Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün4689
mod_vvisit_counterDün7382
mod_vvisit_counterBu Hafta12071
mod_vvisit_counterGeçen hafta62467
mod_vvisit_counterBu Ay179344
mod_vvisit_counterGeçen Ay288180
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16362513

IP'niz: 3.237.94.109
Bugün: 22 Eyl 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12016661

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

BÜYÜK HAYALLERİMİZ İNANCIMIZIN İCABIDIR VE AMAÇLARIMIZ ORANINDADIR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

BÜYÜK HAYALLERİMİZ İNANCIMIZIN İCABIDIR

VE

AMAÇLARIMIZ ORANINDADIR!

      

Bazıları bize: “Yahu siz çok hayalperestsiniz!” diyorlar. Bizi: “Temelsiz hayaller kuruyorsunuz” diye suçluyorlar. Bütün bu arzularımızı ve amaçlarımızı boş hayal ve kuruntu zannediyorlar. Önce, benim kardeşlerim; inanan bir insan, inandığı hedefe varmak için elbette arayışlar başlatacak ve arzulayacaktır. Çünkü inanmak bunu gerektirir; inanan arayacak ve arzulayacaktır. Arayanlar ise, kutlu amaçlarına ulaştırıcı yollar tasavvur etmeye başlayacak; “Hangi yolla bu hedefe ulaşırım?” diye çırpınacaklardır. İnanıyor ve arıyor ya bu sefer, “Hangi yolla bu hedefe ulaşırım?” diye bir kısım zihni tasavvurlarla hayaller kuracaktır. Bu hayaller, ihtimal derecelerine göre zihni tasarımlara dönüşür ki, bütün muhteşem yapıların, büyük icatların altında işte bu hayal kurma vardır. Bu hayal olmasaydı, Mimar Sinan Selimiye’yi yapamazdı. Bu hayal kurmalar olmasaydı, büyük teknolojilerin alt yapısı hazırlanamazdı. Erbakan Hocam, kurban olduğum, diyordu ki: “Muarızlarımızın bir kısmı bizi hayalcilikle suçluyorlar. Oysa hayal, hakikatlere ulaşmanın ilk basamağıdır.” Mü’min hayal kuracak, çünkü inanıyor. İnancını hayata geçirmenin yollarını arıyor. Bu yöntemler için fikir üretiyor. İşte o, hayaldir. Hocamız diyordu ki: “Evet, bizim birçok icraatlarımıza bunların akılları değil hayalleri bile erişemez! Ama bizim hayallerimize ise bunların imanları bile yetişemez!” Bu arayış ve tasarımlarının; yani hayal ve umutlarının peşinden iştah ve iştiyakla, şevkle ve şükürle koşanlar ise, tarihi değiştirecek kutlu devrimlerin öncüleri olarak zafere ulaşacaklardır. Niye iştahla dedim? Bu Mevlâna’nın Fihi Ma Fih’inde yer alan bir tespitidir. Estaizu billah: “Eğer şükrederseniz nimetlerimi artırırım!” ayetini tefsir edip yorumlarken söylemiştir. Hz. Mevlâna Fihi Ma Fih yani “Özün Özü, İçin İçi” kitabında, kendisi bizzat yazmamış, sohbetlerinden talebelerinin derlediği, sonra kitap haline getirilen o mübarek eserde diyor ki: “Allah’ın va’ad ettiğine inanan, sadece O’nun verdiği hazır nimetlere şükretmez. Aynı zamanda va’ad ettiği nimetlere de şükreder. O va’ad ettiği nimetlere kavuşmak için de iştahla, iştiyakla, heyecanla çalışmak şükrü artırır ve hedefe ulaştırır!” Çok güzel bir yorum değil mi? Yani herkesin hayali kurguları, onun inancı oranındadır. Kardeşlerim, talep edenler önce talebe olacaktır. Talebe olan, yani umutla ve heyecanla çabalayan ise matluba ve maksuda ulaşır. Eğer Mustafa Kemal’in hayalleri olmasaydı, kurtuluş arayışlarına başlamazdı ve Milli Mücadele destanı yazılmazdı; ve tabi bu kutlu sonuçlara ulaşılmazdı. Hayalleri vardı çünkü inançları vardı, hedefleri vardı. Erbakan’ın hayalleri olmasaydı, tarihi hedefleri ve talihli projeleri ortaya çıkmazdı. Ve büyük medeniyet devriminin programları ve alt yapısı hazırlanmazdı. Yani herkesin hayali, kendi aklı ve inancı kadar olmaktaydı. Erbakan’ın projeleri ise, alt yapısı hazırlanmıştır ve O’nun sadıkları tarafından inşaallah çok yakın bir inkılapla ülkemizde, bölgemizde ve yeryüzünde uygulanacaktır. Bu büyük tarihi inkılabı heyecanla bekliyoruz ve şimdiden alkışlıyoruz. Evet büyük hayalleri büyük insanlar kurarlardı. Herkes kendi çapında hayal kurardı. Hayal kurmaktan bile korkanlar, Amerika’nın, Avrupa’nın ve diğer süper şeytanların yıkılacağını bile aklına sığdıramayanlar; nasıl bu ülkenin, İslam Âleminin ve mazlum milletlerin kurtuluşuna öncülük yapacaklardı? Kardeşlerim, onun için geçen akşam bu konuyu düşününce, hem biraz üzüldüm hem de iyi oldu. Çünkü bana bir şiir yazdırdı. Bu da size hediyem ve hatıram olsun.

      

HOŞ SEVDAMDIR HAYALLERİM!

        

Hakikatin ilk adımı…

İmanımdır hayallerim…

Hem vuslatın, hoş tadımı

İz’anımdır hayallerim…

    

Ham kafalar, hayal kurmaz

Yolu olan, boşa durmaz

Denemeyen hedef vurmaz

Gümanımdır, hayallerim…

      

İmanım tam, Kudretine

Hep güvendim, nusretine

Dayandım Dost, hasretine

Amacımdır, hayallerim…

      

Tasarımsız, plan olmaz

Tasavvurum, talan olmaz

Hüsnü zannım, yalan olmaz

İrfanımdır hayallerim…

      

Fani dünya, mihadımdır1

Hak adalet, nihadımdır2

Adil Düzen, cihadımdır

İlacımdır, hayallerim…

      

Hayalim var, çün davam var

Ümidim var, çün duam var

Gayretim var, çün sevdam var

Kutlu gayem, hayallerim…

Miracımdır, hayallerim…

      

1- Mihad: Beşik, döşek.

2- Nihad: Güzel ahlâk, uygun endam.

      

Hayaller hakikatlerin tarlasıdır; ve kutlu amaçlarımızın dokuma tezgâhıdır!

Evet, hayal kurmak; geleceği makro ölçülerde kurgulama ve yaşama isteğinden doğmaktadır. Çünkü; “Büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır.” Hayaller, hayat tarlasına atılan umut tohumlarıdır. Tohum ve tarla için de çabalamanız gerekir ki hayaller hakikatlere ulaşsın.

Hayallerimiz bizim inancımızın ve amacımızın aynasıdır. Bir insanın yüreğinin gücünü anlamak için sadece yaptıklarına değil, yapmayı tasarladıklarına da bakması lazımdır. “Hayaller bizim kim olduğumuzun aynasıdır” diyenler haklıdır. Esaret altındaki insan özgürlüğü hayal etmeli ki yüreğinde şahlanış gülleri açsın. Fakir insan; ekmeği olmayan değil, ekmeğin hayalini kuramayan insandır. Aslında her hayal, kutlu ve umutlu yarınlarımız adına hayat duvarında gelecek adına bir tuğla koymaktır. Önce hayallerimizi kurmalı, ardından bu hayallerimize ulaşma adına çabalamalıyız. Hedefleri kısa ve kısır olanların büyük hayaller kurması imkânsızdır. Kutlu hayaller inançlı bir insanı öylesine motive eder ki, belli bir süre sonunda hayaliniz sizin hedefiniz ve yaşama gayeniz olacaktır. Zaten bizi hayata bağlayan biraz da gerçekleşmemiş hayallerimiz ve umutlarımızdır. Hayallerini ve ideallerini bırakanlar, yürüyen cenazeler konumundadır.

Ümitvar ve gayretkâr davranmalı ki; gelecek, haklı ve hayırlı hayallerinin peşinden ayrılmayanların olacaktır. Hayal gücü özgürdür ve insana özgürlük kazandırır. Hayaller imana, İslam’a ve insanlığa uygun olmalıdır. Gerçekleşen her hayal de bizi daha ileriye taşıyacak ve yeni hayallerin, ümitlerin oluşmasına imkân sağlayacaktır. Ünlü bir heykeltıraşa, bu muhteşem heykelleri nasıl yaptığını sormuşlar. O ise “hayalen; heykelin işlenmemiş mermer bloğun içinde zaten bulunduğunu; kendisinin ise zaten orada duran şeyi açığa çıkarmak için fazlalıkları yonttuğunu” söyleyerek yanıtlamıştır. Gelecekte nasıl bir dünya istiyorsanız, önce o doğrultuda hayaller kurmaya çalışın. Hayalin başladığı yerde ise artık zafer için de geri sayım başlamıştır. Evet ayaklarınız yere bassın, ama yıldızlara uzanmaktan asla sakınmayın. Yani inancınız ve amaçlarınız istikametinde usanmayın ve geri adım atmayın… Ancak şuna da dikkat edin, kurduğunuz hayaller kırdığınız hayaller olmasın.

Kutlu ve mutlu hayaller kuramayanlar, ümitlerini ve hayatiyetlerini yitirmiş insanlardır!

Eğer hayal, gerçeğin tasarımıysa, hayal gücü gerçeğe ilişkin en büyük güç kaynağıdır. İnsan gerçek kurgularını önce hayallerinde canlandırır, sonra dış dünyada bu amaçlara ulaşmaya yoğunlaşır. Kutlu hedefleri için hayal kuranlar, kendilerinden başlayarak zincirleme gerçeklik reaksiyonu oluşturacaktır. Hayal gücü de bunu oluşturma yetkinliğinin kaynağıdır. Hayal gücü yüksek insanlar, gerçeklik tasarımları yüksek ve aşkın kişiler olmaktadır.

Albert Einstein’ın: “Hayal gücü bilgiden ve beyinden daha kıymetlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken, hayal gücü tüm dünyayı kapsayıcı özelliktedir… Hayal gücü insana güç verir; Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.” sözleri üzerinde durmak lazımdır. Kendisi ne makro, ne de mikro ölçekte görülemeyen ve bilinmeyen fiziksel ölçüleri ve projeleri hayalinde oluşturmuşlardır. Hayal gücü olmasa bir ışık demetinde seyahat ettiğini tasarlamaz, enerjinin ışık ile olan bağlantısını kavrayamazdı. Gerçek dünyada hiçbir aletle yapılamayacak deneyleri hayallerinde yaparak, görelilik kuramı gibi geleceği değiştiren fikirleri ortaya koyamazdı. Bilim dünyası kesin gerçekliği ararken, her olayın ve her şeyin gözlemciye bağlı olduğunu ve en büyük kesinliğin bile görelilik içerdiğini hayal gücünde tasarladı. Bazıları onun 100 yıl önceki hayallerini, ancak çağdaş zamanlarda yeni yeni kavramıştı.

Hayal gücü sadece mevcut gerçeği tasarlamaya odaklanmaz. Hayaller kesin mantık bağları ile de çalışmaz. Bunun yerine halihazırda bulunmayan ideal tasarımını kurgulamalı ve anlamalıyız. Kendi içimizde gördüğümüzü dışarıda da uygulamaya çalışmalı, öyle görülmesini sağlamalıyız. Bu bir talepten ziyade, mecburi bir dışa vurum olayıdır. Buna göre hayal kurmak bir iş değil, bireyin gerçeklik çabasıdır. Hayal gücü derken de bir iktidar imkânından çok, hayal ettiğimiz şeylerin gücü söz konusu olmaktadır. Buna düşünce gücü de demek uygundur. Güçten kasıt, iç dünyamızın olanakları ve bunu dış dünyaya yansıtma çabasıdır. İç dünyamız ne kadar genişse, dış dünyaya o kadar büyük yansımaları olacaktır. Kendi gerçeklik tasarımımızı diğer bireylere de aktararak, makro birey olan insanın ve hayallerinin tüm dünyayı -canlılığı- etkilemesi sağlanacaktır.

Hayaller, “mevcut yaşantılar ve amaçlar sonucu oluşan iç görüler” olarak tanımlanır. İstek dışı, doğal hayatın akışına aykırı oluşturulan imgeler (hayali düzmeceler), geçici görüntü ve kuruntulardır. Hayaller ise insanın bizzat kendisinin bilinçli tasarımları olmadıkça dış gerçekliğe aktarılamaz. İnsan bir gerçekliği önce kendi içinde projelendirip görmelidir ki, dışarıya da aktarabilsin. İşte hayal gücü burada devreye sokulmalıdır. Kendi gerçekliğimizi oluşturma olanağı hayal gücümüzün kaynağıdır. Kendi orijinal kurgularımız, bizim gerçekliğe dair gücümüzü oluşturacaktır. Bu ise imanımız ve amaçlarımızla doğru orantılıdır.

Beyin için hayal etmek kendince bazı şeyler görmektir. İnsanlara davranışımız ve sosyal tavırlarımız da kendimizdeki bu görmelerimizle ve düşüncelerimizle şekillenir. Biz fark etmeden kurduğumuz kötü hayaller yüzünden insanlara kötü davranışlara yöneliriz. Çevremizin bizi sevmesi de iyi niyetlerimiz ve hayallerimiz yüzündendir. Sorunlarımızın çözümü şuurlu ve huzurlu hayallerimizdir. Kimse görmüyor sanmayın, hayalleriniz davranışlarınızın rehberidir. Eğer birileri hakkında size kötülük yapacağına dair senaryolar kurup duruyorsanız, sizin için o kötülükleri yapmasını kolaylaştırıyorsunuz demektir. Sonra o kişiye, size kötülük yapmış gibi davranışlar sergilersiniz. Çünkü beyniniz, bu hayalleri gerçekten görmüş gibi hareket etmektedir. Düşünmek bir nevi görmek sayılırken, hayal gücü bu görüntünün büyüklüğünü ve özgünlüğünü ifade eden bir kavramdır. En önemli kıstas, bireyin kendisinden yani inanç ve amaç temellerinden yola çıkmasıdır. En büyük hayal gücü en özgün ve zengin olanıdır. Hepimizin farklı birer birey olmamız, milyonlarca farklı türde yaşamamız bundan kaynaklanır. Farklı gerçeklikler ve sınırsız özgünlük tercihleri bizi biz yapan olgulardır. Hayal gücümüz -geleceği tasarlamadaki özgünlüğümüz- de bunda en önemli etken olmaktadır.

Hayaller, kutlu tasarım kurgularıdır!

Şayet, hayal gücünü ortaya çıkaran kişisel ve çevresel unsurları; inanç ve amaç irtibatını, gaye ve gayret bağlamını kavrayarak ve hayal etmenin yaratıcılık ile ilişkisi gibi konulara odaklanılarak; “Tasarım süreçlerinde hayal gücü nasıl şekillenir?”, “İlham kaynağı olarak zihinde beliren nedir?”, “HHerkes tasarımcı olabilir mi?” gibi sorular irdelenirse, bu kavramların tasarım ve tasarımcı açısından nasıl farklılık yarattığı anlaşılmış olacaktır. Hayal gücü; yaşamın farklı alanlarında, gündelik-sıradan faaliyetler sırasında ve çeşitli aşamalarda kendini göstermekle beraber; sanatsal etkinlikler ve bilimsel tasarım oluşturma süreçleri gibi sıra dışı plan ve projeler gerektiren durumlar açısından da motivasyon sağlayan önemli bir dinamik sayılmaktadır ve özellikle tarihin seyrini değiştiren büyük ve kutlu devrimlere ulaşma sürecinde “Hayal Gücü” en önemli motivasyon kaynağıdır.

Hayalin kaynağı ve kaymağı!

Bu nedenle hayal gücü; “zihnin hayal etme ve imgeleme özelliği, muhayyile; yani bir nesneyi, o nesne orada olmaksızın tasarımlama yetisi” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanıma göre, zihinsel işleyişin bir parçası olan hayal etme becerisi, imgeler (hayali projeler) arasındaki ilişkileri yorumlayabilme potansiyeli ile ilişkilidir. Dolayısıyla hayal etme sürecinde, “imge” (hayal) kavramı temel bir öneme sahiptir. Duyular yoluyla algılanan nesne ya da olayların bilince taşınarak bir “anlam” ifade etmesi ile ortaya çıkan imgeler, nesnel gerçeklikte aynı görünseler dahi, temelde öznel bir yapıya sahip olup, her insan açısından farklı değerler ve hedefler ifade etmektedir. Bu durumda, imgeleri ilişkilendirme ve yorumlama yeteneği, bireysel bir kapasiteyle ilgilidir ve kişinin kendine özgü yapısı içerisinde ortaya çıkan farklı özelliklerin bu yeteneği yönlendirmesiyle şekillenir. İnsanın özelleşmiş bilişsel kapasitesi, düşünerek anlamayı seçen karar verme seçenekleri gibi, rasyonel yapısını etkileyen niteliklerle beraber; dışarıdan gelen uyaranlara da açık vaziyettedir. Sosyal çevrenin manipülasyonunu dışında kalarak, “iç görü” ile ilişkilenen sezgisel değerlendirmelerin ne denli önemsendiği gerçeği; hayal gücünü oluşturan dinamikleri harekete geçirme eğilimindedir. Özellikle korku ve kuşku gibi kısıtlayıcı duygulardan uzaklaşarak, inanç ve amaçlarına yoğunlaşarak; iç gözleme (yani olumlu ve şuurlu hayal âlemine) yönelebilen bireylerde gelişme gösteren bu nitelikler, kişinin bir “özgürleşme alanı” oluşturma çabası ile ortaya koyduğu planlama ve tasarlama eylemi olarak kendini gösterir. Bu bakımdan tasarım süreçlerinde, hayal gücü ve planlamacılık kavramları oldukça önemlidir.

Hayal etmek, gerçekliğin bilinen sınırlı yapısını aştığı, farklılaştırdığı gibi; yeni, daha önce var olmayan ama olması istenen veya beklenen bir durumu öngörerek, ya da sadece sezerek ortaya çıkarabilir. Böylece, mevcut (günlük) yaşantının ötesine geçme olasılığını doğuran hayal gücü; birbiriyle ilişkili olmadığı düşünülen, günlük yaşamda anlamsız görünen ya da bilinen parçaları bir araya getirebilecek alternatif bir düşünce dizisi oluşturabilir ve bu açıdan yaratıcı düşünce ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle hayal gücü, gerçeklikten parçalar alarak onları değiştirir, dönüştürür ve farklı bir şekilde biçimlendirerek yeni bir gerçekliğe eriştirir. Böylece hayal gücünün hem duygusal hem de entelektüel bir yapıya sahip olduğu dikkate alınarak yeni icat ve keşifleri geliştirdiği bilinmektedir. Aynı şekilde, yaratıcı bir kişilik yapısı olarak bilinen en önemli karakteristik özelliklerden biri olarak değerlendirilen hayal kurabilme yetisi; var olan genel düşünme tarzından ayrılarak; soyut veya somut anlamda bir yenilik meydana getirme becerisini ortaya çıkaran önemli bir özelliktir. Tasarım süreçlerinde belirleyici olan “özgün” ve “yeni” kavramları açısından etkili olan bu özellik sayesinde “tasarım” kavramı zenginleşerek, tasarımcı kişiler farklı açılımlara yönelmektedir. Özellikle, hayal gücünün fizyolojik temelleri araştırıldığında, algılama süreçlerinin ve algısal düzenlemelerin, hayal etme etkinliği ile oldukça yakından ilişkili olduğu görülmektedir. İnsan zihninin en gizemli konularından biri olan icatçı düşünceyi oluşturan beyin fonksiyonları hakkında ortaya konan çalışmalar sonucunda elde edilen bilgiler, merak uyandırmaya devam etmektedir. Yapılan incelemeler sonucunda, -halen- sınırlı bilgilere ulaşılsa da çeşitli bulgular elde edilmektedir.

Olumlu ve uyumlu hayaller kurmanın bazı aşamaları vardır:

Yeni icat ve inkılapları belirleyen etkenler ve tasarımcılığı tetikleyen öğeler hakkında yapılan bilimsel çalışmalarda belli evreler ve süreçler tespit edilmiştir. Bu evreler çeşitli değişikliklerle şu süreçlere dönüşmüş vaziyettedir:

1- Önce bireysel ve toplumsal ihtiyaçların doğru ve cesur saptanması,

2- Bu amaçlara ulaştırıcı ve doyurucu bilgilerin toplanması,

3- Bu bilgilerin sağlam kaynaklara ve önder-örnek şahıslara doğrulatılması ve sorgulanması,

4- En uygun çözüm programlarının tasarlanması, gerekli plan ve projelerin hazırlanması,

5- Zaman zaman uygunluk ve doğruluk testlerinin yapılması, yeni hız ve heyecanların kazanılması…

6- Bunlardan sonra emin ve metin adımlarla uygulama aşamasına başlanması.

Bütün bu süreçlerde, Allah’ın özel bir vergisi olan “Sezgi” yeteneğinin ve Rabbani inayetin önemi de asla göz ardı edilmemelidir.

Fantastik (kurgulayıcı ve tasarımcı) hayal gücü kaynağı

Bazı insanların diğerlerine göre daha icatçı ve tasarımcı bir zihne sahip olduğu açıktır. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, yapıcı hayal gücü çevremiz yoluyla gelişebilen ya da çok fazla çalışarak elde edilebilen bir yetenek de olmaktadır. Örneğin, deneysel araştırmalar yapan çocukların yaratıcı içeriklerle uğraştıklarında ya da yüksek hayal gücüne sahip insanları izlediklerinde, kendilerinin de giderek araştırıcı hayal gücüne sahip oldukları ortaya çıkmıştır.

Yaratıcı hayal gücünün iki aşaması vardır.

1- “Farklı düşünme”, ana sorunlarla ya da konularla bağlantılı istikamette, çok çeşitli fikirleri düşünebilme yeteneği olmaktadır. Bunlar hızlı ve otomatik olan sezgisel düşünme ile desteklenmeye eğilimli insanlardır. 2- Daha sonra, ana sorunlar veya konulardaki fikirleri değerlendirmemize yardımcı olacak "Çözüm odaklı" önerilere ihtiyacımız vardır. Çünkü orijinal ve farklı düşünme, cesur fikir ve hedefler gütme ve aynı merkeze kilitlenme kutlu hayallerimize kuvvet katacaktır. Bu sürece analitik (çözümleyici) düşünce tarafından destek sağlanmalıdır. Bu sayede yavaş ve tedbirli olarak doğru fikri seçmeye yanaşırız.

Birçok insan için, başarılı ve yaratıcı bir projenin anahtarı; bir fikre ve hedefe tamamen kendini verebilme yeteneği olarak tanımlanır. Bunun için bilim insanlarının "fantastik (kurgulayıcı) hayal gücü" dedikleri olguya ihtiyacımız vardır. Ancak yukarıda değindiğimiz gibi, fantastik (kurgulayıcı, tasarımcı) hayal gücü, gün içinde boş ve kof hayaller kurmaları artırabileceği ve bizi günlük işlerimizden uzaklaştırabileceği göz önünde bulundurulduğunda, bazılarınca sakıncalı sayılmaktadır. Hatta karanlık ve zararlı bir tarafı bile vardır. Çünkü kişinin fantastik hayal gücü, travmatik olaylara karşı gerçeklikten kaçmayı artırma eğilimi de taşımaktadır. Ancak bu hayal kurmanın büyük faydaları da vardır. Çocuklardaki fantastik katılım; artan yapıcı hayal gücü, anlatı yeteneğini geliştirip olgunlaştırır ve farklı bakış açısı kazanma becerisini artırır. Yetişkinler için de hafıza birleştirmeye, yaratıcı problem çözmeye ve planlama geliştirmeye yardımcı olmaktadır.

Bu hayal kurma; aynı zamanda geliştirebileceğimiz bir yetenek konumundadır. Araştırmalar, ebeveynleri tarafından küçük yaşta oyun oynamaları veya tiyatroda rol almaları için cesaretlendirilen çocukların, sonraki yaşamlarında daha yüksek fantastik eğilime ve yenilikler üretmeye yönelime sahip olduklarını ortaya koymaktadır.

Makale Paylaşım Sayısı: 37

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR