Get Adobe Flash player
Reklam

Milli Çözüm Dergisi Kitapları

TEŞKİLATCILIK MESAJ VE METOD
PDF Yazdır
Kitap Kabı TEŞKİLATCILIK MESAJ VE METOD
Yazar: Ahmet AKGÜL
Yayın Evi: Togan Yayınevi
PDF Çıktısı: Mesaj_Ve_Metod.pdf
Tıklanma: 1060
Kullanıcı Oyları:  / 2
KötüEn İyi 
Konu Açıklaması
Ekleyen Editör

  • Dengeli, disiplinli ve düzenli yaşama ve başarılı olma yöntemlerini…

Aile bireylerinden, arkadaşlık ve öğretmen-öğrenci ilişkilerine… Gönüllü hizmet işlerinden teşkilat ve şirket yönetimine kadar; her alandaki uygar ve uygun iletişim ve işbirliği prensiplerini

Zamanımızı ve heyecanımızı, imkân ve fırsatlarımızı, ekip ve elemanlarımızı asla israf etmeden, en verimli şekilde değerlendirme öneri ve projelerini

Sağlam inancın, dürüst ahlakın, vicdani duyarlılığın ve çalışkanlığın insana kazandırdığı; onur, özgüven ve mutluluk meyvelerini

Bilginin ne kadar gerekli ve etkin bir güç olduğu gerçeğini ve bilgiye ulaşma çarelerini ve sürekli olgunlaşma ve O’na ulaşma reçetelerini;

İlmi deneyim ve öğretiler, İslami temeller, özet maddeler ve net örneklerle okuyucuya sunan bir başucu kitabı

 


 

ÖNSÖZ

Birlikte yaşamaya, aynı ortamları ve aynı olanakları paylaşmaya mecbur olduğumuz insanlarla, daha olumlu ve daha olgun ilişkiler kurabilmek için... Ve yine şirket, ticaret, dernek ve devlet gibi, işbirliği ve iş bölümü yapmak zorunda bulunduğumuz her kurum ve konuda daha verimli ve kaliteli sonuçlar alabilmek için, artık özel bir eğitim ve birikim gerekmektedir. Bu amaçla kitaplar yazılmakta, seminerler yapılmakta ve kurslar açılmaktadır.

Duyulan ihtiyaç üzerine, biz de hem kendi insanımıza ve inancımıza, hem de çağdaş sorunlara ve standartlara uygun düşecek şekilde, “iletişim ve işbirliği kuralları”nı ve “barış, bereket ve hoşgörü ahlakını” bir el kitabı halinde okurlarımıza sunmayı amaçladık.

Mesajımız: Sevgi ve saygı, Metodumuz ise: Sağduyu ve sabırdır. Çünkü sevenler sevilecek, sayanlar sayılacaktır. Aklıselim ve sabırla davranabilenler başarıya ulaşacaktır. Bencil, beleşçi, bilinçsiz ve beceriksiz kimseler ise, devamlı huzursuz ve başarısız olacaktır.

Aile ve komşuluk ilişkilerimizden, ticaret ve memuriyet işlerimize... Siyasi girişimlerimizden, manevi ve ahlaki hizmetlerimize kadar, pek çok konudaki başarısızlığımızın altında, samimiyet ve gayret yetersizliğimizden ziyade, iletişim ve işbirliği kurma konusundaki bilgi ve beceri eksikliğimiz yatmaktadır.

Zalimler ve hainler hariç, farklı din ve düşünceden, ama herkesle barışık yaşamaya, hayatı paylaşmaya ve işbirliği yapmaya hazır ve razı olmalıdır. Ve zaten manevi değerlerimiz ve milli geleneklerimiz de buna uygun bulunmaktadır.

Bizzat Kur’ani Kerim, uygar ve uyumlu bir toplum ve teşkilat düzeninin kurulmasını istemektedir. Kur’an, ahireti kazanmak için Müslüman olmayı, ama dünyada bütün haklarına sahip ve saygın yaşamak için, sadece “insan” olmayı yeterli saymaktadır.

İnançlı İnsanların;

1- Hem, her şeyden önce, huzura ve hürriyete kavuşmaları ve güçlü ve güvenilir bir yönetim oluşturmaları için, yapmaları gereken görevleri yerine getirebilmek üzere teşkilat şuuruna varmaları şarttır. Yani;

a- Tebliğ ve davetle kazanılan elemanları kendi bünyesinde barındıracak bir kurum ve adrese kavuşmak,

b- Bu elemanları eğitecek ve yetiştirecek ortamı ve imkânları hazırlamak,

c- Bunların ilgi alanlarını ve yetenek ayarlarını belirleyip tanımak,

d- Asıl önemlisi, bunların samimiyet ve sadakat durumlarını denemek ve çeşitli tecrübelerle tartmak,

e- Ve bu elemanları hedeflenen amaçlar doğrultusunda, zaman ve imkān israfına yol açmadan, organize ve koordine içerisinde hizmete koşturmak için, mutlaka teşkilat lazımdır.

2- Hem de, kurulacak dirlik ve düzenin korunmasını ve uzun ömürlü olmasını sağlayacak kadroların hazırlanması için, teşkilat önem kazanmaktadır.

“İçinizden hayra çağıracak, iyilikleri yaptırıp yaşatacak, kötülükleri ise önleyip yasaklayacak bir ümmet (topluluk ve teşkilat) bulunsun. İşte asıl felaha ulaşacak onlardır.”[1] Ayetinde geçen “ümmet” kavramı, “bir başkanın çevresinde, bağlılık şuuru ve sorumluluk duygusuyla toplanan cemaati” ifade etmektedir.

Bu ayet aynı zamanda İslami irşat ve islah (eğitim ve iyileştirme) teşkilatının kurulmasını da öngörmektedir.

“Allah kendi yolunda (malzemeleri birbirine kaynatılmış binalar gibi saf bağlayarak çalışan ve) çarpışanları sever”[2] ayetinde de, hem milli savunma için, hem de yerli kalkınma ve ülkede huzuru sağlama konusunda, toplum düzeni ve disiplini altına girmeyen Müslümanların, aralarına bir kaynaştırıcı koymadan üst üste yığılan tuğlalardan farksız olacakları ifade edilmektedir.

Ve zaten “Hem Allah’a, hem peygambere hem de devlet ve cemaat liderine itaat”[3] birlikte emredilmekte, bunlardan birinin bulunmaması durumunda selamete çıkamayacağımıza dikkat çekilmektedir. Adil devlete ve yetkililerine itaat, hem birlik ve kuvvetin oluşması için gereklidir, hem de ayrıca bizim imtihan vesilemizdir.

“Sizi yeryüzünün halifeleri olacak (imkân ve istidatlarda) yaratan, size verdiği (maddi ve manevi) şeylerden dolayı, sizi denemek için kiminizi kiminizden derece derece üstün kılan O’dur.”[4] Ayeti bu durumu bildirmektedir.

Evrensel Hukuk düzenine ve adalet ölçülerine bağlı kaldıkları müddetçe şirket, teşkilat, devlet ve hükümet yetkililerimize verdiğimiz bağlılık ve saygınlık sözüne sadık kalmak, fitne ve fesat çıkarmamak bizim hem görevimizdir, hem dinimizin gereğidir.

“Sana biat edenler, gerçekte Allah’a biat etmekte (ve O’nun emrini yerine getirmekte)dirler. Allah’ın (Rahmet ve Kudret) eli onların elleri üzerindedir. Artık kim ahdini bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur. Her kim de Allah (adına) verdiği (biat ve itaat) sözünü tutarsa Allah ona çok büyük ecirler verecektir.”[5]  

İşte “gerçek mü’minler o kimselerdir ki, Allah ve Resulüne (gönülden) inanmışlar (İslam’ın prensiplerine sadakatle bağlanmışlar)dır. (Bu yüzden) cemaat (ve teşkilatla) ilgili bir işi (görüşmek) üzere onunla (Peygamberle veya hizmet yetkilisiyle birlikte bulundukları zaman, ondan izin almadan (hizmetten kaçıp) gitmezler. (Ey Resulüm) Senden (veya devlet ve teşkilat yetkilisinden) haklı mazeretleri için izin istediklerinde (ise), dilediğine müsaade et ve (basit) ve gereksiz bahanelerle izin istiyorlarsa onlar için Allah’tan mağfiret dile:

“Ey iman edenler (ve toplum düzenine girenler!) sakın elçinin (ve temsilcilerinin) talimat ve davetini aranızda herhangi birinizin diğerini (hizmete) çağırması gibi tutmayın.

Allah sizden, birbirinizin (ve uydurma mazeretlerin) arkasına gizlenerek sıvışıp kaçanları (ve görevden kaytaranları çok iyi) bilir. Elçinin (devlet ve hizmet görevlilerinin) emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belanın çarpmasından yahut kendilerine acı bir azabın dokunmasından korksunlar!..”[6] Ayetleri de toplum ve teşkilat düzenindeki sorumluluklarımıza dikkatimizi çekmektedir.

Adil devlet ve teşkilat başkanlarına saygı duymayan, basit bahanelerle görevden kaytaran, teşkilat içinde izinsiz ve disiplinsiz davranan kimseler bu ilahi uyarıları dikkate almalıdır. Bu ayetlerde, aynı zamanda, demokratik katılıma, farklı düşünce ve mazeretlere katlanmak lüzumuna da işaret vardır.

“(Hz. Musa şöyle yalvardı) Ya Rab! Lisanı (ve konuşma tarzı) benden daha düzgün olan kardeşim Harun’u, benimle birlikte beni tasdik ve takviye eden bir yardımcı olarak gönder...”[7] Ayeti de, hem bütün birim ve bölük başkanlarının, hem de hizmet ve davet için yola çıkanların, yanlarında bir yardımcı bulundurmalarının gerekli olduğunu anlatmaktadır. Yalnız ve yardımcısız hizmetlerin verimli ve bereketli olamayacağı vurgulanmaktadır.

Aynı zamanda tebliğci ve davetçilerin tatlı ve etkili konuşma tarzına sahip olmaları gerektiği de unutulmamalıdır.

“(Hz. Süleyman Hudhüd’e) haydi bakalım, doğru mu söylüyorsun, yoksa palavra mı atıyorsun? (Bunu anlamamız için) şu mektubu götür onlara (Belkıs’ın Sarayı’na) at, sonra biraz öteye çekil ve seyret, hele ne yapıyorlar ve nasıl bir tepki gösteriyorlar (anlayalım) dedi.”  

“(Nihayet mektubu gören Belkıs) danışmanlarına dedi ki: Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı...”

“O Süleyman’dan geliyor. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlamaktadır”

“Bana karşı büyüklük taslamayın teslim olarak gelin (diye yazıyor)”

“Şimdi ey fikir ve tecrübe ehli olup ileri gelen kimseler... Bu konuda bana bir yol gösterin ve akıl bildirin. Çünkü ben size danışmadan hiç bir işi (kendi başıma) kesip atmam (ve istişaresiz karar vermem)”

“(Onlar dediler ki) Biz güçlü ve cesur insanlarız (istersen hiç çekinmeden onlara karşı çıkarız). Ama yine de emir senindir. Bak, (düşün taşın) ne buyurursan öyle yaparız.” (Bunun üzerine Belkıs dedi ki) Hükümdarlar bir ülkeye girdiler mi, oranın (düzenini ve güzelliklerini) bozarlar. Halkının şerefini zelil ve perişan kılarlar. (Evet, evet) işte böyle yaparlar...”

“(Savaşmaktan ve her iki tarafı zarara sokmaktansa durun) ben onlara hediye göndereyim de bakayım elçiler ne ile dönecekler” dedi.” [8] Ayetlerinde de;

1- Teşkilat ve hükümet işlerinde bazı insanlara güvenmek ve önemli görevlere getirebilmek için, onların önceden denenmesi gerektiğine,

2- Rakip tarafın ve düşmanların hakkımızdaki tutum ve tavırlarını veya aleyhimizdeki hazırlıklarını önceden öğrenmek ve karşı tedbir alabilmek için, gerektiğinde “casus” kullanılabileceğine,        

3- Lider ve komutanların ehil ve emin kişilerle istişare yapmadan karar vermesinin, sonunda pişmanlık duyacağı neticeler doğurabileceğine, yani, danışma, dayanışma ve demokrasinin önemine,

4- Fikrine müracaat edilen kişilerin de, haklı ve hayırlı bildiklerini cesaret ve samimiyetle söylemeleri lazım geldiğine,

5- Ama son kararı yine yetkili ve sorumlu makamların vereceğine,

6- Artık karar kesinleşince herkesin buna mutlaka itaat edeceğine,

7- Mümkün olduğu kadar karşı tarafın gönlünü alarak ve uzlaşma yolları arayarak hedeflerimize ulaşmaya çalışmanın daha münasip düşeceğine işaret edilmektedir.

“Onlara (hizmet ve hareketle ilgili) güven ve moral verici veya korku ve endişeye düşürücü bir haber gelince, bunu hemen (etrafa) yayarlar. Hâlbuki o haberi, Resule veya aralarındaki emir ve yetki sahiplerine götürselerdi, aralarından işin iç yüzünü anlayanlar, bunun ne olduğunu bilirlerdi. Eğer Allah’ın lütfu ve inayeti olmasaydı (böyle her haberi izinsiz ve istişaresiz rasgele yaydığınızdan dolayı) pek azınız hariç şeytana uyup gitmiştiniz.”[9] Ayeti kerimesi de, hizmet döneminde ve teşkilat içerisinde;

a- Gevşeklik ve tembelliğe sevk edecek ve tedbiri terk ettirecek derecede ümit ve güven verici haberler olsun,    

b- Cemaatin moralini bozacak, korku ve ümitsizlik aşılayacak şekildeki haberler olsun,

c- Bunların Genel Merkeze ve teşkilat yetkililerine danışılmadan ve doğruluk derecesi araştırılmadan etrafa yayılmayacağını,

d- Hizmet ve geçiş döneminde her türlü basın-yayın hizmetlerinin mutlaka izinli ve istişareli yürütüleceğini,

e- Rasgele haber ve yorum yazmanın ve yayınlamanın “kaş yapayım derken göz çıkarmak” cinsinden, hizmet edeyim derken hezimet verebileceğini ve şeytanı sevindirecek neticeler doğurabileceğini ikaz ve ifade etmektedir.

Evet, bir vücut için beyin ve sinir sistemi ne ise, başarı ve bereket için teşkilat düzeni ve disiplini de aynı şeydir.

Bu düzeni ve disiplini kuramayan ve koruyamayan hiç bir girişimin başarılı olması mümkün değildir. Ticaret, şirket, dernek ve siyaset gibi her türlü hizmet ve hareketin mutlu sona ulaşması için, “inanç ve azim, plan ve program, ekip ve eleman, takip ve kontrol, deneme ve değerlendirme” gibi prensip ve prosedürler mutlaka gereklidir.

İşte bu kitap, Erbakan Hocamızın öğütleri ve öğretileri istikametinde; çağdaş teşkilatçılığın gereklerini, iletişim ve işbirliği sanatının prensiplerini ortaya koyarak, kendi insanımıza başarı ve mutluluk yollarını göstermek amacıyla hazırlandı.

İyi niyetle başlamak bizden, hayırlı sonuçlara ulaştırmak Rabbimizdendir.

                                                                                                                                  Ahmet AKGÜL

 


[1] Al-i İmran:104

[2] Saf: 4

[3] Nisa: 59

[4] En’am: 165

[5] Fetih: 10

[6] Nur: 62-63

[7] Kasas: 34

[8] Neml: 27-35

[9] Nisa: 83

 

Eklenme Tarihi: 27 Mayıs 2015

Makale Okunma Sayısı: 5866

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR