Get Adobe Flash player
Reklam

ŞEHVET KIŞKIRTICISI PORNO YAYINLARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Minik Irmak’ın katili porno bağımlısı çıkmıştı!

Manisa'nın Alaşehir ilçesinde evlerinin önünde oynarken ortadan kaybolan 4 yaşındaki Irmak Kupal'ın bulunabilmesi için günlerce polisler tarafından arama çalışması yapılmıştı. Televizyoncu Müge Anlı da küçük Irmak'ı bulmak için ekibiyle birlikte olayı araştırmıştı. Küçük Irmak'ı kaçırdığından şüphelenilen Hikmet A. program sırasında cinayeti itiraf edip küçük kızı öldürerek, Sarıkız Çayı'nın kenarına attığını açıklamıştı. Gariban bir ailenin; gündelik işlerde çalışarak geçimini sağlayan 44 yaşındaki Bilal Kupal ile 27 yaşındaki Suriye Kupal çiftinin Menderes Mahallesi'ndeki evlerinin önünde oynayan kızları Irmak Kupal, 14 Ekim günü saat 15:00 sıralarında birden kayıplara karışmıştı. Yapılan arama çalışmalarından bir sonuç alınamayınca zavallı baba Bilal Kupal, canlı yayına katılarak Müge Anlı ve ekibinden küçük kızının bulunması için yardım çağrısı yapmıştı. Küçük Irmak'ın genetik bir rahatsızlığı olduğunu ve bu nedenle uzun mesafe yürüyemediğini belirten baba Bilal Kupal, kızının kaçırılma endişesi taşıdıklarını vurgulamıştı. Araştırmalar Irmak'ı en son kendisinin gördüğünü ve evinin önünde oturduğunu söyleyen hurdacı Hikmet A. üzerinde yoğunlaşmış ve korkunç cinayet ortaya çıkmıştı.

Sapık ve katil hurdacı Hikmet A. Porno filmleri izleyerek azgınlaşmıştı. Değil bir insanın, kuduz bir hayvanın ve canavarın bile yapmayacağı bu vahşeti, porno yayınlarıyla vicdanı yozlaşan ve şehvet sapkınlığına kapılan insanlıktan çıkmış bir adam işlemekten sakınmamıştı. Bu tür haberler maalesef ülkemizde giderek yaygınlaşmaktaydı.

Öyle ise devletin ve AKP Hükümetinin acilen şu tedbirleri alması lazımdı, aksi halde bu acımasız ve ahlaksız gidişatın suç ortağı sayılacaktı:

1- Porno yayınları hepten yasaklanmalıdır.

2- Bu ahlaksız sitelere ulaşımı kesinlikle engelleyecek ciddi ve etkili tedbirler derhal alınmalıdır.

3- Bu edep ve erdem dışı yayınlara çok meraklı olanlar varsa onlara, başkalarının erişemeyeceği özel kablo bağlantıları sağlanmalı, izledikleri ahlaksız yayınlar sürekli kontrol altına alınmalı ve bu özel izinlere ağır vergiler uygulanmalıdır.

4- Bu tür vahşet ve cinayetleri caydırıcı olmak üzere idam cezası mutlaka geçerli olmalıdır.

5- Kız ve oğlan çocukların asla başıboş bırakılmaması ve özellikle her yaştaki kız çocuklarının sapıkların şehvet damarını kamçılayacak kıyafetlerle dolaşmamaları konusunda aileler ve eğitimciler uyarılmalıdır.

Bilgisayarlar, cep telefonları ve laptoplar üzerinden, çocuklar dahil herkesin kolaylıkla erişebildiği porno siteleri yüzünden; bebek yaştaki kız ve erkek çocuk tecavüzlerinin, aile içi ensest ilişkilerin, en çarpık fuhuş partilerinin, hatta hayvanlarla cinsi münasebetlerin hızla arttığını gazete ve TV haberleri sıklıkla duyurmaktadır. Bu ahlaki sapkınlıklar sonucu aile kutsallığı, namus kavramı ve utanma (hayâ) duyguları yozlaşmakta, yuvalar dağılmakta, psikolojiler bozulmakta, cinayet ve boşanmalar çoğalmakta ve toplum içten içe çürümeye başlamaktadır.

12 yaşındaki kıza defalarca tecavüz eden sapık serbest bırakılmıştı!

Marmara Ereğlisi’nde, 2011 yılında yanında kaçak çalıştırdığı 12 yaşındaki kız çocuğu C.O.’ya, cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılanan Azmi Ergüney (73) hâkim karşısına çıkarılmış ve 22 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan sanık, 16 yıl 10 ay 15 gün cezaya çarptırılmıştı. Ancak mahkeme, “15 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına” ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi tarafından 2016 Mayıs ayında iptalini gerekçe göstererek Ergüney’i adli kontrol ile serbest bırakmıştı. İptal hükmünün yürürlüğe girmesi için gereken 6 aylık süreyi beklemeyen mahkeme, “Ülkemizin yoğun ve acil sorunları nedeniyle yasa koyucunun bu suça ilişkin düzenlemeyi ne zaman yapabileceğinin bilinmiyor olmasını” gerekçe gösterip sorumluluğu gerekli düzenlemeyi yapmayan Meclis'e atmıştı. Oysa bu sapık adam daha başka çocuklara da bulaşmıştı. Zaten AKP'nin girmeye can attığı ve uğrunda onur kırıcı tavizlere yanaştığı AB ülkelerinde ve stratejik ortağı ABD'de, ensest ilişkiler, eşcinsel evlilikler dahil her türlü ahlaki sefalet ve pornografik rezalet resmen serbest durumdaydı.

AKP iktidarı, bir ara porno sitelerine ulaşımı zorlaştırma kararı almış, ama AB kurumlarının talimat ve dayatmasıyla derhal geri adım atmıştı.

Buna rağmen Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, "Avrupa Birliği'ne tam üyelik girişimi Türkiye'nin stratejik hedefidir ve bu yönde gayretlerimiz kesintisiz devam edecektir" diyerek safını ve sıfatını ortaya koymuşlardı. Sn. Erdoğan, yeni yasama yılının açılışında TBMM'de yaptığı konuşmada: "Avrupa Birliğine tam üyelik konusunda kararlılığımızı muhafaza ediyor, sergilenen olumsuzluklara rağmen reformlarımızı kesintisiz olarak sürdürüyoruz" buyurmuşlardı. Sn. Erdoğan, bu konuşmasında Avrupa'ya bir sitemde de bulunarak "Türkiye'nin kapılarını açıp Suriye ve Irak'tan kabul ettiği mülteci sayısının 3,5 milyona ulaştığını, buna karşın Avrupa'nın tamamının Suriye'den kabul ettiği mülteci sayısının sadece 130 bin olduğuna" işaret edip sızlanmıştı.

Fulbright Eğitim Komisyonu'nun bir gizli amacı da Türk gençleri arasında cinsel serbestliği yaygınlaştırmak mıydı?

27 Aralık 1949 tarihinde, Milli Şef İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde, Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara bırakılmıştı. Menderes ve AKP dahil hiçbir iktidar bu sinsi ve tahripçi anlaşmaya dokunmamışlardı. Sadece rahmetli Erbakan rafa kaldırmışlardı.

ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu oluşturmuşlardı. Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu konulacaktı. Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk olacaktı. Bu komisyonun görevi, Türk çocuklarının ilk, orta ve lisede okuyacağı derslerin müfredatını yani programlarını hazırlamaktı. Üstelik herhangi bir konuda karar verirken oylar 4 evet, 4 hayır çıkarsa ne olacaktı? Çözüme bakınız; o tarihte Ankara’da bulunan Amerikan Büyükelçisi’nin vereceği oy, belirleyici olacaktı(!) (Bu komisyonun gizlenen amaçları arasında "Türk gençleri arasında cinsel özgürleşmeyi yaygınlaştırmak" olduğu konuşulmaktaydı. N.A.)

Çok açık değil mi; Türk gençlerinin ne tür bir eğitimden geçeceği, derslerde hangi konuları ne tür boyutlarda öğreneceği, Amerikalılara bırakılmıştı! Bu tür bir uygulamaya, sömürge ülkelerinde bile rastlanmazdı! O tarihten günümüze kadar olan süreçte kurulan hükümetlerin hiçbirisi, bu anlaşmayı ortadan kaldırmaya yanaşmamıştı. 27 Mayıs 1960 İhtilali’ni yaparak, kendilerini devrimci olarak tanıtanlar, Fulbright Eğitim Komisyonu’nu ortadan kaldırmadı! 27 Aralık 1949 tarihinde kurulan ve halen yürürlükte olan Fulbright Eğitim Komisyonu, 67 yıldır iktidardaydı(!)

Örnek olması açısından, daha yakın geçmişte, 2012 yılında Fulbright Eğitim Komisyonu’nun kimlerden oluştuğunu hatırlatalım:

John Tomas Maccarthy (Başkan), ING Bank Türkiye Müdürü,

Scott F. Kilner, ABD İstanbul Başkonsolosu,

Mark A. Wentworth, ABD Büyükelçiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı,

Kaya Arıkoğlu, Mimar ve Şehir Tasarımcısı, Arıkoğlu Arkitekt Ltd. Şirketi, Adana,

Prof. Dr. Ahmet Ademoğlu, İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü,

Engin Soner, Dışişleri Bakanlığı İkili Kültürel İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı,

Doç. Dr. Ömer Açıkgöz, Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü,

Prof. Dr. Ekrem Tatoğlu, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Fulbright Eğitim Komisyonu üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Ademoğlu bir not yollamış ve üyeliğinin bittiğini açıklamıştı. Ancak, Prof. Dr. Ahmet Ademoğlu’na seslenmek istiyorum;

Ahmet Bey, bu komisyonda ne kadar görevde kaldınız ve görevde olduğunuz süre içinde neler yaptınız?

Hangi faaliyetlerde bulunup neleri başardınız?

Hangi kararların altına imza attınız?

Kökü dışarıda bu komisyonun aldığı kararlarla hangi kanunları, yönetmelikleri yürürlüğe taşıdınız?

Türk toplumunun bu gizemli komisyon hakkında bilmediklerini ve bilmesi gerekenleri açıklar mısınız?

Amerikalılar Türk eğitim sistemiyle niçin bu derece yakından alakalıdır?[1]

Geçen ziyaretimize gelen bir Uzman Doktor talebem anlatmıştı:

Pornoculuk çağımızın en azgın vebası ve en yaygın tutsaklığı olup, genç dimağlarımızı iliklerine kadar sömüren, insanımızı şehvet budalası ve çirkeflik sevdalısı haline getiren bu illetten kurtulmak bir iman ve irade konusudur. Aslında "dopamin" denilen bağımlılık molekülü, genlerimize hizmet etmek için bizi motive etmeye yarayan hormondur. Dopamin hormonu, ödül döngüsü dediğimiz, adını Pavlov'un köpeği deneyinden hatırlayacağımız mekanizmayı tetikleyip durur. İvan Pavlov, köpeğine her et verişinde zil çalıyordu. Bir süre sonra et getirmeden sadece zil çaldığında da köpeğin ağzı sulanmaya başlıyordu.  Ödül döngüsü bağımlılıklarımıza giden yoldaki duraklardan bir başlangıç konumundaydı. Şimdi düşünelim bu şehvet duygusu ve porno tutkusu karşısında, bu şeytani çarkın dönmesine hiç karşı koymaya çalışmayan bir beyin, bir süre sonra ne hale gelmiş olur? Yani canı her istediğinde porno izleyen kişinin beyni ve kalbi nasıl bağlanıp bozulurdu? Günümüz dünyasında maalesef pornografi bağımlılığı, diğer uyuşturucu madde bağımlılığından daha yaygın ve azgın bir durumdadır. Azgın ve aşırı şehvet üretim merkezi delta fosb proteini, porno izlemeye ve mastürbasyon eylemi sırasında kullanılan sinir bağlantılarını tetikleyip, bu güzergâhı (sinir hattı) güçlendirmeye neden oluyor. Böylelikle bir süre sonra sistem otomatikleşiyor, bir başka deyişle bağımlılık safhasına çıkıyor. Öyle ki bu işlem sırasında oturan imgeler bizi porno izlemeye tahrik ediyor. Aynen Pavlov'un köpeği deneyinde olduğu gibi, zil çalıyor ve köpeğin ağzı sulanıyor. Üstelik hassaslaşmanın götürüsü olarak artan porno izleme neticesinde sinir sistemi dopamin bombardımanına tutulmuş oluyor, bir süre sonra sistem duyarsızlaşmaya başlayınca bu sefer dopamin miktarını artırmaya yöneliyor. Derken sistem pornoya kilitleniyor, beyne ve sinir sistemine dışarıdaki başka hiçbir şey ilgi çekici gelmiyor. Vücut bu sanal döllenmeye odaklandığından gerçek hayattaki helal kadın-erkek ilişkisi bile ikinci plana düşüyor.

Manevi yozlaşma ve duyarsızlaşma bağımlılıklarının temelini oluşturuyor!

Düzenli porno izleyicileri, ilk izledikleri pornolardaki şehevi ve şeytani tadı alabilmek için farklı arayışlara giriyor, şaşırtıcı, farklı, yasak ve hatta korkunçlu videolara kayma eğilimi başlıyor. Öyle ki çıplak porno resimleriyle başlamış bir porno kariyeri, tecavüz videoları izleyerek mastürbasyon yapar hale gelebiliyor. Porno sitelerindeki akla hayale gelmeyecek kategorilerin nedeni, porno bağımlılarının zamanla farklı arayışlara girme içgüdülerinden kaynaklanıyor.

Çok farklı alandaki, çok farklı "şeylerin" bağımlılık yapabileceği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. İnternetin yaygınlaşmasıyla beraber internet bağımlılığı başlığı altında birçok bilimsel araştırma yapıldı, ancak İlk başlarda porno bağımlılığı, internet bağımlılığı başlığı altında spesifize edilmeye çalışılmıştır. Porno bağımlılığını yaygınlaştıran şeyler; 7/24 ulaşılabilir olması, bedava olması, tek kişilik olması, sınırsız çeşitlilik, kolay erişim, porno tüketiminde bir sınır olmaması (yiyecek ve madde bağımlılığında farklı) aşırı tüketiminde tiksinmeye yol açmamasıdır. Düzenli ve sürekli porno kullanımı sonucunda oluşan sorunlar arasında: erken boşalma, cinsel birleşim sırasında iktidarsızlık, çok mastürbasyon az zevk, artan sosyal tedirginlik, güvensizlik, karakter dışı davranışlar, dengesiz erekte, seks-mastürbasyon tat farkı, konsantrasyon eksikliği, yüksek tedirginlik, depresyon, beyin işlevlerinde yavaşlama ve gecikme, hafıza geriliği, unutkanlık vardır.

Peki beynimizi ve kalbimizi eski haline getirebilmek için ne yapmalıyız?

Bu konuda iman ve İslam bizim en önemli ve gerekli sığınağımızdır. Gerçek bir Allah korkusu ve sürekli O'nun huzurunda bulunma ve utanma duygusu en geçerli ilacımızdır. Sonra porno üzerine hayal kurmaktan, erotik hikâyeler okumaktan, internette ve TV'lerde çıplak ve gıcıklayıcı görüntülere bakmaktan uzak durmalıdır.

Sağlam ve kararlı bir tövbe sonucu başlayan iyileşme süreci aslında bireyin kendisini ve beynini değiştirdiği bir süreç olmaktadır. Bu iyileşme döneminde kararlı bir şekilde kendinizi hazırlayıp başladıktan sonra hiçbir nedenle porno pisliğine asla yaklaşmamalıdır.  Saniyelik bir video bile, bütün emeklerinizi boşa çıkaracaktır. Bu nedenle pornografiyi ve ona giden bütün sebepleri bırakmalıdır. Çünkü sigarayı bırakan bir kişinin tek bir sigara içmesi bile bütün tılsımı bozacaktır. Bazen bu süreç aylar alsa da, sabırlı ve kararlı olmalıdır.

Öncelikle pornografinin beyninizi ve kalbinizi nasıl ve ne şiddetle etkileyip esir aldığını, ayrıca nasıl değiştirip yozlaştırarak sizi insanlıktan çıkardığını asla unutmamanız lazımdır. Dini ve ahlaki eserler okumak, Kur'an meali ve hadisler üzerine yoğunlaşmak, ibadet ve zikir alışkanlığı kazanmak, hayırlı ve yararlı işlere başlamak, samimi ve seviyeli dostluklar kurmak ve tabi her an ve her ortamda Yüce Yaratıcımızı hatırlamak, bu gibi kötü alışkanlık ve bağımlılıklardan kurtulmanızı kolaylaştıracak, inşallah uzak kalmanızı sağlayacaktır. Porno bağımlısı olacak kadar iradesiz ve karaktersiz, bu şeytani alışkanlıktan kurtulamayacak kadar kalpsiz ve kabiliyetsiz olmadığınıza kendinizi inandırmanız ve özünüze saygı duymanız şarttır. Bugün şeytanın ve şer odaklarının en yaygın ve en tahribatçı silahı porno yayınlarıdır, bu tuzağa kapılanlar, sonunda şeytanın ve şer odaklarının bağımlı ve bayağı elemanları olup çıkmaktadır.

Samimi tövbe günahları yakacak ve kötü alışkanlıklardan kurtaracaktır!

Bir hadisi şerifte: "Günahtan tam dönen ve tövbe eden o günahı hiç işlememiş gibidir" buyrulmaktadır. Tövbe, yaptığı kötülük ve çirkinlikten pişmanlık duyma ve yaptıklarından utanma hali, kişinin kulluk bilincine ulaşmasıdır. Bu idrakin ilk meyvesi de elbette tövbedir ve tövbenin kendisi bizzat ibadettir. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim'inde, Efendimiz (SAV) birçok hadisi şerifinde tövbe ve istiğfarı emretmiştir. Çünkü Beşer şaşabilir, ama hatalığını bilip, pişmanlık hissedip, Hak'ka ve hayra yönelmesi gerekir. Ancak kişinin yaptıklarından ötürü pişmanlık duyması yeterli değildir. Onlara bir daha dönmemek, kesin olarak terk etmek için de sağlam, samimi bir adım atması gerekir. Yani, yeni bir başlangıç yapmadıktan sonra, sadece pişmanlık duymak tövbe etmek anlamına gelmeyecektir. Tövbenin nasıl olması gerektiğini Hz Ali (K.V.) Efendimiz şöyle öğütlemektedir:

1- Bütün kalbinle yaptığın isyana ve günaha pişmanlık duymalısın.

2- Her an huzurunda bulunduğun Allah'tan utanmalı ve korkmalısın.

3- Günahı işlerken kul hakkına riayetsizlik yaptıysan helallik almalısın.

4- Seni günaha teşvik eden arkadaşları, araçları ve ortamı hemen terk edip uzaklaşmalısın.

5- Amel defterini güzelliklerle doldurmaya çalışmalısın, her geçen gün iyiliklerini ve ibadetlerini artırmalısın

6- Bedenini, vücudunu Allah'a ibadet veya farzları yerine getirdikten sonra insanlara hizmetle meşgul edip yormalısın.

7- Allah Teâlâ'yı çokça anmalı, Kur'an Meali okumalı, ölümü ve ahireti hatırlamalısın. Şunu unutma ki; bir kişi Allah'ı unutmadan asla günaha kalkışamayacaktır.

"Ben bu alışkanlıktan kurtulamam, artık asla olumlu ve güzel huylu bir kul olamam” düşüncesi, şeytanın bir aldatmacasıdır!

Oysa tövbe edip düzelme, hayırlı ve yararlı işlere yönelme kapısı her zaman açıktır. Çünkü zaten insan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara kayması olağandır. Asıl yanlış bu günahlarda ısrarcı olmaktır. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de: "(Kesinlikle) Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başka (günahlarını ise) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, mutlaka uzak bir sapıklığa kaymıştır" (Nisa:116) buyrulmaktadır.

Kur'an'ın: "Ey iman edenler “Tövbe-i Nasuh” ile (yani kesin bir niyetle, günahlara geri dönmemek azmiyle, samimi ve halis bir pişmanlık düşüncesiyle, açılan bir yarığı en sağlam bir iple bir daha kopmaz biçimde diker gibi) Allah’a tövbe edin (ve kötülüklerden vazgeçin). Umulur ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokuverir. O gün Allah, Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar (vaziyette huzurla yürüyecekler ve): "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin” diyeceklerdir" (Tahrim: 8) emri, her türlü kötü alışkanlık ve bağımlılıktan kurtuluş kapısının açık olduğunu duyurmaktadır. Ayette geçen "Nasuh Tövbe" ise şunu anlatır:

1- Allah'a karşı günah işlediğinin farkına ve sorumluluğuna varıp bu günahtan dolayı Allah'a sığınmak ve pişman olmak.

2- Bu kötülüğü işlediği için üzüntü duymak, kurtulma azmi taşımak ve Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak.

3- Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair kesin bir kararlılık içerisinde iradeli ve dikkatli davranmak.

4- Eğer günahları kul hakkını ilgilendiriyorsa onlarla helalleşme yolları aramak.

5- Farz ibadetleri yapmaya ve haramlardan sakınmaya başlamak.

6- Her türlü zulüm ve düşmanlıktan uzaklaşmak.

7- Kötülüklerine kefaret olacak iyiliklere başlamak ve hayırlı hizmetlere yoğunlaşmak lazımdır.

Ancak ikide bir tövbe edip bozmak, hâşâ, Cenabı Hak'la dalga geçmek anlamını taşır ki, bu İmanın ve vicdanın yalama olmasına ve ahlakın tamamen yozlaşmasına yol açacaktır.

Hazreti Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadis-i şerif'lerinde: "Bütün ademoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbekâr olanlardır" (İbni Mace, Zühd, 30) buyurmuşlardır. Başka bir hadisi şerifte ise: "Eğer siz (hiç) günah işlemeyecek olsaydınız (ki bu mümkün değildir, o takdirde kendi rahmet ve mağfiretini göstermek üzere) Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı" (Müslim, Tövbe, 9, 10, 11) gerçeğini vurgulamıştır. Bu zikrettiğimiz hadislerden de anlaşıldığı üzere, insan, günah ve sevap işleme özelliğinde yaratılmış bir varlıktır. Günah işlemek, insanı meleklerden ayıran bir farklılıktır. Bilindiği gibi melekler nurdan yaratılmış olup, asla Allah'a karşı gelmeyen, günah işlemeyen varlıklardır. İslam fıtrat dini olmaktadır. İslam'da insanın günah işleyebileceği kabul edilmiş ve bundan korunma ve kurtulma yolları insana öğretilmiş bulunmaktadır. İşte yapılan kötülükten, işlenen günah ve kabahatten kurtulup manevi kirlerden temizlenme yolu tövbe kapısıdır. Tövbe ile insan, yapmış olduğu günah ve kusurlardan kurtulup o günah ve hataları hiç yapmamış gibi tertemiz olma fırsatını yakalayacaktır. Nitekim bu hususta Peygamber Efendimiz: "Günahtan tam dönen ve tövbe eden, o günahını hiç işlememiş gibidir" (İbni Mace, Zühd, 30) hadisi ile bu gerçeği hatırlatmaktadır.

"(Tarafımdan onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere nefislerini israfa uğratan (günahlara sokan ve ölçüyü taşıran) kullarım. (Siz yine de) Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, Bağışlayandır, Esirgeyip acıyandır" (Zümer: 53) ayetinde Yüce Rabbimiz, Peygamberimize, günahkâr kulların, Allah'ın rahmetinden umut kesmemelerini söylemesini emrediyor. Çünkü çok bağışlayan, çok acıyan Allah, dilerse bütün günahları bağışlayıcıdır. Bundan dolayı kullar, Allah'ın azabı gelmezden önce Allah'a yönelmeli, O'na teslim olmalı, Şirki ve bütün günahları bırakmalıdır.

Hz. İsa vaaz ve nasihate şöyle başlamıştı: "Tövbe edin! Sakın tövbeyi geciktirip ertelemeyin. Çünkü göklerin egemenliği ve hesap vakti yaklaşıvermektedir." (Matta 4:17)

"Tanrı, geçmiş dönemlerin bilgisizliğini görmezlikten geldi; ama şimdi artık her yerde herkesin tövbe etmesini emretmektedir." (Elçilerin İşleri 17:30)

"Bilerek ve cezasını küçümseyerek günah işleyenler, Tanrının yüceliğine hakarete yönelmişlerdir." (Romalılar 3:23)

Sadece Allah, bulunduğumuz günahlı hayatı ve sahip olduğumuz kötü ahlakı bizlere gösterip, farkında olmamızı sağlayabilir ve bizleri hayatımızı değiştirecek bir pişmanlığa yönlendirebilir. Tövbe, samimi ve seviyeli insanın hayatında ona yaraşır meyveler getirir (Matta 3:8), yaşam şeklini değiştirir; yanlış söylem ve eylemlerden, doğru düşünce ve yönelişlere iletir. (Efesliler 4:21-32)

Gerçek tövbe, kötü şeylere karşı antipati ve soğukluğu, Rabbimize karşı edepli bir korkuyu getirir; aynı zamanda günahların itirafı, Rab’den af dilemeyi içerir.

Porno bağımlılığı, doyumsuz bir şehvet hastalığıdır!

Vakıa Suresi 51-56 ayetlerinde Cenabı Hak kullarını şöyle uyarmaktadır:

51- "Sonra gerçekten siz, ey sapık olarak (Kur’an’ın hükümlerini ve haberlerini) yalanlayıcılar",

52- "(Unutmayınız) Şüphesiz Zakkum olan bir ağaçtan (zorla) yiyecek (ve Allah’ın kahrına uğrayacaksınız)."

53- "Böylece karınları(nızı) ondan dolduracak (ve kan kusacaksınız)."

54- "Onun üzerine de (serinlemek ve acınızı dindirmek umuduyla) alabildiğine kaynar sudan içecek (ve içtikçe perişan olacaksınız)."

55- "Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içmeye (mecbur kalacaksınız)."

56- "İşte bu, onların din (hesap ve ceza) günündeki azap sofrasıdır."

Evet, su içtikçe ve karnı şiştikçe susuzluğu artan ve tekrar içme arzuları kabaran hastalıklı develer gibi, porno seyretme alışkanlığı da, hep yeni ve farklı görüntüleri izleme tutkusunu ve şehvet duygusunu sürekli azdıracaktır. Bu bağımlılık sahibini asla doyuma ve huzura ulaştırmayacak, hep şehvetli bakış arzularını kamçılayacak ve ayetlerde belirtildiği gibi; şeytani şehvet iştahını artırıp duracaktır. Sonunda hem ruh sağlığı, hem vücut sağlığı bozulacak, beyni pornografiye uyarlanacak, her şeye ve herkese bu nazarla bakmaya başlayacak ve hep bu yönde hayaller kuracaktır. İşte bu ahlaki hastalıktan ve psikolojik sapkınlıktan kurtulmak için, ciddi ve iradeli bir tövbe ile uzaklaşmak, inancımızın ve insanlığımızın icabıdır. Gözümüzü ve gönlümüzü temizleyip arındırmak, yönümüzü düzeltip önümüzü aydınlığa çıkarmak için belki de bu son şansımızdır.

 


[1] Milli Gazete, 19.09.2016, Adnan Öksüz

 

Necati AKGÜL -
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Heyecan

Bu yazarin diger makaleleri

“BİLGİ”NİN ÜRETİLME AŞAMALARI VE MANİPÜLASYONLARI
Doğru ve doyurucu bilgi üretmek, maddi ve manevi ihtiyaçları giderici,...
Devami
AKP’nin Ahlâk Ayarı; Yetiştirme Yurtları ve DIŞ POLİTİKA DUYARSIZLIĞI!
Yapılan bilimsel araştırmalar, nikotin zehri içeren tütün yapraklarına ve esrar...
Devami
AB ve ABD ORDUMUZDAN NE İSTİYOR?
  Zorunlu Askerlik kaldırılacak mı? AB ilerleme raporlarının hiç öne...
Devami
PKK PAZARLIĞI VE HIYANET MEZARLIĞI
  09 Şubat 1995 tarihli Hürriyet Gazetesinde, yani on bir...
Devami
ÜST AKIL, BÜST AKIL VE DÜRÜST AKIL
Üst Akıl: Genellikle sadece yöresel, ülkesel ve bölgesel değil; küresel...
Devami
DÜNYA, AMERİKA'DAN NEFRET EDİYOR!
  Irak'ta: 700 bin ölü, 400 bin dul, 3,5 milyon...
Devami

Makale Okunma Sayısı: 314

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR