Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1466
mod_vvisit_counterDün9526
mod_vvisit_counterBu Hafta20869
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay10992
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16785347

IP'niz: 3.219.31.204
Bugün: 02 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12194228

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

DİYALOG VE DAYANIŞMA AHLAKI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

 

"İnsanlarla hayvanların önemli bir farkı da konuşmalarıdır" sözünü, herhalde şöyle düzeltmek lazımdır.

"İnsanlarla hayvanların önemli bir farkı da, biri birileriyle diyalog kurmalarıdır"

Çünkü öylesine yıkıcı, yakıcı ve yaralayıcı konuşmalar, öylesine haksız ve ahlaksız sataşmalar vardır ki, bunu hayvanlar asla yapmamaktadır.

Diyalog, iki veya daha çok kişinin, herhangi bir konuda; daha doğru ve doyurucu olanı birlikte bulmak üzere, biri birinden yararlanmak ve yardımlaşmak amacıyla yaptığı karşılıklı konuşmadır.

Bu; Kur'anda anlatılan "tezekkür-müzakere"nin, yani bir konuyu soru-cevap şeklinde ve derinlemesine değerlendirmenin karşılığıdır.

 

Batı kültüründe diyalog, Sokrates'in öğretisinden doğmuş ve Eflatun'un bütün eserleri bu isimle tanınmıştır.

Çoğu kez, yanlış amaçlar ve yanıltmalar için yapılan atışma ve tartışma temeline kurulan "Diyalektik"de diyalogdan türetilip yaygınlaşmıştır.

Şeytani sorularla kafaları karıştırmayı ve Hıristiyan inancını tamamen yozlaştırıp Kabalist-Siyonist mantığa yaklaştırmayı amaçlayan ve Rönesans döneminde, reform iddialarıyla Protestanlığı yaymaya çalışan Alman Martin Luther'in başlattığı "Ruhani diyalog"[1] şarlatanlığı, bugün maalesef "Dinlerarası Diyalog" kılıfıyla ve "insanlığın eşitliği ve müşterek dini" gibi safsatalarla sunulmaktadır.

Oysa dinler arasında değil; ama farklı din ve düşüncelere sahip bireyler, örgütler, partiler ve devletler arasında diyalog elbette yararlıdır ve yapılmalıdır.

Çünkü diyalog, gizli gönül kapılarının anahtarıdır.

Diyalog; "Ben"likten "Biz"ciliğe, "Sui zan"dan "Hüsnüniyet"e, kin beslemekten, kenetleşmeye giden yolun ilk adımıdır.

Diyalog; tebliğin, tedavi ve terbiye etmenin, eksiğini telafi etmenin, düşmanlıkları dostluğa ve dayanışmaya çevirmenin tılsımıdır.

Diyalog; Cenabı Hakkın kendi elçileriyle mükalemesinin (Kelam etmesi)nin Nebi ve Resullerin kendi ümmetlerine gerçekleri karşılıklı sohbet şeklinde beyan etmesinin bir lazımı ve uzantısıdır.

Bu konuda Mehmet Köylü'nün araştırması, oldukça önemli ve anlamlıdır.

Diyalog, iki veya daha fazla kişinin bir araya gelerek belirli konular üzerinde konuşması, görüşmesi ve bu vesileyle birbirleriyle kaynaşması demektir. Bu açıdan diyaloğa, doğrudan doğruya ‘insan' eksenli bir faaliyettir diyebiliriz. Eğer inandığın değerlerin sana, sürekli yeteceğine inanıyor ve güveniyorsan, senden farklı olan her insan ve her düşünceyle diyaloğa girmeyi zenginlik olarak görebilirsin. Diyaloğa hazır olanlar, Mevlana gibi herkese rahatça "gel" diyebilenlerdir. Bunu ancak fikrine ve kendine güvenenler yapabilir. Herkesin paylaşabileceği ortak bir paydanın söz konusu olduğu, herkese çalışma, düşünme, düşündüğünü ifade etme hak ve hürriyetinin verildiği bir dönemde, hoşgörü ve diyaloğa dayalı, kavgasız ve nizasız bir dünya kurma hepimizin özlemi haline gelmiştir. Asrımızın en büyük sosyal, hatta ruhsal hastalıklarından birisi de insanların birbirinden kopup uzaklaşması sonucu oluşan yabanilik ve bencilliktir. Bu eksikliği gidermek için diyaloğu her alanda, inançlı ve insancıl bir yaklaşımı taşıyabilen bir konuşma ve problem çözme biçimi olarak, hayatın merkezine oturtmamız gerekir. Bu bütün insanlık tarihinde, Afrika'daki kabileler dahil her kültürün kendine has mekânlarında (köy meclislerinde, kahvehanelerde, antik tiyatrolarda ve şehir salonlarında) toplanıp, karşılıklı konuşma ve çözüm üretme metodu olan bir yöntemdir. Yirminci yüzyılda göz ardı edilen ve parçalanan hayatı bütünleştirmede kullanabileceğimiz en tesirli konuşma tarzı olan diyaloğun; felsefî temelleri, teorisi ve işleyiş modeli, son yıllarda ciddi şekilde yeniden gözden geçirilmekte ve hayati bir konu olarak gündeme getirilmektedir. Eğitim, insanın tabiatındaki benzerlikler üzerinden ortak paydalar üretme sanatı olduğu kadar, insan tabiatındaki farklılıkları geliştirip, üretimde kullanabilme ve toplumu zenginleştirebilme maharetidir. Bu açıdan eğitimde; benzerlik ve farklılıklarla birlikte dünyayı ve hayatı algılama gereği ve yöntemi öğretilmelidir. Bu da; aynılıklar ve farklılıklar arasında kurulacak diyalog köprüleriyle yakından ilgilidir.

Bugünkü sıkıntıların temelinde sosyal hayatımızdan rafa kaldırıldığı ve maalesef yerini tartışma ve sataşma kültürünün aldığı, diyalog eksikliği ve bununla bağlantılı; birlikte düşünememe yetersizliği, ortak akıl ve değer üretememe beceriksizliği, farklılıkları hayata taşıyıp zenginlik ve çeşitlilik oluşturamama yeteneksizliği yatmaktadır.

Öyle ise Diyalog nedir?

Diyalog kelimesi Yunanca'daki dia ve logos kelimelerinin birleşiminden oluşur. Dia vasıtasıyla ve yoluyla demektir. Logos ise; "kelime veya anlam, söz, ifade, bir şeyi göstermek, ortaya çıkarmak, hep birlikte bir araya gelmek" anlamındadır. Diyalog sadece iki kişi arasındaki konuşma sanılmasın, o bir mana akışıdır; güven ve itimat inşa edici iletişim tarzıdır. Diyalog parçalı ve kısmî kaliteden, toplam kaliteye geçişin usûlü ve itici gücüdür; ferdi hayattan kolektif akıl ve şuura geçişin klâsik anahtarıdır. Diyalog, "ben doğruyum, sen yanlışsın" anlayışından, "ben de, sen de doğru olabiliriz, ikimizin de farkında olmadığı bir noktada ortak doğrulara ve işbirliği ortamına ve dayanışmanın doruğuna ulaşabiliriz" yaklaşımına geçiş yapmaktır diyalog. Tarafları olan değil, yalnızca merkezi olan bir konuşma tarzıdır. İslam'ın, hayatı üzerine oturttuğu: Doğru, adil, yararlı, iyi ve güzeli birlikte bulmaya ve bütünleştirmeye yönelik konuşma ahlakıdır. Bütünlüğe açılan kapı olan diyalog, hayatın her boyutundaki ayrışma ve kapışma anlayışlarını kaldıran konuşma ve anlaşmadır. Diyalog; Sorumluluğu şu veya bu şeklinde ikili mantığın içine hapsetmez; mesuliyet ve hürriyeti birleştirip, herkese yayan bir problem çözme kuralıdır. Çünkü: "Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak" anlaşıp uzlaşacaktır.

Zaten insanın tabiatında, çevrenin tasdikini ve muvafakatini almak ve sosyalleşmek eğilimi vardır. Bu da insanların bir araya gelip konuşmalarını danışma ve dayanışmalarını gerekli kılmaktadır. Diyalog, kaynakları doğru kullanmayla şekillenen,  girişimci ve verimli de olsa bencil ve bireysel yaşama kültüründen, kaynakları doğrunun, iyinin ve güzelin sentezinde kullanarak şekillenen ortak ve organize yaşama kültürüne geçişin itici kaynağıdır. Diyalog hayatın anlamını ve amacını keşfetmektir; hayatı bütüncül bir perspektiften yani vahdet penceresinden anlamak için bir duruş ve tavırdır. Diyalog, bir insanın farklılıklara saygı duyarak ve onları dikkate alarak münasebetler kurması ve o bu ilişki ve işbirliğini yeni boyutlara taşımasıdır; insanların farklılıklarını itici motor gücü olarak kullanıp, birlikte yeni mânâ keşiflerine çıkma miracıdır; farklı olanla, "öteki" ile insani ilişkinin ve işbirliğinin yollarını arama aracıdır; Barbar ve bedevi benliklerin ötesine geçip medeni olan 'biz' havuzunda birlikte olabilmektir; parçadan bütüne geçip, bütünün mânâ derinliğinde ve çeşitlilikte birlik oluşturmaya zemin hazırlamaktır. Böylece kesrette vahdeti yakalamaktır. Diyalog, statü ve güç farklılıklarını askıya alan ve herkese insan olarak yaklaşan, önyargısız onları dinlemeye, anlamaya ve var olanın ötesindeki mânâ boyutlarında mutabakat oluşturmaya dayalı özel bir iletişim sanatıdır.

Diyalog eksenli konuşmada, insanca atmosferin yanında farklılıkların fark edilip saygı duyulduğu, herkesin görülüp dinlenildiği ve anlaşılıp onaylandığı, takdir edildiği ve herkesin zihin ve düşünce ekolojisinin peşin hükümlerini deşifre ettiği, içten ve gönülden samimi bir konuşma tarzıdır. Diyalogda fikir müzakereleri; birbirini çürütme ve kendini ispat etme maksatlı değil, birbirinin farklılıklarını anlama ve var olanın ötesine gidip oralarda keşfedilen ortak bir noktada buluşmayı amaçlamıştır. Bu açıdan diyalog konuşmalarında muhatabını yaralama, yargılama, dışlama, hakaret ve suçlama yoktur.

Şuuraltını teşkil eden kabullenmeler, bir seri tabakalardan oluşur. Belli kabullenmeler tabakası, bir alt kattaki ön kabullenmelerden, onlar da bir alttaki temel aksiyomlardan, onlar da daha alttaki inanç ve değerlerden kaynaklanır. İşte bu kabullenmeler, inanç ve değer tabakaları, insanlar tarafından ne kadar yaygın şekilde paylaşılıyorsa, orada sosyal kavgalar ve patlamalar o nispette az alır. Eğer toplum farklı kabullenme, inanç ve değer tabakalarından oluşuyorsa, o zaman içtimaî mutabakat, birlik ve beraberlik, ancak diyalog kültürü ve tecrübesinin o toplumda zenginleştirilmesiyle sağlanır. Toplum tabakalarının; diyalogdan uzak, dayatmacı ve tek taraflı çözümleri ise o toplumu daha çok parçalayacak kaos ve kavgaların içine taşıyacaktır. Çünkü sorgulanmamış, açığa çıkarılmamış ve iç yüzü anlaşılmamış bu haksız önyargılar, bütün dışlama ve düşmanlıkların ana kaynağıdır. Eşitliğin ve empatinin olmadığı yerde, insan zihninin ekolojisini deşifre etmek çok zorlaşır.                 

Diyalogdaki gaye, birbirini anlamak veya söz konusu edilen meseleleri anlamadaki yetersizlikleri ve boşlukları gidermeye çalışmaktır. Diyalog türündeki konuşmalar çeşitli maksatlar için yapılabilir. Meselâ ferdî, içtimaî münasebetleri güçlendirmek; sosyal bağları ve sermayeyi artırmak; problemleri dayatmacı bir biçimde değil, diyalog eksenli çözmek; var olan ihtilafların ve ortak paydaların ötesinde yeni ortaklıklar ve mana açılımları üreterek, stratejik iş birlikleri ortaya koymak; insanlık âlemi içinde âhenk ve barış üretebilmek, diyalogla gerçekleştirilmek istenen hedefler arasındadır. Ancak "Dinler arası Diyalog" gibi, İslam dinini ve dinamiğini yozlaştırmaya, Müslümanları Siyonist ve emperyalist dünya sistemiyle uzlaşmaya ve uyutmaya yönelik girişimler diyalog değil şeytanlıktır.

Diyaloğun hayatı sarmalayan boyutları

Diyalog hayatın bütün boyutlarına bakan bir konuşma biçimidir. Meselâ aile içi diyalog, meslekler arası diyalog, bilim dalları arasındaki diyalog, toplumun alt tabakaları arasında diyalog, kültürler arası diyalog,  bilim ve din arasında diyalog, madde ve mana âlemleriyle bilgi dünyaları arasında diyalog, kalb ve kafa kültürleri arasındaki diyalog, sosyo-ekonomik toplum tabakaları arasında diyalog, yöneten ve yönetilenler arasında diyalog, lider ve takım üyeleri arasında diyalog, insan ve çevre arasında diyalog, farklı paradigmalar ve ideolojiler arasında diyalog, siyasi sistem ve yönetimlerle sivil toplum örgütleri arasında diyalog,  toplumun elit sınıflarıyla geniş halk kitleleri arasında diyalog, atanmışlarla seçilmişler arasında diyalog, farklı düşünme biçimleri arasında diyalog, farklı eğitim teorileri ve modelleri arasında diyalog, çocuklar ile yetişkinler arasında diyalog, işveren ile işciler arasında diyalog, insanlarla kullanılan teknolojiler ve cihazlar arasındaki diyalog, erkeğin dünyası ile kadının dünyası arasında diyalog, üreticiler ile tüketiciler arasında diyalog, sanayici ile bilim adamları (üniversite) arasında diyalog, din adamları ile eğitimciler arasında diyalog, 'doğru'yu (bilim dünyası), 'iyi'yi (ahlâk ve dinî kurumlar) ve güzeli (güzel sanatlar) temsil edenler arasında diyalog, farklı kişilik tipleri arasında diyalog, güç, mana ve duygu dilini kullanan insanlar arasında diyalog... diyaloğun hayatı sarmalayan farklı ve kapsayıcı boyutlarına örneklerdir.

"Diyalog, farklılıklarla birlikte yaşamanın mümkün olabileceğini gösteren bir hayata bakış paradigması ve konuşma çeşididir. Diyalog yirmi birinci asrı kucaklayacak ve şekillendirecek insan modelinin problem çözme tarzı olmaya aday, geçmişi olan bir konuşma biçimidir.

Özetlersek diyalog, özünde insanın kendisiyle veya hayatla kurduğu bir var oluş biçimi veya modelidir. Siz, çevrenizle; "ben ve öteki" temelli parçalayıcı, yukarıdan bakıcı, emrine alıcı ve dışlayıcı bir var oluş tarzı geliştirebileceğiniz gibi, "ben 'biz'in, biz 'ben'in içinde" merkezli, bütüncül, ahenkli, barışa odaklanmış bir var oluş tarzı da geliştirebilirsiniz. Derin düşünüldüğünde ise, hayatın, 'biz'lerin birbiriyle buluşup fikir alışverişinde bulunduğu, diyalog ve buluşma köprüsü olduğu fark edilir."[2]



[1] Bak. Meydan Larousse 5. Cilt Sh.402

[2] Sızıntı / Mehmet Köylü / Mayıs 2002 / Sayı:280


Bu yazarin diger makaleleri

YA RAB, TEK BÜYÜKSÜN! (ŞİİR)
  YA RAB, TEK BÜYÜKSÜN!      Dağlar kadar olsa da günahım; afvın...
Devami
AMAN ALLAHIM!..
  Uyandır halkı, bitsin bu çile Devrim önderin, gönder Allahım!.. Huzur bulalım,...
Devami
YORUM YORGUNLUĞU! (ŞİİR)
YORUM YORGUNLUĞU!        Sakın kızmayın ha, aziz dostlarım Henüz çocuklara, gofret yakışır… Bir...
Devami
ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ!
  "Anlayışlı adama, sivrisinek saz gelir Anlayışsız ahmaka, davul zurna az...
Devami
HASRET TÜRKÜSÜ
Şeytanın en büyük saltanatı Deccalizm, Siyonizm olarak sistemleşti... Dünya cehenneme çevrildi, Ülkeler sindirildi, İnsanlık...
Devami
OLMAZ MI? (ŞİİR)
Mehmet SITMAPINAR / Konya - 14.10.2017 (Yatsı namazını kılmadan uyuyakaldığım gece) Rüyamda:...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 5914

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR