Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün5464
mod_vvisit_counterDün6782
mod_vvisit_counterBu Hafta27882
mod_vvisit_counterGeçen hafta50144
mod_vvisit_counterBu Ay110666
mod_vvisit_counterGeçen Ay257768
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15751297

IP'niz: 3.236.126.101
Bugün: 16 Tem 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11790824

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

KALEKOL HAZIRLIĞI VE HAİNLERİN HAZIMSIZLIĞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

“Kalekol” denilen mükemmel ve muhteşem yapılar, sanıldığı gibi sadece PKK’ya karşı değil; ABD, AB ve İsrail’in, ya NATO eliyle doğrudan veya İŞİD, PYD, ÖSO gibi taşeron örgütlerle dolaylı olarak, Türkiye'mize yönelik muhtemel saldırılarını püskürtmek ve orijinal hücum taktiklerini denemek üzere tasarlanmıştır. Tarihteki muhkem kalelerin çağdaş fonksiyonlarını icra edecek ve özellikle anarşik olaylara, isyan kalkışmalarına ve gerilla savaşlarına karşı savunma ve saldırı merkezliği yürütecek olan bu “Kalekol”lar hem PKK’nın hem de arkasındaki hıyanet odaklarının uykularını kaçırmakta, bu nedenle yapımları engellenmeye çalışılmaktadır.

Evet; Kalekol, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde bulunan karakollara alternatif, ultra güvenlikli ve yapımı kolay yeni karakol inşaatlarıdır. Kalekol’larda bulunan 80 santim kalınlığındaki dış duvarlar, havan ve roket saldırılarına karşı güçlendirilmiş malzemeyle yapılmaktadır. Çatısı havan toplarına karşı dayanıklı şekilde kurulmakta ve dış kapıların tamamı çelik olan binaların pencereleri de kurşungeçirmez camla kaplanmaktadır. Karakolun dışı da üç aşamalı özel betonarme duvarlarla çevrili bulunmaktadır. Bu çerçevede yatakhane ve yemekhane gibi askerlerin toplu olarak bulunacağı bölümler karakolun tam ortasında kurulmaktadır. Depolarda da en az bir hafta yetecek kadar yiyecek-içecek ve cephane yığılmaktadır. Kalekol çevresinin emniyeti ise Aselsan’da görev alan Türk mühendisler tarafından geliştirilen ‘İzci’ adı verilen uzaktan kumandalı robot araçlarla sağlanmaktadır. 8 kilometreyi rahatlıkla görebilen elektronik ateşleme sistemli termal kameralar 7 gün 24 saat çalışır durumdadır. Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından yakından takip edilen, Jandarma Genel Komutanlığı’nın 157, Milli Savunma Bakanlığı’nın 86 Kalekol ihalesi yapılmıştır. 31 Aralık 2012 tarihi itibari ile 149 tanesi tamamlanmıştır.

Kalekol’ların Özellikleri

Camlar kurşun geçirmemektedir:

Tüm binalar 80 santimetre kalınlığında taş duvarla kaplanırken, karakol kapıları çelik, pencereleri de kurşungeçirmez camla kaplanmaktadır. Dış saldırılardan korunmak için karakol binalarının etrafında koruyucu betonarmeden özel perde duvarlar yer almaktadır. Karakollardaki nöbetçi kuleleri 12 metre uzunluğa ulaşmakta ve askerlerin güvenli şekilde nöbet kulelerine gitmesi için alttan tünel yollar açılmaktadır. Son teknolojiyle inşa edilen karakolların görüntülü iletişim sağlayan sistemlerle duvar dışında geniş hendeklerle donatılmaktadır.

RPG ile test edilmektedir:

Kalekol ismi Van’daki Harabe Kışla Karakolu’nun yenilenmesi sırasında gündeme taşınmıştır. TOKİ’nin yaptığı karakol, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilmeden önce askerler her noktasını teste tabi tutmuşlardır. İnşaatın güvenliğini kontrol eden askerler, karakola terör örgütünün de kullandığı RPG-7 roketatarla ateş açmış, çok yakından yapılan atış sonucunda patlayan roket, karakol binasında sadece küçük bir iz bırakmıştır. Askerin güvenlik kontrolünü izleyen köylü bir çocuğun atış için ilk tepkisi “Kale gibi” olunca, çocuğun yorumunu duyan bir başka kişinin “Karakol değil, Kalekol bu” sözüyle karakolların ismi “Kalekol” olarak anılmaya başlamıştır.

Kalekol’un yeni silahları CİRİT ve GÖZCÜ tamamen yerli üretimdir:

Türk mühendisleri tarafından geliştirilen Roketsan’ın Cirit; Lazer Güdümlü Füze ile Kale-Baykar ortaklığının Mini İnsansız Hava Aracı Gözcü, Terör ve Kaçakçılıkla mücadele kapsamında yeni inşa edilen Kalekol'larda konuşlandırılmıştır. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Cirit: Lazer Güdümlü Füze sistemi, 360 derece dönme kabiliyetine sahip bir platforma bağlanmıştır. İki lançerden oluşan ve dört Cirit füzesi fırlatma kabiliyetine sahip bulunan platform Aktütün Kalekolu'nda yüksek bir mevziye yerleştirilmiş durumdadır.

İki farklı başlığa sahiptir

Aktütün Kalekolu'nda görevli askeri yetkililer: platformun mobil bir sistem özelliğini, istenilen bölgeye kısa bir süre içerisinde intikal edebildiğini ve göreve hazır duruma getirildiğini açıklamıştır. Kalekol'da Cirit Füze'sinin Anti-Personel ve Yangın Çıkarıcı harp başlıklı modelleri kullanılmaktadır. Bunun yanısıra, Mini İnsansız Hava Aracı Gözcü Aktütün Kalekolu'nda gece-gündüz, keşif, gözetleme ve istihbarat amacıyla hizmete alınmıştır. Askeri yetkililer, bu iki sistemin Kalekol'ların etkinliğini önemli ölçüde arttırdığını ve yakın bir zamanda Suriye sınırında bulunan Karakol'larda da hizmete başlayacağını aktarmıştır.

Gözcü 6 yıldır başarıyla kullanılagelmektedir:

Gözcü Mini İnsansız Hava Aracı Sistemi tamamen özgün ve milli olarak geliştirilmiş elektronik, yazılım ve yapısal bileşenleri ile Türkiye'nin ilk mini robot hava aracıdır. Gözcü Mini İnsansız Hava Aracı, 2007 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gece ve gündüz, keşif amaçlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Özgün tasarım, oto pilot güdüm kontrol sistemleri, yer kontrol istasyonu komuta kontrol elektronik donanım ve yazılım sistemi bulunan Gözcü teslim edildiği tarihten itibaren yoğun bir kullanım süreci başlamıştır. Bugüne kadar teslim edilen 170'in üzerinde mini insansız hava aracı binlerce saat uçuş sortisini başarıyla tamamlamıştır.

Cirit hem karadan hem havadan atılabilmektedir:

CİRİT, 2.75” Lazer Güdümlü Füzesi ise, taarruz helikopterlerinden hafif zırhlı / zırhsız, sabit ve hareketli hedeflere karşı kullanılan yüksek hassasiyetli ve maliyet etkin bir mekanizmadır. Yeni nesil bir füze olan CİRİT, 2.75” güdümsüz roketler ile güdümlü antitank füzeleri arasındaki taktiksel boşluğu doldurmak amacıyla tasarlanmıştır. CİRİT Füzesi helikopter, İHA, kara aracı, sabit kara platformu, hafif saldırı uçağı, deniz platformları vb. gibi farklı platformlara kolayca takılmaktadır.

Kalekol için lazer devrimi!

Ülkemizin önemli noktalarında bulunan sınır karakollarının güvenlik sorununa son verecek bir sistem tasarlanmıştır. Bilim ve teknolojiye verilen destekler sayesinde Türkiye önemli projeleri hayata geçirmeye başlamıştır. Bu bağlamda son olarak Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) iki öğrenci, sınır karakollarının güvenlik sorununa son verecek Düşman Ateşi Tanıma Sistemi (Enemy Fire Detection System – EFDS) geliştirmeyi başarmıştır. Şubat 2012’de başladıkları çalışmayı yaklaşık 1,5 sene sonunda bitiren gençler, projeleriyle Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın ODTÜ Teknokent’i ile birlikte düzenlediği ‘Yeni Fikirler, Yeni İşler’ yarışmasına katılmış ve derece almıştır. 25 bin lira gibi çok ucuz bir maliyetle hayata geçirilecek bu milli sistem Kalekol’larımıza büyük avantaj sağlayacaktır.

Özellikle sınır karakollarına yapılan ani baskınlarda güvenlik görevlilerine büyük imkânlar sunan sistem, arka arkaya yerleştirilerek noktasal tespit yapabilen iki ayrı lazer perdesi ile çalışmaktadır. Bu lazer perdesinden geçen merminin yönü doğrusal olarak saptanmakta ve bilgisayar ortamına yansıtılarak kurşunun geçtiği yörünge belirlenmiş olmaktadır. Hemen arkasından gözetleme kulelerine yerleştirilen sistem sayesinde ateşin açıldığı bölge ışıklandırılmakta ve bir saniye gibi kısa bir zamanda askeri personel saldırının yeri ile ilgili bilgilere hemen ulaşmaktadır.

Yeni savunma ürünü: Modüler Akıllı Üs hizmete girmiştir:

Türk Silahlı Kuvvetleri terörle mücadelede “Kalekol”ların ardından Modüler Akıllı Üs’leri devreye sokmuş bulunmaktadır. Gece ve gündüz görüşü olan radarlar, termal kameralar, yerin altındaki ve üstündeki hareketliliği algılayan sensörlerle adeta uzay üssünü andırmaktadır. Aselsan ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından yürütülen proje kapsamında termal kameralar, yerin altında ve üstündeki hareketleri algılayan sensörler ve 40 kilometre menzilli radarlar gibi son teknoloji ile donatılmıştır.

Basit karakollardan Muhkem Kalekol’lara!

TOKİ'nin inşa edip Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim ettiği sınır karakollarından biri olan Van'daki Harabe Kışla ziyaretçilerini hayran bırakmıştır. İşte bölge halkının ‘Kalekol’, içinde görev yapan Mehmetçiğin ise ‘5 yıldızlı otel' dediği bu yeni nesil karakollar çok önemli savunma hizmetleri için hazırlanmıştır.

Van'ın Özalp ve Saray ilçelerinin arasında kalan bölgede, 2 bin 600 rakımlı bir noktada yer alan Harabe Kışla Kalekolu’nun, İran sınırına mesafesi sadece 500 metre kadardır. İkisi içinde, biri dışarıda (yaklaşık bir buçuk kilometre uzaklıkta) üç kulesi vardır. Dışarıdaki kulede sürekli bir tim görev yapmakta, emniyet Kulesindeki tim iki saatte bir nöbet değiştirip durmaktadır. Karakolda hayat 24 saat esasına göre uyarlanmıştır, duvarında "Hudut namustur" yazan karakolun öncelikli görevi 'sınır güvenliğini sağlamaktır.

Yaklaşmak mümkün değildir!

TOKİ'nin yerel bir taşerona yaptırdığı karakol binası askere yaklaşık bir yıl önce teslim edilmiş durumdadır. Mayıs 2010'da başlayan inşaat 6 ayda tamamlanmış, karakolun faaliyete giriş tarihi 10 Aralık 2010’a rastlamıştır. Maliyeti 2 buçuk milyon TL'yi aşmaktadır. 80 personel kapasiteli karakolu çevreleyen dış duvarlar mukavemeti çok yüksek bir betondan yapılmaktadır. Betonun arasında, duvarın direncini artıran, farklı maddelerden dolgu malzemeleri yer almaktadır. Duvarın dışında geniş bir hendek vardır. O hendeğin de dışı, helezonik dikenli tellerle kuşatılmıştır. Karakol komutanının tabiriyle, "Akıllı insanın yaklaşmaya bile cesaret edemeyeceği bir yer" konumundadır.

Kalorifer 10 ay yanıyor vaziyettedir:

Karakol binasının duvarları, dış duvardan da kalın ve güçlü yapılmıştır. Kullanılan malzemelerle sağlanan yalıtım o denli kuvvetli ki, binanın içinde cep telefonları çalışmamaktadır. Karakol kampüsünün girişinde depolar vardır, ana bina ise ofisler, mutfak, yemekhane, çamaşırhane, yatakhane ile sosyal ve ortak yaşam alanlarından oluşmaktadır. 12 ayın 10'unda kalorifer yanmakta, (Geçen kış kule nöbetinde, sıfırın altında 41 dereceyi görmüş personel var burada) 24 saat sıcak su akmaktadır. Kapasite 80 kişilik, ama kışlada 55 personel vatani görevlerini yapmaktadır. 55 askere 7 duş kabini, askeriyede kolay kolay rastlanmayacak bir konfor sunmaktadır. Her askerin kendine ait bir dolabı vardır. Çarşaf, nevresim ve battaniyeler personel sayısının iki katıdır. Sanayi tipi bir çamaşır, bir kurutma makinesi, bir de ütü bulunmaktadır. Askerin sadece üniforması değil, iç çamaşırları bile yıkanıp kurutulmaktadır.

Terhisine 20 gün kalmış bir Mehmetçik içinde yaşadığı ortamı şöyle anlatmıştır: "Ben eski karakolda görev yaptım. Sonra buraya geçmeden önce bir süre çadırdaydık. Eskiye kıyasla burası 5 yıldızlı otel gibi. Söylemesi ayıp eskiden çitilemekten ellerimizin yara olduğu çamaşırlarımız, burada yıkanıp, kurutulup öyle veriliyor bize... Ayrıca Kalekol’da Digiturk yayını ve bu yayında Lig TV üyeliği bile mevcut durumdadır."[1]

En kötü senaryolara göre yapılan hazırlıklar!

Sn. Ahmet Takan bu konuda önemli noktalara parmak basmıştı:

Suriye sınırına yüksekliği 3 metre, genişliği 2,5 metre, kalınlığı ise 30 santim olan 3 tonluk beton bloklardan seyyar duvarlar yapılması, başta Diyarbakır, Hakkâri, Şemdinli, Şırnak olmak üzere Irak-İran sınırındaki hassas bölgelerde hızla ve kararlılıkla devam eden Kalekol inşaatları. Bütün bu çalışmaların bir manası ve maksadı olmalıdır. Yalnızca kaçakçılara ve bölücü terör örgütü PKK’ya karşı alınan önlemler olarak mı okunmalıdır? Malum medyanın rutin haberlerine bakılırsa, Reyhanlı’dan başlayan Suriye sınırına duvar çekme çalışmasını sadece kaçakçılığa önlem, Kalekol’ları da sadece PKK’lı teröristlere karşı tedbir olarak algılanacaktır. Bunların işin bir tarafı olduğunu vurgulayıp asıl sorunun yani, “TSK sınıra neden duvar örüyor?”un cevabını aramak lazımdır. Reyhanlı’dan örülen duvarların fotoğraflarını görünce TSK kaynaklarından hem bunun amacı hem de son günlerde Kalekol inşaatlarına karşı bölgede sıkça çıkan olayların perde arkası hakkında daha kapsamlı bilgiler araştırdım:

TSK kaynakları şunun altını çizdi: “Sınır güvenliği büyük devlet olabilmenin esasıdır. TSK en kötü senaryoya göre hazırlıklarını yapmaktadır. Irak-İran-Suriye sınırında yarın nelerin olacağı hesaba katılmalı, ona göre hazırlık yapılmalıdır. TSK en kötü senaryolara göre tedbirini almak durumundadır!”

Suriye sınırına örülen taşınabilir beton duvar; Kosova ve Irak’ta gözlerimle görmüştüm koca koca benzer duvarları. Amerikalılar kendilerince hassas gördükleri ve emniyet içinde yaşamak istedikleri bölgelerin etrafını bu beton duvarlarla örmüşlerdi. Hatta bazı ülkelerde Büyükelçiliklerinin etrafını da… Hala o duvarlar birçok yerde durmaktadır. TSK kaynaklarına “Amerikan modelini mi örnek aldınız?” diye sorulduğunda, ABD’lilerin kritik yerlerde Irak, Kosova ve Afganistan’da bu metodu kullandıklarını belirten kaynaklar bunun ötesinde “her türlü saldırıya karşın etkin bir model” ve çağdaş bir önlem” açıklamasını yapmaktadır. Taşınabilir duvarların mazot, araç, insan kaçakçılığının yanı sıra silah ve patlayıcı geçirilmesine karşın etkili önlem olacağını savunan TSK kaynakları şunları hatırlatmaktadır:

“Bizim sınır köylerimizde dahi kaçakçılıkla uğraşan bazı kesimler bu işten çok rahatsız olmuşlardı. Her türlü kaçakçılığı yapan insanlar vardı. Mazot kaçakçılığında her evden bir değil daha fazla sayıda hortum sınırın karşı tarafına uzatılmıştı. Bunlara yalnızca ihbar olduğunda baskın yapıp işlem yapabiliyorsunuz. Suriye’de çay ve şeker çok ucuz olduğundan bunların kaçakçılığından bile çok büyük paralar kazanıyorlardı. Sallarla araba geçirenler ve satanlar vardı. Köylerdeki lüks arabaları gidip bir görseniz aklınız şaşardı.”

Suriye sınırına ABD modeli duvarlar inşa edilirken TSK kaynakları kamuoyunun şu soruya dikkat etmesini istiyor; “ABD’li gazeteci sınırda salın üzerinde yakalandı. Niye?..”

Kalekol bahanesi ile çıkan olaylar;

TSK kaynakları, Diyarbakır, Hakkâri, Şemdinli ve Şırnak’ta Kalekol inşaatlarına yönelik protestolara farklı bakıyorlardı. Protestocular için “marjinal gruplar” değerlendirmesi yapan TSK kaynaklarına göre bölge halkının büyük çoğunluğu gerçekte TSK’nın yanındaydı, ama bu kamuoyuna farklı yansıtılırdı. Çünkü; “Kalekol’lar ve oralara yapılan yollar sayesinde halk güven ve huzuru yakalamıştı, piknik yapıyorlar, tarlalarını ekip biçebiliyorlardı.” Kalekol’ların Osmanlı modeli olduğunun altını çizen TSK kaynaklarının bu konuda yaptıkları ana değerlendirme ise şöyle; “Osmanlı devleti direnç noktalarına ve belirli tepelere kaleler kurardı. Bizimki kale değil ama küçük bir modeli de diyebilirsiniz. Kalekol’lar sınır güvenliği için, Türkiye’nin güvenliği için inşa ediliyor. Bunların sadece Güneydoğuya yönelik bölgesel bir önlem olmadığını, İstanbul’un da, Edirne’nin de, Eskişehir’in de, Adana’nın da güvenliği için gerekli olduğunu kavramalıyız. Alev alev yanan sınırlarımızın genişliğini de dikkate alınca TSK’nın duvar örme çalışmaları kendi mantığı içinde haklıydı ve gerekli bir hazırlıktı. Peki!. Kafasından hala inmeyen Balyoz’a ve siyasetin üzerlerindeki tüm olumsuzluklarına ve de elleri kolları bağlanıp kışlaya tıkılmasına rağmen TSK “en kötü senaryolarına karşı” tedbir almaya çalışırken istikbal savaşı veren iktidar nelerle uğraşmaktaydı?” sorusunu değerli yazarımız şöyle yanıtlamaktaydı:

Cani Abdullah Öcalan’ın mektupları ve masa başında dayattıkları ile saltanat koltuğunda kalmanın sevdasındalardı. “Kumpas” itirafında neler olup bittiğine dair süreci en derin yaşayan TSK, Öcalan ile birlikte AKP’nin ülkeyi üzerine oturtacağı yeni büyük kazıktan sonra bunların kalkıp farklı bir “kumpasa gelmişiz” riyakârlık ve sahtekârlığını önlemek için ellerindeki kısıtlı imkânlarla stratejik hesaplı hazırlıklar yapmaktaydı.[2]

PKK’da Kalekol rahatsızlığı

Sürecin başında silah bırakacağını ve militanlarının ülkeyi terk edeceği açıklamasını yapan örgüt aradan geçen 2 yıla rağmen olumlu bir adım atmamıştı. Bir de bunun üzerine bölgede yapılan saldırılara karşı yüksek koruma içeren Kalekol’lara karşı çıkması “Örgüt çatışmaya mı hazırlanıyor?” sorusunu hatırlatmaktaydı. PKK’nın yol kesme eylemleri sırasında, 2 uzman çavuşu Kalekol yapımlarının durdurulması için kaçırdığını açıklaması örgütün gelecek planlarını ve kuşkularını açığa vurmaktaydı. PKK’nın siyasi kanadı da Kalekol’ların bölgede gereksiz olduğu görüşünü savunmakta ve rahatsızlık duymaktaydı. HDP’ye katılan BDP milletvekilleri “Kalekol’lardan niye gocunuyorlar?”, “Kalekol’lar PKK çatışmaya hazırlandığı için mi istenmiyor?”, “Çözüm Süreci varsa PKK hâlâ niye eylem yapıyor ve silah bırakmıyor?” sorularımızı cevaplamaktan kaçınmışlardı. Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise, bu süreçte Kalekol’lara gerek olmadığını söyleyip durmaktaydı.

18 Mart Çanakkale Üniversitesi Rektörü ve terör uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner’in: “Örgüt bölgede güvenlik birimlerimizin tutunabileceği yerleri ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Oysa PKK kendisi henüz silah bırakmamıştır. Yakın bir gelecekte gerekirse yeniden silaha başvurma düşüncesini taşımaktadır. Böyle bir durum olursa Kalekol’lar PKK için dezavantaj olacaktır. Ayrıca Örgüt çatışmak için hazırlıklar yapmakta ve tehditler savurmaktadır” tespitleri doğruları yansıtmaktadır.

Kalekol gerekçesiyle gerginlik tırmandı

2008 yılında hükümet ve TOKİ arasında yapılan anlaşma uyarınca 280 Kalekol’un yapımına başlanmıştı. Bu Kalekol’lar özellikle PKK ve devlet arasındaki çatışmaların yoğun yaşandığı bölgelere yapılmaktaydı. İlk Kalekol’lar Şırnak ve Hakkâri yöresinde tamamlandı. Ardından diğer hassas bölgelerde de Kalekol’ların inşası hızlandırıldı. Kalekol’lar 2012 yılından itibaren Türk ordusuna teslim edilmeye başlanmış, şimdiye kadar 150’ye yakın Kalekol Jandarma Genel Komutanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’nca teslim alınmıştı. Ancak bu Kalekol’ların yapımı sivil PKK olan BDP’nin tepkisine yol açmış ve bölgenin birçok yerinde protesto gösterileri yapılmıştı. BDP’nin hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, hükümetin karakol yaparak barış sürecinin ruhuna uygun hareket etmediğini savunacak kadar küstahlaşmıştı. “(Hükümet) Çatışma zemini ve ortamını ortadan kaldıracağına, Kalekol yaparak farklı şeyler peşinde. Bir yandan karakol ve Kalekol yaparak askeri gücünü artırıyor, bu da halkta ve kamuoyunda tepkiye neden oluyor. Bu ağır bir tahriktir. Çatışmalarda hazır tutmak için yapıyorlar. Bunlar hükümetin iyi niyeti ve tutumunu daha çok sorgulanır hale getiriyor ve çözüm sürecine dinamit koyuyor” sözleriyle “kendi arsamızda gecekondu yaptırmayız!” tavrını ortaya koymuşlardı.

CHP’nin Kalekol sıkıntısı!

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Milli Savunma Bakanı'nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Doğu ve Güneydoğu'da 1 Ocak 2009 - 31 Mayıs 2014 tarihleri arasındaki dönemde inşaatları bitirilen ve halen inşaatları devam eden Kalekol’ların sayısını sormuşlardı. İnşaatları tamamlanan, halen yapılan ve bundan sonra inşa edilecek olan Kalekol’lar dâhil tüm Kalekol’ların illere ve ilçelere göre dağılımının açıklanmasını isteyen Tanrıkulu, "O Kalekol’ların ihaleleri hangi şirketlere bırakılmıştır? Kalekol’ların inşaatları için hangi firmalara ne kadarlık ödeme yapılmıştır? Doğu ve Güneydoğu'da kaç Kalekol daha inşa edilmesi planlanmaktadır?" şeklinde sorular sıralamıştı. CHP’li Sezgin Tanrıkulu, soru önergesinde, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet teşkilatı ve MİT bünyesinde görevli personel sayısı ne kadardır ve görev dağlımı nasıldır?" şeklindeki soruları da kafaları karıştırmıştı.

Şimdi sormak lazımdı: CHP yetkilisi Bay Sezgin Tanrıkulu, sanki CIA ve MOSSAD’ın adamı, ABD ve AB’nin ajanı ve PKK’nın gizli yandaşı havasıyla mı bu soruları sormaktaydı ve yanıtlarını hangi odaklara aktaracaktı? Yoksa Sezgin Tanrıkulu, Sn. Gürsel Tekin’in itirafıyla ortaya çıkan “Derin CHP”nin bir elemanı mıydı? PKK’ya ve düşman takımına karşı caydırıcı ve bölge halkına güven ve huzur aşılayıcı bu Kalekol’lardan razı mıydı, yoksa rahatsız mıydı? AKP iktidarının bile, görünüşte ses çıkarmadığı ve sahiplenmek zorunda kaldığı, ama gerçekte “Barış sürecine gölge düşürüyor!?” bahanesiyle gıcık aldığı bu Kalekol’lar, anlaşılan dış güçler ve terörist şebekeler kadar işbirlikçilerinin de uykusunu kaçırmaktaydı.

E. Harb-İş Genel Başkanı ve Ankara temsilcimiz Orhan Atay anlatmıştı:

Güneydoğu’dan Ankara’ya tanıdık bir avukata gelen bir vatandaşımız, elindeki mahkeme kâğıdını uzatır ve: “Hakkımda görülen davaya itirazım var bir üst mahkemeye başvurmak istiyorum” diyerek yardım talebini aktarır. Avukat “tabi başvurun” diyerek ve Yargıtay’a başvurulacağını düşünerek mahkeme kâğıdını inceler ve adama dönüp: “Amca seni PKK yargılamış, Senin başvuracağın mahkeme Ankara’da değil, Diyarbakır’da sen oraya git” diyerek adamı geri yollamıştır. Çünkü Güneydoğu’da ve Doğu’daki PKK mahkemelerinin verdiği kararlar için itiraz edilecek üst yargının Diyarbakır’da hizmet(!) yaptığı onun da kulağına çalınmıştır.

Evet; PKK’nın ülkemizin bir bölümünde mahkemeler kurmasını ve sözde YARGITAY açmasını Meclis gündemine taşımayan ve tartışmaya açmayan CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Milli duyarlı bir vatandaş olarak sahiplenmesi ve sevinmesi gereken “KALEKOL”lardan niye sıkıntılıydı? Bu kafayla ve bu muhalefet mantığıyla mı, AKP’nin milli ve manevi tahribatlarına karşı halkımız uyarılacak ve yeni umutlar aşılanacaktı? AKP’nin Meclis’e getirdiği, aslında özerklik yolunu açacak “Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi” ve yine PKK’lı anarşistlerin resmen siyasete girmelerini sağlayacak ve dolaylı af sayılacak yeni açılım modellerine alkış tutanların Kalekol gıcıklığı nereden kaynaklanmaktaydı?

PKK’yı devlet içine sızmış ABD ve İsrail güdümlü kirli şebekelerin kurdurup kullandığı iddiaları yanında, Kürt Hizbullahı’nı aynı marazlı merkezlerin, Öcalan’ın okul arkadaşı Hüseyin Velioglu’na kurdurup kışkırttıkları da yazılıp konuşulmaktaydı. Hatta ANAP’ın içişleri bakanı ve AKP’nin kurucu kurmaylarından Abdulkadir Aksu’nun özel himayesi altında rahat faaliyet (cinayet) yaptıklarıyla ilgili ciddi ithamlar hala inandırıcı yanıtlarını aramaktaydı. Böylesine önemli konularda kafalarını kuma sokan iktidar mensupları ve CHP sözcüleri sıra TSK’yı yıpratmaya gelince PKK ağzıyla konuşmakta ve kahramanlık taslamaktaydı.

Necmettin Erbakan hayati önemde fabrikalar açtı, Erdoğan ise hepsini sattı ve kapattı!

Yıl; 1977. Kürsüde, Milli Görüş Lideri ve dönemin Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan ağır Sanayi Hamlesi’ni anlatmaktadır.

“Milletimiz ağır sanayiyi kurup dünyanın en ileri ülkeleriyle boy ölçüşmeye karar vermiştir. 1975 yılında dünya milletleri arasında 25. noktada iken, sadece bir plan devresinde 15. noktaya gelmek, 10 sene içerisinde de bütün dünyadaki ilk 10 ülke arasına girmek elbette lehinedir ve bütün bu çalışmaların hedefidir. Bütün bu çalışmalar Türkiye’de aynı zamanda büyük bir ulaşım şebekesiyle beraber yürüyecektir. Önümüzdeki yakın yıllarda 16 bin kilometre yüksek standartlı yollara sahip bir ülke haline gelinecektir. Bu yolların arasında sadece 1975-1982 arasında yapılacak olan 200 büyük sanayi tesisi hizmete geçecektir. Bütün bu plan ve projeler bir araya geldiği zaman 18 çimento fabrikası, 16 gübre fabrikası, 14 şeker fabrikası, 23 Sümerbank fabrikası, 6 SEKA fabrikası, milli harp sanayi dâhil 77 büyük sanayi tesisi, 63 organize sanayi bölgesi ve 250 küçük sanayi sitesi. Bütün bunlara ilaveten 7 demir çelik tevsiat ve yeni kuruluşlar, 32 ağır makine fabrikası ve MKE’nin makine sahasında yeni büyük atılımları, 4 takım tezgâhı fabrikası, 10 motor sanayine ait tesis, 11 elektromekanik sanayine ait tesis, 3 araştırma merkezi, 4 elektronik sanayine ait tesis, telekomünikasyon sanayine ait 1 tesis, 1 tane de uçak olmak üzere 72 adet ağır sanayi kuruluşu sadece 5 yıl içinde yani 1982 yılına kadar başlanıp bitirilmek üzere hedeflenip projelendirilmiştir. Bütün bunların hepsini, yani 462 tane tesis için 240 milyar liranın kaynakları belirlenmiştir."

Şimdi, Milli Savunmamızdan, güçlü Ordu’muzdan, yerli ve yaygın kalkınmamıza kadar, ülkemizin yeniden toparlanması ve adil bir medeniyet inkılâbına öncülük yapması uğrunda hayatını ve rahatını feda eden bir insana karşı olumsuz ve şuursuz davranışlarımızdan pişmanlık duymanın ve O’nun kutlu prensip ve projelerine sahip çıkmanın tam zamanıdır…

 


[1] Vatan, 26 Kasım 2011, İlker Akgüngör

[2] 29.04.2014, Ahmet Takan, Yeniçağ

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

DİZELER VE SEZGİLER
Hocam, bugün Cuma namazında İmam hutbede Hz. Mevlana’nın bir şiirinden...
Devami
ASKERE DÜŞMANLIK; DÜŞMANA ASKERLİK SAYILIRDI!
  Numan Kurtulmuş’un ifadesiyle: “TSK’yı tamamen sivil iradenin emrine girdirme ve bir...
Devami
Kürt Açılımı; ERDOĞAN’IN MI, ÖCALAN’IN MI PLANIDIR?
  • Abdullah Öcalan’ı, Türkiye mi ele geçirmişti, yoksa sinsi amaçlar...
Devami
DEMİREL’İN HATIRASI, DİLİPAK’IN İFTİRASI
  Adı: Sami Süleyman Gündoğdu Demirel…. idi. Sami: Osmanlıca ve Türkçede Arapça...
Devami
AYIN AYNASI
İSTANBUL’A TÜP GEÇİT İHALESİ VE AKP-CHP TAHTARAVELLİSİ.   İstanbul’a tüp geçit ihalesi...
Devami
KIBRIS MESELEMİZ VE MİLLİ MESULİYETİMİZ
  Sn. Rauf Denktaş’ın vefatıyla ilgili duygusal ve hamasi nutuklar atıladursun,...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 2745

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR