Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün8405
mod_vvisit_counterDün5010
mod_vvisit_counterBu Hafta39770
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay29893
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16804248

IP'niz: 75.101.243.64
Bugün: 05 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12200945

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

ARTIK UYANIN VE UTANIN!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

EY YETENEKSİZ VE MERHAMETSİZ YETKİLİLER!..

EY, BÜTÜN "TEPE"DEKİLER VE EY TABANDAKİ TEPKİSİZLER!

ARTIK UYANIN VE UTANIN!

 

Ülkemizde binlerce örneği bulunan bahtı kara, bağrı yara bir kadın ve kahreden dramı hepimizi temsil ediyor. Önceki eşinden boşanıyor. Yeni eşi kendisini başka erkeklere pazarlıyor. Yanında getirdiği küçücük ve masum çocuğa işkence ediyor! Ve döve, döve öldürüyor!... Aile yuvası, toplumun temel taşı çöküyor. Ahlak ve namus kavramı can çekişiyor! 

 

Olay Hürriyet'te manşet olmasına rağmen (6 Nisan 2005) üçüncü sayfa haberi yaklaşımı dışında hiç bir yazıya konu olmuyor. Bir de Vatan Gazetesi bu olaya kısaca değiniyor.

Neredeyse hiç bir köşe yazarı olaya değinmedi. Vatan Gazetesindeki bir uzman görüşünün dışında hiç bir sosyolog, psikolog, aydın görüş beyan etmedi.

 Dünyadan bihaber hükümetimiz ve onun Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanı'ndan bir ses bir tepki gelmedi.

Kim bilir, belki de onlara göre bu olay sadece adi bir polisiye vak'adan ibaretti!..

Halbuki durum gören gözler için, duyarlı vicdanlar için hiç de hafife alınacak, görmezlikten gelinebilecek gibi bir dram değildi!...

Sadece Sesar'ın feryadı; can çekişen vicdanlarımızın çığlıkları ve hıçkırıkları gibiydi..

"Nerede bu ülkenin kadın örgütleri? Niçin susuyorlardı? Asıl konuları ve ilgileri bu tür dramlara dikkat çekmek olması gereken bu yapılar illa bir provokasyona veya paralı bir gösteriye ya da argo tabiri ile dolduruşa getirildiklerinde" mi ortaya çıkıp edebiyat yapacaklardı?

Nerede bu ülkedeki Hümanizm Havarileri? Onlar için Emirhan ya da annesi Melahat Semiz insan sayılmıyorlar mı?

Nerede insan hakları savunucuları? Yoksa onların "azınlık haklarını"(!) savunmaktan ve taşeronluktan başka misyonları kalmamış mı?

Nerede Hiroşima'da ölen çocuklar için ağıtlar yakan Zülfü Livaneli?

Nerede kedi karikatürleriyle uğraşan bu ülkenin Başbakanı? Yoksa etrafındaki Çin Seddi'nden O da mı olan biteni göremiyor?

Nerede bu olayı en iyi anlaması gerekenlerden birisi olan Meclis Başkanı?

Nerede TV'lerde kadın programı yapan ve sunan insanlar? İncir çekirdeğini doldurmayan meseleleri saatlerce tartışanlar!? Yoksa iş ciddiye binince onlar da mı kafalarını kuma gömüyorlar?

Nerede bu ülkenin İslamcıları!? Kendi aralarında attıkları zaman mangalda kül bırakmayan, sonra zoru görünce tornistan edip giden külhanbeyleri. Sakalları kesip, gömlekleri çıkarınca İslamcılığı bırakıp eyyamcılığa mı başladılar.Ya da Sayın Mehmet Şevket EYGİ'nin deyimiyle: "Mücahitlikten Müteahhitliğe" mi terfi ettiler? Bu ne kötü bir alış veriş!

Hani AKP gelecek, dertler bitecekti? Hani Müslümanlar kardeşti? Yoksa paraya pula, makam ve mala, lüks arabalara kavuşunca harç bitti yapı paydos mu edildi? Din, dava edebiyatı bitti mi?

Böyle bir durum kardeşlik mi, yoksa kalleşlik mi? Kim cevap verecek!

Ya sizler!  Ey bu ülkenin milliyetçileri... Siz neredesiniz!

"Ne kamusal alanı ulan!" diye gürleyen sesleriniz niçin çıkmıyor!

Bu ülkenin ‘VATAN TAŞI' ile ‘VATANDAŞI'nın haklarını savunmanın aynı şey olduğunu, "hatta kimlik erozyonunun toprak erozyonundan daha tehlikeli" bir hal aldığını ne zaman fark edeceksiniz?

'Benim kavgam kuru bir cihangirlik kavgası değil' diyen Osman Gazi'nin medeniyyet tasavvurunu ne gün anlayacağız?

Ya size ne demeli bu ülkenin solcuları ve sosyal demokratları?

İşsizlik, yoksulluk, gelir dağılımındaki dengesizlikler, yabancılaşma, sömürü, sosyal çöküş, çevresel ve insani kirlenme, eğitim, sağlık, modernizmin getirdiği problemler, ruhsal yalnızlaşma, kadın ve çocuk hakları, aile... Efendim! Ne diyorsunuz, yoksa anlamadınız mı?

Size;  bu ülkenin köşe taşlarını yerinden oynatmak için manivela olarak kullanılan kelimeler yeter.Siz iyisi mi onları sakız gibi çiğnemeye devam edin!.

Ya bu ülkenin muhalefeti. Pardon. Onlar kepenkleri çoktan indirmiş, tatile çıkmışlardı değil mi?

Ve nerede şanlı ordumuz? Halkın can ve mal güvenliğini, dahili ve harici düşmanlara karşı korumakla yükümlü ordumuz, ne zaman tavır alacak? Bunca kapkaç, hayatları kaybolup giden bunca insan, bunca dram karşısında ne zaman harekete geçecek? MGK harcanıp giden hayatları ve en büyük zenginliğimiz olan insan kaynaklarımızın dejenerasyonunu ne gün gündemine alacak?

Nihayet biz bir Think Tank. (Bilgi üretme kurumuyuz) Netice itibariyle tabloyu ortaya koyuyor ve görev çağrımızı yapıyoruz. Yetkinliğimiz ve etkinliğimiz bunlarla sınırlı... 

Çünkü bu olayda, bütün insanlık tarihinin ve onun kadim geleneğinin tüm izleri mevcut.

Bu olayda Cennet'ten dünyaya gönderilen Hz. Adem'den beri süre gelen iyilerle kötülerin mücadelesinin misali var! Onun sürgününden izler var.

 Bu olayda Habil ve Kabil'in dramından enstantaneler var.

Bakarsanız; bu olayda ateşe atılan Hz. İbrahim'den bir şeyler var. Nemrut gibi Kendimizi ve çocuklarımızı kendi ellerimizle ateşe atışımız var!

Bu olayda isyan var. Hz. Nuh'un tufanından fırtınalar  var!

Bu olayda Hz. Yusuf'un kuyuya atılışından, kanlı gömleğinden haber var. Hz. Yakup'un hasreti var!

Bu olayda Hz. Eyub'ün sabrı, balığın karnındaki Hz. Yunus'un duası var.

İnsan oğlunun zalimlerden oluşunun hikayesi var. Pişman ve perişan oluşun seyri var.

Ne yok ki bu olayda.!?

Bu olayda insanlığın çarmıha gerilişi var.

Habibi-i Neccar'ın feryadı var;

"Ey kavmim! Ey  insanlar! Size gönderilen peygamberlere tabi olun! Onlara tabi olun ki sizden bir karşılık beklemiyorlar. Onlar kurtuluşa ermişlerdir.''

Evet bu olayda Habib-i Necarın Feryadı ve öldürülüşünün dramı var. Çağrısının gerçeği var.

Bu olayda Hz. Peygamber'in Mekke'de uğradığı zulmün dramı var. Taif'te anlaşılamayışının kendilerini rahmete çağırdıkları tarafından harekete uğrayışının örneği var!

Bu olayda cahiliye kalıntısı her şey var.

İnsanoğlunun cehaletinin, yoksulluğunun, çaresizliğinin dramı var.

Tutunamamanın, ayağı kaymanın, çamura batmanın...

Tükenişin, haykıramamanın!

Çalınmış hakların, yaşanmamış hayatların, doğamamış insanların.

Mustaz'aflığın (zayıf düşürülmüşlüğün),

İnsanları aklen, madden, kalben ve ahlaken yoksullaştırmanın soysuzluğu var!

Ey siz Nirvanadakiler! Ey Siyonist ve emperyalist şeytanlar ve uşak ruhlu işbirlikçi köleler!

Farkında mısınız, sizler insanları insanlıktan ve zıvanadan çıkardınız!

Dinden, imandan, candan, maldan, namustan mahrum bıraktınız!.

Bu utanç sizin!

Daha bilimsel açıklamalar bekleyenler için dini kavram ve terminolojiye dayalı bu üslübumuz yadırgatıcı gelebilir. Fakat takdir edersiniz ki olayın insani boyutu kuru teorilerle ve salt akılla yapılacak açıklamaları yetersiz kılıyor.

Kaldı ki burada kimseye iman telkin etmiyoruz. O  başka bir tartışma konusu.

Ne var ki Türkiye' yi yönetenler, dinin sosyopolitik, sosyoekonomik ve sosyopsikolojik boyutunu görmezlikten ve anlamazlıktan geliyorlar. Bilerek veya bilmeyerek de ülkenin kuyusunu kazanlara yol açıyorlar.

Bu konuyu daha iyi anlamak için sıcak bir olaya,  PAPA' NIN CENAZE TÖRENİNE BAKMALARI yeterli! Tüm çıplaklığıyla  gözlerinin önünde duruyor. Batılıların Yahudi ve Hıristiyan Dünyasının huzuru ve kurtuluşu "Din" de aradıklarını görmüyorlar.

Daha pek çok boyutu olan bu olayda insanın acıyan yüreği, akan kanı, yitirilen canı var. Ve tabi ki  bu olayın sosyopsikolojik yönü var.

İnsanın kendi özünü yitirmesi içinin çölleşmesi ve kalbinin sevgisizleşmesi var!

Ahlaki temele dayalı bir sosyal toplum olmadıkça birbirimizi boğazlamaktan kurtulamayacağımızı artık ne zaman anlayacağız? Ne zaman hayat ve huzur kaynağımız İslam'la barışacağız?

Kısaca her şey nasıl insan olacağımız ve nasıl insan inşa edeceğimizle ilgili.

Daha söz bitmedi!

Çünkü bu bozuk ve barbar sistemi, haksız ve ahlaksız düzenin Kurbanı olan zavallı kadın, Kahpece katledilen Yavrusunun parçalanmış cesedini, o korkusundan bir bavul içinde Balıkesir'e taşıyordu!

O BAVULDA BU ÜLKEYİ YÖNETEMEYENLERİN-dikkat edin yönetenlerin değil, çünkü yönetebilselerdi böyle olmazdı-GÜNAHLARI VARDI! O bavulda hain yöneticilerin, zalim sermayenin suçları yatıyordu!..

Varlığa, hayata, insana dair hiçbir fikri ve derdi olmayanların paradigmalarının iflası vardı.

Bugünkü konumlarımızın, bakış açılarımızın, parametrelerimizin yetersizliği vardı o bavulda!

Kendimizi gözden geçirmemizin iş işten tamamen geçmeden oturup bir nefis muhasebesi ve durum değerlendirmesi zorunluluğu vardı'

Çankaya tepelerinden birkaç kavram, birkaç kelime etrafında dönüp duran açıklamaların bu ülkeyi anlamaya yetmediğinin göstergesi vardı o bavulda.

O bavulda iç ve dış düşman sıralaması yapan kurumların bu ülkenin "yel değirmenlerinden" daha ciddi sorunları olduğunu göremeyişleri vardı.

O bavulda % 9 kalkınma hızı sağladık, enflasyonu % 10'un altına çektik diyerek böbürlenen hükümet çevrelerinin politikalarının iflası vardı.

O bavulda, bu ülkenin aydınlarının sığlığı, toplumun hiçbir sorununa çözüm öneremeyen üniversitelerinin çöküşü vardı.

O bavulda bu ülkeyi soyup soğana çevirenlerin şerefsizliği var. Evet o bavulda bu ülke soyulurken sesini çıkarmayanların, görevini yapmayanların vebali var. Duyarsızlığı var.

O bavulda elde ettikleri "erk"i ülke ve millet çıkarına kullanması gerekenlerin kendi keselerini doldurmak için işledikleri suçların faturası var.

O bavulda en ufak bir dini tezahürü "laiklik tehdidi" olarak algılayan çevrelerin " laik köklerden etik değerler üretilemeyeceğini'' bilemeyecek kadar büyük cehaletleri var...

Laisizmi "kutsalsız bir toplum yaratma" çabalarının gerekçesi kılanların insanları donatacak ve hayat karşısında savunmasız bırakmayacak bir önerilerinin olmadığı gerçeği vardı o bavulda.

O bavulda siz vardınız, biz vardık! Velhasıl hepimiz vardık o bavulda!

TIPKI TABUT'TA FRANSA KRALLIĞI OLDUĞU GİBİ!

Fransız ihtilali öncesi idi. Kral avanesini de yanına alarak ava çıkmıştı. "Zaman ekmek bulamazlarsa pasta yesinler" zamanıydı. Halk açtı ama kralın keyfi yerindeydi. Kral avlanıyordu. Az ötede ise bir patika yolda kendisini taşıyan eller üzerinde, açlıktan ölmüş bir köylü tabutta mezara götürülüyordu!

Kral sordu:

O ne?

Bir Köylü. Ölmüş efendim! Dediler...

Kral avına devam etti. Hiç aldırmadı bile!..

Yorumcu  tarihe notunu  şöyle düşecekti.

"TABUTTA FRANSIZ KÖYLÜSÜ YOKTU. FRANSA KRALLIĞI VARDI !.."

Bu ülkenin bütün sorumluları ve sorumsuzları size söylüyoruz!

Görmüyor musunuz?

Emirhan'ın cesedinin taşındığı

O BAVULDA TÜRKİYE VARDI !..[1]

Ne diyelim; Bu milleti imandan İslam'dan Kuran'dan koparanlar utansın!..

Şehvet ve şöhret'e tapıp ahlak ve namus kavramını karartanlar utansın!..

Medine'de kuyumcu Yahudi'nin, Müslüman bir Hanımın eteğinin açılıp edep yerlerinin görünmesine sebep olması olayının: Hz. Peygamberimizce İslam'ın ve insanlığın onuruna yönelik en tehlikeli saldırı sayılması gerçeğini unutturup namusumuzu, yurdumuzu, ordumuzu ve onurumuzu hedef alan bunca tahrip tahkir ve tacize rağmen; hala Allah Resulünü "Hoşgörü ve Diyalog"... Öncüsü göstermeye çalışan ve hiç utanmadan "Kutlu doğum haftasını" Kutlayanlar utansın...

 



[1] Sesar / 08 04 2005


Bu yazarin diger makaleleri

EKONOMİK GİDİŞATTA, UZMANLARIN KAYGILARI
Nasıl bir kriz yaklaşmaktadır? Dünya ekonomilerini sarsan global krizin giderek derinleşmesi, kaçınılmaz olarak...
Devami
TÜRK VE AMERİKAN EKONOMİLERİNİN ÇÖKÜŞÜ
  Döviz ve altındaki hızlı tırmanış ve faizlerdeki artış neyi...
Devami
NEZAKET KURALLARI
  NEZAKET;"EFENDİ'lik ve MEDENİ'liktir!" Her insana ve özellikle Müslüman'a yakışan;...
Devami
EKONOMİK TUSUNAMİ YAKLAŞIYOR!
  "İşsizliğin göç haritası" raporu bu gidişin vahametini gözler önüne...
Devami
LAİKLİĞİ LAYTLAŞTIRMAK MI, YOKSA KARTLAŞTIRMAK MI?
  Adli yılın açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın: "Laikliğin tanımı...
Devami
O, ARAFAT'TI!
  Öldü diye Şeytan Şaron bayram ediyor... İsrail'in Adalet Bakanı olan...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4747

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR