Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün5173
mod_vvisit_counterDün6782
mod_vvisit_counterBu Hafta27591
mod_vvisit_counterGeçen hafta50144
mod_vvisit_counterBu Ay110375
mod_vvisit_counterGeçen Ay257768
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15751006

IP'niz: 3.236.126.101
Bugün: 16 Tem 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11790700

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

İNSANLARI, YÜZÜNDEN VE BEDEN DİLİNDEN OKUMA SANATI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

İnsanın vücut dili, yani hal ve hareketi bazen sözlerinden daha anlamlı mesajlar taşımaktadır. Bu nedenle ağzımızdan ve lafımızdan önce tavrımızı ve tarzımızı düzeltmek ve kontrol etmek, daha duyarlı ve yararlı olacaktır. “Karşınızdaki insanları (ve size bir ihtiyacı için başvuranları) güzel bir söz (güler bir yüz) ve bağışlayıp (hoş karşılayıcı bir tavır), peşinden eziyet (ve hakaret) gelen sadaka (ve iyilikten) daha hayırlıdır. (Zira) Cenabı Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır ve Halim (bağışlayıcı ve yumuşak davranandır)” (Bakara: 263) gibi ayetlerde uygun ve olgun davranışların muhataplarımızı olumlu yönde etkileyeceği ve bizi Allah’ın rızasına eriştireceği vurgulanmaktadır. “Arkadan çekiştirip duran ve kaş göz işaretleriyle alay etmeye kalkışan kişinin vay haline!” (Hümeze: 1) ayeti de vücut dilinin kötü kullanılmasını yasaklamaktadır.

Marifetname’de insanı tipinden tanıma!

18. yüzyılda yaşamış ünlü bilim adamı ve mutasavvıf Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın (1705-1771) Marifetname'si ansiklopedik bir kitap olması itibariyle, fizyognomiye (görünüş bilimine ve beden diline) de büyük yer ayırmıştır. Bu eser, kapsamlı ve olgun düzeyde eğitim almış, çağındaki bilgi ve keşifleri de araştırıp anlamış olan büyük İslam Âlimi İbrahim Hakkı Hz.lerinin eski ile yeniyi kaynaştırmaya çalıştığı bir kitaptır. Ve zaten kendi ifadesine göre de yaşadığı dönemin bütün bilgilerini kapsayan ansiklopedik özellikte bir çalışmadır. İbrahim Hakkı Hz.leri bu kitabında kendinden önce yaşamış İslam düşünürlerinin eserlerinden yararlandığı için, eserin fizyognomiyle (vücut dili ve görünüş bilimi) ilgili bölümünü okurken önceki dönemlerdeki İslam âlimlerinin görüşleri konusunda da önemli bilgilere ulaşılmaktadır.

Beden Dilinin Gizemi ve Özelliği

Her insanın “öz”ü “yüz”üne ruh hali ve psikolojisi beden diline ve mimiklerine yansımaktadır. Bu nedenle insanların beden dilini okumak ve ona göre davranmak bir bilgelik sanatıdır. İnsanların dilinden ziyade hali önemli ve anlamlıdır. Soğuk ve somurtkan yüz hatları ve bakışlarla, doğru ve olumlu şeyler de konuşulsa yararı olmayacaktır. Canı sıkılan bir insanın kaşları çatık, yüzü asık, omuzları düşük ve algı merkezi kapalıdır. Hepimiz sık sık sebepsiz bir can sıkıntısı yaşarız. Oysa çok kere kaşlarımızı çattığımız, yüzümüzü astığımız ve omuzlarımızı düşürüp, algı merkezimizi kapattığımız için canımızın sıkıldığının farkına bile varmayız. İnsan hangi tavrını takınırsa, bir süre sonra beden kimyasında meydana gelen değişikler sebebiyle o yönde duygular yaşamaya başladığını unutmamalıyız. Sıkıntılı bir insan gibi davranmakla hem biz mutsuzluk yaşarız, hem de karşımızdaki insanlara ve muhataplarımıza yanlış telkin ve tedirginlik aşılarız. İslam Peygamberi ve insanlık rehberi Hz. Muhammed’in de (SAV); imana ahlaka ve temel insan haklarına yönelik kötü davranışlar karşısında “mübarek yüzünün kızardığı ve alın damarlarının kabardığı”sağlam kitaplarda kayıtlıdır. Yani Peygamber Efendimiz de, yeri geldikçe beden dilini kullanmış, konuşmaktansa yüz hatlarıyla haksızlıklara tavır almıştır. Ve zaten beden dili Efendimizin “Takriri Sünneti” sayılmış ve ölçü alınmıştır. Elbette beden dilinin yüz ifadelerinin, jest ve mimiklerin hepsini tam okumak ve o kişiye uygun tavır takınmak açısından, yüzde yüz doğru ve doyurucu bir ölçü saymak hatalıdır; ancak bütün bunların insanların psikolojisini yansıttığı da bir vakıadır.

İletişimde İlk Dakika Çok Önemlidir

Karşı karşıya gelen iki kişi arasındaki ilk etkileşim, iletişim sürecinin önemli bir belirleyicisidir. Bu etkiyi oluşturan faktörler: karşılaşılan kişinin beden dilinden kullandığı kelimelere ve kişinin taşıdığı bütün aksesuarlardan içinde bulunduğu fiziki ortamdaki eşyalara kadar geniş bir dilimi gösterir. İşte bütün bu faktörlerin bileşkesi, karşımızdaki "algılayan kişinin" değerlerine yön verir ve o çerçeve içerisinde bizimle ilgili kanaat geliştirir. Muhataplarımızın kişisel özellikleri ve toplumsal tecrübeleri ile kalıplaşmış olan yargılar, etkileşim verilerine bağlı olarak iletişimin ilk anında bir "karar" verdirir ve insan karşısındaki kişiye zihninde etiketlendirir. Bu karar olumlu veya olumsuz olabilir.

"Duruşundan hiç hoşlanmadım", "Bakışını sevmedim", "Bir görüşte kanım ısındı", İlk gördüğümde vuruldum", "Ben onu gördüğüm an işe yaramaz olduğunu anlamıştım" gibi değerlendirmeler, o kişi ile gelişecek iletişimin temelini teşkil edecektir. Yalnız bu kararlarımız her zaman böylesine açık ve bilinçli olmayabilir. Kişi bunları bilinç düzeyine çıkartsa da çıkartmasa da, ilk algılarımızın oluşturduğu yargının, iletişim biçiminizde ve o kişiye atfettiğimiz değerde önemli bir rol oynadığı bir gerçektir.

Aile İçindeki Beden Dili

İletişim kurduğumuz kişilerle kültürümüzdeki ortak özellikler ne ölçüde fazlaysa birbirimizin beden dilini anlamamız da o kadar kolaylaşır. Bu nedenle kişinin yaşadığı en dar çevre olan aile içinde beden dili daha etkili biçimde yoğun olarak kullanılır. "Ne hissettiğimi, ne dediğimi anla" anlamına gelen jest ve mimiklerimiz: yakın arkadaşlarımız, dostlarımız, eşimiz özellikle de çocuklarımızla olan iletişimimizde önemli yer tutmaktadır. İnsan her şeyden önce beden diliyle anlaşmayı umacaktır. Bu durum istediğimizin yapılmadığı ve olumsuz bir duyguyu konuşmak istemediğimiz durumlarda daha da artmaktadır. Özellikle yakın ilişki içinde olduğumuz kimselerle kurduğumuz iletişimde gözümüzün içine bakılmasını, ne demek ve ne yapmak istediğimizin anlaşılmasını beklemek hakkımızdır. Bu tür küçük işaretlerden çıkartılan anlamlar, ilişkinin olumlu veya olumsuz yönde gelişmesini belirlemek açısından büyük önem taşır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

1. Göz ilişkisi: İnsanların yüzüne bakanlar, bakmayanlardan daha çok hoşa gider, unutmayın. (Göz teması)

2. Yüz ifadesi: Canlı olun. Mümkün olduğu kadar sıcak ve dostça tebessüm edin ve gülün. Yüzünüz çevreye olan ilginizi yansıtsın.

3. Baş hareketleri: Karşınızdaki konuşurken sık sık başınızı aşağı yukarı hareket ettirerek onu anladığınızı ve dinlediğinizi hissettirin. Başınızı hafif dik tutun, ilgisiz davranmayın.

4. Jestlerimiz: Çok aşırıya gitmeden jestlerinizi kullanın. Ellerinizi cebinizde tutmaktan ve kollarınızı kavuşturmaktan, ellerinizle ağzınızı örtmekten kaçının. Açık ve anlaşılır jestleri tercih edin. Sıcak davranın.

5. Postür (Bedenin duruş biçimi): Ayakta iseniz dik durun: Oturuyorsanız sandalye ve koltuğunuzu tam olarak doldurun ve arkanıza yaslanın. Birisi ile konuşurken ve birisi doğrudan sizinle konuşurken öne eğilin ve ilginizi gösterin. Kalabalıktan sakının.

6. Muhataplara yakınlık mesafesi: İnsanlara daima onları rahatsız etmeyecek, mümkün olanın yakın mesafede durmaya gayret edin. Uzak durmayın.

7. Yöneliş şekli: Konuştuğunuz ve sizinle konuşan insana daima dönük olun. İkiden fazla insanla bir gurup oluşturuyorsanız, sizin için önemli olanların dışındakilere merkezinizi kapatmayın. Mümkün olduğu kadar çok kişiye merkezinizi açık bırakın.

8. Bedensel temasın samimiyeti: İnsanları tedirgin etmeden, mümkün olan her durumda bedensel teması kullanın Özellikle sizlerden gençlere, aynı cinsiyetten olanlara, sizlerden daha alt statüde bulunanlara, şefkat ve iltifat kastıyla ve ölçüyü kaçırmadan, dokunmak şeklindeki bedensel teması kurmak için her fırsatı değerlendirin, soğuk davranmayın.

9. Dış görünüşün etkisi: Grup normlarına, toplumsal rol ve statünüze uygun giyinin. Giyiminize mümkün olduğunca renk katın.

10. Konuşmanın sözel özellikleri: Çok fazla ve çok hızlı konuşmaktan kaçının. Bir topluluk içinde dinlediğinize yakın konuşun. Sesinizin yüksekliğini ve tonunu, bulunduğunuz çevreye göre ayarlayın.

Kültürün Beden Dilini Etkilemesi

Beden dili ilişkilerimizde kültürel farklar arttıkça, özellikle yabancı bir ülkedeki hatta kendi çevremizdeki insanların duygu ve düşünce akışını değerlendirmemiz oldukça zorlaşır. Örneğin, Washington’da büyük bir markette, ne olduğunu anlamadığımız bir malı rahatça çevirip incelemek isterken, bir market görevlisi yakınımıza gelip orada bir başka işle uğraşsa, bundan huzursuzluk duyarız. Çünkü ülkemizde böyle bir durumda, bulunduğumuz yere gelen bir market görevlisi paketleri karıştırdığımızı görünce bize "Ne arzu etmiştiniz?" diyerek müdahale edebileceği gibi "Her şeyi karıştırmayın!" gibi bir uyarıda da bulunacaktır. Ya da dünyanın öbür ucunda, Japonya’da alış-veriş merkezine giren bir Türk bu kez, her mağaza görevlisinin önünde yerlere eğilmesini hayretle izler ve belki de bir süre kendisiyle nasıl bir ilişki kurulmak istendiğini anlamayacaktır.

Benzerliğin Yararlı Yönleri

Farklı kültürlerdeki insanlar teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanırken, ortak beden dillerini kullanmaktadır. İnsanlar nerede yaşarsa yaşasınlar benzer şekilde asansöre biner, tenis oynar, bilgisayar ve araba kullanırlar. Aynı zamanda biyolojik kökenli beden dilinde de birçok ortak nokta vardır. Ortak yaşantı olarak öfke, sevinç veya şaşkınlık gibi duygular yaşanır. İşte ortak yaşanan bütün bu duygular, bizim dışımızdaki kültüre ait olanı anlamayı zorlaştıran, bizden olanı daha kolay ve rahat anlaşılır yapan ayrıntılar barındırır.

Beden dilindeki en benzer ifadeler canlılığı ve iç dengeyi korumaya dönük temel psikolojik durumlarla alakalıdır. Korku, kızgınlık, hüzün, nefret, mutluluk, dikkat, ilgi, uyku, gerginlik, şiddet bu durumların en belirgin olanlarıdır. Bu genel durumların dışında kültüre özgü ve o toplumu belirleyici beden dili özelliklerinin bir başka toplum tarafından kısa bir sürede benimsenmesi mümkün olmayacaktır. Bu konuda yabancı ülkelerle bazı örnekler verebiliriz; Avrupa’ya veya Uzak Doğu’ya yapılan turistik gezilerde, bazı iletişim biçimleri bu ülke insanlarında etki yapıp takdirle karşılanır ve yapılan sohbetlerde, karşılaşılan insanların belirli özellikleri övgü ile anlatılır. Ancak övgü ile söz edilen bu iletişim biçimini kendi toplumunda uygulamasını kimse önermeye kalkmamalıdır. Gerçekten de böyle değişimler beğenilse ve istense de gerçekleşmesi imkânsızdır. Çünkü bir başka topluma ait geleneksel kültür, ödünç alınıp yaşanamayacaktır.

Yüzümüzün İfade Ettikleri

İnsan yüzü kalbin aynasıdır. Mimiklerin derin anlamı, kan dolaşımı sürecinin gözle görülebilir olması, sinir uçlarının yakın bulunması, kısacası temel duyu organlarının bu bölgede toplanması, yüze bakarak vücuttaki tüm gelişmelere ilişkin fikir yürütmemize olanak sağlar. İnsan vücudundaki her türlü fiziksel, psikolojik patolojik ve gelişmeler bilinçaltı aracılığıyla yüzdeki mimiklerin değişmesine yol açar. Deneyimli uzmanlar; yüz ifadesine göre, insanın sağlık vaziyeti, onun bağışıklık sistemi potansiyeli ve nihayet, karakter yapısı ve psikolojisi hakkında bilgi edinebiliyorlar. "Yüz okuma" sanatında kendi sistemini geliştirmiş birkaç ekol bulunuyor. Şöyle ki Japonlar, yüzü genelde 3 bölgeye ayırıyorlar.

Bunlar:

1- Üst (alın bölgesi): Bu bölge vücudun ve ruhun genel durumunu gösteriyor.

2- Orta (kaşlardan burnun ucuna kadar): Bu bölgeye bakarak insanın psikolojik durumunu görmek mümkün oluyor.

3- Aşağı (üst dudaktan çenenin altına kadar): Bu bölge insanın karakter yapısını yansıtıyor.

Hayat çizgileri

-Deneyimli bir yüz okuma uzmanı yüz derisine, onun rengine, nemliliğine, damar ağının yerleşimine, hatta avuç içine kırışıkların durumuna ve derinliğine bakarak çok şey söyleyebilir. Bunların yanı sıra, "hayat çizgileri" olarak adlandırılan beş uzvun (kaşlar, gözler, burun, ağız ve kulaklar) durumu da dikkatle incelenmelidir.

-Bu uzuvların orantılı olması (biçim, renk, temizlik vs.) iyi bir belirtidir. Bu uzuvların önemlilik derecesine dayanılarak, bazı alternatif tıp teşhis yöntemleri geleneksel yöntemlerle bir arada değerlendirilir. Bu yöntemler arasında göz irisine göre teşhis yöntemi, kulak kepçesine göre teşhis yöntemi, göz küresinin kılcal damar ağına göre teşhis yöntemi sayılabilir. Avuç içindeki merkezlere verilen hafif sinyallere karşı gösterdikleri tepkilerden yola çıkarak birçok hastalık ve sıkıntının sebepleri ve çareleri anlaşılabilmektedir.

-Beş "hayat çizgisinin" ve yüzün üç bölgesinin incelenmesi, yüz okuma sanatının temeli olarak kabul edilir. Bununla birlikte insanın karakter yapısı ve psikolojik durumu hakkında genel bir izlenim oluşturulabilmesi için yüz kemiklerinin özelliklerini, çene biçimini ve genel yüz yapısını dikkate almak gerekir. Son olarak, bu verilerin hastanın yaşı da dikkate alınarak değerlendirilmesi önemlidir.

-Ruh halinin durumunu belli ölçüde anlayabiliriz. Çember, oval, kare, üçgen ve yamuk şekilli yüze sahip olan insanların karakter yapılarını belirlemek o kadar da zor değildir. Bu yöntem eski zamanlardan beri bilinmektedir. Peki, nasıl oluyor da yüz çizgilerine göre hastalıklara teşhis koymak mümkün olabilmektedir?

Mor lekeler ve sivilceler

Gözler altında mor lekelerin aniden ortaya çıkması ve uzun süre kalması birçok hastalığın varlığından haber verir. Herkesin bildiği sivilceler ise hastalığın yüzümüzdeki "haritası" gibidir. Onların yüzdeki yerlerine göre gerek cinsel hastalık, gerekse sindirim, sinir ve endokrin sistemi bozukluğu ve diğer bozukluk teşhisi koymak imkân dâhilindedir.

Kalp sorunlarının belirtileri

İşin püf noktası her bir hastalığın o insanın yüzünde kendine özgü silinmez izler ve etkiler bırakıvermesidir. Örneğin, günümüzde yaygın olan kalp ve damar hastalıklarını yüz çizgilerine göre enfarktüs geçirebileceği önceden haber verilebilir. Bu hastalığın teşhisinin konulmasında en güvenilir belirti, çene ile alt dudak arasındaki bölgenin uyuşukluğa varacak kadar duyarlılığını kaybetmesidir.

- Biraz daha yukarı göz attığımızda, üst dudakla burun arasında kırışıklığın olması kalp kapaklarının yetmezliğinden haber verir. Kalp yetmezliğinin başlangıç belirtileri dudakların zaman zaman morarması şeklinde ortaya çıkıyor. Böyle bir belirtinin görülmesi doktora başvurmak için ciddi bir nedendir. Kalp ve kan dolaşımı organları üzerindeki aşırı baskının en önemli belirtisi; her iki tarafta burun ve üst dudak arasında derin ve uzun kırışıkların meydana gelmesidir.

- Burun köprüsünün ince olması kalp nevrozunun bir belirtisidir. Kılcal damarları belirgin tümsekli kırmızı burun, arteryal kan basıncının yüksek olduğunu gösterir. Düşük kan basıncı ise genelde, burnun kımızımsı mor renk alması şeklinde kendini belirtir.

- Kalp hastalıklarının belirtisi kırmızımsı mor renk almış burun kanatları, kan dolaşımı bozukluğunun belirtisi ise kulak kepçelerinin balmumu rengini almasıdır. Şakaklar da teşhis açısından önemli bir bölgedir. Bu bölgede deri altında uzun arteryal damarın belirgin olması ve yüzün zaman zaman kızarması arteryal kan basıncının hızlı ve keskin bir şekilde yükseldiğinin göstergesidir. Bu insanlarda hipertoni krizi olasılığı yüksektir.

- Kalp sorunlarının diğer bir belirtisi de yanaklardır. Sol yanağın çökük olması kalp yetmezliği şüphesi doğurur. Genç yaşlarda kan dolaşımı bozukluğunun belirtisi saçların zamanından önce beyazlaşmasıdır. Boynun kısa olması kişinin kalp hastalıklarına yakalanma olasılığının yüksek olduğu gösterir.

- Boynu kısa olan insanlarda; kalp sorunları dışında beyin damarlarının erken sertleşmesi riski de yüksektir. Sağlık sorunları konusunda yüzde bulunan bazı "kozmetik" bozukluklar da ipucu verebilir, örneğin, gözlerin altının torbalaşması ve genelde yüzün şişkin olması böbrek ve kalkanbezi sorunlarının mevcut olduğunun işaretidir.

Beden yalan söylemeyi başaramamaktadır!

Başparmağın parmak uçlarına veya işaret parmağına sürtülmesi genellikle bir para bekleme hareketi olarak kullanılır. Özellikle başparmaklarını parmaklarına sürterek müşterilerine 'Size %40 indirim öneriyorum' diyen satıcılar, veya başparmağını işaret parmağına sürterek arkadaşına 'Bana on bin lira borç ver' diyen birisi tarafından yapılır. Bu hareketin profesyonel birisi tarafından müşterileriyle ilişki sırasında kullanılmaması gerektiği açıktır.

Boyun kaşımanın anlamı

Bu durumda, yazı yazarken kullanılan elin işaret parmağı, kulak memesinin altını veya boynun yan tarafını kaşır. Bu hareketle ilgili gözlemlerimiz ilginç bir durumu ortaya koymuştur: kaşıma işlemi yaklaşık beş kez yapılır. Kaşıma sayısının beşten az veya fazla olduğu çok ender görülür. Bu hareket bir tür “şüphe duyma veya emin olmama” işareti olup 'Sana katıldığımdan emin değilim' diyen kişiye özgü olan bir harekettir. Özle söz çeliştiğinde, örneğin kişi bu hareketi yaparken 'Kendini nasıl hissettiğini anlıyorum' derse, ortaya çıkmaktadır.

Can sıkıntısının anlaşılması

Dinleyici başını desteklemek için elini kullanmaya başladığında bu can sıkıntısının başladığı ve eliyle başını destekleme nedeninin aslında uyuyakalmamak için olduğuna dair bir işaret taşır. Dinleyicinin can sıkıntısının derecesi; kol ve elinin başını ne kadar desteklediğinden anlaşılır. Kafanın el tarafından tamamen desteklendiği durumda, aşırı can sıkıntısı ve ilgisizlik başlamıştır ve bunun son noktası da başın masanın üzerine düşmesi ve kişinin horlamasıdır.

Parmakların davul çalması

Parmakların masa üzerinde davul çalması ve ayakların yere vurulması; profesyonel konuşmacılar tarafından can sıkıntısı işaretleri olarak yorumlanırlarsa da, bunlar aslında sabırsızlık işaretleridir. Konuşmacı olarak bu işaretleri fark ettiğinizde parmaklarıyla davul çalan veya ayaklarıyla yere vuran dinleyici konuşmanıza dahil ederek diğer izleyiciler üzerindeki olumsuz etkisini engellemek için stratejik bir hareket yapmanız gerekir. Hem can sıkıntısı hem de sabırsızlık belirtileri gösteren dinleyiciler konuşmacıya konuşmasını bitirme zamanının geldiği mesajını verirler. Parmak veya ayak vurmanın hızının, kişinin ne kadar sabırsızlandığını gösterdiğini belirtmekte de faydalıdır. Vuruşlar ne kadar hızlıysa dinleyici o kadar sabırsız demektir.

Kenetlenen ve çatı şekline getirilen ellerin anlattıkları

Bu büyüleyici hareket ile ilgili yapılan araştırmalar, genellikle üst/ast etkileşimi içerisinde kullanıldığını ve kendine güven veya 'ben her şeyi bilirim' tavrını gösteren bağımsız bir hareket olduğunu göstermiştir. Yöneticiler genellikle astlarına talimat veya tavsiyelerde bulunurken bu hareketi kullanırlar ve hareket özellikle muhasebeciler, avukatlar, yöneticiler ve benzeri mesleklere mensup kişilerde yaygın görülmektedir.

Hareketin iki biçimi vardır: birincisi hareketi yapanın fikir veya düşüncelerini belirttiği ve konuşmayı yapan olduğu durumlarda kullanılan yüksek çatıdır. Alçak çatı hareketi ise normalde hareketi yapanın dinleyici olduğu durumlarda kullandıklarının farkına varmışlardır. Bazı araştırmacılar, kadınların alçak çatı hareketini yüksek çatı hareketinden daha sık kullandıklarına dikkat çekmişlerdir. Yüksek çatı hareketi geriye atılmış baş hareketiyle birlikte yapıldığında genellikle ukalalık veya kibir alameti sayılmıştır.

Kişileri değerlendirme tavırları

Değerlendirme, genellikle işaret parmağı yukarıya doğru olarak yanağa dayalı duran kapalı bir elle gösterilir. Karşınızdakinin ilgisi azalmaya başlamışsa, ama nezaketen ilgili görünmek istiyorsa, konumu biraz değiştirecek böylece avucun alt kısmı başı destekleyecektir. Genç ve yükselmekte olan yöneticilerin sıkıcı bir konuşma yapmakta olan şirket müdürüne saygı göstermek için bu ilgi hareketini kullandıkları da görülür. Ancak şanssızlıklarına bakın ki elin herhangi bir şekilde kafayı desteklemeye başladığı anda mesele anlaşılmakta ve müdür genç yöneticilerden bir kısmının pek içten davranmadığını hissedebilmektedir.

Elin kafa desteği olarak kullanılmayıp yanakta durduğu durumlarda gerçek ilgi gösterir. Müdürün hepsinin ilgisini çekmek için uygulayabileceği kolay bir yöntem 'Hepinizin dikkatle dinlediğine çok sevindim çünkü biraz sonra soru sormaya başlayacağım!' gibi bir şey söylemesidir. Bu da sorulara cevap verememek korkusuyla dinleyicilerin dikkatinin artmasını sağlayan bir yöntemdir.

Eleştirel işaret parmağı

İşaret parmağını dik olarak yanaktan yukarıya bakması ve başparmağın çeneyi desteklemesi durumunda; dinleyicinin, konuşmacı veya konuyla ilgili, olumsuz veya eleştirel düşünceleri var demektir. Sık rastlanan bir durum olumsuz düşünceler devam ederken işaret parmağının gözü çekiştirmesi veya sıkça silmesidir. Davranış konumu kişinin tavrını da etkilediğinden, hareket ne kadar devam ederse eleştirel tavır da o kadar sürecektir.

Bu hareket; konuşmacının ya söylediklerine dinleyici de katarak ya da konuşmayı bitirerek hemen bir şeyler yapması gerektiğini gösterir. Duruşunu değiştirmesini sağlamak için konuşmacıya bir şeyler vermek gibi basit bir hareket tavrını değiştirmesini sağlayabilir. Bu hareketin ilgi işareti olarak yanlış anlaşılmasına sık rastlansa da destekleyen başparmak eleştirel tavrın işaretidir.

Ellerin dili ve avuçların mesajları

En az fark edilen ama en güçlü sözel olmayan işaretlerden bir tanesini avucumuzla yaparız. Doğru kullanıldığında, avuç okuma, kullanıcıya bir otorite ve diğerlerinin üzerinde sessiz bir farkındalık sağlayacaktır. Üç tane temel avuçla kumanda hareketi vardır: Avuç yukarıya bakıyor, avuç aşağıya bakıyor ve avuç kapalı parmak ilerde konumu. Üç konumun farklarını şu örnekle gösterebiliriz: Birisinden, bir kutuyu kaldırıp aynı odadaki başka bir yere taşımasını istediğinizi düşünün. Aynı ses tonu, aynı sözcükler ve aynı yüz ifadesini kullandığınızı, ama sadece avuç konumunuzu değiştirdiğinizi varsayalım.

Avuç yukarı

Avucun yukarı bakması, sokaktaki dilencinin dilenme hareketini andıran şekilde edilgin ve tehdit etmeyen bir harekettir. Kutuyu taşıması istenen kişi, bu isteğin baskısını hissetmeyecek ve normal ast/üst ilişkisinde bu talebin kendisini tehdit ettiğini düşünmeyecektir.

Avuç aşağı

Avuç aşağı doğru çevrildiğinde, anında daha otoriter zannedilecektir! İstekte bulunduğunuz kişi kutuyu kaldırması için bir emir verdiğiniz hissine kapılıp onunla ilişkinize bağlı olarak size tepki duyabilir. Örneğin, istekte bulunduğunuz kişi, sizinle eşit statüde bulunan bir iş arkadaşınızsa, avucunuz aşağıya bakarak yaptığınız isteği reddedebilir ve isteğinizi avucumuz yukarı bakarak belirttiğinizde gerçekleştirmesi daha olası gibidir. İstekte bulunduğunuz kişi astınızsa kullanmak için yeterli otoriteye sahip olduğunuzdan, avucun aşağı baktığı hareketiniz kabul edilebilir.

Avuç kapalı ve parmak kalkık

Üçüncü hareketimizde; avuç yumruk şeklinde kapalıysa ve parmağınız ileriye uzatılmışsa; konuşanın, dinleyicisini figüratif olarak dövdüğü sembolik bir jopa dönüşecektir. İleriye uzatılan parmak, özellikle konuşma temposuna göre hareket ettirildiğinde bir konuşmacının konuşurken kullanabileceği en rahatsız edici hareketlerden biridir. Parmağınızı ileriye uzatma alışkanlığınız varsa avucun yukarı ve aşağı baktığı konumları deneyin. Daha rahat bir yaklaşım oluşturduğunuzu ve insanlar üzerinde daha olumlu bir etkiniz olduğunu göreceksiniz.

Ağızın kapatılması

Ağız kapatmak bir çocuğunki kadar kolay anlaşılır olan çok az yetişkin hareketinden biridir. Beyin bilinçaltından söylenen yalan dolu sözleri bastırmaya çalışırken, el ağzı örtmeye ve başparmak da yanağa bastırmaya yönelir. Bazen bu hareket, ağzın üzerine getirilen birkaç parmak veya hatta kapalı bir yumruktan ibaret olabilir, ama hepsinin anlamı aynı kalır. Çoğu kimse sahte bir öksürükle ağzı koruma hareketini saklamaya çalışmaktadır. Gangster veya suçlu rolünü oynadığı durumlarda Huınphrey Bogart da diğer gangsterlerle yapacakları işi tartışırken veya polis tarafından sorguya çekilirken dürüst olmadığını vücut diliyle göstermek için bu hareketi kullanırdı.

Konuşan kişi böyle tutarsız ve rahatsız tavırlar sergiliyorsa bu onun yalan söylediği anlamına gelmektedir. Ancak bu hareketi siz konuşuyorken yapıyorsa, bu da sizin yalan söylediğinizi düşündüğü anlamına gelir! Kalabalık önünde konuşma yapan birisinin başına gelebilecek en rahatsız edici şeylerden biri, konuşması sırasında dinleyicilerinin bu tür hareketler sergilemesidir. Bu nedenle küçük bir dinleyici topluluğu veya samimi bir ortam olması durumunda; sunuş veya konuşmayı keserek: 'Söylediklerim konusunda yorumları olan var mı?' diye sormak akıllıca bir harekettir. Bu da dinleyicilerin itirazlarının açığa çıkarılarak size kendinizi temize çıkarma ve sorulara cevap verme şansını verir.

Başparmak gösterme tarzı

Başparmaklar egemenlik, üstünlük hatta saldırganlık alametidir. Başparmak işaretleri; ardından gelecek bir hareket ve hareketin destekleyici ifadesidir. Başparmak gösterme, bazen olumlu bir hareket olup astlarının yanında 'serinkanlı' görünmeye çalışan tipik yönetici tavrı da olabilir. Bu hareketler yüksek statülü veya prestijli giysiler giyen insanlarda daha sık görülmektedir. Yeni çekici giysiler giyen kişiler başparmak hareketlerini eski, modası geçmiş giysiler giyen kişilerden daha sık kullandığı belirlenmiştir. Üstünlük göstergesi olan başparmaklar, özellikle kişi bununla çelişen bir sözel mesaj verdiğinde daha fazla dikkat çekmektedir. Örneğin, hakime dönerek 'Sayın hakimim, benim naçizane görüşüme göre......' diye söze başlayan, ama bu arada da baskın başparmak hareketleri yapan ve 'burnunun üzerinden bakarak' başını kaldıran bir avukatı düşünelim. Bu hareket hâkimi, avukatın dürüst olmadığı hatta kendini pohpohladığı duygusuna itecektir. Avukat alçakgönüllü görünmek istiyorsa, hâkime bir ayağı ona doğru ilerde, ceketinin önü açık, avuçları görünür durumda olarak ona dönecek ve alçakgönüllülük hatta boyun eğme işareti olarak da hafif öne eğilecektir.

Baskınlık ve saldırganlık hazırlığı

Başparmakların ceplerden dışarıya çıktığı, bazen de kişinin baskın tavrını gizleme girişimi olarak arka ceplerden dışarıya fırladığı görülebilir. Baskın veya saldırgan kadınlar da bu hareketi kullanır. Kadın hareketi onların da erkek hareket ve davranışlarını kullanmalarını sağlamıştır. Tüm bunlara ek olarak başparmak hareketlerini yapanların daha uzun boylu görünmek için ayakuçlarında sallandığına da rastlanır.

Başparmakların yukarı bakması

Diğer bir popüler başparmak hareketi de, kollar kavuşturulmuşken başparmakların yukarıya bakmasıdır. Bu savunma ve olumsuz bir tavra (kavuşturulmuş kollar) ek olarak üstünlük tavrını (başparmaklar) gösteren ikili bir hareket anlamındadır. Bu hareketi yapan kişinin başparmaklarını hareket ettirmesi ve ayaktayken de ayakuçlarında sallanması yaygındır.

Başparmak ile gösterme tavrı

Başparmak ayrıca başka birisini göstermek için kullanıldığında alay veya saygısızlık işareti olarak da algılanır. Örneğin, arkadaşına doğru eğilerek, kendi karısını kapalı yumruk ve başparmak hareketiyle gösterirken 'Kadınlar, hepsi birbirinin aynı' diyen koca karısıyla bir tartışmaya davetiye çıkarmaktadır. Bu durumda sallanan başparmak o anda kadınla alay etmek için kullanılmaktadır. Bunun bir sonucu olarak başparmakla göstermeyi pek çok kadın itici bulmaktadır. Başparmak sallama kadınlar arasında pek yaygın olmasa da bazen kocalarını veya pek hoşlanmadıkları kişileri göstermek için kullanırlar.

Avuç açıklığı dürüstlük alameti taşır!

Tarih boyunca açık avuç; gerçek, dürüstlük, sadakat ve teslimiyetle bağdaştırılmıştır. Gündelik karşılaşmalarda insanlar iki temel avuç konumunu kullanırlar. Birincisinde avuç yukarı dönüktür ve yiyecek veya para dilenen dilencinin tipik hareketini andırır. İkinci harekette ise, avuç sanki bir şeyi tutuyor veya kısıtlıyormuşçasına aşağıya dönük bırakır.

Birinin açık ve dürüst olup olmadığını anlamanın en anlamlı yollarından biri, avuç hareketlerine bakmaktır. Nasıl bir köpek teslimiyet veya yenilgiyi belirtmek için boynunu gösterirse insan da aynı tavır veya duyguyu belirtmek için avuçlarını kullanır. Örneğin, insanlar tamamen açık veya dürüst olmak istediklerinde, her iki avuçlarını da karşılarındaki insana açık tutarak "Sana karşı tamamen dürüst olacağım" gibi bir şeyler mırıldanır. Birisi, açılmaya veya gerçeği söylemeye başladığında, avuçlarının tamamını veya bir kısmını karşısındakine açmaya başlayacaktır. Vücut dilinin çoğu öğeleri gibi, bu da tamamen bilinçsiz olarak yapılan ve sizde karşıdakinin doğruyu söylediği hissini uyandıran bir hareket olmaktadır.

Haydi, kendimizi tanıyalım

Elleri Ovuşturmak

Ellerini ovuşturmak, insanların olumlu beklentilerini ilettikleri beden dilinden biridir. Bir işten kazançlı çıkanın ellerini ovuşturduğu sıkça görülen bir şeydir. Tören düzenleyici ellerini ovuşturarak izleyicilere 'Bir sonraki konuşmacıyı dinlemeyi uzun süredir istiyorduk' demektedir ve heyecanlı pazarlamacı satış müdürünün odasına dalar ve ellerini ovuşturarak 'Büyük bir sipariş aldık, patron!' diyecektir. Ancak, akşamın sonunda ellerini ovuşturarak masanıza gelen ve 'Başka bir arzunuz var mı?' diye soran garson, lisanı haliyle yani bedeniyle size bahşiş beklediğini bildirmektedir.

Kişinin ellerini ovuşturma hızı, beklenen olumlu sonuçların kimin yararına olacağını düşündüğünü gösterir. Örneğin, bir ev almak istediğinizi ve emlakçıya gittiğinizi varsayalım. Nasıl bir ev istediğinizi dinledikten sonra emlakçı ellerini hızlı hızlı ovuşturarak 'Tam size göre bir yerim var!' derse emlakçı sonucun sizin için olumlu olmasını beklediğini göstermiştir. Ama eğer ellerini yavaş yavaş ovuştururken sizin için ideal evi bildiğini söyleseydi kendinizi nasıl hissederdiniz?

Bu durumda büyük olasılıkla üçkâğıtçı veya çıkarcı birisi gibi görünecek ve sonuçların sizden çok onun iyiliğine olacağı hissine kapılacaktınız. Pazarlamacılara müşterilerine ürün veya hizmet tanıtımı yaparken ellerini ovuşturacak olurlarsa alıcının savunmaya geçmemesi için hareketi hızlı hızlı yapmaları söylenir. Öte yandan alıcı ellerini ovuşturarak pazarlamacıya "Neleriniz var bir bakalım?" derse bu alıcının iyi bir şey görmeyi umduğu ve satın alma olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir. Küçük bir uyarı: otobüs durağında soğuk bir kış günü beklerken ellerini ovuşturan birisi, büyük olasılıkla bunu elleri üşüdüğü için yapıvermektedir.

Kafa Ovuşturma ve Tokatlama

Yaka çekiştirme hareketinin abartılı bir hali de "Boyun ağrısı” hareketi adı verilen, ensenin ovuşturulmasıdır. Yalan söylerken bu hareketi yapan birisi genellikle gözlerini sizden kaçıracak ve yere bakacaktır. Bu hareket, aynı zamanda kızgınlık ve sinirlenme işareti olarak da kullanılır. Bu durumda önce enseye hafif bir tokat vurulur ve ardından ense ovuşturulmaya başlanır. Örneğin, altınızda çalışan birisinden sizin için belli bir işi tamamlamasını istediğinizi ve onun da bunu gereken zamanda yapmayı unuttuğunu varsayalım. Sonuçları istediğinizde, onu yapmayı unuttuğunu sözel olmayan yollarla sanki kendi kendini dövüyormuşçasına ya alnını ya da ensesini tokatlayarak belirtir. Kafanın tokatlanması unutkanlık anlamına gelirse de kişi siz veya durum hakkında ne hissettiğini alnını veya ensesini tokatlayarak belirtir.

Alnını tokatlıyorsa sözel olmayan yollarla size, unutkanlığından bahsetmiş olmanıza aldırmadığını iletirken, ensesini tokatlıyorsa aynı yollarla size hatasını hatırlattığınız için 'baş belası” olduğunuzu söylemektedir. Enselerini ovuşturma alışkanlığına sahip kişiler, daha olumsuz yaklaşımlı veya eleştirel olurlarken, hata yaptıklarını alınlarını ovuşturarak belirtenler daha açık, daha rahat kişilerdir.

Göz Ovuşturma

Akıllı maymun gözlerini ovuşturarak 'Hiçbir şey görmedim' der ve bu hareket de beynin gördüğü bir aldatma, yalan veya şüpheli durumu dışarıda bırakmak veya yalan söylediği kişinin yüzüne bakmaktan kaçınmak hareketidir. Erkekler genellikle gözlerini bayağı güçlü bir biçimde ovuştururlar ve eğer söyledikleri yalan büyük bir yalansa, normalde yere doğru olmak üzere bakışlarını yere indirir. Kadınlarsa ya kaba hareketler yapmaktan kaçınmaları öğretilerek yetiştirildiklerinden, ya da makyajlarını bozmak istemediklerinden, gözün hemen altında hafif bir ovuşturma hareketine yönelir. Dinleyicinin bakışlarından tavana bakarak kaçmaya yeltenir.

İlk kim tokalaşmalı?

Birisiyle ilk tanıştığınızda el sıkışmak genel olarak kabul gören bir adetse de bazı durumlarda el sıkışması için ilk hareketi sizin yapmanız akıllıca olmayabilir. El sıkışmanın bir tür hoş geldin işareti olduğunu düşünecek olursak, ilk hareketi yapmadan önce kendi kendinize birkaç soru sormanızda fayda vardır: Gerçekten isteniyor muyum? Bu kişi beni gördüğüne memnun mu? Pazarlamacı adaylarına; haber vermeden ve davet edilmeden ziyaret ettikleri bir alıcıya el sıkışma için ilk hareketi kendilerinin yapması durumunda alıcının onlara hoş geldin demek istemiyor ve yapmak istemediği bir şeye zorlanıyor olabileceği için olumsuz tepki verebileceği öğretilir.

Ayrıca eklemlerinde rahatsızlığı olan insanlar veya elleri meslekleri için önemli olan insanlar el sıkışmaya zorlandıklarında savunmaya geçebilirler. Böyle durumlarda pazarlamacı adaylarına karşıdakinin el sıkışmak için ilk hareketi yapmasını beklemeleri ve yapmadığı durumda başlarıyla selam vermeleri tavsiye edilir.

Doğrucu beden dili en büyük yardımcımızdır!

"Ona kanım hiç kaynamadı. Görüşmemizin daha ilk dakikasında ona verdim notunu. Onda beni iten bir şeyler var. Ne yalan söyleyeyim adam bana pek güvenilir gelmedi. Size kanım o kadar kaynadı ki anlatamam. Sanki yıllardır sizi tanıyor gibiyim"... v.s. şeklindeki sözleri mutlak duymuşuzdur, ya da sizler de kullanmışsınızdır. Ağzınızla kuş ta tutsanız, sözcüklerin karşınızdaki kişiyi etkileme gücü %7 iken, beden dilinin etkisi %56’dır. Hadi ses tonunuz da sözcüklerinize güç kattı %45’lik bir etki yaşattınız ama yine beden dili kadar etkileyici olmayacaktır.

İnsanlar ne söylediğinizden çok, onu beden diliniz ile nasıl yansıttığınıza ve ne kadar doğruladığınıza bakacaktır. Sözcüklerin beden ile orantılı olması; sizi iletişimi güçlü, anlaşılabilir, duygularını her yönden verebilen bir insan yaparken, aradaki zıtlık sizi; güvenilmez, itibar edilmez bir kişilik olduğunuza yönelik mesajlar taşımaktadır. İnsan vücudu müthiş bir biyolojik mühendislik harikasıdır. Beden dilini doğru kullanamayan insanlar için beden dili, bir iletişim kara kutusu sayılmakta ve ancak o kara kutuyu bulup çözebilen insanlar iletişim bilgisine kolayca ulaşmaktadır. Çünkü saçlarımızdan ayak parmaklarımıza kadar mesajlarla dolu olduğumuz unutulmamalıdır. Vücudumuzun her karesi nerdeyse bir mesaj aynasıdır. Parmaklarıyla kafasının yanlarını veya arkasını kaşıyan kişi; dalgınlık, düşünce durumuyla ilgili mesajlar aktarırken, sürekli yere bakan bir insan ise içe dönük ve pısırık olduğu mesajını aktarır…

İlk izlenim önemlidir

İlk izlenimlerinin, ilk imajlarının 30 saniyede oluşacağını bilen bir kimse, iş görüşmelerinde bu süreyi başarıyla kullanırsa, görüşmenin ilerleyişinde daha rahat olacaktır. Beden dilinin karşı cinste ve farklı kültürlerde farklı yansımaları olacağını bilen bir kimse, davranışları o kıstaslarda değerlendirir. Bir bayanın kitap taşırken kitaplarını iki avucuyla çapraz şekilde tutarak taşıması normal bir davranışken, bunu bir erkeğin yapması yanlış mesajlar verecektir.

Bölgeden bölgeye farklılıklar gösterir

Avrupa, Amerika ve ülkemizde küçük ve sevimli şeyleri severken başını okşamak normal bir davranışken, bunun Sri Lanka, Hindistan gibi ülkelerde yapılması kıyametin kopmasına neden olabilir. Çünkü ruhun başta olduğuna inanılan bir kültürde bu davranış yasak ve yanlış bir harekettir. Bacak bacak üzerine atma bizde ve birçok kültürde bu karşısındaki kişiye hakarettir. Ekranlarda izlediğimiz üzere bir kısım insanlar tarafından Kurban Bayramı’nda kaçan inekleri ateş ederek vurmak nerdeyse normal karşılanırken, bunu Hindistan’da yapmaya kalkışmak felakete davetiyedir. İster beden dili olsun, ister konuşmak olsun, her şey daha anlaşılır olmaya daha çok birbirimizi, kendimizi tanımaya yönelik iletişim şekilleridir. Çünkü beden dili, kendimizi anlatmamıza, karşımızdakini anlamamıza, kendi iç dünyamızı ve gözlemlememizi yorumlamamıza yardımcı bir etkendir. Keşfetmek bir serüvendir ve beden dili de bu serüvenin önemli ve keyifli bir bölümü gibidir.

Motivasyon için hedef tablosu yapın

İstek ve dileklerinizi simgeleyen gazete ve dergilerden topladığınız resimleri, ya da kendinizi olgunlaştırıp yüceltecek ayet ve hadisleri, veciz sözleri ve hedeflerinizi yazıp bir duvar tablosuna dönüştürebilirsiniz. Bu tabloyu evinizde her gün görebileceğiniz bir yere asmak, ulaşmak istediğiniz hedeflerinizi her gün görmenize olanak sağlar. Böylece kendinizi her gün yeniden motive ederek, size gereken enerji ve çalışma azmini kazanmanıza yardım eder. Öncelikle hedeflerinizi saptayın ve bunları bir kâğıda dergilerden kestiğiniz, sizin dileklerinizi sembolize eden resimleri yapıştırın. Dilerseniz resimleri ya da bazı resimleri kendiniz de yapabilirsiniz. Diğer bir alternatifte kendi çektiğiniz fotoğrafları kullanmak. Hedef tablosunun üstüne önemli bulduğunuz bir kaç kelime yazmak da mümkün. İstediğiniz tarzda ve şekilde kendinizi sınırlamadan, üretkenliğinizin eşliğinde hedef tablonuzu yapma özgürlüğüne sahipsiniz.

Ulaşmak istediğiniz hedefleri saptadınız ve hoşunuza giden bir biçimde hedef tablonuzu yaptınız, ama eğer tablonuz bir çekmecede durursa ve siz ona üç ayda bir bakarsanız, sağlayacağınız yarar büyük olmayacaktır. Oysa bu tabloyla günlük çalışmamız her akşam uyumadan önce bir kaç saniye tablonuza bakmamız çok daha yararlı ve yapıcı olacaktır. Böylece hedeflerinizi kafamızda canlı tutmamız kolaylaşır. Bunu diş fırçalaması, çalar saatin ayarlanması gibi bir rutin, yani adet haline getirmemiz lazımdır. Işığı kapamadan kısa bir süre önce bunlara bakın ve gördüğünüz resmi kafanızda canlandırın.

Hedef tablosunun amacı: Hedefleri ve öncelikli hedefleri saptamaktır. Böylece dikkati ve enerjiyi bu yönde yoğunlaştırarak, bu yönde düşünmeyi ve hareket etmeyi sağlamaktır... Yıllık hedefleriniz ve stratejilerinizden bir hedef tablosu oluşturmalıdır. Ya da birçok küçük hedeften oluşan bir hedef programı yapılmalıdır. Hedef tabloları aylık, yıllık veya haftalık süreler için uyarlanmalıdır. Hedeflerinizin gerçeklere uyması gerektiğini de unutmayın. Lütfen deneyin ve neleri değiştirebileceğinize şahitlik yapın.

Hedef tablosu örnek konuları: Bugün;

• Hiç yalan konuşmayacağım,

• Kimseye hakarete kalkışmayacağım,

• Her gün Kur’an meali ve kitap okuyacağım,

• İbadet ve dualarımı zamanında yapacağım,

• Dost ve yakınlarımı telefonla arayacağım,

• Hayır ve hizmete vakit ayıracağım,

• Nefis muhasebesi ve durum değerlendirmesi yapacağım,

• Birkaç ayet ve hadis meali ezberlemeye çalışacağım,

• Bozuk muslukları ve kırık dolapları tamir gibi gerekli işlerle uğraşacağım...

İnsan aklını okuma yönündeki araştırmaların sonuçları

Bilim adamları, Manyetik Rezonans Resimleme (MRI) tekniği kullanılarak insanların akıllarından geçeni anlamaya çalışıyor. Ancak bilim adamlarının bu konuda ulaşabildikleri noktanın, sadece kişinin son olarak baktığı resmin ne olduğunu tespit edebilmek olduğu belirtiliyor. Japonya'nın Kyoto kentinde gerçekleştirilen araştırma sonucunda elde edilen MRI sonuçlarına göre, beyin tarama filmleri, kişilerin baktıkları resimlere göre ufak farklılıklar gösteriyor. Kaliforniya'daki Londra Kolej Üniversitesi'nde yapılan araştırmada da bilim adamları beyin tarama filmleri ile insanların baktıkları resimleri veya duydukları sesleri belirleyebildiklerini söylüyor. Deneklere aynı anda birçok resim gösterildi ve beyin tarama testleri sonuçlarında hangi resme odaklandıkları gözlemlenebiliyor. Bilim adamları, beyin hücre aktivitelerinin kişilerin baktıkları nesnelere göre farklılık gösterdiklerini belirtiyor. Ancak araştırmayı gerçekleştiren bir bilim adamının itirafları aslında günümüz teknolojisinin insan aklını okumaktan ne denli uzak olduğunun bir kanıtı. Dr. John-Dylan Haynes'in konu ile ilgili yorumları şöyle:

“Hala bir akıl okuma cihazı yapmaktan çok uzağız.”

“Sınırlı verilerle, sadece bir insanın yaklaşık olarak ne gördüğünü anlamaya çalışmaktayız.”

“Çalışmamız bir gün insanın bilincini okumaya yarayacak bir makine inşa etmenin henüz ilk adımları sayılabilir, ancak bunu başarmak için henüz yolun başındayız.”

Allah, kâinatta yarattığı her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilir, tüm canlılara hâkimdir. Uzayın boşluğunda kaç tane gezegen ve kaç tane gök taşı olduğunu, yerin içinde ve yüzeyinde kaç tane kum taneciğinin bulunduğunu, dünya üzerindeki milyarlarca insanın, hayvanın, bitkinin hücrelerinde kodlu olan şifreleri, insanların hayatları boyunca her yaptıklarını ve tüm düşündüklerini, içlerinde gizlediklerini dahi eksiksizce bilir. Ve tabi Cenabı Allah, kişinin yaptığı tüm fiilleri, kalbinden geçen düşünceleri, hatta kendisinin bile tam olarak bilmediği bilinçaltını bilir. Bu durumda insan Allah'a karşı son derece samimi ve boyun eğici olmalı, zaaflarını, noksanlıklarını, kusurlarını, ihtiyaçlarını Allah'a samimi bir biçimde açmalı, kendisini imani olarak güçlendirmesi için dua etmeli ve O'ndan yardım istemelidir. Allah insanların içlerinden geçirdikleri, niyet edip uyguladıkları veya uygulamadıkları ya da gizlice tasarladıkları her şeyden haberdardır. Bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır:

“Haberiniz olsun; gerçekten onlar, ondan gizlenmek için göğüslerini büker (Hak'tan kaçınıp yan çizer)ler. (Yine) Haberiniz olsun; onlar, örtülerine büründükleri zaman, O, gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.”[1]

İman eden bir insan, yaptığı iş ne olursa olsun Allah ile olan bağlantısını kaybetmez ve Kur’an'da kendisine öğütlenen ahlakı göz ardı etmez. Bir ayette iman edenlerin bu vasfı şöyle bildirilir:

“(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.”[2]

Kur’an'ın “Çünkü gündüz senin için uzun uğraşılar vardır”[3] ayetinde bildirildiği gibi, gün boyunca insanlar için uzun uğraşlar vardır. Gün içinde kimi insanlar iş yerlerinde, kimileri okullarında kimileriyse evlerinde ya da başka yerlerde birçok işle meşgul olurlar. Bazı insanlar yaptıkları işe kendilerini bazen öylesine kaptırırlar ki o an başka hiçbir şey düşünmez olurlar. Oysa insan bir işe en çok daldığı zaman bile Allah ona şahittir ve ne yaptığını, bunu yaparken içinden ne geçirdiğini bilir. Sonsuz ilim sahibi Yüce Allah, bunu Kur’an'da şöyle haber verir:

“Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur’an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde şahitler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın.”[4]

Bu ayette bildirilenler doğrultusunda iman eden bir insan, yaptığı iş ne olursa olsun Allah ile olan bağlantısını kaybetmez ve Kur’an'da kendisine öğütlenen ahlakı göz ardı etmez. Bir ayette iman edenlerin bu vasfı şöyle bildirilir:

“(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.”[5]

Allah'ın insanın içinden geçen her şeyi bilmesi ve insanın buna iman etmesi çok büyük bir nimettir. Bu sayede insan, dualarını Allah'ın her zaman duyacağını bilmenin, O'nun her zaman her olayı bizzat yarattığını düşünmenin her an her saniye kendisiyle beraber olduğunu hissetmenin huzurunu tadıverecektir. Allah'ın kendisine bu kadar yakın olması ona büyük bir güç verecek, Kur’an ahkâmını ve İslam ahlakını en iyi şekilde yaşayabilmesine vesile olan birçok güzel özellik edinecektir.

Allah insanın içinden geçen her şeyi bilir ve bunları asla unutacak değildir. Kıyamet günüyse insanın küçük büyük dünyada yaptığı her davranış ve düşündüğü her şey ortaya getirilecek ve Allah insanları bunlardan sorguya çekecektir. Rabbimiz bu gerçeği bir ayette şöyle haber verir:

Çünkü: “Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çekecektir...”[6]

Kusursuz Bir Haberleşme Ağı: Beyin

Bir yere baktığımızda, bir şey düşündüğümüzde veya bir koku aldığımızda, beynimizde bir hareketlenme başlamaktadır. İlgili sinirler, bir elektrik akımı vesilesiyle gelen mesajları tek tek yorumlamaktadır. Bir bardağa baktığımızda, onun bardak olduğunu anlamamızın nedeni, beyindeki sinirlerin onu "bardak" olarak yorumlamasıdır.

Bir şeyi düşündüğümüz sırada beynimizde olanlar, sinirlerin birbirleriyle koordinasyon kurmaları ve birbirlerinin üzerinden elektrik akımlarını yollamalarıdır. Karşımızdaki bardağın görüntüsünün beynimizde oluştuğunu zannetmek bir yanılgıdır. Oysa, bardaktan gelen görüntü beynimize sadece bir elektrik sinyali şeklinde ulaşmıştır ve zifiri karanlık beyinde bardağın görüntüsünden en ufak bir iz bulunmamaktadır. Düşünmemiz, koklamamız, görmemiz, kısacası dış dünyayı algılamamız için verilmiş olan sebepler, sinir hücreleri arasındaki işlemlerin sonuçlarıdır. Bu gerçek karşısında, 10 milyar sinir hücresinin beynin içinde özenle yerleştirilmiş olması ve bizimle ilgili her şeyin kontrolüne vesile olmaları, dahası bizlere renkli bir dünya sunmaları, elbette büyük bir mucize olmaktadır. Bu büyük mucizenin sahibi Yüce Allah'tır. Kuşkusuz, insan hiçbir şey değilken onu yoktan yaratan Allah için tüm bu sebepleri yaratmak çok kolaydır. İşte vücut dilimiz, hal ve hareketlerimiz, beynimizdeki ve kalbimizdeki düşüncelerin bir yansımasıdır.

 


[1] Hud: 5

[2] Nur: 37

[3] Müzemmil: 7

[4] Yunus: 61

[5] Nur: 37

[6] Bakara: 284

Makale Paylaşım Sayısı: 2748

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR