Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün390
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta10918
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay108833
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16746808

IP'niz: 3.237.66.86
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182567

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

İSLAM'A KOŞUNUZ!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

İslam; topyekun bütün hayatı kuşatan, kendisine uyulduğu ve uygulandığı zaman, insanları huzura ve hürriyete, ulaştıran Allah'ın dinidir. Bugün insanlar, her zamankinden daha çok İslam'a ve Kur'ana muhtaçtır. Bozuk ve barbar sistemlerin yozlaştırdığı insanlığı, özellikle Müslümanları, bu bunalımdan kurtaracak ilahi plan ve programlar hazır beklemektedir. Yeter ki insan, insanlığını bilsin, hayat ve huzur kaynağı olan Kur'ana dönsün ve İslam'ı bir bütün olarak yaşamak isteyenlerin safına katılsın...

 

Allah'ın saadet ve selamet programı olan İslam'ın, barbar batı medeniyetinden üstünlüğünü anlamak ve bir karşılaştırma imkanı bulmak için, İslam'ın bazı konulardaki hükmünü ve temel prensiplerini kısaca arz edeceğiz.

A-Her şeyden önce İslam'da insan şerefli ve değerlidir. "Gerçekten biz Ademoğullarını şerefli kıldık..."[1]  İslam'da renk ve ırk üstünlüğü de yoktur."Göklerin ve yerin yaratılması, lisanlarımızın ve renklerinizin birbirinden ayrı olması O'nun alametlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda bilenler için ibretler vardır."[2]  Buyrulduğu halde bugün insan hak ve hürriyetlerinin sahte savunucusu Avrupa ve Amerika da zenciler, Afrika ve Asya kökenliler ve özellikle Müslümanlar, maalesef hayvanlara bile reva görülmeyen vahşi ve gayri insani davranışlara hedef olmaktadırlar.

Hâlbuki İslam'da insanlar, "insan" olma noktasında eşit sayılmıştır. "Ey insanlar sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasınız. Biliniz ki Allah katında en iyiniz, takvası ve terbiyesi en çok olanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir ve her şeyden haberdardır."[3]

Veda hutbesinde Efendimiz ise, (S.A.V.) şöyle seslenmektedir:

"İnsanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Ademin çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı gösterenizdir. Arabın arap olmayana - Allah'a iman ve itaat ölçüsünden başka - bir üstünlüğü yoktur."

Evet, İslam'da hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun, (savaş ve fesat durumu hariç) bütün insanların canı, malı ve namusu güvence altındadır. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz veda hutbelerinde "İnsanlar!.. Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her tecavüzden korunmuştur." buyurmakta. "Aranızda birbirinizin mallarını (hırsızlık, kumar, gasp, aldatma, hile gibi) haksız ve batıl sebeplerle yemeyin. Ve insanların mallarının bir kısmını - yalan şahitliği gibi, günah ve haksızlıkla yemek için o malları rüşvet olarak hakimlere aktarmayın."[4]  Hükmü Kur'an da yer almaktadır.

 Asırlarca başta Yahudi ve Hıristiyanlar, sonra diğer bütün din ve mezhep mensupları İslam devletlerinin ve en son Osmanlının himayesinde hürriyet ve emniyet içinde huzurla yaşamışlar. Ama onların eline en küçük bir fırsat geçtiğinde en vahşi zulüm, hakaret ve haksızlıkları Müslümanlara reva görmüşlerdir...

Yüzyıllar boyu çapulcu Haçlı sürülerinin cinayetleri, Siyonistlerin hıyanet ve melanetleri orda kalsın, bugün yıllardır Filistin'de, Afganistan'da, Hindistan'da, Türkistan'da, Bulgaristan'da ve Bosna - Kosova ve Çeçenistan'da Müslümanlar boğazlanırken, Batı aleminin seyirci kalması, onların "insan hakları" konusunda ne kadar sahtekar ve samimiyetsiz olduklarının açık bir göstergesidir.

B- İslam'da kişilerin onuru ve saygınlığı özellikle korunmuştur:

Hücurat suresinde şöyle emredilmektedir; 

"Ey iman edenler!.. Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Olur ki alay edilenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar... Bir takım kadınlar da diğer kadınlarla eğlenmesin. Olur ki alaya ve eğlenceye alınanlar, kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Hem (vücut, zenginlik, bilgi ve görgü noksanlıklarından dolayı) birbirinizi ayıplamayın. Ve - hoşlanmayacağınız - kötü ve çirkin lakaplarla birbirinize sataşıp atışmayın..."[5]

C- En geniş ve gerçekçi anlamda din ve inanç hürriyeti de yine İslam'da vardır... "Dinde zorlama yoktur" [6] Yani her hangi bir insanın İslam'a girmesi için cebir ve zor kullanmak yoktur. Hak dini ve ahlak disiplini olan İslam insanlara en güzel yollarla tebliğ ve teklif edilir. Onların hür iradeleriyle serbest bir tercih yapmalarına engel olan unsurlar ortadan kaldırılmaya çalışılır. Artık o insan kendi arzu ve iradesiyle İslam'ı seçerse ne ala, aksi halde tehdit ve, işkence ile kimse müslümanlığa zorlanamayacağı gibi, fitne ve fesat çıkarmamak şartıyla İslam toplumu himayesinde herkes inandığı gibi yaşama hakkına da sahip olur.

Hiçbir din ve ideoloji İslam'ın bu hoşgörü ve hürriyet ufkuna ulaşamamıştır ve ulaşamayacaktır.

D- İslam, "Müslümanların işleri kendi aralarında hep danışma ve dayanışma iledir"[7] buyurarak hür ve bağımsız düşünceye saygı esasını ve fikrini rahatlıkla açıklama serbestîsini getirmiş ve geliştirmiştir.

Daha yakın tarihlere kadar Hıristiyan alemi ilim adamlarını, engizisyon mahkemelerinde yargılarken, Kur'an ilmi ve ilim adamını şöyle övüyordu: "Allah'tan kulları içinde ancak alimler (gereği gibi) korkarlar.[8]" Deki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"[9]  Peygamber (S.A.V.) "İlim erkek ve kadın her Müslüman'a farzdır" buyurmakla ilme ve öğrenmeye teşvik ediyordu.

Bu emir ve teşviklerdir ki, sadece dini ve ahlaki konularda değil, müspet ilimlerde dahi İslam, büyük bilim adamları yetiştirmiş, Tıp, Fizik, Kimya, Cebir, Matematik gibi ilimlerin temellerini ve esaslarını kurmak şerefi İslam alimlerine nasip olmuştur. Batı bugünkü gelişmesini de İslam'a ve İslam alimlerine borçludur.

E- İslam, evrensel adaleti gerçekleştirecek yegane dindir.

"Muhakkak, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hüküm vermenizi emreder..."[10] Hatta düşmana karşı bile adalet ve hakkaniyetten ayrılmamamız gerekmektedir. Kur'anı dinleyelim:

"Ey müslümanlar! Allah için hakkı ayakta tutan (hakimler) ve dosdoğru şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz (kızgınlığınız ve kırgınlığınız sakın) sizi adaletsizliğe götürmesin. Her konuda Adalet yapın ki, o takvaya en yakın, İslam'a ve insanlığa en uygun olandır. Allah'tan korkun. Çünkü O yaptıklarınızdan haberdardır."[11] 

Allah'ın rahmet nizamı olan İslam'ın adaleti öyle gerçek bir adalettir ki, bu adalet karşısında zengin - fakir, tanıdık - tanımadık eşit sayılmaktadır. İşte gerçek ve mutlak adalet, "Ey müminler Hak üzere durup adaleti yerine getirmeye çalışan (hakimler) ve Allah için doğru söyleyen şahitler olun. Velev ki bu şahitliniz kendinizin, ana - babanızın veya akraba ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa!... (Yine doğruluktan ve haktan ayrılmayın). Üzerine şahitlik veya hakimlik yapacağınız, ister zengin olsun ister fakir bulunsun (yine sakın adalet ve doğruluktan ayrılmayınız) Çünkü Allah ikisine de sizden daha yakındır. Onun için siz (Haktan yüz çevirip) nefsin hevasına uymayın. Eğer (adaletten ve doğru şahitlikten) dilinizi bükerseniz veya büsbütün haktan uzaklaşırsanız Allah şüphesiz yaptıklarınızdan haberdardır. [12]  Bir meselede, iki Şahıs veya iki grup arasında haklıyı veya haksızı ortaya koyarken veya bizzat haklarında hüküm ve karar verecek bir makamda bulunurken veyahut her hangi bir davada şahitlik yaparken açıkça yalan söylemek, bilerek haksızı haklı göstermek nasıl ki zulümdür, adaletsizliktir. Aynen öyle de haksız taraf akrabamız, arkadaşımız, bizim tarikattan, bizim meslekten olduğu için veya ondan bazı beklenti ve çıkarlarımız bulunması nedeniyle açıkça yalan söylemeyip gerçeğin dosdoğru anlaşılmasını perdeleyen, yanlış yorumlara müsait, her iki tarafı da idare edecek bir tavır ve ifade, yani, Allah kelamıyla "Dilini eğip bükmek" bile zulüm ve haksızlıktır. Adaletten ayrılmaktır, namertliktir.

F- İslam'da " savaş" bile, adalet ve merhamet ölçüleri içinde yapılır. İslam saldırganlığı ve zulüm karlığı asla kabul etmez. Kur'an: "Yeryüzünde fesat çıkarma. Çünkü Allah fesat çıkaranları sevmez."[13]  Buyurmaktadır.

G- İslam'da cihad, çoğu kez zulmü ortadan kaldırıp hakkı ve adaleti yerleştirme, maksadına yöneliktir. "Sizinle savaşıp çarpışanlarla siz de (onların hücum ettiği silah ve metotlarla) Allah yolunda savaşın. Fakat aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah haddi tecavüz edenleri sevmez." [14]  Emredilmektedir.

Bu nedenle İslam savaşta çocuk, savaşa katılmamış kadın, yine fesada bulaşmamış ihtiyar ve din adamlarının öldürülmesine izin vermemiş, hatta düşmanlara İslam'a ve barışa yanaşmalarının veya cizye vermelerinin teklif edilmesi, gerekli kılınmıştır.

İslam'da suçu bizzat işleyen veya suça tahrik ve teşvik eden kimse cezalandırılır. "Herkesin kazandığı ve kazanacağı (günah ve sevap) ancak kendisine aittir. Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmez."[15] suçsuz ve günahsız bir kimse suç işleyenin oğlu, babası, kardeşi ve yakınıdır diye asla cezalandırılmaz.

H- Ve İslam da yükümlülük ve sorumluluk, imkân ve iktidar ile orantılıdır. "Allah bir kimseyi ancak gücü yettiği kadar sorumlu ve yükümlü tutar." Evet, bir ülkedeki haksızlık ve ahlaksızlıklardan, herkesten önce, O zulüm ve sömürü nizamını kuran ve suçluları koruyan makam ve iktidar sahipleri sorumludur. Sonra da basit menfaatler uğruna bu batıl iktidar sahiplerini destekleyen ve alkışlayanlar suçludur.

Zulme rıza zulümdür. Zalimi övmek, mazlumu dövmekten beter bir namertliktir.

İslam da zulme rıza yoktur:

Peygamberimiz (S.A.V.) "sizden her kim bir kötülük görürse eliyle değiştirsin. Buna güç yetiremezse diliyle, yine güç yetiremezse kalbiyle (karşı koysun) Bu ise imanın en zayıf olduğu bir durumdur." buyurmaktadır. Çevresindeki bin türlü haksızlık ve ahlaksızlıktan rahatsız olmayan ve sorumluluk duymayan insan iman duyarlılığını kaybetmiş demektir. Hele bu zulüm ve sömürüye alkış tutanlar, zalimi ve batılı savunanlar hangi yüzle Allah'a ve Resulüne kavuşacaklarını düşünsünler. Kur'an zalimlerin kıyametteki halini şöyle tasvir etmektedir.

"O zalimlerin Rableri huzurunda tutuklanırken (şaşkın ve perişan) hallerini eğer bir görseydin.

Öyle ki sözü birbirlerine çevirerek (yani suçu birbirine yükleyerek), Mustazaf olan (zayıf bırakılmış, sözü geçmeyen sıradan ve halktan kimseler), (imkân ve iktidar sahibi, yönetici ve yönlendirici olan) müstekbirlere diyecekler ki!

Eğer siz olmasaydınız, muhakkak biz müminlerden olurduk."[16] "Ey anayasa ve kanunları hazırlayanlar, ey radyo - televizyon programlarını yapanlar, ey milli eğitimin her kademesindeki ders programlarını koyanlar ve bunları uygulamak imkan ve iktidarına sahip olanlar, sizler bizi haktan ayırdınız, yoldan çıkardınız, 5-6 yaşlarında okullarınıza teslim ettiğimiz yavrularımızı imandan, İslam dan, Kur'an dan kopardınız. Televizyon programlarıyla namus ve haya perdemizi yırttınız... Denetiminiz ve desteğiniz altında çıkan gazete ve dergilerle bizi ve neslimizi şehvet soytarısı yaptınız...  Milyonlarca insanımız aç - sefil, işsiz dolaşırken siz milli serveti ve devlet bütçesini rantiyecilere dağıttınız. Sizden davacıyız. Suçlu sizlersiniz. Siz olmasaydınız biz sapıtmayacak cennet ve saadetten mahrum olmayacaktık." Bu sefer müstekbir olan (yönetici tabaka) kendini suçlayan (sıradan düz vatandaş olan) mustazaflara cevaben diyecekler ki:

"Siz dünyada böyle konuşmuyordunuz, her yaptığımızı alkışlıyor, bizi destekliyor ve o saydığınız kötülükleri yaptığımız halde yine de bizi seviyor ve seçiyordunuz.

"Size hidayet ve İslamiyet geldikten (sizler hayra davet edildikten sonra) sizi haktan biz zorlamı çevirdik? Hayır bizi suçlamaya hakkınız yoktur. Çünkü siz bilerek ve isteyerek bizimle beraber oldunuz, Hakkı ve hidayeti bırakıp zalimlerin safına katıldınız."[17]

I- İslam helal ve güzel bütün kazanç yollarını açarken, haram ve haksız kazançları da yasaklamıştır. Faizde haksız ve haram kazançlardan birisidir. Çünkü faiz her hangi bir emek, hizmet ve gayretin karşılığı değildir. Para ve servet sahipleri hiçbir risk ve zahmete girmeden mağdur ve muhtaç kimselerin emeğini ve kazancını faiz olarak sömürürler.

Faizi yapan şahıs değil, bir banka veya devlet dahi olsa durum değişmez. Sadece zulüm ve haksızlık daha büyük boyutlar kazanır. Faiz yerleşen bir toplumda artık, Allah için borç vermek, iyilik ve yardım etmek gibi hayırlı düşünceler yıkılır. Şefkat ve merhamet duyguları körlenir. Her şey maddeye ve menfaate bağlanır Faiz yoluyla, giderek servet zengin azınlıkların, şirket ve holdinglerin elinde toplanır. Halk gittikçe fakirleşir. Zenginle fakir arasında derin uçurumlar oluşur. Artık her türlü ahlaksızlık, namussuzluk anarşi ve isyanlara zemin hazırlanmış olur. Bu nedenle, "faizi esas alan Kapitalist sistem giderek komünizme zemin hazırlayacaktır." Mikroptan doktor olmaz. Komünizmin çaresi Kapitalizm değildir. Bu iki hastalığın ilacı ve reçetesi, İnsani ve ilmi değerler üzerine kurulan, bir adalet düzenidir.

Faizle ekonominin düzeleceğini zannedenler, Allah'a savaş açmakla huzur ve saadete ereceğini bekleyenler ne kadar aldanıyorlar ve nasıl da sapıtıyorlar!..

Yeter artık!..  Bozuk ve barbar düşünceleri terk ediniz. Bataklıkta boğulmakta inat etmeyiniz.  Doktordan kaçan hastanın durumuna düşmeyiniz.

İşte İslam!.. İşte saadet ve selamet dini... İşte şefkat ve merhamet düzeni. İşte adalet ve emniyet disiplini...

Hayye alel İslam!..

Haydi, İslam'a koşunuz! Ve kurtulunuz!



[1] İsra. 70

[2] Rum. 22

[3] Hucurat. 13

[4] Bakara. 188

[5] Hucurat: 11

[6] Bakara. 256

[7] Şuara. 38

[8] Fatır: 26

[9] Zümer: 9

[10] Nisa: 58

[11] Maide: 8

[12] Nisa: 135

[13] Kasas. 77

[14] Bakara. 190

[15] En am: 164

[16] Sebe. 31

[17] Sebe: 32


Bu yazarin diger makaleleri

SİYONİST BİLDERBERG TOPLANTISININ MHP TASARISI
  Bilderberg tarihi seçimler öncesi niye İstanbul'da? Dünyanın en gizemli buluşmalarına...
Devami
DİNSİZ LAİKLERLE, DİNCİ ENTELLERİN ORTAK PAYDASI:
  KÜRESEL GÜÇLERE DEMOKRATİK KÖLELİK  Lâiklik taassubu tarihi ve tabii gerçekleri...
Devami
MEHMET AĞAR, KİME YARAR?
  Mehmet Ağar'ın babası Zülfü Ağar, Çankaya Köşkü'nde Celal Bayar'ın...
Devami
SİYONİZMİN SONU
              Kan, vahşet ve terörü kurumsallaştıran İsrail, 60. yılında...
Devami
EKSİK ANLATILAN DOĞRULAR VE DOĞRUYA EN YAKIN OLAN YANLIŞLAR
Gizli servisler ve karanlık işler eksik yazılıyordu! Mahir Kaynak...
Devami
İKİ DERİN AMERİKA'NIN ÇATIŞMASI
Ben-Ami Kadish adlı Yahudi Nisan 2008'de Amerikan adaleti tarafından tutuklandı......
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4512

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR