Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün1387
mod_vvisit_counterDün9526
mod_vvisit_counterBu Hafta20790
mod_vvisit_counterGeçen hafta28588
mod_vvisit_counterBu Ay10913
mod_vvisit_counterGeçen Ay136380
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16785268

IP'niz: 3.219.31.204
Bugün: 02 Ara 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12194194

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

DERİN DEVLET GERÇEĞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

 

Negatif (eksi) ve pozitif ( artı) kutuplaşma kanunu, sosyolojik dengede de geçerlidir ve bunun gereği olarak; yeryüzünde Hak ile Batılın (iyilerle kötülerin) hâkimiyet mücadelesi ve çekişmesi tarih boyunca süregelmektedir. Bu mücadelenin seyrini günümüzde, artık görünen "resmi devlet" lerden ziyade, kendini kamufle eden "sinsi ve derin güçler" belirmektedir.

Yeryüzünde zaman zaman, birçok güç odakları ortaya çıksa da, bunlar sonunda "kutuplaşma kanunu"na boyun eğerek, Ya RAHMANİ ve ADİL cephenin veya ŞEYTANİ ve ZALİM cephenin çekim alanına kayıp, iki kutuptan birine katılmaktadır. Bu iki kutuptan birinin zayıflaması ve hassas denge unsuru devletlerin saf değiştirmesi, diğer kutbun hâkimiyetini sağlamaktadır.

 

Ve zaten bunun için: "Cihat (psikolojik, politik, ekonomik, teknolojik ve askeri gayret ve galibiyet) haliyle ganimeti de mubah kılmaktadır.

"Derin devlet" tehlikeli değil, tam tersine, oldukça gereklidir. Çünkü derinliği olmayan,  kendine özgü ve özgür siyaset ve stratejiler, program ve projeler hazırlamayan ve bunları uygulayacak imkân ve elemanları bulunmayan; aslında gerçek devlet hüviyeti ve haysiyeti kazanmış değildir. Önemli olan bu "derin devlet", dış güçlerin güdümünde midir, yoksa milli iradenin hizmetinde midir? Sorularının belirlenmesidir.

Evet, milli, güçlü ve örgütlü bir derin devleti bulunmayan: uyduruk devlettir, uydu devlettir ve uyruk devlettir.

Ve böyleleri için "Dünya ile uyumlu", Türkçesi; Siyonist merkezlerin kuklası denmektedir. Bu gibi ülkelere demokrasi veya diktatörlük kılıfları geçirilse de aslında, dış derin güçlerin "buyruk"larıyla yönetilen "kuyruk ülkeler"dir.

Bu konuda Prof. Mahir Kaynak, önemli tespitlerde bulunmaktadır:

"Günümüzde, medya marifetiyle, kamuoyu kolayca yönlendirilmekte ve bir ülkenin iradesi,  toplum mühendisliği sayesinde belirlenebilmektedir.

"(Örneğin) ABD, özel teşebbüs sahiplerinin ( ve Siyonist sermayenin) egemen olduğu bir toplum olarak, bu "derin güç" tarafından idare edilmektedir.[1]

Evet, Amerika'daki,  malum merkezler, önce uygulanacak politikaları belirlemekte, sonra yönetim buna göre şekillenmektedir. Oysa genel kanaat bunun tam tersinedir. Yani halkın seçtiklerinin yeni politikalar saptadığı zannedilmektedir... Hâlbuki halkın görevi, kendisine lanse edilen kişileri ve partilere oy vermekten, böylece gizli sermaye diktatörlüğüne demokrasi kılıfı geçirilmekten ibarettir. Bu ülkede herhangi bir yabancı gücün kamuoyu oluşturması mümkün olmadığı için, Siyonist sermayenin istediği yönetimi işbaşına taşıması daha kolay hale gelmektedir.

Ancak ne var ki, son üç dönemdir, Clinton'ın 2. defa seçimi kazanması ve Bush'un 2.  sefer ve Yahudi Lobilerine rağmen Başkanlık koltuğuna oturması; artık Amerika'da da, dengelerin değiştiğini ve başka merkezlerin müdahale edip "Siyonist projeleri" bozabildiğini göstermektedir.

Rusya da bu konuda çok önemli gelişmelere sahnedir. Çünkü uluslararası sermayenin ve Siyonist cephenin egemenliğine son verip kendi derin devletinin, daha doğrusu dünyada Siyonizm'e karşı kurulan ve olgunlaşan Adil cephenin güdümüne girmiştir.

"Putin iktidara geldikten sonra hem uluslararası bağlantısı olanların (Yahudi sermayedarlarının) gücünü elinden alıyor, hem de bunların kontrol ettiği medyayı ele geçiriyordu. Kaldı ki Rusya'daki rejim değişikliği ve komünizmin tasfiyesi de (aslında) ancak bu derin devletin bir tercihi (ve stratejisi) olarak açıklanabilir. Çünkü ne bir savaş yaşanmıştı, ne de bir isyan ve ihtilal söz konusuydu...

  İktidardaki güç, adeta intihara girişmiş, kontrolündeki ülkeleri kendi isteği ve iradesiyle terk etmiş ve Rusya kendisiyle özdeşleşen komünist ideolojisinden vazgeçmişti... Olay, hasmı olmayan bir yenilgiyi andırıyordu."[2]

Derin Devletin Temel Unsurları:

Bir ülkenin, "Milli Derin Devleti"nin oluşabilmesi için:

  • 1- Sadece kendi ülkelerinde değil, çevresinde, bölgesinde ve hatta yeryüzünde etkili olabilecek... Yani dengeleri düzenleyip değiştirebilecek ve kendi projeleri doğrultusunda yönlendirebilecek, ekonomik, stratejik, politik, sosyolojik ve askeri gücü bulunmalıdır.
  • 2- Her yerde ve her seviyede varlığını ve ağırlığını hissettirip gösterecek

a- Gerekli ve yeterli bir organizeye

b- Sistemli ve saygın (caydırıcı) bir otoriteye

c- Dirayetli ve ferasetli bir ortak iradeye,

 Yani: Yüksek bir beyin, birikim ve beceri ehli bir Lidere sahip olmalıdır.

Türkiye'de maalesef bu kavrama gerçek anlamının dışında farklı bir mana yüklendi ve "derin devlet", basit bir yeraltı örgütüne indirgendi."[3]

Evet, ülke sevgisini ve ülkücülük etiketini istismar eden bir takım kişiler, çoğu kez kanun dışı yollarla ve kuru kabadayılık ve kahramanlık rolüyle bazı eylemler yapmakta ve üstelik devlet himayesinden yararlanmaktadır. Böylece "derin devlet; kötü mafyaya karşı savaşan iyi mafya" olarak sunulmaya çalışılmaktadır ve maalesef çoğu kesimlerce böyle sanılmaktadır. Kurtlar Vadisi gibi diziler de bu yanlış algılamayı sağlamaktadır.

Oysa "Derin Devlet" böylesine basit bir eylem örgütü değil, uzun vadeli, bölgesel ve evrensel kapasiteli politikalar belirleyen, halkı ve iktidarı milli hedeflere yönlendiren ve topluma korku değil güven veren bir güçtür. Yoksa Derin Devlet'in halka ve hükümete rağmen, bir yeraltı örgütü gibi kendi başına buyruk eylemler yaptığını düşünmek, gülünçtür.

Milli Derin Devlet veya Kuvay-ı Milliye:                                     

Artık ülkemizde (ve tabi yeryüzünde) Dış güçlerin ve işbirlikçilerinin güdümündeki hain ve kirli derin güç odaklarına karşı,

Milli, kuvvetli ve organizeli yeni bir yapılanma, her alanda hissedilmektedir... Ve bu yapı, yerli kafalar ve yürekli elemanlarla yürütülmektedir.

Türkiye merkezli, İslami ve insani menşeli, Kuvay-ı Milliye'ci ve Milli Görüş mümessili bu "derin devlet" dünyayı dönüştürecek büyük devrim ve değişimin son hazırlıklarını görmektedir.

Yoksa teşkilatı beş kere bölünmüş, partisi % 2'lere düşürülmüş ve zahiren kendisine ev hapsi reva görülmüş bir şahsiyetin:

"O'nu siyaseten öldürdük ve resmiyeten gömdük... Ama yetmez, üzerine beton dökmemiz gerekir!?" diyecek kadar dünyaya hakim olduğu sanılan şer güçleri ve Siyonist merkezleri hala bu denli korkutmasının ve uykularını kaçırmasının, acaba sebebi nedir?..

Rusya'da Putin'in, Venezüella'da Hugo Chavez'in ve Kuzey Kore'nin Siyonist Derin Cephe'nin cengâveri ABD'ye; sadece kendi gayret ve güçleriyle karşı koyabildiklerini...

Ve yine Clinton'un ve Bush'un Yahudi lobilerine rağmen üç dönemdir ABD Başkanlık koltuğuna, sadece Amerikan halkının şuurlu tercihleri sonucu oturabildiklerini zannedenler; derin düşünme ve deri maske altındakini keşfetme yeteneği henüz yeterince gelişmemiş kimselerdir.

Sn. Kaynak'ın da ifade ettiği gibi: Bu gücün belirli bir yapısının ortada görülmemesi, bunun gizli bir teşkilat gibi algılanmasına sebep olmuş veya yanlışlıkla böyle sunulmuştur. Oysa böyle bir gücün gizli olması için hiçbir neden yoktur. Çünkü zaten aklı eren herkes, bir ülkede etkin olan güç odaklarının ne olduğunu bilip durur. Örneğin ABD'deki Yahudi Lobilerinin yönetim üzerindeki etkisi ve belirleyiciliği, artık bilinen bir durumdur. Bu Siyonist sermayenin ve küresel çetenin, kamuoyu oluşturmadaki rolünü, siyasetteki gücünü bilmeyen yoktur... Ve kontrol ettikleri ülkelerdeki seçim sonuçlarını kestirmek üzere bu odakların tercihi yönünde tahmin yürütmek, gelecekteki politikalar hakkında ipuçları yakalayıp yorum yapmak ve öngörüler üretmek mümkündür ve doğrudur.

Şimdi bunların Türkiye'de de zaten yapıldığı söylenebilir, ama asıl sorun bugüne kadar bütün bunların dışarı ile bağlantısı olan Masonik mahfillerce yerine getirilmesidir. Şu anda sivil ve askeri bürokrasiyi ve siyasi otoriteyi temsil edenlerin birçoğunun, bağımsız düşünme ve kara verme yeteneğine ve yetkisine sahip bulunmaması, çünkü makam ve menfaat karşılığı kiralanmış olması, çok önemli bir problemdir.. Hatta bir milli felakettir... Bu nedenle mutlaka ve pek yakında bir zihniyet ve sistem devrimi gerekmektedir.

Artık biliyoruz ki, sadece bir gizli servis olmak, özel ve imtiyazlı bazı imkânlara ve fırsatlara sahip bulunmak "Derin Devlet" için asla yeterli değildir. Derin Devlet sıfatı kazanabilmek için, bağımsız ve kapsamlı politika ve projeler üretebilmek, bunları sistemli ve disiplinli bir şekilde çok etkin bir güçle yürütebilmek gerekir.

Her ülkenin derin devleti, kendi tarihi içinde ve milli karakter ve kabiliyetine uygun biçimde oluşur. Bunun klasik ve statik bir kalıbı yoktur.

Etkin ve yetkin bir derin devlet olmak için, ya o devleti kurucu sıfatına ve şansına sahip olunmalı... Veya kurucu ekipten daha güçlü ve örgütlü yeni bir kutup oluşturmalıdır.

Ve sevinerek seziyoruz ki, artık Türkiye'de, çok sağlam bir alt yapısı ve dünya çapında bağlantısı bulunan Milli Derin Devlet, dış güçlerin hilelerini ve işbirlikçilerin hıyanetlerini dizginleyebilmekte ve ülke lehine manipüle edebilmektedir.

Yoksa yeraltı örgütleriyle ilişkili ve devlet şemsiyeli birkaç gizli servis görevlisi ve asker emeklisinin oluşturduğu ve dış güçlerin taşeron olarak kullanıp yararlandığı ekipler, Derin Devlet değil, olsa olsa "Derin Çete" sayılabilir.

Şimdi, bir asırdır fikren ve fiilen dünyaya hâkim bulunan, ama artık zulüm ve sömürü saltanatı sarsılmaya başlayıp, çatlamaya ve çöküşe hazırlanan Şeytani şer cephesinin, yani Yahudi Siyonizm'inin derin devleti olan "Gizli Dünya Devleti" (GDD) özetle anlatılacaktır.

Bununla amacımız, dünya çapında bu denli güçlü ve örgütlü bir cephe'nin; "O'nu siyaseten öldürüp gömmemiz yetmez, üzerine beton dökmemiz gerekir!" diyecek kadar korktuğu kutlu şahsiyetin temsil ettiği yeni insani ve İslami cephenin ulaştığı mutlu noktanın ve yaklaştığı inkılâbın anlaşılmasına yardımcı olmaktır.

Evet, çok canlı ve çarpıcı bir örnek olarak:

1-

  • "ABD'nin 70 bin askerle Güneydoğu'nun resmen olmasa da fikren ve fiilen işgaline sebep olacak
  • Türkiye'yi Irak batağına çekip boğacak
  • Ve Siyonist-emperyalist işgalin bütün vebalini resmen sırtlayacak
  • 2.Tezkere'nin Meclis'ten geçmesine karşı çıktığı için...

2- AB ve Kıbrıs konularında kısmen de olsa Milli bir tavır takındığı için

  • Başta Amerika bütün dış mihrakların
  • İçteki marazlı medyanın ve Masonik odakların yıllardır yıpratmaya ve yıkmaya çalıştıkları halde, Deniz Baykal'ı bir türlü devre dışı bırakamayan ve CHP'nin dizginlerini ele alamayan Siyonist Derin Dünya Güçlerini bu denli çaresiz ve başarısız kılan acaba hangi milli ve yerli yapılanmadır?

Her halde Sn. Baykal'ın tek başına bütün dünyayı ele dolayan Siyonist merkezlerle ve içimizdeki işbirlikçileriyle başa çıktığını söylemek ahmaklığına kimse yanaşmayacaktır!..

Aklı olan soracak, kafasını yoracak ve bir sonuca ulaşacaktır: Afganistan'ın başına Karzai'yi, Irak'ın başına Allavi'yi, Türkiye'nin başına AKP'yi getirebilen güç, acaba Mustafa Sarıgül'ü niye CHP'nin başına taşıyamamaktadır?

Deniz Baykal olağanüstü kongre konuşmasında şu tarihi itiraflarda bulunmaktadır:

"65 bin ABD askerini Türkiye'ye koyarsanız, Türkiye Irak'a dönmez mi? Halk, 1Mart tezkeresinin çıkmasını istemiyordu. Biz, medyanın ve arkasındaki işadamlarının değil, halkın yanında yer aldık. 1 Mart 2003 tezkeresi Türkiye'!de siyasi kırılma noktası oldu. CHP'ye karşı yürütülen kampanyanın altında CHP'nin Irak, Kıbrıs ve AB politikası vardır."

"Bazı medya kuruluşları CHP yönetimine karşı Haçlı Seferi ilan ettiler. 1Mart 2003 tezkeresinden sonra, ehli salip tarafından CHP yönetimine karşı Haçlı Savaşı açılmıştır. Başta Amerika bazı güçler, siyasi parti liderlerinin seçiminde yönlendirme yapıyorlar. Kendi işlerine gelecek yönetimleri iş başına getirmek için kampanyalar düzenliyorlar."

"İnsanda önce helal-haram kavramı ve hesap verme korkusu bulunmalıdır. Helal haram bilmeyen, rüşvetçi, kiralık ve satılık adamların CHP de yeri olmayacaktır" sözleri de hem çaplı, hem çarpıcıdır.

Hatırladığım şekliyle, Mesnevi'de şöyle ibretli ve konumuzla ilgili bir hikâye nakledilmektedir:

"Müslüman Hint Sultanlarından birisi, iki meşhur saray ressamı arasında bir yarışma düzenler... Konuk salonunun karşılıklı iki duvarına, bütün hüner ve maharetlerini sergileyecek birer manzara resmedilmesini söyler... Bunlara bir ay müddet verir ve birbirlerini görmesinler diye araya geçici bir perde çekilir...

Ressamların birisi gerçekten cenneti andıran ve ruhları ferahlandıran çok güzel ve mükemmel bir manzara çizmiştir.

Diğeri ise, hiçbir resim ve şekil çizmeyip sadece yorulup dinlenmeden sürekli kendi duvarını düzeltip cilalamaya devam etmiş ve adeta bir ayna haline getirmiştir...

Nihayet Sultan ve saray erkânı, ressamların eserlerini değerlendirmek üzere, salondaki perdeyi kaldırdıklarında, duvarını cilalayan ressam birinciliği hak etmiştir.

Çünkü karşı duvardaki gerçekten güzel ve mükemmel resmin, bu ayna gibi cilalanmış parlak duvardaki aksi; çok daha canlı ve tatlı bir manzara görüntüsü vermektedir...

Şimdi size, önce, insanlık tarihi boyunca, şeytani güçlerin en büyük en güçlü organizesini, yani Siyonizm denen Derin Dünya Devleti'ni hatırlatıp, işte böyle bir şeytan şebekesinin korktuğu, Milli ve insani cephenin nasıl bir güce ve organizeye sahip bulunduğunu; dolaylı biçimde anlatmaya çalışacağız...

Peki, Dünyanın Derin Devleti nedir?

"Gizli Dünya Devleti" kitabının yazarı olarak bilinen Gary Allen;[4]

"Ben bu kitapta; dünya siyasetinde cereyan eden ve hayatımızı şekillendiren pek çok şeyin birilerince öyle planlandığı için meydana geldiğini, ispat etmek istiyorum" diyerek yola çıkmıştır ve büyük ölçüde başarmıştır.

Meşhur İngiliz politikacı Rothschild'in yakın adamı, Yahudi asıllı Benjamin Disraeli de, bir yakınına:

"Görüyorsunuz ya, bütün dünya sahnede görünmeyen, perde arkasındaki güçler tarafından yönetilmektedir." Şeklinde yazmaktadır.[5]

27-1-1965 tarihli UPI haberine göre, Latin Kilisesi Cizvit Tarikatı başpapazı Peder Pedro Arrupe, kilise kurultayında şunları açıklamıştı:

"Masonluk denen tanrısız teşkilatlar eliyle, dünya hâkimiyetini amaçlayan Siyonistler çok ince dokunmuş bir strateji takip ederek; Finans kurumlarından kitle iletişim araçlarına, uluslar arası kuruluşlardan din adamlarına, maalesef neredeyse tam bir hâkimiyet oluşturmuşlardır."[6]

"Komünizm de, kapitalizm gibi bu şeytani komplonun bir koludur ve Moskova-Pekin çıkışlı değil, merkezi Paris- Londra ve Newyork'ta bulunan malum ve melun güçlerin bir uzantısıdır."[7]

Ve yine meşhur İngiliz Başbakanı Churchiil şu itirafta bulunmaktadır: " Dünyada çok kapsamlı bir olayın yaşandığını ve çok ince hesaplı bir planın yapıldığını ve bizlerinde bu senaryoda sadece sadık bir uşak olarak hizmet edeceğimizi göremeyen kör ve ahmaktır."[8]

Bütün bunlardan sonra bugünkü dünyayı şekillendiren ve yöneten Siyonist şeytani organizenin, yani Gizli Dünya Devletinin, hala bir komplo teorisi ve hayali bir korku üretisi olduğunu söyleyenler, evet Churchiil'în doğru tespitiyle: Ya gelişmeleri anlama ve yorumlama yetenekleri körelmiş bir ahmaktır veya bunları bile bile gizleyen hain bir adamdır.

Gizli Dünya Devletinin yapılanması, Doların üzerindeki "Piramit"le gösterilen şekilde şöyledir:

A-Her şeyi gözetleyen ve denetleyen göz: Şeytan ve şebekesi

B-Şeytanla ilişki kuran Kabalist kâhinlerden seçilmiş ve özel sırlarına vakıf 3 haham komitesi

C-13'ler, 33'ler, 70'ler ve 300'ler meclisini oluşturan üst sınıf Hahamlar konseyidir. (Sanhadrin) Bunların hepsi büyü bilmektedir.

D-Sanhadrin Hahamlarınca tayin edilip dünyayı yönetmekle görevlendirilen 70 kişilik yeminli Siyonist-Yahudi yönetici ekibi

Amerika'nın patronu Rockefeller ve başta İngiltere, bütün Avrupa'nın baronu Rothcshild aileleri bunlara dâhildir.

Buraya kadar olan bütün Siyonist kişiler ve ekipler tamamen gizlidir, dışarıda başka sıfat ve statülerle bilinmektedir.

E- B'NAİ B'RITH ve Bilderberg gibi, yüzü görünen ama özü gizlenen GDD'nin gizli hükümetleri    

F- MASON Locaları

1-Büyük Şak Locası (Fransa)

2-Komünizm Locası (Rusya)

3-İskoç Locası (İngiltere)

4-York Locası (Almanya)

G-Hayır ve hizmet kurumu diye yutturulan ama Masonluğa hazırlık yapan, yani Masonluğun ilk ve orta eğitimi sayılan ROTARY ve LİONS kulüpleri

H- Masonlarla resmi ve organik bağı olmayan ama onlar hesabına çalışan siyasi partiler, sivil örgütler ve dini cemaatler ( Mavi Localar)

İ-Masonik ve Siyonist amaçlar için toplumu hazırlayan, köşe yazarı, sinema veya ses sanatçısı, din adamı, üniversite hocası, ticaret ve şirket erbabı gibi ÖNLÜKSÜZ Masonlar ve ılımlı-iyi insanlar

j-Bütün insanlık ( potansiyel hizmetçiler ve köleler)

KABBALA:

Siyonist Yahudilerin Gizli Dünya Devleti, Büyük İsrail hayali ve Masonik örgütlenmeleri: Şeytan ve cinlerle ilişkiye giren, büyü ve kehanet gibi gizli öğretilere göre hareket eden Hahamların asırlar boyu birbirine aktararak, korudukları şifreli sırlara ve şeytani esaslara, kabbala denir.

Çok gizli ve şifreli kabbalist sırlar, piramitte gösterilen 3 Haham tarafından bilinir, biri ölünce yerine geçene öğretilir.

TALMUD:

Kabbalist Hahamların Tevrat'taki ayetleri değiştirerek ve bazılarını bir araya getirerek, Yahudilerin Dünya Hâkimiyeti anayasası olarak hazırladıkları bir nevi Tevrat tefsidir.

Seçkin ve üstün ırk oldukları ve mutlaka dünyaya hâkim olacakları, Siyonist Yahudilerin ve uşakları Avenjeliklerin sapık inancı ve amacıdır.

İsrail'in eski Cumhurbaşkanı Ben Gorion 6 Şubat 1962 tarihli Look Magazin'deki demecinde:

"Bütün dünya merkezi Kudüs olacak yeni bir Birleşmiş Milletlerin, Federatif bir üyesi haline gelecek, bütün ordular fesh edilecek ve böylece Yeni Dünya Düzeni gerçekleşecektir."[9] İddiasında bulunmaktadır.

17 Şubat 1959 da ABD senatosunda konuşan Siyonist James Warurg: "Sevseniz de sevmeseniz de, zorla veya antlaşmayla, ama mutlaka bir Dünya Devletine kavuşacağız" şeklindeki planlarını açıklamıştır.

Yine meşhur Siyonistlerden H. Mendlovit:

"Bir Dünya Hükümeti kurulacağı kesindir. Sorun bunun ne şekilde gerçekleşeceğidir. Savaşla mı yoksa dünya ülkelerinin gönüllü katılımıyla mı?" tehdidini savurmaktadır.

Siyonist Yahudi sermayesinin sömürüp sağdığı ve ordularına kadar hizmetinde kullandığı ABD'nin Rockefeller gibi 10 Yahudi ailesine olan devlet borcu 10 trilyon doları aşmıştır. Bunun sadece yıllık faizi 1 trilyon dolardır. Bütün bu paralar Gizli Dünya Devleti'nin bütçesini oluşturmaktadır. Yani Siyonizm'in yıkılmasından en karlı çıkacak ülke Amerika'dır.

Bu GDD;

1-Her yıl yeşil kâğıt olan ve karşılıksız basılan dolarla, bütün dünyanın sırtından 1 trilyon dolar

2-Tahvil dedikleri sarı kâğıtlarla 1 trilyon dolar

3-Rezerv denen beyaz kâğıtlarla 1 trilyon dolar

4-Kendilerinin çıkardığı ekonomik krizler ve borsa dalgalanmalarıyla da yine 1 trilyon dolar olmak üzere 4 trilyon dolardan fazla havadan para kazanmakta ve bütün bu korkunç sermaye İsrail'in dünya hâkimiyeti için harcanmaktadır.

1967 Ağustosunda " Kuzey Amerika Gazeteciler Birliği"nin yayımladığı bir makaleye göre Siyonist Rockefeller'in bu efsanevi sermayelerine rağmen, devlete ödediği vergi, sadece "685" dolardır.

Hatta eski MGK Sekreteri Em. Org. Tuncer KILINÇ bir Avrupa gezisinde: "Dolar dediğiniz karşılıksız basılan kâğıttır. Amerika'ya hâkim lobilerin yaptığı; altın karşılığı olmadan, istediği kadar para basıp, bunu faizli kredi olarak dağıtmaktır. E, bunu ben de yaparım..." şeklindeki çok ciddi ve cesaretli açıklamaları da bu gerçeğin en açık ispatıdır.

IMF ve Dünya Bankası yoluyla bütün ülkeleri borç batağına sokup kendilerine mahkûm ve mecbur hale koyan, "Şeytanın, ilahi laboratuardan çaldığı nükleer sırları, halifesi hahamlara ve Yahudi ilim adamlarına öğretmesiyle"[10] geliştirdikleri atom bombaları ve nükleer silahlarla korkunç bir güç kazanan bu Siyonist canavarlar, Japonya'nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine attıkları bombalarla yüz binleri katletmişler, Vietnam'da 50 bin Amerikan askerini ve yüz binlerce yerli sivili ölüme sürüklemişler, Afganistan ve Irak'ı işgal edip milyonlarca Müslüman'ı vahşice öldürmüşler ve okyanuslardaki nükleer denemeler ve tektonik tetiklemelerle büyük depremlere ve Tsunami felaketlerine sebep olmuşlardır.

Tüm dünyayı medya marifetiyle sınırsız bir ahlaksızlığın ve çeşitli hastalıların girdabına sokan Siyonist güçler, bütün bunları Şeytanın Dünya Hâkimiyeti adına yapmaktadır.

Ekonomik, ahlaki ve askeri yönden zayıflatılan toplumların, Siyon'a tapınması sağlanmaktadır.

Eski ABD Genelkurmay Başkanlarından Thomas Moorer şu itirafta bulunmaktadır:

"Şimdiye kadar hiçbir ABD Başkanının İsrail'e karşı koyduğunu ve Amerikan çıkarlarını koruduğunu görmedim. İsrail, her zaman istediğini elde etmiştir. Eğer ABD halkı, İsrail'in ABD yönetimindeki ve ekonomisindeki etkilerini bilselerdi, hemen ayaklanacaklarından eminim. Ama maalesef, milletimiz neler döndüğünü bilmemektedir.[11]

İslami kaynaklarda Deccal olarak bildirilen ve bunun "Siyonizm" olduğu kesinleşen ve özellikle son bir asırdır bütün yeryüzünde şeytani hükmünü yürüten ve insanlığı canından bezdiren Gizli Dünya Devleti, asıl amacı olan Büyük İsrail hayaline asla kavuşamayacaklardır. Çünkü insanlık, artık bu fesatlığın farkına varmış ve önemli tedbirler almaya başlamıştır.

1-Bu adımların ilki, bu şeytani yapılanmanın ortaya çıkarılması ve insanlığın gizli Siyonist virüslerini artık tanımasıdır. Bu yolda ciddi ve gerçekçi kitap ve broşürler yazılmıştır.

2-İkinci önemli aşama; başta Türkiye olmak üzere, Tüm İslam Dünyası'nda, Avrupa ve Rusya'da ve Güney Amerika'da Siyonizm'e ve ABD emperyalizmine karşı, Milli ve bilinçli siyasi hareketlerin büyük başarılar kazanmasıdır.

3-Bu fikri ve siyasi gelişmelerin sonunda

a- D-8'lerin kuruluşu

b- Avrasya oluşumu gibi yani kampların doğması ve Siyonist komploları boşa çıkarmaya başlamasıdır.

Tabii ve tarihi şartların ve talihli fırsatların doğmasıyla Türkiye'nin öncülük yapmaya mecbur olacağı, merkezden muhite doğru bütün dünyayı kuşatacağı beklenen, büyük bir değişim ve devrim dalgası, Şeytanın saltanatı olan Gizli Dünya Devletini yıkacak, yeni ve adil bir medeniyet mühendisi olan Hz. Mehdi öncülüğündeki mücadele karşısında yenilip tarihin çöplüğüne atılacaktır.

Böylece bütün insanlık İslam'ın barış ve bereket nizamıyla huzura kavuşacaktır.

Türkiye'deki Kuvay-ı Milliye şuurunun pek yakında tekrar şahlanması, ABD ve İsrail'in Irak'ta yenilip batması ve dünyanın yeniden yapılanması oldukça yakındır ve lazımdır.

Unutmayın: Yegâne kuvvet ve kudret sahibi; ancak Cenabı Hak'tır. O'nun mesajı ve müjdesi de bu doğrultudadır.

                           ŞİİR

CHP çıktı elden, bir sol daha kaybettik

Baykal'ın sicilinde; tezkere suçu varmış!..

Kongrede yenildik, ters bir gol daha yedik

Ardından Türkiye'nin, çok derin gücü varmış!..


Siyonizm sersemledi, masonluk maskaralık

Kaleler yıkılıyor, önümüz hep karanlık

Erbakan'ı öldürüp, tarihe gömdük sandık

Aman şeytan dostlarım, ruhani öcü varmış!..



[1] Star Gazetesi / 13 01 2005 / M. Kaynak

[2] A.g.y

[3] Star Gazetesi / 13 01 2005 / M. Kaynak

[4] Bak: Milli Gazete Yayınları / Gizli Dünya Devleti / 1986

[5] Age Sh: 98

[6] Age Sh: 8

[7] Age Sh: 12

[8] Age Sh: 211

[9] Age Sh:207

[10] Bak: Memo Pres-Emil Rahm 1990 3. Sayı

[11] They Dare To Speak Out Sh:161

Ahmet AKGÜL -

AHMET AKGÜL KİMDİR?

     

Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Ahmet Akgül, Milli Görüş çizgisinde önemli bir fikir adamıdır. Olaylara insan eksenli ve İslam endeksli yaklaşmaktadır.

2004 Ocağında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

Uzun süreli, ciddi ve çileli bir mücadele dönemi yaşamış ve bu duyarlı, tutarlı ve kararlı tavrını hiç bırakmamıştır. Bu yüzden pek çok sıkıntı ve saldırılara uğramış, defalarca mahkeme açılıp tutuklanmış ve hapis yatmıştır.

İnancımız ve ihtiyacımız olan evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.

Üstadımızın, başta “İnsanın Yozlaşması”, ardından “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” ve yine “Barış ve Bereket Nizamı “İslam Davası” ve Yozlaştırılan “Cihat Kavramı” gibi birçok kitapları İngilizceye çevrilip merkezi Londra’daki Cagaloglu Yayıncılık organizesiyle; Amazon ve Bornes&Noble (bn.com) gibi dünya genelinde dağıtım yapan yüzlerce online sitesinde ve dijital (e-kitap) sayesinde 120 kadar ülkede yayınlanıp okunmaktadır. Ayrıca Üstadımızın “Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı” başlıklı Meali Kerim yorumları İngilizce ve Rusça tercümeleri ile “Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya” kitaplarının Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve İspanyolca tercümeleri tamamlanıp basılmış olup; Almanca, Fransızca, Kırgızca ve Farsça tercümelerinde de sona yaklaşılmıştır.

Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 40 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

Mili Görüş’e çöreklenmiş bazı şaibeli kişilerin gizli niyet ve tertiplerini haber vermesi, uzun vadeli hedefler ve stratejik tavizler sonucu Partiye girdiklerini sezmesi ve söylemesi nedeniyle, Ahmet Akgül’ün teşkilatlarda ve Milli Görüşçü kuruluşlarda hizmet vermesi engellenmeye çalışılmış; Erbakan Hoca ise, kendisinin daha bağımsız davranabilmesi ve nifak çarkı içinde körletilip kirletilmemesi için bu girişimlere karşı çıkmamış, ama kendisini uzaktan destekleyip yönlendirmekten de geri durmamıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

1949 Elazığ doğumlu olan, çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış 80 (seksen) eseri bulunan yazarımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

      

Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

● Yüce Kur’an’ın Manası ve Mesajı (Türkçe Meali Kerim. Abdullah Akgül Yayına Hazırladı.) (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi

Refah-Yol’la Rantiye Savaşı

Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı

Türkiye Kuşatılırken, Kuklaların Kapışması

Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (İngilizce, Rusça, Çince, Japonca, Arapça ve İspanyolcaya çevrildi.)

Bizim Atatürk

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

Dış Politikamız (Cilt-1) Bop’un Temelleri (1988-1998)

Dış Politikamız (Cilt-2) Tarihin En Talihli Dönüşüm Süreci

Siyaset ve Strateji Bilgeliği

Osmanlı Sistemi ve Abdülhamit Siyaseti

İslam Davası ve Cihat Kavramı (İngilizceye çevrildi.)

● “İnsan”ın Yozlaşması (İngilizce ve Rusçaya çevrildi.)

Ah-u Figan’ım (Şiir)

Başörtüsü İnkârı ve İstismarı

AKP Tahribatının Fotoğrafı: İslamcı Münafıklar

Yeni İstiklal Savaşında Milli Şuur ve Ordu

Bir Dış Proje Olarak AKP Gerçeği ve Akıbeti

Bilge(!) Erdoğan’dan, İlkeli(!) Numan’a AKP Tezgâhı

Cezaevinde Yazdıklarım

Siyonizm-Deccalizm Ortaklığı

Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir)

Din Dengedir İslam İlericiliktir

Din – Devlet ve Demokrasi

Ergenekon Senaryosu “At Değiştirme” Operasyonu muydu?

Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı

Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi

Teşkilatçılık Mesaj ve Metod (İletişim ve İşbirliği Sanatı)

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-1 Milli Görüş’ün Marazlıları

Milli Siyasette Kirli Hesaplar-2 Sonradan Yamuklaşanlar

ABD’li Siyonistlerin, AKP’li Piyonistleri Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

İdlib-Amik Ovası ve Yaklaşan Armegeddon Savaşı

BDP’nin Özerklik Ezanı, TC’nin Cenaze Namazı Olacaktı

Bir Devrim Yaşanıyordu!

Dünya Dönüşüme Hazırlanıyordu

Hidayet Kıvılcımı ve Hikmet Kılıcı (Şiir)

Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

Osmanlı’dan Cumhuriyete Kripto Yahudiler ve Pakraduniler

Yetmiş Kur'ani Kavram ve Yorumları (2 Cilt)

Bizden Söylemesi-1 AKP İntihara Gidiyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Bizden Söylemesi-2 Türkiye Uçuruma Sürükleniyordu… (Yayına Hazırlayan: Ufuk Efe)

Terör-Masonluk ve Mafia Medeniyeti

Cumhuriyet Türkiye’sinde Nifak Hareketleri

Ruhlar-Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

Sabah Yakın Değil miydi?

Tarikatların Hizmet Sahası ve Islahı

Tuz Kokarsa…

Türkiye Büyüyor muydu, Bölünüyor muydu?

Türkiye Dağılacak mıydı, Doğrulacak mıydı? (Ahmaklar Okumasındı!)

Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak Ya Şahlanacaktı!

Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (2 Cilt)

Zafer Müjdeleri ve Fetih Hazırlıkları

Erbakan’dan İntikam Alanlar

Suriye’de Yaklaşan Hilal-Haç Kapışması

Başkanlık Muamması ve Çarkların Tıkanması

15 Temmuz Hıyanetinin Gizemi: Bir Darbe Analizi ve Sistem Krizi

Pazarlık Partisi ve Palavra İktidarı

Kemalizm-Tayyibizm Uyarlaması

Asker Darbesi Değil Devlet Müdahalesi Lazımdı

İslam’dan Uzaklaştıkça, İnsanlıktan Çıkılması

Dert Söyletir Aşk İnletir (Şiir)

● Hainleri Haşlama, Zalimleri Taşlama (Şiir)

İstanbul Sözleşmesi ve Ailenin Çözülmesi

      

Hocamızın Önsözünü Yazdığı Milli Çözüm Yayınları:

● Üstad Ahmet Akgül’ün Özgeçmişi ve Öğretileri (Yakup Gözübüyük)

● Haykırış (Şiir - Ali Çağıl)

AKP Yönetimi ve Tahribat Yöntemi Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi (Nevzat Gündüz)

● Sözün Çözüme Dönüşmesi (Siyasi Fıkralar) (Osman Eraydın)

● Ayar Aynası ve Nokta Atışı (Sosyal ve Siyasi Fıkralar) (Erdoğan Bişkin)

Milli Çözüm Ekibinden: İlginç Rüyalar ve Manevi Uyarılar (2 Cilt - Hazırlayanlar: Fatma Betül Erişkin – Nail Kızılkan – Neslihan Bayraktar)

Devami
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Web Sitesi

Makale Paylaşım Sayısı: 4822

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR