Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün3634
mod_vvisit_counterDün6515
mod_vvisit_counterBu Hafta34064
mod_vvisit_counterGeçen hafta41908
mod_vvisit_counterBu Ay22323
mod_vvisit_counterGeçen Ay257768
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15662954

IP'niz: 3.235.239.156
Bugün: 04 Tem 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11752959

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

AYIN AYNASI - R. T. ERDOĞAN, MEHMET KUTMAN VE YAHUDİ OFER DOSYASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfMükemmel 

 

Tüpraş'ın yüzde 14.76'lık payının İsrailli Ofer'e satılması ilginç isimleri ve ilişkileri de kamuoyunun gündemine taşıdı. Bu isimlerin başında da Global Menkul Değerler'in sahibi Mehmet Kutman geliyor. Kutman son üç yıl içinde inanılmaz bir yükseliş sergiledi.

Eski Başbakan Mesut Yılmaz'ın yeğeni Mehmet Kutman, Yılmaz'ın aksine son yıllarda yani daha doğrusu AK Parti iktidarı döneminde yıldızı en çok parlayan isimler arasında yer aldı. Neredeyse son üç yılın tüm özelleştirmelerinde adı geçti, birçoğunun satışında da aracılık yaptı. En son Taksim Park Oteli'ni dünyanın ikinci en zengin adamı Warren Buffett'la birlikte almasıyla gündeme geldi.

 

Tüpraş'ın 4 milyar dolara özelleştirilmesi bu kez dikkatleri bir yıl önce yapılan yüzde 14.76'lık satışa çevirdi. Bu hisselerin İsrailli Ofer kardeşlere 460 milyon dolara satılması soru işaretleri yarattı.

Tüpraş'ın yüzde 14.76'lık hissesinin satıldığı dönemlerde Unakıtan ve Kutman'ın sık sık görüştükleri ve önce Ramazan Bayramı'nda Hong Kong'a, ardından da Kurban Bayramı'nda Romanya'ya beraber gittikleri konuşuluyordu. Anavatan Partisi İstanbul Milletvekili Emin Şirin de bu konuyu Meclis gündemine getirmişti.

Kutman'ın ilgi alanı genişti. Tüpraş'tan limanlara, birçok konuyla ilgiliydi. O günlerde TCDD'ye bağlı limanların özelleştirilmesi konusu da gündemdeydi. Global Menkul Değerler ve Hutchison Port Holdings Limited şirketi adına, İzmir, Haydarpaşa, Mersin, İskenderun, Derince, Bandırma ve Samsun gibi Türkiye'nin önemli limanlarının özelleştirilmesi için 'teklif mektubu' verilmişti. O mektupta 'uzun süreli imtiyaz haklarının satın alınması' gibi ayrıcalıkların istenmesi ilgili çevrelerde şaşırtıcı bulunmuştu.

Teklif metninin üzerinde 'Çok Gizli ve Özel Sözleşmeye Tabi' yazısının bulunması ve şu satırların yer alması ise ciddi kaygı yaratmıştı: "Bu ön teklif, bu mektubun içeriğinin ve mevcudiyetinin aramızda gerçekleşen tüm iletişim ve görüşmelerin gizli kalması anlayışı ve şartı ile hazırlanmıştır. Konsorsiyum'un ilgisi veya bu mektubun içeriği gizli olup, onayımız olmadan Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin danışmanları haricinde hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamaz."

Şimdi akıllara takılan soru şu: En son Galataport ihalesini 4.3 milyar dolara alan Mehmet Kutman'ın bu inanılmaz yükselişinin sırrı ne?[1]

Mesut Yılmaz'ın kuzeni AKP'nin düzeni!..

Tüpraş'ın yüzde 14.76'lık hissesinin Global'in aracılığı ile satışına izin veren ÖYK kararında imzası olan bakanlar tedirgin oldu.

ANAP eski lideri Mesut Yılmaz'ın kuzeni olan ve her dönemin adamı olarak bilinen Global Menkul Değerler'in patronu Mehmet Kutman, AKP'yi karıştırdı. Tüpraş'ın yüzde 14.76 oranındaki hissesinin 6 yabancı fona satılmasında aracılık yapan Kutman ve satış süreci ile ilgili iddialar, dava ve soruşturmalar AKP Hükümeti bakanlarını rahatsız etti. 7 Ocak 2005 tarihinde Özelleştirme İdaresi'ne özelleştirme kapsamındaki şirketlerden 1 katrilyon liraya kadar hisse satışına yetki veren Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararından her nasılsa haberdar olan Global Menkul Değerler'e ve yüzde 14.76'lık hissenin satışına yönelik olarak bir dava, iki suç duyurusu ve SPK tarafından yürütülen bir soruşturma bulunuyor. Tüpraş'ın yüzde 14.76 hissesinin aralarında Ofer Ailesi'nin de bulunduğu fonlara satışıyla ilgili karanlıkta kalan noktalar AKP'li bakanları da rahatsız etmiş durumda. Öyle ki dün, gün boyunca Özelleştirme Yüksek Kurulu ÖYK) üyesi bakanlar arasında telefon trafiği yaşandığı belirtiliyor. ÖYK kararlarına imza atan bir bakan SABAH'a yaptığı açıklamada, Özelleştirme Yüksek Kurulu, siyasi otorite olarak genel kararlar alır. Nitekim özelleştirme kapsamındaki kuruluşların azınlık hisselerinin uygun piyasa şartlarında, fiyat ve rekabet boyutu gözetilerek satılması için yılbaşında verilmiş bir çerçeve yetki var. Özelleştirme İdaresi, ÖYK'nın sekretaryasını yürütür ve ihaleleri nihai onay aşamasına kadar getirir. Ancak Tüpraş'ın yüzde 14.76 hissesi neden blok satış ihalesinden önce satıldı? Fiyat makul müydü? Yetki kullanılırken kime danışıldı? Bunlara bakılıyor. Ne tür bir ayak oyunu, ne tür bir senaryo veya ne tür bir iftira var bilemiyorum. ÖYK üyesi bakanlar telefonda ön değerlendirme yaptık" dedi.

Hızla Büyüdü

Son günlerin en çok konuşulan ismi Mehmet Kutman'ın sahibi olduğu Global Menkul Değerler, özellikle 1993'ten sonra hızla büyüdü. 1993- 2002 arasında işlem hacminde birinciliği bırakmayan Global'in patronu Mehmet Kutman, bir dönem bankacılık yapmak için girişimde bulundu. Şekerbank ile stratejik ortaklık görüşmeleri yapan Global Menkul, Pamukbank'ın satış süreci ile de ilgilendi. Toprakbank'ın satış sürecinde de, 'para sihirbazı olarak' tanınan ünlü spekülatör Mark Mobius'un sahibi olduğu Templeton Strategic Emerging Markets Fund LDC, Avrasya Yatırım Holding ve kurulmakta olan Sancak Yatırımlar A.Ş. ile oluşturduğu konsorsiyum ile teklif verdi. Mesut Yılmaz döneminde patlayan ve borsada 'Kara Cuma' olarak nitelendirilen bir günde 172 trilyon liranın el değiştirmesinde Mehmet Kutman'ın da bazı bankalarla birlikte adı geçti. Hatta bu gelişmelerin dönemin bakanlarından Hikmet Uluğbay'ı intihara kadar götüren bir sürece neden olduğu zaman zaman kulislerde konuşuldu. Yılmaz Hükümetinin devrilmesine neden olan Türkbank skandalında da adı geçen Kutman'la ilgili olarak işadamı Ali Balkaner, bankasına Yılmaz'ın başbakan yardımcılığı yaptığı Aralık 1999'da el konulduğunu belirterek, "Hayati bir açıklama yapmak istiyorum. Tarihe geçecek bu açıklamayı ilk kez burada yapıyorum. Bizim bankaya el konulmasının nedeni Yılmaz'ın yeğenine verdiğimiz krediyi geri almamızdır. Biz TMSF ile anlaşma yaptığımız halde, malları bankanın içine koyduğum halde bankama el konuldu. Yılmaz'ın kuzeni Global Menkul Değerler'in sahibi Mehmet Kutman için kredi istendi. Ben kredi verme yetkimizin olmadığını anlattım" demişti

Kutman: Hisseleri Ofer almadı davalar da bizi bağlamaz!

Satışa aracılık yapan Global Menkul Değerler'in sahibi Mehmet Kutman, Tüpraş'ın 14.76'sına denk gelen hisseleri iddia edildiği gibi İsrailli Sami Ofer'in almadığını söyledi. Tüpraş hisselerinin satışı ile kişisel olarak ilgilenmediğini ve 28 Şubat 2005'te Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'la görüşmediğini söyleyen Kutman şunları söyledi: "O dönem bütün yatırım bankaları bu satışı yapmak için uğraştı ama başaramadı. Ben kişisel olarak bu satışla hiç ilgilenmedim. Maliye Bakanı Unakıtan ile ara sıra görüşüyorum ancak bu konuda hiç görüşmedim. Sami Ofer ise eski bir tanıdığım, arkadaşım. Ben Tüpraş'ın bu hisselerini Ofer'in almadığından eminim. Hisseleri alan fonlar onları sattılar mı satmadılar mı bilmiyorum. Beni de ilgilendirmez" diye konuştu.

O Dönem Kimse Almadı

Görüştüğümüz bazı yatırım bankaları ise uluslararası alanda tanınan fonlara aracılık ettiklerini ve yüzde 5 ıskonto ile hisseleri almak istediklerini ancak Özelleştirme İdaresi'nin kendilerini tercih etmediğini kaydettiler. Yatırım bankaları yetkilileri, bu satışta aracılık eden aracı kuruma yüzde 1 oranında yani 4.4 milyon dolar komisyon ödendiğini iddia ettiler. Kutman ise komisyon oranının daha az olduğunu ifade etti. Global Yatırım Genel Müdürü Mert Engindeniz ise Özelleştirme İdaresi'nin hisseler için road-show'a çıktığını ve tüm yatırım bankalarına Tüpraş hisselerinin satılması için haber verdiğini ancak alıcı bulamadığını belirterek, "Anlı şanlı fonlar şirketin yüzde 51'inin kime satılacağı belli olmadığı için şartnameye garanti maddeleri koydurmak istedi. Özelleştirme İdaresi ise yüzde 51'in satışı zorlaşır diye kabul etmedi. Üstelik fiyat 12.5 YTL'di. Bizim bulduğumuz 6 yatırımcı hiç şart koşmadan 15.4 YTL'den aldılar" diye konuştu. Engindeniz, hukuki açıdan Global Yatırım'ın hiç bir sorumluluğu olmadığını belirterek "Hukuken bizi hiçbir şey ilgilendirmiyor. Davalar Özelleştirme İdaresi'ni bağlar. Biz sadece aracılık yaptık" dedi.

Fonlar, Tüpraş hisselerini satıp koydukları parayı katladı

3 Mart'ta Tüpraş'ın yüzde 14.76'sını Global aracılığıyla 446 milyon dolara satın alan fonların Tüpraş ihalesinin tamamlanması ve eleştiri oklarının söz konusu fonlar üzerine çevrilmesi üzerine hisse satmaya başladığı ileri sürülüyor. Özellikle Petrol-İş'in davasının kamuoyunun gündemine bomba gibi düşmesinin ve Sermaye Piyasası Kurumu'nun incelemesinden endişelenen Ofer adına hareket eden fonlarının son 10 günde hisselerinin bir bölümünü satarak kâr realize ettikleri öğrenildi. Öyle ki Tüpraş ihalesinin öncesinde Ofer'in fonlarını temsilen Global'in yöneticilerinden Kadri Samsunlu ve Mehmet Sağıroğlu'nun istifasından sonra hisse satış operasyonunun başladığı belirtildi.

Hisseler El Değiştirdi

Son 10 günde Global Yatırım aracılığıyla hisselerin el değiştirdiği belirtilirken, Ofer Ailesi'ne ait hisselerin Global aracılığıyla diğer yabancı müşterilere parti parti satıldığı öğrenildi. Söz konusu operasyonun sonunda Ofer fonlarının elindeki hisselerin yüzde 4'e kadar gerilediği belirtiliyor. Ofer'in bu parti parti satıştan cebine sadece kâr olarak 200-300 milyon dolar koyduğu da ileri sürülüyor. Basit bir hesapla son 10 günlük ortalama fiyat üzerinden kârın realize edildiği düşünülürse bu kâr Tüpraş'ın sadece yüzde 11'i için 190 milyon doları buluyor. Yani basit anlatımla söz konusu fonlar Tüpraş'ın yüzde 11'i için 300 milyon dolar koyup 490 milyon dolar cebine koymuş oldu. Ancak bu satış işlemlerinin gün içi en yüksek fiyatlardan yapılarak hesaplanması halinde ise 190 milyon dolarlık kârın 200 milyon doları aşması olağan karşılanıyor. Yani 3 Mart'ta Tüpraş'ın yüzde 14.76'sına 446 milyon dolar koyan fonlar 10 günlük satış operasyonu ile bir anda neredeyse koydukları paranın 2 katını çıkardılar.

Satış iptal olursa hisseleri kim geri verecek?

ÖZELLEŞTİRME İdaresi, Tüpraş hisselerini ismi cismi duyulmamış fonlara satınca, bu işlemin iptali peş peşe davalar açıldı. Şimdi söz konusu fonların elindeki hisseleri Global aracılığı ile başka yabancı fonlara sattıkları ileri sürülüyor. Peki, satış iptal olursa hisseleri kim geri verecek?

Kilci: Başarılı bir satış yaptık

Tartışmanın giderek alevlenmesi üzerine konuyla ilgili SABAH'ın görüştüğü Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, "Yüzde 14'lük hisse satışı Borsa'daki en başarılı satışlardan biri. 2004'teki THY halka arzı, Mart 2005'teki Tüpraş hisse satışı ve Nisan 2005'teki Petkim halka arzı sermaye piyasalarına katkı sağlayan önemli işlerden olmuştur. Tüpraş'ın hisse satış fiyatı, o günkü Borsa koşullarında gayet iyidir. Tüpraş'ın son ihaledeki blok satış değerine bakarak yorum yapılması yanıltıcı olur. İhale tersine de sonuçlanabilirdi. Her olayı kendi özel koşullarında değerlendirmek gerekir" dedi.

SPK incelemeyi derinleştiriyor

PETROL-İş Sendikası'nın savcılığa yaptığı suç duyurusunun ardından Tüpraş'taki yüzde 14.76 oranındaki hissenin satışı ile ilgili SPK tarafından yürütülen soruşturma derinleşerek sürüyor. SPK yönetimi, "hisse satışından kamuoyunun bilgilendirilmediği, ön görüşmelerin Global Menkul Kıymetler'le yürütüldüğü blok satışın bilgi sahibi olduğu öne sürülen bu aracı kurumla sonuçlandırıldığı" iddiasını araştırıyor. SPK, incelemelerini derinleştirirken Özelleştirme İdaresi'nden şu yönde bir açıklama geldiği belirtiliyor: "ÖYK, yılbaşında özelleştirme portföyündeki bazı kuruluşlardaki kamu paylarının satışı için genel bir yetki verdi. Hangi kuruluşa ait, ne miktarda hissenin, ne zaman satılacağını ilan edip, satışı gerçekleştiremeseydik spekülasyon olurdu."

Tüpraş'ın kârıyla Galataport'a talipler

İSRAİLLİ Ofer Ailesi'nin Global ile ilişkisi Tüpraş özelleştirmesiyle sınırlı değil. Bu ortaklık sadece akaryakıt değil doğalgaz ve petrokimya alanında da Türkiye'de yatırım hedefliyor. Global Yatırım Holding Başkanı Mehmet Kutman ile birlikte Ofer kardeşlerin yılbaşında Petkim'i ziyaret ettiği belirtiliyor. Rusya'dan doğalgaz alıp Avrupa'ya pazarlamayı hedefleyen Ofer Ailesi'- nin Global aracılığıyla Petkim için de nabız yokladığı kaydediliyor. Özellikle enerji dağıtım ve iletim özelleştirmelerini bekleyen Global-Ofer'in İgdaş'ın da özelleştirmesini mercek altına aldığı bilgisi veriliyor. Tüpraş ihalesi sonrasında Global-Ofer'in şimdiki hedefi Galataport. Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) A.Ş. Genel Müdürlüğü'nce Sahpazarı-Karaköy Kruvaziyer Liman Kompleksi (Galataport) için özelleştirme çalışmaları başlamış bulunuyor. Global yetkililerinin henüz ihale yapılmadan oluşacak fiyat ile ilgili kamuoyu oluşturmaya çalıştığı söyleniyor. Bu amaçla yatırım kuruluşlarından Galataport ihalesinde "makul fiyatın" ne olduğu soruluyor.[2]

Kutman'ın arkasında kim var? 

Bu ne duyarsızlık inanamıyorum, inanamadığım sizlersiniz ey okur. Yemeyenin malını yerler, birileri YİNE sizin ‘babanızın tapulu malını' gözünüzün içine baka baka, sizleri hiç ciddiye almadan üstelik büyük lokmalarla yiyor, siz öyle durmuş seyrediyorsunuz. Özelleştirme altında satılanlar kimin malı, sanırım Necip Türk milleti-sizler hâlâ farkında değilsiniz, onlar sizin malınız efendim. TÜPRAŞ, GALATA Limanı, ihaleye çıkarılan TV'ler, radyolar, araziler, hepsi sizin ‘babanızın tapulu malı' ve... Hiçbir demokraside halkın malı bu kadar gizli kapaklı ve alengirli satışlara konu olmaz-olamaz...

Hakkınızı arayın, milletvekillerinizi-hukuku göreve çağırın, tekrar edeyim; halkın malı bu kadar gizli kapaklı ve alengirli satışlara konu olmaz-olamaz-olmamalı.

KUMARHANE AÇMA SÖZÜ ALDILAR MI? Son olanlara bakalım; ANAP eski Başkanı Mesut Yılmaz'ın kuzeni, Global Finans'ın patronu Mehmet Kutman, İsrailli silah satıcısı-kumarhane işletmecisi Bay OFER ile birlikte, AKP Hükümeti'yle el sıkışıp, arkasında cevapsız onlarca soru bırakarak ‘kamu mallarını' aldı. 5 ay önce TÜPRAŞ'ın yüzde 15'ini, gizlice-kimseye duyurmadan, kapalı kapılar ardında AKP Hükümeti'nden satın aldı. Sonra, 5 ay içinde bu sessiz alımdan 5 katı-milyar dolarlar kazandı. Sizin malınız satıldı, peki ya sizin cebinize ne girdi, nerede SİZİN HUZUR HAKKINIZ EY OKUR, kimde?!

Ardından sizin cebinizden kazandığı milyarlarca dolar ile Galata-Karaköy Limanı'nı aldı, bitmedi, sıkı durun; SİZİN TAPULU MALINIZA-limanınıza TAM 15 YIL KİRA ÖDEMEYECEK (son derece sembolik bir para verecek), evet, aynen öyle, SİZE 15 yıl KİRA YOK...

Bu arada OFER'in ortağı KUTMAN ile satın aldığı Kuşadası ve Galata limanlarında ‘KUMARHANE AÇACAĞI', AKP Hükümeti'nden ‘KUMARHANELERİN YENİDEN AÇILACAĞI' yönünde söz aldıkları da öne sürülüyor.

MAVİ AKIM'DA YİNE ONLAR Mesut YILMAZ'ın kuzeni Mehmet KUTMAN'la beraber hareket eden Bay OFER iddialara göre önümüzdeki kısa vade içinde de MAVİ AKIM projesi ile Türkiye'ye getirilecek olan Rus doğalgazını Ceyhan körfezinden İSRAİL'E GÖTÜRMEYE HAZIRLANIYOR.

Mavi Akım Projesi-GASPROM denilince hiç şüphesiz akla hemen Mesut YILMAZ geliyor, malum o meşhur Moskova görüşmeleri...

KUTMAN 7 LİMANIMIZI DAHA ALMAK İÇİN GİZLİ GÖRÜŞME YAPTI Bitmedi. Mehmet Kutman'ın, Hong Konglu ortağı ile de AKP Hükümeti'nden Maliye Bakanı Unakıtan ve ULAŞTIRMA BAKANI Binali Yıldırım'la ‘SİZİN tam 7 limanınızı daha almak' için ‘gizli pazarlık' yaptığı da ortaya çıktı... Sizin 7 limanınız, İzmir, Mersin, İskenderun, Haydarpaşa, Derince, Bandırma ve Samsun limanlarınız da elinizden sessizce alınmak üzere.

Hiçbir demokraside halkın malı bu kadar gizli kapaklı satışlara konu olur mu ey halk, cevap verin orada mısınız?! Nerede MHP-CHP-DYP, nerede sivil toplum örgütleri?!

TURGUT YILMAZ ARKADAKİ GİZLİ İSİM Mİ? Ve nihayet MEHMET KUTMAN dün de SÜPER FM radyosunu 33 milyon dolara üzerine geçirdi, 13 milyon dolardan satışa çıkan radyo, rekor fiyata; 33 milyon 100 bin dolara satıldı. Ancak Kutman akşamüzeri "Süper FM'i ben almadım. Alakam yok" diye açıklama yaptı.

Gelgelelim son günlerde kiminle konuşsam baktım aynı sorunun cevabını arıyorlardı; Peki KUTMAN bu kadar parayı-gücü nereden buluyor, YOKSA KUZENİ TURGUT YILMAZ MI ARKASINDA DURUYOR?

Tam bu kaynayan kulis noktasında duralım, Mesut ve TURGUT YILMAZ kardeşler ile kuzen Mehmet KUTMAN hakkındaki arşiv-gazete haberine zoom yapalım;

KUTMAN ADI YÜCE DİVAN'DA GEÇİYOR ‘Mesut Yılmaz Başbakan iken, Kutman'ın Global Menkul Değerler'i, TBMM Yolsuzluk Araştırma Komisyonu'nda özel olarak incelemeye alınmıştı. Halen devam eden Yüce Divan'daki yargılamada da Kutman ve şirketinin ismi sıkça geçiyor.

"KREDİ VERECEKSİNİZ, ÇÜNKÜ YILMAZ'IN YEĞENİDİR" Yüce Divan'a ifade veren Yurtbank'ın eski sahibi Ali Balkaner'in iddiasına göre; Güneş Taner, Balkaner'i arayarak Global Menkul Kıymetler'in sahibi Mehmet Kutman'a 2 trilyon kredi verilmesini istedi. Güneş Taner, Balkaner'e; "Kutman, Yılmaz'ın yeğenidir, unutma" diyerek de hatırlatmada bulundu. Balkaner, "1 trilyon verebileceğimi söyledim, ‘2 trilyona ihtiyaç var' dediler. Emlak Bankası'ndan 1 trilyon over night kredisi açtılar. Ben bu parayı faiziyle alınca, bankama el konuldu" demişti.

POAŞ İHALESİNDE KATILIMCIYA TEHDİT

 İşadamı Hayyam Garipoğlu, 1998'de

POAŞ ihalesini kazanmasına rağmen şirketin kendisine verilmemesinin nedenini, verdiği ifadede şöyle açıklıyordu: "Mesut Yılmaz'ın akrabası Mehmet Kutman, ihale salonunda beni tehdit etti. ‘İhaleye girme, kazansan da sana verilmeyecek' dedi. İhalede fiyatı 1 milyar 160 milyon dolara kadar yükselttiğim için, istedikleri şahıslara ucuza veremediler."

ÜZEYİR GARİH CİNAYET DOSYASI

Arşivlerden bir başka çook ilginç haber daha; ‘Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili çeşitli iddialar arasında, Bulgaristan- Türkiye bağlantılı 600 milyon dolarlık projeden bahsediliyordu. Mesut YILMAZ'ın Bulgarlara, Gorna-Arda santral inşaatı ve Meriç otoyolu projelerini... Holding'e vermeleri için tavsiyede bulunduğu öne sürülmüştü. Kulislerdeki iddiaya göre kuzen Mehmet Kutman da projeye ortak olacaktı ama...

ULUĞBAY İNTİHARI Ve son arşiv alıntısı; ‘Mehmet Kutman'ın adı bol bol, "asılsız haberler ve çeşitli söylentilerle borsayı düşürmeye çalışanlar ve manipülasyon yapanlar" arasında geçiyordu. 5 Temmuz 1999 günü "Türkiye'ye devalüasyon önerdiği belirtilen IMF belgesinin sızdığı" tartışması bunlardan biriydi. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, IMF belgesini borsacı kuzeni Mehmet Kutman'a sızdırdığının dedikodusu dillere düştü. Hatta bu olayın Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Hikmet ULUĞBAY'ın 6 Temmuz 1999 günü İNTİHAR etmesine neden olduğu da söyleniyordu.'

Tamam, sıkıldım ey okur... Eski bildik hikâyeler devam ediyor, ben 10 yıldır BUZA yazıyorum. AKP Hükümeti bunları temizleme vaadiyle iktidara geldi ama KUTMAN'la gizli toplantı yaptığı öne sürülen AKP'li bakanların şimdi geldikleri noktaya bakınız... Kutman üstelik daha ÇOOOK alım yapmaya devam edecek... Arkasında kim var-yok göreceğiz.

Bana ‘sen ne cesursun bunları nasıl yazıyorsun, başına bir iş gelir' diyorlar, ben cesur değilim-sıradanım efendim, siz o kadar suskunsunuz ki size öyle geliyor.[3]

Galataport!

Kamuoyunun TÜPRAŞ ihalesiyle tanıdığı Ofer Ailesinin son hamlesi Galataport'a verdiği 3.5 milyar Euro'luk (yaklaşık 4.3 milyar dolar) teklif oldu. TÜPRAŞ ihalesinden kısa bir süre içinde 800 milyon dolara yakın kar eden Sami Ofer, oğlu Eyal'in başkanlığını yaptığı Royal Caribean Cruise şirketinin önderliğindeki konsorsiyumla Galataport'un 49 yıllığına işletmesini aldı. Galataport için verilen rakamın TÜPRAŞ'ı bile geçmesi, diğer teklifleri ise üçe katlaması kafalarda soru işareti oluşturdu. Bugün Akdeniz Çanağı'nda kruvaziyer turizminin yıllık cirosu 25 milyar dolara ulaşmış durumda. Galataport'un   işletmeye alınmasıyla birlikte kruvaziyer turizmi çok önemli bir merkeze kavuşacak. Uçakla doğrudan İstanbul'a indirilecek turistler, Galataport'a yapılması planlanan otellerde ağırlandıktan sonra gemilerle tura başlayacaklar. Galataport'un 2008 sonu 2009 başı gibi faaliyete geçmesi bekleniyor. Aynı dönemde RCC'nin sipariş ettiği 4 yeni dev yolcu gemisinin de denize indirilmesi planlanıyor. Söz konusu dört geminin İstanbul çıkışlı turlar için kullanılması planlanıyor. Temmuz'da yasalaşan "Torba Özelleştirme Kanunu"ndaki bir maddenin Kutman-Ofer ikilisinin aldığı Galataport'a imar avantajı sağladığı iddia ediliyor. Torbadaki "Madde 13", sadece, yine Kutman'a ait olan Egeport ile Galataport'u ilgilendiriyor. Buraların imarını Kıyı ve SİT kanunundan bağımsız hale getiriyor. Alana "Dilediğini yap" diyor... Verilen fiyat vergi dahil 5 milyar doları aşacak. Ancak bu para 3 yılı ödemesiz 100 milyon dolarla başlamak üzere 46 yıllık taksitler halinde ödenecek. Şaşkınlığın nedeni, ihalede 4.3 milyar dolar teklif veren Royal Carribean Ortak Girişim Grubu'nun, en yakın rakibine 3 milyar dolar fark atması. Peki, böylesine büyük bir fark nasıl ortaya çıktı? İşin sırrı, Galataport'a tanınan "özel imar" hakkında.

Ofer Mavi Akım'dan da çıktı 

Başbakan Ariel Şaron başta olmak üzere İsrailli yetkililerle görüşen Gasprom heyetinin buluştuğu tek işadamı Ofer'di

İsrailli OFER Galataport'u aldı. Ve. Sıra geldi pastanın asıl büyük dilimine, Mesut YILMAZ'ın kuzeni Mehmet KUTMAN'la beraber hareket eden OFER iddialara göre önümüzdeki kısa vade içinde de Mavi Akım projesi ile Türkiye'ye getirilecek olan Rus doğalgazını Ceyhan körfezinden Ortadoğu ve Avrupa'ya pazarlayarak, Türkiye'nin enerji alanında ‘söz sahibi' olmaya hazırlanıyor.

Şimdi sıkı durun, biliyor musunuz ki BAY OFER yaklaşık bir yıl önce sessiz sedasız özel uçağı ile Ceyhan'a gelip incelemeler yaptı, tesis kurabileceği araziler baktı. Evet, tam bu nokta arşivlerde gözden kaçan haberleri tarayarak OFER'in ‘Türkiye'nin enerji alanına yönelik niyetini' açıkça ortaya çıkarabiliriz, haberlere bakıyoruz;

OFER MAVİ AKIM'DAN DA ÇIKTI Ruslar, Karadeniz'in altından geçerek Samsun'a çıkan ve oradan Ankara'ya uzanan Mavi Akım doğalgaz hattının, Ceyhan'a kadar uzatılmasını ve burada tesis edilecek terminalle Rus doğalgazının İsrail'e kolayca satılmasını istiyor.

Bu satırlar, AKŞAM Gazetesi'nde strateji üzerine yazılar yazan emekli Orgeneral Kemal Yavuz'un 1 Eylül 2004 tarihli makalesinden alındı. Eğer, o gün Rusya'nın Kuzey Osetya bölgesinde okul baskını olayı meydana gelmese ve Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin, Türkiye ziyaretini iptal etmeyip 2 Eylül günü Ankara'ya gelseydi muhtemelen bu konu da ele alınacaktı.

OFER SESSİZ SEDASIZ CEYHAN'A GELİP ARAZİ BAKTI İsrailli bir işadamının 24 Haziran 2004 günü özel uçağı ile Adana'nın Ceyhan ilçesine yaptığı ziyaret, bir tarafında Rusya'nın doğalgaz şirketi Gasprom, diğer tarafında Türkiye'nin bulunduğu Mavi Akım projesini daha da ilginç hale getiriyor. 24 Haziran'da Ceyhan'a günübirlik gelen, Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ile görüşüp Ceyhan Körfezi'ni gezen kişi Ofer Şirketler Grubu (Ofer Brothers Group) Başkanı İdan Ofer'di.

24 Haziran günü Ceyhan'a gelen Ofer, önce Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ile görüştü, ardından başkanla birlikte Ceyhan Körfezi'ni gezdi. Ofer ile yaptığı görüşmeyi anlatan Belediye Başkanı Sözlü, "Ankara'ya kadar gelecek olan Rus doğalgazını, Ceyhan'da kuracağı terminalle Ortadoğu ülkeleri ve Avrupa'ya pazarlamak istediğini belirtti. Bizden hiçbir talebi olmadı. Kendisine Ceyhan Körfezi'ni gezdirdim. Oradaki bir arsaya baktı. Hükümetin kendilerine serbest bölgede de yer tahsis edebileceğini, burada 10 bin dönüm kadar boş kullanım alanı olduğunu söyledim. Teşekkür edip ayrıldı" diyor. Ofer, o gün Tekfen'in Ceyhan'daki yetkilisi Alpaslan Sümer ile de bir görüşme yaptıktan sonra, Ankara'ya uğramadan Türkiye'den ayrıldı.[4]

Ofer, Ceyhan'a yaptığı bu ziyaretten 25 gün önce İsrail'de Rus Gasprom heyeti ile buluşmuştu. Mayıs ayı sonunda İsrail'e giden ve Başbakan Ariel Şaron başta olmak üzere İsrailli yetkililerle görüşen Gasprom heyetinin buluştuğu tek işadamı Ofer'di. Görüşmelerin odağında ki konu, Ankara'ya kadar uzanacak olan Rus doğalgazının İsrail'e nasıl ulaştırılacağıydı.

Birinci seçenek, tıpkı Karadeniz'e döşenen borular gibi, Akdeniz'e döşenecek 384 kilometrelik borularla gazın İsrail'in Hayfa limanına ulaştırılmasıydı. İkinci seçenek ise, Rusya veya Türk limanlarında kurulacak doğalgaz terminalleriyle sıvılaştırılmış olan doğalgazın gemilerle İsrail'e taşınması.

Mavi akım projesi-GASPROM denilince hiç şüphesiz akla hemen Mesut YILMAZ geliyor, malum o meşhur Moskova görüşmeleri ve tesadüfe bakın ki bugün OFER'in Türkiye'de yaptığı tüm alımlardaki ortağı-danışmanı da Mesut YILMAZ'ın kuzeni Mehmet KUTMAN...

Rusya'da da yatırımları olan Ofer'in bir diğer özelliği "Davos Zirvesi" olarak bilinen ve devlet başkanlarıyla başbakanları işadamları ile buluşturan Dünya Ekonomik Forumu toplantılarının müdavimlerinden olması.

ERDOĞAN'IN KARDEŞİ OFER İÇİN Mİ ÇALIŞTI? Davos zirvesi denilince bir ara notu, yine son haftalarda medyada yer alan bir iddiayı paylaşalım, Yavuz SEMERCİ'nin haberi; ‘Bir dostum, OFER ailesinin ERDOĞAN'la ilk temasın AKP'nin birinci kuruluş yıldönümü törenlerinin yapıldığı gün, Ankara Bilkent Oteli'nde gerçekleştiğini anlattı. Henüz teyit ettiremedim ama toplantıda Egemen Bağış çevirmenlik yapmış. Ofer, odaya girer girmez, ilk tanışma faslının ardından Başbakan'a "Mustafa nasıl" diye sormuş. Başbakan Erdoğan şaşırarak "Hangi Mustafa" deyince, Ofer, "Sayın Başbakan, kardeşiniz Mustafa Erdoğan'ı soruyorum. Kendisi bizim gemilerimizde uzun yıllar çalıştı" demiş.'

Evet, buradaki iddia da çok önemli, ERDOĞAN'ın kardeşinin bir tarihte OFER için çalıştığı...

Tekrar ana konumuza dönelim; bu defa Murat YETKİN'in kaleminden son derece ilginç-gözden kaçan bir detayı öğreniyoruz, aynen aktarıyorum;

MAVİ AKIM-MESUT YILMAZ-KUZEN KUTMAN VE AKP? ‘Enerji Bakanı Hilmi Güler 6 Ağustos Cumartesi gecesi THY'nin tarifeli seferiyle İsrail'e uçtu. Beraberinde Enerji ve Dışişleri bakanlıklarından üst düzey yetkililer de bulunuyordu.

7 Ağustos Pazar sabahı Kudüs'te temaslara başladılar ve çok yoğun bir gün geçirdiler. Önce, geçtiğimiz ay Güler'e bu daveti yapan İsrail Enerji Bakanı Benyamin Beneliezer, ardından Başbakan Yardımcısı Şimon Perez ve nihayet enerji konusunda Türkiye ile iş yapmak, Türkiye'de yatırım yapmak, özelleştirme projelerine girmek isteyen işadamlarıyla görüştükten sonra, gece uçağı ile Türkiye'ye döndüler.

Güler ve heyeti Türkiye'ye belli bir anlaşmayla değil ama geniş bir işbirliği çerçevesi ile döndü. Bu çerçeveyi, Türkiye ve İsrail'in, gerçekleştiği takdirde Ortadoğu'nun görünüm ve dengelerini değiştirebilecek güçte enerji projeleri olarak çizmek mümkün. Enerji kaynakları, bu projeler, fikir düzeyinde Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin'in mayıs başında yaptığı İsrail ziyaretinde, bir sonraki gün Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e yaptığı ziyarette ve geçtiğimiz ay Erdoğan ile Putin'in Soçi'de iki gün boyunca yaptığı görüşmelerde de gündeme geldiğine işaret ediyorlar.

Erdoğan'ın İsrail gezisi sırasında, Rusya'dan Türkiye'ye doğalgaz taşıyan Mavi Akım hattının, Türkiye'nin Irak'tan ve (Kasım ayında işletmeye açılması beklenen) Azerbaycan'dan Gürcistan üzerinden gelen petrolün terminali olan Ceyhan'a uzatılması konusunun görüşüldüğü biliniyor.

Rusya'nın da desteğini alan bazı girişimciler, bu hattın daha sonra (Akdeniz altından) İsrail'in kuzeyindeki Hayfa limanına inşa edilmesini öngörüyorlar.

İsrailliler, Aşkelon ile Kızıldeniz'in Akabe Körfezi'ndeki Eylat Liman kenti arasında zaten mevcut olan bir petrol boru hattını tadil ederek, Rus petrolünü (ve doğalgazını) Kızıldeniz'e indirerek, Uzakdoğu pazarlarının kullanımı bir alternatif oluşturulabileceğine inanıyorlar.

Ve bu hatta yani CEYHAN'DAN İSRAİL'E-HAYFA'YA UZANAN BORU HATTINI DA isteyen işadamlarına başında Ofer Grubu'nun başkanı İdan Ofer bulunuyor.'

Evet, uluslararası ilişkileri, Türkiye planları, siyasi bağlantılarıyla OFER haberleri, ulusal-stratejik menfaatlerimiz, enerji yatırımlarımız adına son derece yakından, dikkatle izlenmesi gereken önem arz ediyor.

OFER'in bugüne kadar yaptığı sessiz sedasız alımlar bundan sonra oldukça gürültü koparacağa benziyor.

OFER'IN İÇİNDE BULUNDUĞU FOTOĞRAFIN BÖLGE POLİTİKALARI ADINA DA SON DERECE KARIŞIK SİYASİ MANALARI VE DE ŞAİBELERE KONU OLACAK BOYUTU BULUNUYOR.[5]

Soros, kıskançlıktan kıvranıyordur!

İngiltere krizini önceden bildi; girilecek gün girdi, çıkılacak gün çıktı, çok kazandı. Asya krizini öngördü, "voliyi" o vurdu. George Soros, şimdi "Ankara'daki Ofer'lemeyi" duyunca kıskançlıktan kıvranıyordur. Adamın midesine kramplar giriyordur. Çünkü George Soros gibi "fırlama beyinli bir banker" bile 6 ay gibi kısa bir zamanda 446 milyon dolar yatırıp 800 milyon dolar kemiksiz (net gelir) kazanamamıştır.

Ancak Ankara'da olur.

Ancak Ankara yapar.

Ancak Ankara başarır.

TÜPRAŞ'ın ilk alıcıları mahkemeden ters yüz olup geri dönünce bu şirketin ikinci kez satılığa çıkartılacağı bilindiği halde bir gecede, kimseye haber vermeden, ihale açmadan, borsayı, SPK'yı haberdar etmeden Ankara'da TÜPRAŞ'ın yüzde 14,76'lık hissesinin büyük çoğunluğunu Sami Ofer adlı bir iş adamına sattılar.

Hâlbuki: Başbakan'ın, ilgili bakanın, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun üyesi beş bakanın haberi olmadan satamazlar.

Nasıl yaptılar?

Açıklamaları gerekir.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bir açıklama yaptı. Yüzde 14,76'yı satmasaydık bu pay da son ihalede alıcı Koç Holding'e gidecekti. Devlet de 446 milyon dolardan olacaktı demeye getiren sözler söyledi.

İnandırıcı olmadı.

Çocuklar bile güler!

Ayırırdınız yüzde 14,76'yı, kalan yüzde 51'i satardınız. Sonra da değerlenmiş fiyat üzerinden yüzde 14,76'yı büyük alıcıya devrederdiniz. 800 milyon dolar da Ofer'in kasasına değil, devletin hazinesine giderdi. Nitekim geçmişte Petrol Ofisi özelleştirmesinde bu yol izlenmişti.

Maliye Bakanı'nın bu "çocuk güldüren" açıklaması "benim gibi birini bile banker olmaya" tahrik ediyor.

Ben de banker olsam.

Arkama bir takım uyduruk isimli yabancı fonları taksam. Kalkıp yarın Ankara'ya gitsem. Erdemir satılığa çıkartılacak. Ve iyi de para edeceği biliniyor. Bana da Erdemir'in yüzde 15'ini uygun fiyata satın, kimseye haber vermeyin desem!

Kabul ederler mi?

Kabul ederlerse, ben de 10 gün içinde 700-800 milyon dolar kazanan "öngörüsü yüksek, çok başarılı" bir iş adamı olurum.

TÜPRAŞ'ı Ofer'e verdiler.

Ben ERDEMİR'i isterim.[6]

Hükümet içinde zıt dinamikler

Bir şeyin adını koyalım: Tüpraş'ın yüzde 51 hissesinin ihaleyle satışı şeffaf, kamu vicdanında hiçbir soru işareti doğurmayan, adam gibi özelleştirmedir.

Tüpraş'ın yüzde 14.76'lık hissesinin Global Menkul Kıymetler aracılığıyla borsada İsrailli yatırımcı Sami Ofer satışı ise, en utanç verici örnekleri eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin döneminde görülen ahbap-çavuş usulü özelleştirmedir. Başkan Vlademir Putin şimdi o özelleştirmelerin hesabını soruyor, yağmalanan kaynakların, çok büyük bölümü (en az 200 milyar dolar) Rusya dışına çıkarılmış gayrimeşru servetlerin izini sürmeye çalışıyor.

Yanlış anlaşılmasın; Global-Ofer olayında ahbap-çavuş ilişkileriyle oluşmuş ya da örülmüş çevrelere kıyak yapıldığını, rant sağlandığını iddia etmiyoruz. Asla! Sadece satış yönteminin ahbap-çavuş anlayışıyla, o anlayışın sürüklediği kaçınılmaz zemin olan savruklukla, "Ben yaptım oldu" aldırmazlığıyla, hatta aymazlığıyla yürütülüp sonuçlandırıldığını söylemek istiyoruz. Ve bu anlayışın vicdanlarda rahatsızlık yarattığını vurgulamaya çalışıyoruz.

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in SABAH'a yaptığı değerlendirmeler rahatsızlığın sadece bize ve kamuoyunun geniş bir bölümüne özgü bir duygu olmadığını gösteriyor. Abdullah Gül başkanlığında kurulan ilk AK Parti hükümetinde özelleştirmeden de sorumlu olan Şener, kendi döneminde hiç borsada toptan satış yoluyla özelleştirme yoluna başvurulmadığını belirterek ve "Ben olsam öyle yapmazdım" diyerek, bu işte -en hafif ifadeyle- bir terslik olduğunu ima ediyor.

Özelleştirmenin günümüzdeki sorumlusu Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ise Sami Ofer'e satışın "Babalar gibi" arkasında duruyor. Gerekçesi de şeytana bile pabucu ters giydirecek cinsten: O zaman o yüzde 14.76'lık hisse borsada satılmasaymış, şimdi bedavaya gidecekmiş! Çünkü yüzde 51'lik hisseye 4 milyar 1450 milyon dolar ödeyen Koç-Shell ortak girişim grubu, yüzde 65.76'lık hisseye de aynı fiyatı verecekmiş! İnandıysanız, ikna olduysanız, sorun yok![7]

Bu olaya olumlu yaklaşanlar da var:

"Koç düzen koyucu sermayedir!"

Düzen sağlayıcı sermaye, merkez sermayesi ile koordineli ve uyum içinde çalışabilen dünya sisteminin düzenli işleyebilmesi için gereken güce ve yeteneğe sahip sermayedir. Türk ekonomi tarihini incelediğimizde Koç Grubu'nun bir tipik çevre ülkesi olan Türkiye'de düzeni sağlama görevini uzun süreden bu yana yüklenmiş olarak görebilirsiniz.

Özal dönemi ile Türk sermayesi içinde çözülme ve düzensizlik başlamış, bu çözülme ve düzensizlik hem Türkiye'deki sistemi tehdit eder bir duruma gelmiş hem de dünya kapitalist sisteminin sağlıklı işleyişini tehdit etmeye başlamıştır. Hele AKP öncesinde yaşanan ekonomik kriz dünya kapitalist sisteminin merkezinde ciddi bir kaygıyla karşılanmış, Türkiye'deki düzensizliğin sistemin bütününü tehdit edecek boyutlara gelmesinden korkulmuştur. AKP Hükümeti aslında düzeni bir şekilde yine sağlamaya çalışmıştır, ancak onların da yeni bir sermayedar grubu yaratma konusunda ideolojik takıntıları tam da toparlanmak üzere olan sistemde yeni bir delik açılmasına neden olmuştur.

Son atılımlarıyla gördüğümüz üzere Koç Grubu sistemin Türkiye halkasında düzeni sağlama işine yine girişmiştir. Son kazanılan ihaleler de göstermektedir ki Koç bu giriştiği işte son derece kararlıdır da. Bu gelişme Türkiye'nin geleceği açısından son derece olumludur. Çünkü kapitalist dünya sistemi içinde kalıp da sisteme aykırı düşme olasılığı katiyen yoktur. Buna girişen ülkeler büyük krizler ve çalkantılar geçirirler (Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi; Arjantin'in yaşadıklarına özellikle dikkat).

Dolayısıyla Koç'un son dönemde yaptığı atak ülkenin geleceği açısından son derece hayırlıdır. Koç tipik bir çevre ülkesi olan Türkiye'de sistemin düzenini sağlama işine tekrar aktif olarak girişmiştir, yani Türkiye tekrar merkez ülkelerine normal, sorunsuz bir şekilde eklemlenecektir, burası kesindir. Çünkü merkez ülkelerdeki sermaye, dünya sisteminin geleceğini teminat altına almak açısından Koç Grubu'na Türkiye'deki düzeni sağlaması için tam olarak güvenmektedir. Olan bitenin anlamı şudur; eğer büyük bir siyasi veya sosyolojik olay olmazsa Türkiye'de ekonomik kriz olasılığı ortadan kalkmıştır. Koç Grubu'nun son yaptığı atılımlar bunun güvencesidir. Bu gerçeği önemli bir başka dinamik güç daha görmektedir, örneğin İsrail sermayesinin Türkiye'ye ilgilerinin çok artmış olması da bu yeni güvenin bir başka göstergesidir, bunun yanında gelişmeleri yakından takip eden bir işadamı dostumun bana söylediği, İstanbul'da Yahudilerin çok uzun yıllar sonra yine ev sahibi olmaya başladıklarıdır. Yahudiler geleneksel olarak kiralık evlerde otururlardı, çünkü bir olası kriz durumunda hemen ülkeyi terk edebilme kozunu elde tutmak isterlerdi. Son dönemde ev sahibi olmaya başlamaları da ülkenin geleceğinden duydukları güvenin bir göstergesi olarak yorumlanıyor piyasada.

Bütün bunlar güzel gelişmeler, çünkü piyasa ekonomisinin güzel işleyebilmesi düzen kurulabilmesine bağlıdır ayrıca ekonomide düzenin tekrar kurulması siyasette de düzeni getirecektir. Çünkü eski arkadaş Marks'ın dediği gibi altyapı (ekonomi) üstyapıyı (siyaset) kesinlikle belirler.[8]

Bu arada Uzanlar da gündemde:

Uzanlar: Dimdik ayaktalar!...

Son olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) karşı giriştikleri teşebbüs Uzanlar'ın gerçekten hâlâ ‘ayakta' olduklarını gösteriyor.

TMSF Uzanlar'ın tüm mal varlıklarına (Telsim dahil) el koymuştu. Böylece bir anlamda Devlet Telsim'in sahibi olmuş, bunun yasal sonucu olarak borçlarını da üstlenmek durumunda kalmıştı.

Dünyanın dört bir yanında ellerini-kollarını sallayarak dolaşan Uzanlar'ın elleri ise armut toplamıyordu.

Son olarak New York'ta avukatları aracılığıyla mahkemeye bir dilekçe verdiler:

"Telsim'in yüzde 66'sını, çimento ve medya şirketlerinin hisselerini borçlarımız karşılığında Motorola'ya bırakıyoruz."

Amerikan mahkemesi bu ifadeyi dava dosyasına koydu.

Bu durumda Motorola, Uzanlar'dan kolay kolay alamayacağı 2.8 milyar doları, Uzanlar'ın malvarlığına el koyan TMSF'den isteyebilecek ve işin kötüsü alabilecek.

Henüz o aşamaya gelinmedi: Motorola'nın avukatları hâlâ ‘kibarlık' dönemindeler ve şimdilik şu açıklamayı yaptılar:

"Telsim hisse veya aktiflerini almak isteyenlerin bu şirketin yüzde 66'sının Motorola'ya ait olduğuna ilişkin bir ABD mahkemesi kararı olduğunu bilmeleri gerekiyor."

Bunun anlamı şudur:

-Satışa çıkarıldığında Telsim ve adı geçen kuruluşlara kolay kolay alıcı çıkmaz.

-Eğer alıcı çıkar da mallar satılırsa, Motorola Telsim'den alacağını Türkiye Cumhuriyeti'nden isteyebilir.

-Eğer satılmamışsa Motorola Telsim ve diğer kuruluşları talep edebilir.

-Böylece Uzanlar, mallarını boş yere kaptırmış olmak yerine, Motorola'ya olan borçlarını ödemiş olurlar.

Meğer Hakan Uzan doğruyu söylüyormuş: ‘Hâlâ dimdik ayaktalar'.[9]

Ofer'leme, AKP'yi sarsar, Başbakan'ı sallar!

Çok bilgi, çok belge, çok bağlantı çıktı. İsrail'in çok okunan, güvenilir gazetesi Haaretz, "Bizim Ofer, sadece İsrail'de değil her gittiği ülkede hükümetleri maymun gibi oynatır" diye başlık attı.

Ofer, oynatıcı çıktı!

Hükümet maymun!

Adı, özelleştirmeydi.

Ofer'lemeye dönüştü.

Yöntemi; "yap-işlet-devret"ti, "Ofer'le-maymunlaştır-tahsil et"e çevrildi. Çok bilgi, çok belge, çok bağlantı çıktığı için dikkatler ağaçlara odaklandı.

Orman unutuldu.

Oysa asıl olan ormandır. Çünkü unutulan orman, orman olmaktan ve verimli olmaktan çıkar. Seçkin dikkatinize şu özeti sunarım:

TÜPRAŞ satıldı. Özelleşti.

Yerli özel sektör ile Rus sermayesi bir olmuş, TÜPRAŞ'ı "Özelleştirme İdaresi'nden" satın almışlardı. İşçilerin sendikası Petrol-İş'in bir yaman avukatı ortaya çıktı. Sosyetede görünmez, magazin dünyasında adı geçmez, büyük holdinglerin, bankaların, global yabancı şirketlerin davalarına bakmadığı için tanesi 50 dolarlık purolardan da içmez, lüks yatlara da binmez bir işçi sınıfı avukatı olan Gökhan Candoğan, "bu satış kusurludur, yasaya aykırıdır, hukuka oturmaz" diyerek dava açtı.

Küflenmiş kafalı!

Eskimiş tüfek!

Pis komünist!

Diye yazdılar.

Özelleştirmeyi engelliyor, "vizyonsuz vatan haini" diye köpürmüş ağızlarla kızdılar. Fakat hukuk "bu küflenmiş kafalı avukatı" haklı buldu. 4 rafinerisi olan, yılda 300 milyon dolar kâr eden, 12 milyar dolar ciro yapan, yüksek vergi veren, Türkiye'nin en büyük 5 şirketinden biri ve kendi bölgesinin en yüksek rafineri kapasitesine sahip TÜPRAŞ'ın ilk satışını iptal etti.

İkinci satış yapıldı.

Onu Koç Holding ile Shell ortaklığı, ilk satıştan 3 misli kadar yüksek fiyatla satın aldı. Bu kez de "Vatansever avukat TÜPRAŞ'ımızın değerini korudu, ülkeye milyar dolarlar kazandırdı" diye yazdılar.

Bunlar yazılır ve "satışı durdurucu işçi sınıfı avukatı ile yeni alıcı Koç Holding göklere çıkartılırken" ilk satış sonrası TÜPRAŞ'ın yüzde 14,76 hissesinin, borsaya, SPK'ya, halka, öbür alıcılara haber verilmeden gizlice Sami Ofer adlı İsrailli bir büyük işadamına "gizlice satıldığı" ortaya çıktı.

Yasaya aykırı.

Özelleştirmeye ters.

Eşitliği yaralayıcı.

Ve Sami Ofer ile onunla ilişkili fonlara 6 ayda 800 milyon dolar kazandıracak bir rant yaratıldığı ortaya çıktı. SPK'nın Başkanı Doğan Cansızlar; "bu satışın içerden bilgi sızdırarak ticaret yapmaya girip girmediğini araştıracağız" demeye getiren bir çıkış yaptı.

Soruşturma başlattı.

Hükümet çatladı.

Özelleştirmeden sorumlu bakan ilan edilip işe başlamış, sonra özelleştirme elinden alınmış bakanlardan Abdüllatif Şener, "ben olsam böyle yapmazdım" diyerek Ofer'e gizli kazanç sağlandığını söyleyenlere destek çıkan bir tavır gösterdi. Bu arada Meclis'e AKP'den girmiş, sonra bu partiden ayrılmış bir milletvekili, Emin Şirin de "Ofer'in Türkiye'deki ortağı ve işlerinin takipçisi olan Global'in sahibi Mehmet Kutman'ın Kurban Bayramı'nda Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile Hong Kong'a, Ramazan Bayramı'nda da Romanya'ya gidip gitmediğini" soran bir önerge verdi. Başbakan Erdoğan'ın da Ofer'in işlerin başındaki oğlu Eyyal Ofer'le otel odalarında görüştükleri yazıldı.

Ve çok anlamlı!

Düşündürücü!

Aptalı bile uyandırıcı!

AKP'nin önerisiyle Meclis'ten gece yarısı geçirilen "torba kanun"daki değişiklikle Ofer ve yerli ortağı Kutman'a hem Kuşadası Limanı çevresinde ve hem de Galataport'ta "büyük bir imar avantajı" sağlandığı ortaya çıktı.

Ofer'leme bakanı yer!

Yemesi gerekir.

Başbakan'ı sallar.

Sallaması gerekir.

Çünkü "iyi fiyatla satıyoruz, kiralıyoruz, ülkemizi kazandırıyoruz" edebiyatının altında yolsuzluk, usulsüzlük, kapalı kapılar ardında görüşerek adam kayırma, TBMM'yi "çalınan minareye kılıf hazırlayan" durumuna düşürme, bakanlıkları ve iktidarı, "mızrağı çuvala sığdırmaya" alet etme sinsi girişimleri ortaya çıkıyor.[10]

ABD, Ladin'i Sami Ofer'in gemilerinde aramış!

11 Eylül'ün ardından ABD Donanması, El Kaide ile bağlantısı olduğu düşüncesiyle Pakistan'ın Karaçi limanı'nda demirli Kota Sejerah isimli bir konteynır gemisini alıkoyuyor.

Yine ABD donanması El Kaide ile ilişkisi olduğu ve potansiyel birer tehlike oluşturdukları iddiasıyla 23 ayrı gemiyi bulmak için uluslararası sularda büyük bir takip başlatıyor.

Çünkü ABD 11 Eylül saldırılarından sonra Bin Ladin ve yardımcılarını kaçırmak için gizli bir filo kurulmuş olabileceğinden şüphe ediyor.

Şimdi dikkatle okuyun!

ABD Donanması'nın basarak içinde Ladin ve yardımcılarını aradığı gemi Zodyak Maritime Acentesi'nce işletiliyor.

ABD donanma askerlerinin bastığı ve içinde Ladin'i aradığı Çin Kulesi olarak bilinen bu 10.139 grostonluk konteynır gemisi ve diğer aranan 23 gemi İsrailli bir işadamına(!) ait çıkıyor! (Ancak ABD istihbarat birimleri El Kaide ile bağlantılı olduğunu düşündükleri bu geminin İsrail ile bağlantılı olduğunu anlayınca bunu gizliyor.)

Şimdi daha da dikkat! 11 Eylül saldırıları ve Ladin ile bağlantılı olduğu iddiasıyla basılan ve içinde Ladin'in arandığı bu gemi kime ait?

Sıkı durun; Ofer Grubu'na. Hani Şu TÜPRAŞ'ın hisselerinin ilginç bir operasyonla ele geçiren Sami Ofer'e!

İsrailli Ofer Ailesi dünyanın en büyük deniz taşımacılığı filosu'na sahip!

11 Eylül'den sonra Ladin'in saklanmış olabileceği iddiasıyla Ofer Ailesi'nin gemileri basılıyor.

Mürettebatı elleri kolları bağlanarak sorgudan geçiriliyor.

Öyle ki Amerikan Deniz piyadelerinin ağır sorgusundan geçen iki gemi mürettebatı, gördükleri işkenceden dolayı Hindistan'ın Mumbai kentindeki bir hastaneye kaldırılıyor. Basılan gemideki mürettebatın büyük bölümünün Doğu Avrupa ve Rus kökenli olduğu ve İslam'la hiçbir alakalarının olmadığı ortaya çıkıyor.

İddia bize ait değil. Deniz taşımacılığı ile ilgili haberler veren http://www.seatransport.co.il adlı internet sitesinde yer alıyor. İddianın yer aldığı tarih haberin tarihi 12.12.2001. 11 Eylül saldırılarından 2 ay sonra.

Ne kadar ilginç değil mi!

Sırada Erdemir bayramı var

 Türkiye'nin stratejik önemi olan milli zenginlikleri bir bir elden çıkıyor. AKP Hükümeti ile IMF arasında imzalanan son stand-by anlaşmasında hepsinin taahhüdü verildi. Son stand-by anlaşmasında tam 22 tane Milli ve stratejik kuruluşun adı sıralanarak "Söz hepsini satacağız!" denildi.  İşte buna Kumar ekonomisi deniyor. Önce borçlandırıyorlar, sonra borcu bahane edip mallarına el koyuyorlar. AKP iktidarı Cumhuriyet tarihinin en fazla borç artışının yaşandığı dönem. Ve bu yüzden en fazla stratejik kuruluşumuzun özelleştirildiği yani satıldığı dönem.

Arka arkaya Türk Telekom, TÜPRAŞ satıldı... Şimdi sırada Erdemir var!

Bugün Erdemir gibi bir tesisin kurulabilmesi için tam 11 milyar dolar gerekiyor.

Erdemir yassı çelik üretiminde bir dünya devi. Ve Erdemir'i alan Avrupa'dan Asya'ya çelik pazarını kontrol edebilecek bir güce sahip olacak. Bütün yabancıların! İştahını kabartıyor. Dünyanın en büyük gemi nakliyat filosu'na sahip, TÜPRAŞ'ın Sihirbaz Ofer'i de Erdemir'in taliplileri arasında.

Bitmedi... Erdemir, askeri uçuşlar için kullanılabilecek bir havaalanına, Yarımca, Ereğli ve İskenderun'da üç tane limana sahip. İskenderun limanı! Tüm Ortadoğu için stratejik bir liman.

Örneğin olası bir Suriye bir harekâtında İskenderun limanı askeri sevkıyat ve lojistik destek için en uygun liman.

Meclis Tezkere'yi geçirmedi. Ama İskenderun Deniz Ticaret Odası verilerine göre, ABD bu yılın ilk ayında gemilerle İskenderun Limanı'ndan 4076 askeri araç ve 3 bin 404 ton patlayıcı geçirdi.  Demek ki ABD BOP için İskenderun'dan vazgeçemiyor ve bu konuda kimseyi takmıyor!

Bu nedenle Erdemir'i alan, sadece ekonomik değil, stratejik açıdan da çok önemli bir limana sahip olmuş olacak.  Kaç paraya mı!  2 milyar dolara! 4 milyar dolara giderse Tüpraş'taki gibi bayram vesilesi olacak! Hey gidi ülkem hey![11]

İhaleler zihin bulandırıyor

17 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi'nden dönüşte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yüzü gülüyordu. Başbakan, ayağının tozuyla Maliye Bakanlığı'nda düzenlenen "vergi indirimi" toplantısına katılmıştı. AB sürecinin yaratacağı "sürpriz gelirler"den söz etmiş, örnek olarak o tarihlerde sonuçlanan araç muayene istasyonları ihalesini göstermişti. 613.5 milyon dolarlık teklifin hayal bile edilemediğini söyledi. Bu tür sürpriz kaynakların gelecek yıllarda hem bütçeyi hem de halkı rahatlatmak için kullanılacağını anlattı.

Erdoğan, tespitlerinde haklı çıktı. Telekom'un blok satış ihalesi, THY ve Petkim halka arzları, İstanbul Atatürk Havalimanı işletme hakkı devri, Mersin Limanı'nın 36 yıllığına kiralanması, Tüpraş'ın yüzde 51 hissesi rekor tekliflere sahne oldu. Özelleştirmenin altın yılı yaşanırken perde gerisindeki soru işaretleri başarıyı "gölgelemeye" başladı.

Vekiller asil oldu ama

Özelleştirme İdaresi'nde bugün rol alan kadro, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener tarafından atandı. Şener daha sonra özelleştirmenin sorumluluğunu bıraktı. "Vekâleten getirdim. Performanslarına bakacağım" dediği isimler, sonradan asıl oyuncu oldu. Özelleştirme kurmayları, son iki yılda öğrenme sürecinden geçti. 2004 yılında Tüpraş'ın yüzde 65.7 hissesinin blok olarak satılmak istenmesi yanlıştı. Nitekim ikinci ihale, "yüzde 14.7 borsa satışı+yüzde 51 blok satış" olarak formüle edildi.

Tekel'in sigara bölümünün satış yöntemi de yanlıştı. Holding kimliğindeki Tekel'de şirket bilançoları ayrıştırılmadan, müşteriye fabrika ve stoklar bile gösterilemeden yapılmak istenen satış hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Beklentiler yüksek tutuldu. İstenen fiyat çıkmadı. Daha hazırlıklı çıkılan ikinci ihalede ise yüksek vergiler ve kaçak sigara pazarı nedeniyle müşteri bulunamadı.

Gelelim Tüpraş'a... Eğer birinci ihale doğru ise ikincisi ne? İkincisi doğru ise birincisini savunmanın anlamı var mı? Bugün özelleştirme yönetimi çıkıp, yüzde 14.76'lık Tüpraş hissesini blok satıştan önce elden çıkarmakla iyi yaptık. Yoksa Tüpraş'ın yönetim hissesine talip olacak gruplar, sonradan halka arz edilecek azınlık hisselerinin piyasayı düşüreceğini düşünerek ıskontolu teklif verirlerdi diyebiliyor. Sermaye piyasalarını iyi bilenler ise yüzde 14.7 hisse ile Sami Ofer Tüpraş'ın ikinci büyük ortağı konumunda. Büyük ölçekli küçük ortak yaratmak şirketi baskı altında tutabilir görüşünde.

Özelleştirme İdaresi'nin, hisseleri borsada işlem gören kamu şirketlerine ait azınlık paylarını satmak için Özelleştirme Yüksek Kurulu'ndan aldığı yetkiyi kamuoyu ile paylaşmayıp, 1995 yılındaki bir yazıyı gerekçe göstermesi de ikna edici olmuyor. 1995'te satacağım diye ilan edip, satmayan ve piyasayı dalgalandırdığı anlaşılan Özelleştirme yönetimi ikaz ediliyor. O tarihteki SPK yazısının Mart 2005'teki işleme dayanak gösterilmesi, 10 yıl önce vur emri alan askerin, terhis olduktan sonra adam vurup sonra da bu yetkisini hatırlatmasına benzetiliyor.

2 gün neden beklendi?

Tüpraş'taki yüzde 14.76 hissenin satışında başka ilginç noktalar da var. Özelleştirmenin danışmanı İş Yatırım'a, yılbaşında gayri resmi olarak piyasada nabız yoklatıldığı ve olumlu sinyal gelmediği belirtiliyor. İdare, buna rağmen o günkü şartlarda iyi bir fiyattan ve yüzde 7 gibi makul indirimle hisse satışını gerçekleştiriyor. Fakat hızla sonuçlanması gereken satış, aslında gecikiyor. 28 Şubat'ta Ankara'da olduğu bilinen Global'in patronu Mehmet Kutman'ın uzmanları, nedense bazı belgeleri tamamlayamıyor. Özelleştirme yönetimi sıkıntılı saatler yaşıyor. Bir ara satış yetkisini iptal etmeyi bile düşünüyor. Ne olduğunu bilemediğimiz bazı belgeler 2. gün geliyor. Jet satış güç bela tamamlanıyor. Hal böyle olunca bu tür ihalelerle ilgili iddialar zihinleri bulandırıyor.[12]

İkisi CHP'li, 4 vekil zenginler kulübünden!

Zenginler kulübünün tepesindeki en büyük 500 sanayici arasında 4 milletvekili bulunuyor. CHP'den istifa ederek bağımsız kalan Muharrem Eskipayan (Kayseri)'nin Nuh Makarna ve Nuh Çimento, AKP'li Edip Uğur'un (Balıkesir) Arı Rafine ve Yağ sanayi, CHP'li vekiller Orhan Ziya Diren'in(Tokat) Dimes Gıda ve Nobel Pazarlama ile Memduh Hacıoğlu'nun (İstanbul) sahibi olduğu Karin Gıda İstanbul Sanayi Odası'nın birinci 500 büyük sanayi kuruluşu içinde yer aldı. Sanayici vekiller, Meclis'teki sayılarını yeterli bulmuyor ve daha fazla işadamının politikaya girmesi görüşünde birleşiyor.

Zaman Gazetesinin yaman yorumu: "Galataport, İstanbul'un İncisi Olacak"mış!?.

Galataport'ta yıllık hedef 1 milyar dolar

Rekor bir fiyatla 49 yıllığına işletme hakkı devredilen İstanbul Limanı, Galataport Projesi tamamlandığında şehre gelen turist sayısını da artıracak.

3,5 milyon turist ağırlayan İstanbul'un Galataport'un devreye girmesiyle bu sayıya en az 500 bin yabancı ziyaretçi eklenmesi bekleniyor. Lüks yolcu gemileri ile seyahati, ‘zengin turist' diye nitelendirilen gelir seviyesi yüksek kişilerin tercih ettiği biliniyor. Bu kişiler, gemilerin mola verdiği liman şehirlerinde bir hafta gibi kısa süre içinde ortalama 2 bin dolar harcıyor. Turizmcilere göre, Galataport'un turizm gelirlerine yıllık katkısı ilk aşamada 1 milyar doları bulacak. İlerleyen yıllarda söz konusu rakam katlanarak büyüyecek. İstanbul Karaköy Salıpazarı Ticaret Kompleksi projesinin sadece turistlere değil halka faydalı olacağı belirtiliyor. Proje ilk kez 1989 yılında gündeme gelmişti. Türkiye Denizcilik İşletmeleri'nin dönemin yetkilileri, ‘Bu liman İstanbul'a yakışmıyor' diyerek yeni bir limanın yapılması için ihale açtı. Ancak ortada limanla ilgili hiçbir mali ve teknik altyapı dikkate alınarak hazırlanmış proje olmadığı için ihaleye başvuran şirket olmadı. Altı yıl sonra limanın düzenlenmesi yeniden gündeme geldi. Bu kez kiralama yöntemi ile ihaleye çıkıldı. Bir teklif geldiği için yine gerçekleşmedi. Erkan Arıkan'ın Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü döneminde limanın yetersizliği ele alınan konular içinde ilk sırada yer aldı. 2000 yılının yazında Galata için uzun soluklu bir proje hazırlandı. Teknik, mali ve idari olarak üç boyutta hazırlanan çalışmada, yerli ve yabancı özel şirketlerden teknik destek alındı. Proje hazırlanırken İspanya'nın Barcelona, ABD'nin Miami ve Japonya'nın Osaka limanları dikkate alındı. Bölgenin sit alanı olması sebebiyle Bakanlar Kurulu'ndan özel bir karar çıkarıldı. DSP-MHP-ANAP koalisyonu projenin mevzuat eksikliklerini önemli ölçüde tamamlamıştı.

İsrailli Ofer ailesinden 4,3 milyar dolarlık teklif

Yap-işlet-devret modeliyle 49 yıllığına işletme hakkı devredilen Galataport Projesi'ne önderliğini Royal Carribbean Cruises'in yaptığı konsorsiyum 3,5 milyar Euro, yaklaşık 4,3 milyar dolar teklif verdi. Teklifler önceki gün TDİ'nin Genel Müdürlük binasında Genel Müdür Yardımcısı Tevfik Küçük tarafından açıklandı. Konsorsiyumda Türkiye'den İbrahim Çeçen'e ait IC Holding ile Nihat Özdemir'in Limak şirketi de yer alıyor. Royal Carribbean, dünyanın ikinci büyük denizcilik seyahati işletmecisi olarak biliniyor. Firmanın sahibinin Yuni Offer kardeşler olduğu belirtiliyor. Aynı konsorsiyumda yer alan Global Yatırım Ortaklığı ise Mehmet Kutman'a ait. [13]



[1] 17.09.2005 / Sabah / Mahmut Övür

[2] 15.09.2005 / Sabah

[3] 22.09.2005 / Akşam / Güler Kömürcü

[4] Zaman

[5] 18.09.20005 / Akşam / Güler Kömürcü

[6] 16.09.2005 / Vatan / Necati Doğru

[7] 16.09.2005 / Sabah / Erdal Şafak

[8] 16.09.2005 / Akşam / Serdar Turgut

[9] 07.09.2005 / Akşam / Yalçın Peşken

[10] 19.09.2005 / Vatan Gazetesi / Necati Doğru

[11] 20.09.2005 / Milli Gazete / Kulis Ankara

[12] Okan Müderrisoğlu

[13] 18.09.2005 / Zaman

Ufuk EFE -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

BOP'un iki kanadı: 1- Dinci Ayağı = FETO Yapılanması, 2- Siyasi Ayağı = AKP İktidarı YAPIŞTIRAN HANGİ ODAKLARSA, KAPIŞTIRAN DA ONLARDI!
“İslam Süfyanı” (Deccal’ın Müslüman kılıklı yardımcısı); dindarlık ve halka hizmetkârlık...
Devami
KEMALİZMİN MUCİDİ; MOİZ KOHEN (M.TEKİNALP) YAHUDİSİ
Doğu Perinçek, Atatürk’ün ölümünden sonra, hatta hayatında, ama Atatürk’e rağmen...
Devami
Levon Panos Dabagyan!ı DİNLEYELİM, DÜŞÜNELİM
Bütün kutsi kitapların özü ve özeti ve tüm ulvi hakikatlerin...
Devami
ATATÜRK’ÜN “DİN DERSİ” DUYARLILIĞI ve Ulusalcıların Ayarsızlığı
İslam’ın inanç esaslarının tamamına, yani 1- Allah’ın varlığına ve hükümranlığına,...
Devami
Meşhur İslamcıların Erbakan Gıcıklığı ve AYTUNÇ ALTINDAL’IN ENTERESAN HATIRALARI
  Meşhur İslamcıların Erbakan Gıcıklığı ve Aytunç altındal’ın enteresan hatıraları          Öncelikle hatırlatalım ki;...
Devami
BÜYÜKANIT PAŞA'DAN VE KURMAY KADROSUNDAN NİYE GOCUNUYORLAR!
Büyük bir başarıyla, üstelik çok az bir zayiatla ve sivil insanlara...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 13407

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR