Get Adobe Flash player

ARAMA

Toplam Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_counterBugün294
mod_vvisit_counterDün3168
mod_vvisit_counterBu Hafta10822
mod_vvisit_counterGeçen hafta24675
mod_vvisit_counterBu Ay108737
mod_vvisit_counterGeçen Ay203059
mod_vvisit_counterŞu Ana Kadar16746712

IP'niz: 3.237.66.86
Bugün: 26 Kas 2020

Bu Ana Kadar Okunan

Sayfa Gösterimi : 12182530

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

AA 150X
KT 150X
IY 150X
EIA 150X
 ADIL DUZEN 150x
erbakan devrimi 15b 160
 
bizim ataturk 17b 160
 
hilalhac
 
baskan160
 
siyaset strj 160
 
sistem tahlili 160
 
 darbe 160
 
 
 

ADİL DÜNYA YAYINEVİ

Tel-Faks:

0212 438 40 40

0543 289 81 58

0532 660 12 79

 

 

Reklam
Reklam

ŞEYTANİ RUH!..

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

 

Şeytan Allah'ı bilir. Ama hâşâ, O'nun haksızlık ve yanlışlık yapabileceği zannı içindedir.

Ve yine, Allah'ın bir ölçüde kendisine muhtaç olduğu kanaatindedir. Kendi gurur ve kuruntusuna göre: "yeri doldurulmaz ve vazgeçilmez birisidir." Allah'ın halifeliğine kesinlikle ve sadece kendisini layık görmektedir.

Bu yüzden Allah'a zarar verebileceği düşüncesiyle, kıyamete kadar kullarını saptırmak için izin ve mühlet istemiştir. Böylesine küstah ve küfran bir tavır sergilemesinin altında, Cenab-ı Hakka karşı bir şantaj ve blöf yapmaya çalıştığı da sezilmektedir.

 

Yani istediğini vermez ve halifeliğe kendisini getirmezse, hâşâ Cenabı Hakka itiraz edecek ve kullarını saptırmak suretiyle intikam almaya girişecektir!?

Şeytan; bilgiçtir ama bilinçsizdir.

Şeytan; beceriksiz ve bereketsizdir. Ama vesvesecidir ve şüphecidir.

Şeytan; zekidir, ama cin fikirlidir.  İşlerini ferasetle değil, fesatla yürütmektedir.

Şeytan; mukarrebun meleklere bile hocalık etmiştir..Ama gurur ve kibir , haset ve enaniyet yüzünden Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılıp , bu sefer melekler kendi talebi üzerine mücrimlere, münkirlere ve münafık kimselere akıl hocalığı yapmak için kıyamete kadar mühlet ve fırsat verilmiştir..

Şeytan; bencilliğin, çokbilmişliğin ve basitliğin timsalidir.

Şeytan; gözle görülmeyen kalbi günahların sahibidir. Şeytan sıfatlı kimseler zahiren ilim, ibadet ve istikamet ehli zannedilmektedir.

Mü'min ise oldukça tabii ve sadedir. Elbette disiplinli ve terbiyelidir. Ama tavırları yapmacık değildir.

Şeytanların en tehlikelisi; insan suretine girenler ve aramızda gezenlerdir.

Kur'anın son suresi olan "NAS" suresindeki:

"Sinsice, kalplere (ve kafalara) vesvese doğuran ve şüphe düşürüp duran HANNAS'ın (şeytanın) şerrinden, insanların rabbine, malikine ve ilahına sığınırım.

Ki O, insanların göğüslerine vesvese, (hayali kuruntu, gurur ve kuşkular) fısıldanır.

(Bunlar) Gerek cinlerden, gerekse insanlardan(dır) .."

Ayetleri birçok şeytanların insan suretiyle dolaştığını açıkça haber vermektedir.

Ayette geçen "Hannas", Arapça'da: "Hak dinden ve vaadinden rucu edip geri dönücü, önemli ve öncelikli hizmetleri erteleyip, hayali kuruntular ve ucuz kahramanlıklarla meşgul edici ve kendisini çok iyi kamufle edip, gerçek niyetini ve mahiyetini gizleyici" manalarına gelmektedir.[1]

Yani çevrelerinde çok bilgili, iyilik ve istikamet timsali, seçilmiş ve sivrilmiş bir dava ehli rolü ve görünümüyle hayat ve icraat yürütmektedir.

Allah, HANNAN, yani çok acıyan ve şefkat duyan; şeytan ise HANNAS, yani acıyor görüntüsüyle aldatan demektir.

İnsanların içine doğan ilhamların, bazısı Rahmani bazısı Şeytanidir.

"Şeytanların kimlere inmekte ve (hayali kuruntulara sevk etmekte) olduklarını size haber vereyim mi?

Onlar; gerçekleri ter yüz eden iftiracılara, hile ve kötülükten zevk alan günahkârlara inerler.

Bunlar (şeytanlara) kulak verirler (bu fısıltıları ilahi bir mesaj zannederler) ve çoğu yalan söylemektedirler."[2] Ayetleri, bu gerçeği çok açık olarak haber vermektedir.

"Biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık... (Bu insi ve cinni şeytanlar) Bazısı bazısını aldatmak için (birbirlerine) yaldızlı sözler fısıldarlar.

Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı.

Öyleyse onları, yalan (ve hayal) olarak uydurup düzmekte olduklarıyla baş başa bırak...

Ta ki, ahirete inanmayan (din adına dünya peşinde koşan)ların kalpleri ona meyletsin de (bu yaldızlı ve çarpıtılmış sözlerden) hoşlansınlar ve böylece suçlarını ve sorumluluklarını yüklensinler..."[3]

Ayetleri, bugün aramızda görünen ve "hayallerini hakikat zannedip dava diye dünya peşinde giden tipleri" ne güzel tarif etmektedir. Sanki bu ayetler bunlar için inmiştir.

Peki, aramızda dolaşan bu insan suretli Hannas=aldatıcı ve boş ümitlerle oyalayıcı kimseleri nasıl tanıyabiliriz?

Bu tiplerin, güven ve samimiyet ortamında; yani rol yapma ihtiyacı duymadıkları zamanlarda ağızlarından kaçırdıkları bazı ifade ve itiraflar, kendilerini ele vermektedir.

Çünkü "dil kalbin tercümanıdır ve sözler ruhun aynasıdır"

Evet, tam bağlılarının arasında ve kendilerini çok rahat hissettikleri durumlarda sarf ettikleri sözler, bu tiplerin "öz"lerini anlamamıza ve ruh röntgenlerini çıkarmamıza yardımcı olmaktadır.

Ülkenin huzuru ve ümmetin kurtuluşu için, vadi ilahiye itimat ve istinaden zaferler ummak elbette caizdir ve güzeldir. Bu konudaki bazı tarih ve tespitlerinde yanılmak ta, tabiidir ve kınanacak bir durum ve tutum değildir...

Ancak, kendi nefsi gururu ve hayali kuruntuları adına:

"Acele ile tamamladığım bir sabah namazında; Hadislerde haber verilen: binlerce yılda iki rekât namaz kılan bir büyük meleğe, Cenabı Hakkın: Ahir zamanda bir kulumun, daha abdestinin suyu bile kurumadan kılacağı iki rekât namaz, senin bu namazından hayırlıdır." Buyurduğu kişi Sensin! İlhamını aldım..."

"Ona vekil ve varis kılınmanın bir icabı olarak, kendisine damat olacak ve kızıyla ikinci evliliğini yapacağım"

"Bu sefer kesin teşkilat bize verilecek ve ben başkan olarak atanacağım"

"Artık bu kongrede, mutlaka genel başkan koltuğuna oturacağım"

"O zat bizi şereflendirmek ve kıymetimizi belgelemek üzere miting için ilimize gelecek... Göreceksiniz, haklı çıkacağım"

"O zattan sonra yeryüzüne Ben hâkim ve sahip olacağım, her türlü makam ve menfaati ben dağıtacağım"

Gibi, arka arkaya asılsız çıkan iddialarda bulunmak, şeytanî bir aldanış ve aldatma alametidir. Ve zaten bu boş vaatler ve ümitler de olmasa yanlarında kimse kalmayacaktır.

Ya hu, Allah'ın rızası ve Ahiret kazancı bize yetmez mi? Böylesi heves ve hedefler ihlâsımıza zarar vermez mi? diye uyardıklarında ise:

"Burada vermezse, orada vereceğinden nasıl emin olacağım!? Şeklindeki cevapları da, bunların itikadındaki şüphe ve çürüklüğün bir göstergesidir.

Rakip gördüklerine karşı, velev bunlar en yakınları ve sadık dostları bile olsa, onları yıpratmak ve devre dışı bırakmak üzere, her türlü hile ve haksızlığın gerekli olduğunu ima ederek:

"Din yıkılmadan, düşman yıkılmayacaktır"

"Bizim gibi ekiplerde, sen gizli kulis ve kumpas yaparak teşkilatlanacak ve otoriteni kuracaksın... Ama içimizden bir başkasının yükselmesine ve saygı görmesine fırsat tanımayacaksın"

gibi sözlerin sahibi , nasıl bir ruh hali içindedir !? Bunlar bir türlü ruh hastası değil midir?

Bu tiplerin çevresindekiler onun birçok haksızlık ve yanlışlığına şahit olsalar bile:

"Buna karşı çıktığım ve ayrıldığım takdirde, ya bana vaat ettiği etiket ve ganimetlerden mahrum edilirsem?" endişesi içindedir. Yani Allah'ın rızası, davanın hatırı ve kul hakkı gibi değerlere değil, dünyevi beklentilere göre hareket edilmektedir.

Sadece kendisinin anlayacağı, başkalarının asla tanımayacağı ifadelerle, kafadarlarının akıl ve ahlak seviyesi hatırlatıldığında tutup o kişinin ismini, resmini, sülalesini ifşa edip... Ve bir türlü vazgeçmediği fesatlığıyla; akrabaları birbirine kışkırtmaya, kendisinde zerresi bulunmayan şefkat ve merhamet kılıfı geçirip, nefsi hedef ve hevesleri için herkesi feda etmeğe razı ve hazır bir insan; hakikatte iblistir. Sureti Haktan görünüp fitne filmini çevirmek isteğidir. Başkasını rakip görmek ise, sadece şeytani ruhların vesvesesidir. Çünkü kadere iman edenin, birilerini rakip görmesi mümkün değildir. Zira kader asla değişmeyecektir.

Harun Yahya'nın tespitiyle bunlar bir "basitlik"tir ve "Basitlik; insanın ruhunu Kur'an ahlâkına uygun bir şekilde derinleştirmemesi, Allah'a yakın olma ve O'nun rızasını kazanma konusunda istekli hareket etmemesi sonucunda, davranış ve düşünce biçiminde meydana gelen yüzeyselliktir."[4]

Bu tipler her türlü hizmet ve hedeflerini dünyevi heveslerine endekslemiştir.

Allah'ın varlığına inansalar, çok önemli sırlara vakıf bulunsalar ve insanlar nazarında hikmet ve fazilet ehli sanılsalar da, gerçekte şeytanın tuzağına kapılan ve nefsaniyetlerine tapınan kimselerdir.

Bu şeytani ruh sahiplerinin bir adilik ve basitlik alameti de, kendilerinden başka herkesi ve hatta mümin ve muttaki kimseleri, hor görmeleri ve hakaret etmeleridir. Kur'an bunların ahiretteki durumlarını şöyle bildirmektedir:

"Doğrusu mücrimler (suç e günah işleyip gizleyenler), kimi iman edenlere gülüp geçerlerdi.(Onların) yanlarına vardıkları zaman (alaylı bir küçümseme ile) birbirlerine kaş-göz ederlerdi. Kendi yakınlarına döndükleri (ve yaranlarıyla yalnız kaldıkları) zaman ise (birbirlerine, müminleri kastederek): Bunlar elbette şaşkın-sapık (kimselerdir)derlerdi. Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemiş (ve başkalarının değerini ölçmekle görevlendirilmemiş)lerdi. (Ama) Artık bugün (şimdi de) iman edenler, (bile bile gerçekleri örtüp gizleyen) inkârcı nankörlere gülmektedir. (Hem de) Tahtlar üzerinde bakıp seyretmek suretiyle...

Nasıl(mış... Dünyevî hesaplar ve nefsanî amaçlar için gerçekleri örtüp gizleyen) inkârcı nankörler, işlediklerinin feci karşılığını gördüler mi?"[5]

Şeytanî ruhların, dostluğu da düşmanlığı da, Allah için değil nefisleri hesabınadır. Bugün bazılarının içimizdeki birtakım hainlere karşı tavır ve tepkileri,  davanın ve Mevla'nın hatırına değil; onları kendilerine rakip gördüklerinden dolayıdır. Kafayı taktıkları ve tapındıkları kuruntularına ve hayal kurdukları makamlarına konacağından korktukları herkes bunların potansiyel düşmanıdır. Bu tipler hayali görevlerle, hayali hedefler için savaşan Donkişot'tan farksızdır.

Ama unutmayalım ki, insi ve cinni insanların varlığıda lazımdır ve hikmet açısından hayırdır. Çünkü bu gibi vesvas ve hannas (Boş kuruntularla gururlandırıcı ve acıma rolüyle azdırıcı) kimseler müminleri yetişmesinde ve pişmesinde bir nevi antrenör rolü oynamaktadır. Yani Allah bunları, müminlere bedava hocalık yaptırmaktadır.

Harun Yahya'nın ifadesiyle; "Bu basit karaktere sahip insanlar, yaptıkları iyi işleri ve gösterdikleri bazı olumlu tavırları herkesin bilmesini isterler."[6]

Hayal ettikleri makamlara, hizmet ve faziletleriyle hak kazandıklarını anlatıp dururlar. Allah'ın lütfettiği bazı marifet ve meziyetlerini de buna gerekçe yaparlar.

Oysa yine Harun Yahya'nın ifadesiyle "insanın yüce değerleri bir tarafa bırakıp, nefsinin basit isteklerine boyun eğerek, dünyalık (makam ve) menfaatlere yönelmesi büyük bir aldanıştır.[7] Allah Kur'anda, nefislerine uyarak ayetlerinden uzaklaşan insanlar için:

"Eğer biz dileseydik, onu bununla (verdiğimiz imkân ve fırsatlarla) yükseltirdik. Ama yere (dünyalık beklentilere) meyletti, (gurur ve kuruntularına saplanıp), hevasına uyup gitti."[8]  Buyurmaktadır. Hâlbuki Bediüzzaman'ın dediği gibi: "Hırs ve hıyanet, sebebi mahrumiyettir. Tevekkül ve kanaat, vesile-i rahmettir."[9]

Harun Yahya'nın mükemmel tespitiyle:

"Kişinin nefsindeki benlik duygusu ve büyüklük arzusu; hırsı, tamahkârlığı, öfke ve hırçınlığı her türlü bozuk düşünce ve tavrı kışkırtır."[10]

"Bari-i Tealanıza (kusursuzca yaratan Yüce Rabbinize) hemen tövbe edip , (bu kirli ve kibirli, azgın )  nefislerinizi öldürün. Bu Allah katında sizin için daha hayırlıdır."[11]  Ayetinin uyarılarına kulak asmayan bu vartadan kurtulamayacaktır.

  • Kendince gözü açıklık yapıp, riskli ve zahmetli işleri arkadaşlarına yaptırmak
  • Böylece onları hedef yapıp yıpratmaya çalışmak
  • Basit feragat ve fedakârlıklarını büyük kahramanlık diye tekrar tekrar anlatmak
  • Az bir emekle, büyük beklentilere kapılmak
  • Sürekli nefsini temize çıkarmaya, ama başkalarına çamur atmaya çalışmak
  • İnsanları iğneleyici ve küçümseyici sözler konuşmak, yazılar yazmak
  • Kendi kuruntularına itibar ve itaat etmeyenleri "Hidayetleri kararmış" kabul edip, onlara karşı her türlü hakaret ve hıyaneti bir taktik olarak kullanmak
  • Kendi hayallerine gerçek gibi inanıp, heveslendiği mevki ve hedefleri ele geçirmiş sanıp, çevresindeki insanlara:" Bana hizmet ve rağbetiniz kadar, makam ve menfaate nail olacaksınız!" tavrıyla davranmak

İşte bütün bunlar, şeytani ruh taşıyan şarlatanların, basitlik ve bencillik ahlakıdır.

Ancak tövbe kapısı herkese açıktır.

"Allah geçmişte olanı bağışlayıcıdır. Ama kim tekrarlarsa, Allah ondan intikam alacaktır."[12]

Kendilerini Tanrı Görmek:

"Oysa göklerde ve yerde ne varsa-istese de istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülecektir."[13]

   "Siz (Hepiniz) O'na döndürüleceksiniz."[14]

   Gibi onlarca ayette, Cenabı Hak herkesin ve her şeyin; önünde sonunda mutlaka kendisine döndürüleceğini beyan buyurmasına rağmen; Nefislerini ilahlaştıran zavallılar ise:

   "Sen de bana döneceksin... Kapıma gelip diz çökeceksin... Çaresiz bana boyun eğeceksin" gibi iddialarda bulunup zırvalamaktadır.

   "Kim de (nimet ve faziletleri sadece nefsine reva görüp) cimrilik ederse ve kendisini müstağni (Herkesin kendisine muhtaç olduğunu, kendisinin hiç kimseye ve hiçbir şekilde ihtiyaç duymadığını) zannederse ve en güzel olanı (işine gelmediğinden ve haset ettiğinden haklı ve hayırlı hizmet ve daveti küçümseyip) tekzip ederse, Biz ona da zorlu olanı (kendisini sonunda zillet ve zahmete, Allah'ın gazabına ve azabına uğramasını) kolaylaştıracağız."[15]

   "Hayır, gerçekten insan azgınlaşır. Kendini müstağni (ve müstesna) gördüğünden"

   Şüphesiz dönüş yalnızca Rabbinedir."[16]  

   Gibi ayetler; Herkesin kendisine muhtaç ve mecbur kılındığı, kendisinin çok özel ve mükemmel yaratıldığı havasına kapılan ve nefsü hevasına tapınan tiplerin; nasıl azgınlaşıp saldırganlaştığını ortaya koymakta ve şeytani ruhların psikolojik ve bencillik paradigmasını anlatmaktadır.

   "Cennette gezerken: Çok önemli bilgiler ve yüksek görevler verilen birisinin şımarıp şaşıracağı ve Allah'ın lanetine uğrayacağı" yolunda bir ilahi uyarı levhasını okuyan şeytan "ya hu, bu kadar da ahmaklık ve alçaklık yapılır mı? Acaba bu nankör ve nasipsiz kimdir?" diye hayretle sorduğu, ancak onun kendisi olduğu rivayet olunmaktadır.

   Hâlbuki aklını beğenmek ve kendi vehimleriyle büyülenmek bir aldanıştır. Cenabı Hak "Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bilen bir bilen vardır."[17] Buyurmaktadır.

   "Eğer Hak onların hevalarına (İstek ve tutkularına) uysaydı, muhakkak gökler yer ve bunların içinde ve arasındaki herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı."[18]

   Ve hele sahip olduğu bazı bilgi ve becerileri Allah'ın rızası ve ahiret yatırımı yolunda değil de, başkalarına üstünlük taslamak ve bilgiçlik satmak için kullananlar şiddetle kınanmıştır. Harun Yahya'nın güzel tespitiyle:

   "Böylesi cahiliye insanları, sahip oldukları bilgileri; hayır, güzellik, insanların iyiliği ve güvenliği için kullanmazlar. Onlar bunu ancak dedi kodu yapmak ve fitne fesat çıkarmak için kullanırlar. İnsanları birbirlerine düşürmeye, tuzaklar kurmaya çalışırlar."[19]

   Kendilerini böyle "Çok bilgili, özel görevli, manevi yetkili" gösteren kişilerin, çevresine vaat ettiği hayali makam ve menfaatlere kavuşmak için onlara hizmet ve hürmet etmeği de Hz. Peygamberimiz "Deccal'den bile tehlikeli olan gizli şirk" olarak tanıtmış ve sakındırmıştır.

   "Bana göre, sizin için Deccal'den daha ziyade  (tahripkâr olacağından ) korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki; bir kişinin tutup (Maddi veya manevi yetkili sandığı bir) adamın makamına gösteriş için (ondan bir şeyler umarak) amel etmesidir."[20]

   Kibir şeytanın ahlakıdır ve nefsini ilahlaştırmaktır. Efendimiz:

   "Kibir; Hakkın iptali ve halkın tahkiridir."[21]  Buyurmaktadır.

   Yani: Birinin hak ettiği nimet ve fazileti, ona reva görmemek ve insanları küçümseyip hakaret etmektir. Bütün bunlar Allah'ın takdir, taksim ve tayinine isyan ve itirazın bir ifadesidir.

   "VESVASİL HANNAS

MİNEL CİNNETİ VENNAS"

İlahlık davası güdüyor hain

Haset zekavetle şeytana benzer!..

Keramet sanıyor, zannını kâhin

Aslında sui zan, bühtana benzer!..


Zatından kopanı kafir sayıyor

O her vesveseyi, vahiy sanıyor

Saflar, safsatayı sahih sanıyor

Aynen azdırıcı süfyana benzer!..


Kafaları meşgul, hep muhal ile

Saltanat kurgular, ham hayal ile

İçtihat yapıyor, ilmihal ile

Sinsice saldıran sırtlana benzer!


Ulvi gerçekleri dun hevesine

Perde yapar nefse, avanesine

Makamlar dağıtır, bir bir hepsine

Şeytanlara tapan, "satan"a benzer!


Şampiyon geçinir, şebek cinsinden

Tevil tefsir yapar, işkembesinden

"Ensar" diye bahseder şebekesinden

Hala yem bekleyen, kurbana benzer!


Hükmüne itiraz büyük günahtır

İftira, fesatlık her yol mubahtır

Rakip gördüğüne Hasan Sabbah'tır

Ganimet delisi, korsana benzer!


Hakikatle her şey, hayır hikmettir

"Halkı şer şer değil, kesbi şer şerdir"

Nice vesvas var ki, zahir beşerdir

Özü iblis yüzü, insana benzer!..



[1] Bak: Arapça lügat Ahteri Kebir

[2] Şuara: 221-223

[3] En'am:112-113

[4] Basitliğin Kirli Kültürü Giriş: sh.8

[5] Mutaffifin 29-36

[6] A.e.g: sh. 104

[7] A.e.g: sh: 108

[8] Araf:176

[9] Mektubat sh:271

[10] A.eg: sh:126

[11] Bakara:54

[12] Maide: 95

[13] Ali İmran:83

[14] Yasin:22

[15] Leyl: 8-9-10

[16] Alak: 6-7-8

[17] Yunus:76

[18] Müminun:71

[19] Hz.Muhammed Sh.43

[20] Ramuzel Ehadis-Hazreti Muhammed H.Yahya Sh:101

[21] Ramuzel Ehadis


Bu yazarin diger makaleleri

DIŞ POLİTİKA MI, BOŞ PALAVRA MI?
Bir ülkenin dış politikası, onun uluslar arası ağırlığını, saygınlığını ve...
Devami
KIBRIS LOKMA LOKMA GİDİYOR!
  Dışişleri: Karar KKTC Hükümeti'ninmiş!.. Dışişleri Bakanlığı, Lokmacı'daki üst geçidin kaldırılması...
Devami
ATATÜRKÇÜLÜK VE MİLLİ GÖRÜŞÇÜLÜK ÇOK MU AYKIRI?
  Atatürk’ün ailesi ve yakınları: O dönemler Balkanlar ve Yunanistan Osmanlı-Türk toprağıydı....
Devami
AKP SATIYOR YENİ ŞAFAK SAVUNUYOR
  Toprak satışı, özgürlüğün batışıdır! Son aylarda hızla tırmanan yabancılara toprak...
Devami
“BAŞKAN”LIK SAPLANTISI VE ALLAH'IN İNTİKAMI
Başkanlığı Kazanmak Başka; Başta Kalmak ve Başarılı Olmak Başkaydı! Hatırlayınız, ABD...
Devami
CEMAAT-HÜKÜMET SAVAŞINDA DEVLET DEVRE DIŞI MI?
  Yolsuzluk Operasyonuyla Lağımlar Deşiliyordu! AKP’li dört bakanın oğullarının, belediye başkanlarının, yandaş...
Devami

Makale Paylaşım Sayısı: 4620

Yorum ekle

Yazdığınız her yorumla birlikte IP adresinizin kayıt edildiğini ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına aykırı, iftira ve genel ahlaka aykırı tarzda yorumlarınızdan hukuken ve vicdanen sorumlu tutulacağınızı tekrar hatırlatırız...


Güvenlik kodu
Yenile

YABANCI DİLDE KİTAPLARIMIZ

SON YORUMLAR