ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün532
mod_vvisit_counterDün3479
mod_vvisit_counterBu Hafta11176
mod_vvisit_counterGeçen hafta54641
mod_vvisit_counterBu Ay11176
mod_vvisit_counterGeçen Ay195399
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar17339174

IP'niz: 54.236.62.49
Bugün: 03 Mar 2021

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12398681

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam
Reklam

“Ağaç Yaş İken Eğilip Şekil Verilir” ÇOCUK BEBEKLİKTEN EĞİTİLİR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Çocukların girişimci, becerikli ve özgüvenli olmasını, çok hayırlı ve başarılı projelere imza atmasını isteyen birçok anne babanın daha 3-4 yaşından itibaren:

“Her şeye dokunma!… Ortalığı karıştırma!... Başından büyük işlere karışma!... Çok konuşma, fazla sorma!... Ağır ve sakin otur, boğuşma!... Terbiyeli ol, başımı ağrıtma!...” diye sürekli azarlayıp horladığı, edepli ve erdemli olsun diye hep sessiz ve silik biri olmaya zorladığı çocuklarının, aslında ürkek, gevşek, çekingen ve edilgen bir psikolojiyle içine kapanacağını ve hayata olumsuz bakacağını hiç hesaba katmamaktadır.

Elbette çocukları başıboş bırakmak, her türlü yanlış ve yakışıksız davranışlarına göz yummak da oldukça sakıncalıdır, çünkü bu tavır çocuğun yamuk ve sorumsuz bir kişilik kazanmasına yol açacaktır. Yeri geldiğinde, ama en münasip şekilde kızgınlık ve kırgınlığımızı göstermek de çocuklarımızı disiplinize etmek ve dengeli bir kişilik geliştirmek açısından lazımdır ve yararlıdır. Ancak asla unutmayalım ki anne, baba ve öğretmenlerin, laflarından ziyade tavırları ve tarzları çocuklar üzerinde daha etkin örnekler oluşturmaktadır. Çocuklarının önünde ve onların bile fark edeceği şekilde yalan söyleyen, verdiği sözü yerine getirmeyen, gereksiz ve önemsiz şeyler için münakaşa edip çekişen ve birbirlerine hakaret eden, onların yanında sigara ve içki içen, ahlaksızlığı ve inançsızlığı (veya yanlış inançları) empoze eden TV yayınlarını izleyen anne babaların, bu konularda güya olumlu tavsiyelerinin hiçbir anlamı ve inandırıcılığı kalmayacaktır.

Ve hele yavrularımıza Allah sevgisi, ahiret ve mesuliyet bilinci, helal haram düşüncesi ve insan haklarına saygının önemi gibi konuların belletilip benimsetilip karakter mayalarının oluşturulması ve kesinlikle helal kazançla beslenip büyütülerek bu manevi iksirle her türlü ahlaki yozlaşmaya karşı aşılanması, onların iman ve huzur sigortasıdır.

Çocukları aşırı “himaye etmek” de tamamen “kendi haline terk etmek” de yanlıştır!

Toplumumuzda çocuk eğitimi ve gelişmesi konusunda yapılan en önemli yanlışlardan biri de aşırı koruyucu ana baba tavrıdır. Örneğin yürümeye yeni başlamış çocuklarının bir basamağa ya da bir koltuğa nasıl tırmandıklarını gören anne babaların, hemen koşup kucaklayarak onları koltuğa oturtmaları yanlıştır. Çünkü uğraşa çırpına bir kaç dakikalık bir gayret sonucu, yerden 15-20 cm yukarıya çıkan çocukların muzaffer bir komutan edasıyla etraflarına bakınıp, büyük iş başarmış olmanın huzurunu ve gururunu yaşamaları onlara özgüven kazandıracaktır. Oysa batılılar ise bir yerlere tırmanmaya çalışan çocuklarına karışmamakta ve karışılmasından hoşlanmamaktadır. Bu insanlar tırmanan çocuklarına çevreden birisi yardım etmek istediğinde rahatsız olmaktadır. "Dokunmayın kendisi çabalayıp çıkmalı" düşüncesi taşınmaktadır.

Çocukların merdiven çıkmasına bilinçli olarak karışmayanlar ve kendi haline bırakanlar muhtemelen "çocuğun iradesi güçlensin ve kendine güvensin" diye, seyirci kalmayı tercih ediyorlardır. Yardım eden bizler ise, kendimizi sorumlu sayıp çocuklarımıza kol kanat germemiz gerektiğine inanmaktadır. Bugün, "tek başına beceremez" diye basamağı tırmanmasına yardım ediyoruz; yarın okul ödevlerine yardım ediyoruz; pek çok şeyi kendi başına yapabilecek yaşa geldiği halde, yemek yemesine ve tuvalet temizliğine yardım ediyoruz, lisede ÖSYS’ye başvurduğunda tercihlerini yaparken yardım ediyoruz, üniversiteyi bitirince iş bulmasına yardım ediyoruz. Çocuğun merdiven çıkmasına, "kendine olan güveni artsın" diye seyirci kalanlar ise; çocuklarını güçlendirmeye çalışmaktadır. Çocuğa yardım edenler ise çocuğu güçlendirmekten ziyade, çocuk ile aramızdaki bağı güçlendirmiş olmaktadır. Peki, kim doğru yapmaktadır? Her iki taraf da kendi bakış açısından doğru davranmaktadır. Çünkü her iki taraf da, insan ilişkilerinde sahip olduğu üslubu ortaya koymaktadır. Ancak gerek bizlerin, gerekse batılıların tavrında, doğrular ve yanlışlar bulunmaktadır. Örneğin koruyucu ana-babalar; hep başkalarına bağımlı kalan, hayat boyunca birilerinin desteğine ihtiyaç duyan bir insan hazırlamaktadır. Çocuğuna sürekli olarak bir yetişkine davranıyormuş gibi davranan batılı ise, belki kendine güvenen ve bireyselleşmiş bir insan yetiştirmeyi başaracaktır, fakat bu insan, yaşamı boyunca ana baba çocuk ilişkisindeki sıcaklığı, aile yuvasındaki güven ortamını arayacak, ayrıca fazlaca bireyselleşmenin bedelini, toplumda yalnız kalmakla çekmiş olacaktır.

Bu nedenle, yukarıda iki kutup halinde sergilenen ana baba tutumlarının her ikisinden vazgeçip daha üst düzeyde bir etkileşime yönelmekte yarar vardır. Başka bir söyleyişle, Batıdaki ana baba tavrını kopya etmeyelim; ama çocuklara aşırı karışma şeklindeki tavrımızı da sürdürmeyelim; yalnızca eksiğimizi yanlış ve yararsız yönlerini bırakıp, faydalı ve yapıcı yönlerini alıp uygulamak lazımdır. Belli bir olayda ve hayata hazırlanma aşamasında çocuğumuzu hem koruyup gözetmemiz lazımdır, hem de "adam" yerine koyup bireyselleşmesine ve kendi çabasıyla problemlerini çözmesine fırsat tanınmalı, ama kontrolümüz altında tutup sonunda başarısını kutlamalıdır. Örnek: Çocuğumuz hayatında ilk defa bir basamağa çıkmaya mı çalışıyor; düşecek gibi olursa tutabileceğimiz bir mesafeden izlemeye çalışalım. Böylece koruyucu ana baba tavrı takınacağız. Fakat merdiven basamağına çıkmasına hiç karışmayalım. Böylece çocuğu "adam" yerine koymuş, ona güvenmiş ve kendi başına övünebileceği bir iş yapmasına izin vermiş olacağız. Basamağı çıkıp da sevinince çocuksu bir sevinçle ona katılalım, "aferin sana" diyerek kutlayalım. Böylece çocuğa gerekli olan ana baba sıcaklığını aktarmış, şefkat ve merhametle kucaklamış olacağız.

Asırlar önce yazılan Kutadgu Bilig’de çocuk eğitimi kuralları

İslam-Türk edebiyatının ilk ve en önemli manzum nasihatnamesi sayılan Kutadgu Bilig, çocuk eğitimiyle ilgili görüş, düşünce, öneri ve nasihatler bakımından ele alınıp incelendiğinde hayranlık uyandıracaktır. Bu eserin günümüze hitap eden bilgiler ve prensipler içerdiği yeni yeni anlaşılmaktadır. Özellikle çocuk eğitiminin ciddiye alınması gerektiğinin vurgulandığı çalışmada; çocuğun bilgi ve erdemle donatılması, küçük yaşlarda eğitilmeye başlanması, özel eğitime ihtiyaç duyulan çocukların fark edilip ona göre davranılması ve yeterli tedbirler alınması gibi hususların irdelendiği ortaya çıkacaktır. Bu çalışma, tarama modelinde olup doküman incelemesi yöntemine dayalı olarak yapılmıştır.

Kutadgu Bilig’de anne ve babanın çocuğun eğitimiyle ilgili olarak görev ve sorumluluklarına sık sık vurgu yapılmış, doğrudan anne ve babalara önemli öğütler aktarılmıştır. Ancak bu öğütler içerisinde eserin yazıldığı dönemin bakış açısını yansıtan bazı batıl inançların bulunduğunu da hatırlatmak lazımdır.

İslami dönem Türk edebiyatının ilk ürünlerinden biri olan Kutadgu Bilig, üzerinde pek çok çalışmanın yapıldığı bir şaheser durumundadır. Ağırlıklı olarak devlet yönetimine ve siyasete ilişkin görüş, düşünce, bilgi ve nasihatlerin yer aldığı eser; karakter eğitiminden sosyal eğitime; ahlak eğitiminden çocuk eğitimine kadar pek çok konuyu kapsamaktadır. Türk edebiyatının en kapsamlı nasihatnamesi olan Kutadgu Bilig üzerinde yüzlerce çalışma bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar bu eser üzerinde Türkiye'de yapılmış yayınları bir araya getiren bir çalışma yayınlamıştır. Bu çalışmada Kutadgu Bilig ile ilgili olarak hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezleri, kitaplar, makaleler, bildiriler ve kitap bölümleri tek tek bibliyografik künyeleriyle yazılmıştır. Kutadgu Bilig’de yer alan konulara farklı bakış açılarını yansıtan bu yayınlara, eksikliğini tespit ettiğimiz, Kutadgu Bilig'in çocuk eğitimine ilişkin içeriğinin ele alınıp incelendiği bir çalışmayla katkı sağlayanlar önemli bir boşluğu doldurmuşlardı.

Divanü Lugati’t-Türk ile aynı yıllarda kaleme alınan Kutadgu Bilig, İslamiyet’le temasa geçmiş ve bu dinin kural ve ilkelerini öğrenmek isteyen Türkler için bir kılavuz kitap niteliği taşımaktadır. İslam’ı tam bilmemekten ve eski gelenek ve göreneklerin etkisini henüz silememekten kaynaklanan bir takım yanlışlık ve noksanlıklara çağın ve şartların yansıması olarak bakmalıdır.

Şairinin ellili yaşlarda bulunduğu bir sırada ve eserini 18 aylık bir uğraşın sonunda tamamlayıp hükümdara sunduğu anlaşılmaktadır. Kutadgu Bilig, Türk edebiyatının ilk nasihatnamesi sayılır. Karahanlı Türkçesi ile yazılan ve Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulan Kutadgu Bilig, 85 bab ve 6645 beyitten oluşmaktadır. 1069-1070 yılları arasında yazılmıştır. “Mutluluk veren bilgi” anlamına gelen eser, insanı her iki dünyada da mutluluğa ulaştırmanın formüllerini içeren nasihatlerden oluşmaktadır. Şair, her ne kadar eserini hükümdara takdim etmişse de, eserin idarecilerden halk kesimine kadar hemen hemen herkese hitap eden bir konu çeşitliliği bulunmaktadır. Aruz vezni ile kaleme alınan beyitlerde şair diyalog, hikâyeleştirme ve doğrudan öğüt verme metotlarını kullanmıştır.

Yusuf Has Hacip, eğitimciliğini şairliği ile birleştirebilmiş bir bilim adamıdır. Eserini şiir türünden yazması görüş, düşünce ve bilgilerin kalıcılığını artırmıştır. Duyarlı bir vatandaş olan Hacip, hem içinden çıktığı toplumu yaşadığı dönemde eğitip olgunlaştırmak, hem de gelecekte Türk milletini en iyi şekilde temsil edebilecek nesillerin yetişmesi için kafa yormuşlardır. Şairin yoğun bir uğraş sonunda Türk edebiyatına kazandırdığı Kutadgu Bilig, dört unsuru temsil eden sembolik dört şahsiyetin diyalogu üzerine kurgulanmıştır. Şimdilik bizi asıl ilgilendiren “çocuk eğitimi ve aile mesuliyeti” konusundaki uyarılarıdır.

Çocuklarımızın hırçınlıkları ve huzursuzlukları!

İnsanın, dünyayı ve çevresindeki olayları anlamlandırmasını sağlayan doğru bakış açıları geliştirmek çok önemlidir. Kim hayata nereden bakarsa işte o baktığı yönün getirisinin duygularıyla yaşayıp gidecektir. Bu nedenle çocuklarımıza yapacağımız en büyük iyilik, öncelikle ve özellikle onlara doğru, dolgun ve uygun bir bakış açısıyla olayları değerlendirme yeteneklerini geliştirmektir. Onların bakış açıları olumlu, yapıcı, çözüm odaklı ve umut doluysa, mutlu/huzurlu kişiler olarak geleceğe yönelecektir. Bakış açımız sıkıntılı, stresli, sorun odaklı ve umutsuzluk doluysa mutsuz/huzursuz kişiler olmamız her girişimde başarısız çıkmamız kaçınılmaz hale gelir. Aslına bakarsanız, her insan birbirine benzer olaylar yaşayagelir. Ancak her birisinin yaşadığı bu olaylara verdiği tepkiler birbirinden farklı gelişir. O farklı tepkinin nedeni, kişinin olaya baktığı açıyla ilgilidir.

Bakınız depresif düşünceler ve agresif tepkiler ve bunlarla mücadele etmenizi sağlayacak direnme azmi, insanın hayata ve olaylara bakış açısıyla değişebilir.

Depresif insanların en çok kapıldığı duygu; “Beni kimse sevmiyor” düşüncesidir. Diyelim ki çocuklarımız sık sık insanların kendilerini sevmediği duygusuna kapılabilmektedir. Onları hemen bunun tersini düşünmeye yöneltmelidir. Herkesin onu sevdiğini, ama onun iyiliği için bazı isteklerini yerine getirmediklerini ve kızıverdiklerini söylemelidir.

Depresif agresif çocuklar, harekete geçmek için hep şu hatayı işlemekte, ille de birinin kendisine öncü olmasını beklemektedir. Oysa çocuklarımızı girişken ve özgüvenli bireyler olsunlar diye sürekli teşvik edip “Hata yapacağım, eksik bırakacağım, başarılı olamayacağım” korkularını yenmelerine cesaret verilmelidir.

Çocuklarımızı “beni kimse anlamıyor” veya “hesaba katmıyor” saplantısından kurtarmamız gerekir. Üstelik herkesin bizi anlamalarını beklemek yerine kendimizi anlatmak ve ispatlamak daha etkilidir.

Çocuklarımızı “Ben hiçbir işe yaramıyorum ki” düşüncesinden ve aşağılık kompleksinden uzaklaştırmak en önemlisidir.

Kendi dengelerimizde ve gönül ikliminde oluşan tıkanıklıkları ve olumsuz tavırları yine kendi iç dünyasından, yani inancından ve vicdanından gelen cevaplarla çözümleyebileceğini bilen insanlar için, yaşam güllük gülistanlık bir hale gelebilir. Bu gerçeği keşfedemeyen kişiler zor hayatlar ve bunalımlar içinde kıvranıverir. Hayatı kolaylaştırmak veya zorlaştırmak biraz da bizim düşünme sistemimizde gizlidir. İnsanlara ve hele çocuklara alternatif üretme yeteneklerini geliştirecek yardımlar yapıldığında düzeldikleri görülecektir.

Çocuklarımızı eğitme ve yönlendirme koşulları

Âli Davud’a (Hz. Davut evine ve kavmine) nazil olan hikmette (ilahi öğretilerde) ibret olarak şunlar bildirilmiştir: Akıllı olan insan vaktini ve nefsini şu dört şeyden başka şeyle meşgul etmemelidir: 1- Rabbine dua (ve ibadet) edeceği vakit, 2- Nefsini muhasebe edeceği vakit, 3- Kendisi hakkında, kardeşlerinin nasihat etmesine ve ayıplarını kendisine haber vermelerine kâfi gelecek bir vakit. 4- Kendi nefsinin helal ve temiz ihtiyaçlarını (rızkını kazanmak için) ayıracağı bir vakit. Bu vakitte (rızkını helalinden kazanmak üzere çalışıp çabaladığı bir süreçte) diğer (ibadet, hizmet ve nefis terbiyesi için ayırdığı) zamanlar için de bir yardım (manevi destek) vardır ve kalbin istirahatı kâfi miktarda varlık iledir. Sonra da akıllı kimse için, diline sahip olması, zamanını verimli kullanması, kendi işlerine yönelip malayaniyi ve lağviyatı bırakması ve en sağlam dostuna karşı bile ihtiyatlı davranması (aşırı muhabbet ve teslimiyet sonucu hayal kırıklığına uğramaması) icap etmektedir. (Ravi: Hz. İbni Mes’ud ra)

Yaratılış şuuru ve imtihan sorumluluğuyla yavrularımızı bilinçlendirmek ve geleceğe yönlendirmek gerekir!

Dünyaya gelen çocuğun ruh ve beden sağlığını korumak ve bu konuda önlem almak anne ve babanın görevidir. Bunun için anne ve babanın çocuğun temel ihtiyaçlarını bilmeleri ve bu ihtiyacın vaktinde ve yeterince giderilebilmesi için çaba göstermeleri gerekmektedir. Fakat anne babalar çocukların yeme içme barınma ihtiyaçlarını merkeze alırken sevgi ve ilgi açlıklarına pek önem vermemektedir. Oysa bu durum ileride çeşitli sorunlara yol açabilir. Anne babanın görevlerinden biri de çocuğa dini eğitim vermek, ahlaki prensipler öğretmek ve bu konuda onu bilinçlendirmektir. Bunun için şu beş esası merkeze almak gereklidir.

Yavrularımıza iman bilinci ve Allah sevgisi öğretilmelidir

Çocuk üç yaşından itibaren sorular sormaya ve fıtratında mevcut olan hakikati tanımaya yönelir. Anne baba çocuklarına Allah ve Peygamberi çocuğun anlayacağı tarzda öğretip sevdirmelidir. Hz Peygamber Efendimiz çocuklara konuşmaya başladıkları andan itibaren dini telkin ve eğitim vermeye başlamış ve onların kalplerine şefkat ekmiştir. Bu konuda anne babalara tavsiyelerde bulunan Allah’ın Resülü, çocuğa önce Kelime-i Tevhidin öğretilmesini tavsiye öğütlemiştir. Çocukların ezberleyip tekrar edebileceği kısa ve öz şiir ve ilahiler oldukça etkilidir ve eğiticidir.

Çocuklarımıza ibadet bilinci verilmelidir!

Çocuklar ibadet eğitimini ergenlik çağına gelmeden öğrenmelidirler. Anne baba çocukları namazlara dâhil etmeli, haram helal sınırlarını ve kul hakkına riayetkâr olmayı, altını çizerek belirtmelidir. Enes(ra) Hz. Peygamberin şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Oğulcuğum abdestini tam ve güzelce al ki ömrün uzun ve huzurlu olsun. Koruyucu melekler de seni sevsin ve korusun” “Enes, gusül abdesti alırken güzelce yıkan. Saç diplerini iyice ıslat ve tenini de güzelce temizleyerek yıka. Şayet böyle yaparsan yıkandığın yerden ayrılırken günah ve hatalardan arınmış olarak çıkarsın.”

Hz. Hasan Hz. Peygamber’in kendisine şöyle tavsiyelerde bulunduğunu haber vermiştir: “Hasan! Beş vakit namazını aksatmadan kıl! Sana şüpheli gelen her şeyi terk edip. İçinde şüphe uyandırmayan şeye yönel. Çünkü doğruluk insanın gönlüne huzur verir. Yalan ise huzursuzluk ve huzursuzluk sebebidir.” Hz Peygamber gündelik hayatta çocuklara onların zorlanmadan başarabileceği bazı sorumluluklar vererek onları hayata hazırlamayı hedeflemiştir. Onlarla sohbet etmiş, önemsediğini hissettirmiş, çocuklara sorular sorup düşünmeye yöneltmiş ve doğru bir bakış açısı kazandırmak için onlara doğru düşünme ve değerlendirme fırsatı vermiştir.

Çocuklarımıza kılavuzluk etmelidir

Örneğin çocuğa yemekten önce el yıkamayı besmele ile başlamayı bizzat siz yaparak öğretin. Yemekten sonra çocukla birlikte dua edin ve ellerinizi yıkayıverin. Bu güzel ve mükemmel nimetleri bizlere lütfeden Yüce Allah’ın niçin sevilmesi ve saygı gösterilmesi gerektiğini belirtin. Çocuğa büyüklere saygı ve hürmette, küçüklere şefkat ve iyilikte kusur etmemesi yönünde tavsiyeleri eksik etmeyin. Kardeşiyle ya da arkadaşıyla ilişkilerinde adil olması için yönlendirin. Çocuğu israf konusunda bilinçlendirin. Hazreti Peygamber çocuklara kapıdaki ayakkabıları düzeltmek, abdest için su hazırlamak ve misafirlere verilen ikramın dağıtılması gibi görevler vererek onları hayata hazırlamayı hedeflemiştir. Torunları Hasan ve Hüseyin çocuk yaşlarda iken Hz Peygamberin huzurunda ok atma müsabakası yaptıklarını, güreştiklerini Enes (ra) haber vermektedir. Bunun yanında çocukları yüzmeye teşvik etmiş, biniciliğin öğretilmesini öğütlemiştir, zaten çağımızdaki sporların tamamı “atıcılık, yüzücülük ve binicilik”ten ibarettir. Spor çocuklardaki özgüveni ve başarabilme becerisini de geliştirir. Efendimiz: “Toprak çocukların ilkbaharıdır” diyerek tabiatın çocukların gelişiminde önemli olduğuna dikkat çekmiştir. Hz. Peygamber anne babaların çocuklarına sevgilerini göstermeleri noktasında tavsiyelerde bulunmuştur, ayrıca onlara yalandan uzak durmaları ve dili güzel kullanmaları noktasında yardımcı olunması gerektiğini ifade etmişlerdir. Hz. Peygamber çocuklara karşı şefkatle yaklaşılması gerektiğini belirtmiş ve sağlıklı bir kişilik kazanmaları için teşvik etmiştir. Kendisi çocuklarla ilişkilerinde müşfik adil ve sevecen bir yaklaşım sergilemiş ve onlara değer vermiştir.

Çocuklarımıza Kur’an-ı Kerim öğretilmelidir

Bilindiği üzere Hz. Peygamber Efendimiz Bedir esirleri içerisinde okuma yazma bilenlerden büyük bedeller almak yerine Müslüman çocuklardan on kişiye okuma yazma öğretmelerini istemiştir. Hz. Peygamber çocuğun İslami çizgide yetişmesine büyük önem vermiş ve şöyle buyurmuştur: “Çocukları üç hususta yetiştirin. Peygamber sevgisi, Ehlibeyt sevgisi ve Kur’an’ın öğretilmesi. Çünkü Kur’an hafızları hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet günü Peygamberlerle beraber Allah’ın gölgesindedir.”

Çocuklara özgüven aşısı verilmelidir!

Günümüzdeki ebeveynlerin özellikle seçkin ve şehirli annelerin, çocuğun karakterinin ve sağlam kişilik özelliklerinin körletilip kirletilmesi pahasına, sadece onların kariyerlerine ve sosyal statülerine yöneldikleri görülmektedir. Maalesef böylesi çocuklar dirençsiz, bilinçsiz ve beceriksiz kimseler haline gelmekte veya şımarık ve bencillik duyguları kabarık bireyler olarak toplumun başına bela kesilmektedir.

Günlük yaşam işlevleri konusunda çocukların eğitime başlatılması

Çocuklarınıza özgün iman ve ahlak prensiplerine ve günlük yaşam becerileri kazandırmayı kolaylaştırmak için izlenmesi gereken bazı yol ve yöntemler vardır:

Eğitim süresi 8-10 hafta olmalıdır. Çocuğunuza günde en az iki defa ve önce 2-5 dk. sonra giderek artan bir şekilde en az 5-20 dk. zaman ayırmalısınız. (Bu süre çocuğun kişilik özellikleri, psikolojik durumu, anne babanın çalışıp çalışmaması vb. gibi etkenlere göre değişebilir)

Çocuğunuzun ve sizin yorgun olmadığınız, çocuğunuzun uykusuz olmadığı ve sakin olduğu zamanları seçmek uygun olacaktır.

Eğitim yapılan süre mutlaka günün aynı zaman dilimine alınmalı (her gün 10-11 ve 16-17 arası gibi), çocuğun dikkatini dağıtmayacak bir ortam olmalıdır. (Çevrede diğer çocuklar oynamamalı, fazla eşya olmamalı, TV, Radyo-teyp çalışmamalıdır)

Çocuğunuza mümkün olduğunca yakın ve otururken aynı yükseklikte durulmalıdır. Kendi kendine oturamıyorsa tutarak oturmasına yardımcı olmalıdır. Çocuklar sizin yüzünüzü rahatça görebileceği pozisyonda bulunmalıdır.

Size bakmaları sağlanmalıdır, bakmıyorsa çenesini hafifçe çevirip uyarılmalıdır. Göz göze geliniz, bunu yaparsa ödüllendiriniz. Yine bakmıyorsa 1-2 dk. sonra yeniden deneyiniz. 2-3 saniye göz göze gelirse ödüllendiriniz ve bunu 5-6 sn. oluncaya kadar sürdürünüz. Evdeki diğer kişilerle göz göze gelmesini sağlayınız. Eğitim süresince çocuğunuz göz göze gelmiyorsa göz hizasına sevdiği bir şeyi koyarak bunu sağlamaya çalışınız.

Onun anlayabileceği şekilde kısa ve basit cümlelerle konuşmalısınız. (Ali kalk, bardağı tut vb. gibi) Konuşurken mimik ve jestlerinizi de kullanınız.

Öğretilecek her işlevi bir kaç kez tekrarlayınız. Her beceriyi basitten başlayarak sıralayınız, becerileri küçük basamaklara bölerek öğretmeye çalışınız.

İstediğiniz bir beceri için sadece çaba gösterse bile ödüllendirip alkışlayınız. Ona özgüven aşılayınız. Ödül olarak sevdiği bir uğraş (Parka gitmek, oyun oynamak vb.) olabilir.

Çocuğunuzun olumlu bir davranışına sevinmek ona sarılmak ''aferin'' ''ne güzel yaptın'' şeklinde sözlü ifade de ödül sayılır. Ödül olarak seçtiğiniz şeyler mutlaka istenilen davranışın hemen arkasından sunulmalıdır.

Öz bakım becerileri kazandırılması

El yıkama

Çocuğunuzun rahatça elini yıkayabilmesi için lavabonun boyuna uygun olması gerekir. Bunu sağlamak için bir tabure kullanabilirsiniz. Çocuğunuzun arkasına geçerek ellerinizi onun elleri üzerine koyunuz. Çocuğunuzun karşısında bir ayna olması yararlı olabilir.

İşlem basamakları:

Çocuğunuzun elini tutarak çeşmeyi açınız.

Ellerini ellerinizin arasına alarak akan suyun altına bırakınız.

Elini tutarak sabunu almasını sağlayınız.

Bir eliyle sabunu tutturup, diğer elinizle çocuğunuzun eline sabuna sürtüp köpürmesini kolaylaştırınız.

Elini sabunluğa götürüp sabunu bıraktırınız.

Çocuğunuzun iki elini birbirine sürterek sabunun köpürmesine çalışınız.

Suyun altında ellerini yıkayınız. Gerekirse işlemi tekrarlayınız.

Ellerini tutarak çeşmeyi birlikte kapatınız.

Faaliyete direnmiyorsa ödüllendiriniz. Son basamağa kadar faaliyeti birlikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek onun yapmasını söyleyiniz. Başarabilirse tekrar baştan 7. basamağa kadar faaliyeti birlikte yapınız ve son iki basamağı (7. ve 8.) ona yapmasını söyleyiniz.

Yüz yıkama

El yıkama faaliyetlerini öğrendikten sonra hemen arkasından öğretilmelidir.

İşlem basamakları

Çocuğunuzun elini tutarak birlikte çeşmeyi açınız.

Ellerini köpürtmesini sağlayınız.

Ellerini köpürttükten sonra sabunu bırakınız.

Çocuğunuzun arkasında durarak her iki elini bileklerinden tutunuz, dairesel hareketlerle ağız ve yanaklarını sabunlayınız.

Bölgeyi köpürtünüz.

Ellerini ellerinizle tutarak önce sabunlu ellerinizi durulayınız.

Elini bir suya, bir yüzüne götürerek yüzünü durulayınız.

Son basamağa kadar faaliyeti birlikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek ona yaptırınız.

El kurulama

Büyük bir havlu ve lavaboya yetişebilmek için tabure kullanınız.

İşlem basamakları:

Çocuğunuzun bir elini tutarak havlunun arkasına koyunuz.

Diğer elinin içini (avucunu) havlu ile ovuşturunuz.

Elinin tersini (üst kısmını) havlu ile ovuşturunuz.

Kurulanan eliyle havlunun bir tarafından tutturunuz.

Diğer elinin içini havlu ile ovuşturunuz.

Elinin tersini de havlu ile ovuşturarak kurulatınız.

Son basamağa kadar faaliyeti birlikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek (6. basamakta) onun yapmasını söyleyiniz.

Yüz kurulama

Lavabonun üzerinde ayna ve yetişebilmek için tabure bulundurunuz.

İşlem basamakları:

Çocuğunuzun arkasında durarak her iki elini kavrayınız ve havluyu birlikte alttan tutunuz.

Ellerinizi çocuğunuzun yüzüne yaklaştırarak havluyu yüzüne kapatınız.

Yumuşak hareketlerle bastırıp çekmesini sağlayınız.

Kurulama işlemi bitince elini tutarak birlikte havluyu yerine asınız.

Son basamağa kadar faaliyeti birlikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek (4. basamak) onun yapmasını söyleyiniz.

Başarabilirlerse tekrar baştan 3. basamağa kadar faaliyeti birlikte yapıp diğerlerini yapmasını söyleyiniz.

Diş fırçalama

Küçük ve fazla sert olmayan bir diş fırçası kullanınız. Renkli-kokulu macunlar ve süslü diş fırçaları olayı cazip hale getirebilir. Yemek sonrası ve yatmadan önce en uygun zamanlardır.

Kendini aynada görebilmesi için çocuğunuzu bir tabureye çıkartınız. Aynaya bakarak gülümserken dişlerinizi ona gösteriniz ve dişlerini göstermesini söyleyiniz.

İşlem basamakları:

Çocuğunuzun elini tutup birlikte musluğu açınız.

Sol eline diş macununu almasını sağlayınız.

Diğer eliyle diş macununun kapağını açtırınız, musluğun kenarına bıraktırınız.

Çocuğunuzun elini tutarak diş fırçasını alınız ve ıslatınız.

Macunu diş fırçasına sıkmasını sağlayınız.

Elinden sıkıca kavrayarak dairesel hareketlerle, önce dişlerin ön yüzeylerini, sonra arka taraflarını olacak şekilde yukarıdan aşağıya doğru fırçalatınız.

Diş fırçasını suyun altında çalkalatıp bıraktırınız.

Avucunuzun içine alarak (veya bardakla) ağzına su alıp çalkalamasını sağlayınız.

Diş macununu kapatıp kaldırmasını sağlayınız.

Ellerini kurulatınız.

Son basamağa kadar (11. basamak) faaliyeti birlikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek onun yapmasını söyleyiniz. Başarabilirse yine baştan 10. Basamağa kadar faaliyeti birlikte yapınız. Son iki basamağı (10. ve 11.) Ona yapmasını söyleyiniz.

Saç tarama

Bu işleme başlamadan önce çocuğunuzun saçını ortadan veya yandan ayırınız. Saçlar mümkün olduğunca kolay taranır durumda iken bu uygulama yapılmalıdır. Saç fırçasını kavrayabilmesi çok önemlidir. Önce bunu sağlayınız.

Kız çocuklarında süslü saç tokaları ile faaliyeti cazip hale getirebilirsiniz.

İşlem basamakları:

Çocuğunuzun arkasında durunuz. Her ikinizin de yüzü aynaya dönük bulunsun. Ve birlikte şunu söyleyin: Bizi kusursuz ve huzurlu yaratan Allah’a hamdolsun! Çocuğunuzun elini tutarak saçlarını yukarıdan aşağıya doğru ve özellikle acıtmadan fırçalayınız.

Her fırçalamasının (taramanın) ardından elini tutarak saçlarını eli ile düzeltmesini sağlayınız.

İşlemi tekrarlayınız.

Faaliyete katılıyorsa “saçını ne güzel taradın, çok güzel (yakışıklı) oldun” şeklinde ödüllendirip kutlayınız.

Faaliyeti son basamağa kadar birlikte yaparak, son basamakta ellerinizi çekiniz ve onun yapmasını sağlayınız.

Bardaktan su içme ve masaya bırakma

Çocuğunuza kendi başına su içmeyi öğretebileceğiniz en uygun zaman onun susamış oyduğu zamandır.

İşlem basamakları:

Çocuğunuz bardağı eliyle kavrasın, siz de üzerinden tutarak ağzına yaklaştırınız.

Bardağı hafifçe eğerek suyu içmesini sağlayınız ve çocuğunuz da öğrensin diye Besmele çekmeyi unutmayınız.

İçtikten sonra bardağı masaya bırakınız.

Sizin yardımınızla bu basamakları gerçekleştirebiliyorsa, su içme becerisini yapabiliyor demektir, bundan sevinç duymalısınız ve çocuğunuzu onurlandırmalısınız.

Suyu içtikten sonra ellerinizi bırakınız ve bardağı masaya kendisinin koymasını ve elhamdülillah demesini hatırlatınız.

Daha sonra elinizi bardakla masa arasındaki yarı yolda çekiniz, çocuğunuzun bardağı masaya koymasını sağlayınız.

Yemek yeme alışkanlığı kazanma

Çocuğunuza bu faaliyeti kaşık, çatal, bıçağı bir bütün halinde kullanacak şekilde öğretip alıştırınız.

Yemeye-İçmeye Besmele ile başlamasını hatırlatınız.

Önce tabağa lokma lokma yemek bırakınız. Her lokmayı bitirmeden diğerini almamalıdır. Çocuğunuz bu faaliyeti öğrenme aşamasında iken etrafa döküp saçmasına katlanınız. Plastik mama önlüğü kullanıp, yere örtü, gazete sermeyi unutmayınız.

Bu işleme çocuğunuzun aç olduğu bir saati ve sevdiği yiyecekleri seçerek başlamalısınız. Eğer hem sevdiği, hem de sevmediği yiyecekler var ise, önce sevmediği sonra sevdiği yiyeceği veriniz. Sevdiği yiyecek ödül olacaktır.

Eğer olaya küçük aksilikler çıkartarak tepki gösteriyorsa hoş karşılayınız, devam ederse işlemi bırakınız.

İşlem basamakları:

Çocuğunuz kaşık ya da çatalı kavradıktan sonra siz de bileğinden kavrayınız.

Yiyeceği tabaktan alınız.

Besmele çekmeyi unutmayınız.

Kaşık ya da çatalı çocuğunuzun ağzına götürmesine yardımcı olmalısınız.

Kaşık ya da çatalı tekrar birlikte tabağa getirip hareketi tekrarlayınız.

Çocuğunuz faaliyete direnmiyorsa uygun şekilde ödüllendirip kutlayınız. Aynı işlemleri sırası ile bileğinden, dirseğinden ve kolundan tutarak tekrarlayınız.

Her basamağı 4-5 kez başarabiliyorsa “yemeğini ye” deyiniz ve başarırsa ödüllendirip okşayınız.

Sonunda Allah’a şükretmesini hatırlatınız.

Pantolon giyme

Beli lastikli ve bol bir pantolon (eşofman) kullanınız.

İşlem basamakları:

Çocuğunuzun pantolonunu kalçasına kadar çekip ellerini pantolonun üzerine koyarak beline kadar çekmesini sağlayınız.

Çocuğunuzun pantolonunu dizlerine kadar çekip, ellerini pantolonun üzerine koyarak önce kalçasına, sonra beline kadar çekmesini sağlayınız.

Çocuğunuzun pantolonunu her iki ayak bileğine kadar çekip, ellerini pantolonunun üzerine koyarak dizlerine, kalçasına ve oradan da beline kadar çekmesini sağlayınız.

Çocuğunuzun pantolonunun bir ayağına geçirip, elleri ile tutturarak diğer ayağına geçirmesini, diz, kalça ve beline kadar çekmesini sağlayınız.

Çocuğunuzun pantolonunu önünde tutarak ayaklarını geçirip beline kadar çekmesini sağlayınız.

Pantolonunun hazırlayıp giymesini hatırlatınız.

Her basamağı birkaç kez denedikten sonra başarınca ödüllendirip kutlayınız.

Pantolon çıkarma

Çocuğunuz ayakta iken pantolonu dizlerine kadar indirip, bir yere oturttuktan sonra bir ayağından pantolonu çıkartınız, ellerini pantolonun üzerine koyarak diğer ayağını çıkarmasını sağlayınız.

Çocuğunuz ayakta iken pantolonu dizlerine kadar indirip, bir yere oturttuktan sonra bir ayağından çıkartmasına yardımcı olmalısınız.

Çocuğunuz ayakta iken dizlerine kadar pantolonunu indirip, ayaklarından kendisinin çıkartmasını kolaylaştırınız.

Çocuğunuz dizden aşağıya sizin yardımınız olmadan pantolonunu çıkarabiliyorsa yardımı azaltınız. Yani ellerini dizden yukarıda, kalçada, belde çekerek pantolonu kendi başına çıkartmasını sağlayınız.

Her basamaktan sonra başarı durumuna göre ödüllendirip kutlayınız.

Kazak (fanila) giyme

Kazak, fanila veya eşofman üstünün çok sıkı olmaması gerekir.

İşlem basamakları:

Çocuğunuzun karşısında durarak, her iki kolunu kazağın kollarından geçiriniz. Ellerini yukarı kaldırarak kazağın başından geçmesine yardım ediniz. Kazağı giymesini söyleyiniz, ellerini kazağın her iki yanına koyarak aşağı indirmesine yardım ediniz.

Çocuğunuzun her iki kolunu kazağın kollarından geçiriniz ve kollarını başının üzerine kaldırmasına rehberlik ediniz. Kazağı giymesini söyleyerek kollarını aşağı indirmesini ve kazağın eteklerini aşağı çekerek giyme işlemini tamamlamasına öncülük ediniz.

Çocuğunuzun her iki kolunu kazağın kollarından geçirin, giymesini söyleyerek başından geçirmesine ve kazağını iki yanından aşağıya çekmesine destek veriniz.

Kazağı tek kolundan geçirip, diğer kolunu geçirmesini, başından aşağıya doğru giymesini öğütleyiniz.

Kazağı yatağın üzerine seriniz. Çocuğunuza giymesini söyleyiniz. Önce kollarını, sonra başını geçirip, kazağı iki yanından beline indirmesine yardım ediniz.

Her basamağı 4-5 kez yapabiliyorsa bir sonraki basamağa geçiniz. Her basamağın sonunda ödüllendiriniz.

Kazak (fanila) çıkarma

Her basamağı 4-5 kez yineleyiniz. Başarabiliyorsa bir sonraki basamağa geçiniz.

İşlem basamakları:

Çocuğunuzun kazağını boynuna kadar sıyırıp başını çıkarmasını sağlayınız.

Çocuğunuzun kazağının bir kolunu çıkarana kadar sıyırıp diğer kolunu ve boynundan yukarısını çıkarmasını kolaylaştırınız.

Çocuğunuzun kazağını kollarına kadar sıyırıp, her iki kolundan ve başından çıkarmasını sağlayınız.

Çocuğunuza kazağını çıkarmasını hatırlatınız ve gerekirse yardım etmeye çalışınız.

Her basamağın sonunda “aferin ne güzel başardın” diyerek sözel olarak ödüllendirip kutlayınız.[1]

Çocuklarımıza güzel ve örnek alışkanlıklar kazandırma:

1-  Küçük yaştan itibaren yanımızda namaz kılmasını öğrenmesine, ibadet yerlerine gidip onları sevmesine, manevi disiplin ve düşünceler edinmesine yardımcı olmalısınız.

2-  Bu durumlarda onları ödüllendirip onurlandırmalısınız.

3-  Onları rencide etmeden yoksul ve mağdur ailelere para ve eşya yardımını çocuklarınıza yaptırmalı, böylece yardımlaşma ve dayanışma duygularını besleyip olgunlaştırmalısınız.

4-  Yaşlılara saygılı, sakatlara yardımcı olma, evimize ve işyerimize gelen konuklara olumlu ve sıcak davranma alışkanlığı kazandırmalısınız.

5-  Her ortamda ve koşulda mutlaka doğru konuşma, asla yalana ve inkâra sığınmama, haksızlık ve yanlışlıklara ölçülü biçimde karşı çıkma, sıkıntıda olanların yardımına koşma, imkânlarını ve oyuncaklarını başkalarıyla paylaşma, gerçeği sorup araştırma, kendine özgüven duyma ve girişimci olma gibi konularda çocuklarımıza sıkça öğütlerde bulunmalı ve bizzat örnek olmalısınız.

6-  Yavrularımıza vatan millet sevgisini, devlet ve hürriyetin önemini, Milli sorumluluk düşüncesini, Milli savunma gereğini ve şehitlik rütbesini, siyaset ve yönetim bilincini aşılamalı, duyarlı ve tutarlı bireyler olarak onları hayata hazırlamalısınız.

Çocuklarımıza namaz, zekât ve oruç bilinci; cami ve bayram sevinci verirken, öyle; “Kandil eğlencesi, hayır ve yardım kermesi, bayram tatili, umre turnesi, Ramazan festivali” gibi ibadet şuurunu kirleten ve magazinleştiren, kalpleri körleten ve her şeyi oyun ve eğlenceye çeviren bozuk anlayış ve yaklaşımlardan onları uzak tutmalı, sadece Rabbine şükür duygusuyla manevi doyum ve huzur olgunluğuna alıştırmalıyız.

 


[1]Deha Danışmanlık yy.


Bu yazarin diger makaleleri

MEHDİYET DEVRİMİ VE MEDENİYET DEĞİŞİMİ
Hz. Mehdi (a.s.), Müslümanların ve mazlumların; maalesef Darwinist, komünist ve...
Devami
Musul, Kerkük ve Rakka'yı Kurtarmamızı ABD VE AB NİYE BU DENLİ ARZULAMAKTAYDI?
  Musul da Kerkük gibi Barzani Kürdistan’ının bir parçası yapılmaya çalışılmaktaydı....
Devami
AVRUPA BİRLİĞİ; DİNSİZLEŞTİRME VE DENSİZLEŞTİRME PROJESİDİR!
Siyonist Yahudi sermayesinin: a) Bütün Avrupa’yı kendi kontrolüne almak b) Haçlı Batıyı...
Devami
ASR SURESİ’NİN ASRIMIZA MESAJLARI
İmam Şafii Hazretlerinin: “Kur’an’ı Kerim hiç indirilmeseydi, Cenabı Hak sadece ASR...
Devami
ALLAH’TAN KORK, RASÜL’DEN UTAN! (ŞİİR)
ALLAH’TAN KORK, RASÜL’DEN UTAN!      Davası dünyadır, Dini istismar Ganimet rüşveti, lopuyla...
Devami
MEHDİX PAŞA
  Tarihin akışını değiştirecek ve dünyanın düzenini ve dengelerini dönüştürecek...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 981

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR