malzemeler artık çok bol ve çok nitelikli. Teröristler artık çok eğitimli. PKK artık eski PKK değil.

Eylem türü, kullandığı malzeme, aldığı lojistik destek, sahip olduğu bilgi, elde ettiği sonuç bunları tek başına yapamayacağının kanıtı.

Çünkü, bunların hepsi PKK'nın kabiliyetini aşıyor. Dolayısıyla, karşımızda yeni bir PKK var.
         Bunları nasıl ve neye dayanarak yapıyor?.. Kim ya da kimlerden yardım alıyor?..
        
Bazı Avrupa ülkelerinin verdiği, çoktan bilinen siyasal destekten söz etmiyorum. Burada, çok bilinçli, pratik ve farklı bir destek var. Ondan söz ediyorum.

Acemilik Bir Yana

Öyle bir destek ki, düşünceye bakar mısınız, Güneydoğu'da yaşayan insanlarımıza Irak kimliği dağıtılıyor. Neden?.. Günün birinde, Kuzey Irak'lı Kürtlerle Türkiye'deki Kürtler birleşirse, varsayımıyla.
          Hedefi ne olursa olsun, böyle bir düşünceyi sadece silaha dayalı, yarım yamalak okuma ve yazma arasında sıkışmış bir gurup terörist akıl edecek, öyle mi?.. Geçiniz!..

Böyle bir teori, ancak bütün Orta Doğu'yu satranç tahtası gibi görenlerin harcı olabilir.
          Güneydoğu'da görev yapan yetkililerin çok çarpıcı gözlemleri var:

‘örgüt eskiden eylemlerinde çok daha acemiydi. Mesela, mayın döşerken beze sararlardı ya da mayın olduğu bir biçimde uzaktan anlaşırdı. Şimdi, modern ve profesyonel orduların yöntemiyle döşeniyor mayınlar. Bunu birileri PKK'ya öğretiyor. Aksi mümkün değil.'

Son bir yıl içindeki eylem ve davranışları PKK'nın bilinen yöntem, içerik ve tarzının çok dışında. Bunlara birileri açıkça eğitim veriyor.

Sınırdaki İngilizce

Bizim sınır boylarının hemen karşısında peşmerge karakolları var. Kuzey Irak Kürtleri'nin karakolları. Buralarda peşmergelerle birlikte, PKK teröristleri de var.

O karakollarda bizim telsizlere takılan konuşmalar çok dikkat çekici. Örneğin, İngilizce konuşmalar. Ana dili gibi.

Gidin Güneydoğu sınırına, Irak'a yakın yerlerde başlayın dinlemeye, nelerin konuşulduğuna tanık olmak işten değil.

  Asıl Nüfus

PKK'nın değişen kimliğine ek olarak, üzerinde durulması gereken asıl olay, bölgedeki nüfus hareketleri.
        
Irak sınırında bizden yana topraklarda yoğun bir nüfus hareketi gözleniyor. Ne var ki, bölge halkı da, daha farklı. Nüfus hareketlerini gizlemek açısından, arazi ve akrabalık ilişkileri devreye giriyor.
         PKK terörünü günümüz açısından yeniden değerlendirmek gerektiği ortada. Onbeş yıl süren, klasik terörle karşı karşıya değil Türkiye. Onbeş yıl terör eylemi yapan klasik PKK ile karşı karşıya değil.
         Sanki birileri bize savaş ilan etmiş gibi. Adı konulmayan, saman altından su yürüten, PKK'yı eğiten, ona bol ve bedava malzeme dağıtan birileri. PKK üzerinden bize savaş ilanı gibi.
        
Dostlukla zerre kadar bağlantısı olmayan aldatmacalar.[4] 

 

ABD, ‘Büyük oyununu' uygulamaya koymaya başladı

  • - Türkiye'ye 3,5 ton patlayıcı madde sokuldu!
  • - Çok önemli bir miktar bu; inanılır gibi değil ama bilgi maalesef doğru.
  • - Ve maalesef konu sadece bu kadarla sınırlı değil.
  • - Bu patlayıcı, Amerikan malı!
  • - Türk- Irak sınırında Barzani'ye bağlı güçler aşırı biçimde silahlandırıldı.
  • - Barzani'nin peşmergeleri, 'malum uzmanlarca' eğitiliyor. ABD askerleri ile birlikte tam anlamıyla bir 'blok' oluşturulmuş vaziyette.
  • - Türkiye'de yoğun biçimde 'sınır ötesi harekat yapalım' propagandası pompalanıyor. Bu tamamen bir
  • - Amerikan tezgâhı! Birileri bilerek, kimileri de bilmeden bu oyuna geliyorlar.
  • - Türkiye, sınır ötesi harekat yapmak zorunda kalacağa benziyor.
  • - Irak'a girersek, PKK'lı veya peşmerge ile değil, büyük ihtimalle ABD askerleri ile savaşmak zorunda kalacağız.
  • - Bu sırada ciddi kayıplarımız da olabilir. Çünkü Kuzey Irak, tam anlamıyla 'silah deposuna' dönüşmüş bulunuyor.
  • - Şu anda Türkiye'deki terörün İmralı ile hiç ilgisi yok; tamamen ABD güdümlü terörle karşı karşıyayız.

Türkiye'den Toprak

Bu bilgileri aktardıktan sonra konunun 'nedenine, niçinine' geliyoruz.

Bu konuda iletilen bilgiler de şöyle:

-Amerika, yıllardır vazgeçmediği 'Kürt Özerk Devleti' projesini uygulamaya koymak için uygun bir zemin bulduğuna inanıyor.

- Talabani'nin Irak Cumhurbaşkanı seçilmesinden çok, Barzani'nin Kuzey Irak'ta kalması, projenin daha sağlıklı biçimde uygulanması için özel bir tercih.

  • - Şu anda terörün Çukurca'da yoğunlaşması da, o bölgenin Kürdistan'a bırakılması için 'üs' gibi seçilmiş olmasından kaynaklanıyor.
  • - Daha Türkçesi, Sünni Kürtler'den oluşturulacak 'Kürt Özerk Devleti' için Türkiye'den toprak talep ediliyor! Türkiye buna mecbur bırakılmak isteniyor.
  • - Yapay terör eylemleri, son derece modern silahlarla güçlendirilmiş peşmergeler... 'Sözde PKK eylemleri...' Ve Türk ordusunun sınır ötesi harekat yapmaya zorlanması... Hepsi, bu ABD planının parçaları.
  • - ABD, Türkiye'ye dönüp şunları söylemeye hazırlanıyor:

1- Karşılıklı itiş-kakış yaşanıyor. Sizden de, Irak kesiminden de can kayıpları oluyor. PKK teröründen de kurtulamıyorsunuz.
2- Gelin, Türkiye olarak 'Bağımsız' değil, 'Kürt Özerk Devleti'nin kurulmasına yardımcı olun.
3- Böylece sizin de kontrolünüzdeki yeni devlet sayesinde huzura kavuşun, PKK terörü de sona erdirilmiş olsun, bölgeye huzur gelsin.[5]

 

Aklımız varsa kullanmanın tam zamanıdır

Irak savaşı öncesinde tezkerenin reddedilmesinden sonra Amerika bunun öcünü almak için fırsat beklemekteydi, şimdi aradığı fırsatı da yaratmıştır. Türkiye provoke edilerek Kuzey Irak'a müdahale ettirilecek, buradaki amaç da Türk Ordusu ile Kuzey Irak'ı korumakta olan Amerikan Ordusu'nu karşı karşıya getirmektir.
           Son günlerde tırmandırılan PKK terörü ile provokasyonun bu yönde olduğu devlet katında net olarak tespit edilmiş durumdadır. Bunun büyük bir oyunun parçası, provokasyon olduğu tespit edilmesine rağmen, devletin diğer birimlerine göre daha uzun vadeli strateji planlayabilen askerler bile 'olsun, bazı şeyleri göze alırız' havasına girmiş durumdadırlar.

Aklımız varsa bunu kullanmanın tam da zamanıdır. Gayet tabii ki ulusal çıkarlarımız söz konusu olduğunda savaşmaktan çekinmeyiz, ama bazen aklı kullanmak da savaşın başka bir yöntemi olabilir. Hele bu durumda olayın bir provokasyon olduğunu görüyorsak, yapılacak en doğru iş bu provokasyona düşmemek olacaktır. Olaylara geri çekilip soğukkanlı bakıldığında, bu gibi durumlarda sakin durmanın aklın gereği olduğu görülecektir.
           Şunu görelim; Amerika ile girişilecek bir sıcak çatışmayı Türkiye'nin kazanması mümkün değildir. Bunu sadece askeri anlamda söylemiyorum. Hatta şunu da vurgulamalıyım ki; ülke çıkarları söz konusu olduğunda bizim askerimiz sınırlı bir çatışmayı üstün bitirme gücü ve inancına da sahiptir. Ancak bu tür işler öyle mikro düzeyde sonuçlanmaz.

Madem Amerika bizimle oynamak istiyor, bize tuzaklar kuruyor, o zaman da onlara uygun cevabı verelim, biz de onlarla oyun oynayalım, ama sadece çatışma ile sonuçlanacak yokuş aşağı dağda çığa yakalanmayalım.[6]

 

 



[1] Sabah / 26  07 2005 / Umur Talu

[2] Sabah / 26 07 2005

[3] Sabah / Ö. Lütfi Mete-Sabah

[4] Hürriyet / 26.Tem.2005 / Yalçın Doğan

[5] Akşam / 23 Temmuz 05 / Şakir Süter

[6] Akşam / 26 Temmuz 05 / Serdar Turgut

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

CFR’NİN TÜRKİYE RAPORLARI VE NUMAN KURTULMUŞ KURGULARI
Ülkesel, bölgesel ve küresel olayları ve kurgulanan politik oyunları birbirinden...
Devami
PARANIN DİNİ-İMANI VE İSRAİL’İN MAYINLI ARAZİ PLANI
Faiz parası haramdır. Pezevenklik ve fuhuş parası yüz kızartıcıdır. Rüşvet, soygun,...
Devami
NÜKLEER ENERJİNİN EKONOMİK, STRATEJİK VE PSİKOLOJİK DEĞERİ
  Nükleer enerji Türkiye'nin zorunlu ihtiyacıdır! ATO tarafından hazırlanan raporda, Türkiye'nin...
Devami
KRİPTO YAHUDİLER, YAYILDIKLARI ÜLKELER VE YUSUF HALAÇOĞLU’NUN GİZLEDİKLERİ
Tarihini unutan toplumlar divaneye dönüyordu! Tarih, bir toplumun milli bilinç ve...
Devami
İŞÇİ PARTİSİ FAİZCİ Mİ?
  “Kanunlar, tüzükler ve yönetmelikler, "Allah’ın emrine" göre yapılmaz. Yapılmaz değil,...
Devami
TSK’YA BELGE PUŞTLUĞU VE AKP’NİN “DONKİŞOT”LUĞU
 Sahte belge yeniden gündeme taşınıyor! Ergenekon savcılığına “Siyasete müdahale belgesinin” güya...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4655

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR