Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün8374
mod_vvisit_counterDün5010
mod_vvisit_counterBu Hafta39739
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay29862
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16804217

IP'niz: 75.101.243.64
Bugün: 05 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12200930

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

SİYONİSTLERİN SOROS'U VE AKP İÇİN HAZIRLANAN 03.KASIM.2005 OPERASYONU!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Afganistan ve Irak müdahalelerinde kullanılan "önleyici vuruş" yöntemi (preemptive strike) ile 7 Ağustos 1941 Pearl Harbour Baskını'nda Pasifik Filosu'nu bilinçli olarak Japonlar'ın saldırısına uğratmak suretiyle İkinci Dünya Savaşı'na girişte ve en son olarak da "11 Eylül Senaryosu"nda kullanılan "kendi kendine vuruş" yöntemleri... Zaman zaman fazla toz kaldırmamak adına böylesi "sıradışı metotlar" üzerinden giden Siyonist ABD'nin bir diğer önemli yöntemi ise; ekonomi piyasasındaki tüm dengeleri ters düz ederek "toplumsal kartlar"la destekli yürütülen "vakumlama operasyonları" dır!

 

Ve ABD derken tam olarak kimleri işaret ettiğimizi de açıkça belirtelim. Tabii ki "Küresel Egemenler Teşkilatı" olarak Türkçeleştirebileceğimiz "Global Hegemonlar Organizasyonu"ndan söz ediyoruz. Hani şu "yerküre" üzerindeki tüm diplomatik ilişkileri yönlendirme gücüne sahip olan ve "derinlikli sermayedarlar"dan müteşekkil "ulvi mekanizma"dan... Kısaca Siyonist sömürü saltanatından...

Ve bu "derinlerde yazılan küresel senaryoların baş aktör"ü ise şüphesiz "Büyük ve Yetenekli Organizatör George Soros"! Soros, "Küresel Egemenler Teşkilatı"nın en etkili oyuncularından biri sonuçta. Ve bu perspektiften bakıldığında, Bush - Kerry çekişmesinde 10 Milyon Dolar harcayarak Bush'u karşısına alma cesaretini sergileyebilen Soros'u anlayabilmek daha kolaydır...

"Klasik Soros Açılımları" ve "Yeni Takvim"

Kimileri"nin dünyaya "barış" getirmeye çalışan bir "iyilik meleği", ya da "Robin Hood" olarak görüp pompaladığı Açık Toplum Önderi George Soros, aslında ABD'nin "asli dayanak noktası" olan ve devlet üzerinde bir "üst kontrol mekanizması" "Küresel Baronlar Örgütü"ne bağlı "en programlı yönlendirici" konumundadır. O kadar programlı ki; tamamıyla "sivil" olmasına rağmen ne ilginçtir ki her elini attığı "pazar"dan "küresel idealler" ve bu ideallerin dünya üzerindeki "asli yönlendirici"si olan "İsrail Yazılımlı Küresel Teşkilat" payına bir sonuç çıkmaktadır.

Sonuçta 1984 Yılı'ndan bu yana Pekin, Moskova, Prag, Varşova derken abartısız bir "zincir" haline getirilen "evrimsel devrimler silsilesi"; petrolcülerden, finansçılardan, silah tüccarlarından ve birçok önemli sektördeki güç dengelerinden oluşan "Küresel Baronlar Örgütü"nün Avrupa ve Asya'ya yaptığı "çıkarmalar tarihi"nin bir "ön adımı" durumundadır. Ve bu açıdan bakıldığında söz konusu bu örgütlenmeye "Askeri Endüstriyel Kompleks" denmiş olması da son derece mantıklıdır.

Güney Afrika, Macaristan, Sırbistan, Yugoslavya, Gürcistan, Ukrayna, Şili ve Kırgızistan şeklinde devam eden "zincir"in beklendik halkaları arasında ise; Ermenistan, Azerbaycan, Moldova, Beyaz Rusya gibi devletler yer almaktadır. Kazakistan ve Türkmenistan ise olası bir tehlike ile karşılaşmamak adına tüm halk hareketlerine katı kurallarla "emniyet şeridi" çekmeye başlamıştır. Bu devletlerde beklenmekte olan "Soros Müdahalesi", Türkiye içinse artık programlanmış durumdadır..! Son zamanlarda estirilen "Soros Rüzgarı"nın hikmeti de, Haziran'da gerçekleştirilen olan Türkiye ziyaretinin kerameti de bu sonuçta aranmalıdır...  

Bir "Sosyal Dinamit"in Uluslararası Maratonu

"Sion Merkezli Küresel Krallık"ın "savaşmadan alma stratejisi"nde "aracı firma" olan "Açık Toplum Hareketi"nin dahi önderi George Soros, 2004 Yılı itibarıyla "borsa spekülasyonları ve fonlar" aracılığıyla servetine 7.2 Milyar Dolar katmış olan ve 2 bin kişilik teşkilatı ile 60 ülkeye her yıl 400 Milyon Dolar "bağış" yapan bir büyük "global köprü" başıdır.

Bu "küresel demokrasi elçisi"nin geniş bir dünya coğrafyası üzerinde servise sunduğu "demokrasi masalı"nın asli yöntemi ise; "dış kaynaklı malzemeler"in "ince ayarlamalar"la "iç dinamikler" ile harmanlanması ve tek vücut haline getirilerek kamufle edilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu "estetik geçiş" sayesinde "doğal refleksler süsü" verilen "sosyal hareketlenmeler" sonrasında ise, "ekonomi piyasalarında toptan bir temizlik" yapılmaktadır. Dolayısıyla bir "iç katalizör" işlevi gören "toplumsal kitle" ile ilintili olarak "Halk faktörü önemlidir. Değişim halktan gelmelidir." diyen Soros'un söz konusu söylemle anlatmak istediği, en net şekli ile bu olmaktadır.  Kısacası "mikserleme işlemi"ni o kadar başarıyla uygulanmalıdır ki; "kamuoyunda; parçaların bir "yapıştırma" değil, tamamen "doğal seyir" içinde gerçekleşen adımlar olduğu izlenimi" uyandırılmalıdır. Aksi taktirde işler karışabilir. Sonuçta toplumlar önce karıştırılır, sonra da vakumlanır. Ancak öylesine iyi karıştırmalıdır ki; üste çıkan kaymak da o nispette Siyonist sömürüye yararlı olmalıdır..!

Bununla birlikte piyasaya sürülen "kozlar" arasındaki "zamanlama"; belki de en önemli noktadır. Düşünün ki bir kuleyi uçakla yıkacaksınız. Ama uzaktan kumandalı bu uçaklarla o yapıyı bir hamlede indirebilmek o kadar da kolay bir iş değil! Organizasyonu başka verilerle desteklemek şart! O zaman yerleştirirseniz kulenin ayaklarına yeterli dinamitleri, patlamaları da uçağın kuleye çarpma anına ayarladınız mı tamam! Ama bu "sistematik zamanlama"da en ufak bir yanlış, kurgunun deşifre olmasına ve başarısız bir sonuç almaya yetebilir. Onun için "ince ayar" şart! Bilmiyoruz bu hikaye size bir yerlerden tanıdık geldi mi...

Sonuçta yıkılmak istenen kulenin yerinde "ekonomisi boşaltılmak istenen bir hedef ülke", kulenin temeline yerleştirilen dinamit ya da saatli bombaların yerinde ise; "gelir dağılımdaki adaletsizlik", "işsizlik" ve "yoksulluk" gibi faktörlerle ivme kazanan "hırsızlık", "kapkaç" gibi ekonomik boyutlu açmazlar ile "tecavüz", "dini çatışmalar", "etnik huzursuzluklar", "yolsuzluk" ve "anarşi" gibi "sosyal patlama"yı vizyona koymada son derece "etkili kartlar" vardır.

Bir "sosyal dinamit" işlevi görerek 60 ülke gibi geniş bir dünya coğrafyasında işte bu "sıra dışı metotlar"la "küresel düzenleyici" olarak vazife yapan Soros'a ait ATE (Açık Toplum Enstitüsü) örgütlenmelerinin yer aldığı bazı merkezler şunlardır;

  • Arnavutluk,
  • Azerbaycan,
  • Bosna - Hersek,
  • Bulgaristan,
  • Çek Cumhuriyeti,
  • Ermenistan,
  • Estonya,
  • Gürcistan,
  • Hırvatistan,
  • Karadağ,
  • Kazakistan,
  • Kırgızistan,
  • Kosova,
  • Letonya,
  • Litvanya,
  • Macaristan,
  • Makedonya,
  • Moğolistan,
  • Moldova,
  • Özbekistan,
  • Polonya,
  • Romanya,
  • Rusya,
  • Sırbistan,
  • Slovakya,
  • Tacikistan,
  • Ukrayna ve TÜRKİYE

Bundan birkaç yıl önce "En iyi ihraç malınız ordunuz!" diyen ve Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu Toplantıları'nda Başbakan Recep Tayip Erdoğan'la, ABD'de ise Abdullah Gül'le görüşme yapan Demokrasi Taciri Soros'un Türkiye'deki ATE örgütlenmesi ise 2001 Yılı'na denk düşüyor. İsminden de anlaşılacağı üzere (!) Türkiye için pek hayırlara vesile olmayacak ATE örgütlenmelerinin dünya üzerindeki bu "çok boyutlu kök salma girişimleri" ise tamamıyla "farklı amaçlar"a hizmet ediyor.

Ve "Siyonist Soros"un izlediği bir "stratejik yöntem" de; "adım attığı her ülkede bir "para harcayan kurum", bir de "para kazanan kurum" şeklinde iki ayak üzerinden gitmesi ve bu kanalların birbiriyle olan temasına da kesinlikle müsaade etmemesi" olarak göze çarpıyor. Hatta bu ayrı kanalların birbiriyle iletişim kurmamasına dayalı "altın kural", Sorosçular tarafından "Çin Seddi" benzetmesi ile sembolize ediliyor. Karda yürüyüp izini belli etmeyen Dahi Soros'un Açık Toplum Vakfı adını verdiği teşkilatlanma, operasyonun "sosyal boyut"unu üstlenirken; Soros İnvestment Capital isimli diğer kurum da "ekonomik boyut"u organize edip yürütüyor.

Aslında 1999 Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin AB'ye "resmi aday statüsü" kazanmasıyla birlikte Türkiye'ye olan ilgisini arttıran Soros, son yıllarda Türkiye'yi daha da yakından izliyor. Enstitünün Türkiye ayağına yaptığı yatırımları gitgide genişleten Soros'un Türkiye'de yürüttüğü projelerin birkaç örneği ise şöyle;

  • Bağımsız Türkiye Komisyonu
  • Ders Kitaplarında İnsan Hakları Taraması
  • Eğitim Reformu Girişimi
  • Sosyal Politika Reformu
  • Herkes İçin İnsan Hakları Teşebbüsü
  • 20 İlde İnsan Hakları Filmleri Gösterimi
  • Bireysel Silahsızlanma Projesi
  • Grameen Mikrokredi Projesi
  • Özel Sektör Madenciliğinde Ekonomik ve Sosyal Hak Uygulamalarının Araştırılması Projesi
  • Kültür Karıncaları Platformu
  • Güneydoğu Okul Öncesi Eğitimi
  • Güneydoğu'da Yetişkin Okuryazarlığı
  • Göç Konusunda Yürütülen Çalışmalar
  • Hukuk Danışmanlığı Projesi
  • Diyarbakır Sanat Merkezi Çalışmaları
  • Kadın Fonu
  • STK Eğitim Merkezi
  • Gezici Afet Eğitim Merkezi
  • KAGİDER Kadın Forumu
  • Namus Cinayetlerini Önleme Projesi
  • Kadın Filmleri Festivali
  • Açık Radyo
  • Beyoğlu Gazetesi, Uluslararası Basın Enstitüsü ve Aydın Doğan Vakfı ile birlikte yürütülen Gazetecilik Eğitim Semineri

"Dış politika", "basın", "eğitim" ve diğer "sosyal ihtiyaçlar" noktasında kitleleri nereden bağlayacağını iyi bilen Soros'un Türkiye'deki destekçi listesi ise oldukça zengin bulunuyor. Zira listede "küresel hegemonların başarılı hizmetkarları olmak adına mütemadiyen yaranma yorumları yapan entellektüel köleler"den, "verimli pazarlardan pay alma hesapları peşinde koşan vatansever işadamları"na kadar bir çok "kimliksiz kimlik" yer alıyor!..

Kabarık "Sorosçular Listesi"nden Türkiye'deki Satır Başları

  • TÜSİAD,
  • Türk Demokrasi Vakfı (TDV)
  • AÇEV
  • Bu yıl Soros Vakfı'nca 300 bin Dolar destek sağlanan Diyarbakır Milletvekili Prof. Dr. Aziz Akgül başkanlığındaki İsrafı Önleme Vakfı
  • Açık lobi faaliyeti yaparak Soros bağlantısını gizleme gereği duymayan Arı Hareketi ve Anadolu'nun Genç Liderleri,
  • "Haziran'daki Türkiye Çıkartması"nda ziyaret edilecekler listesine alınan, Türkiye'deki "demokratik hizmetler"i adına Dünya Bankası tarafından da desteklenen ve bu yıl Soros Vakfınca 330 bin Dolar yardım sağlanan TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı),
  • Tarih Vakfı
  • Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı
  • Açık Radyo,
  • Diyarbakır Sanat Merkezi,
  • Ankara Sinema Derneği
  • Uçan Süpürge Kadın Derneği,
  • Devrimci Maden Sendikası,
  • Turist Rehberleri Vakfı,
  • Umut Vakfı,
  • Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER),
  • Diyarbakır Kadın Merkezi (KA-MER),
  • Kadın Yurttaş Ağı (KA-DER),
  • Şizofreni Dostları Derneği,
  • İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı,
  • Medya Kronik,
  • Beyoğlu Gazetesi,
  • Vakıfla açıktan ortak projeler yürüten İstanbul Politikalar Merkezi,
  • Abant Toplantıları kapsamında desteklenen Fethullah Gülen Cemaati,
  • Yeni görevi ile Türkiye için "gelecek vadeden" (!) Kemal Derviş,
  • 28 Şubat'taki "Postmodern Darbe"de yeterince iyi bir performans sergileyen Çevik Bir,
  • TÜSİAD'dan DEİK'e (Türk - Amerikan İş Konseyi), WEF'ten (Dünya Ekonomik Fonu) TİM'e (Türkiye İhracatçılar Meclisi), YASED'den (Yabancı Sermaye Derneği) TÜGİDER (Tüm Gıda İhracatçılar Derneği) ve İSO'ya (İstanbul Sanayi Odası) kadar birçok ulusal ve uluslararası kuruluşa üye olan ve TESEV'le de girift bağlantılar içinde olan Misyon Sahibi Büyük Danışman Cüneyt Zapsu!

Ve Açık Toplum Vakfı'nın Türkiye'deki Danışma Kurulu Üyeleri;

  • Dr. Can Paker / Başkan (İşadamı - TESEV)
  • Nebahat Akkoç (Sivil Toplum - Diyarbakır Kadın Merkezi)
  • Özlem Dalkıran (Uluslar arası Af Örgütü)
  • Neşe Düzel (Gazeteci)
  • Prof. Dr. Ahmet İnsel (Akademisyen, Yazar)
  • Prof. Dr. Eser Karakaş (Akademisyen, Yazar)
  • Osman Kavala (İşadamı)
  • Oğuz Özerden (Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı)
  • Sami Uslu (Hak - İş Konfederasyonu Başkanı)

 

BAY SOROS ve "Küresel Aldatmaca"sı;

"Sosyal, Siyasal ve Ekonomik Darwinizm"

"Yaşamı sadece güçlülerin ayakta kalacağı bir mücadele sayan ideoloji dünyada işbaşındadır. Ben buna ‘Sosyal Darwinizm' diyorum. Kendini ekonomik rekabette gösteren bu anlayış, askeri müdahale alanına sıçrayınca çok daha tehlikeli bir hale geliyor. Bush'a karşı çıkmamın temel nedeni de bu." diyerek "iyi polis rolü"nü başarıyla ifa eden Bay Soros'un bu şeytani rol ile 20 yılda yaptığı bağış 5 Milyar Dolar'a ulaşmış durumdadır. Ve bu rakam toplam servetinin yarısına yakındır.

1930'da Budapeşte'de doğan ve bir Yahudi ailesine mensup bulunan Macar asıllı George Soros, 1947'de Londra'daki School Of Economics'e girerek ekonomi eğitimi almış ve ilk vakfı olan New York'taki Açık Toplum Vakfı'nı 1979'da kurmuş olan bir "küresel barış elçisi" konumunda, insan suretli bir şeytandır. Doğu Avrupa'daki ilk vakıf olan Avrupa Vakfı ise 1984'te Macaristan'da kurulmuş bulunmaktadır.

Aslında bir Nazi İşbirlikçisi olan Soros Ailesi'ne mensup George Soros, pragmatik bakışını kendisini hayata hazırlayan isim olan babası Savcı Tivodor'dan almıştır. 17 yaşında tek başına İsviçre'ye, oradan da Londra'ya geçen Soros'un Londra'daki iktisat okulunda ders aldığı teosrisyenler ise oldukça önemli adamlardır... Harold Lasky, Nobel ödüllü John Mid, Serbest Piyasa İdealisti Friedrich Von Hajek ve ünlü spekülatörün "açık toplum modeli"nde en çok etkilendiği isim olan Ünlü Filozof Karl Popper, bunlardandır.

Ünlü Alman Casusu Reinhard Gehlen'in (1902-1979) Amerika'ya kaçışının ardından Almanlar'a ait geniş istihbarat ağının Sovyetler'e geçmesine paralel (Tıpkı İkinci Körfez Savaşı'ndaki "yöntem uyuşmazlığı" sebebiyle Amerikalılar'a ait istihbari dokümanların İsrail'in eline geçmesinde olduğu gibi. Hatırlanacak olursa New York'taki elektrik kesintileri de o dönem bu konuyla ilgili olarak İsrail'in elini güçlendiren bir gelişme olmuştu.) Sovyet istihbarat servisleriyle de ilginç bağlantılara imza atan Soros'un ABD bağlantısı ise 1956'da Amerika'ya yerleşmesiyle başlamıştır.

1956 Yılı'nda cebinde 5 bin Dolar ile New York'a gelip döviz alım satımıyla uğraşmaya başlayan ve akabinde de Amerikan finansçılarına Avrupa Hisse Senetleri konusunda danışmanlık yapan Soros, 1969 Yılı'nda ise arkadaşı Jim Rogers ile başlangıç sermayesi 4 Milyon Dolar olan Quantum Şirketi'ni kurmayı başarmıştır. (!?) 1980 Senesi'nde sermayesi 300 Milyon Dolar'a ulaşan ve 3 bin benzer yatırım kuruluşu arasında ilk sıralarda yer alan şirketin bugün şubesi bulunan yerler arasında ise Orta ve Doğu Avrupa, Asya, Güney ve Kuzey Amerika vardır.

 George Soros'un ABD'deki en önemli hamlesi ise; şüphesiz 1983 sonrasında ABD Kongresi'nin onayıyla kurulan NED (Natıonal Endowment For Democracy - Ulusal Demokrasi Fonu) kuruluşunun finansörleri arasında yer almasıdır. Sonuçta Soros'un Karl Popper'dan etkilenerek kurguladığı "açık toplum modeli", NED'in "demokrasi yemi ile operasyon" gayesine oldukça iyi bir zemin oluşturmuş ve uluslararası arenadaki "küresel teşkilatlanma" da start almıştır. 1992 Yılı'nda Paund'un değer kaybedeceğini hesap ederek dünyaca ünlü işlemine imza atan Soros'un bu işlemden kazandığı 1 Milyar Dolar'a yakın para ise; tamamıyla bu "sağlam teşkilatlanma"nın bir "yan ürün"ü olarak sağlanmıştır.

NED'in resmi kayıtlara geçmiş yıllık ödemeleri 37 Milyar Dolar civarındadır. Organizasyon bünyesinde 2001 Yılı sonuna kadar Türkiye'deki sivil hareketlere (STK, NGO - Non Governmental Organizations) yapılan "demokrasi yatırımı" ise 4,7 Milyon Dolar'dır.

Ve tüm bu hazırlıkların ardından gelenler ise; "döviz - faiz - borsa üçgeninde öğütülen sermayeler ve çok uluslu şirketlerin lokomotifliği ile uluslararası politikayı küreselleştiren bir kurgu", 11 Milyar Dolar'lık bir kişisel servet, 7 ülkede rejim değişikliği ve tüm vakıfların toplamına ait 429 Milyon Dolar'lık bir 2005 Yılı bütçesi... Evet, bütün bunlar, nasıl bir şeytan şebekesinin tuzağına takıldığımızın kanıtlarıdır.

 

Yeni Denek; Türkiye

Söz konusu bu "karanlık kurgu" dâhilinde uzun zamandır Türkiye ile de ilgilenen Soros ve "küresel yandaşlar"ı tarafından izlenen yol haritasındaki en son adres ise; ne yazık ki Türkiye Olarak saptanmıştır. Operasyonun başlangıç tarihi ise Soros'un Türkiye ziyaretini gerçekleştirdiği Haziran Ayı'dır. Ve bu planlama, ne ilginçtir ki Kırgızistan örneğini hatırlatmaktadır. Zira oradaki operasyon George Soros'un bu ülkeye yaptığı ziyaretin hemen akabinde başlatılmıştır. Bir diğer ilginç benzerlik ise "Arjantin Operasyonu" ile Türkiye arasındadır. Zira geçtiğimiz günlerde gündeme düşen ve 2009 Yılı'nda enflasyonu % 3'lere indirmek gibi son derece "realist öngörüler" taşıyan IMF Raporu ile Arjantin Patlaması'ndan hemen önce devreye giren IMF Açıklaması arasında da enteresan bir benzerlik vardır. Sonuçta deşifrasyon yeteneği kuvvetli olanlar için mesaj; açıktır...

8-10 Haziran Tarihi'nde Quantum Şirketi'nin 50 yatırımcısı ile Türkiye'ye gelen George Soros, Avrupa Yatırım Fonu'nun yönetim kurulu toplantısını İstanbul'da yapmış ve 2001'de Türkiye'de kurduğu ATE'nin de çalışmalarını incelemiştir. Vakfın "Türkiye Uzantısı" olan kurum bünyesinde 3 yıllık süreç içinde 60'a yakın proje ve 6 Milyon Dolar'lık harcama gerçekleşmiş durumdadır. Bu uzantının en önemli adımını ise geçen yıl içinde oluşturulan "Bağımsız Türkiye Komisyonu" oluşturmaktadır.  Komisyona ait, Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen raporun tarih almada önemli işlev gördüğü iddia edilerek, bu komisyonun ilerleyen dönemlerde tekrar devreye gireceği konuşulmaktadır. Yalnız "almadığımız tarihi, bir siyasi milat olarak göstermede oldukça başarılı görünen dezenformasyon üstadları"nın bu "başarılı girişimleri"ni acaba nereye koymak lazımdır...  

Bununla birlikte Türkiye'nin AB sürecine destek verdiği yönünde görüş beyan eden George Soros, Türkiye'ye yapacağı ek yatırımlara paralel olarak, kendi potasındaki isimlere yapacağı yönlendirmeleri de Türkiye için önemli bulmaktadır. 2003'te Soros'a ait İnvestment Capital'in Yudum ve Sırma markaları altında ayçiçeğiyle mısırözü üreten Unikom'a ortak olması ve o tarihte Türkiye'nin Komili Zeytinyağları'na yapılan yatırımların süreceğinin kaydedilmesi ise tamamıyla bir "temel atma"dır. 2003'te gerçekleşen Abdullah Gül - George Soros görüşmesi de yine bu "temel atma projesi"nin bir parçasıdır.

 

Peki şimdi ne olacak?

Soros'un "klasik açılımlar"ında izlediği modeli tekrar bir hatırlayacak olursak, belki bu soruyu yanıtlamak daha kolay olacaktır...

  • Önce "ekonomisi istikrarsız bir ülke" hazırlanır.
  • Ardından çeşitli alanlarda "büyük yatırımlar" yapılır.
  • Sonra "spekülasyonlar" ın ve tabii Soros'un ziyaretleri yoğunlaşır.
  • Ardından da "büyük vurgunlar" dönemi başlatılır.

Sonuçta ise dünyanın en büyük şirketleri de Soros'un izinden gittiğinden, borsanın karıştırıldığı söz konusu ülkenin ekonomisi çökme noktasına taşınır ve devlet teslim alınır!...

 

"SOROS'UN TÜRKİYE ÇIKARTMASI"NDA "OPERASYON TAKVİMİ"

İlk Müdahale Haziran'da!

Soros'un gerçekleştirmeye bir hayli alışkın olduğu "ekonomik vurgunlar" ve "rejime yönelik basınç operasyonları"nın deneneceği "yeni laboratuar" belirlendi. "Yeni denek" Türkiye Olacaktır!.. Haziran'da gerçekleştirilen Türkiye Ziyareti ise operasyon takviminin başlangıcıdır!...

Diplomatik dil açısından ABD Başkanı George Bush'dan henüz bir randevu alamamış olan Erdoğan'ın olası Amerika Ziyareti ise,  sadece "temiz hava almaya yönelik bir uluslararası gezinti" olacaktır...

3 Kasım 2005'e Kadar "Yoğunlaştırılmış Program"

3 Kasım 2005 Tarihi'nde, 3 Kasım 2002 Seçimleri ve "sihirli değnek yöntemi" ile "hükümdar" konumuna getirdikleri "iktidar"ı "oyuncu değişikliği kararı"ndan kesinkes haberdar etmeyi planlayan Global Hegemonlar; bu tarihe kadar deney zemini olarak belirledikleri Türkiye'de "ekonomik, siyasi, etnik ve sosyal kaosu tetikleyecek olan yoğunlaştırılmış bir program"ı işleme koyacaklardır.

"Tedavüldeki para miktarını azaltarak ekonomik dengelere yapılacak müdahale" sonrasında piyasada yaratılan "durgunluk"; beraberinde "işsizlik", "hırsızlık", "kapkaç" gibi "sosyal patlamaya kapı açıcı olgular"ı getirecek ve "ekonomi piyasasına yönelik temizlik operasyonu" bu "kaos ortamı"nda daha kolay yoldan gerçekleştirilmiş olacaktır. (Aslında ekonomide "bahar havası görüntüsü" vermeye çalışanların tüm "kamuflaj çalışmaları"na rağmen süreç içinde kuvvetlendirilecek olan bu kartların, içinde bulunduğumuz dönem itibarıyla piyasaya sürülmüş olduğunu görmek de hiç zor değildir.)  

Bu temeller üzerinde öncelikle Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin gibi büyük şehirlerde sonuç veren "simülasyon çalışmaları", daha sonra ülke genelinde sonuç verir hale gelecek ve "etnik kışkırtmalarla desteklenen 12 Eylül'ü andırır bir silahlı çatışma dönemi" yaratılacaktır.  

3 Kasım'da "İktidar"a "İhtarname"

3 Kasım 2005 Tarihi ise Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve "vefalı çalışma arkadaşları" için oldukça "sürprizli bir tarih" olacaktır. Zira bu tarihte, tam üç yıl önce oturma şerefine nail oldukları "iktidar koltuğu" kendilerinden geri istenecektir..!  Yani gizli ültimatom, sihirli medya marifetiyle muhataplarına duyurulacaktır!..

Ve sanırız, bu sert tavrı hak etmeyen isimlerin en başında da "tarihi başarılar"ı ile adından sıkça söz ettiren, Ekonomi Bakanı Ali Babacan olacaktır!

"Hükümet"e 45 Gün Mühlet

Söz konusu "ihtarname" ile "istifa"ya çağırılan "hükümet yetkilileri"ne "45 günlük bir süre" verilecek ve bu süre içinde "düşürme işlemi" için uygulanacak "yıpratma kampanyası"nın da baskısı arttırılacaktır.

Sonuçta "vezir etmek" de, "rezil etmek" de, "küresel irade"nin kararıdır. İktidarlar, Siyonist merkezlere itaat konumundadır.

Yüce Divan Süreci ve Medyatik Saldırılar

3 Kasım gibi "manidar bir tarih"te aldığı "ikaz"la istifaya zorlanan AKP Hükümeti ise ilk etapta bu talebe karşı çıkmaya çalışacak ve kuvvetle muhtemel dozunu arttıracağı "milliyetçi söylemler"le halkı arkasına almaya uğraşacaktır. Ancak zamanında "Mazlum Tayip" rolünü başarıyla "siyasi rant"a çeviren Erdoğan'ın bu "kasırga" karşısında muvaffak olma şansı kalmayacak ve hem kendisi, hem de "kabine üyeleri" "medya destekli yoğun bir yıpratma kampanyası" ile baş başa bırakılacaklardır. Sonuçta "rüzgarın arkadan esme faslı" tarih olduğundan, bu zorlu süreçle yüzleşmek zorunda kalmaları da hayli doğal bir netice olacaktır.

"Medya destekli yıpratma kampanyası"nın en güçlü ayağını ise yoğunlaştırılan "Yüve Divan Süreci" oluşturacaktır. Biriktirilen "yolsuzluk kartları" süratle piyasaya sürülecek ve "hükümeti düşürme süreci" hızlandırılacaktır. (Dış güçlerin hedefi, milli cepheden önce davranmak ve dizginleri elde tutmaktır.)

Zaten bu "geniş ölçekli planın pusulası konumunda yer alan Soros"un Gürcistan, Kırgızistan ve diğer "dünya laboratuarları"nda gerçekleştirdiği "başarılı deneyler"in "medya kuşatması ayağı"na bakılırsa; 1991'de bağımsızlığını ilan eden Kırgızistan'ın ilk cumhurbaşkanı olan Aksar Akayev'e ve 1990'da bağımsızlığını kazanan Gürcistan'ın 1995'ten sonraki cumhurbaşkanı Edvard Şevardnadze'ye uygulanan "medyatik komplikasyonlar"da çok büyük benzerlikler olduğu açıktır.

Zira söz konusu coğrafyanın kriterlerine kıyasla oldukça modern bir lider konumunda olan Kırgızistan'ın devrik lideri Aksar Akayev'e uygulanan "kuşatma stratejisi", "Akayev'i karalama döneminde aniden muhalefet plağı çalmaya başlayan medya" desteği ile oldukça büyük işlev başarmıştır.

Edvard Şevardnadze'nin yerine Columbia Üniversitesi mezunu Mihail Saakaşvili'nin getirilmesine sebep olan "Gürcistan'daki Kadife Devrim"de etkin roller üstlenen Özel Rustavi - 2 Televizyonu ve Gençlik Örgütü Kmara ise; yine Soros Vakıfları tarafından finanse edildikleri de unutulmamalıdır.

İntihara Zorlanan T.B.M.M.

Yaratılan "çok boyutlu kaos ortamı" ve "iktidarı düşürme operasyonu" ile temel amaçlardan biri olan "rejim değişikliğine yönelik zorlamalar" ise yürütülen planın en önemli halkalarından birini oluşturmaktadır.

Uzun zamandan beri "küresel planlar" dahilinde "daha geniş bir manevra alanına sahip olmak" ve "daha az enerji tüketmek" adına başta İngiltere olmak üzere çığırtkanlığı yapılan "başkanlık sistemi" ise tekrar gündeme getirilecek ve "geniş vaadede dikkatle hazırlanmış olan siyasi seçeneksizlik ortamı" bu "zorlamayı destekleyici bir koz" olarak kullanılacaktır. 

TSK ve Emniyet'te "Pasifizasyon"

Tüm bu sıcak gelişmelere paralel; gerek "dış politika konusunda şantaj malzemesi yapılan konular" gerekse geçmişte Çevik Bir örneğinde yaşandığı gibi "TSK içinden kurulan bağlantılar" doğrultusunda pasifize edilen "ordu gücü", kurulan oyunun bozulmasını engelleyecek ve TSK'da geçerli olan "müdahale edememe hali" Emniyet Teşkilatı için de geçerli hale getirilmeye çalışılacaktır. 

"Hükümet" Düşüyor!  "Rejim" Zorlanıyor!

En küçük bir problem karşısında bile "panik atak belirtiler" göstermesine alışık olduğumuz hükümet, yürütülen bu "matematik hesaplara dayalı plan" dahilinde son bir hareketlenme ile "popülist söylemler"e yüklenip direnç göstermeye çalışsa da uzun müddet mukavemet gösteremeyecek ve kendisini "iktidar koltuğu"na taşıyan güçlerce iktidardan uzaklaştırılacaktır.

DYP ve MHP gibi "iktidara alternatif olması beklenen partiler" üzerinde uzun süredir yürütülen "dağıtma çalışmaları"nın bir sonucu olarak ortaya çıkan "siyasi seçeneksizlik" ortamı ise "rejimi değiştirme amacında olan küresel teşkilat"ın işini kolaylaştıracak ve "dayatılmak istenen modellerin sisteme sokulması adına girişimler" başlatılacaktır.

Ve Oyuncu Değişikliği...

Ve tüm bu "emperyalist kurgu"nun neticesinde ise "ekonomisi vakumlanarak hizaya getirilen Türkiye"nin başına "Uluslararası Ekonomideki İftihar Kaynağımız Kemal Derviş" ya da "NATO'nun Afganistan'daki Kıdemli Sivil Temsilcisi Hikmet Çetin" gibi uzun süredir üzerlerine "global yatırımlar" yapılarak istenen kıvama eriştirilen isimlerden biri taşınacaktır!.

SESAR UYARIYOR!

"Tarihin kaydettiği sevimsiz gelişmeler" ve "kılavuz gerektirmeyen kaygı verici görüntüler" eşliğinde konuşmak zorunda olduğumuz şu günlerde;

"Türk Halkı'nı sağlıklı bilgilerle donatarak ülke çıkarları doğrultusunda yönlendirmeyi amaç edinen bir düşünce kuruluşu" olarak tüm Türkiye'yi ve ilgilileri UYARIYORUZ!

Türkiye üzerine yapılan böylesi "karanlık planlar" "ülke içindeki işbirlikçiler" üzerinden yürütülürken ve Türkiye Cumhuriyeti adeta "eski bir tarihi unsur" haline getirilmeye çalışılırken;

•a-     "Kamuoyu üzerinden yürütülen sanal gündem oluşturma kampanyaları"na kapılmamalıdır...

  • b- Anayasal organların pasifizasyonu çerçevesinde İki yıldır sessiz kaldıktan sonra son dönemde G.A.T.A, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil ve çeşitli kuvvet komutanları ile ilgili yolsuzlukların üzerine gitme kararı alarak yargılamalara izin veren Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök'e, TSK'nın ağzından son dönemde kamuoyuna pompalanmaya çalışılan "küresel iradenin engellenemez gücü karşısında eğilmek"e dönük "fazla yuvarlak (global) söylemler"e yeterince dur demeyip kendisi de bu söylemlerin bir parçası haline geldiği için tepki koyulmalıdır... Zira "kendi içimizi temizlemeden asıl fonksiyonlarımızı yerine getirme şansımız yoktur" türü mazeret üretmeye yönelik eylemler, eleştirilmeyi çoktan hak etmiş bulunmaktadır.

•c-      Söz konusu süreç sonunda ekonomisi tamamen baltalanarak köşeye sıkıştırılacak Türkiye'yi, "kilit ülke" konumunda olduğu "Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi'nde "Siz olsanız da olur olmasanız da!" diyerek "psikolojik unsurlar"la kıskaca almaya çalışan "diplomatik tuzaklar"a takılmamalıdır

•d-     "Küresel söylem"i destekleyerek; kitleleri, destekledikleri yabancı sermayelerden gelen "küresel ödüller" hatırına yanlış bilgilendirmeye devam eden "bilinçli propagandistler" ile yaratılan "yapay gündem"e kapılıp modaya uyarak güya bilgilendiren Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar, Mehmet Barlas, Ertuğrul Özkök, Hadi Uluengin, Fatih Altaylı, Cüneyt Ülsever, Deniz Gökçe, Asaf Savaş Akad, Ercan Kumcu ve Mahfi Eğilmez gibi "küresel kalemler"e aldanmamalıdır!..

•e-     "Küresel Baronlar'ın ağır saldırısı altındaki Türkiye"nin başbaşa bırakıldığı "anayasal organlara yönelik iç boşaltma girişimleri"ne seyirci kalınmamalıdır! Yargıtay ve Danıştay ile birlikte TSK, MİT, YÖK, RTÜK ve Cumhurbaşkanlığı'na yönelik "pasifizasyon çalışmaları" ile "bu planları gölgeleme gayreti içinde olan hükümet'e" tavır koymalı ve uyanık davranmalıdır.  

VE OSMANLI'NIN SON DÖNEMİNDEKİ BATI MERAKLISI PAŞALARLA YÖNETİMDEKİ İTTİHATCI İŞBİRLİKÇİLERİN SONLARI İLE MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ'NDE HIYANET-İ VATANİYE KANUNUNA PARALEL KURULAN İSTİKLAL MAHKEMELERİ'NDE YARGILANANLARIN TARİHİ AKIBETLERİ UNUTULMAMALIDIR..![1]

Türkiye'yi,  Büyük İsrail'in bir eyaleti ve Soros'ların sömürge semti yapmaya yönelik bu gaflet ve hıyanet girişimlerinin, Kuvay-ı Milliye cephesi tarafından hangi hayırlı değişim ve devrimlere vesile ve vasıta yapılabileceği de, hesaba katılmalıdır!...



[1] Sesar / 24 05 2005


Bu yazarin diger makaleleri

MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN HİZMET VE İSTİKAMET ESASLARI
  MİLLİ ÇÖZÜM’ÜN HİZMET VE İSTİKAMET ESASLARI          Sonsuz şükürler olsun ki...
Devami
KKTC'YE AMERİKAN ÜSSÜ MÜ KURULUYOR?
Siyonist İsrail başbakanı: "İran'ın ablukaya alınmasını" istiyordu! Tek dertleri İran! İsrail Başbakanı Ehud Olmert,...
Devami
“ILIMLI İHVAN” TEORİSİ; ERDOĞAN VE MURSİ BENZERLİĞİ!
  Rahmetli Muhammed Mursi, Siyonist ve emperyalist güçlerin ve işbirlikçi zalimlerin...
Devami
KAVRAMA VE YORUMLAMA SANATI VE ÖCALAN’IN DİN İSTİSMARI
Yerel seçimler öncesi dile getirilen bir tahmin-yoruma göre Türkiye’de bütün...
Devami
KURTARICI ŞAHSİYET
  Kuşatıcı Hareket, Kucaklayıcı Hizmet, Ve KURTARICI ŞAHSİYET,    Erbakan Hoca'nın başlattığı...
Devami
KENDİ İTİRAFLARIYLA:FETULLAH GÜLEN’İN “KÜÇÜK DÜNYASI” VE REFERANDUMLA İLGİLİ “DÜŞÜK FETVASI”!
Daha dün, “Okullarda din derslerini mecburi anayasa maddesi haline getirdiği...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5181

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR