Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün8167
mod_vvisit_counterDün5010
mod_vvisit_counterBu Hafta39532
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay29655
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16804010

IP'niz: 75.101.243.64
Bugün: 05 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12200851

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

"ZAMAN"CILAR EHLİ KİTAP MI DIR?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfMükemmel 

Zaman Gazetesinin "Din Tahripci"leri!

9 Nisan 2000 tarihli Zaman Gazetesinde Ahmet Şahin isimli "din adamı" geçinen bir hikâyeci, Yahudi ve Hıristiyanlara yaranmak ve İslamiyeti siyonizme yamamak için şu safsataları dile getiriyordu.

"Zaten dikkatlice bakıldığında görülecektir ki ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesiyle amentü ittifakımız vardır. Çünkü Allah'ın gönderdiği kitapların hemen hepsinde tekrarlanan amentüdür: Allah birdir. Peygamber haktır. Melekler vardır. Kitaplar gönderilmiştir. Ahiret vardır. Ölen insanlar bir gün dirilecek, yaptıkları iyiliklerin mükâfatını, kötülükleri de mücazatını göreceklerdir.

Bu temel noktalar bir amentüden başkası değildir ve biz ehl-i kitapla bu amentüde müttefikiz. Garip olan şudur ki ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürenleri mutlak küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Hâlbuki temelde ittifak varken teferruattaki ihtilaflara takılıp kalmak makul değildir. Burada Kur'an'ın bir ayetini hatırlatmak yerinde olsa gerekir:(Mealen)

-Ey ehl-i kitap! Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz.

Bu sebeple burada diyoruz ki:

Ey ehli iman! Siz de bütün insanlığın dini olan İslam'ı sadece kendi ihtiyacınıza göre yorumlayarak onu bir dünya dini olmaktan çıkarıp kendi ülkenizin dini haline sokmayınız. Unutmayın ki bütün insanlık onun içinde kendine yer bulacaktır. Başka gidecek yeri de yoktur!"

Hâlbuki:

1-Önce Kur'an'da bu mealde bir ayet bulunmuyordu...Ahmet Şahin açıkça yalan söylüyordu, Allah'a iftira ediyordu, kafasından bir ayet uyduruyordu!.

2-Bu konuyla ilgili Ali İmran Suresi 64. Ayeti şöyledir:

"Deki: Ey ehli kitap! Bizimle sizin aranızda müsavi (Müşterek) olan bir "kelimeye" gelin...

Şimdi "Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz.." ile bu ayet arasında herhangi bir ilişki var mı dır? Hangi cesaretle Kur'an'ın ayetleri böylesine çarpıtılmakta ve meali saptırılmaktadır.

3-Biraz olsun Kur'ani gerçeklerden ve İslami ilimlerden haberi olan bilir ki, bu ayette özellikle "Ehli kitapla bizim aramızda "kavram ve inanç" müşterekliği bulunmayıp sadece "kelime"lerde benzerlik ve beraberlik bulunduğu; bu müşterekliğin de, onlara hakkı tebliğ ve telkin hususunda bir vasıta teşkil ettiği hatırlatılmaktadır.

Ehli kitap da: Allah, Ahiret, Nebi, Melek, Vahiy, Cennet, Cehennem gibi "kelimeleri" bilmekte ve kullanmakta, ama "kavram"  ve içerik olarak, bunları çoktan yozlaştırıp sapıttıkları başka Ayet ve Hadislerde açıkça anlatılmaktadır.

4-Yahudi ve Hıristiyanlarla aynı amentüde ittifak ettiğini söyleyen bir Müslüman;

4 mezhebe ve yüzlerce müctehidin fetvasına göre, o andan itibaren Yahudi ve Hıristiyan'dır!...

Çünkü onların Allah inancı teslis ve tecsim (üçleme ve Allah'ı insana benzetme), bizimki ise tevhittir. Onların Peygamber inancı, haşa Allah'ın oğlu görmektedir, bizimki, sadece seçkin ve görevli bir "kul-rehberdir"

Onların Ahiret inancı: Cennetin tapusunu peşinen aldıkları, cehenneme ara sıra uğrayacakları ve kendilerinden olmayanlara ve özellikle Müslümanlara karşı yaptıkları zulüm ve katliamların hesabının sorulmayacağı,  hatta sevap kazandıracağı şeklindedir!

İşte "Zaman"cıların, ve Ahmet Şahin gibi "bel'am"ların yaptığı. Dini hizmet ve gayret perdesi altında İslam'ı ılımlı, yani Siyonist-emperyalist Batıya uyumlu hale getirmektir.

Bu maksatla, yukarıda görüldüğü gibi ayet uydurmak ve bir ayetle hiç alakası olmayan manalar yükleyip Kur'an diye yutturmak, bunlar için mübah görülmektedir!..

Kur'anı bile böylesine yozlaştıran ve Müslümanlıkla-Yahudilik ve Hıristiyanlığı aynı kalıba sokan bu adamların, Risale-i Nuru ve Hz. Üstat Bediüzzaman'ı nasıl istismar ve suistimal edip, kendi kafalarına göre yorumladıklarını siz hesap edin.

"Eğer Yahudi ve Hıristiyanlarla amentümüz aynı ise, ve onlar da bu küfür ve kötülükleriyle beraber cennete girecekse, o halde, Kur'an'a ve Resullulah'a inanmanın, namaz-oruç-zekat-hac gibi sıkıntılara katlanmanın... İçki, kumar, fuhuş gibi keyiflerden kendimizi mahrum bırakmanın ne gereği var"? diye soranların nurculuktan ve Fetullahcılıktan Hıristiyanlığa kayanların ve hatta papaz olanların, asıl suçunun ve sorumluluğunun işte bu gafil ve hain tiplere ait olduğu kesindir!

Biz yıllar önce "Bu Zamancılar ve Fetullahcılar, Kur'ani ölçülere ve tariflere göre "ehli kitap tanımı içine girmişlerdir" dediğimiz zaman "Aman hocam, bu çok büyük bir iddia, hatta iftiradır!" diyenlere, Zamanın sahte hocası Ahmet Şahin'in yazı başlığını bir daha hatırlatalım:

"Ehli kitapla, amentüde ittifakımız var!..."

Yani, biz, Yahudi ve Hıristiyanlarla aynı ortak iman esaslarına inanıyoruz... Hayata ve olaylara bakış açımız ve nihai amacımız onlarla müşterektir! Allah aşkına bu sözler asıl seviyelerini ortaya sermek ve gerçek tiyniyetlerini deşifre etmek değil midir?

Bir Ayeti Doğru Ve Kur'an'ın Ruhuna Uygun Anlayabilmek için:

1-Sibak ve siyakıyla (Yani önceki ve sonraki ayetlerin konu bütünlüğü kapsamında)

2-Bu ayetin, Kur'an'ın diğer ilgili ayetleri ve hükümleri ve nüzul sebepleri doğrultusunda

3-Bu ayetlerin ilk ve en önemli tefsiri ve fiili tatbiki olan, Hz. Peygamber Efendimizin hadisi şeriflerinin yardımıyla

4- Bu ayeti kerimeleri başta Hulefa-i Raşidin olmak üzere; seçkin Sahabe-i Kiramın anlayışları ve uygulamaları bağlamında

5- Bu ayeti kerimeyi muhterem müçtehitlerin, muteber müfessirlerin ve mübarek müceddidlerin ilmi yorumları ve yaklaşımları uygunluğunda

6-Tarihi gelişmelerin, fiili gerçeklerin ve müspet ilimlerin ışığında

7- ve yine Arapça kelime anlamları ve İslami kavramları ve usulü tefsir kuralları esasında, yorumlanması gerekirken;

Böylesine bilgisiz, seviyesiz ve mesuliyetsiz tahribat ve tahrifatlara acaba, hangi niyet ve cesaretle tenezzül ve tevessül edilmektedir?

Hz. Üstat Bediüzzaman'ın sadece: "Mutlak dinsizliğe ve insanlığın ortak düşmanı komünizme, kapitalist sömürüye ve Siyonist-masonik zındığa hareketlerine karşı; gerekirse, Ehli kitabın insaf ve itidal ehli ruhanileriyle, irtibat ve işbirliği yapılması lazım geleceği" yolundaki hayırlı temennilerini ve haklı tavsiyelerini kendilerine delil ve bahane gösterip; Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de, Bosna-Hersek'te, PKK ve Ermeni meselesinde, İslam düşmanlığını ve  Türkiye'yi parçalama amacını defalarca ve açıkça ortaya koyan Haçlı emperyalizminin ve Yahudi siyonizminin bunca hıyanet ve hakaretlerine kılıf uydurup, onlarla amentü birliğimizin, inanç ve amaç benzerliğimizin bulunduğunu söylemek, eğer çok koyu bir cehaletten ve feraset körlüğünden kaynaklanmıyorsa, mutlaka bir art niyet ve hıyanet kokusu sezilmektedir!...

İyi niyetli ve gayret ehli Nurcuların, dindar ve muhafazakâr Zaman okuyucularının, Fetullah Gülen'in, önce İslam'a ve insanlığa hizmet gayesiyle başlattığı, sonradan malum ve mel'un merkezlere yanaştığı hizmetin istikametli ve teslimiyetli yolcularının, artık uyanması, kişileri ve hareketleri Kur'an ve Sünnete göre sorgulayıp tanıması ve uyarması gerekmektedir ve onlardan bu beklenir!

Ve samimiyetle diyoruz ki; tabandan gelecek bu tepki ve tenkitler, tavandakileri de yeniden aslına döndürecek, genelde Kur'an'ın, özelde Üstat Bediüzzaman'ın hedeflerine hizmete yöneltecektir.

Şimdi Ali İmran suresi 64. Ayeti Kerimesine elimizdeki Türkçe meallerde hangi karşılıkların verildiğine bir göz atalım:

-Hasan Basri Çantay:

"Deki, Ey Kitaplılar (Yahudiler, Hıristiyanlar) hepiniz, bizimle sizin aranızda müsavi (ve adil) bir kelimeye gelin...(Şöyle) diyerek: "Allah'tan başkasına tapınmayalım, Ona hiçbir şeyi (ve kelimeyi) ortak koşmayalım ve kimimiz kimimizi "Rab" yerine koymayalım" (Demek ki Yahudi ve Hıristiyanlar:

1-Allah'tan başkasına ibadet ediyor.

2-Allah'tan başkalarına ortak koşuyor.

3-Allah'tan gayrısını Rab ediniyor ki bu ilahi teklif ve tekdire muhatap oluyor.

-Elmalılı Hamdi Yazır:

"Deki, ey Ehli kitap! Gelin sizinle bizim aramızda müsavi bir kelimeye..."

Prof. Süleyman Ateş:

"Deki: -"Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin:.."

İbrahim Mutlu- Şaban Döğen (Yeni Asya)

"Deki, ey kitap ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlar! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin..."

-Emekli Müftü A.Fikri Yavuz:

"(Resulüm) Deki ey kitap ehli olan (Hıristiyan ve Yahudiler) bizimle sizin aranızda müsavi olan bir kelimeye gelin..."

Dr. Abdulvahap Öztürk:

"Deki: "Ey kitap ehli! Aramızda ortak olan şu söze gelin..."

Prof. Doktor Talat Koçyiğit:

"(Ey Muhammed') deki Ey kitap ehli!... Bizimle sizin aranızda bir olan (tevhid kelimesine) geliniz..."

Ali Bulaç:

"Deki, ey Kitap ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin..."

Mahmut Toptaş:

"Deki, ey kitap ehli... Bizimle sizin aranızda ortak bir kelimeye gelin..."

Kelime meali-Medine Balcı:

"De ki, ey kitap ehli, gelin (o) kelimeye (ki) müsavi (dir) aramızda bizim, aranızda sizin..."

Ayrıca, Arapça, Osmanlıca ve Türkçe tefsirlerden daha onlarca örnek gösterebiliriz... Ama bu kadarı okurlarımızı ve sorumluluk duygusu taşıyıp gerçeği arayanları tatmin etmeye yetecek zannederiz...

İz'an ve vicdan ehli söylesin; bütün bu meallerde, Ahmet Şahin denen kişinin Zaman Gazetesindeki köşesinde, bu ayetin meali olarak verdiği:

"Ey ehli kitap! Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz!...

Düzmecesi arasında, "Ey ehli Kitap" hitabı dışında; uzaktan yakından herhangi bir alaka gösterebilir mi siniz?

Zamancıların, Fetullahcıların ve Ahmet Şahin gibi Fettan Fetvacıların; kendi heva ve hevesleri doğrultusundaki düzmecelerini: " Kur'an'ın ayeti, Bediüzzaman'ın tavsiyesi" diye yutturmalarına karşı, ne zaman İslami ve insani tepkimizi sergileyeceğiz?

Aksi halde bu ayetin devamında özellikle uyarılan Ehli Kitap gibi "Biribirimizi ve dini rehber bildiklerimizi Rabb edinmiş" duruma düşmez miyiz?

Yoksa: İşte bu hizmetlerden dolayı mı, Siyonist ve masonik merkezlerin güdümündeki bir uluslararası kuruluş, be sene Zamana dereceler ve ödüller vermiştir?

Ve Kur'an'a yönelik böylesi, sinsi tahribatları "hoş görmeye ve boş vermeye" İslam müsaade etmiş midir?!

Ey Zaman Gazetesi ve Fetullah Gülen avanesi; kimseyi suçlamaya ve sataşmaya hakkınız yok.

Şimdi aşağıdakiler yazılırken hiç Kimsenin herhangi bir gizli sırrını ifşaya çalışılmamış, tek kelime ilave yapılmamış. Madde madde aynen veriyoruz:

1- "ABD'de Yahudi mafyası: "ADL" diye başlık atıp  (Anti-Defamation League) adeta; Amerikan mafyasının halkla ilişkiler bürosu gibidir... Kurdukları ‘Denizaşırı Yatırımcılar Servisi' adlı şirketle milletlerarası silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, kirli parayı aklama gibi işleri yürütmektedir... ADL, tam mesai ile çalışan gizli istihbarat memurlarının bir kısmını Amerikan Hükümeti Adalet Bakanlığı'na bağlı Özel Soruşturmalar Ofisi'nde (OSI), bir kısmını da İsrail otoriteleriyle Tel Aviv'de çalıştırmaktadır... İsrail Devleti kurulduğundan beri ADL, İsrail Gizli Servisi MOSSAD ile hususi ilişkilerini daima sürdürmüş, İsrail mafyasıyla da yakın bağlantılar kurmuştur..." diye ve dahasını yazan sizin gazeteniz[1]

"3 gündür Türkiye'de bulunan Yahudi Liderler Heyeti, Başbakan Yılmaz, Orgeneral Çevik Bir, TBMM Başkanı Çetin ve Dışişleri Bakanı Cem'den sonra Fetullah Gülen ile görüştü... 55 Yahudi örgütünü temsilen Türkiye'de bulunan 59 kişilik (AYÖBK) Amerikan Yahudi Örgütleri Başkanları Konferansı Heyeti, Fetullah Gülen'in Türkiye'deki ve yurtdışındaki çabalarını önümüzdeki yüzyılın ‘barış' asrı olması açısından önemsediklerini ve söz konusu projeye büyük ilgi duyduklarını belirttiler... Görüşmede; Gülen'in, ABD'nin en etkili Yahudi Lobisi olan ‘ADL'nin (Anti-Defamation League) teklifi'yle hazırladığı ‘hoşgörü ve diyalogla ilgili kitap' da gündeme geldi. Gülen, İngilizce olarak hazırlanan kitap üzerindeki çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, bittiğinde insanların hizmetine sunacağını söyledi. Kitap, ADL tarafından basılarak dünyanın dört bir yanında dağıtılacak..." şeklinde diye bu malum-meçhul ADL'nin Gülen Efendi'ye "hoşgörü ve diyalogla ilgili bir kitap" yazdırdığını da haber yapan yine sizin mevkuteniz[2]

Bunlar sır değil ki, "ADL" için: Yahudi mafyasının resmi kuruluşu diyen de siz, aynı örgüt desteğiyle hoşgörü hizmeti gören de siz!...

2- "Papa VI. Paul tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz...

Rabbin aciz kulu Fetullah Gülen- 9 Şubat 1998" diye başlayan mektubu Papa II. Paul'un elini öperek takdim eden de siz, bir gün sonra mevkutenizde yayınlayan da siz[3]

Yapan da siz, yazan da, Papa VI. Paul'un başlattığı misyonunun bir parçası olan da siz, bunu ilan eden de siz...

3- "Bu bir devrim... Hz. İbrahim Sempozyumu ilginç bir evliliğe de vesile oldu. Diyalogdan düğüne. Sosyoloji profesörü Hıristiyan Lester Kurtz ile gazeteci Müslüman Meryem Kurtz'un nikâhları, Urfa'da İbrahim Camii'nde müftü, haham ve papazın huzurunda kıyıldı. Hem Hıristiyan hem Müslüman... aynen çifte vatandaşlıkta olduğu gibi çifte dinli..." diye Zaman'da manşet yaptıran da siz, nikahı kıydıran da siz...[4]

4- "Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var... Garip olan şudur ki ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp mutlak küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Hâlbuki temelde ittifak varken teferruattaki ihtilaflara takılıp kalmak makul değildir..." şeklindeki yazı ile "ehli kitapla amentüdeki ittifakınız"ı ilan eden de siz, bu ittifakta ısrarını Samanyolu'ndaki Pazar Sohbeti'nde sürdüren de siz...[5]

5- Şimdi mevta olan Papa ile görüşmesinin akabinde "Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir.

Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü, yani ‘Muhammed Allah'ın Resulüdür' kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır" diyen  Gülen efendi, yazan da siz!...[6]

6- "Yahudi ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler, ya Hazret-i Muhammed (A.S.M) döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır" diyen Gülen Efendi, yazan da siz.[7]

7- "İslam bilginleri Hıristiyanların, Yahudilerin, Zerdüştilerin, hatta Budist gibi herhangi bir şekilde bir tanrıya inananların cennete gireceklerini kabul ederler" diye beyanat veren felsefeci-teolog Bekir Karlığa Efendi de sizin diyalog çalışmalarınızın ve STV'deki Pazar Sohbetiniz demirbaşı. Bu beyanatı veren de sizin ekibiniz, temize çıkarma operasyonuna tabi tutulan Gülen Efendi'nin röportajı da sizin, yazan da Hürriyet (Dolaylı destekçiniz!)[8]

8- "Tercan Ali Baştürk gibi arkadaşlarınızın yönetiminde öğrenciler, 21 Nisan 2000 Cuma sabahı yurtdışındaki okullardan İstanbul'a getiriliyor; Patrik Bartholomeos, Papaz Marotvich, Zaman'dan Abdullah Aymaz ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan Harun Tokak ziyaret ettiriliyor, sonunda da Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman öğrenciler ‘belli zamanlarda birlikte ortak ibadet etme kararı' alınıyor."[9]

Evet, okul da sizin, öğrenciler de... getirenler de, haber yapan da, Aymaz da sizin Tokak da, Patrik Bartholomeos da sizin Papaz Marotvich de, ortak ibadet etme kararı da sizin...

9- "Türkiye'de Hıristiyan misyonerlerin başlattığı çalışmalar sonucunda dağıtılan İncil sayısının miktarı milyonlara, açılan Kilise Evlerin sayısı 25 bine ulaştı" haberi mevkutenizde yazan da siz[10], tünediğiniz ekranlardan veya aynı gazete köşelerinden "yok canım yalandır, nerede o kadar kilise ev..." diye konuşan da siz.

10- Hıristiyanlaştırılan binlerce gencimizin haberlerinden öte mevkuteler,  2001'den bu taraf artık "Eski Nurcu papaz'ın öyküsü", "Nurcu papaz" ve "Ateistti, Nurcu oldu şimdi Başpapaz"[11] haberleriyle dolup taşarken ses çıkartmayan siz, bu haberler bizim köşelerimizde belgeleriyle yayınlanınca ise güya ayağa kalkan yine siz.

11- "Türk Dünyası Ankara Presbiteryen Kilisesi Baş pastörü Yavuz Kapusuz'un hikâyesi ise artık son yıllarda dindar Müslümanların bile Hıristiyanlık dinini seçebildiğini ortaya koyuyor. Gençlik yıllarında ateist olan Yavuz Kapusuz, üniversiteye başlamasıyla birlikte Fetullah Gülen Cemaati'yle tanıştı... Başpapaz Kapusuz, ‘Onların yurdunda kalmak istediğimde ‘Buyurun, kapımız herkese açık' dediler ve aldılar. Halen de değer veriyorum o cemaatin üyelerine. AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz'un akrabası olan Yavuz Kapusuz, "Öyle bir insanın akrabası olmak gurur verici, ama kendisi ne düşünür onu bilmiyorum"[12] haberi Tempo'da çıkınca ses çıkartmayan siz, bu haber Yenimesaj'da yayınlanınca etekleri tutuşan yine siz.

Dahasını aktarmaya hâcet yok...

Bütün bunların hepsi sizin yaptıklarınız, yazdıklarınız, yazdırdıklarınız ve anlattıklarınız.

Her şey ayan beyan, her şey apaçık, her şey ortada.

Şimdi tekrar soruyorum; Gülen Efendi, siz, bize bir sır tevdi ettiniz de, biz onu ifşâ mı ettik?

O halde bu noktada; insan olma asaletine ve Müslüman olma erdemine yakışan iş, "Allah sizden razı olsun, bize kardeşlik yaptınız, yanlışlarımızdan dolayı bizi ve milletimizi uyandırdınız" demektir. Bütün bu yanlış iş ve gidişata tövbe ederek ayıktıranlara dua ve teşekkür etmektir. İnsan veya Müslüman olmak bu "tövbe ve teşekkür"ü gerektirir. Yoksa yedikleri "hukuk şamarı" ile ıslah olmamışların herzelerini "hukuk boşlukları"ndan istifade ile ısıtıp "imalı iftira senaryoları"na dönüştürmek suretiyle cami duvarını kirletmek, insan evladının yapacağı iş değil... Cami duvarını kirletmek hayra alamet değil"[13]

Şunu artık kesinlikle ve net olarak saptamalıyız:

Fetullah Gülen, baştan sona bir Amerikan Planının Parçasıdır. Yeni Dünya Düzeni'nin Türkiye'ye dayattığı mafya-Gladyo-tarikat sisteminin bir ayağıdır. Gülen'in önemi, ABD'nin Yeşil Kuşak projesinde üstlendiği rolden kaynaklanmaktadır. Saidi Nursi çizgisinde Erzurum'dan yola çıkan Gezici Vaiz Fetullah Gülen'i, New York-Vatikan-Kudüs hattına taşıyan sihirli güç, "büyük müttefikimiz" Amerika'dır. Fetullah Gülen'i Ahlat'tan şimdi bulunduğu Pennsylvania'ya uçuran süreç ve araçlar, CIA tarafından ayarlanmıştır.

Amerika'yı Karşıya Almadan Fetullah Sorunu Çözülemez!

Dün hükümet koltuğunda oturan Ecevit'in, Mesut Yılmaz'ın ve Devlet Bahçeli'nin, bu gün ise AKP'nin, Gülen olayına yaklaşımlarını açıklayan gerçek burada gizlidir. Bunların Fetullah Gülen'le ilişkileri, aslında Amerika'yla ilişkidir. Bunu bilerek hareket etmektedirler. İlkokulu dışarıdan bitirmiş, Risale-i Nur'u istismar etmiş, vaaz verirken ağlayıp, bayılmakla şöhret edilmiş ve Amerika'nın oyuncağı, ılımlı İslam'ın sahte mehdisi haline getirilmiş, bu gezici vaizin el üstünde tutulmasının sebebi, Siyonist ABD'dir. Fetullah olayını çözmek isteyenler, Amerika'yı karşılarına almak cesaretini göstermelidir.

Değirmenin Suyu Washington'dan:

Fetullah Gülen'in bugün hükmettiği güç, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1998 başında hazırlanan bir raporda şöyle sıralanmaktadır: "Yurtiçinde, 85 vakıf, 18 dernek, 89 özel okul, 207 şirket, 373 dershane, yaklaşık 500 öğrenci yurdu ve biri İngilizce yayınlanan 14 dergi, 15 ülkede yayınlanan 300 bin tirajlı Zaman gazetesi, ulusal düzeyde yayın yapan 2 radyo ve uluslar arası yayın yapan Samanyolu televizyonu; Yurtdışında, 6 üniversite ve yüksekokul, 236 lise, 2 ilkokul, 8 dil ve bilgisayar merkezi, 6 üniversiteye hazırlık kursu ve 21 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 279 eğitim kurulusu" bulunmaktadır.

Gülen'in avanesinin sahip olduğu 300'e yakın şirketle, 600 trilyon liraya hükmettiği saptanmıştır. Yurtdışındaki okullarının yıllık gideri ise, Fetullahçılar tarafından 1,5 milyar dolar olduğu açıklanmıştır. 1986 yılında, Özal tarafından gıyabi tutululuktan kurtarılan Gülen'in 12 yılda bu kadar büyük bir güce ulaşmasının izahı da uluslar arası bağlantısıdır. Daha doğrusu bu güç, zannedildiği gibi Müslümanların değil, aslında Siyonist masonlarındır.

Amerika'yla Entegrasyona Katiyen Karşı Değil

Fetullah Gülen, ne zaman başı sıkışmışsa ABD'ye kaçmıştır. 28 Şubat'ta da ABD'ye hicret yapmıştır!... Ankara DGM Başsavcılığı'nın hakkında soruşturma başlatacağını öğrenince de hastalık bahanesiyle Amerika'ya sığınmıştır... Şimdi hakkında kırmızı bülten çıkarılmıştır.

Esasen Gülen, ABD'yle ilişkilerini gizlemeye gerek görmüyor. Aksine bu ilişkiyi güçlülüğünün bir kanıtı olarak kullanıyor. Kendi tarikatına ait Zaman gazetesinin 4 Eylül 1997 tarihli sayısında Batı ile ilişkiler hakkında şu değerlendirmeleri yapıyor:

"Bu manada inanmış bir insanın Batı karşısında, Batı'yla entegrasyon karşısında, Amerika'yla entegrasyon karşısında olması katiyen düşünülemez."

Moon Tarikatı Ve Fetullah Gülen

Dinlerarası Diyalog, Fetullah Gülen'in CIA ile ilişkilerini sürdürmede kullandığı kılıf gibidir. Ama bu örtüyü bile kendisi icat etmiş değildir.1950'lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan ABD, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. Bu tarikatların hepsinin söylemi de aynı: Dinlerarası diyalog. CIA denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk başarılı örneği Moon tarikatıdır. 1951'de Kore'yi işgal eden ABD, Güney Kore'yi sömürgeleştirirken, sömürgeleştirmenin aracı olarak bir de Hıristiyan tarikatı kurdu. CIA'nin misyonerleri, bu tarikatı kullanarak Güney Kore nüfusunun yüzde 40'ini, Budistlikten vazgeçirip Hıristiyan yaptılar. Moon, işte bu tarikatın adıdır. Resmi adıyla söylersek; Birleştirme Kilisesi.

CIA, Moon tarikatını kullanarak Dünya Anti Komünist Lig'ini örgütledi. Türkiye'de Komünizmle Mücadele Dernekleri, Dünya Anti Komünist Lig'inin uzantıları olarak kuruldu.

"İsrail İle İlişkinin Avantajları:

Moon tarikatının, Latin Amerika'daki askeri diktatörlüklerle, İsrail üzerinden kurduğu uyuşturucu ve terör bağı dikkat çekicidir. Bir başka dikkat çekici nokta Fetullah Gülen'in İsrail ile yakın ilişkisidir. Körfez Savaşı'nda, Irak yönetiminin İsrail'e attığı Scud füzesi üzerine İstanbul'da verdiği vaaz ve döktüğü gözyaşları ve ettiği bedduaların kaseti, hala pek çoklarının elindedir.

İsrail ile ilişki, ABD açısından kilit öneme sahiptir. Graham Fuller'in İslamcı hareketi konu alan Kuşatılanlar kitabında, İslamcı hareketlerin Batı ile entegrasyon için yapması gerekenlerin, en başta İsrail ile iyi ilişkiler geliştirmesi istenmektedir.

Gülen'in İslamcı kitleleri kendisinden soğutma tehlikesine karşın, Kudüs Baş hahamı ile kurduğu yakın ilişki ve Fetullahçıların İşadamları derneği olan İSHAD'in İsrail'le bağları iste bu politikanın bir gereğidir.

Abdullah Çatlı İle Birlikte!

"Moon tarikatı ile Fetullah Örgütü arasındaki bağ, hedef benzerliğinden ibaret değildir. Aralarında organik ilişkiler ağı geliştirilmiştir. Moon tarikatının Türkiye halifesi eski CHP Genel Sekreterlerinden Kasım Gülek ile Fetullah Gülen'in dostluğu artık sır değildir.

Gülen, 1992 yılında ABD'ye gittiğinde, Kasım Gülek'in Amerikan Ordusu'nda albay olarak görev yapan, daha sonra şüpheli bir şekilde ölen baldızı Aylin Rodomisli (Adı Aylin romanında anlatılan kişi) aracılığıyla Pentagon ve CIA ile ilişkiye geçtiğini de bizzat kendisi söylemiştir. Kasım Gülek'in kızı Tayyibe Gülek, daha sonra DSP'den Adana milletvekili seçilmiştir. Tayyibe Hanımı Fetullah Gülen'in Pentagon'la ilişkisini kuran teyzesi yetiştirmiştir.

Moon tarikatı ile Fetullah Gülen'i birleştiren bir diğer isim; Abdullah Çatlıdır. Çatlı, 1981 yılında Dünya Anti Komünist Ligi'nin toplantısına katılmıştır. 1992'de Gülen'i ABD'de havaalanında karşılayan da, Abdullah Çatlıdır.

Uluslararası Okullar Nasıl Kuruldu?

Diğer cemaatler Kur'an kursu ve İmam Hatip Liseleri gibi doğrudan devlet kontrolündeki dini eğitim kurumlarına önem verirken, Fetullah Gülen cemaati, Turgut Özal döneminde, yurt içinde Anadolu liseleri ve kolejler açmaya yöneldi. Sovyetler Birliği'nin çözülmesi üzerine Gülen örgütü uluslararası okullar atağına geçti. Gülen'in öncelik verdiği ülkeler son derece dikkat çekici: Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar. Yani Amerika'nın ilgi alanındaki bölge ve ülkeler. Nitekim 1992'den itibaren, öncelikle Orta Asya Türk cumhuriyetleri olmak üzere Kafkas ve Balkan cumhuriyetlerinde, "Fetullahçı" diye bilinen vakıf ve şirketler, art arda kolejler açtılar. Ardından Asya ve Afrika ülkeleri geldi.

ABD'nin Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği'ni çökertmek için örgütlediği ve büyük olanaklarla yürüttüğü "CIA muhalefeti"nin, Gülen Örgütü'nün önünü açtığı net olarak saptanabiliyor. Sovyet bloğuna karşı yürütülen psikolojik savaşın en önemli aygıtı Hür Avrupa Radyosu, Fetullah Gülen'i bültenlerinin baş konusu yapıyor. Amerika'nın Sesi radyosunun değişik lehçelerdeki Türkçe yayınlarında, Gülen ve misyonu döne döne övülüyor.

CIA'nin İlgi Alanlarında

Fetullah okullarının ülkelere dağılımı şöyle: Kazakistan (28), Rusya Federasyonu'na ait çeşitli bölgeler (24), Özbekistan (18), Türkmenistan (15), Azerbaycan (14), Kırgızistan (11). Bunları Arnavutluk ve Moğolistan (4'er); Afganistan, Irak, Gürcistan, Ukrayna ve Romanya (5'er); Moldova (2); Pakistan, Bangladeş, Makedonya, Macaristan, Fas, Güney Afrika, Sudan, Endonezya, Tayland, Çin ve Tayvan 1'er okul.

Dünyadaki uyuşturucu merkezlerinden Tayland'ın Çin sınırındaki Çenday kentine okul ve yurt açmanın Türkiye açısından bir anlamı bulunmuyor. Fetullah Gülen'in bırakalım Çenday'ı, Tayland diye bir ülkenin varlığından haberdar olması bile mümkün değil. Ama CIA tarafından Fetullah Gülen örgütlenmesine dâhil ediliyor... Ve Kırgızistan'da ABD'ye karşı tavır alan ve Rusya'ya yanaşan Askar Akayev'i deviren Soros Vakıflarıyla Fetullah Gülen okulları işbirliği yapıyor!...

"Arkamda Amerika var" mesajı veriliyor!

Fetullah Gülen, Susurluk olayı üzerine ve 28 Şubat sürecinde önce telaşa kapıldı. Uzun süre ABD'de kaldı. Hükümet ve CIA yetkilileriyle görüşmeler yaptı. Milli Güçleri: "Arkamda Amerika var" mesajı vererek tehdit etmeye çalıştı. İkinci Cumhuriyetçi köşe yazarlarını seferber ederek kendini Amerika'nın adamı olarak tanıttı.

Nevval Sevindi'nin Sabah Kitaplarından çıkan, "Fetullah Gülen İle New York Sohbeti"nde ABD emperyalizmiyle Fetullahçıların bağı, açıkça dile getiriliyor. İşte kitaptan bazı seçmeler:

"Amerika şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir. Amerika hala bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır." (s.6)

"Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkışmamalıdır." (s.7)

"Amerikalılar istemezlerse kimseye dünyanın değişik yerlerinden hiçbir is yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, bu itibarla, mesela Amerika ile çatıştığınız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz." (s.8)

"Amerika ile iyi geçinmezseniz işinizi bozarlar. Amerika'nın bize yarım arpa kadar bile, sadece bizim menfaatimize olacak bir desteği yoktur. Buna rağmen şurada bulunmamıza izin veriyorsa, bu bizim için bir avantajsa, bu avantajı sağlıyor demektir." (s.9) Şimdi söyleyin, Fetullah Gülen, yegane kuvvet ve kudret sahibi olarak, Allah'a mı inanıyor yoksa Amerika'ya mı?

Graham Fuller Aracılığıyla CIA İle Görüşmeler yapılıyor!...

Gülen, 1997'de, ABD'de kaldığı süre içinde, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü'nün (CIA) Ortadoğu Masası şefi ile gizlice görüştüğü, Aydınlık dergisinde yayımlandı ve şimdiye dek yalanlanmadı. Bu görüşme için, CIA Başkanı'na bağlı dört önemli birimden biri olan Ulusal İstihbarat Konseyi'nin eski Başkan Yardımcısı ve RAND Corporation analisti Graham Fuller'in, Gülen'e aracılık ettiği biliniyor. Söz konusu görüşme, Türkiye'nin Washington Askeri Ataşesi tarafından sağlanıyor. Gülen'in CIA yetkilileriyle gizlice görüştüğü bilgisi, Askeri Ataşe tarafından Türkiye'ye iletiliyor.

Mark Parris'in Rolü

Gülen, Türkiye Cumhurbaşkanı'nın himayesini de ABD ile bağı sayesinde elde etti. Sayın Süleyman Demirel'i Fetullah'ın elinden ödül almaya ABD Ankara Büyükelçisi Mark Parris'in ikna etti...

Mark Parris'in Fetullah Gülen'e ilgisi, Ankara'ya geldikten sonra başlamıyor. Gülen'in, ABD'de devlet ricali tarafından kabul görmesini sağlayan da, Mark Parris'in başında olduğu, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Yakın Doğu ve Güney Asya Bölümü. Fetullah Gülen'in, Beyaz Saray'ın yol vermesiyle, ABD'de 14 önemli temasta bulunduğu biliniyor.

Demirel ile Fetullah arasındaki ikinci köprü, yine bir Amerikan yetkilisiydi: ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz. Abramowitz, Fetullah Hoca'yla görüşmesinin yararlı geçtiğini açıklamıştı.

ABD'nin önde gelen think-tank kuruluşu Carnegie Vakfı'nın eski Başkanı Abramowitz'in, Ilımlı İslam'ın destekçilerinden olduğu biliniyor. Abramowitz, ABD'nin en faal gruplarından Yahudi Lobisi'nin de önde gelen isimlerinden. Özal'la mutfak arkadaşlığıyla ünlenen Abramowitz, Washington'a döndükten sonra da elini Türkiye'den hiç çekmedi. Sık sık ülkemize gelen Abramowitz, Türkiye'den gidenlerin de uğramayı ihmal etmediği isimlerden.

Fetullah'ın Okullarında CIA Ajanı Öğretmenler atanıyor!

Fethullah'ın okullarının propagandası, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar Türk dünyasının hizmetinde" sözleriyle yapılıyor. Oysa bu okullar, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve İslamiyetin değil, ABD'nin hizmetindedir.

Fethullah Gülen cemaati tarafından yurt dışında, özellikle de Türk Cumhuriyetlerinde açılan okullarda, diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları, "İngilizce öğretmeni" diye barındırılıyor. Bu işbirliği, Türkiye'de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fetullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edilmiştir. Toplantıda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam ve MİT temsilcisi de bulunduğu halde, olay karşısında sessiz kalındı. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelenmiştir.

İşte Çarpıcı Açıklama geliyor!...

Tarih, 3 Mart 1997. Yer, Ankara'daki Başkent Öğretmenevi. Önemli bir toplantı yapılmaktadır. Ev sahibi, Milli Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü. Konu, yurt dışında açılan Türk okullarının sorunları. Toplantıya, başta Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam olmak üzere Bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor. Dahası; Başbakanlıktan, MİT'ten, Dışişleri Bakanlığı'ndan temsilciler de katılımcılar arasında. Ve elbet, yurt dışında okul açmış vakıf ve özel şirket yetkilileri de hazır.

Sıra, Özbekistan'daki 18 okulun sahibi gözüken Silm A.Ş.'nin yetkilisi Mehmet Mesut Ata'ya gelir. Bu okullar da, "Fetullahçılara ait" diye bilinmektedir. Ata, birçok talebini dile getirir. Sözlerini Amerika'nın Özbekistan'daki bir uygulamasını örnekleyerek bağlar. MEB'in yayımladığı "Yurt Dışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri- İkinci Toplantısı" adlı kitabın 63-64.sayfalarından okuyalım:

"Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adı altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz."

Özbekistan'da diplomatik pasaportla bulunan ABD'li "öğretmen"lerin çoğu, Fetullah Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktadır. İngilizce dil "öğretmeni" olarak gözükmekte ama misyonerlik yapmaktadır.

Hemen Her Okulda Mutlaka İngiliz ve ABD'li Bulunuyor!

Kırgızistan'da da 50-60 kadar Amerikalı "öğretmen" var. Bunlar da diplomatik pasaportlu. Ve Kırgızistan'da "Fetullahçı" diye bilinen okullarda "öğretmenlik" yapıyorlar.

Fetullah Gülen'in okulları, Adriyatik'ten sadece Çin'e kadar değil, Vietnam'a, Endonezya'ya kadar uzanmaktadır ve eğitim dili olarak da Türkçeyi değil, İngilizce' yi kullanmaktadır. Özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan İngilizce derslerine, çoğu okulda ABD'li ve İngiliz "öğretmenler" giriyor.

CIA Fetullah'ın Öğretmenlerine Resmi Pasaport Veriyor!

Olayın ABD cephesini ise, 1 Mart 1998'de açıklamıştık; Fetullah Gülen'in yurtdışındaki okullarında çalışan bine yakın ABD'li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu var. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri'nde faaliyet yürüten okullardaki ABD'li öğretmenler, İngilizce adıyla "official passeport"a sahipler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD'li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu sahibi olmaları gerekiyor. Ancak, Amerikan devleti, Gülen'in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Türkiye'deki karşılığı "yeşil pasaport" olan resmi görevli pasaportu, ABD'li öğretmenlere diplomatik dokunulmazlık sağlıyor.

Amerikalı kaynaklar, bu pasaportların CIA'nin talimatıyla düzenlendiğine işaret ediyorlar.

Emperyalizmin İstediği "Ilımlı İslam", Müslümanlığı Yozlaştırmayı Amaçlıyor!

Gülen'in Türk Dünyası'na yaklaşımı, Amerika'nın Orta Asya'ya olan yaklaşımı ile tam bir uygunluk göstermektedir. Türkiye'nin, diğer Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerini geliştirmesi, son derece önemlidir. Bu ilişkilerin, koşulların elverdiği ölçüde sıkı olması, Elbette Türkiye'nin çıkarınadır. Ancak Amerika'nın güdümünde kurulacak ilişkiler, Türkiye'nin komşularıyla olan ilişkilerinin bozulmasına, bölgesel karışıklıklara ve savaşlara yol açmaktadır. Amerika'nın istediği de budur, yani Türkiye'nin Siyonist sömürüye taşeronluk yapmasıdır. Fetullah Gülen, ABD'nin bu planlarında rol almaktadır.

Kırgızistan ve Özbekistan darbeleri, Fetullah Gülen'in, yani ABD'nin güdümündeki Nurculuğun, Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleri'yle ilişkisinde oynadığı rolün son kanıtıdır.[14] Halbuki Fetullahçıların ve Zaman'cıların bu Amerikan âşıklığı ve İsrail uşaklığı: ne İslam'ın ruhuna ve ne de Bediüzzaman'ın yoluna asla uymamaktadır.

Rejisör, Siyonist mihraklardır. Fetullahçılar sadece figürandır.

 



[1] Zaman Gazetesi /20 Kasım 1992 / Yunus Altınöz

[2] Zaman Gazetesi /  10 Mart 1998 / Selçuk Gültaşlı

[3] Zaman Gazetesi /10 Şubat 1998

[4] Zaman Gazetesi / 14 Nisan 2000

[5] Zaman Gazetesi / Ahmet Şahin / 17 Nisan 2000

[6] Bkz. Küresel Barışa Doğru, s. 131

[7] Bkz. Küresel Barışa Doğru, s. 45

[8] Hürriyet gazetesi, 17 Nisan 2004

[9] Çağlayan dergisi, Nisan 2000, Tabuları Yıkan Seyahat, Tercan Ali Baştürk)

[10] Zaman gazetesi, Serkan Talan, 2 Mart 2005

[11] Bkz. Star, Milliyet gazeteleri 15 Aralık 2001; Tempo dergisi 28 Mart 2005

[12] Tempo dergisi, 28 Mart 2005

[13] www.btp.org.tr

[14] http://www.geocities.com/


Bu yazarin diger makaleleri

DOSTLUK AHLAKI VE ARKADAŞLIK ADABI
“Allah için sevmek ve yine Allah için buğzetmek” yani insanları...
Devami
TRAFİKÇİ TEMEL FIKRASI, AKP İLE SAADET FARKI VE ERBAKAN'IN HATIRLATTIKLARI
Trafik komiseri Temel, helikopterle otobanı kontrol etmektedir. Ters bir durumda...
Devami
YA ALLAH'A TAPINACAKSIN, YA DA AMERİKA VE AVRUPA'YA !
  Çok muktedir ve güvenilir bulduğu, yararını umduğu veya zararından...
Devami
MİLLİ ÇÖZÜM'Ü MERAK EDENLERE
Edebiyat, sanat değil; dava, tebligat Politika, palavra yok; aynı hakikat Amaç; şeytanı...
Devami
KUR’AN’A KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ VE AKP’NİN SAPTIRMALARI!
 Hazreti Muhammed Aleyhisselam Kur’an ile neler yapmıştır? 1-   Önce Mekke’de insanlara...
Devami
HOCAMIZLA KURAN SOHBETİ
  İnsanlardan kimi de (Din'in rahatına ve menfaatine uygun tarafından ve)...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5026

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR