Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün382
mod_vvisit_counterDün3480
mod_vvisit_counterBu Hafta30424
mod_vvisit_counterGeçen hafta29375
mod_vvisit_counterBu Ay16860
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16791215

IP'niz: 3.237.67.179
Bugün: 04 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12195825

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

YUNANLI FİLOZOFUN KEHANETİ VE GAFLETİMİZİN KEFARETİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

"Türklerin Başına Geçecek 11. Devlet Adamı

Parçalanmak ve Yıkılmak Üzere Olan Ülkenin Bağımsızlık ve Bekasını Sağlayacaktır."

 

"Osmanlı Türk İmparatorluğu'nun Çöküşü"ne dair haberleri de kapsayan: Laonicus Chalcondyles'in "Kehanetler Kitabı" Aytunç Altındal tarafından yayımlandı.

Altındal, kitabın önsözünde, geleceği Tanrı'dan başka hiç kimsenin bilemeyeceğini, ancak, "kehanetler"in birer öngörü olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. 1425 yılında doğup yaklaşık 1490 yılına kadar yaşamış ve hayatının bir bölümünü Konstantinapolis'te (İstanbul) geçirmiş olan Atinalı tarihçi yazarın kitabında yer alan ve gerçekleşen kehanetlerden bazıları şöyle:

 

"Katolik Kilisesi ile İstanbul'daki Ortadoks Kilisesi kardeşçe kucaklaşacaklardır." Bu kucaklaşma, aynı ifadelerle Kasım 2006'da gerçekleşmiştir. Papa, Bartelemeoyla İstanbul'da bir araya gelmiştir.

"Fatih'ten sonraki 16. padişah döneminde, Osmanlı içerden çökmeye başlayacak ve padişah kendi adamlarınca devrilecektir." Bu da aynen zuhur etmiştir. 16. padişah III. Ahmet'tir ve Eylül 1730'da Patrona Halil'in başlattığı isyandan sonra yok edilmiştir; kehanet yerine gelmiştir.

"Bu dönemde, Tatar Hanı Osmanlı'ya yardım etmeyecektir" demektedir. Bu da gerçekleşmiştir.

"Binden sonra "Üç kez üç yüz yıl ve bir de yirmilik" tarihinde Osmanlı Devleti yok olacaktır" demiştir. Gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti 1920'de kurulmuştur. Osmanlı sona ermiştir. Buradaki "büyük sarı ateş" Atatürk'e işarettir.33[1]

İstanbul'u ele geçirecek olan padişahın adı ile mecburen teslim ve terk edecek olanın adı aynı olacaktır." Evet bu da yerine gelmiştir. Her ikisinin adı da "Mehmet"ti. İstanbul'u fetheden Sultan 2. Mehmet, Mecburen terk eden ise Mehmet Vahdettin idi.

"Siyaset uygulayan ve çok hızlı davranan bir Müslüman prens, Hıristiyanlara fark ettirmeden, Türk Devleti'ni yeniden kuracaktır." Bu prens Atatürk'tür ve kehanet gerçekleşmiştir. Ve siyasi dehasıyla, emperyalist ve Siyonist güçleri oyalayıp oyuna getirmek suretiyle Türkiye Cumhuriyetini kurabilmiştir.34[2]

Gelelim kehanete göre, diğer olacaklara veya Altındal'ın deyimiyle, "öngörü"lere:

"İstanbul'un camileri ve Ayasofya üzerinde haçlar dikilecektir. Bu haçlar, saplanacağı yere silahlı ellerle saplanacaktır. Ardından bu muhteşem şehrin yıkımı başlayacaktır. Yıkım, sadece orada yaşayanlar, sevdiği dini değiştirirse duracak ve şehir lanetten kurtulacaktır."

Yıkım adaletsizliklerin en kötülerinin gerçekleştiği bir dönemin ardından olacaktır. Tüm Doğu ülkeleri de Hıristiyanlarca fethedilip alınacaktır. Böylece, ölü yaşayan, soyulmuş ve felç olmuş bir yönetim son bulacaktır."

Bu satırlar, Haçlı Hıristiyan dünyasının Ayosofya'yı barındıran İstanbul'u geri alma hayal ve hedeflerini yansıtmaktadır. Yetmez, Müslüman Türkleri bütün Anadolu'dan sürüp çıkarma ve Sevr'i uygulama niyetlerini ortaya koymaktadır.

Müslüman Türklerin dinlerini değiştirmeleri, İslam'ı terk etmeleri köle teslimiyetçiliği ile AB'ye girmeleri halinde ise, bu yıkım ve saldırıların duracağı, çünkü zaten böylece Barbar batının amacına ulaşmış olacağı vurgulanmaktadır.


Müthiş ve çok mühim haber:

"Türklerin başına geçecek 11. devlet adamı, ülkenin bekasını belirleyecektir."

Ne mutlu bir tevafuk ki, yakında 11. cumhurbaşkanımızı seçeceğiz.

Hıristiyan âlemi bu yüzyılı değişim yüzyılı olarak görüyor ve İslam üzerindeki oyunları artırıyor. Bu uğurda, İslam'ı yozlaştırmaya, ılımlaştırmaya ve İslamcı geçinen din istismarcısı iktidarları kullanmaya çalışıyor.

Milliyet'ten Yaman Törüner: "Kehanetler, çoğu zaman sonradan yorumlanır ama devlet büyüklerimizin ağzından duyduğumuz, "Türkiye Cumhuriyeti'nin her zamankinden çok tehlike altında olduğu" görüşlerini de yok sayamayız" tespitleri oldukça anlamlıdır.

Evet bu seçimler, sadece kim yönetecek tercihi değil, ya; Türkiye yıkılıp tarihe mi gömülecek, yoksa ayakta kalıp yükselecek mi meselesidir!!

Yani var olma veya yok olma mücadelesidir!" diye haykıran... Televizyon konuşmaları, konferansları ve miting alanlarıyla, halkımızı uyarmak ve gizlenen gerçekleri duyurmak için çırpınan Kutlu lider, ne kadar haklıdır ve ona çok büyük ihtiyaç vardır.

Zamanımızda "ehli kitap"tan pek çok kimse yeryüzünde ve pek yakın gelecekte çok önemli ve büyük hadiseler olacağını ve bilhassa Hz. İsa (as)'ın veya bir kurtarıcının geleceğini düşünmektedir. Ve bu konularda senaryolar üreterek propaganda yürütülmektedir.

Halbuki, Kıyamet'e doğru gitmekte olduğumuz bu zamanlar için olacak hadiseleri Peygamber (sav) Efendimiz bizlere 1400 sene evvelinden haber vermişlerdir.

Kıyamet alâmetleri denilen bu haberleri esas itibari ile üç zaman dilimine ayırabiliriz:

I. Kıyamet'in küçük alâmetleri:

Bu alametler Peygamber (sav)'in vefatı ile başlamıştır. Yedi senelik bir İslâm dünya devleti kuracak Hz. Mehdi'nin zuhuru ile tamamlanacak ve bu dönemin sonunda Mesih Deccal zuhur etmiş olacaktır!

II. Kıyametin on büyük işareti

Bu dönem, tanrılık iddia edecek Mesih Deccal'ın çıkışı ile başlayarak güneşin batıdan doğuşu arasında geçecek takriben yetmiş senelik bir zaman dilimidir. On büyük olağanüstü olayı ihtiva eden bu zaman diliminde Hz. İsa'nın dünyaya inişi, Ye'cüc-Me'cüc, Duhan, Dabbe gibi olaylar bulunmaktadır.

III.  Güneşin Batıdan doğuşu ile kıyamet arasındaki olayların seyri

Bu bölümde yine Hadis-i Şeriflere göre l20 senelik bir süredir. Kabe'nin yıkılması, Kur'ân'ın silinmesi, Kıyamet'e 100 sene kala bir rüzgârın bütün müminlerin ruhunu alması ve geriye sadece şerlilerin kalması bu olaylar arasındadır.

Bu alâmetlerin açıklamasına geçmeden evvel, Dünyanın ve memleketimizin şu andaki durumuna bir göz atalım:

Uzun zamandan beri dünyayı perde arkasından idare eden egemen güçler (Siyonistler), artık Globalleşme veya Küreselleşme adı altında Dünyayı tek bir devlet haline getirip açıkça idare etmek istiyorlar. Bu maksatla öncelikle, irili ufaklı müstakil devletleri birleştirmeye çalışıyorlar. (Avrupa Birliği, Afrika Birliği, BOB gibi)

Son 50-60 seneden beri bu çalışmalarını (Avrupa Ekonomik Topluluğu'ndan AB'ye geçiş) bir yandan bilfiil kurmakta, bir yandan da kitap, medya ve diğer yayınlarla insanları dünya devleti fikrine yöneltmektedirler.


Bu husustaki bazı örnekler şunlardır:

1) İşte 1950'lerde neşredilen İngiliz yazarı George Orwel'in 1984 isimli romanı. Orwel, bu romanında 1984'de dünyâda sadece üç devlet bırakıyordu. Biraz acele etmiş gözüküyor.

2) Amerikalı yazar Jeffrey Archer'in The Future 1982-1995 isimli romanı: 1982'de neşredilen bu romanda 1991'de Rusya ile ilgili bir hadise anlatılırken Mihail Gorbachov'un başkanlığından ismen söz edilmektedir. Oysa Gorbaçov 1985'de SSCB Başkanı oldu. Başkan olmasından 3 sene evvel neşredilmiş bir romanda bundan nasıl bahsediliyor? Bu şu demektir: Egemen güçler SSCB Başkanını 3 sene evvelinden tespit edebiliyorlar.

3) İşte bu güçler (Siyonistler) Hz. Mehdi'nin gelip bir dünya İslâm devleti kurmasının yakın olduğunu fark ettiler. Ve bunu önlemek için de kendi hazır kuvvetlerini (ABD)'yi Ortadoğu İslâm devletlerine karşı harekete geçirdiler. (Afganistan ve Irak'ın işgali.)

En büyük bahaneleri de Müslümanların yaptığını iddia ettikleri 11 Eylül 2001 New York'taki İkiz Kulelerin ve Pentagon'un bir kısmının uçak çarpması ile yıkılmasıdır.

Halbuki çelik konstrüksiyondan inşa edilmiş 110 katlı bu binaların bir uçak çarpması ile yıkılması maddeten imkansız olup, dinamitle yıkılmış olabileceği yine kendi adamlarınca söylenmektedir.

4) 11.06.2002 tarihli Millî Gazete'nin 7. sayfasında yer alan bir haberin başlığı ise şöyledir: ABD Başkan Adayı Lyondan La Rouche'dan çarpıcı açıklama: "11 Eylül, gizli hükümet darbesidir!"

5) Hz. Mehdi'nin zuhuru hakkında bizim kaynaklarımızda zamanlama bilgisi 1400 Hicrî civarıdır. Bu hususta bir Hadis-i Şerif olarak da Ramuz-el Hadis 299.8 hadisi vardır. Kitaplarda zikredilen en son rakam ise 1427 Hicrî şeklindedir ki, milâdî 2006-7'ye tekabül eder. (Doğrusunu Allah bilir.)

Haçlı dünyası, Siyonist odakların kışkırtmasıyla Hz. İsa (as)'ın gelişine hazırlık yapmaktadır. Hıristiyanlar arasında ise bu geliş önümüzdeki on sene içinde olabilecektir. İşte bu husustaki bazı bilgi ve senaryolar:

1) 21-23 Nisan 1982 tarihli İnternational Herald Tribüne gazetesinde verilen tam sayfa bir ilanda;

Hz. İsa (as)'ın halen dünyada olduğu ve yakında meydana çıkacağı bildirilmekte, Hıristiyanlarca kendisinin "Mesih İsa" olarak ikinci gelişinin beklendiği duyurulmaktadır.

Bunun gibi Yahudiler Mesih'i, Müslümanlar İmam Mehdi'yi Hindular da Krisma'yı beklemekte denmektedir. Yani Hıristiyanlar Hz. Mehdi ile Hz. İsa'yı aynı kimse zannetmektedir.

2) 30.10.1983 tarihli Günaydın Gazetesi'nin baş sayfasında 3 sütun olarak yer alan haberde ABD Başkanı Ronald Reagan'ın, "Kıyamet Gününü Göreceğiz" açıklamasının başlık yapıldığı sütunlarda Reagan'ın "Deccal ile Hz. İsa ve Hz. Mehdi kuvvetleri arasında Kudüs'te vukuu bulacak Armagedon savaşını bizim neslin görme ihtimali var" dediği yazılmaktadır.

Bu haberle ilgili daha detaylı bir bilgi 6 Mayıs 1984 tarihli The Guardian gazetesinde Yahudi gazeteci Ronni'e Dugger'in Başkan R. Reagan'la yaptığı röportaj ile verilmekte ve R. Reagan'ın bu sözü 1980-83 seneleri arasında yakınlarına en az on kere bahsetmiş olduğu yazılmaktadır.

Yine aynı röportajda, ABD'de 105 bin kilisenin (Evangelist) başkanı olan J. Falwell (ki R. Reagan'ın yakınlarından idi) Hz. İsa (as)'ın gelişi için 1981'de şunları söylemiştir: "Hiç kimse Hz. İsa'nın ne zaman döneceğini bilmez, ama biz onun dönüşüne yakın son günleri yaşadığımıza inanıyoruz. Bu belki 50 sene alabilir, ama zan etmiyorum. Çocuklarımızın normal hayatlarını yaşayacaklarını da zan etmiyorum. (Yani onlar görecektir) Belki ben de göreceğim."       

Yine Falwell tarafından yazılmış "Armageddon ve Rusya ile gelecek harp" isimli risalede Rusya ile Hz. İsa arasında Ortadoğu'da bir savaş olacağını ve bu savaşta Rus askerinin 5/6'sının öldürüleceğinden bahsediliyor. Ve ondan sonra da Armageddon savaşı gelecek diyor. (Bu sözler R.E. 298.1 Melhame-i Kübra hadisindeki 1. gazayı ne kadar hatırlatıyor!)

3) Amerika ve İngiltere'de basılan "The Plain Truth" (Açık hakikat) aylık mecmua. Bu mecmua 8 milyon adet basılıp ücretsiz dağıtılıyor. Gayesini "Hz. İsa (as)'ın gelişinin yakın olduğunu, geldiğinde Dünya devleti kuracağını ve bunun bin sene süreceğini insanlara bildirmek" olarak açıklıyor. Bu mecmuanın 1985 yılı Haziran sayısındaki başyazısında şöyle denilmektedir: "Yaşamakta olan Hz. İsa kralların kralı olarak bütün milletleri Tanrının hükümeti ile idare etmek için çok yakında dönecektir."

 4) 23.11.1989 tarihli Tercüman'da The Mail'den alınmış 2010 yılında Avrupa adlı bir harita neşredilmişti. Haritada Türkiye'nin cenubundan yukarı doğru iki ok konulmuş ve altında ise "Militan İslâm tehdidi" ibaresi yazılmıştır.

Bu haritanın haber kısmında ise "NATO ve Varşova Paktı, İran'dan kaynaklanan "Radikal İslâm baskısı'na karşı ortak mücadele edecektir" denmektedir.

5) 03.01.1993 tarihli Sabah Gazetesi'nin Gözlem köşesinde M. Barlas, makalesinde kısaca şöyle diyor: "İngiliz The Economist dergisi 1992'de yayınlanmış hayali bir Dünya Tarihi kitabında Türkiye ile alakalı şöyle bir kısım yer almış: "2011 yılında, Suudi Arabistan'da Albay Algosaibi bir darbe ile yönetime el koydu. İran ve Pakistan'ın da katıldığı "Yeni Halifelik içinde tüm İslâm dünyası birleşti. "Yeni Halifelik Kuvvetleri" Türkiye'yi istilaya başladılar. İngiltere ve Fransa 2014 yılında Türkiye'ye yardım için Antakya'ya bir askeri kuvvet gönderdiler ama başarısız oldular. İslâm orduları İstanbul boğazını geçtiler ve 2016'daki Sancak Savaşı ertesinde Güneydoğu Avrupa'daki ilk köprübaşına sahip oldular" denmektedir. Evet hayali bir senaryo, ama yazarların bu öngörüsü sanki Hz. Mehdi'nin zuhurundan bir ay evvelki Hac'da hacıların başta imam (Hükümet başkanı) olmadan hac yapacakları ve Hz. Mehdi'nin Antakya Amik ovasındaki "Rum'larla yapacağı (Melhame-i kübra) savaşına ait Hadis-i şerifleri biliyorlar intibaını veriyor.


6) İran'daki duruma dikkatle Bakmalıdır. Bugün İran'da Hz. Mehdi anlayışı ve O'nu bekleyiş âdeta inancın bir parçası gibidir.

 İşte gazete haberlerinden bazı örnekler:

a- Humeyni'nin kurduğu "İran İslâm Cumhuriyeti"nin Anayasası'nın birinci maddesi şöyledir: "Bu anayasa Mehdi gelinceye kadar geçerlidir."

b- 1986'da İran-Irak savaşı esnasında o zaman İran Meclis Başkanı ve silahlı kuvvetler kumandanı olan Rafsancani'ye gazeteciler soruyor: "Neden, Irak'a karşı büyük bir taarruza geçmiyorsunuz?" Rafsancani'nin verdiği cevap: "İşaret bekliyoruz." oluyor.

c- Mart 1989'da Rafsancani Tahran Üniversitesi'nde verdiği bir Cuma hutbesinde şunları söylemiştir: "Mehdi gelecek, dünya tek bayrak ve tek kanunla yönetilecektir.35[3]

d- Humeyni 1989'da vefat edinceye kadar İran'da bütün Radyo, televizyon ve toplantıların açılış ve kapanışında şu slogan vardı: "Hüdaya, Hüdaya ta inkılâbı Mehdi, Hümeyni ra. nigâbbar", (yani; Ya Rabbi, Ya Rabbi Mehdi inkılâbına kadar Humeyni'ye ömür ver.)

e- Humeyni'nin vefatından iki ay kadar önce Mayıs 1989'da Hürriyet gazetesinde kendisine atfen şu sözleri yayınlanmıştı: "İran-Irak savaşı mühim bir savaş değildi. Biz Hz. Mehdinin emrinde yapacağımız Evrensel savaş için hazırlanıyoruz ve bunun için yirmi milyon askerimiz var."

f- 31.01.1993 tarihli Milliyet'te çıkan bir haberde ise: Fransız Le Figaro gazetesinin Washington muhabiri Stephane Marchand'ın "İran Yarınki Tehlike" başlıklı bir inceleme yazısından bahsedilmektedir.

g- Ramuz-el Hadis No: 508.4- Horasan'dan siyah bayraklılar çıkar ve İlya'ya (Kudüs'e) kadar önlerinde bir şey tutunamaz. (Hz. Ebu Hüreyre r.a.) R.E.33.5- Siyah bayraklılar gelip de karşınıza çıktığında Farslılara ikramda bulunun. Zira sizin devletiniz onlarla beraberdir. (Hz. İbni Abbas r.a.) gibi hadis-i şerifler de göz önüne alınınca egemen güçlerin ve ABD'nin neden İran'la uğraştıkları daha kolay anlaşılır zannederiz.                                                  

7) "Yahova Şahitleri Tarikatı" neşrettiği bir broşürde "Armagedon'da sağ kalmak için şimdiden hazırlanın" başlığı altında mensuplarına yaptığı tavsiyede kısaca şunları söylemektedir: "Tanrıyı tanıyın, Tanrı'nın dostları için koyduğu şartları tutmakla ve O'nun hoşnut olmadığı şeyleri yapmamakla O'nun dostluğunu kazanın." (Broşürde kendi İncil ayetleri referans verilmektedir)

8) Yukarıda kısaca verdiğimiz bilgiler Hz. Mehdi'nin yakın bir gelecekte zuhuru ihtimalini kuvvetlendirmekte ve egemen güçlerin askeri kuvveti olan ABD'nin, Ortadoğu'da terör bahanesi ile neden bir an önce harekete sevk edildiğinin sebebini izah eder gibi görünmektedir.

 9) Türkiye'miz kıskaca girmiştir. Kanaatimizce şu anda memleketimiz için en sıkıntılı durum, egemen güçlerin dünya devletine giden yolda bir kademesi olan Avrupa Birliği'ne bizim de girmemiz hevesi ve isteğidir. Bunun için kanunlarımız, AB'ye uyum sağlamak adına değiştirilmekte ve ne olduğu açıkça bilinmeyen bazı sözler yerine getirilmeye çalışılmaktadır.

AB nedir? Bir Hıristiyan ve inançsızlar topluluğudur. Ve bizim yüzlerce yıl vatan müdafaası için kendileri ile savaştığımız devletlerden oluşmaktadır. Şimdi nasıl oluyor da uğrunda binlerce şehit verilmiş bir memleket ve devlet kendi istiklalinden vazgeçip bir Hıristiyan topluluğunun eyaleti olmak için onlara katılmak istiyor.

Bu insanlar hiç Kur'ân meâlî okumamış mıdırlar?


İşte bir kaç âyet meali:

Maide sûresi, ayet 51: "Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost (idareci) edinirse muhakkak o, onlardandır. Allah zalim toplumlara yol göstermez."

Maide sûresi, âyet 81: "Eğer Allah'a, Peygamber'e ve O'na indirilene imanları olsaydı, o kâfirleri yâr edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıklardır."

Bakara sûresi Ayet 120. "Sen onların dinine uyuncaya kadar, ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar Senden razı olurlar. De ki "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına biraz uyacak olursan, and olsun ki Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır."

Evet Kur'ân'da bu mealde en az 30-40 ayet mevcuttur. (Bunlardan bir kısmı kitap sonuna ilâve edilmiştir.) Dostluğu bırakalım, memleketin (AB)'nin bir eyaleti olması, nasıl kabul edilebilir?

Kaldı ki, bu devletin kurucusu M. Kemal Atatürk Türk gençliğine hitabesin de onlara nasıl seslenmiştir:

"Ey Türk gençliği birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet müdafaa ve muhafaza etmektir."            

Nerede kaldı Atatürkçülük, nerede kaldı vatanseverlik ve milliyetçilik, nerede kaldı Anayasamız, milli çıkarımızı koruma gayreti?

Bir de şu sözlere bakalım: Milletin reyi ile seçilmiş bir vekili TBMM'nin salonundaki "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" yazısına rağmen, "Egemenliğin devri ne ayıp ne günah ne de çirkindir" diyebilmiştir.36[4]

Peki bu AB'yi kimler istiyor?

Sadece birkaç bin kişi üzerinde yapılan anketlere göre (70 milyona teşmil edilerek) nüfusun % 70'i istiyormuş ama şimdi 5 puan düşüp % 65 olmuş. Peki bu % 65'i kimler teşkil ediyor?

Bize göre % 15-20'sini işsizler. (AB'ye girilirse iş bulacaklarını ümit ediyorlarsa da boşuna. Zira AB, işçi dolaşımı olmayacağını şimdiden söylüyor.)

Diğer % 20-30'u işi olmakla beraber geçimini düzeltmek isteyenler olabilir. (Bunlar da yukarıdaki grup gibi yanılıyor.)

Bu gruptakiler "O günün adamları dinini, dünyadan az bir şeye satarlar" (R.E. 243.2) hadis'ine girmektedir.

Diğerlerine gelince; bunlar "elit tabaka" dünya devleti taraftarları, tam demokrasi gelecek, serbestlik olacak zannedenler, başörtülü üniversiteye gideriz ümidinde olanlar, memlekette 'irtica' tehlikesi kalmayacak diye düşünenler, "derin güçlerden" kurtuluruz ümidinde olanlar ve daha birçok hayalperestler...

Bize göre bu insanlarda, vatan, memleket, istiklal, hürriyet, millet mefhumları yerini dünya vatandaşlığına bırakmış.

Medya, televizyonlar, filmler demek ki bu kadar tesir etmiş.

İşte bütün bunlar kıyamet alâmetleri cümlesinden olarak insanlarımızın "Fitnelere" uğradığını düşündürten şeylerdir.


Bir Hadis-i şerif meali: Peygamber (sav) şöyle buyuruyor:

R.E. No: 243.2- "Kapkaranlık gece parçaları (fitneler) gelmeden amellere müsaraat (acele) ediniz ki, o devirde insan sabah mümin olur, akşama kafir olarak ulaşır. Mümin olarak geceye girer, kafir olarak sabaha çıkar. Ve o günün adamları, dinini dünyadan az bir şeye karşılık satarlar." (Hz. Ebu Hureyre r.a.)

Peki "Fitne" ne demektir?

Fitne: İnsanların doğruyu yanlış, yanlışı doğru; iyiyi fena, fenalığı iyi görmeleri, diğer bir tabirle akıl yürütme ve doğru değerlendirme yeteneklerini yitirmeleri ve ferasetlerinin körlenmesidir.

İşte bazıları bir kısım medya ve kuruluşların destek ve teşvikiyle bir şey yaptıklarını zannedip memleketi kendi elleri ile AB'ye teslim etmeye çalışıyorlar.

Ama bizler ümit ediyoruz ki Allah-u Teâlâ şehit kanları ile alınmış bu memleketi inşallah koruyacaktır. İşte biz bunu anlatmak için bu risaleyi hazırlamış bulunuyoruz. "Sabah yakın değil mi?" Ümidimizi kesmeyelim, uyanık ve tedbirli olalım. Önümüzde "Deccal fitnesi" dahil çok karışık durumlar görünmektedir. Allah yardımcımız olsun. Amin.

Çeşitli Alâmetler

Küçük alâmetlerin başlangıcının Peygamber (sav)'in vefatı ve sonunun da Hz. Mehdi'nin zuhur edeceği

R.E. 296.8- Ey ümmet! Altı şey vardır ki, onlar olmadan kıyamet kopmaz: Peygamberinizin vefatı. Aranızda malın artması, öyle ki bir adama on bin dirhem (gümüş para) verilecek de yine öfkelenecek, sizden her erkeğin evine giren bir fitne, koyun boynuzu kıvrımları gibi ölüm çokluğu. Beni esferle (Rumlarla) aranızdaki sulh, öyle ki, kadının hamileliği süresi gibi dokuz ay toplanırlar, sonra size gadirlik yaparlar. Medine'nin fethi. Denildi ki: "Hangi Medine?" Buyurdu ki, Konstantiniyye. (Hz. İbni Amr r.a.)

(Bu Konstantiniyye'nin Mehdi (as)'ca yapılacak fethidir. Rum'un bu gadri ise, Antakya Amik Ovası'nda, müttefik oldukları halde, anlaşmayı bozarak Hz. Mehdi ile savaşmaları hadisesi olan "Melhame-i Kübra" olayıdır.)

Yalancının tasdiki, doğrunun yalanlanması ve diğerleri

R.E. 448.8- Kıyamet alâmetlerindendir: Çocuğun öfkeli, yağmurun hararetli olması, şerlerin taşması, yalancının tasdiki, doğrunun yalanlanması, haine güvenilmesi, emine ihanet edilmesi, münafıkların kabileye efendi olması, çarşıya münafıkların hakim oluşu, mihrapların süslenmesi, kalplerin harap edilmesi, erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla yetinmesi, dünyanın mamur kısmının harap, harap kısmının mamur olması, şüphenin ve faizin aşikâr olması, çalgının ve eğlence aletlerinin alenileşmesi, içkinin içilmesi, zaptiyenin, gammazların ve gıybetçilerin çoğalması. (Hz. İbni Mes'ud r.a.)

Emanetin zayi edilmesi ve önemsiz görülmesi

R.E. 46.7- İnsanların akitlerini bozduklarını, emanetleri hafife aldıklarını ve parmaklarını birbirine geçirip- böyle olduklarını gördüğün zaman, evini tercih et. Lisanına sahip ol, maruf olanı al, münkeri bırak, kendi işinle meşgul ol ve ammenin işlerini kendilerine bırak. (Hz. Abdullah İbni Amr r.a.)

 R.E. 53.8- Emanet zayi edildiğinde kıyameti bekle. Denildi ki: "Emanetin zayi edilmesi nasıl olur?" Buyurdu ki; vazife, ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin. (Hz. Ebu Hureyre r.a.)

Hainlere itimat, emine ihanet ve fuhşun yaygın ve açık hale gelmesi

R.E. 459.1- Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim ki, kıyamet kopmaz, hasislik, fuhuş zahir oluncaya, emine hıyanet edilinceye, haine güvenilinceye. "Vuul" helak oluncaya, "Tuhut" zahir oluncaya kadar. Denildi ki: "Vuul ve Tuhut nedir?" Buyurdu ki. Vuul insanların eşrafı, Tuhut ise, insanların ayak takımıdır. (Hz. Ebu Hureyre r.a.)

Sadece tanıdıklara selâm verilmesi, akrabalığın ve komşuluğun kötüleşmesi

R.E. 121.4- Kıyametin önü sıra tanıdık kimselere selâm vermek adet olur. Ticaret meydan alır, o derecede ki kadın erkeğine yardımcı olur. Akraba yoklamaları kalkar ve yalancı şahitler çıkar, gerçek şahitlik gizlenir, muharrirler ise çoğalır. (Hz. ibni Mes'ud r.a.)

R.E. 448.7- Kıyamet alâmetidir; komşuluğun kötüleşmesi, akrabanın yoklanmaması, cihadın kalkması, dünyanın, dini ihlâl etmesi. (Hz. Ebu Hureyre r.a.)

Binaların artması, mamur yerlerin harap, harap yerlerin imar edilmesi

R.E. 338.5- Bina, kıyamet alâmetindendir. Bir adamın camiden geçip de iki rekat kılmaması, tanıdığından başkasına selâm vermemesi ve çocuğun, yaşlı bir kimseyi işe koşturması da kıyamet alâmetlerindendir. (Hz. İbni Mes'ud r.a.)

R.E. 265.5- Şu üç şeyi gördüğün zaman kıyametin kopması yakındır. Mamur yerler yıkılıp, harap yerler imar ediliyor. Maruf münker, münker maruf addediliyor. Deve yaprağa nasıl davranırsa, adam da emanete öyle davranıyor. (Hz. Urve r.a.)

Hangi hallerde ölümün temenni edilebileceği?

R.E. 258.7- Altı hal var ki, onlar vaki olduğunda ölümü temenni edebilirsiniz: Sefihlerin beyliği. Hükmün para ile satılması. Kanın istihfaf edilmesi. Zaptiyenin çoğalması. Akrabalığın kesilmesi. Kur'ân-ı Kerîm'i eğlence yapanların çoğalması ve onun musiki yerine dinlenilmesi. Öyle ki, adamı mihraba, nağme dinlemek için geçirirler. Halbuki o adamın fıkıhtan haberi bile yoktur. İşte bu durumlarda ölümü istemekte haklı olursunuz. (Hz. Abin el Gefani r.a.)                                                                                      

Ticaretin artması, malın çoğalması ve diğerleri

R.E. 33.7- Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar. Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir, büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayr-i meşru çocuklar çoğalır hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalpleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni "müdahin" olanıdır. (Kötülükleri gördüğü halde karışmayıp kendi işine bakan kimse). (Hz. Ebu Zer r.a.)

R.E. 476.12- Sizde mal çoğalıp artmadıkça kıyamet kopmaz. Öyle ki mal sahibi, zekatını kabul edecek birini arar da ona arz eder o da şöyle der: "Benim (şimdi) buna ihtiyacım yok." (Hz. Ebu Hureyre r.a.)

R.E. 459.5- Nefsim yed-i kudretinde olana kasem ederim ki, İran ve Rum diyarı fethedilecek ve dünya devleti üzerinize yağacak. Ekmeğiniz etiniz bollaşacak, o kadar ki bunların çoğuna besmele bile çekilmeyecek.  (Hz. Abdullah İbni Busr r.a.)

R.E. 472.6- "Lâ ilahe illallah" kelimesi halktan gadabı men etmekte devam eder. Dünyaları düzelip de dinden gideni ehemmiyetsiz görmedikçe. O zaman bu kelimeyi söylediklerinde kendilerine "Yalan söylüyorsunuz, siz onun ehli değilsiniz" denilir. (Hz. Zeyd İbni Erkam r.a.)

İnsanların dünya ve menfaate yönelmesi

R.E. 78.6- Kıyamet yaklaştıkça insanların ancak dünyaya tamahları ve Allah'tan uzaklaşmaları artar. (Hz. İbni Mes'ud r.a.)

R.E. 504.7- İnsanlar üzerine bir zaman gelecek. Kaygıları kursakları, şerefleri malları, kıbleleri kadınları olacak. Dinleri de altın ve gümüşleri olacaktır. Bunlar halkın şerlileridir ve Allah yanında onların nasipleri yoktur. (Hz. Ali r.a.)

























[1] (Bak: sh:50)

[2] (Bak: Kehanetler kitabı sh:16 Destek yy. 1. baskı)

[3] (26.3.1989 Milliyet)

[4] (25.04.2005, Millî Gazete)

Abdullah AKGÜL -

Karşılaştırmalı İslam ve Batı Hukuku araştırmacısı.

El-Ezher Üniversitesi Usuliddin Fakültesi Mezunu.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunu

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

BESMELE İLE BAŞLAMAK
Kur'ani kelime ve kavramların pek çoğunun, gerçek anlam ve amacı...
Devami
KUR’AN’A GÖRE: ŞİRKİN SEBEPLERİ VE ALAMETLERİ
Giriş: Şirkin tarifi a) Müşrikler Allah’ın varlığını değil, sıfatlarını ve...
Devami
FİLİSTİN NASIL ELDEN ÇIKTI?
 Sultan Abdülhamit ve Yahudiler Sultan II. Abdülhamit ile Yahudiler arasındaki mücadele...
Devami
ADİL DÜZENE GEÇİŞ SÜRECİ
Adil Düzen'e Geçiş Sürecinde Sorunlarımız ve Çözüm Tasarılarımız: Adil Düzen'in bütün...
Devami
İRAN KARŞITLIĞI VE İSRAİL UŞAKLIĞI
  Daha önce ABD Dışişleri Bakanı Condolleezza Rice ile  ‘stratejik...
Devami
ÜSTAT SÜLEYMAN KARAGÜLLE’NİN İLTİFATI VE İFTİRASI
Muhterem Süleyman Karagülle, “TSK’da Tesviye mi Tasfiye mi Amaçlanmıştı?” yazımıza...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 9588

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR