Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün2816
mod_vvisit_counterDün7098
mod_vvisit_counterBu Hafta40344
mod_vvisit_counterGeçen hafta41908
mod_vvisit_counterBu Ay28603
mod_vvisit_counterGeçen Ay257768
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar15669234

IP'niz: 18.205.109.152
Bugün: 05 Tem 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 11755708

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

 ADIL DUZEN 150x
 INSANIN YOZLASMASI 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINLARI

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0532 335 08 50

 

Reklam
Reklam

Milli Çözüm Dergisi Kitapları

İSLAM DAVASI VE CİHAT KAVRAMI
PDF Yazdır
Kitap Kabı İSLAM DAVASI VE CİHAT KAVRAMI
Yazar: Ahmet AKGÜL
Sayfalar: 514
ISBN: 6055224318
Yayın Evi: Togan Yayınevi
Yıl: 2013
PDF Çıktısı: İslam_Davasi.pdf
Tıklanma: 1722
Kullanıcı Oyları:  / 3
KötüEn İyi 
Konu Açıklaması
Ekleyen Editör

İslam, hem hak dini ve hayat disiplini olduğu gibi; hem de bir imtihan vesilesidir. Cihat ise, bu imtihanın çok önemli şartlarından birisidir. Bu kulluk imtihanını kazanabilmek için, diğer ibadet ve emirler gibi, cihat vazifesinin de hakkıyle yerine getirilmesi gerekir.

Cihat, Kur’an, sünnet, icma ve kıyasla farz olan çok önemli bir ibadettir. Cihadın farziyetini ve önemini inkâr etmek veya küçümsemek küfürdür. Korkaklık, tembellik, rahatına ve menfaatine düşkünlük gibi sebeplerle cihadın terki veya ertelenmesi ise, büyük günahtır. Cepheden ve hizmetten kaçmak ise en büyük günahlardan biri sayılmıştır.

Din yolunda gayret ve hizmeti terk edip, kolayımıza gelen ibadet ve işlerle uğraşarak imtihanı kazanmak mümkün değildir.

İşte elinizdeki bu kitapta, zamanla yozlaştırılan ve aslında uzaklaştırılan İslami kavram ve kurumların gerçek özünü ve özelliğini anlatmaya ve bugün insanlığın İslam’a ne kadar muhtaç olduğunu hatırlatmaya çalıştık.

 


 

 

ÖNSÖZ

Bu kitabı okurken; “Ahmet Akgül kimdir? Ne düşünmekte ve neleri özlemektedir? “Sorularının cevabını bilerek başlarsanız daha samimi ve verimli olacağı kanaatini taşımaktayız.

Evet, Biz, Aziz milletimizin bir ferdi ve insanlık âleminin (beşeriyet bünyesinin ) bir üyesi olarak şanlı geçmişimize layık olmaya ve aydınlık geleceğimize katkıda bulunmaya çalışmaktayız. Bu nedenle haklı ve hayırlı bir çizgide olduğuna kesinlikle kanaat getirdiğimiz, Milli Görüş saflarındayız. Başkaları gibi rengimizi ve çizgimizi saklamaya gerek duymamaktayız.

Her yerde ve her halde mutlaka hukuka bağlıyız. Bu yüzden Adalet Düzenini ve Hukuk devletini savunmaktayız. Örnek bir laikliği ve gerçek bir demokrasiyi arzulamaktayız. Dinle devletin çatışmasının değil, barışmasının ve her birinin kendi sahasında çalışmasının yararlı olacağı düşüncesini taşımaktayız. Laikliğin, “Dini dışlamak veya dine düşmanlık” şeklinde algılamasını ve uygulamasını toplum barışı için çok tehlikeli bulmaktayız.

Demokrasi içinde, temel insan haklarına dayanan bir toplumsal uzlaşmanın önemine ve farklı din ve düşünceden ama herkesle birlikte barış içinde yaşamanın gereğine inanmaktayız. Bu nedenle, her türlü şiddetin, anarşinin, gizli örgütlenmenin, silahlı hareketin ve dayatmacı zihniyetin, her zaman karşısındayız.

Bir buçuk milyar Müslümanın hepsini kardeş kabul ediyor, 6 milyar insanlığı yaratılışta ve temel insan hakları konusunda eşitimiz sayıyor ve farklı görüşlere saygı ve sabır gösterilmesini istiyoruz. Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü kabullenip koruyanların yanındayız.

Manevi uhuvvet ve münasebet dışında, İslam dinini ve bütün müslümanları “sadece biz temsil ediyoruz” iddiasını yanlış bulmaktayız. Bizden başkalarını suçlayıcı ve dışlayıcı tavırları tasvip etmiyoruz. Sadece İslam’ın ve bütün insanlığın hizmetinde olmayı büyük bir şeref ve sevap saymaktayız.

Bize göre DEMOKRASİ “Halkın, kendisini yönetecek zihniyet ve şahsiyetleri, kendi hür iradesi ve vicdani kanaatiyle seçmiş olması... Toplumun her tabakasının ülke yönetimine fiilen katılımının sağlanması... Farklı görüş ve kesimlerin, temel insan hakları ve Evrensel hukuk kuralları çerçevesinde ve karşılıklı saygı ve hoşgörü içerisinde, birlikte yaşama şartlarının hazırlanması” şeklindeki bir adalet ve fazilet rejimidir.

Ama DEMON KRASİ ve DESPOTİZM’e gelince, kendi halkını “sadece güdülmesi gereken cahil sürüler” olarak küçümseyen... Yerli ve milli değerleri ve manevi temelleri terk eden... Ülke yönetimini, demokratik hak ve yetkileri sadece bir avuç seçkin zümreye layık gören bir zihniyet ise, demokrasi kılıfı geçirilmiş bir despotizm’den ve Şeytanlık idaresinden başka bir şey değildir.

Evet demokrasi “doğru”ları, despotizm ise “yanlış”ları esas alan yönetimlerdir. Doğru ve yanlışı tespit etmede beş temel değer ölçümüz ise;

1 - Aklı selim,

2 - Müsbet ilim,

3 - Tarihi birikim,

4 - Evrensel Hukuk prensipleri

5 - İlahi dinlerin öğretileri.

İşte bu beş değer ölçüsünün ittifakla iyi ve yararlı gördüğü şeyler “Doğru”, bunların kötü ve zararlı bulduğu şeyler ise, “Yanlış” kabul edilmiştir. Artık anlaşılıyor ki demokrasi iyilerin, despotizm ise kötülerin rejimidir. Despotizm; Nefsi emmare sahiplerinin, yani barbar ve bencil zihniyetlerin baskıcı düzenidir. Demokrasi ise; “Nefsi Mutmainne” sahiplerinin, yani olgun ve onurlu kimselerin dayanışma ve paylaşma sistemidir.

İşte elinizdeki bu kitapta, zamanla yozlaştırılan ve aslından uzaklaştırılan İslami kavram ve kurumların gerçek özünü ve özelliğini anlatmaya ve bugün insanlığın İslam’a ne kadar muhtaç olduğunu hatırlatmaya çalıştık.

Rahmetini umduğum ve azabından korktuğum Rabbimin yakınlığına ulaşmak için bir vesile olur ümidiyle.[1]

Bugünkü ve gelecek nesiller arasında, hayırla anılmamı sağlayacak kalıcı bir hizmet olur temennisiyle.[2]

“Hayat iman ve cihattır” yani “Hayatta başarı ve mutluluğa ancak inanmak ve var gücüyle çalışmakla ulaşılır” gerçeğini anlatmaya çalıştım.

Doğrular Rabbimizden, hatalar nefsimizdendir.

                                                                                                     Ahmet AKGÜL

 


[1] İsra: 57

[2] Şura: 84

 

Eklenme Tarihi: 28 Mayıs 2015

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR